Atalarımızı Saygı ile Anıyoruz

Kafkas Dernekleri Federasyonu, 21 Mayıs Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nde de hayatını kaybeden atalarımızı anmak için 21 Mayıs Çarşamba günü öğle namazını müteakip Ankara/Kocatepe Camii'nde mevit okutuyor. Dualarımız soykırım ve sürgünün acısını yaşayan atalarımız için... Kafkas Dernekleri Federasyonu Tarih: 21 Mayıs 2014 Çarşamba günü (öğle namazını müteakip) Yer: Kocatepe Camii, Ankarap>  nanKaffed

Ne Yapmalı-5

Toplum bilimciler etnik kimliklerin güçlü bir şekilde gözlenebilmesi için bu grupların aynı zamanda sosyal düzenin ekonomik ve siyasi yapıları içerisinde izlenebilir olması gerektiği görüşündedirler. Yani etnik kimlikler siyasi ve ekonomik bir güç olarak örgütlendikleri takdirde yapılarını koruyup daha uzun süre devam ettirebilirler. Nitekim Yahudi ve Ermeni diasporalarında olduğu gibi Hindistan ve Çin diasporalarında açıkça aynı şeyleri izlemek mümkündür. Çerkeslerle nerdeyse aynı yıllarda İngilizler tarafından gönüllü veya gönülsüz şeker kamışı tarlalarında çalıştırılmak üzere Fiji’ye gönderilen Hintli işçilerin zamanla adalardaki siyasi alanda yükselmelerinin altındaki en büyük nedeni olarak Hintli grupların ekonomik dayanışma içerisinde olmaları gösterilmektedir. Öte yandan Jamaika’daki Çinli göçmenlerin “bir tüccar sınıfı oluşturmalarının hikayesi, onların ekonomik başarılarında ve sosyal yükümlülüklerinde etnik kimliklerinin ne kadar fazla rol oynadığını göstermektedir. ‘Çinliler iş çevrelerinde destek ve alışveriş konusunda birbirlerine kenetlendikçe daha güçlü bir kolektif kimliğe kavuştular.‘ ”[1]p> Çerkes toplumunda böyle ekonomik dayanışma örgütlerinin oluşmamış olmasının nedeninin, Çerkeslerin hemen tehcir sonrası Osmanlı devletiyle kurmuş oldukları ilişkide aranması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Çerkes halkının tehciri tek başına Rusya’nın aldığı bir kararla olmadı. Çarlık Rusya’sı “baş belası” dağlı halklardan kurtulmak istiyor, nüfus ve toprak olarak giderek küçülen Osmanlı devleti de bu savaşçı Müslüman halka ihtiyaç duyuyordu. Sonunda Çarlık Rusya’sı tehcir etti. Osmanlı halifesi kabul etti. Çerkes aristokratlarının önemli bir kısmı da bu tehcirde aktif bir rol oynadı. Bunun sonucunda Çerkes elitistleri Osmanlı asker ve sivil bürokrasisinde başka hiçbir diasporada görülmemiş biçimde önemli konumlar edindiler. Ben başlangıçta yararlı gibi görünen bu ilişkinin, süreç içerisinde etnik kimliğin güçlenmesi bağlamında Çerkes halkının zararına işlediğini düşünüyorum. Özellikle imparatorluğun parçalanması ve “Kurtuluş Savaşı” sonrası kurulan cumhuriyet rejiminde devlet eliyle yukarıdan aşağıya sürdürülen uluslaşma faaliyetleri içerisinde uygulanan baskılara ve asimilasyoncu uygulamalara Çerkes halkının tepkisinin, devlet bürokrasisinde Çerkes kökenli elitlerin bulunması nedeniyle büyük ölçüde düştüğü görüşündeyim. Öte yandan savaş sonrası muktedirler arasında yaşanan iktidar savaşımı sonunda, sanki savaşımın etnik bir yanı varmış gibi faturanın bütün olarak Çerkes halkına çıkarılıp Batı’daki bazı Çerkes köylerinin boşlatılarak halkının sürülmesi, ister istemez Çerkes halkının hafızasındaki tehcir korkusunu yeniden gün yüzüne çıkarttı. Bunlara yukarıda değindiğimiz Çerkes halkının ekonomik gücü ve dayanışmasının olmamasını da ekleyecek olursak ister istemez Çerkes halkı çareyi, etnik kimliğini baskılayıcı bir davranış içerisine girmekte buldu. Acılardan, farklılıklardan hiç söz edilmedi. Tam tersine farklılıklardan vebadan kaçar gibi kaçıldı. Bugün küreselleşme ile birlikte yeniden uyanış içerisinde gözükse de Çerkes etnik kimliği diasporada hayli sıkıntılı bir durumdadır. Oysa günümüzde etnik gruplar, bir olgu olarak politikanın bir kurucu unsuru olmaya ve bir ölçüde onu biçimlendirmeye başlamıştır. Etnik olarak tanımlanmış gruplar normal seçmenlerden daha politik bir güce sahiptirler. Dolayısıyla kendilerine yakın siyasal partilerin oy deposu olabilirler. Bunun örneğini, ispanya’da Basklar da Türkiye’de Kürtler’de çok net olarak görebiliriz. İşte tam da bu noktada artık şu can alıcı sorunun zamanının geldiğini düşünüyorum: “Acaba Türkiye’de etnik bakımdan tanımlanmış bir Çerkes etnisitesinden ne derece söz etmek mümkündür?” Bu soruya yanıt vermeden önce toplum bilimcilerin etnisite konusundaki yorumlarına bir daha bakmakta fayda vardır diye düşünüyorum. Çünkü “etnik grup kavramı konusunda bütün yorumcular bireyin kendisini, kendisi gibi olan diğerlerinden biri olarak görmesini sağlayan sosyal kolektif kimlik oluşumuna karşılık geldiğinde hemfikirdirler. Sınırları gevşek veya belirlenebilen halklar kendilerini kolektif olarak diğer halklardan ayrıt ederler.” (…) Yani “Etnisitenin ancak ilişkilere dayanan doğası, etnik gruplardan -sadece- aynı soy, kültür ve dili paylaşan halklar diye bahsedemeyeceğimiz anlamına gelir.  Bu paylaşımlara az ya da çok hepsinde rastlansa da etnisitenin hayatiyet kazanabilmesi için gerçek veya algılanan soy, kültür ve dil farklılıklarının sosyal davranışlarla da harekete geçirilmesi gerekmektedir. İnsanlar konuşma şeklimizden, sürdürdüğümüz geleneklerden ve hayat tarzımızdan halkımızın nesillerdir devam eden sürekliliğinden ötürü bizim onlardan farklı olduğumuzu bilirler ya da söylerler.”[2] Bu alıntılar eşliğinde düşündüğümüzde bu soruya verilecek en iyimser yanıtın bile hayli tartışılır olduğunu söyleyebilirim. O zaman ister istemez en başta söylediğimiz konuya gelmiş oluyoruz. Yani Çerkes etnik kimliğini “değişen zamanın ruhuna uygun olarak yeniden tanımlayıp daha geniş bir halka ile yola devam etmek gerekir.” Bunun için de öncelikle Çerkes etnik kimliğinin bileşenlerine daha yakından bakmamız gerektiğini düşünüyorum:p>  “Çerkes kimliği (halkı) birleşmelerden oluşan bir kimliktir. Asuriler ise bölünmelerden oluşan bir kimliktir.[3]” Sosyolog Cahit Aslan’ın bu tespiti bence çok önemlidir.  Çünkü Çerkes kimliği daha çok diasporaya özgü bir kimliktir. Kafkasya’nın farklı bölgelerinden gelen kabileler,  diasporadaki yerleşimlerine de uygun olarak öteki ile karşılaşınca birbirlerine yakınlaşma gereği hissetti. Oluşan kader birliği ile kabile kimliklerinden çok, “öteki”nin onları topluca isimlendirdiği “Çerkes” adlandırması ön plana çıktı. Çoğu yörelerde Abaza, Karaçay, Oset, Balkar, bir Adige kadar kendisini Çerkes olarak hissetmeye başladı. Bir yandan da evliklerle iç içe geçen bu kabilelerde Çerkes kimliği bağlayıcı ve birleştirici oldu. Böylelikle bir zamanlar Kafkasya’da yerli halk tarafından çok kullanılmayan ama gezginler ve diğer halklar tarafından çoğunlukla Adigelere izafeten kullanılan Çerkes sözcüğü diasporada biçim değiştirerek (genişleyerek) diğer kabileleri de kapsayıcı nitelik kazandı. Dolayısıyla şunu rahatlıkla iddia edebiliriz ki eğer Çerkesler (kendilerine Çerkes denen ve kendilerini Çerkes kabul eden Kafkas kavimleri) bir araya topluca yerleştirilmiş olsalardı, bugün tıpkı Kürtler gibi, bir “Çerkes Proto-ulusu”[4]ndan söz ediyor olabilirdik. Ancak bugün böyle bir durumdan söz edemiyoruz. O halde var olan somut durumdan hareketle diasporada yüz yılı aşkın bir süredir birleştiriciliği simgeleyen Çerkes sözcüğü bundan böyle ayrıştırıcı değil, tam tersine daha çok birleştirici bir unsur olarak görülmelidir. Çünkü etnik gruplar sabit sınırlar değildir, etnik gruplara sabit sınırlar çizmeye kalkışmak yaşamın kendisine aykırıdır ve sadece zarar verir. “Tarihsel kullanım olarak etnik ve etnik grup terimleri daha çok kültürel farklılık bağlamında kullanılmaktadır.”[5] Çünkü aynı dili konuşanlar bazen aynı kültürü paylaşmayabilirler: Örneğin; İngilizce konuşan halklar, ya da Frankofon (Fransızca konuşan dünya) bunlara örnektir.  Dolayısıyla etnisitenin sınırları sosyal ilişkiler içerisinde oluşan kabullerdir. Onlar da zamana ve mekâna göre değişebilirler. Bu veriler ışığında Çerkes etnik kimliğini daha açık tanımlayacak olursak: Çerkes kimliği ortak kader, ülkü birliği ve ortak kültüre dayanan bir etniklik tanımlamasıdır.  Dolayısıyla tıpkı Kürt’üm diyenin Kürt, Türk’üm diyenin Türk, İngiliz’im diyenin İngiliz olduğu gibi Çerkes’im diyen, kendini Çerkes gören herkes Çerkes’tir. Çerkes  etnisitesi ortak kültürlü ama çok dillidir. Ancak Çerkes etnik kimliğinin omurgasını Adige halkı oluşturduğundan Çerkes dili dendiğinde Adigecenin akla gelmesi doğaldır. Bu nedenle ortak dil olarak Adigecenin üzerinde yoğunlaşılmalıdır.  p> Çerkes etnikliğini bu şekilde tanımladıktan sonra etnik kimliğin nasıl güçlendirilebileceği sorusuna yanıt arayabiliriz… Devam edecek p> [1] Etnisite, Irkçılık, Sınıf ve Kültür, s.42p> div> [2] Etnisite, Irkçılık, Sınıf ve Kültür, Steve Fenton s.9p> div> [3] Birey-Toplum-Devlet-Etnisite, Dr. Cahit Aslan s.9p> div> [4] Proto-uluslar veya etno-ulusal gruplar ulus olma talebinde ve iddiasında bulunan, dolayısıyla büyük bir devlet ile birleşmiş oldukları halde bir çeşit kendi kendini yönetebilme hakkı talep eden halklar.p> div> [5] Etnisite, Irkçılık, Sınıf ve Kültür, Steve Fenton s.5p> div> div>nanAdnan Özveri

Konferans: Çerkeslerin Sürgünü

Kafkas Dernekleri Federasyonu, Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nün 150. Yıldönümü'nde bir dizi konferans düzenliyor. Bu etkinliklerin ilki 17 Mayıs 2014 günü Ankara'da gerçekleşecek. Çerkeslerin Sürgünü: Dün, Bugün, Yarın konulu konferansa konuşmacı olarak Prof. Dr. Wulf Köpke (Hamburg Etnoloji Müzesi), Doç.Dr. Cahit Aslan (Çukurova Üniversitesi), Fehim Taştekin (Radikal Gazetesi) ve Zeki Kartal (Kafkas Dernekleri Federasyonu) katılıyor.p> Konferans: Çerkeslerin Sürgünü: Dün, Bugün, Yarın Tarih: 17 Mayıs 2014, Saat: 15:30 Yer: TEPAV Konferans Salonu Adres: Söğütözü Cad. No:43, TOBB-ETÜ Yerleşkesi, TEPAV Binası, Söğütözü, Ankarap>  nanKaffed

150. Yıl Etkinliğine DİSK’ten Destek

KAFFED Sosyal Etkinliklerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ünal Uluçay ve KAFFED Yönetim Kurulu Üyesi Tarık Balyalı 24 Mayıs'ta İstanbul Kartal'da gerçekleştirilecek 150. Yıl etkinlikleri için DİSK Genel Başkan'ı Kani Beko'yu ziyaret etti. Ziyaretimizde 21 Mayıs'da yaşananlardan ve çalışmalarımızdan bol bol bahsedildi. 21 Mayıs için deklerasyonunu imzalayan Genel Başkan acımızı paylaştığını ve Kartal etkinliğimize katılmak istediğini bildirdi. nanKaffed

General İsmail Berkok’a Saygı

Kafkas Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu, aramızdan ayrılışının 60. yıldönümünde General İsmail Berkok için 11 Mayıs Pazar günü saat 12:00'de Cebeci Askeri Şehitliğinde bir anma töreni düzenledi. Tarihte Kafkasya isimli eseri Çerkes tarihi ile ilgilenen herkesin temel kaynağı olan General İsmail Berkok 1890’da Kaberdey köyü Jereştey’de doğdu (Yağlıpınar/Pınarbaşı), 11 Mayıs 1954'de hayatını kaybetti. 64 yıllık yaşamına 5 madalya, 20 eser çok sayıda makale sığdırdı. Birinci Dünya Savaşı'nda Ahmet ve Mahmut kardeşlerini bu topraklara şehit verdi. Annesiz ve babasız eniştesini de kaybettikten sonra kız kardeşinin yanında yoksulluk içerisinde okudu. Harp Akademisi'ni 1910’da en başarılılar arasında bitirdi. Makedonya’dan Irak’a Sakarya’dan Kafkasya'ya kadar hep savaştı. Cephe gerisinde de yurtseverliği peşini hiç bırakmadı. Kulaklarında babasının sürgün öyküleri, Anadolu’da başarılı bir asker, düşüncelerinin peşinde koşan onurlu bir Çerkes olarak yaşadı.p> General İsmail Berkok'u her zaman saygıyla hatırlayacağız. {gallery}/haber/federasyon/2014/iberkok{/gallery}nanKaffed

Kaffed Yönetim Kurulu Toplantısı Yapıldı

KAFFED Yönetim Kurulu, 11 Mayıs 2014 tarihinde Federasyon Genel Merkezinde, YK üyeleri ve Çalışma Gruplarımızdan katılımlar ile toplantı yaptı.p> Toplantıya Yönetim Kurulu tarafından kurulmuş olan 150.Yıl Çalışma Grubunun çalışmaları hakkında bilgi verildi ve görüş alışverişinde bulunuldu. {gallery}/haber/federasyon/2014/yk1{/gallery}nanKaffed

ODTÜ Tarih Topluluğu 150.Yıl Kafkas Sürgünü Konferansı

ODTÜ Tarih Topluluğu "150. Yılında Kafkas Sürgünü" Konferansı Kafkas sürgününün 150. yılı münasebetiyle düzenecek olan; Murat Papşu’nun konuşmacı olduğu konferans  (ardından söyleşi) ve Azmi Toğuzata’nın şarkılarıyla devam edecektir.p> 13 Mayıs 2014 Salı Günü Saat 14:00 ODTÜ Kültür Kongre Merkezip>    nanKaffed

Anneler Günü Kutlu Olsun!

Doğumdan ölüme kadar hayatın her anında varlıklarını hissetmek istediğimiz, bizi biz yapan en değerli varlığımız, başımızın tacı annelerimiz; Geleceğimizin teminatı, halkımızın varlığının güvencesisiniz. Aile ve toplum değerlerimizin yaşatılması ve geleceğe taşınmasında en önemli görev sizlerin. Geleceğimizin asıl mimarları sizlersiniz.Varlıklarınızla hayatımıza anlam kattınız. Anavatan ve diasporadaki tüm annelerimizin “Anneler Günü’nü kutluyor, her birine sağlık, mutluluk ve uzun ömürler diliyoruz. KAFKAS DERNEKLERİ FEDERASYONU   АНЭМ И ДЖЭ МАКЪp> td> ANNENİN ÇAĞRI SESİp> td> tr> Зэгуэр уи анэм и джэ макъ зэхэпхмэ td> Bir gün annenin çağrısını duyarsan td> tr> Ухэтси дэпым - td> Köz içinde bile olsan td> tr> Уэ зэщІэувыкІ! td> Dur da düşün! td> tr> Зэгуэр уи анэм и джэ макъ зэхэпхмэ td> Bir gün annenin çağrısını duyarsan td> tr> Ажалу щытми къуожьэр td> Ecel bile olsa seni bekleyen td> tr> КъызэплъэкІ! td> Dön de bir bak! td> tr> Зэгуэр уи анэм и джэ макъ зэхэпхмэ td> Bir gün annenin çağrısını duyarsan td> tr> Сэр ныкъуэ къихмэ сампІэм - td> Kılıç yarı çekikse bile kınından td> tr> Ар илъхьэж! td> Yerine koy! td> tr> Зэгуэр уи анэм и джэ макъ зэхэпхмэ td> Bir gün annenin çağrısını duyarsan td> tr> Шэ быутІыпщам - td> Attığın kurşunu td> tr> лъэщІыхьи къегъэгъэзэж! td> Yetiş de, geri çevir! td> tr> МафІэс, къугш лъалъэ, td> Yangın, zelzele-deprem, td> tr> Дунейр зыхьыж псыдзэ - td> sel olsa dünyayı alıp götüren td> tr> ЩымыІэ си анэ сызыубыдын. td> Olmaz anacığım beni tutabilen td> tr> Щызэхэсхам уэ къыбжьэдэкІауэ си цІэ td> Duyarsam adımı senin ağzından. td> tr> Ар схылъэкІынщ сэ, td> Bunu başarabilirim, td> tr> Сэ уэ сурибынщ. td> Zira senin evladınım ben. td> tr> Ауэ сыкъыщожалІэм щтэІэ-щтаблэу td> Ama koşup geldiğimde yanına korku-telaş içinde td> tr> Дапщэщи хуэдэу td> Her zamanki gibi td> tr> къызжеІж къужей td> Yalnızca şunu söyle: td> tr> «Сигу укъэкІауэ арат тІэкІу си щІалэ» td> “Seni biraz özlemişim yavrum”, td> tr> ГуфІэгъуэм си псэр хэткІухьынщ абдей. td> Mutluluktan erir oracıkta yüreğim. td> tr> Хьэуэ, семыжьэ е-ей, - td> Hayır, asla beklemiyorum, td> tr> Тхьэм имыухкІэ td> Allah yazmasın! td> tr> Къэхъуну я ужь дыдэу сыщебджэж. td> Beni son çağırışın hiç olmasın. td> tr> ИтІани къытезгъхазэу жызоІэж td> Yine dönüp tekrar diyorum ki; td> tr> Зэгуэр уи анэм и джэ макъ зэхэпхмэ td> Bir gün annenin çağrısını duyarsan td> tr> И пащхьэм псынщІэу нэси td> Hızla var da huzuruna td> tr> сыну щыж! td> Heykel olup çakıl! td> tr> БИЦІУ Анатолэstrong>p> td> BİTZU Anatole (çev. F.HUVAJ)strong>p> td> tr> tbody> table>  nanKaffed

Şejok’o Zafer’in Yeni Kitabı “Сэ Иджыри Сы- Истамбылакlуэщ” çıktı

Kitabın tüm gelirleri Adıgey Cumhuriyetinde yapımı devam eden Tıj İlkay misafirhanesine aktarılacak.  SAYIN ŞEJOQ'UE ZAFER'İN ŞİİR VE İMZA GÜNÜNE TÜM HEMŞERİLERİMİZ DAVETLİDİR. Yer: Ankara Çerkes Derneği Tarih: 10 Mayıs 2014 Saat: 19:30 Kitabı 0538 286 33 64 nolu telefonu arayarak temin edebilirsiniz.nanKaffed

21 Mayıs: Reyhanlı da Adalet İstiyor

Reyhanlı Çerkes Derneği - Adığe Khase öncülüğünde Reyhanlı Çerkesleri ve dostları Çerkes Soykırımı ve Sürgünü'nün 150. yılında taleplerimizi tüm dünyaya haykırmak için 18 Mayıs Pazar günü saat 15:00'de Yenişehir Mahallesi C. tesi pazarı meydanında buluşuyor.p> Çerkesler hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının farkında.... Çerkesler soykırımın tanınmasını istiyor... Çerkesler intikam istemiyor.... Çerkesler adaletin yerine getirilmesini istiyor... Yaşasın Çerkes kalma mücadelemiz. Yaşasın Çerkesya Tarih: 18 Mayıs 2014, Pazar Saat: 15:00 Yer: Yenişehir mah. C. tesi pazarı meydanı  p>nanKaffed