KAFFED Genel Başkanı ve Abhazya Çalışma Grubu, Kayseri Kafkas Derneğini Ziyaret Ettiler

KAFFED Genel Başkanı Yaşar Aslankaya ve Abhazya Çalışma Grubu üyeleri Abhazya Çalışma Grubunun bugüne kadar yaptıkları çalışmaları anlatmak ve çalışma grubuna KAFFED’in örgütlü olduğu tüm bölgelerden katılım sağlamak için 18.02.2018 tarihinde ilk ziyaretlerini Kayseri Kafkas Derneği’ne gerçekleştirdiler. Toplantının açılış konuşmasını yapan KAFFED Genel Başkanı Yaşar Aslankaya Anavatan ile ilişkilerin geliştirilmesi için oluşturulan çalışma gruplarının (Adıgey Çalışma Grubu, Abhazya Çalışma Grubu, Kabardey Balkar Çalışma Grubu) faaliyetlerinden ve öneminden bahsetti. Abhazya çalışma grubunun bu güne kadar çok başarılı projeler gerçekleştirdiğini, halen projeler ürettiğini bu oluşumun Ankara, İstanbul, İzmit, Sakarya, Hendek ve Düzce ile sınırlı kalmayıp KAFFED’in örgütlü olduğu tüm bölgelerden katılımcılar eklenerek genişletilmesi gerektiğini; bu sebeple ilk toplantının Kayseri’de yapıldığını belirtti. Sonrasında Abhazya Çalışma Grubu üyeleri, Abhazya Çalışma Grubunun yapısı, kuruluş amacı, kuruluşundan bu güne kadar yaptığı çalışmaları ve yeni dönem çalışma programını anlattılar. Katılımcılar bu ziyaretten çok memnun olduklarını, bundan sonra yapılacak çalışmalara destek olmak istediklerini, çalışma gurubuna katılacak gönüllüleri Kayseri Kafkas Derneği Yönetim Kurulu ile yapılacak toplantı sonrasında Yönetim Kurulu Kararı ile KAFFED’e bildireceklerini ifade ettiler.   {gallery}/haber/diaspora/2018/acg_kayseri{/gallery}   nanKaffed

KAFFED Manyas’taydı

KAFFED Yönetim Kurulu, Bandırma Kuzey Kafkas Kültür Derneği Başkanı Turan Acar ile birlikte kuruluş aşamasındaki Manyas Çerkes Derneğini ziyaret etti. Manyas Çerkes Derneği kurucu Başkanı Erdoğan Sonuk kuruluş süreci ve planlanan faaliyetler hakkında bilgi verdi.   KAFFED heyeti Manyas Çerkes Derneğine her alanda destek sözü verdi. KAFFED Başkanı Yaşar Aslankaya; ”Tarihi çilelerle dolu Manyas’a en güzel şekilde hizmet vereceğinize inanıyorum. Hayırlı olsun” dedi.   Manyas Çerkes Derneği'ne ilk Çerkes Bayrağı da KAFFED Başkanı Yaşar Aslankaya tarafından asıldı.   {gallery}/haber/federasyon/2018/manyas{/gallery}   nanKaffed

KAFFED Heyeti Tevfik Esenç’in mezarını ziyaret etti

KAFFED Heyeti, Dünya Anadili Günü etkinlikleri çerçevesinde, Ubıh dilini konuşup yazan son kişi olan merhum Tevfik Esenç'in Balıkesir Manyas Hacıosman Köyü'ndeki mezarını ziyaret etti. {gallery}/haber/federasyon/2018/esenc{/gallery}  nanKaffed

KAFFED Karacabey’deydi

KAFFED Karacabey Kuzey Kafkasya Kültür Derneği'ni ziyaret etti. Ziyarete Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan ile MHP İlçe Başkanı Hüseyin Erol da katıldı. KAFFED Başkanı Yaşar Aslankaya, Çerkeslerin Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları olarak her alanda bulunduğunu, Afrin’de verilen şehitlerin 3’ünün Çerkes olduğunu kaydetti. Aslankaya, terörle mücadelenin zorlu bir süreç olduğunu belirterek bu sürecin omuz omuza verilerek atlatılacağına inandığını kaydetti. Ülkenin zor zamanlarında Çerkeslerin hep ön saflarda yer aldığını ifade etti. Yaşar Aslankaya, Çerkes dillerinin kaybolmakta olan diller arasına alındığına dikkati çekerek KAFFED’in bu konuda bir farkındalık oluşturduğunu ve 2018 yılını Anadil yılı ilan ettiğini belirtti. Belediyelerin bu alandaki çalışmaları desteklemesini beklediklerini ifade etti. Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan da, Türkiye’nin dış düşmanların Türkiye’yi yıpratma çalışmalarının olduğunu, millet olarak tüm unsurlarımızla kenetlenmeye ihtiyacı olduğunu kaydetti. Karacabey Kuzey Kafkasya Kültür Derneği Başkanı Serkan Kaya da ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek heyete teşekkür etti. Pazar günü düzenlenecek programa da Dernek olarak katılacaklarını belirtti. div>nanKaffed

KAFFED İnegöl’deydi

KAFFED Genel Başkanı Yaşar Aslankaya ve Yönetim Kurulu üyeleri İnegöl Çerkes Adige Kültür Derneği'ni ziyaret etti. Dernek Başkanı Şevket Coşkun dernek tarihçesi hakkında bilgi verdi. Coşkun, İnegöl’de pek çok soydaşımızın anadilini konuştuğunu belirterek okuma-yazma bilenlerin sayısının artırılması için KAFFED’in de desteği ile çalışacaklarını belirtti. NART Çocuk Kulübü’nü kurma çalışmalarının da son aşamaya geldiğini söyledi. İnegöl Derneği yöneticileri Anavatan’a düzenlenen ve 13-17 yaş arasındaki çocukları kapsayan yaz kampları hakkında bilgi verdi. 2018 yaz donemi için yeni bir kamp çalışması yapılacağını bildirdi. KAFFED Genel Başkanı Yaşar Aslankaya, 2018 Anadil Yılı kapsamında okuma-yazma çalışmalarına ağırlık verildiğini hatırlatarak derneklere her nevi desteğe hazır olduklarını, ihtiyaç duyulan her türlü materyalin gönderileceğini ifade etti. Aslankaya, Halk Eğitim Merkezleri’ndeki calışmalar hakkında bilgi vererek artık anadil hocalarının da emeklerinin karşılığını alacağını bildirdi. {gallery}/haber/federasyon/2018/ingl{/gallery}div>   nanKaffed

KAFFED Bozüyük’deydi

KAFFED Genel Başkanı Yaşar Aslankaya ve Yönetim Kurulu üyeleri Bozüyük Kuzey Kafkasya Kültür Derneğini ziyaret etti. KAFFED Genel Başkanı Yaşar Aslankaya, 2018 Anadil Yılı dolayısıyla derneklere her nevi desteğe hazır olduklarını ifade etti. Aslankaya bu yıl özellikle Adigece ve Abazaca konuşmayı bilenlere yönelik okuma-yazma kurslarına ağırlık verileceğini ifade etti. Ayrıca kadınların ve gençlerin dernek çalışmalarına katılımları, Nart Çocuk Kulüplerinin yaygınlaştırılması, kamu kurumları, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları ile ilişkiler konularına da değinildi. Bozüyük Kuzey Kafkasya Kültür Derneği Başkanı Fehmi Nilifer, dernek faaliyetleri hakkında bilgi verdi. İçişleri Bakanlığı ile yürütülmekte olan "Bozüyük Kültürüne Sahip Çıkıyor" Projesi kapsamında yapılan çalışmaları anlattı. Bu kapsamda dernekte anadil, akardion, doli, mızıka, folklor kursları açıldığını söyledi. Dil hocası Kurulay Yılmaz, dil kursları ve kültür çalışmaları hakkında bilgi verdi. {gallery}/haber/federasyon/2018/bzyk{/gallery}div>     div>nanKaffed

Tarihte Bugün – 23 Şubat 1944 Çeçen-İnguş Halklarının Sürgünü

1944, Şubat… O yılın kışı işte, o yılın, Sivri kama misali, İnsanın bağrına saplanıp da yaşanan Kışı işte o yılın! O yılın hiç yazı olmadı ki… Kanayan yüreğimin yarası kapanmadı ki hiç! İçimi kavurarak süren o yılın kışı On üç buzlu ayaza dönüştü Ve daha bir başka soğudu Tamı tamına on üç kez! Sibirya’da dona dönmüş on üç yıl Saplanır içime on üç anıt misali. On üç yıldan uzun süren o tam on üç yaraya Deva olmaz zaman denen sonsuzluk!                         Zelimhan Yandarbiyev   1944 ÇEÇEN-İNGUŞ HALKLARININ SÜRGÜNÜ 1941 yılının Haziran ayında Sovyetler Birliği’ne karşı saldırıya geçen Almanlar, hızla ilerleyerek Kafkasya’ya doğru yöneldiler. 1941–42’de, Kafkasya’daki petrol üretim bölgelerine sahip olmayı amaçlayan Almanlar, Sovyetler Birliği’nin Azerbaycan’dan sonraki en zengin petrol rezervlerine sahip Çeçenistan’ın Grozni petrol bölgesini ele geçirmek için harekete geçtiler. Alman birlikleri, 1942 sonbaharında Çeçen-İnguş Cumhuriyeti’nin bazı bölgelerini işgal etmelerine rağmen Grozni’ye girmeyi başaramadılar ve Stalingrad yenilgisinden sonra Kuzey Kafkasya’dan çekildiler. Ancak, Almanların Kafkasya’dan çekilmesinin hemen ardından yerel nüfus büyük oranda Kızıl Ordu’ya bağlı kaldığı halde yerel Komünist Partisi saflarında ve devlet kurumlarında hızlı bir tasfiye hareketi başladı. Sovyet yönetimi, Almanların Sovyet topraklarındaki ilerleyişinden başta Çeçen ve İnguşlar olmak üzere Kalmıklar, Balkarlar, Karaçaylar, Mesket Türkleri, Kırım Tatarları ve Volga Almanlarını sorumlu tuttu ve onları ihanet içindeki halklar olarak topraklarından sürme kararı aldı. 7 Mart 1944’te ülkede yaşayan tüm Çeçen ve İnguşların sürgün edilmesi kararı yayımlandı ve Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin (ÖSSC) feshedilerek yerine Grozni Oblastı’nın kurulduğu açıklandı. Kararın gerekçesi ise şu şekilde ifade edildi: “Büyük Anavatan Savaşı’nda, özellikle Nazi Almanlarının Kafkasya operasyonları sırasında Çeçen ve İnguşların çoğunluğu anavatana ihanet ederek faşist işgalcilerin tarafına geçmiştir. Çeçen ve İnguşlar, Almanların talimatı üzerine Sovyet yönetimine ve güçlerine karşı savaşmışlar ve uzun zamandır komşu bölgelerdeki kolektif çiftliklere karşı haydutça saldırılar düzenleyerek Sovyet vatandaşlarını soymuşlar ve öldürmüşlerdir. Bundan dolayı Yüksek Şura Kurulu, Birinci Çeçen-İnguş ÖSSC’sine bağlı ve komşu bölgelerdeki Çeçen ve İnguşları SSCB’nin diğer bölgelerine göndermeye ve Çeçen-İnguş ÖSSC’sini lağvetmeye karar vermiştir.” Kararın ardından, 23 Şubat 1944’te Kızıl Ordu birlikleri Çeçen ve İnguşların yaşadıkları bölgeleri kontrol altına alıp sürgünü başlattılar. SSCB’den Avrupa’ya kaçarak İngiltere’ye sığınmış olan Albay G. Tokayev, sürgünün başlangıç hadiselerini şöyle anlatmaktadır: “Daha 1944 yılında Kuzey Kafkasya, özellikle Çeçen-İnguş bölgeleri, NKVD (Stalin’e bağlı İçişleri Bakanlığı Halk Komiserliği) mensupları ile doldurulmaya başlanmıştı. Ertesi gün, Kızıl Ordu Günü arifesinde her tarafta mitingler düzenlenmişti. NKVD albayı kürsüye gelerek şöyle dedi: “Esas mevzua girmeden evvel şunu haber vereyim ki, miting NKVD birlikleriyle çevrilmiştir ve bütün firar teşebbüsleri derhal ve yerinde kurşuna dizilerek cezalandırılacaktır.” Ahali neye uğradığını bir türlü anlayamıyordu. Albay elini kaldırarak başının üzerinde bir daire çizdi. Bu bir işaretti. Etraftan mitralyözler şakırdayarak onun sözlerini teyit etti. Birkaç kişi hançerini çekerek albayın üzerine atlamaya teşebbüs etti ise de makineli tüfeklerin ateşi onları bir yaprak gibi düşürdü. Birisi firara kalktı ise de, onu da mitralyöz ateşi biçti. Genç bir İnguş mitralyözcünün üzerine atıldı. O da aynı akıbete uğradı. Sağ elinde bir tabancayı, sol elinde de Milli Emniyet Komitesi’nin kararnamesini tutan albay sözlerine devam etti: “Adil ve âkil Stalin siyaseti sizin çok milliyetli sosyalist vatanında inkişâf etmeniz için her şeyi yaptı.” Herkes başları önünde bu mutat sözleri dinliyordu. Fakat albay bütün Çeçen-İnguşları Almanlarla iş birliği yapmakla suçlayınca, bütün halk bir ağızdan bağırmaya başladı: “Yalan, iftira! Biz Almanlara yardım etmedik!” Tokayev’in bu anlattıkları, 1954 yılında Batı’ya iltica etmiş sabık NKVD subayı Yarbay Grigori Stepanoviç Burlutskiy tarafından da doğrulanmaktadır. Burlutskiy’e göre alay kumandanı muavini kürsüye çıkmış, kısa ve kuru nutkunda Komünist Partisi ile Sovyet Hükümeti’nin kararını ilan etmiştir. Kararın muhtevası şu şekildedir: “Sovyetler Birliği toprakları Alman faşist orduları tarafından işgal edildiği zaman Çeçen-İnguş Muhtar Sovyet Cumhuriyeti ahalisi Çeçenler ve İnguşlar Alman ordularına yardım ettiler. Bunu nazara alan Komünist Partisi ve Sovyet hükümeti, Çeçen-İnguş ÖSSC halklarını Sovyetlerin başka bölgelerine göç ettirme kararı vermiştir. Herhangi bir mukavemet ve emirlerimizin icrasında boyun kaçırmak yolundaki teşebbüsler partinin ve Sovyet hükümetinin kararlarına itaatsizlik telakki edilecek ve ordu ikaz etmeden silah kullanacaktır.” Her aileye 20 kg bagaj için izin verildi ve arkalarında kalan evleri, toprakları ve büyükbaş hayvanlarına Rusya Sosyalist Federatif Sovyetler Cumhuriyeti (RSFSC) tarafından el konuldu. Stalin’in verdiği emir gereğince 500 bin ila 700 bin Çeçen-İnguş, yük trenlerine bindirilerek başta Sibirya ve Kazakistan olmak üzere Orta Asya’ya sürüldü. Yalnızca 2,000 kişi dağlara kaçabildi. Birkaç gün su ve yiyecek verilmeden hayvan vagonlarında yapılan yolculuk sırasında insanların yaklaşık %20’si hava koşulları ve açlık nedeniyle hayatını kaybetti. Sürgünün ilk yıllarında iklim koşulları, ağır çalışma ve salgınlar sonucunda pek çok kişi daha hayatını kaybetti ve Çeçen ve İnguş halklarının nüfus kayıpları arttı. Her 10 eve bir gözlemci verilmek suretiyle polis devleti mantığı ile kontrol edilmek istenen Çeçen ve İnguşların her ay kendilerini kaydettirmeleri de zorunluydu. Sürgünde dahi rahat bırakılmayan bu insanların birçok şey için polisten izin alması gerekiyordu. Bulundukları mekandan yalnızca üç kilometre uzaklaşmaları dahi yasaktı. NKVD tarafından gerçekleştirilen sürgün büyük bir gizlilik içinde yapılmıştı. Olaydan ancak iki yıl sonra, 26 Haziran 1946’da zorunlu göç “İzvestiya” gazetesinde küçük bir haber olarak yer aldı. Bununla birlikte, sürgün yerleri ve durumları ancak 11 yıl sonra, yani 1955’te anlaşılabildi. RSFSC Üst Konsey Prezidyumu, Prezidyum Başkanı İ. VIasov ve Sekreter P. Bahmorov’un imzaladıkları bir bildiriyle Kırım Tatarları ve Çeçenlerin SSCB’nin değişik yerlerine sürüldüğünü onayladı. 26 Kasım 1948’de yayınlanan bir bildiri ile de, sürgünlerin yurtlarına geri dönme haklarından mahrum olarak, süresiz sürgünde kalacakları bildirildi. Sürgün yerleri, durumları ve yaşayışları hakkında bilgi ancak sürgünden 11 yıl sonra verildi.23 Şubat 1944’te başlayan ve üç günde tamamlanan sürgün Çeçen-İnguş halkının maruz kaldığı en büyük felaketlerden biri olarak tarihe geçti. Cephede savaşan Çeçen ve İnguşların henüz evlerine bile dönmediği bir sırada gerçekleştirilen böylesine bir sürgünü meşru gösterecek herhangi bir delil mevcut değildi. Nitekim, Stalin’den sonra Sovyetler Birliği’nin başkanlığına gelen Kruşcev 25 Şubat 1956 tarihinde Parti’nin 20. Kongresi’nde yaptığı konuşmada “Aklı başında bir insanın; kadın, çocuk, yaşlı, komünist ve komsomol ayrımı yapmadan tüm milleti, bireylerin veya bir grup insanın yaptığı hareketlerden sorumlu tutmak suretiyle toplu halde sürgün ederek cezalandırmasını anlaması zordur.” ifadesini kullandı. Kararın gerekçesi olarak “Nazi iş birlikçiliği” öne sürülmüştü; ancak Stalin’in amacı geçmişteki isyanlarından dolayı Kuzey Kafkasya halklarını cezalandırmak ve onların Türkiye topraklarına planlı göçünü engellemekti. Haybah Katliamı Bu sürgün sırasında çok sayıda katliam gerçekleştirildi. Bunlardan biri de Haybah köyünde gerçekleştirilen ve çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 700 kişinin ölümüne neden olan katliamdı. NKVD polisleri Haybah köyü halkını kadın, erkek, ihtiyar, çocuk ayrımı yapmaksızın ahırlara doldurarak diri diri yaktılar. Adalet Bakanı eski yardımcısı iken, buraya gönderilerek askeri birliğe katılmaya zorlanan Ziyaudi Malsagov, 27 Şubat 1944 günü Haybah’da gerçekleştirilen katliamı şöyle anlatmaktadır: “Cumhuriyet’in diğer bölgelerindeki Çeçenlerle İnguşlar vatanlarından sökülüp Kazakistan’a yollanmaktaydı. Fakat buradakileri nakletmek mümkün değildi. Çevre avullardan toplanan halk yola çıkarıldı. Hastalar, yaşlılar ve zayıflar, ertesi günü helikopterlerle taşınacakları söylenerek arkada bırakıldılar. Kadın, çocuk ve gençlerin bir kısmı da onlarla kaldı. Kalanlar 650-700 kişi kadardı. 27 Şubat 1944 günü sabah saat dokuzda çevre avullardan ve Haybah’tan toplanan bu insanlar bir ahıra sürüldü. Bu ahıra,Lavrentiva Pavloviça Beriya’nın “Örneklik Beygir Ahırı” denilmekteydi. Bu ahıra daha önce, dışardan ateşlenince içeriyi tutuşturacak şekilde kuru ot ve saman yığılmıştı. Bu insanlar ahıra sürülüp üstlerine kilit vuruldu. Ardından ahır ateşe verildi. Ateş tutuştuğu zaman ben fazla uzakta değildim. İnsanlar ahırın kapısını zorlayıp kırdı ve dışarıya çıktı. Gvişiani de o an emretti: “Ateş!” Meğer otomatikler daha önce mevzilenmiş. Otomatların biçtiği ceset yığınları kapı çıkışını tamamen kapattı. Bir iki kişi firara kalkıştı. Onları da öldürdüler. 650-700 insan ahırın içinde cayır cayır yakılarak öldürüldü.” Sürgün sırasında çok sayıda Çeçen’in ölümüne neden olan bir başka hadise de Sotni köyünde yaşandı. Çeçen ve İnguşları sürmekle görevlendirilen Kızıl Ordu askerleri ve NKVD polisleri, Sotni köyü erkeklerini topladıktan sonra, yine çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan çok sayıda Çeçen’i, buzun onları taşımayacağını bildikleri halde buz tutmuş Galanşoh gölünü geçmeye zorladılar ve binlerce Çeçen, Galanşoh gölünde can verdi.nanKaffed

“Abhazya’da Bir Öğrencimiz Var”

Kaffed&Abhazya Çalışma Grubu'nun koordine ettiği "Abhazya'da bir öğrencim var " projesinin içeriğini kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz. Abhazya'nın saygın yardım kuruluşlarından " Kearaz Vakfı " tarafindan tespit edilen 10 çocuğumuzun eğitim ve kişisel bakım harcamalarını üstlenmek, onlara yardımcı olmak, çocuklarımız ile bağ kurmak için bu projede çocuklarımızın eğitim masraflarının 1 yıllık sürede 3 aylık periyotlar halinde karşılanmasının uygun olduğuna karar verilirken, projenin sadece maddi bir boyut  taşımasını değil,  kardeş ailesi ile tanışmak, görüşmek isteyenlerin iletişim kurma biçimlerini koordine ederek birliktelik duygumuzun pekiştirilmesini önemsiyoruz. Desteklediği çocuk ve ailesi ile bağ kurmak isteyenlere bu imkanın tanınacağını belirterek projeye katkı sunmak isteyenler için hesap numaramızı aşağıda paylaşıyoruz:   Hesap Numarası: Halk Bankası HESAP ADI: Sinem Özkan IBAN NO: TR11 0001 2001 2490 0001 1109 99      nanKaffed

Eskişehir Derneğimiz Anadil Günü Etkinliği Düzenledi

Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği'nin "Dünya Anadil Günü"nü kutladığı “HALUJ GECESİ” 17 Şubat Cumartesi günü yapıldı.   21 Şubat UNESCO Dünya  Anadil Günü ve Kafkas Dernekleri Federasyonu tarafından 2018 yılının Anadil yılı ilan edilmesi nedeniyle anlamı büyük olan geceye yaklaşık 1100 davetli katıldı. Gecede Waynakh Müzik Topluluğu, Şahin ARIKAN, Woshım Yi Makh Müzik Topluluğu, EKKKDD.Halk Dansları Topluluğu “ŞIBLE”, EKKKDD. Ritsa Çocuk Akademisi & Ritsa Rickunsa Minikler Ekibi sahne aldılar. Çerkes yemekleri ikram edildiği gece çekiliş ve Çerkes düğünü ile sona erdi.   {gallery}/haber/diaspora/2018/ekkkd_anadil{/gallery}   nanKaffed

İyi Parti’den KAFFED’e ziyaret

İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Ersagun Yücel ve Kurucular Kurulu Üyesi Avukat Mine Baş 21 Şubat Çarşamba günü Federasyonumuzu ziyaret ettiler. Genel Başkanımız Yaşar Aslankaya konuklara Federasyonumuz, örgütlerimiz ve toplumumuz ile ilgili tarihsel arkaplan ve mevcut durumun yanısıra demokratik taleplerimiz konusunda bilgilendirmede bulundu. Konuklar ise Genel Başkan Meral Akşener'in selamlarını getirdiklerini belirterek İyi Parti kuruluş süreci ve politikaları ile ilgili bilgi paylaşıp Çerkeslerin sorunları konusunda duyarlılıklarını vurgulayarak sorunların demokratik çözümlerinin geliştirilmesi için birlikte çalışma arzusunu vurguladılar. Düzenli olarak temas halinde bulunulması konusunda mutabık kalındı.nanKaffed