Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Gürer Gülsevin ile Çerkesce ve Abazaca sözlük çalışmalarımız için 2. kez buluştuk. Anadili çalışmalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Adnan Arslan, Genel Sekreterimiz Serpil Dizdarlar ve Abhazya Çalışma Grubu üyemiz Prof. Dr. Erol Taymaz Abazaca örnek sözlüğümüzü de kuruma takdim ettiler. Ayrıca TDK Sözlüğünde "Çerkes" adının yazımı hakkında da görüşlerimizi ilettiler. Yapıcı yaklaşımı için Sayın Gülsevin’e teşekkür ederiz. nanKaffed
Gündem: Karar Alma
Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) Girişim ve İstihdam Komisyonunun her hafta düzenlediği eğitim serisinin bu haftaki konuğu eğitimci, yazar ve konuşmacı Fırat Çapkın olacak. Farklı sektörlerden alanında uzmanlaşmış eğitimcilerle buluşma imkanı sunan eğitim serisinde Fırat Çapkın “Karar Alma” surecinde bilgi ve deneyimlerini paylaşacak. 27 Şubat 2021 Cumartesi günü saat 14.00’da gerçekleştirilecek olan eğitimin kontenjanı 100 kişi ile sınırlı olacak. Katılım sağlamak için, aşağıda yer alan linkten katılım formunu doldurabilirsiniz. https://forms.gle/Uux5E9MWM7aqbsyA8strong>p> Fırat Çapkın Kimdir?p> 1976 yılında İstanbul’da doğdu. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler-Sosyoloji bölümünü bitirdi. Kariyer yolculuğuna çok uluslu bir Amerikan şirketi olan Xerox’ta başladı. Saha satış deneyimlerini, sıcak satış tecrübelerini edinmekle birlikte, satışın ve satış yönetiminin incelikleriyle tanıştı. Satış konusunda uygulamalı eğitimler aldı. Türkiye’nin en büyük şirketlerinin sahiplerinin ve üst düzey yöneticilerinin katıldığı konferansları ve ekipleri yönetti. 2004 yılı itibariyle yönetim-yeniden yapılanma-organizasyonel değişim konularında yönetim danışmanlığı, şirket yöneticilerine birebir eğitimler ve koçluk; tekstil, otomotiv, turizm, inşaat, bilgi-işlem, telekomünikasyon, çağrı merkezleri, perakende, dayanıklı tüketim ürünleri, lojistik, toplu taşımacılık, beyaz eşya ve uluslararası denetim kuruluşlarına yönetim, pazarlama, satış, müzakere ve organizasyonel değişim konularında 65.000 kişiye eğitimler, 95 şirkete danışmanlık hizmetleri verdi. Birçok dergide yayınlanmış 15’in üzerinde makalesi bulunan Çapkın, 2005-2011 yılları arasında dünya devlerinden biri olan TÜV SÜD AG’nin pazarlama direktörlüğünü ve danışmanlığını yaparak, Türkiye’ye kazandırılmış olan TÜVTÜRK Araç Muayene İstasyonları projesinde görev aldı. Yine TÜV SÜD Grubu ile beraber tekstil ve sistem denetim bölümlerinin reorganizasyon çalışmalarını yönetti. Ayrıca, eğitim grubunun kurulmasında yönetim kuruluna danışmanlık yaptı. Tüm bu projelerde kar/zarar, bütçe, ekiplerin kurgulanması ve yönetimi gibi kritik çalışmaları yürüttü. Grup adına Almanya, Doğu Avrupa, Hindistan, Bangladeş, Azerbaycan, Gürcistan gibi ülkelerde İngilizce ve Rusça eğitimler verdi. Öğrenmeyi ve bildiklerini öğretmeyi motto olarak benimseyen Çapkın; dinamik ve farklı eğitim projelerine devam ediyor. Evli ve bir çocuk babası olan Çapkın, özel uçak pilotu lisansına sahiptir. Sanayi odasının ilk 1000 listesine yer alan 4 şirketin yönetim kurullarına danışmanlık yapmakta, İngilizce, Rusça bilmekte, temel düzeyde Yunanca konuşabilmekte; akordeon, bateri, buzuki çalmakta, Afrika Davulları ve Çerkes Kamaları koleksiyonu sahibidir.nanKaffed
23 Şubat 1944 Çeçen-İnguş Halklarının Sürgünü
23 Şubat 1944 tarihinde gerçekleştirilen Çeçen-İnguş Sürgünü’nün yıldönümünde, insanlık tarihinin kara sayfaları arasında yer alan bu etnik temizlik uygulaması sırasında sürgün yollarında ve sürgünde yaşamını yitirenleri rahmetle anıyoruz. 1944, Şubat… O yılın kışı işte, o yılın,Sivri kama misali,İnsanın bağrına saplanıp da yaşananKışı işte o yılın!O yılın hiç yazı olmadı ki…Kanayan yüreğimin yarası kapanmadı ki hiç!İçimi kavurarak süren o yılın kışıOn üç buzlu ayaza dönüştüVe daha bir başka soğuduTamı tamına on üç kez! Sibirya’da dona dönmüş on üç yılSaplanır içime on üç anıt misali.On üç yıldan uzun süren o tam on üç yarayaDeva olmaz zaman denen sonsuzluk! Zelimhan Yandarbiyev 1944 ÇEÇEN-İNGUŞ HALKLARININ SÜRGÜNÜ 1941 yılının Haziran ayında Sovyetler Birliği’ne karşı saldırıya geçen Almanlar, hızla ilerleyerek Kafkasya’ya doğru yöneldiler. 1941–1942’de, Kafkasya’daki petrol üretim bölgelerine sahip olmayı amaçlayan Almanlar, Sovyetler Birliği’nin Azerbaycan’dan sonraki en zengin petrol rezervlerine sahip Çeçenistan’ın Grozni petrol bölgesini ele geçirmek için harekete geçtiler. Alman birlikleri, 1942 sonbaharında Çeçen-İnguş Cumhuriyeti’nin bazı bölgelerini işgal etmelerine rağmen Grozni’ye girmeyi başaramadılar ve Stalingrad yenilgisinden sonra Kuzey Kafkasya’dan çekildiler. Ancak, Almanların Kafkasya’dan çekilmesinin hemen ardından yerel nüfus büyük oranda Kızıl Ordu’ya bağlı kaldığı halde yerel Komünist Partisi saflarında ve devlet kurumlarında hızlı bir tasfiye hareketi başladı. Sovyet yönetimi, Almanların Sovyet topraklarındaki ilerleyişinden başta Çeçen ve İnguşlar olmak üzere Kalmıklar, Balkarlar, Karaçaylar, Mesket Türkleri, Kırım Tatarları ve Volga Almanlarını sorumlu tuttu ve onları ihanet içindeki halklar olarak topraklarından sürme kararı aldı. 7 Mart 1944’te ülkede yaşayan tüm Çeçen ve İnguşların sürgün edilmesi kararı yayımlandı ve Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin (ÖSSC) feshedilerek yerine Grozni Oblastı’nın kurulduğu açıklandı. Kararın gerekçesi ise şu şekilde ifade edildi: “Büyük Anavatan Savaşı’nda, özellikle Nazi Almanlarının Kafkasya operasyonları sırasında Çeçen ve İnguşların çoğunluğu anavatana ihanet ederek faşist işgalcilerin tarafına geçmiştir. Çeçen ve İnguşlar, Almanların talimatı üzerine Sovyet yönetimine ve güçlerine karşı savaşmışlar ve uzun zamandır komşu bölgelerdeki kolektif çiftliklere karşı haydutça saldırılar düzenleyerek Sovyet vatandaşlarını soymuşlar ve öldürmüşlerdir. Bundan dolayı Yüksek Şura Kurulu, Birinci Çeçen-İnguş ÖSSC’sine bağlı ve komşu bölgelerdeki Çeçen ve İnguşları SSCB’nin diğer bölgelerine göndermeye ve Çeçen-İnguş ÖSSC’sini lağvetmeye karar vermiştir.” Kararın ardından, 23 Şubat 1944’te Kızıl Ordu birlikleri Çeçen ve İnguşların yaşadıkları bölgeleri kontrol altına alıp sürgünü başlattılar. SSCB’den Avrupa’ya kaçarak İngiltere’ye sığınmış olan Albay G. Tokayev, sürgünün başlangıç hadiselerini şöyle anlatmaktadır: “Daha 1944 yılında Kuzey Kafkasya, özellikle Çeçen-İnguş bölgeleri, NKVD (Stalin’e bağlı İçişleri Bakanlığı Halk Komiserliği) mensupları ile doldurulmaya başlanmıştı. Ertesi gün, Kızıl Ordu Günü arifesinde her tarafta mitingler düzenlenmişti. NKVD albayı kürsüye gelerek şöyle dedi: “Esas mevzua girmeden evvel şunu haber vereyim ki, miting NKVD birlikleriyle çevrilmiştir ve bütün firar teşebbüsleri derhal ve yerinde kurşuna dizilerek cezalandırılacaktır.” Ahali neye uğradığını bir türlü anlayamıyordu. Albay elini kaldırarak başının üzerinde bir daire çizdi. Bu bir işaretti. Etraftan mitralyözler şakırdayarak onun sözlerini teyit etti. Birkaç kişi hançerini çekerek albayın üzerine atlamaya teşebbüs etti ise de makineli tüfeklerin ateşi onları bir yaprak gibi düşürdü. Birisi firara kalktı ise de, onu da mitralyöz ateşi biçti. Genç bir İnguş mitralyözcünün üzerine atıldı. O da aynı akıbete uğradı. Sağ elinde bir tabancayı, sol elinde de Milli Emniyet Komitesi’nin kararnamesini tutan albay sözlerine devam etti: “Adil ve âkil Stalin siyaseti sizin çok milliyetli sosyalist vatanında inkişâf etmeniz için her şeyi yaptı.” Herkes başları önünde bu mutat sözleri dinliyordu. Fakat albay bütün Çeçen-İnguşları Almanlarla iş birliği yapmakla suçlayınca, bütün halk bir ağızdan bağırmaya başladı: “Yalan, iftira! Biz Almanlara yardım etmedik!” Tokayev’in bu anlattıkları, 1954 yılında Batı’ya iltica etmiş sabık NKVD subayı Yarbay Grigori Stepanoviç Burlutskiy tarafından da doğrulanmaktadır. Burlutskiy’e göre alay kumandanı muavini kürsüye çıkmış, kısa ve kuru nutkunda Komünist Partisi ile Sovyet Hükümeti’nin kararını ilan etmiştir. Kararın muhtevası şu şekildedir: “Sovyetler Birliği toprakları Alman faşist orduları tarafından işgal edildiği zaman Çeçen-İnguş Muhtar Sovyet Cumhuriyeti ahalisi Çeçenler ve İnguşlar Alman ordularına yardım ettiler. Bunu nazara alan Komünist Partisi ve Sovyet hükümeti, Çeçen-İnguş ÖSSC halklarını Sovyetlerin başka bölgelerine göç ettirme kararı vermiştir. Herhangi bir mukavemet ve emirlerimizin icrasında boyun kaçırmak yolundaki teşebbüsler partinin ve Sovyet hükümetinin kararlarına itaatsizlik telakki edilecek ve ordu ikaz etmeden silah kullanacaktır.” Her aileye 20 kg bagaj için izin verildi ve arkalarında kalan evleri, toprakları ve büyükbaş hayvanlarına Rusya Sosyalist Federatif Sovyetler Cumhuriyeti (RSFSC) tarafından el konuldu. Stalin’in verdiği emir gereğince 500 bin ila 700 bin Çeçen-İnguş, yük trenlerine bindirilerek başta Sibirya ve Kazakistan olmak üzere Orta Asya’ya sürüldü. Yalnızca 2,000 kişi dağlara kaçabildi. Birkaç gün su ve yiyecek verilmeden hayvan vagonlarında yapılan yolculuk sırasında insanların yaklaşık %20’si hava koşulları ve açlık nedeniyle hayatını kaybetti. Sürgünün ilk yıllarında iklim koşulları, ağır çalışma ve salgınlar sonucunda pek çok kişi daha hayatını kaybetti ve Çeçen ve İnguş halklarının nüfus kayıpları arttı. Her 10 eve bir gözlemci verilmek suretiyle polis devleti mantığı ile kontrol edilmek istenen Çeçen ve İnguşların her ay kendilerini kaydettirmeleri de zorunluydu. Sürgünde dahi rahat bırakılmayan bu insanların birçok şey için polisten izin alması gerekiyordu. Bulundukları mekandan yalnızca üç kilometre uzaklaşmaları dahi yasaktı. NKVD tarafından gerçekleştirilen sürgün büyük bir gizlilik içinde yapılmıştı. Olaydan ancak iki yıl sonra, 26 Haziran 1946’da zorunlu göç “İzvestiya” gazetesinde küçük bir haber olarak yer aldı. Bununla birlikte, sürgün yerleri ve durumları ancak 11 yıl sonra, yani 1955’te anlaşılabildi. RSFSC Üst Konsey Prezidyumu, Prezidyum Başkanı İ. VIasov ve Sekreter P. Bahmorov’un imzaladıkları bir bildiriyle Kırım Tatarları ve Çeçenlerin SSCB’nin değişik yerlerine sürüldüğünü onayladı. 26 Kasım 1948’de yayınlanan bir bildiri ile de, sürgünlerin yurtlarına geri dönme haklarından mahrum olarak, süresiz sürgünde kalacakları bildirildi. Sürgün yerleri, durumları ve yaşayışları hakkında bilgi ancak sürgünden 11 yıl sonra verildi.23 Şubat 1944’te başlayan ve üç günde tamamlanan sürgün Çeçen-İnguş halkının maruz kaldığı en büyük felaketlerden biri olarak tarihe geçti. Cephede savaşan Çeçen ve İnguşların henüz evlerine bile dönmediği bir sırada gerçekleştirilen böylesine bir sürgünü meşru gösterecek herhangi bir delil mevcut değildi. Nitekim, Stalin’den sonra Sovyetler Birliği’nin başkanlığına gelen Kruşcev 25 Şubat 1956 tarihinde Parti’nin 20. Kongresi’nde yaptığı konuşmada “Aklı başında bir insanın; kadın, çocuk, yaşlı, komünist ve komsomol ayrımı yapmadan tüm milleti, bireylerin veya bir grup insanın yaptığı hareketlerden sorumlu tutmak suretiyle toplu halde sürgün ederek cezalandırmasını anlaması zordur.” ifadesini kullandı. Kararın gerekçesi olarak “Nazi iş birlikçiliği” öne sürülmüştü; ancak Stalin’in amacı geçmişteki isyanlarından dolayı Kuzey Kafkasya halklarını cezalandırmak ve onların Türkiye topraklarına planlı göçünü engellemekti. Haybah Katliamı Bu sürgün sırasında çok sayıda katliam gerçekleştirildi. Bunlardan biri de Haybah köyünde gerçekleştirilen ve çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 700 kişinin ölümüne neden olan katliamdı. NKVD polisleri Haybah köyü halkını kadın, erkek, ihtiyar, çocuk ayrımı yapmaksızın ahırlara doldurarak diri diri yaktılar. Adalet Bakanı eski yardımcısı iken, buraya gönderilerek askeri birliğe katılmaya zorlanan Ziyaudi Malsagov, 27 Şubat 1944 günü Haybah’da gerçekleştirilen katliamı şöyle anlatmaktadır: “Cumhuriyet’in diğer bölgelerindeki Çeçenlerle İnguşlar vatanlarından sökülüp Kazakistan’a yollanmaktaydı. Fakat buradakileri nakletmek mümkün değildi. Çevre avullardan toplanan halk yola çıkarıldı. Hastalar, yaşlılar ve zayıflar, ertesi günü helikopterlerle taşınacakları söylenerek arkada bırakıldılar. Kadın, çocuk ve gençlerin bir kısmı da onlarla kaldı. Kalanlar 650-700 kişi kadardı. 27 Şubat 1944 günü sabah saat dokuzda çevre avullardan ve Haybah’tan toplanan bu insanlar bir ahıra sürüldü. Bu ahıra,Lavrentiva Pavloviça Beriya’nın “Örneklik Beygir Ahırı” denilmekteydi. Bu ahıra daha önce, dışardan ateşlenince içeriyi tutuşturacak şekilde kuru ot ve saman yığılmıştı. Bu insanlar ahıra sürülüp üstlerine kilit vuruldu. Ardından ahır ateşe verildi. Ateş tutuştuğu zaman ben fazla uzakta değildim. İnsanlar ahırın kapısını zorlayıp kırdı ve dışarıya çıktı. Gvişiani de o an emretti: “Ateş!” Meğer otomatikler daha önce mevzilenmiş. Otomatların biçtiği ceset yığınları kapı çıkışını tamamen kapattı. Bir iki kişi firara kalkıştı. Onları da öldürdüler. 650-700 insan ahırın içinde cayır cayır yakılarak öldürüldü.” Sürgün sırasında çok sayıda Çeçen’in ölümüne neden olan bir başka hadise de Sotni köyünde yaşandı. Çeçen ve İnguşları sürmekle görevlendirilen Kızıl Ordu askerleri ve NKVD polisleri, Sotni köyü erkeklerini topladıktan sonra, yine çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan çok sayıda Çeçen’i, buzun onları taşımayacağını bildikleri halde buz tutmuş Galanşoh gölünü geçmeye zorladılar ve binlerce Çeçen, Galanşoh gölünde can verdi. {gallery}/haber/federasyon/2021/cecen_surgunu{/gallery}p> nanKaffed
KAFFED Gençlik Komisyonunun Yönetmelik Toplantıları Devam Ediyor
KAFFED Gençlik Komisyonu Çorum, Sinop, Tokat, Vezirköprü, Turhal Eskişehir ve Samsun Dernek Gençleri ile bir araya geldi. KAFFED Gençlik Komisyonu olarak Dernek Gençlerimizle bir araya gelmeye devam ediyoruz. Yoğun katılımlı online toplantılarımızda kurulacak Gençlik Meclisi ve meclisin yönetmeliği üzerinde görüş alışverişinde bulunuyoruz. Gençlik meclisinin kuruluş usul ve esaslarının ele alındığı toplantılarımızda, gençlerin federasyondan beklentilerini de ele alıyoruz. Diasporadaki tüm gençlere ulaşmayı hedefleyen komisyonumuz ilerleyen günlerde diğer bölgeler ile görüşmelerine devam edecektir. {gallery}/haber/federasyon/2021/210221_Genclik_Komisyonu{/gallery}p>nanKaffed
Dernek Başkanlarımız “Yönetimde Liderlik ve Uyum” Seminerinde Bir Araya Geldiler
Federasyonumuz Başkanlar Kuruluna yönelik olarak düzenlenen ve Eğitim ve Yönetim Gelişimi Danışmanı Necla Çakıcı Aşan tarafından verilen “Yönetimde Liderlik ve Uyum Semineri” 21 Şubat 2021 tarihinde gerçekleştirildi. Pandemi önlemleri çerçevesinde çevrimiçi (online) olarak düzenlenen seminerde, kendini tanıma, liderlik, iletişim, benlikler gibi çeşitli başlıklar toplumsal yapımız ve kültürel özelliklerimiz de göz önünde tutularak ele alındı. Katılan Dernek Başkanlarımızın katkıları ile zenginleşen seminer 3 saatin sonunda farklı başlıklarda benzer seminerlerin düzenlenmesi dilekleri ile tamamlandı.nanKaffed
En Önemli Unsur Güven
Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) Girişim ve İstihdam Komisyonu eğitim serisine hız kesmeden devam ediyor. Komisyonun, "Davranışsal Satış ve Müşteri İlişkileri Yönetimi" eğitimi ile bu haftaki konuğu Uzman Eğitmen Tülay Ercenk oldu. Zoom üzerinden ve interaktif şekilde gerçekleştirilen eğitime yaklaşık 50 kişi katıldı. Ercenk, katılımcılarla kendini tanıma, davranış profilleri, satış süreci, satın alma sinyalleri gibi pek çok konuyu ele aldı. Kendi iş yaşamında da karşılaştığı olumlu ve olumsuz durumları örnekler vererek açıklayan eğitmen, anlattığı süreçlerin hepsinde en önemli unsurun karşılıklı güven olduğunun altını çizdi. Eğitim sonunda konuyla ilgili beş sorudan oluşan kısa sınav yapıldı. Puanlamaya göre ilk üçe giren katılımcılar Pelin Kıraç, Nesren Bal ve Mert Galip’e eğitmen Fırat Çapkın’ın Buz ve Kazak kitabı hediye edildi. Her hafta gerçekleştirilen eğitim serisi önümüzdeki hafta Eğitmen Fırat Çapkın ile devam edecek. (Haber: Merve Çakır)nanKaffed
Diller Dünyamızın Zenginliğidir
Bir dil sadece onu kullanan halkın değil, bütün insanlığın ortak mirasıdır. Diller, ortak yanları ile kardeşliğin, farklı yanları ile kültürel zenginliğin işaretlerini taşırlar. Son iki yüzyıl içinde insanlık, bilimde ve teknolojide olağanüstü bir ilerleme yaşarken; farklı dillerin giderek hızlanan yok oluşu ile kültürel bir gerilemeye de tanıklık etmektedir. Bu çelişkili durumun pek çok farklı nedeni bulunmaktadır. Birkaç istisna ülke dışında günümüzde, çoğunlukta olanlar, diğer halkların kültür ve dillerini yok saymakta, hatta birçok durumda tehdit olarak görmekte veya adil bir kamusal desteği sağlamamaktadır. Birçok dil, yaygın öğrenim sisteminden dışlanma, kitle iletişim araçlarında şans bulamama ve küresel yaşam tarzının giderek herkes için aynılaşması gibi nedenlerle hızla yok olmaktadır. Türkçe gibi ulusal resmi diller dahi küreselleşme ile yaygınlaşan bir kültürel erozyonla mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Türkçe’nin resmi dil statüsünde olmadığı, azınlık dili olduğu ülkeler ile gurbetçilerimizin yaşadığı ülkeler de ise daha büyük sorunlar yaşanmaktadır. Buna karşı güçlü bir yerel yaklaşımın ülkemizdeki tüm dilleri şemsiyesi altına alabilecek şekilde oluşturulmasını önemli bulduğumuzu belirtmek isteriz. Dünya Anadili Günü, olumsuz önyargıları yıkmak, dillerin insanlığın ortak bir hazinesi olduğunu hatırlatmak ve korunmasına vurgu yapmak için özel bir öneme sahiptir. Türkiye’de de özellikle Avrupa Birliği uyum süreci çerçevesinde, bu alanda birçok önemli reforma imza atılmıştır. Federasyonumuzun gayretleri ile kurulan Düzce Üniversitesi Çerkes Dili ve Edebiyatı Bölümü dört yıldır lisans mezunları vermekte ve doktora düzeyinde eğitimlere başlamış bulunmaktadır. Erciyes Üniversitesi Çerkes Dili ve Kültürü de lisans düzeyinde öğrenci kabul ederek eğitime başlamıştır. Yine Federasyonumuzun girişimi ve desteği ile Boğaziçi Üniversitesinde yıllardır Çerkesce ve Abazaca dersleri verilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı nezdinde yürüttüğümüz çalışmalar sonucu, 2012 yılından itibaren orta öğrenimde seçmeli dersler arasına giren Çerkesce ve Abazaca dil dersleri için komisyonlarımız tarafından öğretim kitapları ve CD’ler hazırlanmış, bu yıl Düzce ilimizde 2 sınıf, Kayseri ilimizde ise 10 sınıf, Çorum ilimizde 1 sınıf, Göksun ilçemizde 3 sınıf, Ödemiş ilçesine bağlı Ertuğrul köyümüzde 1 sınıf açılacaktır. Eylül ayına kadar sınıf sayısının arttırılması ve seçmeli derslerin yaygınlaştırılması için Anadili Komisyonumuz koordinatörlüğünde çalışmalar devam edecektir. Hayatboyu Öğrenim Genel Müdürlüğü ile yaptığımız çalışmalar sonrasında, Halk Eğitim Merkezleri programlarına Adıgece/Çerkesce ve Abazaca modülleri eklenmiştir. Derneklerimiz bünyesindeki kurslar bu destekten yararlanabilmektedir. Rusya Bilim Merkezi ile işbirliği içerisinde anavatan üniversitelerine öğrenci gönderme çalışmalarımız her yıl olduğu gibi bu yıl da devam etmektedir; Federasyonumuza verilen 8 kişilik kontenjanın 15 kişiye çıkarılması için Rusya Büyükelçiliğinden resmi olarak talepte bulunulmuştur. Ayrıca bu yıl Türk Dil Kurumu ile yapılan görüşmelerimiz sonucunda Çerkesce (Doğu ve Batı lehçelerinde) ve Abazaca sözlük basılması için karar alınmış, bu yıl içerisinde hayata geçirilmesi için çalışmalara başlanılmıştır. Ancak tüm bunların yeterli olmadığı açık. Geçmişte köylerde bir ölçüde korunabilen dil, kentleşme ve küreselleşme karşısında büyük ölçüde korunaksız kalmıştır. Anadilimizin yaşatılması yönündeki gayretlerin daha da yoğunlaştırılması, bu çerçevede gerek geçmiş çalışmaların sonuçlandırılması, gerek yeni stratejilerin ve çalışmaların ortaya konması yönünde çalışmalar yapmak üzere Federasyonumuz bünyesinde oluşturulan Anadili Komisyonu çalışmalarını sürdürmektedir. Bütün bileşenleriyle Federasyonumuz yasalar ve ekonomik olanaklar çerçevesinde, mevcut araçları geliştirmeye devam edecektir. Yasalarımızın ve kamusal uygulamalarımızın Çerkesce, Abazaca, Osetce, Çeçence ve Dağıstan dillerinin korunması yönünde daha ileri götürülmesi, kurumsal ve yasal güvencelerin geliştirilmesi, ortaokullardaki seçmeli anadili derslerimizin etkinliğinin artırılması, TRT’de Çerkesce yayın yapacak bir kanal açılması taleplerimizin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Toplumumuzda anadilimizi korumanın asıl yolunun; anadilini bir hak olarak çekinmeden talep etmek ve her durumda savunmaktan geçtiği fikri uyandırılabilirse; bu da en büyük kazanımımız olacaktır. Tüm dünya dillerini hep birlikte koruyalım... Kafkas Dernekleri Federasyonu (*)Uluslararası Anadili Günü Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Genel Kurulu tarafından 17 Kasım 1999'da 21 Şubat olarak açıklanmıştır. Uluslararası Anadili Günü'nün asıl adı Anadili Hareketi Günü'dür. Bu gün Bengal Dili Hareketi için Bangladeş polisi ile çatışan Bangladeşli üniversite öğrencilerinin öldürülmesinin yıl dönümü olarak anılmaktadır. İlk kez 2000 yılında, dünya çapında kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacıyla “Dünya Anadili Günü” etkinlikleri düzenlenmeye başlandı. UNESCO’nun yaptığı ‘Tehlike Altındaki Diller Dünya Atlası’ çalışmasına göre, dünyadaki 6000’den fazla dilin 2500’ü yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde 21. yüzyılda insanlığın konuştuğu dillerin % 90’ından fazlasının yok olacağı. 30’dan fazla dilbilimcinin çalışmalarıyla ortaya çıkan atlasa göre ise Türkiye’de konuşulan 15 dilin de tehlike altında olduğu bir gerçektir.nanKaffed
Martin Koçesoko Davasında Sona Doğru
Kabardey Balkar Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren Xabze Xase (Xabze Derneği) Başkanı Martin Koçesoko’nun, haksız bir uyuşturucu suçlaması ile yargılandığı davanın bugün 11. duruşması görüldü. Nartkala Adliyesinde görülen duruşmada, savcılık 3 yıl ev hapsi isterken Martin’in avukatı beraat talep etti. Sonraki duruşmanın Martin Koçesoko’nun son savunması için 26 Şubat 2021 tarihinde yapılmasına karar verildi. nanKaffed
Anavatanda Üniversite Eğitimi Bursları İçin Başvurular Uzatıldı (Son Başvuru 10 Mart 2021)
20 Ocak 2021 tarihinde başlayan 2021-2022 Rusya Federasyonu Burslu üniversite öğrenimi başvuruları için son gün 15 Mart 2020 tarihine uzatılmıştır. Bu kapsamda Federasyonumuza ayrılan kotadan yararlanarak anavatanda üniversite öğrenimi görmek isteyenler için de başvuru süresi 10 Mart 2021 tarihine uzatılmıştır. Başvuru belgelerinin herhangi bir sorun yaşanmaması için Rusya Bilim ve Kültür Merkezi Türkiye Temsilciliği ile birlikte kontrol edilmesi ve herhangi bir sorun yaşanmaması için Federasyonumuzun başvuru süresi 5 gün önce sona ermektedir. Detaylı bilgi için : https://kaffed.org/haberler/federasyondan/item/4222-anavatanda-universite-egitimi-burslari-icin-basvurular-basladi.htmlstrong>p> nanKaffed
Demokratik Örgütlenmemizin Gelişim Süreçlerini Tanığı Anlattı
Nart Akademi 2021 yılı, birinci dönem programının, üçüncü semineri 18 Şubat 2021 Perşembe akşamı, Federasyonumuzda kuruluşundan itibaren bir çok dönem yönetim kurulu üyeliği yapmış olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol TAYMAZ tarafından verildi. Seminer derneklerimizden ve üniversitelerdeki öğrenci topluluklarımızdan gençlerimizin katılımları ile gerçekleşti. Ocak Ayı için planlanan seminer programda değişiklik zorunluluğu nedeni ile ertelenmişti. KAFFED Yönetim Kurulu Üyesi Filiz ÇELİK tarafından yapılan sunuş konuşmasının ardından Prof. Dr. Erol TAYMAZ, “Türkiye’de Kimlik Mücadelesi ve Örgütlenmenin Gelişimi” başlıklı sunumunu katılımcılarla paylaştı. 1864 sonrası ana topraklarından sürülen halkın, kimlik mücadelesi doğrultusunda yapmış olduğu girişimlere tarihsel dönemler itibari ile değindi. Demokrasinin ve özgürlüğün yükseldiği dönemlerde Çerkeslerin, olanaklar ölçüsünde çok daha fazla üretken olduğuna işaret etti. Güncel durumumuza ilişkin ise fonksiyonel olarak örgütlenme çeşitliliğimizin yetersizliğine ve dağınık yerleşim nedeni ile kültürü yaşatacak etkileşim alanlarının azlığına değinen TAYMAZ, tarih sahnesindeki önemli atılımlara işaret ederek sözlerini, “Umutluyum, iyimser olmak lazım, olumlu gelişmelerin giderek artması ve karşılıklı etkileşim ile de sorunlara çözümler getirilecektir.” diyerek bitirdi. İkinci yarıda ise katılımcıların sorularını yanıtladı. Kendi kişisel tecrübelerini de katılımcılarla paylaşan Erol Taymaz, derneğe 18 yaşından önce gelmeye başladığını, 18 yaşını doldurunca da derneğe üye olduğunu, dernekte edindiği dostlukların hayatındaki en önemli ve güvenilir dostluklar olduğunu, dernekte edindiği tecrübe ve becerilerin hayatın her alanında katkısı gördüğünü belirtti. Kimlik bilinci konusunda toplumun yoluna ışık tutan İzzet Aydemir, Özdemir Özbay gibi isimlerin de kişisel olarak yolunu aydınlattığını vurgulayarak kendilerini saygı ile andı. Nart Akademi her ayın ilk Pazar akşamı Meşe Altı Toplantıları ve her ayın ikinci ve dördüncü perşembeleri dil, kültür ve kimliğimize ilişkin seminerler ile devam edecek. (Haber:Elifnur Demirhan) {gallery}/haber/federasyon/2021/210218_Nart_Akademi{/gallery}p>nanKaffed