Bir Başarı Hikayesi: Argunov Oleg Abubekiroviç

  “Anavatan gezi anılarını paylaşmak bir sorumluluktur” ilkesiyle, bu yazıyı kaleme alıyorum. Hepimiz aynı zamanda, aynı şeylere tanıklık etsek dahi, birçok nedenle anlatacağımız şeyler çok farklı olabilir. Ben de bu geziye biraz kendi mesleki alanımdan bakmaya çalışacağım. Kafkasya’ya bu ikinci gidişim. İlki Dünya Çerkes Birliği Kongresi içindi. Doğal olarak dünyanın dört bir yanından gelen soydaşlarımızla tanışma - konuşma şansımız olmuştu. Ancak fazla gezememiş, halkla irtibat kuramamıştık. Bu defa hedefimiz farklıydı; öncelikle atalarımızın yaşadığı toprakları tanımak, onlardan emareler bulabilmek, ikincisi ise Anavatanda yaşayan soydaşlarımızın günceline tanıklık edebilmek. Sonuçta amacımıza uygun bir gezi yaptık ve çok memnun döndük. Memnuniyetimize vesile olan Göksun Çerkes Kültür Derneği Başkanı Kunuj Oktay Oğuz’a, Thamademiz Woenaşe Maruf Eyerci’ye, neşeli, saygılı, hoşgörülü arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.  Bize, evimizdeymişiz hissini yaşatan, gezi öncesinden bu güne kadar iletişimi kesmeyen, nezaket ve dürüstlükleriyle takdirimizi kazanan Mola Levent Kaplan ve Meremıko Hayri Duman’a da buradan teşekkür ederim. Dombay’a gitmek üzere yola çıktığımızda, yol üstünde bulunan Ali Berdıkua köyündeki “Soykırım Anıtına” uğramamak olmazdı. Anıt, anavatanlarını korumak için 1763-1864 Rus Kafkas Savaşında ve İstanbul yolunda şehit düşen atalarımız anısına yapılmıştı. Şehitlerimize, Levuj Erdal Öğüt hoca önderliğinde dualarımızı yaptıktan sonra, Oktay Beyin okuduğu “Yistanbulaga” şiiriyle adeta kalplerimizin acısı gözlerimizden aktı.  Ardından müzeyi gezdik ve yola çıkma zamanı gelince, oradaki görevliler bizi ısrarla, değer verdikleri biriyle tanıştırmak, ikramda bulunmak için davet ettiler. Teşekkürler edip reddettik. Bu arada orta yaş üstü, güler yüzlü bir beyefendi yanımıza gelip hepimizle selamlaştı ve bir süre daha ayaküstü sohbet ettik. O da çok ısrarla aynı davette bulundu. Geciktiğimizi ifade ederek, teşekkür ettik ve vedalaşarak aracımıza bindik. Adının Oleg (Aleg) olduğunu öğrendiğimiz bu beyefendi kararlıydı. Aracın önünde oturan Thamademizin yanına oturup istikameti belirleyip şoföre talimat verdi, bizler de iştirak etmek durumunda kaldık.   Öğle vakti gittiğimiz yerde gördüklerimiz bizi çok şaşırttı. Karşımızda çok güzel bir fabrika vardı. Aleg ise fabrikanın kurucusu ve genel müdürüydü.       Bize fabrikayı gezdirdi ve personeli için hazırlanan yemekten ikram etti. Donanımlı bir sofraydı ve her yer tertemizdi. Aleg sevincinden yerinde duramıyor, adeta kalbini altın bir tepside sunuyordu bizlere.“Allah’ım, dünyanın neresinde, misafir ağırlamak insanı bu kadar mutlu eder” diye düşündüm.p> Yanımızda oturdu ama heyecandan yemek yiyemedi. Namaz kılmak isteyenler için uygun bir yer olup olmadığını sorduğumuzda, hemen bir oda tahsis ettirdi. Çalışanlar, katlı duran, temiz örtüleri seccade olarak yere serdiler. Hepimizin sığacağı yer olmasına rağmen, Aleg kendi odasından bir seccade getirip önümüze serdi. Tahmin ediyorum ki fabrikada bir buçuk-iki saat kadar kaldık. Ardından gurup arkadaşlarımdan 5 dakikalık bir röportaj izni alıp Hayri Bey’le birlikte toplantı salonunda geçtik. Sohbetimiz bittiğinde 17 dakika olmuştu. Hem süreyi çok aşmış, hem de daha sorulacak çok soru kalmıştı. Ancak bu 17 dakika Bana, ömrümce hayalini kurduğum bir iş dünyasına tanıklık etmemi sağlamıştı. İlk defa kendi halkımdan, böyle biriyle karşılaşmıştım. Kapristen, gösterişten, kibirden, riyadan, kavgadan uzak, kendiyle-evrenle barışık, tüm egolarını yenerek “Ben” yerine “Biz” diyebilen, şeffaf ve güler yüzlü bir işletmecilik anlayışı! p> Abarttığımı düşünebilirsiniz ancak ben böyle gördüm, böyle algıladım ve şimdi diyorum ki “iyi ki ısrar ettin Aleg, Seni tanımamak büyük eksiklik olurdu”p>     Buyurun, Argunov Oleg Abubekiroviç’i Birlikte Tanıyalım (22.09.2019)p> Röportaj ve Adigece-Türkçe Çeviri: Tox Nesrin ALPAN– Meremıko Hayri Dumanp> Nesrin: strong>Öncelikle tanıştığımıza çok mutlu olduk. Zaman ayırdığınız ve misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederiz. Anavatan ve diasporada yaşayan soydaşlarımızın, özellikle gençlerimizin faydalanabileceğini umduğum bazı konularda size kısa sorular yöneltmek isterim. Çerkeslerin başarılı olduğu iş kolları içerisinde sanayi ve ticari faaliyetler pek azdır. Gördüğüm kadarıyla siz güzel bir fabrika kurmuş ve başarılı çalışmalar yapıyorsunuz. Bu duruma nasıl geldiniz? Bu işle ilgili söylenmesi gereken ne varsa anlatmanızı rica ediyorum.p> Aleg: Bu seviyeye gelmek 40 yılımı aldı. Bunca yıldır kredi kullanmadığım bir yıl bile olmadı. Kredi çekiyor, tekrar ödüyordum. Bu hep böyle tekrarlanıyor. En darda olduğum bir dönemde Ekrem Varlık adında biriyle tanıştım. Kısa zamanda arkadaşlığımız sıkı bir dostluğa, kardeşliğe dönüşmüştü. Ekrem makine üreticisiydi ve benim en zor zamanlarımda milyonluk makinaları, hiçbir şart koşmadan vermişti. Bir gün olsun, bunların bedelini ödemem konusunda bir tarih bile belirtmemiştir. “Ne zaman ödeyebilirsen o zaman ödersin” der ve öylece teslim ederdi. Ben de en kısa zamanda ödemeye gayret ederdim. Böylece yavaş yavaş toparlanmaya başladım.p> İlk zamanlar saatte ancak bir veya iki ton alçı üretebiliyorduk, bugün saatte 40 ton üretiyoruz. Alçının dışında inşaat malzemeleri olarak harç ve duvar sıvası, blok duvar vb. ürünler üretiyoruz. Şimdilerde senede 15 milyon ton üretim kapasitesi olan yeni bir fabrika binasının yapımı devam ediyor. Makinaların yarı bedelini ödedik, bina tamamlandığında kurulumu yapılacak.    Nesrin:strong>Personelin tamamı Çerkes mi? Çerkeslerin çalışma disiplinini nasıl buluyorsunuz, memnun musunuz?p> Aleg: Değişik bölgelerden gelen, çeşitli etnik kökenli çalışanlar var. Karaçay, Abaza ve Rus personelimiz var, ancak Çerkesler çoğunlukta. Nasıl söylenir… Biz Çerkeslerin çalışma alışkanlığının çok geliştiği söylenemez ama ben Halkım için tembel diyemem. İşte bu gördüğünüz her şeyi, mülkiyeti bizim değilken, kendi emeğimizle gerçekleştirdik. Birlikte başardık. Onlara hep şunu söylerim: “Burada çalıştığınız müddetçe sizin bir gücünüz var demektir. Bu tesis ve makinalara, benim kadar sizler de sahipsiniz. Onlara gözünüz gibi bakmalısınız. Çünkü siz ve ailelerinizin geçimini burası sağlıyor ve sizin geleceğiniz; buradaki bu oluşum ve sizlerin emeğidir.”p> Onlara şunu da söylüyorum “sizlerden sonra da burada çalışacak olan, yine sizin çocuklarınızdır”. Şu anda bile burada birçoğunun çocukları çalışıyor. Hatta bütün fertleri burada çalışan aileler var. Fabrika personeli her ne kadar farklı bölgelerden ve farklı halklardan olsa da uyum içindeki bir aile gibiler. Başka türlüsü de olmazdı zaten. Çekişmeyi, çatışmayı biz de kabul etmezdik. Sanki seçkin güzel insanlar rastlaşmış gibi. Benim tanıklık ettiğim, yaşadığım sosyalizmi burada inşa ettik. Çalışanlara emeklerinin karşılığı olan ücretlerini ayda iki defada ödüyoruz. Bu gün itibariyle verdiğimiz ücret tutarı ortalama 38.000 (yaklaşık 3.400 TL) rubledir. Rusya’da belirlenen asgari ücretin üstünde ödeme yapıyoruz.   Nesrin: strong>İlk zamanlardan beri kredi desteği ile yönetim yaptığınızı söylediniz. Bu kredibiliteye sahip olduğunuzu gösterir. Peki, ileride de ödeme gücünüzün olacağına inanıyor musunuz?  p> Aleg: Evet hep öyle oldu, kredisiz olmaz. Kredi alıp ödüyor, peşinden bir diğerini çekiyorum. Şu anda da bir kredi borcumuz var ve ödemelerimiz devam ediyor. Çok bir şey kalmadı. Bunun ödemesi tamamlanınca daha büyük bir kredi çekeceğiz. Böylece yarım kalan yatırımımızı tamamlamış olacağız. Evet, ödeme gücümüzün olacağına inancımız var. Ödemelerimizi düzenli yaptığımızdan sorun olmuyor.p> Nesrin: strong>Anladığım kadarıyla, çalışana hakkını zamanında ödüyor, üretimi ve kredi taksit ödemelerini aksatmıyorsunuz. Bu durum; aldığınız krediyi verimli kullandığınıza ve net işletme sermayenizi iyi kullandığınıza işarettir. Bu anlamda yeterli özkaynakla çalışıyorsunuz diyebilir miyiz? p> Aleg: Hiçbir zaman özkaynak eksiğimiz olmadı. Her yatırımda yeterince özkaynak kullanmaya özen gösteriyoruz. Şu günlerde 10 milyon avro kredi alıyoruz. Bunların dışında Rusya çok güzel ekonomik programlar yaptı. Bizler de devletin verdiği bu desteklerden yararlanıyoruz. Şu anda yapmakta olduğumuz fabrika binası için Merkez Bankası’nın verdiği çok güzel bir destek programından faydalanıyoruz. Devlet Başkanlığı da bankanın vermiş olduğu kredi tutarı kadar daha destek veriyor.p>  Nesrin: strong>Pazar alanınız konusuna değinmek isterim. Ürünlerinizi kime satıyorsunuz? İhracat yapıyor musunuz?p> Aleg: Genellikle Rusya’da satıyoruz. Dolnıy Vostok denilen yere satıyorduk. Çok uzak bir yer olduğundan ürünlerimizi vagonlarla gönderiyorduk. Alıcıya teslimi iki ay sürüyordu ve bu çok uzun bir zamandı. Artık oraya göndermiyoruz. Biz de çok rahat etmiyorduk. Çünkü paramız bağlı kalıyordu. Şimdilerde daha çok güney Rusya’ya ürün satıyoruz. Firmamız, Rusya çapında üçüncü büyük firma. Bizi herkes tanır.p>   Nesrin: strong>Pazarlama başarınızı artırmak için, kendinizi ve ürünlerinizi nasıl tanıtıyorsunuz?p> Aleg: Davet ediyor, gösteriyor ve ikna ediyoruz. Reklam da yapıyoruz. Ama en çok satışı birebir görüşmelerde yapıyoruz. Bu konuda bir yardımcım var. İnancı güçlü bir Hristiyan. Çok dindar olması nedeniyle asla aldatmaz, hile yapmaz. İki yılı aşan bir süredir birlikte çalışıyoruz. O tanıtımımızı çok iyi yapıyor. Şöyle ki “masterclass” diye tanıtıyoruz ve ona çeşitli müşteri gruplarını davet ettiriyoruz. O çok iyi bir konuşmacı ve güven telkin ediyor. Sunumu güzel, hem ikna yeteneği var, hem de elemanları çok iyi çalıştırıyor. Dolayısıyla diğer reklam araçlarından çok daha iyi satış yapabiliyor. “Masterclass” olarak kaçını ikna ettiğine göre ücret ödüyorum. Tanıtım ve tutundurma gayretini gerçekleştirmek ona da kazanç sağladığından kendisi de daha iyi satış yapma gayreti içinde oluyor.p> Rusya’nın dışında Kazakistan, Gürcistan, Abhazya ve diğer ülkelere de satış yapıyoruz. İnanıyorum ki Avrupa’da da satış yapabileceğiz. Neden derseniz; fiyat analizi yaptığımızda rekabet edebileceğimizi görebiliyorum. Bu iddiamı size şöyle izah edebilirim. Bizim faaliyet alanımızda çalışan en büyük fabrika “Knauf Alçıtaşı Fabrikası” bizim çok yakınımızda. Aramızda yaklaşık 100 km mesafe var. Bizim yüksek satışlarımızdan memnun değiller. Bazı ürünlerde, onlardan daha yüksek fiyat verdiğimiz halde müşterilerin bizi tercih etmelerine bozuluyorlar. Avrupa’dan sertifikalar aldık. Üç ürünümüze belge verildi. Bir belgeyi alabilmek için en az bir ay bekliyoruz. Hem uzun süreçli hem de pahalı bir iş. Her bir belge için 1.300 Avro ödedik. Bu bize Avrupa’da satış yapma yolunu açacak. Bundan sonra diğer ürünlerimiz için de almaya çalışacağız. Dikkat ettiyseniz ürünlerimizin marka isimleri hep Adıge isimleri (sindika, nal, melissa, nart, beyaz nart, kerket, meot, jane, jako, beyaz jako, gibi). Böylece Adıge markaları Avrupa’da tanınacak.   Hayri: strong>Hammaddeyi nereden temin ediyorsunuz? p> Aleg: Hemen yanı başımızda hammadde ocakları var, 6 km mesafedeki dağdan çıkartıyoruz. Lakin yolu oldukça zorlu. Ben buraya döndükten sonra bu ocakları keşfettim. Daha önce üzerinde çalışılmış ve kapatılmıştı. Onları tekrar açarak çalıştırmaya başladık.p> Nesrin: strong>Bu ocaklardan çıkardığınız hammaddeler için devlete bir ödeme yapıyor musunuz?p> Aleg: Evet Hammadde değerinin yüzde beşi kadar bir ödeme yapıyoruz.p> Hayri: strong>Siz firmanızı büyütmeyi hedefliyorsunuz. İnşallah başarırsınız. Ancak bu üretim kapasitenizle bu rezerv size kaç yıl yetecek? Bir keşif yaptırdınız mı?p> Aleg: Ben bulmadan önce keşfi yapılmıştı. 1933 yılı kıtlık ve kriz yılıydı. O zamanlar insanlar çok zorluk çekiyorlardı. Gene de burayı keşfetmişlerdi. Bizim de bir şeyler yapmamız gerek düşüncesiyle bu işe başlamış oldum. Küçük çaplı başladık, yavaş yavaş artırarak büyüdük ve bu güne geldik. Bu, bizim çocuklarımızın çocuklarının, çocuklarına da yeter.p> Sakın yanlış anlamayın ama şunu söylemek istiyorum. Manastırdan bir Hristiyan rahip gelip gelip benden malzeme alıyordu. Satın almıyor, bedava istiyordu. Bir gün bunları ne yaptığını sordum. Ukraynada Donetsk ve Lugansk’a götürüyorum dedi (Ukrayna’da iç savaşın yapıldığı yerler). “Kime götürüyorsun” dedim hasta çocukların bakıldığı bir yere götürdüğünü söyledi. “Bu hayrı birlikte yapalım” dedi ben de memnuniyetle kabul ettim. Onun yaptığı yardımı destekliyordum. Sağ olsun, Bana bazı ikramlarda bulunuyordu. Sonra bir gün rahip üstü başı kirli geldi. Kendisine “elbisesini neden yıkamadın, böyle dolaşman ayıp, evli değil misin” dedim. “Hayır, Ben evlenemem” dedi. “Neden, özgür değil misin” diye sorduğumda; “yaşadığım müddetçe hiçbir şeye sahip olmamak üzere Tanrıya söz verdim” diye cevap verdi. “Peki, ama yalnız başına nasıl yaşayacaksın” diye üstelediğimde ise “yalnız değilim ki Sen varsın, başkaları var” diye cevap verdi. Ben de böyle birinden desteğimi hiç esirgemedim. Çünkü böylece her ikimiz de sevap kazanıyorduk. Ben tütün kullanıcısıyım ancak çocuklarımız eve geldikten sonra eşim içerde içmeme izin vermiyor. Ayın güçlü ışığı yeryüzünü kuşattığı bir gece sigaramı içerken bir karar verdim ve “Ey büyük Allah’ım, Senin huzurunda yemin ederim ki ömrümün geri kalan kısmında, bu kadar zorluk içinde yaşayan halkıma destek vermek için, onların çalışacakları işyerleri inşa etmek üzere var gücümle çalışacağım” diye yemin ettim. O nedenle yeminime, Allaha verdiğim söze sadık kalmaya çalışıyorum. Öyle sanıyorum ki bu söze sadık kaldığımdan bu yana, yüce Allah da bana yardım ediyor. En zor zamanlarımda yine de kaldırıyor, yinede ilerletiyor işimi. İnsanlar da buna inandılar.p> Nesrin: strong>Son olarak, yayınlamakta olduğumuz bir dergide bu röportajla birlikte firmanızın tanıtımını da yapmak isterim izninizle. Ayrıca firmanızı tanıtan bir broşür, kitapçık veya kuruluştan günümüze tarihçesine ulaşabilir miyiz?p> Aleg: Biz diğer firmalar gibi büyük dedesinde torununa geçen bir firma değiliz. Gittiğim ülkelerde, özellikle Almanya’daki firma sahipleri çoğunlukla firmalarının dedeleri veya dedelerinin dedesinden kaldığını söylerler. Bizim öyle bir birikimimiz yok. Küçücükten başlayarak her yıl biraz eklemelerle bu güne kadar geldik. Yazılı ufak tefek bir şeyler de vardı ama nerededir bilemem. E-mail adresini verirsen gönderirim.p> Nesrin: strong>Tüm güzel niyetlerinizin gerçekleştirmenizi dilerim.p> Aleg: Benim en büyük hayalim; bir gün hepimizin bir araya gelmemiz, kavuşmamızdır. en büyük dileğim bu.p> Teşekkürler Argunov Oleg Abubekiroviç. İyi ki varsınız. Sizin gibi insanlara çok ama çok ihtiyacımız var. p>     ********************************************************************************p> Habez Alçıtaşı Fabrikası - Rusca-Türkçe Çeviri: Yusuf İslam YILMAZp> Habez Alçıtaşı Fabrikası 1991 yılında, Открытое Aкционерное Oбщество (ОАО) Açık Sermaye Ortaklığı şeklinde kurulmuş, Rusya ve çevresinde inşaat malzemeleri alanında lider bir kuruluştur. Coğrafi satış alanı Sibirya ve Uzak Doğu’dan Güney Federal Bölgeye, Merkezi Rusya ve Kuzey Kafkas Federal Bölge’ye ve yakın komşulara kadar uzanır. Başarının altında yatan şey Şirketin; kalite, güvenilirlik ve profesyonelliği “temel prensip” olarak kayıtsız - şartsız kabul etmesidir. Fabrika ileri teknoloji ürünü tesislerinde doğal alçıtaşı, alçı bağlayıcı, kuru sıva karışımları, bitirme macunu, derzsiz dökme zemin, karo tutkal çeşitleri, montaj karışımları, akrilik dispersiyonlar ve astar, betonkontakt ve harcı, su geçirmez oluklu plaklar vb. (toplamda, dört düzineden fazla ürün) yapı ürünleri üretilmektedir. Laboratuvarda sürekli yapılan kalite kontrol testleri, tüketicilere “beyan edilen kalitede” ürün teslimini garanti etmektedir. Habez Gips karışımlarının inşaat ve süsleme (yapı ve bitirme) işleri sırasındaki uygulama alanları oldukça geniştir. (Fayans döşerken doğal ve dekoratif taşlar, tesviye ve şap zemin giydirme, cephe dekorasyonu, duvar ve tavanların sıvanması ve işlenmesi, iç tasarım vb.) Kendi hammadde kaynakları olan alçı taşı yatakları ve kireçtaşı ocağı bulunan bir taş ocağının varlığı; hammadde temininden,  fiyatlama, üretim ve pazarlama politikalarına kadar, rakiplerine göre Şirkete kontrol avantajı sağlıyor. İşletmenin Dombay ve Arkhyz'ın turizm ve eğlence merkezlerine yakın olması, çevresel açıdan Rusya'nın benzersiz bir bölgesindeki konumu da Şirkete değer katan diğer unsurlardandır.   İşletmenin, tüm amaç ve hedeflerinin yüksek kalitede uygulanmasının anahtarı; insan kaynağı kalitesi, yüksek hammadde kalitesi, modern donanım ve köklü teknolojik süreçler ve üretim alanındaki geniş tecrübesidir. Habez Gips marka inşaat malzemeleri, en iyi Rus ve yabancı üreticilerle rekabet eder kapasitededir ve ürün tasarımları en iyi dünya ürünleri seviyesindedir.   Genel Müdür Argunov Oleg Abubekiroviç   nanTox Nesrin Alpan

KAFFED ve KAFİAD Heyeti Kabardey-Balkar’da

KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci ve yönetim kurulu üyeleri ile KAFİAD Başkanı Yusuf Taymaz ve iş insanları Nalçik’te Cumhurbaşkanı yardımcısı Kodzeko Muhammed tarafından kabul edildi. Görüşmede Ekonomi Bakanı Rahayev Boris ile Diaspora ile ilişkilerden sorumlu Bakan Kuraşin Anzor ve Dünya Çerkes Birliği Başkanı Sohroko Hauti de hazır bulundu.p> Yıldız Şekerci, “Köklerimizin dayandığı anavatan ile ilişkilerimizin kültürel bağlamda sürmesi önemli ancak; ekonomi ayağını da canlandırmak amacıyla bu ziyareti iş insanlarıyla birlikte yapıyoruz” dedi. Şekerci, Cumhurbaşkanı Kumpil Murat ile Adıgey’de sağlam bir zeminde kurulan ilişkileri Kabardey ile de kurmak ve geliştirmek istediklerini ifade etti. Şekerci tüm ilişkileri yıllık plan yaparak düzenlemekten yana olduğunu ifade etti.p> KAFİAD Başkanı Yusuf Taymaz, Adıgey’de ekonomi kurmaylarıyla yapılan toplantı hakkında bilgi verdi. Adıgey ile ekonomik ilişkileri kurumsallaştırmak amacıyla karşılıklı olarak 3’er kişiden oluşan isimler belirleyerek, bu isimler üzerinden doğrudan işbirliğini daha iyi iletişim kurarak başlatma kararı aldıklarını aktardı.p> Adıgey ile Ticaret, Turizm, Tarım ve Yatırımlar başlıkları üzerinde çalışma kararı alındığını bu kapsamda Adıgey ve Türkiye ekonomisi hakkında birer rapor hazırlanacağını söyledi. Yusuf Taymaz, benzer bir çalışmayı Kabardey-Balkar ile de yapmak istediklerini bildirdi.p> Kabardey-Balkar Ekonomi Bakanı Rahayev Boris ise Sanayi ve Ticaret Odası üzerinden gelişmekte olan ilişkiler bulunduğunu belirterek yatırım imkanlarını gösteren bir dosya sundu. Oluşturulacak olan yıllık faaliyet planını uygulama konusunda destek sözü verdi.p> KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Kodzeko Muhammed’e, diasporada gelişen Çerkes El Sanatları’na ilişkin bir dosya ileterek, derneklerimizde el sanatlarıyla ilgilenen kadınların anavatanda bir sergi açma talebini de iletti.p> Öte yandan; yeni Cumhurbaşkanı seçilen Kazbek Kokov Moskova’da bulunduğundan heyet, Yıldız Şekerci ve Yusuf Taymaz imzalı bir tebrik mektubu ile Türkiye’ye davet yazısını Cumhurbaşkanı yardımcısı Kodzeko Muhammed’e teslim etti.p> Genel Başkan Yıldız Şekerci ve yönetim Kurulu üyeleri ile KAFİAD Başkanı Yusuf Taymaz ve iş insanları Nalçik’te DÇB’yi de ziyaret etti. Heyet Nalçik’teki resmi programın ardından Çerkes Sürgün Anıtı ve 2. Dünya Savaşı Anıtını ziyaret etti.p>   {gallery}/haber/federasyon/2019/191011_Kabardey_Ziyaret{/gallery}      nanKaffed

KAFFED Abhazya Şehitler Anıtını Ziyaret Etti

Abhazya şehitlerine ziyaret...p> Abhazya’yı ziyaret eden KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci ve Yönetim Kurulu Üyeleri Abhazya’da Şehitler Anıtını ziyaret ederek çiçek bıraktı.p>            nanKaffed

Adıge Bilim ve Kültür Festivali Başlıyor

2. Uluslararası Adıge Bilim ve Kültür Festivali 18-20 Ekim günleri Düzce Üniversitesi'nde düzenleniyor. Adıge dil, tarih, edebiyat ve kültürüne ilişkin çok sayıda bilim insanının katılacağı konferansın yanı sıra, 19 Ekim Cumartesi günü akşamı festival kapsamında müzik, halk oyunları ve moda gösterileri organize edildi. 2. Uluslararası Adıge Bilim ve Kültür Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye Düzce Üniversitesi web sitesinden erişebilirsiniz.p> nanKaffed

Hacımba: “Her daim desteğinizi yanımızda hissettik…”

  Abhazya’da Cumhurbaşkanlığı seçim süreci tamamlandı. KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci, Yönetim Kurulu Üyeleri ve KAFİAD adına Cengiz Atalar Parlamento’daki yemin törenine ve törenden sonra Cumhurbaşkanı Raul Hacımba tarafından verilen akşam yemeğine katıldı. Yıldız Şekerci ve Raul Hacımba yemek sırasında samimi ve dostane bir sohbette karşılıklı iyi dileklerini ilettiler. Şekerci, Türkiye diasporasının kalbinin her zaman Abhazya ile birlikte attığını, Abhazya’nın sonsuza dek bağımsız ve özgür kalması için dua ettiğini ifade etti. Şekerci, yemin törenine davet ettikleri için teşekkür ederek bugün bu tören ile sınırlı bir program ile Abhazya’da bulunduklarını ancak en yakın zamanda iş insanları ve kültür emekçileri ile birlikte yeniden daha kapsamlı bir programla Abhazya'yı ziyaret edeceklerini ifade etti. Cumhurbaşkanı Raul Hacımba da diasporaya selamlarını ileterek, “Her daim desteğinizi yanımızda hissettik” dedi.p> Yemeğe Adigey, Kabardey-Balkar, Osetya, Karaçay-Çerkesk’in yanında diğer tüm komşu bölgelerden temsilciler ile Abhazya’nın bağımsızlığını tanıyan ülkelerin büyükelçileri ve diasporanın yaşadığı Ürdün, Suriye, Lübnan gibi ülkelerden Sivil Toplum Kuruluşlarının Başkanları da katıldı.   {gallery}/haber/federasyon/2019/191010_Hacimba{/gallery}p>   div> div> div>   nanKaffed

Sohum’da Bir Evimiz Var

  Federasyonumuz Abhazya Çalışma Grubunun desteği ile geçen sene açılan ve Abhazya’yı ziyaret edenleri ağırlayan Aidglara Atsha (Dayanışma Köprüsü) Derneği ve Dernek Yöneticisi Behice Özveri misafirlerini bekliyor. Abhazya Cumhurbaşkanı Raul Hacımba’nın yeniden seçilmesi dolayısıyla yemin törenine katılan KAFFED heyeti de Sohum'daki evimiz Aidglara Atsha’da konakladı. Anavatan ve diaspora arasındaki bağları kuvvetlendirmeyi amaçlayan Aidglara Atsha, hepinizi ağırlamayı bekleyen misafirhanesi ve Aşamba Mümtaz Kültür Evi ile Abhazya ve diaspora arasında yeni bir köprü görevi görüyor.p>   {gallery}/haber/federasyon/2019/191010_Sohum{/gallery}p>nanKaffed

Sahipsiz

1986 yılında Fransız Profesör Georges Dumezil öldüğünde derler ki en çok üzülen, Manyas‟ın Hacıosman Köyünden Tevfik Esenç olmuş. “Kendi dilimde söyleşebildiğim tek insanı kaybettim”demiş. 1992 yılında Tevfik Esenç vefat etmiş. Aynı yıl Ubıh dili artık “ölü diller” kategorisine alınmış. Duyarım halen Ubıh dili yok olmamış, tektük konuşan varmış, öyleyse neden ölü dil deyip gömmüşler ki bu dili diye sorarım, o iş öyle değilmiş.Merhum Esenç bu dili tüm özellikleri ile konuşabilen son kişi imiş.Şimdi konuşanlar ise işte gündelik diyalogları anca dile getirirlermiş.3000 bağımsız kelime ile bunlardan türetilen binlercesi daha işte ne bileyim atasözleri, deyimler, şakalar, şarkılar, 88 yaşında uçup giden bu amcanın berrak belleğinde kayıtlı imiş. Bu birikime sahip kimse kalmadığı için “ölüdiller” ailesine eklenmiş Ubıh dili.1929 yılında duymuş Fransız Profesör böyle bir dil olduğunu, ver elini Manyas,42 yıl boyunca her yılın ik iayını bu köyde geçirmiş.Yardımcısı George Charachidze ile Başta Tevfik Esenç olmak üzere yörede kimden ne duydularsa kayda geçirmişler. Academie Francaise ödüllü Profesör Georges Dumezil, içinde ölü dillerinde olduğu, Kafkas dilleride dâhil 30' dan fazla dili bilir, mesela Türkçe‟yi Türkten iyi konuşur derler. Ubıhça fiiller kitabı ve Ubıhça sözlüğü hazırlayıp bilim dünyasına hediye etmiş, sonra göçmüş dünyadan. “Bir rüya gördüm, anlatsam da anlamazsınız…” Tevfik Esenç, anadilinde gördüğü rüyaları anlatacak kimsede bulamaz olmuş artık. Binlerce yıl önce doğmuş, insanlık tarihinin en eski dillerinden biride bu amcayla beraber tarihe karışmış. Şimdi belgeseller, kısa filmler, Ubıh dili veTevfik Esenç,Georges Dumezil anısına duygusal hatırlatmalar, naif çalışmalar var. Varda…Ubıhça artık yok… Politik asimilasyon, doğal asimilasyon filan derken veda ettik bu ata diline. Tarihsel olayları o günün şartlarına göre değerlendirmek gerekir derler. Ogünün şartları Ubıh dilinin yok olmasına neden olacak şekilde gelişti. Bugünün şartları ne yapıyor peki? Sıradaki “ölüdiller” adayı hangisi? Profesör Dumezil kafaya takmasa, bugün Tevfik amcanın anlatamadığı rüyalarını yakınlarından başkası hatırlamayacaktı değil mi? Bu günün şartları da bi rDumezil, bir Tevfik Esenç daha oluşturmaktan uzak değil. Aslında bu teknolojiyle daha kolay. Ama işte giden dil ne yazık ki geri gelmiyor. Çevreme bakıyorum, benim yaşımdaki insanlar bile anadilini işte Ubıh dilinden geriye kalanlar kadar konuşuyor. Okuma yazmadan vazgeçtim,dilin ruhunu oluşturan tarihsel-kültürel kalıplarıda duyamaz olmuşuz. Mesela söz söyleme sanatı aslında çok yüksek olan dilimizde buyrun halkımıza hitap edin dediğimizde, bunu yapabilecek kimseyi bulamıyoruz. Huaho geleneği bile tarihe karışmak üzere. Nasılsın, iyimisin diyemiyorken dilinde gençlerimiz, nerde kaldı huaho… Bugünün şartları daha bir mücadele gerektiriyor. Daha bir inanç,daha bir kararlılık gerektiriyor.Daha bir örgütlülük, daha bir bilimsellik gerektiriyor. Kapalı kutu köylerimizde değiliz artık.Bu devirde seller,ağırtaşları bile yuvarlıyor. Bizim güzel, bizim mazlum, bizim görkemli dilimiz sahipsiz… Ubıhça kadar sahipsiz, Ubıhça kadar kimsesiz,Tevfik Esenç kadar yalnız bizim dilimiz. Birdil öğrenilmediği için değil, bilenler konuşmadığı için yok olur demişti bir büyüğümüz. Biliniz ki Ubıhça ile aynı kaderi paylaşırsa dilimiz, bunun suçlusu gençlerimiz  olmayacaktır. Yapabilecek iken yapmayan, söyleyebilecek iken susan, tarihinden, geçmişinden, kültüründen, kimliğinden vazgeçenlerden hesap sormak, bu çocukların hakk ıolacaktır. Sen kendi çocuğuna sahip çıkmazsan, ona bir sahip çıkan olacaktır. Sen kendi dilini öğretmezsen,ona birileri bir dil öğretecektir. Sonra gençliğimiz nereye gidiyor, kültürümüz niye bozuluyor, varlığımız neden kayboluyor diye sızlanma hakkımızda olmayacaktır. Sâhipsiz olan memleketin batması haktır; Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır. Demiş şair,iki mısra sonrada eklemiş; „İş bitti… Sebâtın sonu yoktur! „ deme, yılma. Ey millet-i merhûme, sakın ye‟se kapılma.   Millet-i merhûme iken çare aramış insanlar bak... Biz daha ayaklarımızın üstündeyken… Azıcık kıpırdasak ya…  nanŞ. Şamil Koç

Adıge Bilim ve Kültür Festivali Başlıyor

2. Uluslararası Adıge Bilim ve Kültür Festivali 18-20 Ekim günleri Düzce Üniversitesi'nde düzenleniyor. Adıge dil, tarih, edebiyat ve kültürüne ilişkin çok sayıda bilim insanının katılacağı konferansın yanı sıra, 19 Ekim Cumartesi günü akşamı festival kapsamında müzik, halk oyunları ve moda gösterileri organize edildi. 2. Uluslararası Adıge Bilim ve Kültür Festivali hakkında ayrıntılı bilgiye Düzce Üniversitesi web sitesinden erişebilirsiniz.p> nanKaffed

KAFFED Hacımba’nın Yemin Töreninde

Abhazya Cumhurbaşkanı Raul Hacımba yemin ederek ikinci kez seçildiği görevine başladı. KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci ve Yönetim Kurulu Üyeleri ile Kafkas İş Adamları Derneği (KAFİAD) adına Cengiz Atalar yemin törenine katılarak bu ana şahitlik etti. p> Sayın Raul Hacımba'ya ve Abhazya Cumhuriyetine başarı dolu aydınlık günler diliyoruz.p>     {gallery}/haber/federasyon/2019/191009_Hacimba_Yemin{/gallery}nanKaffed

KAFFED Heyeti Abhazya’da

Genel Başkan Yıldız Şekerci ve Yönetim Kurulu Üyeleri Cumhurbaşkanlığına yeniden seçilen Raul Hacımba’nın yemin törenine resmi davetli olarak Abhazya’ya gitti.p> Abhazya Geri Dönüş Devlet Bakanı Beslan Dbar ile yapılan toplantıda, işbirliği imkanları hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.p> Beslan Dbar, Abhazya’nın organik tarım için mükemmel fırsatlar sunduğunu ifade etti. Rusya’nın hiç bir noktasında yetişmeyen tarım ürünlerinin Abhazya’da üretildiğini hatırlatarak, toprak analizlerinin hazır olduğunu, yatırımcılara destek olacaklarını söyledi.p> KAFFED Genel Başkanı Yıldız Şekerci de, Abhazya’nın tanıtımı ve yatırım imkanlarının değerlendirilmesi için ileri bir tarihte KAFİAD ile birlikte tekrar Abhazya'ya geleceklerini söyledi.p>     {gallery}/haber/federasyon/2019/191009_Abhazya_Yemin_Toreni{/gallery}  nanKaffed