Dünya Çerkes Birliği (DÇB) Başkanı Hauti Sohrokov’un, katıldığı Kabardey Balkar Cumhuriyeti Kamu Odası toplantısında, Rusya Federasyonu nüfus sayımında halkımızın bütün vatan coğrafyasında ortak bir isimle yazılması talebine karşı çıkarak, toplantıda halkımızın Kabardey Balkar Cumhuriyeti’nde “Kabardey” olarak yazılması yönündeki görüşlere destek vermesinin kabul edilemez nitelikte olduğunu Federasyonumuz resmî bir yazı ile DÇB’ye bildirdi. Konu ile ilgili son bir yılda yapılan toplantılarda da Federasyonumuz temsilcileri, nüfus sayımında DÇB’nin ortak isimle kayıt konusuna destek vermesi gerektiğini gündeme getirmiştir. Toplantılarda farklı katılımcılar tarafından “Çerkes” ve “Adıge/Çerkes” alternatifleri gündeme getirilmiştir. Federasyonumuzun talepleri sonucu DÇB tarafından Adıgey Adıge Xase Başkanı Tlemeşok Ramazan başkanlığında bir komisyonun kurulması kararlaştırılmıştır. Daha önce pek çok kez Federasyonumuz, DÇB Başkanı Hauti Sohrokov’un, DÇB yetkili organları tarafından bir karar alınmadan kamuoyuna açıklama yapmaması gerektiği hususunda uyarılarda bulunmuştu. Aynı durumun, DÇB toplantılarında gündeme alınan ve tartışılan bir konuda bir kez daha yaşanması ayrıca önemli bir sorundur. Kamuoyuna duyurulur. Konu ile ilgili KBC Kamu Odası Basın Servisi açıklaması: http://xn--90arleh.xn--p1ai/index.php/2214-vserossijskaya-perepis-naseleniya-kabardintsy-ili-cherkesystrong>p> nanKaffed
İzmir’de İlk Çerkesce Sınıfı
İzmir’in Ödemiş İlçesinde Federasyonumuzun ve Ödemiş Kafkas Kültür Derneğimizin girişimleriyle açılan ilk Çerkesce sınıfı eğitime başladı. Ödemiş İlçesi Gereli Şehit Süleyman Özdemir Ortaokulu’nda Kiril alfabesiyle Çerkesçe (Adıgece) seçmeli dersini tercih eden, tamamı Ertuğrul (Pçense) Köyümüzden olan 11 öğrencimiz derslere başlamıştır. Dersleri Abreç Kemal Ersöz vermektedir. Anadili eğitiminin öğrenci ve sınıf sayısının gelecek yıllarda artarak devam etmesi dileklerimizle, sınıf açılmasında emeği geçen Ödemiş Kafkas Kültür Derneğimizi ve Abreç Kemal Ersöz hocamızı tebrik ediyoruz.nanKaffed
III. Kaffed Gençlik Çalıştayı Raporu
Kafkas Dernekleri Federasyonu Nart Akademi Komisyonu tarafından Nart Akademi Seminerleri ve Meşe Altı Toplantılarının devamı niteliğinde düzenlenen III. KAFFED Gençlik Çalıştayı, 25-26 Eylül tarihlerinde Balıkesir’in Edremit ilçesinde gerçekleştirildi. Çalıştaya Derneklerimizin gençlik komisyonlarından ve üniversitelerdeki öğrenci topluluklarımızdan 70 temsilci katıldı. Çalıştayın ana gündemi pandeminin toplumumuza olumsuz etkilerinin yanı sıra getirdiği yeni fırsatların da değerlendirilmesi, deneyimlerin paylaşılması ve ortaya çıkan sorunlara ortak çözüm önerileri geliştirilmesi idi. Çalıştay 4 oturumdan oluştu. Birinci gün 2 oturum yapıldı. 1. Oturumda KAFFED Yönetim Kurulu Üyesi Oya Hansu Çolak ve Doğaçlama Tiyatro Sanatçısı Mahmut Fikirsindi’nin kolaylaştırıcılığında interaktif bir tanışma atölyesi gerçekleştirildi. 2. oturumda dernek gençlik komisyonları ve ÜniKaf temsilcileri pandemi döneminde toplumumuzun ve kurumlarımızın (STKlarımız ve ÜniKaflarımızın) tecrübelerini paylaştılar; yaşanan sorunların yanı sıra iletişim kanallarının kullanımının yaygınlaşması gibi olumlu etkilerini de dile getirdiler. Bu oturumda moderatörlüğü Feyza Önal ve Fatih Emir üstlendi. İkinci gün 1. oturumda gruplar halinde ilk gün tartışılan konulara çözüm önerileri geliştirildi. Katılımcılar sayısı 4 gruba bölündü ve her gruptan bir kadın bir erkek sözcü seçildi. Bu oturumda Çerkes gençleri toplumumuzdaki mevcut sorunlara getirilebilecek çözümleri raporladı. Oturumun moderatörlüğünü Lüseyna Özden ve Halil İbrahim Akyol yaptı. Programın son oturumunda KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci, KAFFED Yönetim Kurulu üyeleri ve dernek başkanları ile gençler arasında bir forum gerçekleştirildi. Forumun moderatörlüğünü ise Nerit Cimuk ve Ömer Atalar yaptı. Grup çalışmaları şeklinde gerçekleştirilen, toplumumuzun mevcut sorunlarına çözüm arama oturumunda gençlerimiz yaşadıkları bölgelerde ve ülke genelinde pandeminin etkilerini ve gördükleri problemler ile çözüm önerilerini birbirleri ile paylaştılar. 4 grubun sözcülerinin katılımcılarla paylaştıkları görüş ve öneriler ana başlıkları ile şunlardır: Pandemi sürecinde gençler ve aileleri derneklerden uzaklaştı, dernek gençlik komisyonları, ÜniKaflar ve dans ekipleri dağıldı. Pandemi nedeni ile uygulanan ulaşım yasaklarının da etkisi ile anavatan ile ilişkiler büyük ölçüde azaldı. Pandemi nedeni ile artan kurumlarımızın ekonomik sorunlarının çözümü için kaynak geliştirme çalışmaları yapılmalıdır. Aidat sisteminin güçlendirilmesinin yanı sıra etkinlik bazında sponsorluklar, burs ve barınma destekleri için katkı toplanması gibi alternatifler de değerlendirilmelidir. AB fonları, ulusal ve yerel kaynaklardan daha fazla yararlanılmalıdır. Ortak vizyon, misyon ve amaçlarımız konusunda bilinçlenmeliyiz ve bu doğrultuda ortak çalışmalar yapmalıyız. Kollektif bilinç oluşturup birlikte hareket etmeliyiz. Örgütlülüğü ve örgütçülüğü toplumumuzda yaygınlaştırmalıyız. STKlarımızda gençlik katılımı güçlendirilmeli; gençlere daha fazla söz hakkı verilmelidir. İki farklı nesli bir arada çalıştıracak yol ve yöntemlere kafa yormalıyız ve bunları uygulamaya geçirmeliyiz. Kaçımız anavatanla ilişkili? Bu sorunun cevabını içtenlikle vermeliyiz ve anavatan ile ilişkilerimizi her düzeyde güçlendirmeliyiz. Diaspora anavatanı yeterince bilmiyor aynı şekilde anavatan da diasporayı yeterince tanımıyor; ilişkileri karşılıklı olarak artırmalıyız. Anavatana eğitim için giden gençlerimize oryantasyon eğitimleri ile yeterli ve doğru bilgi verilmelidir. Ayrıca anavatana eğitime giden gençlere burs verilmelidir. Gençlerin ve ailelerinin dil ve dans dışında da sorunlarının olduğu özellikle üniversitelere yerleşen gençlerin dernekler tarafından sahiplenilmesi gerektiği vurgusu yapıldı. Bu bağlamda KAFFED Girişim ve İstihdam Komisyonunun çalışmalarının yararlı olduğu özellikle mentör-menti programının katkısının önemli olduğu belirtildi. Kafnet.biz üzerinden ekonomik dayanışma geliştirilmelidir. Yabancı dil kursları, kariyer süreçlerine katkısı olacak sertifika programları düzenlenmelidir. Gençler olarak Girişim ve İstihdam Komisyonunun çalışmalarına daha fazla katılım ve katkı sağlamalıyız. STKlarımız CV bankaları oluşturmalı, bu çalışmalar yerel dernekler tarafından sahiplenilmelidir. Bununla beraber gerek köylerimizde yaşayan hemşerilerimizin gerekse köy derneklerinin ekonomik bağımsızlığını oluşturması adına kooperatifleşmenin önemine değinildi. Ayrıca siyasi ve bürokratik alanlarda lobi gücümüzün daha ileriye taşınması için derneklerimizin üye sayılarının artırılması gerekiyor. Etkinliklerimizde belediyelerden daha fazla destek alınması gerekiyor, bu amaçla yerel yönetimlerde ve kent konseylerinde daha aktif olunmalıdır. Dernek gençlik komisyonları ile ÜniKaflar arasındaki işbirliği artırılmalı, ÜniKaf toplantılarına derneklerden temsilciler katılmalıdır. Dernek gençlik komisyonlarına ÜniKaf temsilcileri katılmalıdır. Etkinliklerde işbirliği yapılmalıdır. Derneklerimiz tarafından üniversite öğrencilerimizin ilkokul ve ortaöğrenim öğrencilerimize yönelik özel dersler verebileceği ortamlar sağlanmalıdır. Özel dersler aileleri de derneğe çekecektir. Dil ve dans grupları önemli ancak farklı alanlarda da komisyonlar kurulmalı; özellikle fikir üretebilecek gençlerin bir araya getirileceği ortamlar oluşturulmalıdır. Gençler arasında ağlar (networkler) kurulmalı ve geliştirilmelidir. Geleneksel yaklaşımların ve çalışmaların ötesine geçilmeli örneği eSpor takımları kurulmalıdır. Dijitalleşen dünyada dernekçilik faaliyetlerinin nasıl ve neden yapılması gerektiğine dair toplumumuz ve kurumlarımız tecrübeler kazandılar. Bu çerçevede derneklerin ve ÜniKafların youtube ve sosyal medya kanallarının anavatanla ve bütün diasporalarla iletişime ve etkileşime geçilmesini olanak sağladı. Bunun yanı sıra youtube kanallarındaki canlı yayınların daha fazla izlenmesi ve üye etkileşimleri ile derneklere maddi kazanç da sağlanabileceği belirtildi. Zoom ve benzeri platformlarda yapılan toplantılar ile sadece kendi dernek komisyonlarımız ve ÜniKaf gruplarımız ile değil bütün diasporalardaki insanlarımızla temasa geçilebiliyor. Gençlerimizin STKlarımızın ve ÜniKaflarımızın yayınlarını daha fazla izlemesi gerektiği dile getirildi. STKlarımız tarafından yapılan dil kurslarının çevrimiçi platformlara aktarılması sonucunda katılımın yüz yüze yapılan programlara göre yaklaşık 2-3 kat arttığı ve kurs sayılarında da artışın görüldüğü sonucuna ulaşıldı. Kısacası toplum olarak pandemi döneminde dijitalleşme yolunda büyük adımlar atıldığı fikrine varıldı. KAFFED bazı çalışmaları derneklere bırakmalı ve lobi çalışmalarına daha fazla yoğunlaşmalıdır. Lobicilik çalışmalarımızın ciddi şekilde geliştirilmesine ihtiyacımız var. Hükumet ve uluslararası kuruluşlar nezdinde daha etkili lobi yapabilmemiz gerekiyor. Ağlarımızı (networklerimizi) geliştirmeliyiz, STKlarımız alanları ile ilgili yerel, ulusal ve uluslararası ağlarda yer almalıdır. Bu ağlardaki tecrübelerden ve temasta olduğumuz uzmanlardan çalışmalarımızda yararlanmalıyız. Yerel yönetimlerin, Kent Konseylerinin her kademesinde yer almalıyız. Kent Konseyleri gençlik ve kadın meclislerinde aktif olmalıyız. Siyasette “gizli özne” olmaktan çıkıp kendi kimliğimiz ile bütün kademelerde yer almalıyız. Kimliğimiz ile siyasette yer alan insanlarımızı desteklemeliyiz. Siyasetin etkisi ile kendi toplumumuzda ayrışmalara sebep olmamalıyız; demokratik taleplerimizle siyaseti etkilemeliyiz. TRT Çerkes talebimizi sürdürürken alternatif olanaklar üzerinde çalışmalıyız, özel kanal konusunda girişimde bulunmalıyız. Sözlü tarih çalışmaları kayıt altına alınmalı, belgeseller ve filmler üretilmelidir. Kreş ve anaokulu çağından itibaren dil, kültür ve kimlik çalışması yapılmalıdır. Eğer kreş ve anaokulu açmak yasal ve fiili açılardan zor ise bakımevi, oyun grubu, Nart Çocuk Kulüpleri gibi alternatifler hayata geçirilmelidir. Güncel sorunlara duyarlı olmalıyız, İstanbul Sözleşmesi gibi başlıklarda kurumlarımız yayınlar yapabilmelidir. Yaklaşık 2 sene sonra ilk kez bu çapta yüz yüze bir etkinlik yapabilen gençlerimiz KAFFED Gençlik Komisyonu ve gençlik meclisi çalışmalarından sorumlu olanların çalıştayda olmamasından duydukları rahatsızlığı dile getirdiler. Toplantının birinci gününde programımıza katılan Balıkesir CHP İl Başkanı Serkan Sarı ve toplantının ikinci gününde gençlerimizle bir araya gelen Edremit Belediye Başkanı Selman Hasan Arslan’a katılım ve ev sahipliklerinden ötürü teşekkürlerimizi iletiyoruz. Katılımcıların çalıştay sonrası doldurdukları online değerlendirme anketinde verdikleri geri bildirimlerde şu başlıklar öne çıkmıştır: Memnuniyet düzeyi en yüksek çalıştay oturumu %88,7 ile grup çalışmaları oturumu olurken forum oturumu %54,5 memnuniyet düzeyi ile geliştirilmesi gereken yönleri en fazla olan oturumdur. Katılımcılar diğer katılımcı gençleri %79,6 oranında geleceğimiz adına ümit verici olarak nitelikte görmüştür. Çalıştayın katılımcıların beklentilerini karşılama düzeyi %75 olmuştur. Katılımcıların %56,8 gençlik çalıştaylarının 6 ayda bir yapılmasını isterken, %27,3 ü ise 3 ayda bir yapılmasını istiyor. Katılımcıların %75 i çalıştayların online değil yüzyüze olmasının daha yararlı olacağını düşünüyor. Çalıştayda sosyal etkinliklerin daha fazla olması ve daha iyi planlanması talep ediliyor. Çalıştayın gündeminin daha erken paylaşılması öneriliyor. Sorunların bolca konuşulmasına rağmen çözümü için “taşın altına elini koyan” insan sayısının azlığı vurgulanıyor. Sorunların çözülerek ilerlenmesi aynı sorunların sürekli konuşulmaması gerektiğinin altı çiziliyor. Çalıştayların otellerde değil köylerimizde yapılması öneriliyor. Çalıştayların farklı bölgelerde yapılmasının toplumla ilişkilerin güçlenmesi adına faydalı olacağı belirtiliyor. Çalıştayların katılımcı gençlerin birlikte hareket edip kaynaşabileceği Edremit gibi nispeten küçük yerleşim yerlerinde yapılması öneriliyor Geleneklerimizin aktarılabileceği oturumların çalıştay programlarına eklenmesinin önemli olduğu dile getiriliyor. Ceug ortamının daha iyi organize edilmesi ve sonrasında zehes için de hazırlık yapılması gerektiği vurgulanıyor. Katılımcıların ve organizasyon ekibinin çalıştayın zaman akışına daha sıkı uyması; programda sarkmaların olmaması gerektiği belirtiliyor. ul> Hazırlayanlar: Lüseyna Özden - Halil İbrahim Akyol p>nanKaffed
İstanbul’da İkinci Çerkes Soykırımı ve Sürgünü Anıtı
Çerkeslerin, 1864 yılında soykırıma uğramasının ardından sürgün edildikleri önemli bir destinasyon olan İstanbul’a kazandırılan ikinci Soykırım ve Sürgün Anıtı, Beylikdüzü Belediyesi ve Çerkes Kültür Evi Derneği İşbirliği ile İstanbul’da Yaşam Vadisi’nde açıldı. Anıtın kompozisyonunu Keramettin Dönmez yaparken, uygulatıcı sanatçı Tayfun Karadeniz ve heykeltıraş Müslüm Özcan özveriyle yürüttükleri çalışmalarla Çerkes halkının güçlü duruşunu temsil eden anıtı ortaya çıkardı. ANIT HAKKINDA… Eserin arka planında duran büyük taş sütun (3,5 metre) Kabardey Balkar Cumhuriyeti'nde bulunan Elbruz (Oşhamafe) dağını, üzerindeki armalar anavatanlarında katledilen, soykırıma ve sürgüne uğrayan halkımızı, aynı boy ve seviyede birlikte, yan yana görülen kadın ve erkek, Çerkes toplumunda kadın ve erkeğin birlikteliğini, artlarında kalan boşluk ise vatanlarından kopartılan insanların arkalarında bıraktığı büyük boşluğu temsil ediyor. Anıtın kitabesinde; ''1763-1864, 101 yıl süren Kafkas - Rus savaşlarında, vatanlarını savunurken toprağa düşen ve sürgün yollarında yaşamlarını yitiren atalarımızın anısına Beylikdüzü Belediyesi tarafından yaptırılmıştır'' yazıyor. RESMİ AÇILIŞ TÖRENİ 10 Ekim Pazar akşamı düzenlenen açılış törenine; Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) Genel Başkanı Yıldız Şekerci, Çerkes Kültür Evi Başkanı Ömer Çötok, STK temsilcileri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Açılışta konuşan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, “Türkiye’deki Çerkesler bizim has vatandaşlarımız, kardeşlerimiz, milletimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Çerkes kardeşlerimizin bugün hâlâ taze olan acısını yürekten paylaşıyor, sürgünde hayatını kaybedenleri rahmetle anıyorum. Bu anıt, ortak geçmiş ve ortak geleceğimizin; daimi birlikteliğimizin bir nişanesi olarak, dilerim çok uzun yıllar burada var olmaya devam eder. Beylikdüzü’nün kültürel zenginliğini korumak, herkesin eşit, kardeşçe ve barış içinde yaşamasını sağlamak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci ise; “21 Mayıs 1864 Çerkes soykırım ve sürgünü, bizim tarih ve kaderimizi bu kent ile bir kez daha bağlamıştır. Bugün önemli bir nüfus ile İstanbul’un yaşamına sosyal, ekonomik, kültürel, sanatsal ve sportif pek çok farklı alanda katkıda bulunuyoruz. İstanbul’a kazandırdığımız bu eserin, hem kimliğimizi ve kültürümüzü hem de sanatımızın gücünü dünyaya anlatacağına içtenlikle inanıyorum. Gerek derneğimizin, gerekse federasyonumuzun çalışmalarında her zaman güçlü desteklerini hissettiğimiz Beylikdüzü Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz. Birlikteysek güçlüyüz.” dedi. Çerkeslerin yaşadığı soykırım ve sürgünün acısını bir daha hiçbir toplumun yaşamamasını dileyen Çerkes Kültür Evi Başkanı Ömer Çötok, “Tarihin en acımasız soykırım ve sürgününe maruz kalmış olan biz Çerkesler, kültürümüzü yaşatmak ve yaşadığımız coğrafyanın barışına katkı sunmak için mücadele ediyoruz. Soykırım ve sürgünün çok acımasız hatıraları hafızamıza kazınmış olsa da, hiçbir zaman inancımızı kaybetmeden varoluş mücadelemize devam edeceğiz” dedi. {gallery}/haber/federasyon/2021/211010_CKE_Anit_Acilisi{/gallery}strong>p>nanKaffed
İstanbul’da İkinci Çerkes Soykırımı ve Sürgünü Anıtı
Çerkeslerin, 1864 yılında soykırıma uğramasının ardından sürgün edildikleri önemli bir destinasyon olan İstanbul’a kazandırılan ikinci Soykırım ve Sürgün Anıtı, Beylikdüzü Belediyesi ve Çerkes Kültür Evi Derneği İşbirliği ile İstanbul’da Yaşam Vadisi’nde açıldı. Anıtın kompozisyonunu Keramettin Dönmez yaparken, uygulatıcı sanatçı Tayfun Karadeniz ve heykeltıraş Müslüm Özcan özveriyle yürüttükleri çalışmalarla Çerkes halkının güçlü duruşunu temsil eden anıtı ortaya çıkardı. ANIT HAKKINDA… Eserin arka planında duran büyük taş sütun (3,5 metre) Kabardey Balkar Cumhuriyeti'nde bulunan Elbruz (Oşhamafe) dağını, üzerindeki armalar anavatanlarında katledilen, soykırıma ve sürgüne uğrayan halkımızı, aynı boy ve seviyede birlikte, yan yana görülen kadın ve erkek, Çerkes toplumunda kadın ve erkeğin birlikteliğini, artlarında kalan boşluk ise vatanlarından kopartılan insanların arkalarında bıraktığı büyük boşluğu temsil ediyor. Anıtın kitabesinde; ''1763-1864, 101 yıl süren Kafkas - Rus savaşlarında, vatanlarını savunurken toprağa düşen ve sürgün yollarında yaşamlarını yitiren atalarımızın anısına Beylikdüzü Belediyesi tarafından yaptırılmıştır'' yazıyor. RESMİ AÇILIŞ TÖRENİ 10 Ekim Pazar akşamı düzenlenen açılış törenine; Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) Genel Başkanı Yıldız Şekerci, Çerkes Kültür Evi Başkanı Ömer Çötok, STK temsilcileri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Açılışta konuşan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, “Türkiye’deki Çerkesler bizim has vatandaşlarımız, kardeşlerimiz, milletimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Çerkes kardeşlerimizin bugün hâlâ taze olan acısını yürekten paylaşıyor, sürgünde hayatını kaybedenleri rahmetle anıyorum. Bu anıt, ortak geçmiş ve ortak geleceğimizin; daimi birlikteliğimizin bir nişanesi olarak, dilerim çok uzun yıllar burada var olmaya devam eder. Beylikdüzü’nün kültürel zenginliğini korumak, herkesin eşit, kardeşçe ve barış içinde yaşamasını sağlamak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci ise; “21 Mayıs 1864 Çerkes soykırım ve sürgünü, bizim tarih ve kaderimizi bu kent ile bir kez daha bağlamıştır. Bugün önemli bir nüfus ile İstanbul’un yaşamına sosyal, ekonomik, kültürel, sanatsal ve sportif pek çok farklı alanda katkıda bulunuyoruz. İstanbul’a kazandırdığımız bu eserin, hem kimliğimizi ve kültürümüzü hem de sanatımızın gücünü dünyaya anlatacağına içtenlikle inanıyorum. Gerek derneğimizin, gerekse federasyonumuzun çalışmalarında her zaman güçlü desteklerini hissettiğimiz Beylikdüzü Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz. Birlikteysek güçlüyüz.” dedi. Çerkeslerin yaşadığı soykırım ve sürgünün acısını bir daha hiçbir toplumun yaşamamasını dileyen Çerkes Kültür Evi Başkanı Ömer Çötok, “Tarihin en acımasız soykırım ve sürgününe maruz kalmış olan biz Çerkesler, kültürümüzü yaşatmak ve yaşadığımız coğrafyanın barışına katkı sunmak için mücadele ediyoruz. Soykırım ve sürgünün çok acımasız hatıraları hafızamıza kazınmış olsa da, hiçbir zaman inancımızı kaybetmeden varoluş mücadelemize devam edeceğiz” dedi.nanKaffed
Yalova Çerkes Birliği Kültür ve Dayanışma Derneğimiz Genel Kurulunu Yaptı
Yalova Çerkes Birliği Kültür ve Dayanışma Derneğimiz 10 Ekim 2021 tarihinde Olağan Genel Kurulu'nu yaparak yeni Yönetimini seçti. Genel Kurulda yeniden İsmail Çınar Başkanlığında seçilen yeni Yönetim Kurulu'na başarılar diliyor, önceki Yönetim Kurulu üyelerimize de toplumumuza yaptıkları hizmetlerden dolayı teşekkür ediyoruz.p> p> Yönetim Kurulu p> 1- İsmail ÇINAR 2- Elif HERSEK 3- Mustafa ŞENOL 4- Orbay TUNA 5- Ömer DEMİR 6- Özlem ÇAKIR 7- Riyasettin YILMAZ 8- Yasin Erdi TOSUN 9- Yasin EROL nanKaffed
Dışişleri Bakanlığı AB Toplantısına Katıldık
Türkiye ve AB Arasında Sivil Toplum Diyaloğu VI ve Sivil Toplum Destek Programı III'ün açılışı, 8 Ekim 2021 tarihinde İstanbul Conrad Otel'de yapılmıştır. Etkinlikte KAFFED'i Yönetim Kurulu üyesi Oya Hansu Çolak temsil etmiştir. Programda açılış konuşmalarını AB Ankara Temsilciliği Elçi Müsteşarı ve Misyonun Mali İşbirliği Başkanı Andre Lys ile Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Faruk Kaymakçı yapmışlardır. Büyükelçi Kaymakçı sivil toplumun kapasitesini ve Türkiye-AB arasında sivil toplum işbirliğini güçlendirmeyi hedeflediklerini belirttiği konuşması sırasında interaktif bir AB anketi de gerçekleştirmiş ve anket sonuçlarını katılımcılarla birlikte yorumlamıştır. Oya Hansu Çolak konuşmasından sonra Bakan Yardımcısı Büyükelçi Faruk Kaymakçı ile Dışişleri Bakanlığı İstanbul Temsilcisi Büyükelçi Murat Tamer'e Federasyonumuz ve çalışmalarımız hakkında bilgi vermiştir. {gallery}/haber/federasyon/2021/211008_AB_Toplanti{/gallery}strong>p>nanKaffed
Yönetim Kurulu Toplantısı
KAFFED Yönetim Kurulu, 7 Ekim 2021 tarihinde çevrimiçi ortamda toplandı. Yaklaşan Olağan Genel Kurul öncesi yapılması gereken çalışmalar değerlendirildi. Mali yapı hakkında Hakan Karuk sunum yaptı. Balıkesir Edremit’te yapılan ve 70 gencin katılım sağladığı 3. Gençlik Çalıştayı hakkında Sevinç Baykan Özden bilgi verdi. Hafta sonu İstanbul'da yapılacak Başkanlar Kurulu Toplantısı ve Beylikdüzü Yaşam Vadisi'nde açılacak 21 Mayıs Soykırım ve Sürgün Anıtı açılışı hakkında bilgilendirme yapıldı.nanKaffed
Yönetim Kurulu Toplantısı
KAFFED Yönetim Kurulu, 7 Ekim 2021 tarihinde çevrimiçi ortamda toplandı. Yaklaşan Olağan Genel Kurul öncesi yapılması gereken çalışmalar değerlendirildi. Mali yapı hakkında Hakan Karuk sunum yaptı. Balıkesir Edremit’te yapılan ve 70 gencin katılım sağladığı 3. Gençlik Çalıştayı hakkında Sevinç Baykan Özden bilgi verdi. Hafta sonu İstanbul'da yapılacak Başkanlar Kurulu Toplantısı ve Beylikdüzü Yaşam Vadisi'nde açılacak 21 Mayıs Soykırım ve Sürgün Anıtı açılışı hakkında bilgilendirme yapıldı.nanKaffed
Var Olma Mücadelesinin Zorlu Sınavı : Dikenini İndirmeyi Bilmeyen Kirpi
Alman filozof Arthur Schopenhauer, 1851’de yayınladığı ''Parerga ve Paralipomena: Kısa Felsefi Denemeler'' adlı eserinin 396. bölümünde şöyle der: “Soğuk bir kış sabahı çok sayıda kirpi, donmamak için birbirine bir hayli yaklaştı. Az sonra, oklarının farkına vardılar ve ayrıldılar. Üşüyünce, birbirlerine tekrar yaklaştılar. Oklar rahatsız edince yine uzaklaştılar. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelerek yaşadıkları ikilem, aralarındaki uzaklık, her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya ulaşıncaya kadar sürdü.” Schopenhaeur, bu ünlü tezini ortaya attıktan on üç yıl sonra bir halk vatanından sürülecekti. Vatansız ve korunmasız kalmanın getirdiği o korkunç yalnızlık ve yabancılaşmayla birbirine sokulacaktı. Dedelerimiz ve ninelerimiz bunu başarmıştı. Oysa geçen bu bir buçuk asırlık süre, hepimizi dönüştürmüş, dikenleri olan kirpiler haline getirmişti. Haklıydık! Kendimizi korumamız gereken o kadar çok şey vardı ki! Asimilasyon, baskı, dili kaybetme korkusu, xabzeyi uygulayamayacağımız yabancı toplumlar, yabancı evlilikler… Biz, yerimizden, yurdumuzdan edildikten elli yedi yıl sonra Sigmund Freud, 1921’de yayınladığı ''Grup Psikolojisi ve Ego’nun Analizi'' adlı eserinde aynı konuyu dipnot olarak ekleyecekti. Freud, ana-oğul dışında tüm insan ve grup ilişkilerinde gözlenen çatışmayı açıklamaya çalışırken “Schopenhauer’in ünlü ‘Donan oklu kirpi’ benzetmesindeki gibi hiç kimse, komşusuna fazla yaklaşmaya katlanamaz.” diyecekti. Bu kavram; insan ilişkileri üzerine konuşulacak en önemli ikilemdir. Donmamak için sokulmak, dikenler yüzünden kan kaybetmek… Hangi ölümdür güzel olan? Kendimizi dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korumaya çalışırken en yakınlarımıza da artık dikenlerimizin battığının farkında mıyız? Dikenlerimizi indirmeyi öğrenemezsek soğuktan donacağımızı ne zaman göreceğiz? KAFFED, bir Gençlik Çalıştayı yaptı; hani şu “Derneklere neden gelmiyor?” diye üzerine uzun uzun düşündüğümüz, “Nasıl yapsak da onları kazansak?” dediğimiz gençler, o çalıştayda bir araya geldi. Çalıştayın finalinde yazdıkları yazıları okurken “Gözümde canlanır koskoca mazi” şarkısı dilimin ucunda; umudum kesildiği yerden yeşermiş, filizlenirken buldum kendimi. Anlatıyorlar. Projelerini anlatıyorlar, “Var olacağız” diyorlar, “biz” diyorlar, yaşlarının gerektirdiğinden fazlasını omuzlarına alıp kendilerine dert ediniyorlar. Yaşıtları eğlenirken onlar bir araya gelip çözüm üretmeye, bir arada kalmaya, “çoğa karışan az” olup o çoğun içinde kaybolmamaya çalışıyorlar. Canım gençler… Var olma mücadelesinin taze nefesleri, hepsi birbirinden akıllı neferleri onlar. Kış kapıda. Donmamak için dikenlerimizi indirmeli, birbirimize sokulmalı ve hayatta kalmanın bir yolunu bulmalıyız. Ben yönümü gençlere çevirdim, oradan sızan ışıkla ısınacağım, oradan sızan ışıktan besleneceğim. Dikenlerimi çoktan söküp attım. Freud işine baksın. GENÇLERE NOT: Biyolojik saati saymazsak ben de yaşıtınızım, beni aranıza alın!nanAyça Atçı