Bir Yazar Bir Eser : ZOR YILLAR - Metin Bozkurt

Bir Yazar Bir Eser : ZOR YILLAR - Metin Bozkurt

Arı, duru, mücadele dolu renkli bir hayat.

Kafkasya özlemiyle yaşanan bir ömür…

Gençlik yıllarında düşmüştü bu sevda ateşi Aslan ARI’nın yüreğine.

İnsan sevgisi, toplum ve kültür sevdası.

Yüreğini yaktı kavurdu bu ateş.

Sevgiyle, sevdayla, aşkla alevlendi durdu.

Baskılar, acılar, zor yıllar… eridi bu aşk ateşi içinde.

Hayatına büyük başarılar sığdıran mücadeleci model insan, siz bir efsane hayat yaşadınız, yaşantınızla toplumunuza çok değerli anılar bıraktınız, minnettarız size!

HATKO ASLAN ARI / O BİR EFSANEYDİ

Çerkes toplumuna adanmış renkli, canlı bir hayat.

Acılı, sancılı, zor, zahmetli yıllar.

Kafkasya özlemiyle dolu bir ömür.

Son derece duyarlı, şefkatli, zarif, asil duruşlu bir mücadele insanı.

Bir model şahsiyet.

Vesselam,  toplumu ve kültürü için yaşamış bir efsane!

“Zor Yıllar” ı okuyunca insan “Bu yiğit adam, bu korkusuz insan hayatına ne çok başarılar sığdırmış, ne çok sıkıntıları göğüslemiş!” demekten kendini alamıyor.

Aslan ARI’nın başarılı olduğu çok önemli bir alan daha var.

Anılarını yazmak.

Başarılarıyla unutulmazlar arasına girmiş kaç Çerkes büyüğümüz var anılarını yazan?

Anları ölümsüzleştirmek bizde gelenek olmamış nedense.

Hep başkalarının anılarını yazarız ama niçindir bilinmez biz kendi anılarımızı yazmayız.

Şu an anılarını yazmakla meşgul olması gereken o kadar değerli büyüğümüz var ki tahminlerimizin çok ötesinde.

Keşke başarılarla dolu hayatların, mücadelelerin yok olmasına razı olmasaydık.

Keşke hak edenlerin anıları ölümsüzleşse!

                                                                     

ZOR YILLAR

“Zor Yıllar” TOĞUZATA Metin Bozkurt tarafından titizlikle kaleme alınmış, tarihimizin tanığı Aslan ARI’nın hayat hikâyesinin anlatıldığı belgesel niteliğindeki bir eser.

Aslan Arı, bu kitaptaki anılarında Çerkeslerin Anavatanlarından sürgün edilişiyle birlikte başlarına gelen olaylardan kesitler sunmaktadır.

“Zor Yıllar” Çerkes halkının, sürgün sonrası diasporada etnik ve kültürel yok oluşa karşı verdiği kutsal direnişin hikâyesidir.

Kitap gururla “Kafdav Yayıncılık” mührünü taşıyor.

 

HATKO ASLAN ARI KİMDİR?

Karaman’ın Gökçe Köyü’nde doğdu. İlk ve ortaokulu Karaman’da okudu. Aslan Arı, bir ifadesinde: “İlkokula başladığımda Türkçe bilmiyordum. Köyde Çerkesçe’den başka dil konuşulmuyordu. Bugün ise köyüm Gökçe’de Çerkesçe bilen çocuk yok.” demektedir.

1961’de İstanbul Teknik Üniversitesini bitirdi ve Aksaray’da DSİ’de kontrol mühendisi olarak göreve başladı.

1966’da DSİ’den ayrılıp Konya Ereğli’de proje bürosu açtı ve müteahhitliğe başladı.

Hayatı, toplumu ve kültürüyle iç içe, Çerkes halkının sorunlarıyla mücadele ederek geçti.

Kafkasya özlemiyle geçen “Zor yıllar” Toğuzata Metin Bozkurt tarafından kitap haline getirilmiş olup tarihe tanıklık eden bu kıymetli eser halkımızın istifadesine sunulmuştur.

Bu model insanın anılarıyla dolu bu pusula kitaptan, özellikle Çerkes gençliğinin azami derecede istifade etmesi temennisiyle…

Aile büyükleri tarafından atalarının yaşadığı tarihi olayların anlatıldığı ortamda büyüyen Aslan Arı, gençlik ve üniversite yıllarından itibaren Kafkas kültür derneklerinde farklı görevler almış, başkanlık yapmış, Çerkes halkının kültürel değerlerinin, dilinin ve kimliğinin yaşatılması için zorlu siyasal dönemlerde baskılara göğüs gerip bedeller ödeyerek inanç ve idealleri doğrultusunda toplumuna hizmetini sürdürmüştür.

 

TOĞUZATA METİN BOZKURT KİMDİR?

Merkezi ilk örgütümüz olan Kafkas Derneği’nin (KAF-DER) Kurucu Genel Başkanı Aslan ARI’nın hayatını konu olan biyografi kitabı “Zor Yıllar” ın yazarı Metin Bozkurt,  Kahramanmaraş’ın Göksun İlçesinin Fındık Köyü doğumlu.

Kahramanmaraş Lisesini ve Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesini bitirdi.

Petrol Ofisi Genel Müdürlüğünde Satış Baş Temsilcisi, Bölge Müdürü ve Hava İkmal Müdürü olarak görev yaptı.

Ankara'da yaşıyor.

Toplumumuza bu güzel eseri kazandıran TOĞUZATA Metin Bozkurt  Bey’i bu güzel çalışması için yürekten kutluyorum. Toplum ve kültürümüze bu denli anlamlı katkılar sağlayacak yeni çalışmalarını bekliyoruz.

 

FERİDUN BÜYÜKYILDIZ NE GÜZEL SÖYLEMİŞ!

“Biz senden tevazuyu, kırmadan, incitmeden tartışmayı, saygıyı bozmadan itiraz edebilmeyi, ‘thamade’ nin yanında nasıl oturulup kalkılacağını, nasıl söz alınacağını ve cesaretle fikirlerin nasıl savunulacağını öğrendik.”

“Biz, bu halkın çöplerini toplamayı da, şövalye tavrı taşımayı da senden öğrendik Aslan Ağabey!”

Sen, etrafımızda olduğun her an aslında bir şeyler öğrendik. Daha da öğreneceğiz. Zor zamanların, sağduyulu, soğukkanlı cesur lideri Aslan Ağabey’e acil şifalar, uzun ömürler dilerim.”

 (Aslan Arı Hastanede tedavi görürken dostların, ziyaret defterine yazdıkları veya mesajla ilettikleri nazik duygu ve temennilerden.)

HER FİDAN KENDİ TOPRAĞINDA KÖK SALIP GELİŞEBİLİR

“Hiçbir millet, ulusal varlığını, anayurdu dışında ilelebet koruyamaz! Çerkesler, Türkiye ve Suriye’de kendi ana dilleriyle eğitim olanağı bulamadılar. Büyük çoğunluk,  geçim sıkıntısından dolayı şehirlere göç etti. Köylerdeki ortak yaşam koşullarını ve değerlerini kaybetti. Aralarında yaşamak zorunda kaldıkları yabancı yoğun nüfus ve din birliği asimilasyonu hızlandıran faktörler oldu.”

“İsrail’de ise sosyo- kültürel durum çok farklı. Öğle sanıyorum ki milli değerlerini en son kaybedecek Çerkesler İsrail’de yaşayanlardır.”

“Din farkı ve töreleri İsrail halkıyla evlenmelerine engel olduğundan özgün kültür, şimdilik aynen korunmakta.”

“Bu kültür, kendi toprağında soydaşlarıyla bir arada yaşayarak korunabilir. Her fidan, ancak kendi toprağında, kendi ikliminde kök salıp gelişir.”

 

“İÇİME SIĞMAYAN ANILAR”

Çevremle, halkımla paylaşmak istediğim giderek içime sığmayan anılar…

Bu anlatacaklarım, benim aile büyüklerimden bizzat dinlediğim yaşanmış tarihi acı olaylardır.

Bu eseri okuyan, sürgün edilen Çerkeslerin çocukları, atalarının hicret tarihlerini,  yaban ellerde yaşam mücadelelerini ve Anadolu’da ilk yerleşim mahallerinde yeşeren tatlı, acı ama özgün yaşamlarını yeniden anımsayacaklar.

Bu anı kitabı, Anayurt gezisinin de alevlendirdiği duygularla artan etnik ve kültürel kayboluşa karşı bir kutsal direnişin bir yeniden doğuş özleminin öyküsüdür.

Bu anı kitabı, değeli büyüğümüz Sayın Aslan ARI’nın atalarının Kafkasya’dan sürgün edilişine, kendisi ve çevresinin diasporadaki yaşam dönemine ilişkin titizlikle tuttuğu notların Sayın Toğuzata Metin BOZKURT tarafından itinayla derlenmesiyle oluştu.

Aslan ARI’nın Derneklerimizde yöneticilik yaptığı zor yıllarda, baskılara karşı gösterdiği kararlı direniş ve azimle kültürel değerlerimizin korunup yaşatılmasına önemli katkıları oldu.

 

KİTABIN BÖLÜMLERİ

Sürgün Yıllarından Günümüze

Kafkasya’dan Osmanlıya

Hicrette Son Durak Anadolu

Ankara Kuzey Kafkasya Kültür Derneği Dönemi

Aksaray ve Ereğli’den Anılar

Sürgünün 125. Yılında Anayurt Kuzey Kafkasya Gezisi

  1. Yıl Anma Etkinlikleri

Derneklerde Birliğe Doğru ( KAF-KUR / KAF-DER)

Kaf-Der Dönemi Etkinlikleri

Ankara Kuzey Kafkasya Kültür Derneği

Unutulmayanlar

Kalbimiz Anavatan’ımız İçin Atmakta

Anavatan’a Dönüş

Maykop’ta Yeşeren Umutlar

 

İLK SİVİL TOPLUM ÖRGÜTÜMÜZ

“Bilindiği üzere biz Çerkeslerin diaspora geçmişimizdeki ilk kültürel örgütlenmemiz 100 yıl önce 1908’de İstanbul’da Çerkes Teavün Cemiyetinin kurulması ile gerçekleşmiştir. Takip eden yıllarda bu cemiyet, ‘Ğuaze’ adlı gazeteyi yayınlamıştır.”

“Savaş koşulları nedeniyle 1923 yılında Çerkeslerin kurmuş olduğu okul ve dernekler, yayınladıkları gazete ve dergilerin tamamı kapatılmıştır.”

“İlk sivil toplum örgütü ancak 1946 yılında “Dosteli Yardımlaşma Derneği” adı altında kurulabilmiştir. Bu dernek, 1952 yılında “Kafkas Derneği” adını alabilmiştir.”

 

OŞHAMAFE’NİN SESİ

“O günden sonra hedefim, kendimi bildim bileli, beni çağıran Oşhamafe’nin sesine kulak verip geç de olsa anavatanımız Kuzey Kafkasya’ya dönüş hazırlıklarına başlamaktı.”

 

ANILARIMI YAZMAK…

“Diğer bir arzum da ruhumda derin izler bırakan ancak zihnimde giderek bir sis perdesi arkasında kaybolmaya yüz tutan tarihi anılarla birlikte benim özellikle derneklerimiz ortamında geçen yaşanmış serüvenime ilişkin anılarımı yazmaktı. Bugün artık her iki hedefimi de gerçekleştirmiş olmanın huzuru içerisindeyim.”

 

ANILAR KÜLLENİP YOK OLMASIN

“Biliyoruz ki yaşanan olaylar zamanla unutulmakta, anılar küllenip kaybolmaktadır. Yakın geçmişte ya da bugün yaşadıklarımız, bir gün uzak geçmiş olacak, yazıya dökülmeyen olaylar, tarihin sayfalarına girmeden ve ders alınmadan unutulup gidecektir. Bu kaygıyla, yazılan anıları hep önemsemiş, onları geçmiş zamanın tanıkları olarak nitelemişimdir.”

 

AMAÇ

“İşte bu anı kitabımı, atalarının anayurttan sürülmelerinden diaspora yaşamının, etnik ve kültürel varlığımızı koruma ve nihayet anavatana dönüş mücadelemizin bir tanığı olarak siz değerli okuyuculara sunmaktayım.”

 

“ÇERKESLERİN BAŞINA GELENLER”

“Babam, ne zaman dedelerinin hikâyelerini anlatmaya başlasa yüzünü ciddi bir ifade alır, gözleri uzaklara bakar, hüzünlü ve acıklı bir ses tonuyla “Adigem yışha khırik’uaxer” (Çerkeslerin başına gelenler!) diyerek söze başlar, aile büyüklerinden duyduklarını bize anlatırdı.”

 

ÇERKESLER, “OSMANLI” DA CANSİPERANE MÜCADELE VERDİ

“Osmanlı’ya gelen Çerkesler, Osmanlı Rus Savaşlarından itibaren Osmanlı’nın girdiği bütün cephelerde savaşmışlar, imparatorluğun korunmasında cansiperane görev almışlardır.”  

 

GÖÇ YOLLARI VE BİTMEYEN ACILAR

“Buraya kadar anlattıklarım, yerlerinden yurtlarından zorla çıkarılan atalarımın gerek göç yıllarında çektikleri sıkıntılar gerekse Rumeli, Arabistan ve Anadolu’daki yerleşim sorunları ve hayatta kalma mücadelelerine ilişkin nesilden nesile aktardıkları hatıralardır.”

DERNEKLERİMİZİN KURULUŞ AMACI

“Atalarımın yaşadıkları bu zorlu yaşam serüveninin, Çerkes kişiliğimin oluşmasında ve sosyal yaşantımda önemli etkisi oldu. Onlar yurtlarını, mallarını mülklerini, kimi zaman da canlarını kaybettiler. Ama kendilerine özgü dil, töre gibi insanlık değerlerini kaybetmediler; bu değerleri kendilerinden sonra gelecek nesillere, yani bizim nesle taşıdılar.”

“Bizim de şimdi o emanetleri koruyup ebediyen yaşatmanın yollarını aramamız gerektiğine inanıyorum. İşte bu arayışın sonucu değil midir Kafkas Kültür Derneklerimizin kurulmaları ve bizim de derneklerde oluşumuzun asıl amacı.”

 

“ASLAN ARI İSMİ O KADAR MEŞHURDU Kİ…” / Halil Şakir TAŞÇIOĞLU

“Benim doğup büyüdüğüm güzel kentim Ereğli‘de Aslan Arı ismi öylesine meşhurdur ki biz yeni yetme mühendisler için onunla meşveret etmek en büyük arzularımızdandı. (Halil Şakir Taşçıoğlu)

 

“ASLAN ADI SİZE ÇOK YAKIŞIYOR” / Yalvaç URAL

“Gökçe köyünden çıkan namuslu, inançlarından ödün vermeyen, doğruyu hep başkalarına da anlatıp yılmadan, usanmadan söyleyen, onlardan dönüşler almazsa da inandığından ödün vermeyen, bu korkusuz ve bir o kadar da yufka yürekli biri olarak büyüdün. Acılar da çektin ama ödün vermedin. Aslan adı sana her zaman çok yakıştı.” (Yalvaç Ural)

“O zamanlar köyümüz kelimenin tam anlamıyla bir Çerkes köyüydü. Türkçe bilen azda olsa vardı ama köyde tamamen Çerkesçe konuşulurdu. Özellikle yaşlılar Türkçe bilmezlerdi. Düğünler, cenaze merasimleri, sosyal ilişkiler öf ve adet çerçevesinde yaşanırdı.”

 

KÖYE YAYILAN KÂFE VE ĞIBZE HAVALARI

“İyi mızıka çalması ile ünlü Şehriye halam, pencerenin girintili iç bölümünde oturup mızıkasını çalmaya başlayınca kendi halasının kızı da evlerinin penceresinden mızıkası ile halama nazire yaparcasına karşılık verirdi.”

“İkisinin beraber çaldığı genellikle hüzünlü kâfe veya ğıbze nağmeleri ile bazen de neşeli oyun havaları köyümüzün her yanından duyulurdu.”

 

“ÇERKES” YAZAN GAZETE PARÇASINA SAYGI

“O yıllarda Çerkes halkına ilişkin yayın eksikliğini Avukat Dursun HURMUOĞLU’nun “Gençlik yıllarımızda üzerinde Kafkasya ya da Çerkes yazan bir gazete parçasını yerde çamur içerisinde dahi bulsak öper başımıza koyar aklardık” Diye anlatan ifadesini hiç unutmuyorum.”

 

KAFDAV/ MUHİTTİN ÜNAL

“Çocukluk dönemlerimizdeki bu yayın eksikliği zamanla giderildi. Kafkas Araştırma Kültür ve Dayanışma Vakfı’nın kurulmasıyla kültürümüze ilişkin kitap derleme, basım ve yayın hizmetleri bu boşluğu büyük ölçüde doldurdu. Bu nedenle KAFDAV’ın kurulup gelişmesine öncülük eden halen gayretli çalışmalarını sürdüren değerli hemşerimiz Muhittin ÜNAL’a şükran duygularımı belirtir, kendisine sağlıklı uzun ömürler dilerim.”     

 

PROF. Dr. HAYRİ DOMANİÇ İLE TANIŞMA

“Bugün seni derneğimize götüreyim, dediğinde çok sevinmiştim. Aksaray Mahallesinin Laleli Semtinde bir binaya gittik. Bodrum katın merdivenlerinden indiğimiz sırada bizim Adıge müziği çalıyordu. Rasih’le beraber sevinç ve heyecan içerisinde içeri girdim. O anda kendimi Kafkasya’ya gitmiş, Anayurdumda halkımın arasında yaşıyormuşum gibi hissettim.”

... Toplantı devam ederken, dernek başkanının derneğe geldiğini, beni başkanla tanıştırmak istediklerini söylediler. O an, cumhurbaşkanıyla tanışıyor hissine kapıldım. Hazır ol vaziyetinde saygıyla elini sıktım. Kendimi tanıttım. Karamanlı olduğumu ve Çerkesçe bildiğimi öğrenince, “Senin gibi ana dilini bilenlerin olmasına çok sevindim” dedi. Gönül alıcı sözlerle iltifatta bulundu. Kayseri’nin Uzunyayla bölgesinden ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde görev yapan bu genç başkan, Prof. Dr. Hayri Domaniç’ti.”

 

SIKIYÖNETİM DÖNEMİ

“Kaybolan ya da sorumsuz ellerin yok ettiği belgelerin, resimlerin, bilgilerin çoğu, ne yazık ki artık elimizde değil. Ayrıca sıkıyönetimlerle gelen olağanüstü dönemlerde derneklerimizden, evlerimizden, ellerimizden alınanları nasıl tekrar bulabilir, hayatımızdan alıp götürdüklerini nasıl geri getirebiliriz?”

 

FAHRİ HUVAJKAMÇI ve YAMÇI DERGİLERİ

Fahri HUVAJ, 1970’lerde İstanbul’da arkadaşlarıyla çıkarmaya başladığı, yönetim ve sorumluluğunu üstlendiği ‘KAMÇI’ Çerkes ulusal-kültürel kimliğini açıkça ortaya koyan, Çerkes halkının yok olmaktan kurtuluşunun ana yurda dönüş olduğunu ilk kez savunan bir gazete oldu.

1975-1978 yıllarında yine ‘Kamçı’ çizgisinde yayınlanan ‘YAMÇI’yı çıkardı. Bu dergide ilk kez Kuzey Kafkasya halklarının alfabeleri örnek metinlerle yayınlanmıştı. ‘KAFDAĞI, NART ve son olarak JİNEPS gazetesi gibi çeşitli gazete ve dergiler ile Anavatanda yayınlanan dergi ve gazetelerde Adıgece yazıları, çeviri ve makaleleri yayınlanmıştır.”

 

DÜĞÜNDE KELEPÇE

“Daha ne olduğunu anlamadan ve hiçbir açıklama yapmadan hemen ellerimi kelepçelediler. ‘Ne oluyor?’ demeye kalmadan ‘Bizimle geleceksiniz!’ deyip beni Çerkes düğününde bulunan ailem, çevrem ve arkadaş grubumdan kelepçelenmiş halde ayırarak götürdüler.”

“... Orada korkunç, aşağılık davranış ve uygulamalar vardı. Vicdan, acıma duyguları ve insanlık değerlerinin olmadığı bir yerdi.”

 

BÖLÜNMELER,  KAMPLAŞMALAR…

“Türkiye’de gençlik, sağda ve solda politik gruplara ayrılmış, yazık ki birbirlerine silah çekecek kadar düşman kamplar oluşturulmuştu. İşte böylesi bir ortamda yaşayan ve bir çıkış yolu arayan Çerkes gençleri de bu olumsuz politik ortamdan yeterince etkilendi. Genel siyasal ortama paralel olarak derneklerimizde de gruplaşmalar başladı.”

“... Bir kısım gençlik anti-Sovyet propagandalarının etkisi ve Kafkas Türkleri söyleminin cazibesiyle özellikle Milliyetçi Hareket Partisi’nde yer aldılar. Bu kesim, Kafkasya’nın silah gücüyle kurtarılacağına inanıyor ve Ülkü Ocaklarının ön saflarında karşıt görüşteki kendi soydaşları ile mücadele ediyorlardı. Solcular ve dönüşçüler, Milliyetçi Hareket Partisi taraftarı olan bu gençleri hiç dikkate almıyor, onları asimile olmuş kimseler olarak görüyorlardı.”

 

DÖNÜŞÇÜLER

“Benim de içerisinde bulunduğum grup ise Çerkes halkının eriyip yok olmaktan kurtuluşunu, başka bir deyişle asimilasyona çareyi, anavatana dönüşte buluyordu. Fahri HUVAJ, Özdemir ÖZBAY, Nihat BİDANUK, Süleyman YANÇATORAL, Necdet HATAM gibi Çerkes aktivistlerin öncülüğünü yaptığı bu grup, gerek dernek yönetimde yer alarak, gerekse yayın ve çeşitli toplantı, seminer ve konferanslar yoluyla Çerkes halkının kendi etnik varlığı ve kültürel değerlerinin yaşatılması konularında bilgilendirilmesine çalışıyor, böylece entelektüel gelişim yollarını açık tuttuğumuza inanıyorduk.”

 

70’Lİ YILLARIN İDEALİST GENÇLERİ

“70’li yıllar, arayış yıllarıydı. Çerkes halkının sorunlarına çözüm arayışlarıyla geçti. Mücadeleci azimli ve hırslı gençler yetişti. Ekonomik imkânları yoktu ama ölesiye arkasından gittikleri idealleri vardı. Bugünkü derneklerimizi yaşatanların da genellikle o devirde yetişen gençlik olduğunu görüyoruz.”

 

DERNEKLER ARASI TOPLANTILAR

“1977 yılında Antalya’da gerçekleştirilen dernekler arası toplantı, Anavatana dönüşcülerle dönüşe karşı olanların mücadele arenasına dönüşmüştü. Taraflar kendi düşüncelerinin doğruluğunu ısrarla savunuyorlardı. Bu ayrışmada, tarafsız ılımlı dernek yöneticileri kararsız ve şaşkınlık içerisinde kalmışlardı.”

 

FEDERASYON OLUŞTURMA İSTEĞİ

“Daha sonra Ankara’da gerçekleştirilen dernekler arası toplantıda ilk kez derneklerimizin bir federasyon çatısı altında toplanması hususunda anlaşmışlardı.”

 

TSEY MAHMUT ÖZDEN KURŞUNLANIYOR

“Bu toplantının ilk gecesinde düzenlenen eğlenceye katılan misafir ve üyelerden bir grup, toplantıdan sonra 8. Caddedeki durakta bir araçtan ateş açılmış, çıkan kurşunlarla gençlerimizden Tsey Mahmut ÖZDEN’i kaybetmiş, dört gencimiz de çeşitli yerlerinden yaralanmıştı.”

“Bu faili meçhul saldırı, derneklerimizin bir çatı altında birleşme girişimlerini baltalayarak belki de amacına ulaşmış oldu. Yeniden örgütlenmemiz onlarca yıl sonraya kaldı.”

 

MUHİTTİN ÜNAL, CİHAN CANDEMİR, VACİT KADIOĞLU, YAŞAR ASLANKAYA...

“Ankara Kuzey Kafkasya Kültür Derneği 1988-1990 dönemi yönetim organlarında görev alan üyelerimizden Cihan CANDEMİR, Vacit KADIOĞLU ve Yaşar ASLANKAYA Kafkas Dernekleri Federasyonu‘nun 2003 yılında kurulması ve kurucu başkanı Muhittin ÜNAL‘dan sonraki dönemlerde sırayla KAFFED başkanlığını başarıyla sürdürmüşlerdir.”

 

ÇETİN ÖNER’İN VASİYETİ

Adıge gibi yaşayamıyorum ama

Artık Adıgece düşünüyorum.

Ana dilimi örtün üstüme,

Ana dilimi örtün!

Çıplağım, üşüyorum.

 

“Toplumumuzda büyük bir boşluk bırakarak 2016 yılında aramızdan ayrılan değerli yazarımız, sanatçımız merhum kardeşimiz Çetin ÖNER’in bu son mısralarındaki vasiyetini elbette yerine getirmek isterdik. Ama yâd ellerde yüzü solmuş, astarı lime lime olmuş bu yorgan, yani ana dilimiz, bugünkü haliyle bilmem onu ne denli ısıtır? Biz onun üstüne ancak özlem dolu sevgimizi örtebildik.”

 

SÜRGÜNÜN 125. YILI ve DÇB

“Aslında, sürgünün 125. yılı anma programı, daha sonraki yıllarda 1991’de Nalçik’te kurulan Dünya Çerkes Birliği (DÇB) örgütünün ortaya çıkmasının ilk adımını oluşturur. Bu etkinliğimiz sayesinde çeşitli ülkelerde yaşayan halkımız birbirlerini yakından tanıma olanağı buldu. İletişim arttı, ortak kültürel sorun ve görüşler belirlenip paylaşıldı. Daha sonra Ürdün ve Hollanda’da yapılan toplantılarda Dünya Çerkes Birliği’nin hazırlık çalışmaları olgunlaştırıldı.”

 

Prof. Dr. EROL TAYMAZ

“125. yıl Dünya Çerkesleri kültür haftasına ilişkin 30 yıl sonra Prof. Dr. Erol TAYMAZ tarafından 09. 07. 2019 tarihli JİNEPS gazetesinde yayınlanan bu değerlendirme yazısını özetleyerek buraya alıyorum.”

 

KAFKUR ve KAFDER KURULUŞ SÜREÇLERİ

“1977 yılında Tsey Mahmut ÖZDEN’in öldürülmesi ile askıya alınan birleşme fikri 12 Eylül 1980 askeri yönetimi ile bir süre daha ertelendi.”

“Birlik yolunda ilk adım, KAFKUR, birlik yolunda ikinci adım, KAFDER ve KAFFED...”

 

Dr. NECDET HATAM

“KAFKUR başkanlığına seçilen Dr. Necdet HATAM, daha sonraları Maykop‘a yerleşmiş, Dünya Çerkes Birliği Genel Sekreterliği yapmış ve Adigey Cumhurbaşkanı Carım Aslan’ın diaspora danışmanlığı görevini de yürütmüş, deneyimli, emektar bir arkadaşımızdır. Ankara Kuzey Kafkasya Kültür Deliğinin geçmiş yönetim dönemlerinde, KAFKUR kuruluş süreci ve KAFDER’deki hizmetleri ile Anavatanda halen sürdürmekte olduğu kültürel çalışmalara katkılarından dolayı onu sevgiyle, takdirle anıyorum.”

 

BİRLİKTELİK TEMENNİSİ

Ben, hayatım boyunca, Çerkeslerin bir çatı altında birleşerek bir birlik halinde temsil edilmelerinin hayalini yaşadım. Birlikte hareket etmemenin yarattığı olumsuzlukları ve zayıflığı tarih boyunca yaşayarak gördük. Bu itibarla, KAFDER birleşme konusunda diasporada atılan ilk ciddi ve olumlu adımdı.

                                

JANSET ARI ZOR (Aslan Arı’nın kızı)

“Babam Aslan ARI, biz çocuklarından yani benden ve kardeşim Canberk’ten toplum içerisinde veya başkalarının yanında uluorta bahsetmezdi. Sevgi ve ilgisini açığa vurmaz ama biz biliriz ki bu tutum, kadim Çerkes geleneğinin icabıdır. O, bize karşı duygularını, sevgisini anlatmaz ama hissettirirdi.”

“Sevgili canım babam hiç kimsenin arkasından konuşulmayasını istemez. Herkesin iyiliğinden yanadır. Hayatta insani değerleri hep ön planda tutmuştur. Kendi halkının, soyunun tarihini ve geleceğini önemsediği gibi, her halkın kendi asıl topraklarında yeşerip ebediyen yaşayacağına inanmıştır. Kalbi her zaman vatan aşkıyla çarpan bir insandır.”

                                                   

LİNA BAYKAN (Aslan Arı’nın torunu)

“Aslan dedemi düşününce, aklıma ilk gelen şey, gözlerinde parlayan yaşama sevincidir.

Hayatı boyunca hiç kimsenin ama hiç kimsenin arkasından tek bir kötü söz söylememiştir. İş hayatı ve Çerkes halkına olan sorumlulukları için yoğun uğraş verdiği zamanlarda bile ne kadar yorgun olursa olsun evimizde tek bir insanın ismi olumsuz anılmamıştır.”

“Yine 2017’de hastalığının en zor günlerinden birinde hastanede dedemle baş başa sohbet ettiğimiz sırada bana ‘İyi ki anneni almışım!’ demiştir. Anneme hayrandır. Çocukları, torunları kardeşleri, yeğenleri onun için her zaman çok değerlidir!”

 

                                                            

SUZAN ARI (Aslan Arı’nın eşi)

Hayallerimin şehrinde

Soydaşlarımın arasındayım

Hasret kaldı gerilerde

Artık anavatandayım…

 

“Candan dostumuz en yakın akrabalarımızdan ayırt edemediğimiz Şükran ve İbrahim ÇETAO’nun başta anneler olmak üzere, kız kardeşler, üç güzel kızı ve torunlarıyla orada kök salmaları ve başarılı olmaları çok güzel bir örnek oluşturmaktadır.”

“Türkiye’deki başarılı meslek hayatını ve birikimlerini terk edip anavatanına hizmet amacıyla gelip yerleşen Dr. Necdet HATAM ve eşi İclal Hanımın ana yurduna sımsıkı sarılıp liderlik vasfını sürdürmeleri bizim için çok önemlidir.”

“Aslan Arı’ya 1970’li yıllarda söylediğim gibi karamsarlığa kapılmanın yararı yok. Dernekler vasıtasıyla Adıgelik kimliğini ve kültürünü gençlerimize vermeye çalışalım, unutturmayalım. Gerisini kimliğiyle gurur duyan gençlere bırakalım!”

 

TEMENNİ

Değerli büyüğümüz Aslan Arı, hep sağlık ve huzur içinde kal!

Kıskanılacak, alkışa değer bir hayat yaşadınız.

Toplumunuz topyekûn yüreğini açmış size.

Toplumunuzun gönlünde taht kurmuşsunuz, ne mutlu size!

Topluma ve kültüre katkılarınız için sizi ayakta alkışlıyorum.

İyi ki varsınız!

İyi ki bu zor yılları ölümsüzleştirdiniz.

Teşekkürler.

İnanıyorum ki toplum ve kültür duyarlılığı içinde olan herkes, bu güzel eserin hakkını verecektir.

 

“ZOR YILLAR” ın halkımızın her kesimine ulaşması, çok daha fazla kişi tarafından okunması, eserden toplumumuzun azami derecede istifade etmesi temennisiyle...

Selam ve sevgilerimle.

yukarı çık