Yemuz Nevzat Tarakçı
Küçük Gunef ve Denef’in annesi Ayşegül Tuğuz, yavru kurt küçük Gece’nin içindeki mucizeyi anlatıyor.
Kitabı yazan, harika resimlerle kitabı süsleyen, grafik tasarımıyla eseri tatlandıran da on parmağında on hüner, yine Ayşegül Tuğuz.
Yazar; öz, duru ve yalın anlatımı, sıcacık ifadeleriyle çocuklara, annelere öyle dokunuyor ki bu dokunuşla çocukların o saf, o temiz pırıl pırıl yürekleri, annelerin o tükenmez sevgisi güneş gibi ortaya çıkıyor, parıldıyor, yüreklerimizi ısıtıyor.
Annelik duygusunun sihirli gücü ve yavru küçük kurdun mucizevi adımı okuyucuyu alıp hayatın derinliklerine götürüyor.
“Bu kitap, bir farklılığın, sevgiyle büyütülen bir cesaretin ve anne kalbinin tükenmez gücünün eseridir.”

Hayatın bamteline dokunmak…
Ayşegül Tuğuz, hayatın bam teline dokunuyor, inanmanın, cesaretle ilk adımı atmanın, başarmanın muhteşem tablosunu çiziyor.
Bu dokunuş öylesine sıcak, öylesine içten ki günümüz dünyasında karanlıkta kalan çok şey aydınlanıveriyor.
İşte o zaman küçük Denef’in kocaman yüreğini görüyor, minicik parmağındaki sihirlere şahit oluyoruz.
Geri plandaki ruh mimarı, şefkat kahramanı anne görünümlü meleklerin annelik tutkusu, o tükenmez hazineyi hissetmemek zaten mümkün değil!
Farklılıklarıyla özel olanlar…
Sayfaların arasında dolaşırken en derininizde yanmalar hissedecek, yüreğiniz kıpır kıpır olacak, çok farklı duygular yaşayacaksınız. Ya o birbirinden güzel, harika resimler, onlar da zaten duygularınızı teslim alacak.
Masaldaki her ifadenin karşılığının hayatın bir rengi olması hikâyeye ayrı bir boyut kazandırıyor. Yavru kurt Gece’nin yaşadıklarını hissedince Gece’yle aynı durumda olan tüm çocukların sevgi dolu yüreğini, farklılıklarıyla ne kadar özel olduklarını derinden hissedecek, empati kuracak, olup biteni yüreğinizde ve zihninizde içselleştireceksiniz.

Anne görünümlü melekler…
Her bakışı, her dokunuşu, her tatlı gülüşüyle gönüllere taht kuran, ruhları yoğuran, anne görünümlü melekler…
Sevgi dolu yürekleriyle hayatlara dokunan, o hayatların akordunu yapan şefkat kahramanları anneler, selam olsun size. Selam olsun bu sevgiyi, bu şefkati tablolaştıran Ayşegül Tuğuz’a!
Ruh mimarları, karşılıksız sevgi ve şefkat kahramanları, saygı size, minnet size, şükran size!
Selam olsun Ayşegül Tuğuzlara…
Anne deriz, severiz, özleriz, değerini çok iyi bildiğimizi sanırız. Ama yine de en sonunda “Buldum, bilemedim; bildim, bulamadım!” deriz! Bu büyük varlığın kıymetini çoğu zaman iş işten geçtikten sonra anlarız.
Anne olan, anne olmasa da yüreği anne, vicdanı anne olan ince ruhlar, şefkat kahramanları, kadın görünümlü melekler, iyi ki varsınız. Selam olsun Ayşegül Tuğuzlara…
Selam olsun, farklı olan, bu farklılığıyla ne kadar özel olduğunun bilinciyle yaşayan minik yavrulara, binlerce Gece’ye!
Kitap, “Zizi Çocok” logosunu gururla taşıyor.

Ayşegül Tuğuz Kimdir?
1977 yılında Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde, kentin sevilen simalarından Bahri ve Hayat Tuğuz’un altı çocuğunun dördüncüsü olarak dünyaya gelen Ayşegül Tuğuz, çocukluğunu Akdeniz’in sıcaklığı ve çok sesli bir aile ortamının zenginliği içinde geçirdi. İlk, orta ve lise eğitimini Reyhanlı’da tamamladı. Hikâyelere, görüntülere ve anlatıya duyduğu ilgi onu sanatla daha derin bir yolculuğa çıkardı.
Bu yolculuk, Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümünde biçimlendi. Görsel anlatım, estetik ve teknik bilgiyle birleşirken üretmenin, düşünmenin ve duyguyu aktarmanın gücü onun için bir yaşam pratiğine dönüştü.
Akademik hayatını Mersin Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak sürdüren Ayşegül Tuğuz, görsel anlatı, yaratıcı üretim ve teknik donanımı bir araya getiren yaklaşımıyla öğrencileriyle bilgisini paylaşmaya devam etmektedir.
Sanatsal üretimini yalnızca akademiyle sınırlamayan Tuğuz, yakın dönemde yayımladığı “Gecenin İçindeki Mucize” isimli çocuk kitabıyla yazarlık ve çocuk edebiyatı alanında da üretimlerini mesleki kimliğine eklemiştir. Çocukların dünyasına duyarlılıkla yaklaşan bu eser, hayal gücü, duygusal farkındalık ve görsel estetiği bir araya getirerek onun anlatıcı kimliğini yeni bir alana taşımaktadır.
Denef ve Gunef isimli iki kız çocuğunun annesi olan Ayşegül Tuğuz’un yaşamı, annelikten beslenen sezgiyle sanat ve eğitim arasında kurduğu güçlü bağda anlam bulur. Resim yapmak, gezmek, piyano çalmak, fotoğraf çekmek ve bilgisayar destekli teknik programlar üzerinde çalışmak ise onun üretim yolculuğunda yaratıcılığı sürekli canlı tutan ilham kaynaklarıdır. Ayşegül Tuğuz için sanat; öğretmenin, anlatmanın ve iz bırakmanın en içten hâlidir.

Kitaptan Kısa Kısa
Mucize, bazı çocukların kocaman gülüşlerinde, bazı çocukların sihirli parmak uçlarında, bazı çocukların ise sevgi dolu göz bebeklerinde saklanır ve annelerin kalbinde büyür. Bu kitap, mucizelere inananlar için yazılmıştır.
Gece, üç patisi olan küçük bir yavru kurttu. O, güzel bir masalın cesur kahramanıydı. Gece, üç patisi olmasına rağmen koşmayı, hoplamayı, zıplamayı ve oyun oynamayı çok seviyordu. Babasıyla top oynamak onu çok mutlu ediyor, babasını yendiğinde ise dünyalar onun oluyordu.
Okula gittiğinde oradaki çocuklardan farklı olacağını biliyordu. Bu farklılık, minicik yüreğinde kocaman bir korkuya dönüşüyordu.
Korktuğu gibi de oldu… Okula başlayalı on gün olmuştu ve hâlâ hiç arkadaşı yoktu. Herkes oyun oynarken o uzaktan izlemeyi tercih ediyordu. Aslında onlarla birlikte oynamak istiyor ama bunu söyleyemiyordu.
Annesi Gece’nin okula başladığından beri mutsuz olduğunun farkındaydı. Akşam yemeğinde “Bir sorunun olduğunda bunu benimle paylaşabileceğini biliyorsun, değil mi Gece? Bazen yardıma ihtiyacınız olabilir, sorunları en yakınlarımızla birlikte daha kolay çözebiliriz.” diyerek onu cesaretlendirdi.
Gece, bu konuşma sonrasında artık sessiz kalmamaya karar verdi. “Anne, okulda kimse benimle oynamak istemiyor galiba, çok güzel top oynuyorum, neden beni de oyunlarına almıyorlar?” derken gözleri doldu. Annesi de gülümsedi ve “Bence arkadaşlarının seni tanıması için cesurca bir adım atarak onlarla oynamak istediğini sen söyleyebilirsin. Böylece sen de onları tanımış olursun. Eminim onlar da seninle oynamayı çok seveceklerdir.” Dedi.
Sabah erkenden uyanan Gece, koşa koşa okula gitti. Arkadaşları bahçede top oynuyorlardı. Tam arkadaşlarına onlarla oynamak istediğini söyleyecekken…
…Unutma, seni o minicik patinde kocaman mutluluklar saklı, o mutlulukları yaşamak için cesur adımları atmakta sakın korkma!” dedi.
Farklı da olsa her çocuk bir mucizedir. En güzel arkadaşlıklar “Ben de varım!” demekle başlar.
Geceleri fısıltılarla anlatılan, sonra sayfalara sığmayıp büyüyen bir hikâye, her çocuğun içinde saklı duran cesareti, her annenin içindeki sınırsız sevgiyi ve farklı olanın aslında ne kadar özel olabileceğini hatırlatmak için yazıldı. Satır aralarına küçük kızım Denef’in parmak uçlarındaki sihirler saklandı.
Bu kitap, bir farklılığın, sevgi ile büyütülen bir cesaretin ve anne kalbinin tükenmez gücünün eseridir.
Yavru kurt Gece’nin kendi yolunu bulurken ışığını hiç kaybetmemesini isteyen bir annenin ve onu her haliyle mucize gören çocuklarının masalıdır.
Bu kitap, küçük bir emek, umutla yoğrulmuş, sevgiyle saklanmış ve bir aile masalından doğup gerçek bir kitaba dönüşmüş bir mucizedir.
Temenni
Umarım duyarlı toplumumuz, bu güzel eserden gereği gibi faydalanır, “Gece’nin İçindeki Mucize” çok kişiye ulaşır, çok kişi tarafından okunur. Umarım halkımız daha fazla okur, daha çok sorgular; kendisine, tarihine, kültürüne, sanatçısına, bir avuç yazar ve çizerine, şairine daha çok sahip çıkar, sanat ve edebiyatta daha çok derinleşir, daha fazla zenginleşir. Tarihi, kültürü, kimliği ile barışık, huzur içinde yaşayan daha müreffeh bir toplum temennisiyle.