Bir Yazar Bir Eser : KAFKASYA’DA RUS YAYILMACILIĞI- MOZDOK HATTI - Dr. Didem Çatalkılıç

Bir Yazar Bir Eser : KAFKASYA’DA RUS YAYILMACILIĞI- MOZDOK HATTI - Dr. Didem Çatalkılıç

Zor ve zahmetli bir çalışmanın sonunda hayat bulan taze, sıcacık, harika bir eser.

Kapsamlı bir saha çalışması, detaylı araştırma…

Birkaç dilden ve birinci elden arşiv kaynakları…

Ayrıntılar, belgelere dayalı orijinal bilgiler…

Ve işte size “Kafkasya’da Rus Yayılmacılığı- Mozdok Hattı”

Özellikle tarih meraklılarının yüreğini hoplatacak yeni bilgiler, yeni belgeler…

Zengin kaynaklardan yararlanarak “Kafkasya’da Rus Yayılmacılığı- Mozdok Hattı” nı araştıran Sayın Dr. Didem Çatalkılıç, okuyucularına, çalışma ve araştırma sonuçlarını içeren güzel bir eser sunmuş.

Bu anlamlı çalışması için değerli yazarımızı içtenlikle kutluyorum.

 

KAFKASYA TARİHİNİ MERAK EDENLER

Kuzey Kafkasya tarihini merak edenler, işte size oldukça zengin kaynak ve belgelerle dolu bir araştırma eseri!

Bu eserde:

Kuzey Doğu Kafkasya’nın Rus topraklarına dahil edilme süreci,

Rusya’nın kendisine sorun çıkaran kitlelere karşı uyguladığı politikalar,

Mozdok Hattı Kazaklarının tarihsel arka planı,

Kafkasya’nın kolonizasyonunda yerli halkların dağdan düze indirilmesi,

Rus devlet aklıyla gerçekleştirilen iskânlar,

Kafkasya halklarının su kaynaklarından nasıl yoksun bırakıldığı,

Çarlık politikaları kapsamında Mozdok Hattı boyunca ekonomik faaliyetler,

Hat sisteminin nehir boylarına kurulmasının amacı… gibi pek çok soruya, kaynak zenginliği içerisinde kolay ve anlaşılır cevaplar bulacaksınız!

KAYNAK BAKIMINDAN OLDUKÇA ZENGİN BİR ESER

Eserde oldukça zengin kaynak gösterilmiş hatta bu kaynakların adının belirtilmesi ile de yetinilmeyerek kaynaklar hakkında geniş bilgiler de sunulmuş.

Eski Rusça eserler, seyahatnameler, gazeteler didik didik incelenmiş ve titiz bir çalışmayla konu aydınlatılmış.

Eseri okuduğunuzda, Rusça, İngilizce, Fransızca yazılan kaynakların titizlikle tarandığını, öz kaynaklardan orijinal bilgilere ulaşıldığını, sentezlenen bu yeni bilgilerin okuyucuya gururla sunulduğunu apaçık fark edeceksiniz.

Hatta bu yeni bilgilere ulaşmanın haklı gururunu yaşayacak ve değerli araştırmacı sayın Dr. Didem Çatalkılıç’a bir kez daha yürekten teşekkür edeceksiniz.

 

 

 

TABIN BÖLÜMLERİ

Kitabın birinci bölümü “Giriş” olup “Hat Sistemi” ve “Kitabın Bölümleri” alt başlıklarından oluşmaktadır.

Giriş bölümünde kitabın amacı, tarih aralığı ve coğrafi sınırları anlatılmıştır. Kafkasya’ya kurulan hatlar hakkında bilgi verilmiştir.

Kitabın ikinci bölümü “Kuzeydoğu Kafkasya'da Rus Kolonizasyonu” başlığı altında Rus ve Kazak nüfusun güneye ilerleyişi ve Rus tarihinde kolonizasyon anlamına gelen iskân faaliyetlerinin Kafkasya'daki başlangıç sürecine odaklanmıştır. 

Kitabın üçüncü bölümünde Mozdok Hattı üzerinde Kazak grupları tasnif edilerek verilmiştir. Söz konusu grupların yerleştiği stanitsaların kuruluşu, toponimi, yerli halklarla ilişkisi ve sosyo-ekonomik yaşamı anlatılmıştır.

Kitabın dördüncü bölümünde Çerkes topraklarının ucunda kurulan Terki kasabasının yıkılmasının ardından yine Çerkes topraklarında kurulan Svyatoy Krest ve Kızılyar içinde Çerkes nüfusu barındırıyor.

Kitabın beşinci bölümü Mozdok Hattı’nın lokomotifi olan Mozdok üzerindedir. Adı “sağır orman, sık orman” anlamına gelen Çerkesçe bir sözcük olan Mozdok’un kuruluş tarihi Rus- Kafkas savaşlarının başlangıç tarihi olarak sembolleşmiştir.

Kitabın son bölümü, sonuç bölümüdür. Ruslar Kafkasya'nın işgalinde hem askeri hem de sosyo-ekonomik metotlar kullanmıştır. Başlangıçta kalelerle ilerleyen Ruslar, zamanla Kazakları stanitsalara ve bölgenin kolonizasyonunda rol oynayan kale kentlere yerleştirdiler. Böylelikle iskân yoluyla işgalin en iyi örneklerinden birini verdiler.

 

                                          

DEM ÇATALKILIÇ KİMDİR?

Didem Çatalkılıç, 2003-2007 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde üniversite eğitimine başladı.

2009’da Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Tarihi Anabilim Dalı’na kayıt yaptırdı.

2010-2011 yılları arasında Rusya Federasyonu Dil ve Staj bursu kazanarak 9 ay boyunca Lev Nikolayeviç Tolstoy Tula Devlet Pedagoji Üniversitesi’nde Rusça eğitim aldı ve Moskova’da araştırmalar yaptı.

2013 yılında “Müridizmin Pasif Direniş Örneği Olarak Kunta Hacı” başlıklı yüksek lisans tezini savundu. Aynı yıl Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Tarihi Anabilim Dalı doktora programına kayıt yaptırdı.

2015-2018 yılları arasında “Kafkasya Kökenlilerin Hafıza Mekânları Üzerine Bir Araştırma” başlıklı Tübitak (1001) projesinde çalıştı.

2019 yılında Tübitak 2214/A “Yurt Dışı Doktora Sırası Araştırma Burs Programı” yla Kuzey Osetya Alanya Cumhuriyeti V. İ. Abaev Kuzey Osetya Beşerî ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü’nde misafir araştırmacı olarak bulundu ve Kosta Hetagurov Kuzey Osetya Devlet Üniversitesi’nde Rusça eğitim aldı.

Aynı yıl “Çarlık Rusyası’nın Bir Kolonizasyon Modeli Olarak Mozdok Hattı” (1735-1832) başlıklı doktora tezini savundu.

Kafkasoloji alanında yayımlanmış kitap ve makaleleri bulunmakta; Rusça, Fransızca ve İngilizce bilmektedir.

 

 

KOYU SİYAH YAYINLARI

2019 yılında Viladikafkas’ta yazılan önsözde “Bu kitap 2214-A Doktora sırası yurtdışı araştırma bursu ile TÜBİTAK tarafından desteklenmiştir.” notu düşülmüş.

Kitap, KOYU SİYAH yayınevi logosunu gururla taşıyor.

 

ESERDEN KISA KISA

Rusya, Altın Orda Devleti'nin yıkılmasının ardından Moskova Prensliği vakit kaybetmeden bulunduğu bölgede otorite kurarak yayılmacı bir politika izlemiş, sınırlarını hem Sibirya'ya hem de Kafkasya'ya doğru genişletmeye başlamıştır.

Kitabımızda, bu minvalde Kuzeydoğu Kafkasya’nın Rus topraklarına dahil edilme süreci, Rus Kazaklarının yerel halk ve Rusya ile ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. (s.1)

Kitabımıza konu olan tarihi süreç, Kazakların Kuzeydoğu Kafkasya'da ilk görüldükleri 16. yüzyıl ortasından 19. yüzyılın ilk çeyreğine kadarki tarih aralığıdır. (s.2)

Çarlık politikaları kapsamında Mozdok Hattı boyunca ekonomik faaliyetler incelenerek farklı etnik gruplardan meydana gelen Mozdok Hattı Kazaklarının tarihsel arka planı verilmeye çalışılmıştır.

Kitabımıza konu olan Mozdok Hattı Kolonyalizm bağlamında Rusya'nın Kuzeydoğu Kafkasya ile ilişkilendirmesi Rus devlet aklıyla gerçekleştirilen iskanlar ve Rus devletinin hem ekonomik hem de Ortodoks Hristiyanlık bağlamındaki faaliyetleri literatür taraması ile tespit edilmeye çalışılmıştır. (s.2)

 

HAT SİSTEMİ

Rusya çarlığı 18 ve 19. yüzyılda Kafkasya’da toplam 10 hat kurmuştur. Bu hatlardan biri, Karadeniz'e diğerleri Kafkasya coğrafyasındaki nehirlere paralel olarak inşa edilmiştir. Hat sisteminin Nehir boylarında kurulmasının amacı, tarımla uğraşan Kafkas halklarını su kaynaklarından mahrum bırakmak, halkların birbirleriyle iletişimini kesmek ve Osmanlı ile Kırım’a arşı set oluşturmaktır. Rusya ayrıca bu hatların arasına istihkâmlar kurarak bölgedeki hakimiyet alanlarında boşluk bırakmamıştır. Rusya, hat üzerinde inşa ettiği yerleşim birimlerinden ticaret noktaları ve mahkemeler kurarak ekonomiyi ve sosyal düzeni kontrol altına almıştır. Bu da bize Kafkasya'nın işgalinde hat sisteminin işlevini göstermektedir. (s.4)

Karadeniz Kordon Hattı

Kuban Hattı

Mozdok Hattı: 1735 yılında Kızılyar Kalesi'nin yapımı ile kurulan Mozdok’a kadar uzanan hattır.

Azak-Mozdok Hattı

Sunja Hattı

Lezgi Hattı

Laba Hattı

Urup Hattı

Belorecensk Hattı

Bir taraftan bu şekilde Rusya Çarlığının Kafkasya üzerine tarih yazımı başlarken diğer taraftan bilinmeyen coğrafyaları keşfetme düsturu ile İngiliz ve Fransız seyyahlar da birden çok etnik yapının bulunduğu bu coğrafyaya 18. yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren ilgi göstermişlerdir. (s.11)

Gönüllü ya da zorla gerçekleşen bu hareketlerin bir toplumun, ailenin ya da bireylerin göçü olmak üzere farklı çeşitleri vardır. Farklı coğrafyalarda iskân edilen topluluklar bazen yeni yöneticilerinin “mülkü” haline gelmiş ve iskân edildikleri yerlerde kolonizatörler tarafından kontrolü sağlamak amacıyla güçlü enstrümanlar olarak kullanılmışlardır. (s.17)

Bu süreçte Rusya, zengin kaynakları, tükenmeyen insan rezervi ile Doğu Avrupa, İdil- Ural bölgesi ile transit ticaretin genişlemesi için bir arena olarak genişletmeye çalıştı. Bu minvalde, denize kıyısı olmayan Rusya'nın Güney’de Karadeniz'de çıkan bir yol bulmak istemesi en önemli siyasi hedeflerden biri oldu.

Rusya'nın terracognita olarak tanımlanan Kafkasya'ya olan ilgisi bu siyasi hedefe bağlantılı olarak gelişti. Rusya için Kafkasya bir yandan Asya'ya uzanan bir köprü hem de bir set işlevi görürken diğer yandan Karadeniz ve Hazar Denizi'nin koruyan bir istihkâm oldu.

Hazar Denizi coğrafyasında İran hakimiyetinin Osmanlı Devleti tarafından zorlanmasıyla bu iki İslami güç hem Gürcistan'da hem de Dağıstan'da hakimiyet için savaştı. Rusların Kafkasyalılar ile ilk ilişkileri tam da bu dönemde yani 16. yüzyılın ikinci yarısında Kazakların Çerkes topraklarının en uç noktası olan Dağıstan'ın kuzeyini iskanı ile başladı.   (s.19)

Rusya'nın Kuzey Kafkasya'ya doğru ilerlemesi, Altın Orda Devletinin yıkılmasının akabinde Kazan Hanlığı'nın ve Astrahan Hanlığı’nın düşüşüyle başladı. Böylelikle bozkır yolları güvenli hale geldi ve Ruslar için Kafkasya önlerindeki bu bozkırlara giden yolların açılmasının önünde hiçbir engel kalmadı. Kazakların Ruslaştırılması için elverişli bir ortam doğmuş oldu. (s.19)

Bu süreçte Kafkasya Osmanlı, İran ve Rusya’dan oluşan üç rakip devletin çatışma alanı olan bir tampon bölge oldu. (s.25)

Hazar Denizi’nden Karadeniz’e kadar Terek, Kuban nehirleri boyunca yeni Kafkasya hattı olarak adlandırılan yeni stanitsalar inşa edildi.

Böylelikle Rusya, hattı genişleterek hem Kafkasya'daki nüfuzunu sağlamlaştırdı hem de Kafkas Dağları'nın kuzey ve güneyin güvenliğini sağladı. (s.27)

Bu süreçte Rusya Çarlığı, Kafkasya'da mülk vererek ve sınıfsal yapıyı koruyarak Kabardey’in toprak sahiplerini kendine çekme politikası güttü. (s.28)

Bu süreçte Kazaklar, Kafkasyalılar ile evlendi ve yine pek çok Kafkasyalı sınıfsal yapı ve kan davası gibi nedenlerle Kazak etnik yapısına katıldı. Bu nedenle salt bir askeri ilerleyiş olarak göremeyeceğimiz bu durum, Ruslar, Ermeniler, Gürcüler ve Kazakların iskanını, söz konusu halkların iç ve dış gücünü içeren bir sınır bölgesi oluşum sürecini de geliştirdi. (s.29)

Bu süreçte Kazaklar, Çarın Hristiyan savaşçıları, korkusuz gözcüler, kaşifler, öncü karakollar, istilacılar ve en önemlisi Ruslaştırmanın en önemli unsuru olarak Kuzeydoğu Kafkasya'da faal bir şekilde iskân ve askeri hizmet vasıtasıyla imparatorluk hakimiyetini inşa ettiler. (s.30)

Bu süreçte Rusya Kuzeydoğu Kafkasya’ya Kazak, Ermeni ve Gürcüler iskan ederek kaleler ve stanitsalar inşa ederek askeri ve kolonyal varlığını inşa etme yönündeki uzun süreci başlattı.

Çarlık sınırları Rus silah ve diplomasisi sayesinde güneydoğu yönünde ilerledi. Bu da Kuzey Kafkasya'dan geçen Rusya Çarlığı sınırlarında kendine özgü bir yerli toplumlar mozaiği ortaya çıkardı. (s.30)

Kolonizasyonun ilk aşaması Küçük Kaynarca Antlaşmasından Türkmençay ve Edirne Antlaşmalarına kadar olan zaman aralığında gerçekleşti. Bu antlaşmalarla Rusya'nın Kafkasya'da elde ettiği topraklar uluslararası alanda kesinleştirildi. Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra Rusya Kuzey Kafkasya'yı yavaş yavaş idari nüfuz alanına dahil etmeye başladı. Bu tarihten sonra Kuzey Kafkasya'daki Rus kolonizasyonunun başlangıcı geniş kentsel gelişme ile belirlendi. (s.32)

İkinci Katerina zamanında stanitsaların arasına karakolların inşa edilmeye başlanması yerli halkı endişeye sürükledi. Çünkü bu dönemde Terek bölgesindeki Kazaklarının sayısı 10 bine ulaşmıştı. (s.34)

Ruslar, Ermenilerle başlattıkları ekonomik ilişkiden bir süre sonra yerli halklarla aracısız ticarete yöneldiler. Osetler, Kabardey Çerkesleri, Kumuk Türkleri ve barışçıl Çeçenler, kendi ürettikleri ürünleri kendi belirledikleri fiyattan satmayı tercih ettiler.

Ruslar da aracıların, yani Ermeni ve Gürcülerin, onlardan ucuza alıp pahalıya satmaları nedeniyle ilk elden almayı tercih ettiler. (s.35)

Kafkasya'da kurulan bu kolonizasyon sistemi sadece Kafkasya'nın kalıcı işgalini hazırlamıyor aynı zamanda Rus- Kafkas savaşları esnasında da uygulanıyordu. Bölgenin Rus kazakları yoluyla kolonizasyonu hem aktif sivil kolonizasyonu için yolu temizliyor hem de Kafkasya sınırlarını korumak için çarlığın askeri harcamalarını büyük ölçüde azaltıyordu. (s.38)

Bu sürecin çekirdeğini ise Çar’ın Ortodoks Hristiyanlığı kabul eden ve Rus yasalarına uyan sadık kulları oluşturmuştur. Yani Rus olmanın yegâne yolu gerçekleşmiştir.

Ayrıca Ruslar ekonomik, kültürel ve politik avantajlarını sürekli kılmak için kendi dillerini öğretmişlerdir. Din ve dil kolonizasyonun anahtar kelimeleri olmuştur. (s.38)

  1. İvan zamanında Kazan ve Astrahan Hanlıklarının fethedilmesi ile Moskova Prensliği sınırları Kafkasya sınırlarına dayandı. (s.39)
  2. yüzyılın başında Kabardey toplumu Büyük ve Küçük Kabardey olmak üzere iki prensliğe bölündü. Büyük ve Küçük Kabardey’i Terek Nehri doğal sınır olarak ayırdı. Sol taraf Büyük Kabardey, sağ taraf Küçük Kabardey olarak adlandırıldı. (s.131)

Bu süreçte Rusya'nın Kafkasya'daki ilk muhatapları Kabardey Çerkesleri olmuş, heyetlerle başlayan diyalog bölgede Hazar Denizi'nden Karadeniz'e tüm kritik noktalara kurulan kaleler ve stanitsalar yoluyla Rus hakimiyetinin kemikleşmesi ile devam etmiştir. (s.175)

Kuzeydoğu Kafkasya'nın kolonizasyonunda çeşitli milletler ve sosyal tabakaların temsilcileri rol oynamıştır. Bu süreçte Rusya Çarlığı’nın Kafkasya'nın işgalinde kullanışlı bir enstrüman işlevi gören kolonizatörleri, Rus Kazakları ve Kafkasya'nın yerli halklarından Ermeniler ve Gürcüler olurken kolonize edilen bölge halklarının temsilcileri ise sınıfsal yapılanmanın sembolleri prensler olmuştur. (s.176)

Kafkasya'nın sahip olduğu farklı etnik gruplarla Kabardey ve Oset toplumlarının en belirgin özelliklerinden olan sınıfsal yapılanma Rusya'nın Kuzeydoğu Kafkasya'ya nüfus etmesinde ciddi bir faktör olmuştur. (s.176)

  1. yüzyılın başında inşa edilen kaleler, zamanla büyüyerek kente dönüşmüş, bu kentler Kafkasya'nın ekonomik ve kültürel merkezleri olmuşlardır. (s.179)

 

                                                                           

TEMENNİ

Umarım duyarlı toplumumuz, bu zor ve zahmetli çalışma sonucu ortaya çıkan anlamlı eserden layıkıyla faydalanır.

“Kafkasya’da Rus Yayılmacılığı- Mozdok Hattı” in çok kişiye ulaşması, çok kişi tarafından okunması, eserden toplumumuzun âzâmi derecede istifade etmesi temennisiyle...

yukarı çık