NART Dergisi Aile Tarihi Yazma Yarışması

nan Kaf-Der ve Nart Dergisi Türkiye genelinde gençlere yönelik Aile Tarihi Yazma Yarışması düzenliyor. Aile Tarihi Nedir?p> Aile tarihi çalışmasında üyesi olduğumuz ailenin ya da seçtiğimiz başka bir ailenin geçmişinin ayrıntılı incelemesi hedeflenir. Bu yarışmada da sürgün döneminde Türkiye’ye gelmiş olan başka bir Çerkes ailesi araştırma konusu olarak belirlenebilir.Aile tarihi oluştururken belli bir araştırma yapmadan sahip olduğumuz bilgiler takip eden bilgi toplama sürecinde yönlendiricimiz olacaktır. Güncel bilgilerimizden yola çıkıp geriye doğru gideriz. Örneğin büyükbabamızdan kendi anne ve babasının, hatta dedesinin öykülerini dinlemek yoluyla mümkün olan en eski zamana kadar uzayan bir aile ağacı ortaya çıkarmaya çalışırız.Sözlü tarih yöntemiyle elde ettiğimiz bu bilgileri desteklemek için belgelere başvurmak en önemli adımlardan biridir. Sonuçların sağlam kaynaklara dayanması ve bilimsel nitelik kazanması için büyüklerden elde ettiğimiz bu bilgileri aileye ait kayıtlarla ya da başka belgelerle karşılaştırır, kesinleştirmeyi amaçlarız. ul> Neden Aile Tarihi Yarışması?p> Böyle bir yarışma için oluşturulacak çalışmalar, Türkiye’de yaşamakta olan Çerkes aileleriyle ilgili yıllardır saklı kalmış olan birçok bilgiyi gün ışığına çıkarmada anahtar rolü oynayacaktır. Her bilgi parçacığı, aslında büyük ve bilinmeyen bir sonucu oluşturan atom pozisyonundadır. Edinilen her yeni bilgi, bir yenisine daha kapı açacağından Çerkesler olarak kökenimizi daha net tanıma olanağı bulmada böylesi araştırma çalışmalarının edindiği görevin önemi yadsınamaz. Özünü keşfe çıkan genç bireyde kimlik bilinci daha sağlıklı gelişir. Özellikle Çerkes gençlerinin yapacağı böylesi bireysel araştırmalar, diasporadaki asimilasyon sürecinin hızına set koymada dolaylı olarak önemli rol oynar. Bu tür bir çalışma yeni bilgi edinmenin yanı sıra, eski bilgilerin tekrar gözden geçirilmesi ve doğruluğunun-yeterliliğinin sorgulanmasında da faydalı bir işlev üstlenir. Tarihin, tarih kitaplarında anlatıldığı şeklinden ibaret olmadığı, ortaya çıkarılacak ve yorumlanacak daha pek çok olay, olgu, kişi vs. olduğunu gösterecektir. Tarih bilimi, kültürel var oluş mücadelesinde bir ulusun en çok gerek duyacağı silahlardan biridir.ul> Katılım Şartları, Çalışmanın Ana Hatları ve Değerlendirmep> Yarışmaya 1 Ocak 1977’den itibaren doğmuş olanlar katılabilecektir. Yarışma katılımcılarının 26 Eylül 2003 tarihine kadar posta (Aile Tarihi Yazma Yarışması, Meriç Sk. No: 44, Beştepe Ankara adresine üç kopya halinde) ya da e-posta (MS Word formatında organizasyon@kafder.org .tr adresine) yoluyla teslim edecekleri çalışmalar, bir seçici kurul tarafından incelenecek; bu incelemede çalışma sürecinde kullanılan kaynak ve araçların niteliği(bilime uygunluğu, objektifliği), metin yazım biçiminin niteliği ve belge-çalışma bütününün tutarlılığı ölçüt kabul edilecektir. İnceleme sonucunda takdire değer bulunan çalışmalar birinciye 300 Milyon TL, ikinciye 200 Milyon TL, üçüncüye 100 Milyon TL olmak üzere ödüllendirilecektir. Ayrıca uygun bulunan çalışmalar Nart Dergisi ya da başka bir yayında değerlendirilecektir. Sonuçlar 31 Ekim 2003 tarihinde duyurulacaktır.p> Yarışmaya katılmak isteyenlerin çalışma sürecinde izleyecekleri yolu göstermede yardımcı olacak bir metin aşağıdadır. Aile tarihinin ne olduğu ve amaçlarıyla ilgili genel bilgilere, aile tarihi çalışmasına başlarken dikkat edilmesi gerekenlere bu metinden ulaşabilirsiniz. İzlenecek Yol Ne Olmalıdır?p> Aile bireylerinin isimleri, bilindiği ölçüde onlara ait doğum, ölüm, evlilik gibi önemli tarihler, doğum yerleri ve meslekleri not edilerek bir aile ağacı çıkarılabilir. Evdeki resmi ve diğer yazılı kaynaklar araştırılmalıdır. Nüfus ve evlilik cüzdanları, ölüm ilanları, aile kayıtları, diplomalar, mektuplar, günlükler, fotoğraflar vb. belgeleri toplamaya çalışabiliriz.Ailede ya da ailenin yakın çevresinde özellikle yaşça büyük olanlara aile tarihine (sürgünden önce Kafkasya’nın hangi bölgesinde yaşadıkları, sürgün öncesi yaşamda Kafkasya’daki sosyal sınıflardan hangisine mensup oldukları, sürgün sırasında yaşadıkları, kaybettikleri aile üyeleri, Türkiye’de ilk olarak nereye yerleştikleri, o dönemde dış çevreyle olan ilişkileri, aile armaları vs.) ait sorular yöneltilebilir ve söylenenler teyp kaydı, not defteri vb. yöntemlerle saklanabilir.Aileye ait evde yaşayanların ve ailedeki belgelerin taşıdığı bilgilerin yanı sıra, ev dışındaki kaynaklara da ulaşılmalıdır. Nüfus kayıtları, mezun olunan okulun öğrenci kayıtları, gazetelerde yer alan haberler, aile üyelerinin çalıştığı kurum binaları değerlendirilebilecek araçların bazılarıdır. Çalışma yapılacak olan konu, söz konusu ailenin tarihinin bütünü olmak zorunda değildir. Aile tarihini, aile içinden seçilen ve önemli görülen tek kişi etrafında da kurmak olasıdır. Araştırma yapılırken önemli olanın “aileyi yüceltmek” ten çok, özelde çalışma konusu edilen aile tarihi ve genelde Çerkes tarihi hakkında daha fazlasıni öğrenmek olduğunu hatırlamak yararlı olacaktır. Aile hakkında ulaşılan her bilgiyi yazmak yerine ilginç olanları öne çıkarmak yazma sürecini kolaylaştırabilir.ul> Çalışma Süresince Yararlanılabilecek Kaynak ve Örnekler1b>p> Cumhuriyet’in Aile Albümleri, yay. Oya Baydar, Feride Çiçekoğlu, Tarih Vakfı Yayınları, 1998Leyla Neyzi, İstanbul’da Hatırlamak ve Unutmak: Birey, Bellek ve Aidiyet, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 1999.Stephen Caunce, Sözlü Tarih ve Yerel Tarihçi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2001.Sözlü Tarih Kılavuzu, Tarih Vakfı Yayınları, 1993.Paul Thompson, Geçmişin Sesi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 1999.Yerel Tarihçilik, Kent, Sivil Girişim: Yerel Tarih Grupları Deneyimi, der. Funda Çelebi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2001. (içinde bkz. Ayşe Durakbaşa, “Tarih Yazımının Yeni Olanakları, Aile Tarihi ve Yerel Tarih”.)ul> 1Tarih Vakfı sitesinden alınmıştır.p>Kaffed )

KAFDER Uluslararası Anadil ve Alfabe Konferansı

nan Uluslararası katılımlı Adıge-Abhaz Anadil ve Alfabe Konferansı toplantısının ilki, 16-17-18-19 Mayıs 2003 tarihlerine KAFDER'in organizasyonu ile Ankara'da yapılacaktır. Bu toplantıda alınacak olan kararlar 7 Haziran günü Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinin başkenti Çerkessk'de DÇB tarafından düzenlenen "DİL KONFERANSI"nda bir kez daha değerlendirmeye tabi tutulacaktır. Her iki konferansta da Adıge dil grupları ve Abhaz-Abaza dil gruplarında alfabe ve dil birliği sağlamaya yönelik arayış çalışmaları, anadil öğretimine ilişkin kursların açılabilmesi için gerekli altyapı çalışmaları ,uygulanacak teknikler, müfredat programının oluşturulması gibi sorunlar ele alınacaktır. (Yeterli talebin olması halinde diğer diller ve lehçeler için de benzeri konferansların düzenleneceği tabiidir.) Bilindiği üzere Rusya Federasyonu Kafkasya'da ve tüm Federasyona bağlı yerlerde KİRİL harfleri dışında Latin harfleriyle eğitim ve öğretimi yasaklamıştır. Buna mukabil ülkemizde de şimdilik KİRİL harfleriyle kurslar açılmasına izin verilemeyeceği Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü ile yapılan görüşmede şifahi olarak ifade edilmiştir. (Doğaldır ki, bu ifadeye itibar edilmeden yazılı olarak hak aranmasına devam edilmektedir. DTCF ve Tömer'de Kiril okutuluyor olması da örnek gösterilerek, İnsan Hakları Başkanlığı ve ilgili diğer mercilerle hem yazılı ve hem de sözlü görüşmeler sürdürülmektedir) KAFDER tarafından Ankara'da düzenlenen Konferansa Abhazya'dan Filolog profesör Şota. ARİSTAA.,Karaçay-Çerkes'den Filolog Profesörler Paz Sergey ve Baku Hançeri, Adıgey'den filolog Prof. Bloğaj Zulkarin, Kabardey-Balkar'dan Filolog Prof.Dr. Bijo Boris, Hollanda'dan Fethi Recep, Ürdün, Suriye ve İsrail'den henüz ismi netleşmemiş olan usta dil öğreticileriyle ülkemizden de Latin harfleriyle uzun zamandır Alfabe çalışması yapmış kişiler ve yabancı dil eğitimi uzmanlarının katılımı beklenmektedir. Ülkemizde Latin harfiyle alfabe çalışması yapan ve bilinen diğer insanlarımız da atölye çalışmalarında yer alacaklardır. Ankara çalışmaları sonucunda, kiril harfli alfabeyle maksimum sayıda harfle örtüşebilecek Latin harfli taslak alfabeler arasında mutabakat sağlamaya; ayrıca dil eğitimine ilişkin yararlı tekniklerin tespitine, ders materyallerini hazırlayacak komisyonların teşkiline ve müfredat programı kapsamının belirlenmesine ve dolayısıyla dil kurslarının başlatılması bakımından zorunlu tutulan alt yapı çalışmalarında mesafe alınmasına çalışılacaktır.NOT: Konferans öncesi son şeklini alacak olan taslak programı şöyledir: ULUSLARARASI ANADİL ve ALFABE KONFERANSI ÖN PROGRAMI 16 Mayıs 2003 Cuma Saat 20:00p> AÇILIŞ OTURUMU 17 Mayıs 2003 Cumartesip> ANAVATANDA VE DİASPORADA ANADİL ÖÐRETİMİNDE BUGÜNE KADAR YAŞANAN TECRÜBELER VE GELİŞİM SÜRECİNİN İRDELENMESİ ANAYURTTA YABANCILARA ANADİLLERİMİZİN İKİNCİ DİL OLARAK ÖÐRETİLMESİNE İLİŞKİN ÇALIŞMALAR (Karşılaşılan güçlükler, getirilen çözümler ve sonuçlar hakkında değerlendirmeler) Adıgey Cumhuriyeti'nde Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti'nde (Adıgece ve Abaza) Kabardey-Balkar Cumhuriyeti'nde Abhazya Cumhuriyeti'nde OL> MUHACERETTE ANADİL ÖÐRETİMİ UYGULAMALARININ TANITILMASI VE DEÐERLENDİRİLMESİ Ürdün Örneği Suriye Örneği İsrail Örneği Türkiye Deneyimleri (Dernekler çerçevesinde ve özel olarak yürütülen okuma-yazma kursları ve sonuç hakkında genel bir değerlendirme) OL> UZMANLARIN, ÇAÐDAŞ DİL ÖÐRETİM TEKNİÐİ GÖRÜŞ ve TAVSİYELERİ OL> 18 Mayıs 2003 Pazarp> BUGÜNE KADAR ÖNERİLEN / UYGULANAN LATİN ESASLI BAŞLICA ALFABELERİN TANITIMI ve UYGULAMA SONUÇLARININ SUNUMU Anayurtta Kullanılan Latin Esaslı Adıge ve Abaza Alfabelerinin Özellikleri ile Uygulama Sonuçlarının ve Terk Edilme Nedenlerinin Değerlendirilmesi Diasporada Önerilmiş Latin Esaslı Başlıca Alfabelerin değerlendirilmesi Blenaw Batekhue Harun'un Alfabesi Kube Şaban'ın alfabesi Mustafa Butbe'nin alfabesi George Hewitt'in alfabesi Slava Çhirikba'nın alfabesi Monika Höhlig'in alfabesi Fethi Receb'in alfabesini sunması Yemuz Yılmaz'ın alfabesini sunması Fahri Huvaj'ın alfabesini sunması Alfabelerin tartışılması ve olgunlaştırılması (Alternatif alfabe hazırlığı olanlar da katkıda bulunabilecekler, ayrıca "Alfabe Hazırlama Grubu" atölye çalışmasına da katılabileceklerdir.) OL> OL> AMACA VE KULLANIMA UYGUN ALFABELERİN SEÇİLİP; BİRLEŞTİRİLİP GELİŞTİRİLMESİ "ALFABE HAZIRLAMA GRUBU" ATÖLYE ÇALIŞMASI "SONUÇ BİLDİRGESİ HAZIRLAMA GRUBU" ATÖLYE ÇALIŞMASI OL> KAPANIŞ OTURUMU ATÖLYE ÇALIŞMASI SONUÇLARININ KATILIMCILARA SUNULMASI KONFERANSIN SONUÇ BİLDİRGESİNİN SUNULMASI GENEL DEÐERLENDİRME KAPANIŞ OL>OL>Kaffed

KAFDER Uluslararası Katılımlı “Xabze” Konferansı

nan Dil konferansı ile peş peşe gerçekleştirilmesi planlanan uluslararası XABZE konferansı; ünlü etnolog Bğajnoko BARASBİY'in planlanan günlerde gelemiyor oluşu nedeniyle bir hafta gecikmeli olarak, 30 Mayıs akşamı başlatılıp 31 Mayıs ile 1 Haziran 2003 tarihlerinde yine Ankara'da yapılacaktır. KAFDER, konferansın başlangıç tarihine kadar; Bğajnoko Barasbi ile Çerkes Ali'nin "Xabze" konulu ve tercümeleri tamamlanmakta olan kitaplarına ilaveten yetiştiği takdirde Rahmi Tuna tarafından hazırlanan aynı konulu eseri de kitaplaştırarak okurlara sunmaya çalışmaktadır. Kabardey-Balkar'dan etnolog Bğajnoko Barasbiy, Karaçay-Çerkes'den bu alanda önemli bir eseri bulunan Çerkes Ali ve etnolog-tarihçi Thaytsuh Mihail, Adıgey'den filolog ve folklor uzmanı Kuyoko Asfar ile Abhazya'dan etnolog Argun Yura'nın katılacağı toplantıya Türkiye'den de Rahmi Tuna, Fahri Huvaj, Doğan Özden, Kemal Öztürk gibi Xabze konusunda yazılı çalışmaları bulunan birikimli insanlarımız yanında tüm bölgelerden Xabzeyi en iyi bildiği düşünülen thamadelerimizin de katılımları ve katkıları sağlanmaya çalışılacaktır. Bu konferans da, xabzelerimizin ortak yaklaşımlarla yeniden tespiti ve yayını yanında, yanlış anlaşılmakta olanlarının açıklığa kavuşturulması, artık uygulama kabiliyeti kalmamış olan bazı kuralların günümüze uygulanabilir yorumlara kavuşturulması, binlerce yıldır uygulana gelen bu kurallar bütününün hukuki özelliklerine de açıklık kazandırılması hedeflenmektedir. Konferans notları ayrıca kitaplaştırılacaktır. Not: XABZE konferansıyla ilgili taslak program aşağıda olup son şeklini uzmanlarımız verecektir.p> 30-31 MAYIS,1 HAZİRAN XABZE KONFERANSI TARTIŞMA KONULARI 30 Mayıs saat 20.00: p> AÇILIŞ KONUŞMALARI XABZENİN GENEL ANLAMI, İÇERİÐİ ve TEMEL KAVRAMLARI İLE İLGİLİ GENEL KONUŞMA 31 MAYIS CUMARTESİ:p> BELİRLENEN KONULARIN GÖRÜŞÜLMESİ: Xabze'nin tanımı, kaynakları, tarihsel gelişimi, Xabzenin özellikleri ve içeriği, Thamade-Nakhıj kavramlarının kapsamı ve xabzenin uygulanmasındaki konumları, Günlük yaşamda fert, aile ve toplum ilişkilerinde xabzenin yeri, Zexes, kaşen-pseluh-pılh kavramlarının açıklanması, zexes ve düğünlerde genç kız- genç erkek ilişkilerinde davranış kuralları ve yapılmakta olan yanlışlıklar, Xabzeye göre; kız isteme, nikah, gelin alma ve düğün, ol> 1 HAZİRAN PAZAR:p> Xabzeye göre evsahibi ve misafirin davranışları, Xabzeye aykırı davranışlar, yargılama ve ceza , Çocuk ve genç eğitiminde aile, akraba (Kan bağı ve hısımlık dışı pur-kan vb aile bağları) ve toplumun yükümlülükleri Xabzeye göre Cenaze ile ilgili kurallar, Kent yaşamında, xabze öğretimi ve uygulanması açısından derneklerimiz, Xabzelerden uygulama kabiliyeti kalmamış olanların ortak bir yoruma kavuşturulması ol> KAPANIŞ OTURUMUol>Kaffed

Samsun Kafkas Derneği Sürgün Anma Programı

nan Samsun Kafkas Derneği Yönetim Kurulu Çerkes Sürgünü'nün 139. yılı anma programını açıkladı. Büyük Sürgün sırasında deniz yoluyla Anadolu'ya gelen Çerkeslerin en yoğun olarak karaya çıktıkları yerlerden biri olan Samsun'da hem sürgün yollarında kaybettiklerimizi anmak, hem de kamuoyunu doğru ve yeterli bilgilendirmek için yoğun bir program hazırlandı.Programın detayları şöyle: SAMSUN KAFKAS DERNEÐİ Büyük Çerkes Sürgünü’nün 139. Yılı Anma Programı 17 Mayıs Pazar günü dernek binasında Basınla sabah kahvaltısı ve sürgün anma programı ile ilgili basın toplantısı. 21-22 ve 23 mayıs tarihlerinde Samsunda yayınlanan üç yerel gazetede sürgününün farklı yanlarını anlatan yazı dizileri 21 Mayıs akşamı Dernek binasında Kaf-Der Genel Merkezinin programı çerçevesinde ailelerle anma etkinliği. 21 Mayıs akşamı Samsun Yerel TV‘lerinden KLAS TV’de sürgünle ilgili canlı yayın. Yine 21 Mayıs akşamı Samsun Çarşamba ilçesinde yayın yapan ÇTV’de sürgünle ilgili canlı yayın. 24 Mayıs Cumartesi günü saat 12:00 de Atatürk anıtına ziyaret. 24 Mayıs Cumartesi Çerkeslerin ilk ayak bastığı sahilde (Doğu park Amfi Tiyatro yanında)sürgünü anma toplantısı ve temsili olarak Kafkasya tarafından gelecek olan kayıkların karşılanması,birlikte denize karanfil bırakılması. Sahilde toplu yürüyüş ve panel yerine gelinmesi. 24 Mayıs Cumartesi günü saat 17:00 de Değişim Sahnesinde Sürgünle ilgili Sinevizyon gösterisi. 24 Mayıs Cumartesi günü saat 17:00 de Kaf-Der Genel Başkan Yrd., oyuncu, yazar, yönetmen Sayın Çetin Öner’in sürgünle ilgili paneli.Kaffed

Kefken’de Sürgün Anma Programı

nan Çerkes Sürgününün 139. Yılı sebebiyle İzmit'te Karaağaç Köyü'nde düzenlenecek anma etkinliği bu yıl da geçen yıl olduğu gibi bir gece önceden başlayacak. 24 Mayıs Cumartesi akşamı başlayacak anma programı 25 Mayıs Pazar günü devam edecek .p>24-25 Mayıs 2003 İzmit / Kefken / Karaağaç Köyü 139. SÜRGÜN ANMA PROGRAMIh2>GECE PROGRAMI b>p> 24:00 Meşalelerle Sürgün Ateşinin Yakılması ile programın başlaması tr> 01:00 Multivizyon Gösterisi ve Muhaceret konulu konuşma tr> 02:00 Tiyatro ( Karaağaç) tr> 03:00 Multivizyon Gösterisi, Şiir ve Söylev. tr> 04:00 Geniş Katılımlı sohbet . Multivizyon tr> 13:00'a kadar serbest zaman td> table> GÜNDÜZ PROGRAMI b>p> 13:00 Açılış Basın Bildirisi Orotoryo Tiyatro Şiir Koro Tiyatro Denize Çelenk bırakma ve Azar. Yemek Anıt Mezarlığa geçiş Dua ve Konuşmalar Kapanış İRTİBAT TELEFONLARI p> İzmit : 0 262 324 35 80 tr> Adapazarı : 0 264 277 59 33 tr> İstanbul : 0 212 222 22 22 tr> Bursa : 0 224 253 12 11 tr>table>Kaffed

Sürgünde Yas

nan Demokratik Çerkes Platformu tarafından Çerkes Sürgününü anmak için bu yıl da bir gazete ilanı veriliyor.p> Aşağıda metni bulunan ilana en az 10 Milyon TL ile destek olmak için hesap bilgileri: Ali Fuat Uğur-Handan Demiröz Ortak hesabı Koçbank Çengelköy Şubesi TL 21472645 USD 21472688 Euro 26100037Güzel yurtlarımız vardı... Ve rüzgar kanatlı atlarımız... Güzel şarkılarımız vardı... Ve sonsuz düşlerimiz...FONT>B>p> 1864 Çerkes Sürgününü ve sürgün yollarında ölen sevdiklerimizi anıyoruz sürgünde yas 25 Mayıs Pazar günü Saat 20:00’de İstanbul/Üsküdar’da Kız Kulesi’nin karşısında denize çiçek bırakacağız. Demokratik Çerkes Platformu Kaffed

NART Dergisi Aile Tarihi Yazma Yarışması

nan Kaf-Der ve Nart Dergisi Türkiye genelinde gençlere yönelik Aile Tarihi Yazma Yarışması düzenliyor. Aile Tarihi Nedir?p> Aile tarihi çalışmasında üyesi olduğumuz ailenin ya da seçtiğimiz başka bir ailenin geçmişinin ayrıntılı incelemesi hedeflenir. Bu yarışmada da sürgün döneminde Türkiye’ye gelmiş olan başka bir Çerkes ailesi araştırma konusu olarak belirlenebilir.Aile tarihi oluştururken belli bir araştırma yapmadan sahip olduğumuz bilgiler takip eden bilgi toplama sürecinde yönlendiricimiz olacaktır. Güncel bilgilerimizden yola çıkıp geriye doğru gideriz. Örneğin büyükbabamızdan kendi anne ve babasının, hatta dedesinin öykülerini dinlemek yoluyla mümkün olan en eski zamana kadar uzayan bir aile ağacı ortaya çıkarmaya çalışırız.Sözlü tarih yöntemiyle elde ettiğimiz bu bilgileri desteklemek için belgelere başvurmak en önemli adımlardan biridir. Sonuçların sağlam kaynaklara dayanması ve bilimsel nitelik kazanması için büyüklerden elde ettiğimiz bu bilgileri aileye ait kayıtlarla ya da başka belgelerle karşılaştırır, kesinleştirmeyi amaçlarız. ul> Neden Aile Tarihi Yarışması?p> Böyle bir yarışma için oluşturulacak çalışmalar, Türkiye’de yaşamakta olan Çerkes aileleriyle ilgili yıllardır saklı kalmış olan birçok bilgiyi gün ışığına çıkarmada anahtar rolü oynayacaktır. Her bilgi parçacığı, aslında büyük ve bilinmeyen bir sonucu oluşturan atom pozisyonundadır. Edinilen her yeni bilgi, bir yenisine daha kapı açacağından Çerkesler olarak kökenimizi daha net tanıma olanağı bulmada böylesi araştırma çalışmalarının edindiği görevin önemi yadsınamaz. Özünü keşfe çıkan genç bireyde kimlik bilinci daha sağlıklı gelişir. Özellikle Çerkes gençlerinin yapacağı böylesi bireysel araştırmalar, diasporadaki asimilasyon sürecinin hızına set koymada dolaylı olarak önemli rol oynar. Bu tür bir çalışma yeni bilgi edinmenin yanı sıra, eski bilgilerin tekrar gözden geçirilmesi ve doğruluğunun-yeterliliğinin sorgulanmasında da faydalı bir işlev üstlenir. Tarihin, tarih kitaplarında anlatıldığı şeklinden ibaret olmadığı, ortaya çıkarılacak ve yorumlanacak daha pek çok olay, olgu, kişi vs. olduğunu gösterecektir. Tarih bilimi, kültürel var oluş mücadelesinde bir ulusun en çok gerek duyacağı silahlardan biridir.ul> Katılım Şartları, Çalışmanın Ana Hatları ve Değerlendirmep> Yarışmaya 1 Ocak 1977’den itibaren doğmuş olanlar katılabilecektir. Yarışma katılımcılarının 26 Eylül 2003 tarihine kadar posta (Aile Tarihi Yazma Yarışması, Meriç Sk. No: 44, Beştepe Ankara adresine üç kopya halinde) ya da e-posta (MS Word formatında organizasyon@kafder.org .tr adresine) yoluyla teslim edecekleri çalışmalar, bir seçici kurul tarafından incelenecek; bu incelemede çalışma sürecinde kullanılan kaynak ve araçların niteliği(bilime uygunluğu, objektifliği), metin yazım biçiminin niteliği ve belge-çalışma bütününün tutarlılığı ölçüt kabul edilecektir. İnceleme sonucunda takdire değer bulunan çalışmalar birinciye 300 Milyon TL, ikinciye 200 Milyon TL, üçüncüye 100 Milyon TL olmak üzere ödüllendirilecektir. Ayrıca uygun bulunan çalışmalar Nart Dergisi ya da başka bir yayında değerlendirilecektir. Sonuçlar 31 Ekim 2003 tarihinde duyurulacaktır.p> Yarışmaya katılmak isteyenlerin çalışma sürecinde izleyecekleri yolu göstermede yardımcı olacak bir metin aşağıdadır. Aile tarihinin ne olduğu ve amaçlarıyla ilgili genel bilgilere, aile tarihi çalışmasına başlarken dikkat edilmesi gerekenlere bu metinden ulaşabilirsiniz. İzlenecek Yol Ne Olmalıdır?p> Aile bireylerinin isimleri, bilindiği ölçüde onlara ait doğum, ölüm, evlilik gibi önemli tarihler, doğum yerleri ve meslekleri not edilerek bir aile ağacı çıkarılabilir. Evdeki resmi ve diğer yazılı kaynaklar araştırılmalıdır. Nüfus ve evlilik cüzdanları, ölüm ilanları, aile kayıtları, diplomalar, mektuplar, günlükler, fotoğraflar vb. belgeleri toplamaya çalışabiliriz.Ailede ya da ailenin yakın çevresinde özellikle yaşça büyük olanlara aile tarihine (sürgünden önce Kafkasya’nın hangi bölgesinde yaşadıkları, sürgün öncesi yaşamda Kafkasya’daki sosyal sınıflardan hangisine mensup oldukları, sürgün sırasında yaşadıkları, kaybettikleri aile üyeleri, Türkiye’de ilk olarak nereye yerleştikleri, o dönemde dış çevreyle olan ilişkileri, aile armaları vs.) ait sorular yöneltilebilir ve söylenenler teyp kaydı, not defteri vb. yöntemlerle saklanabilir.Aileye ait evde yaşayanların ve ailedeki belgelerin taşıdığı bilgilerin yanı sıra, ev dışındaki kaynaklara da ulaşılmalıdır. Nüfus kayıtları, mezun olunan okulun öğrenci kayıtları, gazetelerde yer alan haberler, aile üyelerinin çalıştığı kurum binaları değerlendirilebilecek araçların bazılarıdır. Çalışma yapılacak olan konu, söz konusu ailenin tarihinin bütünü olmak zorunda değildir. Aile tarihini, aile içinden seçilen ve önemli görülen tek kişi etrafında da kurmak olasıdır. Araştırma yapılırken önemli olanın “aileyi yüceltmek” ten çok, özelde çalışma konusu edilen aile tarihi ve genelde Çerkes tarihi hakkında daha fazlasıni öğrenmek olduğunu hatırlamak yararlı olacaktır. Aile hakkında ulaşılan her bilgiyi yazmak yerine ilginç olanları öne çıkarmak yazma sürecini kolaylaştırabilir.ul> Çalışma Süresince Yararlanılabilecek Kaynak ve Örnekler1b>p> Cumhuriyet’in Aile Albümleri, yay. Oya Baydar, Feride Çiçekoğlu, Tarih Vakfı Yayınları, 1998Leyla Neyzi, İstanbul’da Hatırlamak ve Unutmak: Birey, Bellek ve Aidiyet, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 1999.Stephen Caunce, Sözlü Tarih ve Yerel Tarihçi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2001.Sözlü Tarih Kılavuzu, Tarih Vakfı Yayınları, 1993.Paul Thompson, Geçmişin Sesi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 1999.Yerel Tarihçilik, Kent, Sivil Girişim: Yerel Tarih Grupları Deneyimi, der. Funda Çelebi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2001. (içinde bkz. Ayşe Durakbaşa, “Tarih Yazımının Yeni Olanakları, Aile Tarihi ve Yerel Tarih”.)ul> 1Tarih Vakfı sitesinden alınmıştır.p>Kaffed )

ELBRUZ Gösterisi

nan Kafkas Derneği Ankara Şubesi Halk Dansları Topluluğu ELBRUZ, 17 Mayıs'ta Adana'da, 18 Mayıs'ta Mersin'de, 24 Mayıs'ta Ankara'da gösterilerde sahne alacaktır. Gösteriler için bilet temin yerleri aşağıdadır: Adana Gösterisitd> KAFDER Adana Şb. tr> Mersin Gösterisitd> KAFDER İçel Şb. tr>Ankara Gösterisitd>KAFDER Ankara Şb. Sn. Ziya Mis, Sn. Filiz ÖdenTley Tasarım Sn. Ömür Enestr>table>Kaffed

ELBRUZ Gösterisi

nan Kafkas Derneği Ankara Şubesi Halk Dansları Topluluğu ELBRUZ, 17 Mayıs'ta Adana'da, 18 Mayıs'ta Mersin'de, 24 Mayıs'ta Ankara'da gösterilerde sahne alacaktır. Gösteriler için bilet temin yerleri aşağıdadır: Adana Gösterisitd> KAFDER Adana Şb. tr> Mersin Gösterisitd> KAFDER İçel Şb. tr>Ankara Gösterisitd>KAFDER Ankara Şb. Sn. Ziya Mis, Sn. Filiz ÖdenTley Tasarım Sn. Ömür Enestr>table>Kaffed

Ubıh Dili

  Ubıh dili denince akla ilk gelen kişi ''Son Wubıh'' olarak isimlendirilen Tevfik Esenç’tir. Manyas'ın Hacıosman Köyünün bu efsane adamı Prof. Georges Dumezil ile yıllarca çalışarak bu dile emek vermiş ve dilin kayda geçirilmesine olanak sağlamıştır ancak ''Bir dile, bir ömür yetmiyor'' diyerek dile ait yapılacak bir çok şey olduğunu dile getirmiştir. Dünyada var olan diller arasında öğrenilmesi en zor dillerden biri olan Wubıh dili üzerinde kaynak kişi olması bakımından Tevfik Esenç dilbilimci akademisyenlerin ilgisini çekti. Wubıh dili ''Sessiz Harfler Senfonisi'' olarak tanımlanabilir. Diğer Kafkas kültürlerinde olduğu gibi kadına verilen önem dildeki karşılığından da anlaşılabilir. ''Kadın'', ''Sabah Yıldızı'' anlamına gelirken, kadınlara ''siz'' diye hitap edilir, buna karşın erkeğe ise ''sen'' diye hitap edilirdi. Ünlü Kanadalı dilbilimci J. Catford, kitabında ''Dillerin Dağı'' diye adlandırdığı Kafkasya için, kendisi dahil olmak üzere bir çok dilbilimci özelde zorluğu nedeniyle Wubıh diline ve diğer Kafkas dillerine ilgi göstermişlerdir. Macar J. Von Mészaros, yaptığı araştırmalarda Wubıh dilinde Wubıhların kendilerine, “Paekh” ve lisanlarina da “Paekhy” dediklerini yazmıştır. (J.Von Mészaros: Die Paekh-Sprache. Chicago 1934.) Fransız Akademisi (College de France) üyesi 30 civarında dil bilen Prof. Georges Dumezil, 1925 yılında İstanbul'da dinler tarihi dersi vermeye geldiğinde, yok olmaya yüz tutan Wubıh dili hakkında da çalışmalar ortaya koyar. Wubıh dili metinlerin ile diğer Kafkas dilleri ile karşılaştırmalı örneklerinin verildiği çalışmalarda bulunur, ''La langue des Oubykhs'' ve ''Le Verbe Oubykh'' adlı çalışmalarda bulunur. Prof. Georges Dumezil ölmeden önce Wubıh dilinin sözlüğünü çıkarmak istiyordu, fakat ömrü maalesef buna yetmedi. Aynı çalışmalar günümüzde Wubıh dili üzerinde en büyük otorite sayılan adaşı Prof. Georges Cherahidze tarafından Paris'te yürütülmektedir. Wubıh dili ile ilgilenen bir başka dilbilimci de Alman dilbilimci Prof. Adolf Dirr'dir. 1898 yılında İzmit-Kırkpınar'da çalışmalarda bulunan Danimarkalı Age Benediksen'in el yazısı ile tuttuğu notları, 1913 yılında Kafkasya öğ­retim bölgesi müfettişi ve Adıge dili üzerinde çalışan L. Lopatinsky'den alan A. Dirr, aynı yıl St. Petersburg'daki imparatorluk bilimler akademisi tarafından da Küçük Asya'ya gitmek ve Wubıh dilinde kurtarılabilecek ne varsa kurtarmakla ve korumakla görevlendirilmişti. Lopatinsky ve Uslar'ın Wubıh dili ile ilgili çalışmalarını da yakından takip eden Dirr'e göre, her Wubıh üç lisan biliyordu; Adıgece, Türkçe ve göreceli olarak (daha az) Wubıh dilini biliyorlardı. A. Dirr'e göre bu dilde güvenilir materyaller elde etmek oldukça güç bir işti. A. Dirr, 1924 yılında Gerhard Deeters ile beraber çıkarmaya başladığı ''Caucasica'' adlı bilimsel dergisiyle Kafkas biliminin yaygınlaşıp tanınmasına büyük katkılarda bulundu. 1934 yılına kadar yayımlanan Caucasica'nın yönetimini Adolf Dirr'in ölümünden sonra ise Gerhard Deeters üstlendi. Wubıh dili ile ilgilenmiş bir başka değerli dil bilgini ise Norveç'li Hans Kampstrup Vogt'dur. İlk makalesini 1930 yılında Ermeni dili üzerinde ''Les deu themes verbaux de l'armenien classique'' ismiyle yayınlamıştır ve bu yıllarda Gürcü dili çalışmalarına da başlayan H. Vogt, 1932-1933 yıllarında Gürcistan'da bulundu. "Esquisse d'une grammaire du georgienne moderne" adlı araştırması, modern Gürcü dilinin ilk bilimsel çalışmasıdır. Asıl ilgi alanı Gürcü dili olmasına rağmen, Hans Vogt'un, Tevfik Esenç ile birlikte hazırladığı Wubıh dili sözlüğü, dile yapılmış en önemli katkıdır. (HansVogt: Dictionnaire de la langue oubykh, Oslo 1963). Tevfik Esenç'in, Wubıh dili üzerine konuşmalarını, şarkılarını ses bantlarına da kaydeden H. Vogt, bize bu anlamda çok değerli yapıtlar bıraktı. Bu dili en son konuşan tek kişi olan Tevfik Esenç'le sadece dilbilimciler değil -film dünyası da ilgilenmiştir. Çekimi Eylül 1987'de tamamlanan ''Son Sesler'' adlı, belgesel-film 1-14 Mart tarihlerinde Paris'te gerçekleştirilen “Cinema du Reel Festivali”ne davet edildi. Yapımcılığını İstanbul Film Ajansının üstlendiği, Hasan Gergin'in görüntülediği bu film, anayurtları olan Kafkasya'dan kopan Wubıh halkı ve diline bir ağıttı. Wubıh dili ile ilgili Türkiye'de yapılan en önemli bilimsel çalışma Sumru Özsoy'un (Boğaziçi Üniversitesi) evsahipliğinde UNESCO tarafından desteklenen Kuzey Batı Kafkas Dilleri toplantısında gerçekleşti. Günümüzde Wubıh dili ile ilgili olan bir çok dilbilimci bu toplantıya katılmıştır. G. Cherachidze, M. Kumakhov, J. Catford, C. Paris, J. Colarusso, R. Smeets, W. Lucassen, G. Hewitt ve S. Chırıkba gibi dilbilimciler bu çalışmaya katılarak Wubıh diline katkıda bulunmuşlardır. Tevfik Esenç'in vefatı ile dili bilen kalmamıştır, kendi deyimiyle; köyündeki asırlık Meşe ağacı onunla birlikte dili bilen tek canlıydı, ancak Tevfik Esenç'in vefatı ile meşe ağacı da kurumuştur. Prof. Dr. Georges Dumezil'in, Tevfik Esenç'in Wubıh dilinde anlattığı hikayeyi dinleyerek "Etudes Oubykhs'' (1959) adlı yapıtına aktardığı hikayenin Fransızca’dan çevirisi aşağıda yer almaktadır. Kafkasya'da bir zamanlar (Hataqoap) diye biri yaşardı. Bir gün Wubıhlar Ruslara karşı büyük bir savaşa girdiler. Rus ordusunu yendiler ve bir çok askeride yaraladılar. Wubıh olan Hataqoap, yaralı bir Rus'u öldürmek üzere yaralıya eğilmişken, Rus "Beni öldürme!" diye bağırır. Böyle savaşan bir kahramanı öldürmenin utanç verici olacağını düşünen Hataqoap, Rus'u yerden kaldırır ve kendi evine götürür. Yaralarını özenle sarıp iyileşmesini bekler. Bir gün Hataqoap Rus'a "Artık istersen ülkene dönebilirsin" der. "Eğer aramızda yine savaş çıkarsa, kahramanca dövüşürüz" demeyi de unutmaz. Buna çok sevinen Rus, "Ben de senin yaptığın bu insanlığı geri ödemek isterim, sana hediye olarak da tabancamı vermek istiyorum" der. Bunu duyan Hataqoap, bu hediyeyi almak istemez "Bir kahramanın silahı alınmaz" der. Fakat Rus ısrar eder ve "Eğer bir gün olur da benim ülkeme gelirsen, beni “Tamaqan” diye ara, ben bir Prensin oğluyum" dedikten sonra ülkesine geri döner. Bir kaç yıl sonra büyük bir düğünle evlenen Hataqoap'ın bir süre sonra bir oğlu dünyaya gelir. Fakat işleri yolunda gitmez. Ve bir gün karısına Rus Prensini görmeye gideceğini söylediğinde, karısının: "Allah bugün rızkımızı vermezse; yarın mutlaka verir" demesine bile aldırmadan yola koyulur. Rus ülkesine varır ve sora sora Tamaqan'ı bulur. Tamaqan'ın huzuruna çıktığında, Tamaqan onu tanımasına ragmen adamlarına "Bu adamı baştan aşağı soyun ve Sibirya'ya yollayın, kendisine de 100 domuz vermeyi unutmayın" der. Sibirya'ya ilk gittiği sene Hataqoap'a verilen domuzların hepsi ölür. Bunu duyan Tamaqan ona bir yüz domuz daha yollattırır. 6 yıl boyunca Hataqoap'ın baktığı domuzlar hep ölür ve Tamaqan her sene ona bir o kadar domuz yollamayı ihmal etmez. 7. sene domuzların ölmediğini hatta yavrulayıp çoğaldığını duyan Prens, "Hataqoap'ı bana getirin, yıkayıp giydirin ve huzuruma çıkarın" der. Tamaqan, Hataqoap Sibirya'dan getirilip de huzuruna çıkarıldığında "Böyle yapmak bana düşmezdi, fakat sen buraya geldiğinde yüzünde insana benzer bir ifade  yoktu ve iyilik de yapsam bundan istifade edemeyecektin, bir anlam çıkaramayacaktın" der. "Şimdi dile benden ne dilersen, ben bu ülkenin Prensiyim" diyen Tamaqan'a, Hataqoap ''Aman, bir şey istemem. Bana sadeceözgürlüğümü ver ve ülkeme geri gönder beni, başka bir şey istemiyorum'' der. Bu isteğini kabul eden Temaqan, Hataqoap'a silahını geri verir ve "Ateşlemeden önce iyi düşün ve beni hatırla" der. Prensin verdiği at ve bir kese altınla ülkesine geri dönen Hataqoap, evine yaklaşıp da pencereden baktığında, yatağında karısının bir başka adamla yattığını görür. "Eyvah, karım ben gittikten sonra yatağımıza bir başka adamı aldı" diyen Hataqoap onları öldürmek ister. Fakat Prensin dediği aklına gelir ve sabahı beklemeyi tercih eder. Sabah olduğunda, karısının yanında yatan erkeğe, "Kalk oğlum bir misafir geldi" diyen karısının sesini duyduğunda Hataqoap " İyi ki onları dün gece öldürmemişim; yoksa karımı ve oğlumu öldürecektim" diye sevinir. Bundan sonraki yıllarını rahatlık içinde geçiren ailenin hayatı sadece masal olarak değil şarkı olarak ta söylene gelir; "Yamçın omzunun üstünde iken/ Lülen de ağzinda iken/ Ayağının her tarafı çamurlu iken/ Domuz çobanı da oldun zavallı Hataqoap/ Verdikleri yüz domuz ölüyor/ Bilmiyorum neden ben ölmüyorum/ Büyük Allah'ın kahrına uğrayan/ Uğursuz Rus dost yapmış olan/ Fakir olarak da kalmış olan/ Karısının sözünü de dinlememiş olan/ Domuz sürüsünün içinde kalan/ En büyük domuzun ismi Garji idi/ Yüzü gözü, her tarafı çamurluydu/ Domuz sürüsünün içinde kalan Zavallı Hataqoap”p>   [BGIY TALUS]p> Kaynak: Nart Dergisi Kasım Aralık 2001 Sayı:27strong>p>  +''+nan+''+Kaffed