Anadilimizin Sürdürülebilirliği ve Gençlerin Rolü

Anadilimizin Sürdürülebilirliği ve Gençlerin Rolü

Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) bünyesinde çalışmalarını sürdüren Nart Akademi Komisyonu tarafından organize edilen Meşe Altı Toplantıları’nın ikincisi, ‘’Gençlerin Anadilimizin Yaşatılmasına İlişkin Rolü ve Önerileri’’ başlığı ile 7 Mart Pazar günü pandemi sebebiyle online olarak gerçekleştirildi. Toplantının online olması birçok farklı şehirden ve görüşten insanın kolayca katılım sağlaması için iyi bir fırsat oldu. Bu sayede mühim hususların başında gelen ‘’Anadili’’ sorunu üzerine farklı bakış açıları ile çözümler üretme yolunda istişarede bulunma fırsatımız oldu. Toplantılar istikrarlı şekilde sürdükçe, umuyorum ki ileriki aylarda gençlerin katkı ve katılımları daha da artacaktır.

Özellikle, toplumumuz için hayati önem taşıyan böylesi konularda gençlerin katılım göstermesi ve biz gençlere söz hakkı tanınması; mutlu edici olduğu gibi, geleceğe dair umutları da arttırıyor. Konu başlığı gençler özelinde olduğu için, anadilimiz ve gençlerle olan ilişkisine biraz değinmek istiyorum.            

Bir dilin sürdürülebilir olması için birçok koşulun sağlanmış olması gerekir; bunlardan birisi belki de en önemlisi, dilin sonraki kuşaklara aktarımını sağlayan nesil, yani o dili kullanan en genç bireylerdir. Dil, konuşan genç bireyini kaybettiği zaman; sürdürülebilirliğini, güncelliğini ve zamanla da yaşamını yitirmeye mahkumdur. Dolayısıyla gençlerin bu husustaki faaliyetleri, düşünceleri büyük önem arz eder. Ancak, gençlerin bu devamlılığı sağlayabilmeleri için diğer koşulların gerçekleştirilmiş olması gerekiyor. Yani dilimizin sosyal ve kamusal alanlarda eğitim, radyo-televizyon, internet, sinema vb. İmkanlardan yararlanılarak yaygınlaştırılması çalışmalarının arttırılarak aktarıcılara uygun zeminin sağlanması doğru bir adım olacaktır. Bunların yanı sıra, toplumumuz ile kurumlarımız arasında sıkı bir birliktelik ve iletişim ortamını sağladığımız zaman yürüdüğümüz yoldaki engelleri daha kolay aşacağımıza inanıyorum. Çünkü STK’larımızın sorumlulukları olduğu kadar, biz bireylerin de sorumlulukları oldukça fazla. Eğer yürütülen ve yürütülmek istenen çalışmalarda belirlenen hedefe ulaşmak istiyorsak, toplum ve STK’larımız olarak birbirimizi beslememiz ortak amacımızın yararına olacaktır.

Dil çalışmalarının yanı sıra toplumumuzu ilgilendiren, ileriye taşıyacak diğer konularda da bu tarz toplantıların devamlılığının özellikle gençler için önemli olduğu görülmektedir. Bu sayede, Çerkes halkı ve beraberinde asimilasyona karşı mücadele veren diğer tüm Kafkas halklarının geleceğe dair umutlarının güçleneceğini; dil, kültür, Xabze ve tüm milli değerlerle beraber varlığını sürdüreceğini ve geliştireceğini düşünüyorum. Tabi yüzümüz daima vatana dönük bir şekilde, birlikte hareket ettiğimiz zaman amaçlarımıza ulaşmamız mümkün hale gelecektir. 

Unutmayalım ki dili olmayan millet, yok olmaya mahkumdur. Son olarak bir Çerkes atasözümüzü daha eklemek istiyorum. ''Umudu olmayanın atı koşmaz'' demiş atalarımız. Bizler de atımızın koşmasını istiyorsak, verdiğimiz mücadeledeki koşullar ne olursa olsun; gerek ekonomik, gerek fiziksel şartlar vb. hepsinden ziyade en önem vermemiz gereken şey ''umudumuz, motivasyonumuz ve kararlılığımız'' olmalıdır.

 

 

 

yukarı çık