Düzce Üniversitesi’nde Adıge Dili Eğitici Kursu

Düzce Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Çerkes Dili ve Edebiyatı bölümü bünyesinde, katılımcılara ortaokullarda okutulmakta olan Seçmeli Adıgece derslerinde öğretmenlik imkanı sağlayacak “Sertifikalı Adıge Dili Eğitmen Kursu” açılması için bir çalışma yapılmaktadır.   Söz konusu kurs programına; Adıge dilini iyi bilen ve 4 yıllık üniversite mezunu olanlar (öğretmenlik formasyonu veren bölümlerden mezun olanlar tercih edilecektir) katılabilecektir.   Planlanan program süresi 72 saattir. Programın detayları gelecek olan taleplere bağlı olarak belirlenecek ve katılımcılar ile paylaşılacaktır.   Son başvuru tarihi 15 Eylül 2014.    Başvurular, info@kaffed.org adresi üzerinden yapılacaktır.nanKaffed

Abhazya’daki Seçimler Tanınmalıdır

Abhazya Cumhuriyeti'nde Devlet Başkanlığı seçimi 24 Ağustos 2014 günü yapıldı. 24 ülkeden 100'den fazla gözlemcinin de katıldığı seçimler, Abhazya'da daha önce yapılan beş devlet başkanlığı seçiminde olduğu gibi evrensel hukuk normlarına uygun bir şekilde gerçekleşti. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jen Psaki, NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen ve AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton 24 Ağustos'ta yaptıkları açıklamalarda Abhazya'daki Devlet Başkanlığı seçimlerini tanımadıklarını, “Gürcistan'ın egemenliği ve toprak bütünlüğünü desteklediklerini” belirttiler. Gürcistan, Ukrayna, Romanya, Letonya gibi ülkeler de aynı ifadeler ile seçimleri ve dolayısıyla seçilen liderleri tanımadıklarını açıkladılar. Türkiye'nin Gürcistan Büyükelçisi Levent Gümrükçü İstanbul'da açılacak seçim sandığına ilişkin olarak 21 Ağustos günü yaptığı açıklamada “Türkiye'nin her zaman Gürcistan'ın toprak bütünlüğünü desteklediğini, tüm uluslararası hukuk normlarına ve Gürcistan yasalarına aykırı olduğu için Abhazya'daki seçimlerin Türkiye hükümeti tarafından tanınmadığını” söyledi. Abhazya kendi kaderini tayin hakkını bağımsızlık yönünde kullanmış ve tüm baskılara karşın 20 yıldır bağımsızlığını ve demokratik yapısını kararlı bir şekilde korumuştur. Abhazya halkı 24 Ağustos 2014 günü en temel hakkını, seçme ve seçilme hakkını kullanarak özgür iradesi ile Abhazya Cumhuriyeti Devlet Başkanını belirlemiştir. Uluslararası hukuk normlarına uygun bir şekilde gerçekleşen seçim sonuçlarını ve Abhazya yönetimini tanımamak, Gürcistan'ın saldırgan politikalarını destekleyerek bölgede barış ve huzurun tesis edilmesini engellemektir. Bu nedenle Türkiye'de yaşayan Abhaz, Adıge ve tüm Kuzey Kafkas halkları olarak Abhazya halkının temel haklarını inkar eden bu açıklamaları kınıyor, başta Türkiye olmak üzere tüm ülkeleri Abhazya'daki seçimleri tanımaya davet ediyoruz. Kafkas Dernekleri FederasyonunanKaffed

Kaffed Rossotrudniçestvo Temsilcileri İle Görüştü

Kaffed, Rusya Federasyonu Dış İşleri Bakanlığı'na bağlı "Yurtdışındaki Soydaşlar ve Uluslararası İnsani İşbirliği Federal Ajansı" (Rossotrudniçestvo) temsilcileriyle Federasyon Genel Merkezinde bir görüşme yaptı. Kısaca “Rusya İşbirliği Ajansı” olarak bilinen söz konusu kurum, bilimsel ve kültürel çalışmalarının yanı sıra Rusya’daki üniversitelerde okumak isteyen yabancı öğrenciler ile ilgili organizasyonları da yapmaktadır. Bu çerçevede, Federasyonumuz aracılığıyla Anavatandaki üniversitelere burslu  öğrenci gönderilmesi konusu kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Ayrıca dil eğitimi ve kültürel çalışmalar konusunda işbirliği imkanları üzerinde bilgi alış verişi yapılmıştır.nanKaffed

Nabi Avcı: Kürtçe, Lazca, Çerkezce Öğretmenleri Alacağız

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. “KÜRTÇE SEÇMELİ DERSİMİZ VAR, KAFKAS DİLLERİNDEN SEÇMELİ DERSLERİMİZ VAR” Branşlarla ilgili olarak da bilgi veren Avcı, “Elimizde hangi branşlarda ne kadar öğretmene ihtiyacımız var önce buna bakıyoruz. Bu branşlarda en çok hangi illerde açığımız var ona bakıyoruz. Dolayısıyla 40 bin yeni öğretmen adaylarımızı, ihtiyaç duyduğumuz branşlara göre oranlıyoruz” diye konuştu. Yeni branşların olduğunu da açıklayan Avcı, “Seçmeli ders olarak ‘Yaşayan Diller ve Lehçeler’ diye bir seçmeli dersimiz var. Bu ders altında Kırmançi, Zazaki yani Kürtçe seçmeli dersimiz var. Kafkas dillerinden seçmeli derslerimiz var. Hangi ilde kaç Kürtçe veya Lazca, Çerkezce öğretmenine ihtiyacımız var, bunların dökümlerini çıkarıyoruz. Bu alanda tezsiz yüksek lisans, lisans eğitimi yapan öğrencilerimiz bu derse öğretmen olarak atanacaklar. Ama bunları okullara atayamıyoruz, her okulda Kürtçe öğretmene ihtiyacımız yok. Onları İl Milli Eğitim Müdürlüklerine atayacağız. Sonra İl Milli Eğitim Müdürü öğretmen arkadaşlarımızı hangi okulda bu ders seçilmişse oralara görevlendirilecek. Bu alanda da eğitim gören öğretmen adaylarımız bu ders yılından itibaren atanacak” dedi. [Kaynak: İhlas Haber Ajansı]p>  nanKaffed ]

Kahramanmaraş Derneği Adige Dili Eğitmenleri Hakkında Toplantı Yaptı

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) tarafından yürütülen Çerkes Dili eğitmenlerinin eğitilmesi ve yetiştirilmesi projesi çerçevesinde, KAFFED Eğitim ve Teşkilatlandırmadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ertan KOYUNCU ve Adige dili eğitmeni ve dilbilgisi uzmanı hemşehrimiz İlhan AYDEMİR'in katıldığı bilgilendirme toplantısını dernek binasında düzenlendi. Proje kapsamında 72 saatlik kursu tamamlayan kursiyerlere verilecek olan sertifikalar ile MEB'e bağlı okullarda 5-8. sınıf öğrencilerinin seçmeli dersleri için ve üniversitelerdeki Çerkes Dili ve Edebiyatı bölümleri için eğitmenlik yapma imkanı sağlanacaktır. Toplantı sonunda 24 kişiden oluşan kurs talep listesi oluşturularak, yarın (04/09/2014 Perşembe) saat 13.00'de Derneğimizde kursun başlatılması kararlaştırıldı. Kursu verecek olan değerli eğitmenimiz İlhan AYDEMİR'e sonsuz teşekkürlerimizi sunar, kursumuzun toplumumuz için faydalı olmasını temenni ederiz. nanKaffed

Beslan Faciası Unutulmadı

Beslan'daki 1 Numaralı Okul 1 Eylül 2004 sabahı yeni eğitim yılına hazırlanmıştı. İlk derse büyük bir heyecan ve mutluluk ile gelen öğretmenler, öğrenciler ve aileler çağdaş tarihin en büyük trajedilerinden birini yaşayacaklarını bilmiyorlardı. Tören başladıktan kısa bir süre sonra silahlı bir grup, ateş açarak okula girdi ve yaklaşık 1200 çocuk ve yetişkini okulda rehin aldı. Üç gün boyunca rehinelere su ve yemek verilmedi. 2 Eylül günü saldırganlar İnguşetya eski devlet başkanı Ruslan Aushev ile görüşmeyi kabul etti.  3 Eylül günü görüşmelerin devam etmesi beklenirken, rehinelerin tutulduğu spor salonunda bir bombanın patlaması üzerine ortalık savaş alanına döndü. Çatışma bittiğinde 300'den fazla sivil hayatını kaybetmişti. Ölenlerin yarısından fazlası çocuktu... Amacı ne olursa olsun sivillere yönelik tüm saldırıları kınıyor, Beslan faciasında hayatını kaybedenleri rahmet ve saygıyla anıyor ve bu tür acıların hiç bir daha yaşanmamasını diliyoruz. UZAKLARDA BİR YERDE Sürüden artakalmış   yolunu şaşırmış    rengarenk bir kelebek     uçuyor penceremin önünde. Telaş içinde,   bu sonbahar gününde. Aynı anda,   Kafkasya’da,  Beslan sokaklarında   bir çocuk.    belli ki geç kalmış,     sarı saçları taranmamış. Bir elinde kır çiçekleri   Kitaplar bir elinde. Yürüyor soluk soluğa   Okul yolunda. Uzaklarda bir yerde   Ortadoğu’da,    bir başka çocuk. Gövdesi cılız   gözleri Kara. Fukara mı fukara. O da düşmüş sokaklara... Koltuğunun altında   bezden bir torba. İçinde Elifba Cüzü,    O yaşta yaşlanmış yüzü. Saçları kıvır kıvır   yanaklarında ter. Doğum yeri: Telâfer. Filistin’de, Tiğrit’te, Bağdat’ta... Islık çalıyor mermiler. Ölüler, ölüler, ölüler... Dünyanın bize uzak haritalarında   Ev Ödevleri yerine,    korku, gözyaşı... Ve,   Çığlıklar taşıyorlar çocuklar    Beslenme çantalarında. Çetin ÖNER  p>nanKaffed

Kaffed’den Özkoç ve Özgündüz’e Teşekkür Mektubu

Türkiye'de yaşayan Abhazya vatandaşları ilk kez 24 Ağustos günü Abhazya Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oylarını kullandılar. 24 Ağustos günü İstanbul'daki Abhazya Temsilciliği'nde seçim sandığı kurulacağı haftalar öncesinden medya organlarında duyurulmuş olmasına karşın oy verme işlemi başladıktan yaklaşık 2 saat sonra emniyet güçleri seçim merkezine gelerek mahkeme kararı gereği seçimin yapılamayacağını ve seçim sandığında el konulacağını bildirmişlerdi. Seçimlerde oy kullanmak en temel vatandaşlık haklarından biri olduğu ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarında bu hakkın kullanılmasını engelleyen hiç bir hüküm bulunmadığı için Abhazya vatandaşları ve seçim merkezinde bulunan Kaffed gözlemcileri seçimin normal koşullarda yapılabilmesi için yoğun gayret göstermiş, seçim sandığına el konulduktan bir süre sonra yeni bir sandık açılarak seçim süreci başarıyla sonuçlanmıştır. Seçim merkezindeki görüşmeler sırasında, seçim sandığına sahip çıkan ve çoğunluğu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı da olan Abhazya Cumhuriyeti vatandaşlarının en doğal haklarının korunmasında çok önemli katkılar sağlayan Sakarya Milletvekilimiz Sn. Engin Özkoç ve İstanbul Milletvekilimiz Ali Özgündüz'e diaspora adına birer teşekkür mektubu gönderilmiştir. Kaffed tarafından Sn. Özkoç ve Sn. Özgündüz'e gönderilen mektupları okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz. nanKaffed

Azhvala Şenliği’ne Davetlisiniz

Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği'nin düzenlemiş olduğu geleneksel Azhvala Şenliğine davetlisiniz. Tarih: 07 Eylül 2014 Pazar Günü Saat: 14:00 Yer: Musaözü Köyü İrtibat tel: 0533 466 28 08nanKaffed

Ne Yapmalı-6

Çerkes Etnik kimliğinin güçlendirilmesi: Steve Fenton, “Etnisite , Irkçılık, Sınıf, Kültür” adlı  kitabında,  etnisite maddi bir olgu mu yoksa kurmaca bir olgumu olduğu sorusunu sorduktan sonra şöyle yanıtlıyor: “Bu sorulara bir çırpıda  verilen ama o kadar kolay kanıtlanamayan ikna edici cevap şudur: etnisite hem bir temele dayanır hem de kurulur ve hem maddidir hem de sembolik. Şartlar değiştikçe etnik kategorilerin öneminin, içeriğinin ve dayandığı zeminin nasıl değiştiğini göstermek suretiyle etnisitenin kurulan bir olgu olduğunu göstermek mümkündür. Ama diğer taraftan etnisitenin, insanların soya, kültürel farklılığı ve dile yükledikleri mutlak önemde yatan gerçek bir sosyal temeli vardır. Bu etnik farklılıklar sadece kültürel değildir, ayrıca siyasi ve ekonomik yapı bağlamlarında da örgütlenir ve harekete geçirilir. Etnisite kültürel anlamların ve sosyal yapının bir boyutu olarak tezahür eder; etnik oluşumlar maddesel sembolik ve sosyal gerçeklerdir.”* Buradan da anladığımız kadarıyla etnik kimlikler, zamanla nasıl zayıflayıp eriyebiliyorlarsa aynı ölçüde güçlendirilebilirler. Ancak bunun yapılabilmesi için etnik kimlikler sosyal yapının içinde tüm alanlarda örgütlenebilmelidir. Sözü fazla uzatmadan bu konudaki düşüncelerimi belli başlı maddeler halinde şöyle sıralayabilirim: 1-Çerkes Kimliği:  Çerkes kimliğini benimseyen, kendisini Çerkes gören herkes Çerkes görülmeli, bunun aksini iddia etmeye kalkışan, şoven yaklaşımlara prim verilmemelidir. 2- Mitolojik ve tarihsel değerlerin öne çıkarılması: Bir halkın mitolojisi, efsanesi ve masalları, o halkın kültürünü ve kimliğini pekiştirici çok önemli bir unsurdur. “Smith’e göre, soy mitleri benzerliğe ve aidiyete ilişkin sorulara yanıt vermeye, birlikte yaşamanın, aynı dili konuşmanın ve kültürel olarak benzeşmenin nedenlerini açıklamaya çalışan bilinçli ve entelektüel bir çabalar olup etnik topluluk için bütünsel bir anlam çatısı oluşturur.”** Bu bakımdan başta Çerkesler olmak üzere bütün Kafkas halkları bir hayli şanslıdır. Çünkü içi içe geçmiş olan Kafkas halklarının ortak mitolojisi Batı ve Doğu mitolojilerine anaçtır. Çoğu halkların masallarında rastlanan ortak tema Kafdağı söylencesi tesadüf değildir. Nartlar ( insanlar), devler, cüceler, periler ve cinler diyarı olan Kafdağı insanoğlunun çocukluk dönemlerinden izler taşımaktadır. Ancak Çerkeslerin kendi kültürlerinden ve geçmiş yaşamlarından esintiler getiren bu söylence, efsane ve mitleri yeterince değerlendirdiği söylenemez. Örneğin, Batı’da çok iyi bilinen bir Altın post( Argonaotlar) efsanesinin hangi ülkeyi çağrıştırdığı ve neleri içerdiğini çoğu aydınımızın bile ayrıntılı bir şekilde bildiğini sanmıyorum.  Aynı şekilde son zamanlarda İngiliz ve Fransız bilim adamlarının amazonlara ait vazoların üzerindeki yıllardır bir türlü okunamayan yazıların Adige ve Abaza diline ait olduğunu ortaya çıkarmaları Çerkes kamuoyunun nedense hiç ilgisini çekmemiştir. Oysa çeşitli halkların kendilerinden olduğunu ispat etmek için çırpındığı amazonların ne kadar önemli olduğunu söylemeyi burada gereksiz buluyorum.  Ve yine bu minvalden olmak üzere  kamuoyunda daha çok Maykop taşı olarak bilinen ve Türkçesi Kafdav yayınları arasında çıkan Rus bilim adamı G.F.Turçaninov’un ,  “Kafkasya’da Bulunan Antik Eserlerin Keşfi ve Yazılarının Çözümlenmesi” adlı meşhur eserinin değerinin de Çerkes camiasınca  tam olarak anlaşıldığını sanmıyorum. Çünkü bu değerli kitap sadece bir taş üzerindeki krallık hanedanını anlatan yazı değildir. O yazı hem MÖ 3000 yıllarında Çerkes toplumun yazısı olduğunu gösterdiği gibi aynı zamanda bugünkü alfabenin atası olduğu kabul edilen Finike alfabesinin de atasıdır. Yani aslında alfabeyi, Finikeliler değil Çerkesler bulmuşlardır. Bu üç olgu bile arkeoloji ve mitolojinin ne kadar önemli olduğunu göstermesi bakımından çok önemlidir. Bunlara sahip çıkmak ve geniş kamuoyunun anlayabileceği bir dille bunları anlatmanın kültürel değerlere güçlendirmesi kaçınılmazdır. 3-  Sülale Günleri: Etnik kimlikleri oluşturan üç temel ögenin soy- sop, kültür ve dil olduğunu özellikle kültür ve dilin “soy- sop”tan daha belirleyici olduğunu biliyoruz. Ancak bu noktada Kafkas halklarında bir farklılık olduğunu ve soy ve sülale (klan aile) ilişkilerinin halen önemini koruduğunu düşünüyorum. Dolaysıyla Çerkeslerin geçmişte merkezi devlet oluşturamamalarının önündeki en büyük engelin, bugün belki de sorunun çözümüne bir katkı sunabilir. Bu nedenle yılın belirli günlerinde sülaleler günü ilan edilmeli. Aynı sülaleden gelen insanların birbirlerini tanıyıp kaynaşmaları teşvik edilmelidir. Bunun hem diaspora hem de anavatan çapında yapılmasının harekete yeni bir sinerji sağlayacağı görüşündeyim. 4-Kafkasya’ya yönelik kültürel çalışmalar: Kültür günlük yaşam içerisinde her gün kendini yeniden üretir ve doğal olarak süreç içerisinde değişir. Eğer kendini üretemezse aynı dil gibi kültür de ölür. Bu nedenle Çerkeslerin yerleşim konumları göz önüne alındığında,  diasporada Çerkes kültürü ve dili ancak sembolik ve folklorik olarak yaşayabilir. Dilin ve kültürün yeri kendi toprağı ve anavatanıdır. Bu nedenle kültürü yaşatmak için anavatanla çok sıcak ilişkiler kurulmalı ve bu konuda bütünsel bir çaba içerisinde bulunulmalıdır. Yani kültürü ve dilimizi yaşatmak için bizim anavatana, anavatanın da bize ihtiyacı vardır. Örneğin ilk ve orta öğretim düzeyinde eğitim veren donanımlı “Kabze okulları” açılmalıdır. Bunun için tek bağımsız ülke olan Abhazya’nın uygun olacağı kanısındayım. Böylesi bir okulun hem Abhazya’nın hem de bir bütün olarak tüm Kuzey Kafkasya’nın ihtiyacına yanıt vereceğini düşünüyorum. 5-Abaza Adige İlişkileri: Günümüz de Abhazya’nın bağımsızlığından sonra Abazalarla  Adigeler arasında sonuca yönelik mücadele biçimlerinin değiştiği şeklinde yaygın bir söylenti vardır. Eğer maksatlı değilse bence bu tamamen olayları yanlış değerlendirmenin getirdiği bir yaklaşımdır. Tam tersine ilişkiler ve mücadele bu aşamadan sonra çok daha fazla iççe olmalı, biri diğerini desteklemelidir. Abhazya’nın şu ya da bu şekilde bağımsız olması, Kafkasya’da bütün Çerkes camiasının bağımsız bir devlete kavuşması olarak görülmelidir. Bu konudaki hassasiyetler gözetilerek ama onlara teslim olmadan bir politika güdülmelidir. Mücadelenin her iki toplum açısından da uzun erimli olduğunu unutulmamalı, Abhazya’nın daha yolun başında olduğu görülerek ilişkilere özel bir önem verilmelidir. Bu doğrultuda bütün Adigelere Abhazya pasaportu sağlanması için çabalar artırılmalıdır.  Abhazya’daki bir köyde Adige kültür köyü açılmalı. Burada Adige kültürünün yaşam tarzı ve gelenekleri yaşatılmalıdır. 6-İnsan Hakları: Kafkasya’da insan haklarını ihlallerini izlemek için bir insan hakları izleme komitesi oluşturulmalı. Rusya’daki demokratik örgütlerle bu konuda dayanışma içerisinde bulunulmalıdır. 7-  Çerkes soykırımı: Bu konu titizlikle araştırılarak, soykırımın gündeme alınmasında izlenecek yollar belirlenmeli,  her aşmada barışçıl yol ve yöntemlerden uzaklaşılmamalıdır. Öte yandan bu konuda kışkırtmalara ve geleneksel Rus düşmanlığı tuzağına düşülmemeli, Rus aydınlarla sıcak ilişkiler kurulmalıdır. 8-  Örgütlenme: Bilgi çağının gereklerine uygun yeni bir örgütlenme modeline gidilmeli.   Diaspora çapında kültürel ve bilimsel bir yayın çıkartılmalı. Bu konudaki tüm olanaklar seferber edilmeli. 9-  Siyasallaşma: Kuşkusuz kültürel  ve etnik kimliği korumanın en önemli araçlarından( yollarından) biri de hatta en  başat olanı siyasallaşmadır. Bundan bir önceki yazımızda şöyle demiştik: “Toplum bilimciler etnik kimliklerin güçlü bir şekilde gözlenebilmesi için bu grupların aynı zamanda sosyal düzenin ekonomik ve siyasi yapıları içerisinde izlenebilir olması gerektiği görüşündedirler. Yani etnik kimlikler siyasi ve ekonomik bir güç olarak örgütlendikleri takdirde yapılarını koruyup daha uzun süre devam ettirebilirler. Nitekim Yahudi ve Ermeni diasporalarında olduğu gibi Hindistan ve Çin diasporalarında açıkça aynı şeyleri izlemek mümkündür.” Belli başlı nedenlerini daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi Çerkesler ekonomik ve siyasal bir güç olarak örgütlenememişlerdir. Peki, bundan sonra bunu yapabilirler mi?  Zor olmasına karşın, bence bu öyle kolaylıkla bir çırpıda yanıtlanacak bir soru değildir. Bunun için içinde bulunduğumuz yüzyılın iyi tahlil edilmesi gerekiyor. Çünkü 21. Yüzyıl’ın parametreleri, onun geçmiş yüzyıllardan çok farklı olacağını şimdiden göstermeye başlamıştır. Henüz ilk çeyreğini bile tamamlamadığımız bu yüzyıl tam anlamıyla bilgi ve sıçramalı gelişim çağıdır. Bu yeni bilgi çağıyla beraber değişen teknoloji şimdiye kadar edindiğimiz tüm yaşam alışkanlıklarımız da hızla değiştirip kendine uyarlıyor. Düşüncelerimiz, değer yargılarımız, olayları algılama ve değerlendirme ölçeklerimiz değişiyor.  Yeni bir dil, yeni bir anlayış, yeni bir hayat tarzı geliyor. Eskinin demokratik kavramları da değişiyor. Çerkesler hem tek tek bireyler olarak hem de örgüsel olarak işte bu yeni hayatı ve yeni demokratik kavramları iyi okuyabilirlerse yukarıdaki sorunun yanıtı en azından siyasal anlamda “evet” olabilir.  Bunun için de Çerkes hareketi sadece kendisi için değil bütün etnik gruplar için demokrasi talebiyle yola çıkmalı, tüm gerici, şoven unsurlarla ilişkisini kesmelidir. Acil demokratik talepleri belirleyip bu talepleri kabul eden, ya da en azından yakın duran siyasal hareketlerle dayanışma içerisinde olduğunu çekinmeden açıklamalıdır. Yani kısaca tekrar edecek olursak Çerkes hareketi artık siyasallaşmalıdır. * Steve Fenton; Etnisite , Irkçılık, sınıf ve kültür.  Syf, X1, Phoenix  yayınevi ** Ümit Özveri;  Jineps Gazetesi Temmuz sayısı Troya Efsaneleri(3) Not: Bundan önceki yazımız( Ne yapmalı-5) Dr. Cahit Aslan’dan yaptığım alıntıda bir yanlışlık olmuştur. Aslı şöyle olacaktır: “Çerkes kimliği (halkı) birleşmelerden oluşan bir kimliktir. Nasuriler ise bölünmelerden oluşan bir kimliktir.”Düzeltir, Sayın Aslan’dan ve okurlardan özür dilerim. Açıklama: “Ne yapmalı” yazı dizisine bir süredir ara vermiştim.  Bu yazıyla yazı dizisini sonlandırmış bulunuyorum.  Yazılardan amaç bu konularda bir farkındalık yaratabilmek ve insanlarımızın düşünmelerini sağlayabilmekti.  Umarım bir katkımız olmuştur. nanAdnan Özveri

Adıgey’de Çifte Bayram

5 Ekim Adıgey Cumhuriyeti'nin kuruluş yıl dönümü. Her yıl olduğu gibi bu yıl da 5 Ekim'de Kaffed öncülüğü ile Adıgey'e gidiyoruz. Bu yıl hem 5 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı, hem de Kurban Bayramı'nı anavatanda, kardeşlerimizle birlikte kutlayalım.   03 Ekim – 07 Ekim 2014 Adıgey Cumhuriyeti Kuruluş Yıldönümü Gezi Programı 03 Ekim 2014 (1. Gün) Cuma 20:30 : Sabiha Gökçen havalimanı Dış Hatlar Terminali, Krasnodar kontuarı önünde NART TUR yetkilisi ile buluşma. 23:05 : Sabiha Gökçen Havalimanından Krasnodar’a hareket.p> 04 Ekim 2014 (2. Gün) Cumartesi 02:00 : Krasnodara varış ve Hava Limanı' ndan otobüs ile Maykop' a transfer. Otele yerleşme. 09:00 : Otelde kahvaltıdan sonra serbest zaman 12:30 : Öğle yemeğinden sonra şehir turu ve çevre gezisi. 19:30 : Akşam yemeği ve serbest zaman.p> 05 Ekim 2014 (3. Gün) Pazar 09.00 : Otelde kahvaltı, ardından Kuruluş yıldönümünü etkinlikleri, tam gün serbest zaman.p> 06 Ekim 2014 (4. Gün) Pazartesi 08:00 : Otelde kahvaltıdan sonra, Kafkas dağlarında ünlü turizm Merkezi GUZİRİPL e hareket. Yolda, Hamişkiy köyü, Dağ Tanrısı ve tarihi dolmenler ziyaret edilir, Doğa harikası ŞHAGUAŞE kanyonları görülür. 18.00 : Otele dönüş. Akşam yemeği ve serbest zaman 22.00 : Krasnodar‘a hareket.p> 07 Ekim 2014 (5. Gün) Salı 00.30 : Krasnadar Havalimanı’na varış ve check-in işlemleri 03.30 : Krasnadar’dan Pegasus Havayolları’nın tarifeli uçağı ile İstanbul’a hareket , sabaha karşı 4.15 sularında İstanbul’a varış. TURA DAHİL OLAN HİZMETLER : • Gidiş – Dönüş uçak bileti. • Maykop’ta 3 gece oda kahvaltı konaklama. (Maykop Nadejda Hotel) • Seyahat Sigortası • Krasnodar –Maykop- Krasnodar transferi. • Belirtilen şehir turları • Rehberlik hizmetleri TURA DAHİL OLMAYAN HİZMETLER : • Öğle ve akşam yemekleri • Ekstra alınacak olan şehir turları. • Diğer şehirlerden İstanbul’a ve İstanbul’dan diğer şehirlere ulaşım. • Yurt Dışı çıkış harcı • Tercümanlık hizmetleri TUR BEDELİ : İki kişilik odada kişi başı 795 USD - Tek kişilik oda 895 USDp> Ayrıntılı bilgi için Nart tur: Bilgen Bekiroğlu - Pınar Bağcı (0212) 633 13 83 Tur hakkında ayrıntılı bilgi Kaffed'den temin edilebilir. Tel: (312) 222 8589.  nanKaffed