Hata
  • [sigplus] Critical error: Image gallery folder haber/federasyon/2020/Harimole is expected to be a path relative to the image base folder specified in the back-end.

Bir Yazar Bir Eser : HARİMOLE - Yakup Temel

Bir Yazar Bir Eser : HARİMOLE - Yakup Temel

[sigplus] Critical error: Image gallery folder haber/federasyon/2020/Harimole is expected to be a path relative to the image base folder specified in the back-end.

Siz hiç “jegu” nun karşısında “kalmık şe” yudumlarken evin daracık penceresinden “kar fırtınası” izlediniz mi?

Siz hiç yazın “sarı sıcağında” tırpanla ot biçtiniz mi, buğday sapı topladınız mı?

Peki, siz hiç gecenin yayla serinliğinde çayınızı yudumlarken pırıl pırıl gökyüzünde yıldızları seyrettiniz mi?

Siz hiç “ket” düğünündeki “cegu” de “kaşen” inizle oynadınız mı?

Siz hiç dağ taş her taraf bembeyaz karla kaplıyken atla, kızakla gelin almaya gittiniz mi?

“Bir belgeselden, bir film sahnesinden mi bahsediyorsunuz?” diyorsanız o halde siz Uzunyayla’yı, bu kültür diyarınıngizem” ini keşfedemediniz demektir.

En iyisi gelin siz hiç zaman kaybetmeden Yakup Temel’in bin bir emekle hazırladığı Uzunyayla serüvenini, “HARİMOLE” yi okumaya başlayın.

 

UZUNYAYLA BİR EFSANE

Uzunyayla, gerçekten başlı başına bir efsane.

Uzunyayla, Türkiye’de yaşayan Çerkeslerin kültür başkenti.

“Harimole”her Çerkes’in mutlaka kendinden bir şeyler bulacağı, okurken büyük heyecan duyacağı anılarla dolu, zevkle, bir çırpıda okuyacağı sıcacık bir kitap.

Yazarımız diyor ki: “Bu kitapta yaşanmış hikâyelerden yola çıkılarak bu kültüre has özellikler ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Anlatılan bu kısa hikâyeler, bu kültürün içerinde doğup büyümüş şanslı kişilerden biri olarak hem kendi gözlemlerime hem de bu hayatın pratiğinde bulunmuş olanların anlattıklarına dayanmaktadır.”

Bu, çok zaman ve zahmet isteyen eseri toplumumuza kazandıran, kültürel değerlerin yaşandığı olayları ve geleneklerimizi bir kez daha ölümsüzleştiren değerli yazarımızı yürekten kutluyorum.

Güzel insan, iyi ki bu derlemelere zaman ayırmışsınız, iyi ki varsınız!

 

GİZEMLİ DİYAR: UZUNYAYLA

Eğer Uzunyayla’nın gizemini merak ettiyseniz haydi hiç zaman kaybetmeden “Harimole” ile çıkın yolculuğa. Doya doya yaşayın Uzunyayla efsanesini!

Alın yamçınızı, binin atınıza, o uçsuz bucaksız buğday tarlalarında gezinin. O ağaçsız kuru ovalarda doğayla baş başa kalmanın tadını çıkarın!

Soğuk kış günlerinin kar fırtınalarını iliklerinizde hissedin! Nal sesleriyle yaşanmışları bir kez daha yaşayın. Kırlarda yeni açan nevruzla, keven ve kengerle buluşun. Sürüsü ve Kangal köpeğiyle otlakların neşesi koyun çobanlarıyla tanışın.

Haydi, buram buram insanlık, dayanışma, vefa ve kültür kokan maceralarla dolu farklı bir dünyanın kapılarını aralayın!

Eminim kitabın son sayfasında, unutamayacağınız olayları yaşamış, dinlemiş, pek çok hadiseye tanıklık etmiş, köklü bir kültürü kare kare tanımış bir durumda, dingin bir ruh hali içinde bulacaksınız kendinizi.

Bu seyahatte, neredeyse Uzunyayla’nın tüm Çerkes köylerini atla dolaşmış olacaksınız.

“Haçeş”lerde hatıralar biriktireceksiniz. Atınız kara saplanacak en yakın köye misafir olacak, misafir ağırlama nasıl olurmuş bütün ayrıntısıyla tanık olacaksınız. Yardımlaşma, dayanışma kavramları alışılmışın dışında çok anlamlı farklı çağrışımlar yapacak zihninizde.

“Ket”düğünlerinde Çerkes kızının zarafetini, erkelerin ciddiyetini ayrıntısıyla seyredeceksiniz.

“Harimole” sizi sevgi, saygı, vefa, huzur dolu bir dünyayla tanıştıracak.

 

Eserde olaylar, Uzunyayla’nın dağı, taşı, deresi, köprüsü, tarlası, çobanı, sürüsü, çayırı, ovası, atlısı, yayası... rüzgâr sesine karışmış nal sesi fonuyla anlatılmış.

 “HARİMOLE”Dr. Yakup Temel'in uzun yıllar titizlikle araştırıp olayları birebir yaşamışlardan veya onların çocuklarından dinlediği ve ayrıca kendi yaşanmışlıklarını da anlattığı olaylardan yola çıkarak kaleme aldığı 66 Adıgece hikâyeden oluşan ГЪУАЗЭРЫТХЭ adlı çalışmanın, 45 hikâye içeren Türkçe baskısıdır.

Kitap, 192 sayfadan oluşmaktadır. Eser,  KAFDAV Yayınları logosunu gururla taşımaktadır.

 

NOT:Yakup Bey eserini hem Türkçe hem de Adıgece yazmış.

Ben açıkçası Adıgece yazılan kitabın eleştirisine/ tanıtımına cesaret edemedim. İşin biraz da kolayına kaçarak Türkçe yazılanı tercih ettim. Ama eminim Yakup Bey, Adıgece yazılan eserin eleştirisinin /tanıtımının yapılmış olmasını tercih edecekti, bağışlasın beni!

 

UZUNYAYLA İNSANIYLA BİR KEZ DAHA GURUR DUYARSINIZ

“Harimole” de, Uzunyayla’nın samimi, hayat dolu, sıcacık insanlarını, bölgenin tarihini, iklimini, coğrafyasını, hayat felsefesini, dostlukları, düğün ve cenaze törenlerini, halkın misafirlik geleneğini, paylaşmayı, bu güzel insanların sevgisini, saygısını, insanî özelliklerini hayretler içinde izleyecek; bu güzellikleri, olayların bir kahramanı olarak, gururla yaşayacaksınız.

En çok da halkın samimiyet ve vefası en derin izleri bırakacak zihninizde.

Ama kitap sayfalarında bulduğunuz bu insani ve kültürel değerlerin ne kadarını gerçek hayatta bulabilirsiniz işte orasını bilemem!

 

“JEGU” ATEŞİNİN BÜYÜSÜ

… Ocaktaki ateşin muhteşem görüntüsü, odunların çıtırtısı, tezeklerin titrek alevi... derinden etkiler sizi.

Kâh ocak başında dalar gidersiniz derin düşüncelere.

Kâh atınıza biner köy köy, düğün düğün gezersiniz “kaşen” inizi görme coşkusuyla.

 

“PŞINE” SESİ PUSULAMIZ OLDU

Uzunyayla köylerine girildiği zaman gecenin sessizliğinde gelen “pşıne” sesinden düğünün yapıldığı yer her zaman anlaşılır. Bu sefer “pşıne” sesi Şenbey tarafından geliyordu. Hemen o tarafa doğru yöneldik. Çok geçmeden de düğün alanına ulaşmıştık...

 

TEŞEKKÜRLER TEGULAN YAKUP TEMEL

Siz, büyük bir fedakârlıkla Uzunyayla'daki sosyal ve kültürel yaşamın unutulma eşiğindeki pek çok değerini bir o kadar önemli güzelliğini, ölümsüzleştirerek bu güzellikleri “Harimole” ile toplumunuza sundunuz.

Halkınızın, özellikle yeni kuşağın size çok anlamlı bir teşekkür borcu olmalı.

Yüreğinize, kaleminize, emeklerinize sağlık.

Teşekkürler Yakup Temel, iyi ki varsın!

 

Dr. YAKUP TEMEL KİMDİR?

1961 yılında Uzunyayla Taşoluk/ Hapsşey köyünde doğdu. İlkokulu köyde, orta ve lise öğrenimimi Kayseri’de tamamladı. 1982 yılında İstanbul Tıp Fakültesini bitirdi. Askerlik ve mecburi hizmetten sonra tekrar İstanbul’a dönerek göz hastalıkları alanında ihtisası yaptı. Halen göz hastalıkları uzmanı olarak mesleğini sürdürmektedir.

Okul yıllarında, üniversiteyi bitirinceye kadar her yaz, kültür ve dilin yoğun olarak yaşandığı köy ortamında bulundu. Ayrıca, Kayseri’deki muayenehane yıllarında, mesleği icabı birçok Çerkes büyüğü ile tanışma, kültür ve dil konusunda onlardan yararlanma olanağı buldu.

Bütün bunlar, mesleki yaşamı dışında Çerkes kültürü ve dili ile ilgili çalışmalarına çok katkı sağladı.

 

 

WORŞER, PŞINE, KAŞEN…

Gece, aysız ve zifiri karanlık olup Samanyolu gökyüzünü boydan boya geçerek Beşkazakhable köyünden Azey’e doğru uzanıyordu. Yamçılarına sarılmış gençler, “worşer” yaparak yatarken gece yarısı olmuştu. Tam uykuya dalmak üzerelerken uzaklardan gelen bir “pşıne” sesiyle irkildiler…

… Mızıkalar, yıllarca Uzunyayla Çerkeslerinin yaşamında önemli bir yer tuttu.

Gençler onunla eğlendi, düğünler ve “kaşen” likler onun büyülü sesinin yankılandığı ortamlarda kuruldu. Atlar bile onun büyüsünden kurtulamadı, “pşıne” ile “at dansı” yapıldı. 

Mızıkanın ortadan kaybolması ile Çerkesçenin zayıflamaya başlaması ilginç bir şekilde aynı zamana rastlar.

…Uzunyayla’da yıldızlar çok yakın görünür. O gece, ay yoktu, yıldızlar da her zamankinden daha yakın görünüyordu. Tam dalmıştım ki atların sesiyle uyandım…

                            

UZUNYAYLA EVLERİ

… Uzunyayla’da evlerin damları sıkıştırılmış topraktan yapılır. Yağmur yağdığı zaman dama düşen damlaların darbelerinden çıkan ses yağmurun şiddetine göre artıp azalarak ritmik bir melodiye dönüşür.

… Uzunyayla’da bembeyaz ve tertemiz bir ev, hanımlar için büyük bir prestij konusu dur. Uzunyayla’da evler büyük ve gösterişli değil ama temiz olmayan ve içerisi kokan bir Çerkes evine rastlamak hemen hemen olanaksızdır.

 

“JEGU” KEYFİ

… Hele bir de “jeg” un karşısında oturuyorsanız ortam tam bir romantik havaya dönüşür.

 

ÇOK ESKİ BİR HALK

… Bu kadarı bile, onların ne kadar eski bir halk, kültürlerinin ve tarihlerinin ne kadar köklü ve evrensel olduğunu anlamamızı sağlar.

 

“KET” DÜĞÜNÜ

… Düğün, köyün üst tarafında büyük bir “ket” de yapılıyordu. Uzaktan uzağa yayılan “pşıne” nin o insanı çeken sesini dinleyerek düğün alanına vardık, kapıdan içeri girdik. İçerisi tıka basa insan doluydu…

Çerkes düğünü asla sadece bir oyun, bir eğlence değildir.

Bütün bunlar, Çerkeslerin yaşam felsefesinin, hayat tarzlarının, insan ilişkilerinin ve toplumsal yapılarının bir yansımasıdır.

 

İSMAİL BERKOK PAŞAYI AĞIRLADIK

… İsmail Berkuk Paşa ve beraberindekiler ertesi gün köye geldiler.  Büyük bir kazanımız vardı, annem bu kazan ile “jeg” de güzel mi güzel bir “nış” hazırlamış, fırında da nar gibi kızarmış “haku halğuane” ler pişirmişti.

 

ÇERKES VE AT

…Mızıka gibi atlar da Çerkeslerin sosyal yaşamlarının şekillenmesinde önemli bir rol oynadı.

Atla neler yapılmadı ki?

Atlarla arkadaşlarını ziyaret ettiler, düğünlere gittiler, atlı araba ve kızaklarla gelin getirdiler, atlarla kız kaçırdılar, mızıka eşliğinde at oynattılar. At yarışları yaptılar, atlar ile “şıbğarıkue” dedikleri güç gösterisinde bulundular. Kısacası Uzunyayla’da yaşayan Çerkeslerin hayatlarının her alanında at oldu.

 

 “HAÇEŞ”

…Uzunyayla “haçeş” lerinde misafir hiç eksik olmaz, günün her saatinde her an misafir gelebilirdi.

Bu nedenle “haçeş” tertemiz,  misafir yatakları ve yakılmaya hazır sobası ile her zaman tertipli ve düzenli olmak zorundadır.

… Çerkeslerde misafir odası yoktur ama misafir evi vardır. Ona da kendi dillerinde misafirin mekânı anlamında “haçeş” derler.

“Haçeş” ler evden ayrı müstakil mekânlardır. Mahremiyeti sağlamak ve misafiri rahat ettirmek için avluda evden biraz uzak yerde bulunur.

 

YARDIMLAŞMA/ İMECE

… Çerkeslerde köy işlerinde yardımlaşmak esastır. Bir evin işi bütün köyün işi sayılır. Herhangi bir sebeple işini tam yapamayan veya yetiştiremeyene bütün köylü yardım eder, o iş bitirilirdi.

 

UZUNYAYLA’DA GENÇ OLMAK

Uzunyayla köylerinde gençler düğün olmasa bile geceleri sık sık toplanarak kendi aralarında “cegu” yaparlar. Öyle ki herhangi bir delikanlı herhangi bir saatte herhangi bir eve giderek o evin genç kızını düğüne getirebilir, düğünden sonra da onu evine bırakırdı. Bu konuda ailelerin hiç endişesi olmazdı.

 

BABA-EVLAT İLİŞKİSİ

“Khabze” denen Çerkes kültüründe malıyla mülküyle, çocukları ile övünmek hoş karşılanmaz böyle yapanlar da ayıplanırdı. Oldukça iyi bir öğrenci olmama rağmen babamın sınıfı geçtiğim için bana aferin dediğini, başkalarının da çocukları hakkında herhangi bir şey için takdir kelimeleri kullandığını hiç hatırlamıyorum.

… Dedem Tambi Kazım, beni çok sever, kucağından hiç indirmezdi. Ne istersem yapardı. Çerkesler herkesin önünde çocuklarına sevgilerini çok göstermezler ama söz konusu torunları olunca durum tam tersine dönerdi. Bu konuda kızlar daha da şanslıydı. Çerkesler kızlara ne kadar yumuşak ve sevecen davranırlarsa onların o kadar iyi huylu olacağına inanırlardı.

… Kültürel aktarımın en önemli halkalarından biri olan büyük babaların sahneden çekilmesi ile dil ve kimlik kaybının at başı gitmiş olmasına şaşmamak lazım; Uzunyayla’da da bu böyle oldu.

 

HER ÇOCUK HER EVİN ÇOCUĞU İDİ

Çerkeslerde çocukların kavgalarına büyükler taraf olmazdı. Her çocuk her evin çocuğu gibi gerekli zamanlarda gerektiği şekli ile uyarılır yeri geldiğinde eğitilirdi.

 

MİSAFİR AĞIRLAMA

… Çerkeslerde misafire ayrı bir özen ve ilgi gösterilir, gelecek misafirler için tertemiz kat kat yataklar yorganlar, çarşaflar her zaman hazır bulundurulurdu.

Birçok misafirin gelip geçtiği sayısız “worşer” in ve toplantının yapıldığı “haçeş” lerin duvarları dile gelip konuşacak olsa, sizinle şüphesiz Çerkesçe konuşacaktır; zira bildiği dil odur.

 

VE SARIKAMIŞ FACİASI

Düğünden sonra birkaçı dışında gittikleri savaştan hiç dönmeyecek olan delikanlılar, kızlara tekrar tek tek teşekkür ederek onları evlerine bırakıyor.

Ertesi gün Uzunyayla’da Çerkes köylerinden 1000 atlı buluştu ve cephelere gitti. Çok azı geri döndü. Küçük kırmızı mızıkamız böyle bir topluma tanıklık etti. Sonraki yıllarda daha birçok acı ve tatlı olaya tanıklık edeceği gibi.

 

DÜĞÜN KAFİLESİNİ KÖYLÜLER NASIL AĞIRLADI

Kafile, düğün sahiplerinin köyüne bu gece ulaşamayacak ve en yakın köyde konaklayacak. Hangi köy olduğu önemli değil. Her köy, misafir ağırlamaya her zaman hazırlıklı. Mızıkamız bu akşam kim bilir bu köyde hangi dostluklara ve güzelliklere tanık olacak?

 

KÖYDE BAYRAM

… Uzunyayla’da arefe akşamları “lekum”, “halıve” pişirilmesi olmazsa olmaz ritüellerden biridir.

… Hapeşey 25/30 hanelik küçük bir köy. Genç grubumuz, uzun sohbetler ve yemeklerle süren bayramlaşmayı bitirdiğinde akşam olmuş ve karanlık iyice çökmeye başlamış, köyde en küçüğünden en büyüğüne bayramlaşmamış kimse, girilmedik ev kalmamıştı.

 

“KET” UZUNYAYLA’DA SADECE KOYUN AĞILI DEĞİLDİR

… Köyün alt tarafındaki küçük derede kurbağaların vraklamaları ve uzaklardan tek tük duyulan köpek havlama seslerinden başka bir ses duyulmuyordu. Ortama tam bir sessizlik, huzur ve romantizm hâkimdi.

Hemen gözüme küçük “ket” ilişti. Uzunyayla’da “ket”lere sadece koyun ağılı olarak bakmak çok yanlış olur. Onlar aynı zamanda hatta daha fazla “cegu” anılarının biriktirildiği mekânlardır. Bunu en iyi Uzunyayla’da yaşayanlar anlar…

 

HARİMOLE OYUNU

Dolunaylı gecelerde hep “Harimole” oynardık. “Harimole”, sadece bir oyun değil aynı zamanda takım çalışması gerektiren stratejik bir mücadeledir. Bir erkek oyunu olması, gece oynanması, hız, güç, cesaret, liderlik, haberleşme, dikkat ve dayanıklılık gibi unsurları içermesi onu ilginç ve gizemli kılar.

... Avlularda sıra sıra dizili tezek kuleleri en gözde saklanma yerleriydi.

…“Harimooole! Mole’lere doğru gidiyor! Harimooleee! Beni atlattı!” Nidaları eksik olmazdı.

 

THAMADE VE DÜĞÜN ALAYININ SORUMLULUĞU

... Aleskirey’den düğün kafilesinin thamadesi Kanşobiy, Hapaşey’i geçip “Lığurhable” sırtlarına varınca yardımcısına talimat verip kafilenin mola vermesini istedi. Çerkeslerdeki ritüellerin birçoğu aynı zamanda fonksiyoneldir de. Köye haberci gönderilecektir.

Nihayet köye haberci olarak giden atlılar döndüler fakat maalesef haberler iyi değildir...

 

SİZİN DE İÇİNİZİ BURKAR BU DURUM

Azey’de bir benzinlikte kısa bir mola verdikten sonra tekrar yola çıktık. Yolun iki tarafında “Bığurbaş” köylerinin pencerelerinden sızan solgun ışıklar görülüyordu. Çok geçmeden “Şeşen Jambotey” yokuşunu çıkmış, “Azey” i iyice geride bırakmıştık. Pencerenin buğulanmış camlarını silerek dışarı sağa doğru uzaklara, artık Çerkes olmayan “Şenıbey” köyüne doğru içim burkularak baktım. “Yelığuey”, “Şenbey”, “Jiyıkue...”

Yolun o tarafında bulunan bu köylerde artık Çerkes yaşamıyor. Kısır çekişmeler ve basit anlaşmazlıklar sebebi ile 1960’lı yılların başında elden çıkmış köylerdi bunlar.

Bir zamanlar “worşer” ler yapılmış “haçeş” ler, “mızıka” sesleri ile yankılanmış olan “ket” ler, “nış” lerin piştiği “jegu” ler artık mahzun bir vaziyette eski sahiplerini arıyor ama nafile!

 

KIŞIN MAHSUR KALAN YOLCULAR ve “HAÇEŞ”LER

...Kışın yolda mahsur kalan yolcular Mekeney, Şeşhable, Karhalak köylerinde misafir edilirdi. Yol bazen günlerce kapalı kalır, “haçeş” lere sığmayan kadınlı erkekli misafirler evin bütün odalarını dolduruldu. Uzunyayla “haçeş” leri yıllar boyu hiç boş kalmadı, bazen de işte bu şekilde hiç tanımadıkları belki de ondan sonra hiçbir zaman görmeyecekleri sayısız insana ayrımsız konukluk etti.

 

“WARGİNE” SESLERİ

… Nihayet “Hapeşey” in zorlukla seçilen ışıkları görünmeye başladı. Haziran ayının ortalarıydı ve bu zamanlar Uzunyayla’nın en yeşil olduğu dönemdi. Hava serindi ve dolunay her yeri gün gibi aydınlatıyordu. Uzaklardan “Dığujıkeu” tarafından kesik kesik köpek havlamaları “Wargine” sesleri geliyordu. Bunlar köyümüzün çobanları olmalıydı.

 

ÇERKESÇE KONUŞMUYORSA…

… Hapeşey köyünden “Yıwan Zeki” bir seferinde: “Bir kimse oturuşundan, kalkışından, hal ve hareketlerinden Çerkes olduğu anlaşılmıyorsa bir de Çerkesçe konuşmuyorsa Çerkes bir anne babadan doğmuş olsa bile neye yarar?” demişti. Gerçekten bir Çerkesten “khabze ve Çerkesçe” yi çıkartırsanız onun Çerkes kimliğinden herhalde geriye çok az şey kalır.

 

YAS

… Çerkeslerde misafiri avlu kapısına kadar uğurlamak olmazsa olmaz kurallardan biridir. Bu kuralın uygulanmadığı tek istisna, yas durumlardır. Bu durumlarda ev sahipleri uğurlama yapmaz.

 

BEŞİK İLE MEZAR BİTİŞİKTİR

… “Beşik ile mezar bitişiktir!” Hayatta sevinç ve gözyaşı her zaman bir aradadır. Düğün yapılmasını istiyoruz, bu kadar misafir toplanmışken düğün yapılmazsa biz de üzülürüz!

 

PİSKÜVİT, DEPITE, ŞEKER SUCUĞU…

… Koyunların ikindiden sonra gece yaylımına çıkmalarını gözler “ket” boşalır boşalmaz içeri dalar ve ganimetleri (dökülen yünleri) toplardık. Bunu da dükkâna gidip “pisküvit, depıte, şeker sucuğu”... gibi bizim için çok cazip olan öteberileri almakta değerlendirirdik.

 

“KET” DÜĞÜN İÇİN HAZIRLANIYOR

… Uzunyayla gece düğünlerinin en heyecanlı anlarından biri de gece yarısına doğru düğün için “ket” in hazırlanmasıdır. Yerler özenle tertemiz süpürülür, düğünün yapılacağı alana ince bir tabaka halinde saman serpilir, “lüxüs” ler yakılır… Şimdi artık düğün başlayabilir. Bir müddet sonra misafir kızlar, akraba kızlar, köyün kızları... gruplar halinde, neşe içinde gelmeye başlar.

 

MUTFAKTA KIŞ HAZIRLIĞI

… Diğer taraftan evlerin içinde ambarlarda un ve bulgur basılıdır. “Bığurbaş” tan alınan patatesler ardiyelerin içine doldurulmuştur. Evin “guaşe” si kış hazırlıklarını yazdan itibaren yapmaya başlamıştır. Zaten yağlı ve yağsız peynirleri ayrı ayrı “key” lere doldurmuş, tereyağları eriterek tenekelerde “tpu ğaveja” olarak saklamaktadır. En önemlisi büyük bir “key” dolusu “kundepsow”, “ğaşeş”in başköşesinde hazırdır. “Kueplij” leri söylemeye gerek yok tabi... Eğer bir iki teneke kavurma, bir kaç kovan bal da bir tarafa konulmuşsa “guaşe” kışı içi iyice rahat olarak karşılayabilir. Zira çok sayıda beyaz başlıklı, siyah yamçılı atlılar ve kadınlı erkekli kızaklar dolusu misafirleri olacaktır, tedbirli davranmak gerek.

… Gece boyu oturduğumuz “haçeş” ten dışarı çıkar çıkmaz yüzümüze keskin bir ayaz çarptı. Uzunyayla’nın dolunaylı kış geceleri doyumsuzdur. Havası serttir ama dingindir; insanı sarıp sarmalar ve ferahlatır...  Yavaş adımlarla evimize doğru yöneldik.

 

TEMENNİ

Yürekten inanıyorum ki kültürel duyarlılık içinde olan kitap sevdalıları, bu güzel eserin layıkıyla hakkını verecektir.

“Harimole”nin çok kişiye ulaşması, çok kişi tarafından okunması, eserden toplumumuzun azami derecede istifade etmesi temennisiyle...

Selam ve sevgiler…

 

{gallery}/haber/federasyon/2020/Harimole{/gallery}

 

 

 

yukarı çık