BAJ GUŞEF ŞENVAR
10-13 Şubat tarihleri arasında Ankara Çerkes Derneği ve Kaffed işbirliği ile gerçekleştiren Çerkes Giyim Atölyesine gönüllü olarak katılım sağladım.
Programı öğrendiğim ilk andan itibaren herkese söylemeye başladığım bir cümle vardı. “Bu hafta diaspora tarihinde bir devrim yaratacak ve çok şey değişecek”.
Yıllardır hem derneklerin gençlik kollarında aktif olarak görev almış, hem dans ekiplerinde görev almış, hem de Anavatan’da büyümüş birisi olarak ekiplerimizin gösteri zamanı yaklaştığında ve ulusal kıyafetlerimizin tasarımı aşamasına geçildiğinde kaygıyla içerisinde bulunduğum bir süreç vardı. Dans ekiplerinde görev alan arkadaşlarımın da bileceği gibi, çoğu zaman hangi dansın hangi kıyafet ile oynanacağı gösteriye çok az zaman kala belli olur ve eksikler telaş içerisinde giderilmeye çalışılır, yeterli kıyafet yok ise yeni kıyafetlerin tasarımı ve dikimine acele bir şekilde geçilir. Bu aşamada gösteriye az süre kaldığı için Türkiye’de bulabildiğimiz ve bizim orijinalimize en yakın hazır dikilmiş motifler telaş içerisinde bulunduğumuz şehrin en uygun dükkanlarında aranmaya başlanır. Derneğin genci olarak arkadaşlarınızla beraber bu alışverişe çıkarsınız, ekibin ihtiyacını acil bir şekilde giderebilmek için hazır bulunan motifleri alıp kıyafetlerin üzerine dikilmesi için götürürsünüz. Bu durum çoğu zaman durumu kurtarmak ve gösteriye yetişmesi için mecbur kaldığınız yöntemdir, fakat uzun vadede baktığınızda orijinalimizden uzaklaşmaya ve kıyafetlerimizin başka halkların ulusal kıyafetlerine benzemesine sebep olur. Anavatan’da hepimizin çok sevdiği ve önde gelen ekiplerimizden birinin çocuk ekibinde dans ettiğim dönemde gördüğüm ulusal kıyafetlerimiz ile diasporada dans ettiğim tüm ekiplerin kıyafetlerine baktığımda yıllardır bu konuda büyük bir kaygı taşıyordum. Diaspora’ya üniversite okumak için geldiğimde bu durumu sürekli olarak farkediyor fakat yaşça büyükler tüm tasarıma karar vereceği için çoğu zaman sesimi çıkaramıyordum. Ekibin daha iyi olması, bizim kültürümüzü en güzel ve en uygun şekilde temsil etmesi için birkaç defa cesaretimi toplayarak yanlış yapıldığını kibarca söylediğimde ise yaşım küçük olduğu için (17) büyük tepkiler ile karşılaştım ve sonuç olarak yıllarca sesimi bir daha çıkaramadım. O saatten sonra sadece verilen görevleri uygulamıştım. Fakat dikilecek kıyafetler yıllarca kullanılacaktı ve Adıge Saye ile uzaktan yakından bir benzerliği yoktu. Çok üzülerek bu durumu kabullenmek zorunda kalmıştım.
10-13 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen Çerkes Giyim Atölyesini bugüne kadar diasporada yapılmış en önemli eğitimlerden birisi olarak görüyorum. Eğitime hali hazırda dikiş ile aktif olarak ilgilenen ve dikiş tekniklerini çok iyi bilen birçok değerli büyüğümüz katıldı. Onlarla sohbet ettiğimde ve daha öncesinden de bildiğim gibi ekiplerimiz için dikiş rica ettiğimiz tüm terzilerimiz genelde Anavatan’da ki fotoğraflara bakarak ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlardı. Maykop’tan gelen Saye ve gelinlik tasarımcısı Meremık’o Sabina onlara Adıge Saye dikiminde ve kullanacakları malzemeler ile ilgili püf noktaları gösterdiğinde onların mutluluğunu ve sevincini görmek paha biçilemez bir duyguydu. Meremık’o Sabina bildiği tüm püf noktaları maksimum derecede aktarmaya çalışırken bir yandan terzilerimizin heyecanla ve merakla sorduğu soruları yanıtlayarak merak ettikleri tüm noktaları aydınlığa kavuşturması herkes için çok faydalı oldu. Ben de aralarında dil konusunda yardımcı olurken bu durumdan büyük keyif aldım, çünkü biliyorum, bu değerli terzilerimiz kendi şehirlerine döndüklerinde artık dans ekiplerine kıyafet dikerken bu püf noktalara dikkat edecek ve resmen bir devrim yaşanacaktı. Aynı heyecan ve mutluluk Gume Larisa’nın Adıge Tsıye (Erkek kostümü) dikiminde verdiği eğitimde de yaşandı. Terzilerimiz erkek kostümlerinin ve fişekliklerinin dikimi konusunda Gume Larisa’dan birçok yeni püf nokta öğrendiler ve çok mutlu oldular. Yedic Viktoriya ise sahnede sergilenecek dansa göre nasıl bir kıyafet tasarımı yapılması gerektiği ve her dansa özel olarak nelere dikkat edilmesi gerektiğini çok detaylı bir şekilde anlattı. Anavatan’dan gelen bu 3 değerli misafirimiz seçilecek kumaş, kadın kostümleri için belağe’nin uzunluğu, eteklerin uzunluğu, keplerin tasarımı, dikişlerin püf noktaları, sahne veya sahne dışında kullanılacak kıyafetler arasındaki dikim farkları, erkek kostümlerine özel dikiş teknikleri ve seçilecek motiflerin anlam ve önemine varana kadar çok detaylı bir eğitim verdiler. Bu eğitimlerin her adımında bulunmaktan büyük bir keyif aldım ve en büyük dileğim bu eğitimlerin sonuçlarının tüm diaspora ekiplerinde uygulandığını görmektir. Ekiplerimizin bir çoğu sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da bir çok önemli sahnelerde görev alıyorlar. O sahnelerde kültürümüzün güzelliğini en uygun şekilde aktardıklarını görmek hepimiz için büyük bir gurur ve sevinç kaynağı olacaktır. Böyle eğitimlerin ve atölyelerin devamının gelmesini gönülden dilerim.
Değerli misafirlerimiz Yedic Viktoriya (Maykop Kültürel Eğitim Merkezi, OŞAD Sanat Yönetmeni), Gume Larisa (Devlet Doğu Müzesi Kuzey Kafkasya Şubesi görevlisi, Adıgey Cumhuriyeti Çerkes El Sanatları Derneği Başkanı) ve Meremık’o Sabina’ya (Modacı/Tasarımcı) tüm samimiyetleri, bilgi aktarma istekleri, işbirlikleri ve eğitimleri için gönülden teşekkür ediyorum.
Bu eğitimin gerçekleşmesini sağlayan Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı, Çerkes El Sanatları Hocası ve Kaffed Genel Başkan Yardımcısı Şeneser Tokmak’a, Ankara Çerkes Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Sinemis Ertan’a, Ankara Çerkes Derneği Başkanı Yusuf Hatuk’a ve tüm hafta boyunca değerli desteklerini esirgemeyen herkese çok teşekkür ederim.