Bir Yazar Bir Eser : DİRENEN KÜLTÜR - Mustafa Şaban Oğur

Bir Yazar Bir Eser : DİRENEN KÜLTÜR - Mustafa Şaban Oğur

Şaban Bey, titiz bir çalışmayla Reyhanlı Çerkes toplumunu mercek altına almış. Çerkesya - Rumeli - Reyhanlı hattında yaşanan çileli mücadeleyi ölümsüzleştirmiş. Ve nefes nefese okunacak güzel bir eser ortaya çıkmış.

Bu eser, Çarlık Rusya’sı tarafından vatanlarını terk etmeye, Osmanlıya göç etmeye zorlanan yaralı yüreklerin, Çerkesya’dan Rumeli’ye, daha sonra da Reyhanlı’ya uzanan, ölüm kalım mücadelesinin trajik hikâyesini anlatıyor.

“Birden kafasını kaldırdı ve ayağa kalktı Firdevs. Önce evine döndü, sonra bahçe içerisindeki birkaç hayvanına, daha sonra da evin yan tarafında ekimini yaptığı tarlasına baktı hüzünle ve Hüseyin’e dönerek; “Haydi gidiyoruz, hazırlan oğlum! Ama şunu hiç unutma ki bir gün mutlaka geri döneceğiz!” dedi güçlü sesiyle.”

Tuğuj Hüseyin, çok sevindi duyduklarına. Artık güvende olacaklarını umdukları yere gidiyorlardı. Annesi artık tehlikede olmayacaktı. “Hiç merak etme anne, sana söz veriyorum evimize döneceğiz!” diyerek annesine güven vermeye çalıştı küçük Hüseyin! Firdevs ve oğlu, kendilerini neyin beklediğini bilmedikleri karşı kıyılara doğru yol almaya hazırdılar!” ...(s.11)

Sürüldüler ana vatanlarından, bilmem ki dönebildiler mi?

Ya biz? Biz dönebilecek miyiz, dönmeli miyiz?...

Şaban Bey, ince işçilik ve büyük emek isteyen oldukça zor, zahmetli bir sözlü tarih çalışmasını yüz akıyla tamamlamış, bize okumak, ders çıkarmak düşüyor.

Eserde, Reyhanlı Çerkeslerinin kültür ve kimlik mücadelesi, bu direnişteki bilinç, zihin ve duygu dünyaları harika bir üslupla tablolaştırılmış.

Şaban Oğur, kültürlerini yaşatmak için tek yürek olup olağanüstü çaba harcayan bu direniş sembolü yiğit insanların Çerkesya - Rumeli - Reyhanlı hattında yaşadıkları acıları, yürek yakan olayları, çaresizlikleri nefes nefese anlatmış.

Ölüm kalım mücadelesiyle Reyhanlı’ya ulaşan, sonrasında gerekli planlamalarla Reyhanlı’da devam eden bu bilinçli direniş, hepimizce örnek alınmalı.

Reyhanlı Çerkesleri, niceliğe bakmadan, nitelikli insanlarla zoru başarmış.

Özel konumları, dik duruşları, samimiyetleri, birliktelik ve uyumlarıyla dün olduğu gibi bugün de örnek çalışmalar sergileyen bu direniş insanlarına binler selam!

Kimlik ve kültür savaşını ellerini tutuşturup yüreklerini birleştirerek kazanan, tarih yazan bu yiğit insanları ayakta alkışlamamak mümkün mü?

Bu örnek direnişi ölümsüzleştirmek, duyarlı güzel insan sevgili Şaban Bey’e nasip oldu. Başkanımı yürekten kutluyorum.

Kitabın dikkat çeken bir yanı da Reyhanlı derneğimizin gerçekleştirmiş olduğu “İLK” ler.

 

ÇERKESYA - RUMELİ - REYHANLI

Keşke, her bölgemiz, her derneğimiz böyle bir çalışma yapabilse. Keşke, bu eserde yapıldığı gibi her bölge; sosyoekonomik yönüyle, tarihi ve kültürel boyutuyla, sanatıyla, edebiyatıyla incelenebilse ve yapılan çalışmalar ölümsüzleştirilebilse.

Ben, değerli yazarımız, dernek başkanımız Şaban Bey’i bu güzel çalışması için tekrar yürekten kutlarken, kitabın bundan sonraki baskılarına kendi “özgeçmiş” ini ve “içindekiler” kısmını ekleyeceğini umuyorum.

Altı çizilerek, not alınarak okunması gereken “DİRENEN KÜLTÜR” APRA yayıncılık logosunu taşıyor.

 

KİTAPTAKİ BAZI BAŞLIKLAR

İkinci Sürgün (Rumeli)

Reyhanlı’nın Kuruluşu

Yenişehir Köyüne Yerleştirilen Aileler / Harran Köyü

Reyhanlı Çerkesleri ve Sülale Damgaları

Reyhanlı Çerkeslerinin İlk Dönemlerinde Ekonomik yaşam

Değerlerimiz ( Bu bölümde, Reyhanlı’da yetişen, bu kültüre büyük katkıları olan pek çok değerli şahsiyet tanıtılıyor.)

Siyasi Gelişmelerin ve Siyasetin Reyhanlı Çerkesleri Üzerindeki Etkileri

Reyhanlı'da Sivil Toplum Kuruluşlarının Olmadığı Dönem ve Örgütlü Hale Gelme

Ana Vatan İle İlişkiler

Federasyon (KAFFED)

Dil (Çerkesçe-Adıgebze)

Tarihte Reyhanlı Dernek Başkanları

Reyhanlı Çerkeslerinde Sosyal Yaşam

Reyhanlı'da Çerkes Atasözleri/Bilmeceler/Maniler/Ninniler…

Fotoğraflarla Reyhanlı Çerkesleri

 

TEŞEKKÜR UNUTULMAMIŞ

Eserde, kitabın oluşturulması sırasında yardımlarını esirgemeyen Reyhanlı Çerkes Derneği/Adige Khase’nin değerli yöneticilerine büyük teşekkür ediliyor.

Bakınız, kimliği ve kültürüyle yaşama mücadelesi veren Reyhanlı Çerkesleri nasıl tasvir edilmiş?

 

“ … Reyhanlı Çerkesleri, değerlerini yürekleriyle yaşayan ve yaşatmaya çalışan en önemli dinamiklerden biridir. Burada, kendi halkı için samimi ve cansiperane mücadele eden insanlara çokça rastlarsınız!”

 

“Çerkes halkının değerleri adına kenetlenen ve bedel ödemeye hazır yüreklerin yetiştirildiği yalnız kalmış direnen bir duruştur Reyhanlı Çerkesleri.”

 

BECHIMKO M. ŞABAN OĞUR KİMDİR?

1973 Hatay/ Reyhanlı doğumlu. Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunu. Havacılıkla ilgili bir kamu kuruluşunda devlet memurluğu görevini yürüten Oğur, iyi derecede Çerkesçe okuma-yazma bilmektedir.

Yazı hayatına 17 yaşında, Reyhanlı Kuzey Kafkas Kültür Derneği yayın organı olan “Nefin Dergisi” ile başladı.

Abhazya-Gürcistan savaşı ile ilgili mücadelenin her alanında aktif olarak görev aldı. Uzun süre ana vatanda kaldı. Bu dönemde farklı gezi-inceleme çalışmalarında bulundu. Abhazya ve Nalçik’te araştırma, gözlem çalışmaları yaptı, bazı önemli toplantılara katıldı. Ayrıca ana vatanda geçen dört yıllık süreç içerisinde ana vatana dönenlerin (repetriantların) adaptasyonu derneğinin (ДАР) yönetim kurulu üyeliğini yaptı.

Sürekli sosyal ve kültürel etkinlikler içerisinde bulunan M. Şaban Oğur, 2018 yılında İskenderun Çerkes Derneği/ Adığe Khase Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. Halen İskenderun dernek başkanlığı görevini yürütmektedir.

Değişik sanat etkinliklerinde de bulunan Oğur, yaklaşık üç yıldır üzerinde çalıştığı Reyhanlı Çerkesleri (Adığeleri) ile DİRENEN KÜLTÜR adlı sözlü tarih kitabını Aralık 2020’de yayınladı.

Janet ve Şamil’in babaları Bechimko sülalesinden Abdzah M. Şaban Oğur’a sağlık ve mutluluk içinde anlamlı, verimli uzun bir ömür diliyoruz.

 

ESERDEN KISA KISA

 

İKİNCİ SÜRGÜN (RUMELİ SÜRGÜNÜ)

Reyhanlı Çerkeslerinin akıbetlerinin ikinci belirlendiği noktaydı Rumeli sürgünü. Rumeli’de yaşayan diğer sürgün halklar gibi onlar da ne yazık ki bu acı tablonun birer figürü oldular. Büyük bir trajedi yaşayan Balkanlara yerleştirilmiş olan Çerkesler, Berlin Antlaşmasındaki özel maddeden dolayı Balkanlarda yaşama imkânını kaybettiler. (s.29)

Ve ikinci sürgün...

Reyhanlı Çerkesleri, Osmanlı Rus Savaşı sonrası yapılan antlaşmaların sonucu olarak Rumeli'den Halep Vilayetine bağlı Reyhaniye nahiyesine yerleştirilmeleriyle bu bölgede ve çevresinde ilk Çerkes nüfus hareketinin başladığı bilinmektedir.

1878 yılı ile başlayıp devam eden bu nüfus hareketi ve Reyhanlı'ya gelişler, bölünen Çerkes ailelerinin ve akrabalarının birbirlerini bulma çabaları nedeniyle 1882 yılına kadar devam etmiştir.

Bu ikinci sürgün sonucunda Amik Ovası’nda pek çok Çerkes yerleşim yeri oluşturulduğu görülmüştür. (s.35)

Bahsedilen tüm bu bölge Çerkesleri, baş gösteren sıtma salgını nedeniyle günde 50-60 insanını kaybetmeye başlayınca Anadolu'nun iç kesimleri ve Ortadoğu coğrafyası gibi farklı bölgelere göç ettiler. (s. 36)

 

REYHANLI ÇERKESLERİ ÖRGÜTLENME YOLUNDA

Reyhanlı'da örgütlü hale gelmenin ve dernekleşmenin yolu, yine ilk dönem yaşam tarzlarını mümkün olduğunca değiştirmeyen kesimin aidiyet duygusundan geçmiştir… (s.106)

1955 yılındaki Reyhanlılı gençlerin büyük bir özveri ile bir araya gelerek oluşturdukları Çerkes folklor topluluğudur

Bahsettiğimiz Reyhanlı Çerkes gençlerinin oluşturduğu bu folklor grubu 1955 yılında Kemal Ünyay tarafından Dışkapı'da bulunan askeri gazinoda yapılacak düğüne davet edilir. (s. 108)

Reyhanlı'da Çerkes oyunlarının eğitimi konusunda en önemli isim Abide Talat Abide’dir.

Yapılan gösterilerde kullanılan Çerkes kıyafetleri de toplumsal yardımlaşmanın, Reyhanlı toplumunun aidiyet duygusunun, kültürel direncinin bir ürünüydü. Tüm toplumun bayanlarının göz nuru, el emeğiydi.

Sonuç olarak her dönem Reyhanlı kadınlarının, genç kızlarının gelenek haline getirip katkı sağladığı direniş şekliydi kıyafetlerin dikimi.

Talat Abide’nin öğrencisi olmak, ekipte olmak, Çerkes kültürünü, geleneklerini, inceliklerini öğrendiğimiz inanılmaz katkılar olan farklı bir okuldu. (s. 110)

Aslında Reyhanlı Çerkesleri için her ev, tek parti dönemi ve öncesinde bir dernek (xase) idi.

Ancak ihtiyaç duyulması üzerine bir araya gelinerek 1959 yılında Yenişehir köyünde imece usulü ile gençlik merkezi olarak kullanacakları binayı inşaya başladılar.

Şamil Jane, Yunus Blengaps, Ruşen Bağatur, Cahit Bageoğlu, Saffet Hatam… okul öğrencilerine ders verirlerdi.

Necdet Hatam da bu ders verenler arasında ise de, daha çok Reyhanlı Çerkeslerinin dil gelişimine gençlik merkezinde verdiği derslerle büyük katkıda bulunmuştur. Biz eğer Çerkesçeyi biraz olsun temiz konuşabiliyorsak bu Necdet Hatam’ın sayesindedir. Hakkını teslim etmek lazım!

Gençlik binasında müzik çalışmalarının öncüsü ise uzun bir dönem Reyhanlı Çerkes düğünlerinin vazgeçilmez akordeoncusu (pşınawue) Meretıko Hasan’dır! (s.112) Bunun yanında pşınave olarak tüm ailelerin mutlu günlerine emek vermiş bir isimdir. Dönemin gençlerinin düzenlediği eğlencelerde gençlik merkezinden yükselen MERETIKO Hasan’ın öğrettiği şarkıların nağmelerinin Yenişehir köyü sokaklarında yankılanışı, hâlâ hafızalardadır.

 

AĞLATAN KÂFE / FARUK KANŞAT

Toplumun Ağlatan Kafe olarak adlandırdığı, dönemin gençlerinden Bsıblan Faruk Kanşat tarafından 1967 yılında önce bestelenen, daha sonra da sözleri yine Faruk Kanşat tarafından yazılan eser, tüm diaspora ve hatta anavatanda gönüllerde taht kurmuştur. (s.113)

Gençlik Merkezi, 1977 yılında İnal Kılınçvuran öncülüğünde dernekleşme faaliyetlerinin başlamasıyla Yenişehir Kültür Derneği'ne dönüştürüldü. Böylelikle de Reyhanlı'da ilk Çerkes derneği kurulmuş oldu.

KİRİL ALFABESİ

70'li yılların Türkiye konjonktüründe kurulan bu dernek, her ne kadar Çerkes etnik adını kullanmasa da, düşüncesiyle, misyonuyla, vizyonuyla bir Çerkes Derneğiydi. Reyhanlı Çerkesliği tarihindeki kiril alfabesi ile Çerkes eğitimi ilk olarak bu dönemde başladı.

İskenderun Kuzey Kafkas kültür Derneği’ni kurma çalışmaları 1972 yılında başlatıldı. Önce evlerde toplantılar yapıldı. İlk olarak birkaç defa Ziya Yalçınkaya'nın evinde toplanıldı.

İlk dernek binasının yeri olarak İskenderun Lisesi'nin çaprazındaki eski Yenişehir polis karakolunun yanındaki bina seçildi.

1979 yılında Necdet Hatam, Guşan Bağatur, Uğur Küplü gibi isimler yönetime gelseler de İskenderun değneği 1980 darbesi ile tüm sivil toplum kuruluşları ile aynı kaderi paylaşarak kapatıldı.

 

“İSKENDERUN DERNEĞİ TEKRAR AÇILIYOR”

1992 yılında Hayri Koç başkanlığında tekrar açılan dernek, Hilmi Dörtkaş başkanlığıyla devam etmiş ve 2000 yılında Sema Üstok başkanlığı döneminde ne yazık ki toplumsal ilgisizlik nedeniyle kapısına kilit vurulmuş ve kapatılmıştır.(s. 119)

2018 yılında genel kurulda ise Mustafa Şaban Oğur ekibiyle birlikte göreve geldi. Aynı genel kurulda İskenderun Kafkas Kültür Derneği ismini oybirliğiyle İskenderun Çerkes Derneği /Adığe Khase olarak değiştirdi. 

O günkü kadrolar içerisinde Necdet Hatam, Süleyman Yançatoral, Fahri Huvaj, Şamil Jane, Yunus Blengaps, Yahya Ğış ve daha birçok ismi saymak mümkündür. Çoğunluğu Reyhanlılı olan isimlerin hem Reyhanlı hem Çerkes diasporasında ulusal aidiyet bilincinin doğup gelişmesinde büyük katkıları olmuştur. (s.120)

 

REYHANLI DERNEĞİNDEN İLKLER

Kurban derilerinin belki de diaspora tarihinde ulusal bazda bir sivil toplum kuruluşu tarafından toplanması Reyhanlı’da başlatılmıştır. (s.121)

1990 yılında tüm Reyhanlı Çerkes toplumunun her bir bireyine ulaşılarak yapılan anket çalışması sonucunda, toplumun “Dernek kurulsun!” söylemi ve talebi öne çıkmış ve bunun neticesinde de yapılan bir dizi çalışmayla, 1991 yılında yeniden resmen bir toplum olarak “Reyhanlı Kuzey Kafkasya Kültür Derneği” adı altında dernek çalışmalarına başlanmıştır.

Yeni derneğin çalışmalarına başlaması ile dernek bünyesinde NEFİN isimli aylık periyodik bülten çıkarılmaya başlandı.

Bülten, tam anlamıyla yayınlandığı dönemin Reyhanlı'da yaşayan Çerkes toplumunun kültürünü, duruşunu, aidiyet duygusunu ortaya koyan bir çizgi izlemekteydi. (s. 122)

Yine aynı tarihlerde Ankara'da yürütülmekte olan merkezi örgütlenme (Kaf-Kur) çalışmalarının içerisinde Reyhanlı Çerkesleri de elbette yerlerini almıştı. (s. 123)

Kıymetli yazarımız, değerli dernek başkanımız Şaban Bey, Reyhanlı derneğimizin çalışmalarını renkli bir şekilde ele almış, çalışmaları ölümsüzleştirmiştir.

 

KAFFED

KAFFED’in kuruluş çalışmalarına da Reyhanlı, yine aynı aidiyet duygusu içerisinde bizzat katkı sunmuştur. 2003 yılında, federasyonun kurulmasının ardından Kaf-Der’in kedini feshetmesi ile şubeler de münfesih olunca Reyhanlı Kafkas Kültür Derneği kurulmuş, ilk olağanüstü genel kurulda federasyona katılmak kararı alarak katılım başvurusu yapılmıştır.

Reyhanlı derneği 2004 yılından bu yana KAFFED’i oluşturan derneklerden birisi olarak çalışmalarını sürdürmektedir.(s.126)

 

SURİYE ÇERKESLERİ

Suriye’den Çerkeslerin Türkiye'ye, dolayısıyla Reyhanlı’ya ilk gelişleri, 2012 Ağustos ayında olmuştur. Kısa sürede organize olarak 20 Ağustos 2012 tarihinde KAFFED yönetim kurulu ve Doğu Akdeniz dernek temsilcileriyle önce Reyhanlı'da daha sonra da Gaziantep'te değerlendirme ve strateji toplantısı yapıldı.

O dönemde, yaklaşık 800 kişi olan Reyhanlı Çerkes nüfusu, kendi bölgelerini tercih eden soydaşlarının yoğunluğu ve buna bağlı olarak ortaya çıkan krizi tüm zorluklara rağmen yönetmeye çalışmıştır.

 

“UĞUR PİHAVA’DAN BÜYÜK FEDAKÂRLIK”

Bu noktada Reyhanlı Çerkes Derneği / Adığe Khase Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Pihava’nın Suriyeli Çerkesler için ortaya koyduğu özverili, fedakâr ve cansiparane çalışmalarını ve onurlu duruşunu dile getirmemek haksızlık olur. (s. 127)

Reyhanlı Çerkes Derneği / Adığe Khase kültür dernekçiliğinin asimilasyonu durdurma konusunda yetersiz olduğunu, ulusal sorunların kültür dernekçiliği ile çözülemeyeceği düşüncesiyle ulusal aidiyet politikalarının geliştirilmesi gerektiğini, Çerkes halkının çevresindeki gelişmelere kayıtsız kalmaması gerektiğini, tüm politik gelişmelere dahlinin kaçınılmaz hale geldiğini düşünen bir çizgiyi benimsedi. Bu bağlamda yerel ve genel politikalara müdahil olmaya çalışarak Çerkes halkının kendi politik duruşunu görünür hale getirme çabası ortaya çıktı. (s.129)

 

21 MAYIS ÇERKES SOYKIRIMI VE SÜRGÜNÜ

Bu çabalar arasında öne çıkan 21 Mayıs 1864 Çerkes Soykırımı ve Sürgünü günü ile ilgili programlar üst düzeye taşındı. Program ile ilgili ev ziyaretleri yapıldı. Bu, toplumu çok etkilemişti. Mayıs ayında yaklaşık nüfusları 600 olan Reyhanlılı Çerkeslerin 400 kişi ile düzenlediği yürüyüş, diasporada Kefken dışında ilk sokağa çıkma programıydı. (s.130)

Uzun zamandır aynı coğrafyada yaşayan Reyhanlı Çerkeslerinde, ana vatanlarından getirdikleri gelenek ve göreneklerine göre hareket eden tarihin çeşitli dönemlerinde demokrasilerde bile az rastlanan tam katılımlı, tüm toplumun üzerinde karar kıldığı, yetenekleri ile toplumun yönetiminde söz sahibi olduğu, feodal yapıdan çok kast sisteminde rastlanan bir toplumsal tabaka görülmektedir.

 

“ANA VATANDAKİ SOYİSİMLERİ KULLANMAK”

Reyhanlı, zor bir coğrafyada Ortadoğu ile kesişen bir yerleşim yeri. Çerkesler, diğer toplumlarla yaşamakta ama fevkalâde azınlıkta bir toplum. Buna rağmen Çerkes kalma mücadelesi noktasında inanılmaz bir direniş göstermişlerdir. Bölgenin, ayrı bir Cumhuriyet olması ve Türkiye'ye dahil edilmesi gibi zor dönemleri yaşayan toplum, bu şartlarda dahi kendi ana vatanlarındaki soy isimlerini kullanmışlardır. Bu da, bu topraklarda var olabilme mücadelesinde bir direniş olmuştur onlar için.

 

“DÖNÜŞ”

90'lı yıllar ile hızlanan ana vatanla ilişkilere elbette Reyhanlı kayıtsız kalamazdı. Nüfus oranına göre en çok dönüşü gerçekleştiren ve vesile olan Reyhanlı Çerkesleri, dönüşün her haliyle mutlaka sıcak tutulması gerektiğine inanmaktadır. (s.132)

 

“KAFFED’LE GÖRÜŞ AYRILIĞI”

Reyhanlı Çerkesleri, örgütlülük anlamında federasyona bağlı bir derneklerinin olmasının öneminin de farkındalar, ancak federasyon ile görüş ayrılıkları çok fazla. Bunun en önemli nedeni Reyhanlı Çerkes toplumunun dernekleri bünyesinde şekillendirdikleri Çerkes kalma mücadelesi politikalarının federasyonun (KAFFED) politikaları ile ayrışmasıdır. (s. 133)

 

Türkiye Kafkas diasporasında Kafkas kökenli yaklaşık 312 derneğin olduğu, farklılıkların kendi federasyonlarını oluşturduğu bir ortamda, sadece bunların 53’ünün bir araya geldiği KAFFED’in herkesi temsil etme tavrının doğru olmadığı ve tüzükte kendi etnik isminin olmamasına tepki, Reyhanlıı Çerkes toplumunun KAFFED ile görüş farklılığını ortaya çıkarmaktadır. (s. 133)

 

“FEDERASYONUN (KAFFED) İSMİNİ DEĞİŞTİRME TEKLİFİ”

Reyhanlı Çerkes Derneği /Adığe Khase delegeleri, ilk olarak 2012 KAFFED olağan genel kurulunda önerge vererek tüzükteki tanımlamaların ve federasyon isminin değişimini talep etti. (s.133)

 

“KONFEDERASYON TEKLİFİ”

Ayrıca, her akraba kimliğin kendi federasyonunu oluşturarak bir üst oluşumla konfederasyon çatısı altında mücadelenin daha güçlü olacağı görüşü benimsemiştir. Reyhanlı Çerkesleri, bu durumun devam edemeyeceği kanaatinde olup, gerekirse farklı oluşumlara da açık bir tavır sergilemektedir. (s.134)

 

DİL (ÇERKESÇE- ADIGEBZE)

Dönem itibarıyla 40’lı yaşlarında olan pek çok Çerkesin ilkokula kadar sadece Çerkesçe bildiği Reyhanlı’da bugün, tüm diaspora Çerkeslerinde olduğu gibi anadilleri noktasında yok oluşa doğru hızla ilerlenmektedir. (s. 134)

 

REYHANLI ÇERKESLERİNDE SOSYAL YAŞAM

Reyhanlı'da Çerkesler, yemek sofralarında geleneksel alışkanlıklar sebebiyle uzun zaman geçirmeyi severler. Bu sofralarda derin sohbetler ederler. Hatta sofrada geçen zamanın ömürden sayılmadığı dillendirirler. (s. 136)

 

“ASİMİLASYONA DİRENME”

Bugün, Reyhanlı Çerkeslerine bakıldığında şehirleşme ve göç ile her ne kadar asimilasyonun pençesinde iseler de gerek ulusal bilinçleri, gerekse toplum içerisinde aldıkları temeli sağlam yetiştirilmeleri sayesinde Reyhanlı'da veya gittikleri yeni yaşam yerlerinde geleneklerine bağlı bir hayat sürmektedirler. (s. 139)

 

“21 MAYISLARDA ŞELAME PİŞİRME GELENEĞİ”

Daha önceki inançlardan gelen ve gelenekselleşen ritüellerden biri de, Çerkeslerin dünyadan göçüp gidenlerin ruhuna hediye etmek için yedi gün akşam saatlerinde Şelame (pişi) pişirerek komşu, akraba, köylü herkese dağıtmasıdır.

Şelamenin kokusunu ne kadar çok kişi alırsa bunun sevabının bir o kadar çok olduğuna inanılırdı. Bu ritüele, Jame Ğevun denilmekteydi. Ancak bugün bu geleneği sürdüren çok az aile vardır.

Jame Ğevun geleneği Reyhanlı'da Çerkesya’dan sürgün edilen Çerkes halkının yolda kaybettikleri insanlar için de 21 Mayıs Çerkes Sürgün ve Soykırımı anma günlerinde yerine getirilmektedir. (s.172)

Reyhan Çerkesleri, tüm gelenekleriyle, alışkanlıklarıyla içerisinde müthiş, bir o kadar da ilginç farklılıklar barındıran bir topluluktur. (s.173)

 

“RAGIP METE’DEN İLGİNÇ ANILAR”

Reyhanlı'da öğretmenlik yapan, hatıralarını, gözlemlerini oldukça samimi duygularla aktaran

Şxalaxo Ragıp Mete, bir ifadesinde şöyle der: Reyhanlı Çerkeslerinin her kesimiyle, her meşrepten insanıyla üç yılım geçti. Ben, bir Çerkes kadar Çerkes diline hâkim Bedevi Arap’ı Reyhanlı'da gördüm. Değirmen gazinosunda beni Adığece “Kıheblagh!” diye karşılayan Türkmen'i de... (s.175)

Reyhanlı'ya ilk gittiğimde thamatelerin huzuruna çıkmış, sıkı bir sorguya tutulmuştum. Anladım ki Reyhanlı'da Çerkes olmak, başlı başına bir kıymet, ancak afara Çerkes ilan edilip tepetaklak dönmeniz de sadece an meselesi! İşte böylesine ince bir çizgidir Reyhanlı Çerkesliği...(s.176)

Allah rahmet eylesin, Baj Nazım thamatem bir sohbet toplantısında durup dururken bana “Sen bugün Çerkeslik için ne yaptın!” demişti.

Evet, Reyhanlı Çerkesleri, Çerkeslik için her zaman çok şey yaptı, yine yapacak, buna herkes emin olsun!

Sadece onların yükselteceği Adıyağa bayrağının altında yer bulmak tek başına bahtiyarlık olacaktır, diye düşünüyorum.

Selam olsun Reyhanlı Çerkeslerine... (s.176)

 

TEMENNİ

“Reyhanlı Çerkesleri (Adığeleri) İle DİRENEN KÜLTÜR” ün, çok daha fazla kişiye ulaşması, çok daha fazla kişi tarafından okunması, eserden toplumumuzun âzâmi derecede istifade etmesi temennisiyle...

 

yukarı çık