Bir Başarı Hikayesi: Argunov Oleg Abubekiroviç

Bir Başarı Hikayesi: Argunov Oleg Abubekiroviç

 

“Anavatan gezi anılarını paylaşmak bir sorumluluktur” ilkesiyle, bu yazıyı kaleme alıyorum. Hepimiz aynı zamanda, aynı şeylere tanıklık etsek dahi, birçok nedenle anlatacağımız şeyler çok farklı olabilir. Ben de bu geziye biraz kendi mesleki alanımdan bakmaya çalışacağım.

Kafkasya’ya bu ikinci gidişim. İlki Dünya Çerkes Birliği Kongresi içindi. Doğal olarak dünyanın dört bir yanından gelen soydaşlarımızla tanışma - konuşma şansımız olmuştu. Ancak fazla gezememiş, halkla irtibat kuramamıştık. Bu defa hedefimiz farklıydı; öncelikle atalarımızın yaşadığı toprakları tanımak, onlardan emareler bulabilmek, ikincisi ise Anavatanda yaşayan soydaşlarımızın günceline tanıklık edebilmek. Sonuçta amacımıza uygun bir gezi yaptık ve çok memnun döndük.

Memnuniyetimize vesile olan Göksun Çerkes Kültür Derneği Başkanı Kunuj Oktay Oğuz’a, Thamademiz Woenaşe Maruf Eyerci’ye, neşeli, saygılı, hoşgörülü arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.  Bize, evimizdeymişiz hissini yaşatan, gezi öncesinden bu güne kadar iletişimi kesmeyen, nezaket ve dürüstlükleriyle takdirimizi kazanan Mola Levent Kaplan ve Meremıko Hayri Duman’a da buradan teşekkür ederim.

Dombay’a gitmek üzere yola çıktığımızda, yol üstünde bulunan Ali Berdıkua köyündeki “Soykırım Anıtına” uğramamak olmazdı. Anıt, anavatanlarını korumak için 1763-1864 Rus Kafkas Savaşında ve İstanbul yolunda şehit düşen atalarımız anısına yapılmıştı. Şehitlerimize, Levuj Erdal Öğüt hoca önderliğinde dualarımızı yaptıktan sonra, Oktay Beyin okuduğu “Yistanbulaga” şiiriyle adeta kalplerimizin acısı gözlerimizden aktı. 

Ardından müzeyi gezdik ve yola çıkma zamanı gelince, oradaki görevliler bizi ısrarla, değer verdikleri biriyle tanıştırmak, ikramda bulunmak için davet ettiler. Teşekkürler edip reddettik. Bu arada orta yaş üstü, güler yüzlü bir beyefendi yanımıza gelip hepimizle selamlaştı ve bir süre daha ayaküstü sohbet ettik. O da çok ısrarla aynı davette bulundu. Geciktiğimizi ifade ederek, teşekkür ettik ve vedalaşarak aracımıza bindik. Adının Oleg (Aleg) olduğunu öğrendiğimiz bu beyefendi kararlıydı. Aracın önünde oturan Thamademizin yanına oturup istikameti belirleyip şoföre talimat verdi, bizler de iştirak etmek durumunda kaldık.

 

Öğle vakti gittiğimiz yerde gördüklerimiz bizi çok şaşırttı. Karşımızda çok güzel bir fabrika vardı. Aleg ise fabrikanın kurucusu ve genel müdürüydü.

 

 

 

Bize fabrikayı gezdirdi ve personeli için hazırlanan yemekten ikram etti. Donanımlı bir sofraydı ve her yer tertemizdi. Aleg sevincinden yerinde duramıyor, adeta kalbini altın bir tepside sunuyordu bizlere.“Allah’ım, dünyanın neresinde, misafir ağırlamak insanı bu kadar mutlu eder” diye düşündüm.

Yanımızda oturdu ama heyecandan yemek yiyemedi. Namaz kılmak isteyenler için uygun bir yer olup olmadığını sorduğumuzda, hemen bir oda tahsis ettirdi. Çalışanlar, katlı duran, temiz örtüleri seccade olarak yere serdiler. Hepimizin sığacağı yer olmasına rağmen, Aleg kendi odasından bir seccade getirip önümüze serdi.

Tahmin ediyorum ki fabrikada bir buçuk-iki saat kadar kaldık. Ardından gurup arkadaşlarımdan 5 dakikalık bir röportaj izni alıp Hayri Bey’le birlikte toplantı salonunda geçtik. Sohbetimiz bittiğinde 17 dakika olmuştu. Hem süreyi çok aşmış, hem de daha sorulacak çok soru kalmıştı.

Ancak bu 17 dakika Bana, ömrümce hayalini kurduğum bir iş dünyasına tanıklık etmemi sağlamıştı. İlk defa kendi halkımdan, böyle biriyle karşılaşmıştım. Kapristen, gösterişten, kibirden, riyadan, kavgadan uzak, kendiyle-evrenle barışık, tüm egolarını yenerek “Ben” yerine “Biz” diyebilen, şeffaf ve güler yüzlü bir işletmecilik anlayışı!

Abarttığımı düşünebilirsiniz ancak ben böyle gördüm, böyle algıladım ve şimdi diyorum ki “iyi ki ısrar ettin Aleg, Seni tanımamak büyük eksiklik olurdu”

 

 

Buyurun, Argunov Oleg Abubekiroviç’i Birlikte Tanıyalım (22.09.2019)

Röportaj ve Adigece-Türkçe Çeviri: Tox Nesrin ALPANMeremıko Hayri Duman

Nesrin: Öncelikle tanıştığımıza çok mutlu olduk. Zaman ayırdığınız ve misafirperverliğiniz için çok teşekkür ederiz. Anavatan ve diasporada yaşayan soydaşlarımızın, özellikle gençlerimizin faydalanabileceğini umduğum bazı konularda size kısa sorular yöneltmek isterim. Çerkeslerin başarılı olduğu iş kolları içerisinde sanayi ve ticari faaliyetler pek azdır. Gördüğüm kadarıyla siz güzel bir fabrika kurmuş ve başarılı çalışmalar yapıyorsunuz. Bu duruma nasıl geldiniz? Bu işle ilgili söylenmesi gereken ne varsa anlatmanızı rica ediyorum.

Aleg: Bu seviyeye gelmek 40 yılımı aldı. Bunca yıldır kredi kullanmadığım bir yıl bile olmadı. Kredi çekiyor, tekrar ödüyordum. Bu hep böyle tekrarlanıyor. En darda olduğum bir dönemde Ekrem Varlık adında biriyle tanıştım. Kısa zamanda arkadaşlığımız sıkı bir dostluğa, kardeşliğe dönüşmüştü. Ekrem makine üreticisiydi ve benim en zor zamanlarımda milyonluk makinaları, hiçbir şart koşmadan vermişti. Bir gün olsun, bunların bedelini ödemem konusunda bir tarih bile belirtmemiştir. “Ne zaman ödeyebilirsen o zaman ödersin” der ve öylece teslim ederdi. Ben de en kısa zamanda ödemeye gayret ederdim. Böylece yavaş yavaş toparlanmaya başladım.

İlk zamanlar saatte ancak bir veya iki ton alçı üretebiliyorduk, bugün saatte 40 ton üretiyoruz. Alçının dışında inşaat malzemeleri olarak harç ve duvar sıvası, blok duvar vb. ürünler üretiyoruz. Şimdilerde senede 15 milyon ton üretim kapasitesi olan yeni bir fabrika binasının yapımı devam ediyor. Makinaların yarı bedelini ödedik, bina tamamlandığında kurulumu yapılacak. 

 

Nesrin:Personelin tamamı Çerkes mi? Çerkeslerin çalışma disiplinini nasıl buluyorsunuz, memnun musunuz?

Aleg: Değişik bölgelerden gelen, çeşitli etnik kökenli çalışanlar var. Karaçay, Abaza ve Rus personelimiz var, ancak Çerkesler çoğunlukta. Nasıl söylenir… Biz Çerkeslerin çalışma alışkanlığının çok geliştiği söylenemez ama ben Halkım için tembel diyemem. İşte bu gördüğünüz her şeyi, mülkiyeti bizim değilken, kendi emeğimizle gerçekleştirdik. Birlikte başardık. Onlara hep şunu söylerim: “Burada çalıştığınız müddetçe sizin bir gücünüz var demektir. Bu tesis ve makinalara, benim kadar sizler de sahipsiniz. Onlara gözünüz gibi bakmalısınız. Çünkü siz ve ailelerinizin geçimini burası sağlıyor ve sizin geleceğiniz; buradaki bu oluşum ve sizlerin emeğidir.”

Onlara şunu da söylüyorum “sizlerden sonra da burada çalışacak olan, yine sizin çocuklarınızdır”. Şu anda bile burada birçoğunun çocukları çalışıyor. Hatta bütün fertleri burada çalışan aileler var. Fabrika personeli her ne kadar farklı bölgelerden ve farklı halklardan olsa da uyum içindeki bir aile gibiler. Başka türlüsü de olmazdı zaten. Çekişmeyi, çatışmayı biz de kabul etmezdik. Sanki seçkin güzel insanlar rastlaşmış gibi.

Benim tanıklık ettiğim, yaşadığım sosyalizmi burada inşa ettik. Çalışanlara emeklerinin karşılığı olan ücretlerini ayda iki defada ödüyoruz. Bu gün itibariyle verdiğimiz ücret tutarı ortalama 38.000 (yaklaşık 3.400 TL) rubledir. Rusya’da belirlenen asgari ücretin üstünde ödeme yapıyoruz.

 

Nesrin: İlk zamanlardan beri kredi desteği ile yönetim yaptığınızı söylediniz. Bu kredibiliteye sahip olduğunuzu gösterir. Peki, ileride de ödeme gücünüzün olacağına inanıyor musunuz? 

Aleg: Evet hep öyle oldu, kredisiz olmaz. Kredi alıp ödüyor, peşinden bir diğerini çekiyorum. Şu anda da bir kredi borcumuz var ve ödemelerimiz devam ediyor. Çok bir şey kalmadı. Bunun ödemesi tamamlanınca daha büyük bir kredi çekeceğiz. Böylece yarım kalan yatırımımızı tamamlamış olacağız. Evet, ödeme gücümüzün olacağına inancımız var. Ödemelerimizi düzenli yaptığımızdan sorun olmuyor.

Nesrin: Anladığım kadarıyla, çalışana hakkını zamanında ödüyor, üretimi ve kredi taksit ödemelerini aksatmıyorsunuz. Bu durum; aldığınız krediyi verimli kullandığınıza ve net işletme sermayenizi iyi kullandığınıza işarettir. Bu anlamda yeterli özkaynakla çalışıyorsunuz diyebilir miyiz?

Aleg: Hiçbir zaman özkaynak eksiğimiz olmadı. Her yatırımda yeterince özkaynak kullanmaya özen gösteriyoruz. Şu günlerde 10 milyon avro kredi alıyoruz. Bunların dışında Rusya çok güzel ekonomik programlar yaptı. Bizler de devletin verdiği bu desteklerden yararlanıyoruz. Şu anda yapmakta olduğumuz fabrika binası için Merkez Bankası’nın verdiği çok güzel bir destek programından faydalanıyoruz. Devlet Başkanlığı da bankanın vermiş olduğu kredi tutarı kadar daha destek veriyor.

 Nesrin: Pazar alanınız konusuna değinmek isterim. Ürünlerinizi kime satıyorsunuz? İhracat yapıyor musunuz?

Aleg: Genellikle Rusya’da satıyoruz. Dolnıy Vostok denilen yere satıyorduk. Çok uzak bir yer olduğundan ürünlerimizi vagonlarla gönderiyorduk. Alıcıya teslimi iki ay sürüyordu ve bu çok uzun bir zamandı. Artık oraya göndermiyoruz. Biz de çok rahat etmiyorduk. Çünkü paramız bağlı kalıyordu. Şimdilerde daha çok güney Rusya’ya ürün satıyoruz. Firmamız, Rusya çapında üçüncü büyük firma. Bizi herkes tanır.

 

Nesrin: Pazarlama başarınızı artırmak için, kendinizi ve ürünlerinizi nasıl tanıtıyorsunuz?

Aleg: Davet ediyor, gösteriyor ve ikna ediyoruz. Reklam da yapıyoruz. Ama en çok satışı birebir görüşmelerde yapıyoruz. Bu konuda bir yardımcım var. İnancı güçlü bir Hristiyan. Çok dindar olması nedeniyle asla aldatmaz, hile yapmaz. İki yılı aşan bir süredir birlikte çalışıyoruz. O tanıtımımızı çok iyi yapıyor. Şöyle ki “masterclass” diye tanıtıyoruz ve ona çeşitli müşteri gruplarını davet ettiriyoruz. O çok iyi bir konuşmacı ve güven telkin ediyor. Sunumu güzel, hem ikna yeteneği var, hem de elemanları çok iyi çalıştırıyor. Dolayısıyla diğer reklam araçlarından çok daha iyi satış yapabiliyor. “Masterclass” olarak kaçını ikna ettiğine göre ücret ödüyorum. Tanıtım ve tutundurma gayretini gerçekleştirmek ona da kazanç sağladığından kendisi de daha iyi satış yapma gayreti içinde oluyor.

Rusya’nın dışında Kazakistan, Gürcistan, Abhazya ve diğer ülkelere de satış yapıyoruz. İnanıyorum ki Avrupa’da da satış yapabileceğiz. Neden derseniz; fiyat analizi yaptığımızda rekabet edebileceğimizi görebiliyorum. Bu iddiamı size şöyle izah edebilirim. Bizim faaliyet alanımızda çalışan en büyük fabrika “Knauf Alçıtaşı Fabrikası” bizim çok yakınımızda. Aramızda yaklaşık 100 km mesafe var. Bizim yüksek satışlarımızdan memnun değiller. Bazı ürünlerde, onlardan daha yüksek fiyat verdiğimiz halde müşterilerin bizi tercih etmelerine bozuluyorlar. Avrupa’dan sertifikalar aldık. Üç ürünümüze belge verildi. Bir belgeyi alabilmek için en az bir ay bekliyoruz. Hem uzun süreçli hem de pahalı bir iş. Her bir belge için 1.300 Avro ödedik. Bu bize Avrupa’da satış yapma yolunu açacak. Bundan sonra diğer ürünlerimiz için de almaya çalışacağız. Dikkat ettiyseniz ürünlerimizin marka isimleri hep Adıge isimleri (sindika, nal, melissa, nart, beyaz nart, kerket, meot, jane, jako, beyaz jako, gibi). Böylece Adıge markaları Avrupa’da tanınacak.

 

Hayri: Hammaddeyi nereden temin ediyorsunuz?

Aleg: Hemen yanı başımızda hammadde ocakları var, 6 km mesafedeki dağdan çıkartıyoruz. Lakin yolu oldukça zorlu. Ben buraya döndükten sonra bu ocakları keşfettim. Daha önce üzerinde çalışılmış ve kapatılmıştı. Onları tekrar açarak çalıştırmaya başladık.

Nesrin: Bu ocaklardan çıkardığınız hammaddeler için devlete bir ödeme yapıyor musunuz?

Aleg: Evet Hammadde değerinin yüzde beşi kadar bir ödeme yapıyoruz.

Hayri: Siz firmanızı büyütmeyi hedefliyorsunuz. İnşallah başarırsınız. Ancak bu üretim kapasitenizle bu rezerv size kaç yıl yetecek? Bir keşif yaptırdınız mı?

Aleg: Ben bulmadan önce keşfi yapılmıştı. 1933 yılı kıtlık ve kriz yılıydı. O zamanlar insanlar çok zorluk çekiyorlardı. Gene de burayı keşfetmişlerdi. Bizim de bir şeyler yapmamız gerek düşüncesiyle bu işe başlamış oldum. Küçük çaplı başladık, yavaş yavaş artırarak büyüdük ve bu güne geldik. Bu, bizim çocuklarımızın çocuklarının, çocuklarına da yeter.

Sakın yanlış anlamayın ama şunu söylemek istiyorum. Manastırdan bir Hristiyan rahip gelip gelip benden malzeme alıyordu. Satın almıyor, bedava istiyordu. Bir gün bunları ne yaptığını sordum. Ukraynada Donetsk ve Lugansk’a götürüyorum dedi (Ukrayna’da iç savaşın yapıldığı yerler). “Kime götürüyorsun” dedim hasta çocukların bakıldığı bir yere götürdüğünü söyledi. “Bu hayrı birlikte yapalım” dedi ben de memnuniyetle kabul ettim. Onun yaptığı yardımı destekliyordum. Sağ olsun, Bana bazı ikramlarda bulunuyordu.

Sonra bir gün rahip üstü başı kirli geldi. Kendisine “elbisesini neden yıkamadın, böyle dolaşman ayıp, evli değil misin” dedim. “Hayır, Ben evlenemem” dedi. “Neden, özgür değil misin” diye sorduğumda; “yaşadığım müddetçe hiçbir şeye sahip olmamak üzere Tanrıya söz verdim” diye cevap verdi. “Peki, ama yalnız başına nasıl yaşayacaksın” diye üstelediğimde ise “yalnız değilim ki Sen varsın, başkaları var” diye cevap verdi. Ben de böyle birinden desteğimi hiç esirgemedim. Çünkü böylece her ikimiz de sevap kazanıyorduk.

Ben tütün kullanıcısıyım ancak çocuklarımız eve geldikten sonra eşim içerde içmeme izin vermiyor. Ayın güçlü ışığı yeryüzünü kuşattığı bir gece sigaramı içerken bir karar verdim ve “Ey büyük Allah’ım, Senin huzurunda yemin ederim ki ömrümün geri kalan kısmında, bu kadar zorluk içinde yaşayan halkıma destek vermek için, onların çalışacakları işyerleri inşa etmek üzere var gücümle çalışacağım” diye yemin ettim. O nedenle yeminime, Allaha verdiğim söze sadık kalmaya çalışıyorum. Öyle sanıyorum ki bu söze sadık kaldığımdan bu yana, yüce Allah da bana yardım ediyor. En zor zamanlarımda yine de kaldırıyor, yinede ilerletiyor işimi. İnsanlar da buna inandılar.

Nesrin: Son olarak, yayınlamakta olduğumuz bir dergide bu röportajla birlikte firmanızın tanıtımını da yapmak isterim izninizle. Ayrıca firmanızı tanıtan bir broşür, kitapçık veya kuruluştan günümüze tarihçesine ulaşabilir miyiz?

Aleg: Biz diğer firmalar gibi büyük dedesinde torununa geçen bir firma değiliz. Gittiğim ülkelerde, özellikle Almanya’daki firma sahipleri çoğunlukla firmalarının dedeleri veya dedelerinin dedesinden kaldığını söylerler. Bizim öyle bir birikimimiz yok. Küçücükten başlayarak her yıl biraz eklemelerle bu güne kadar geldik. Yazılı ufak tefek bir şeyler de vardı ama nerededir bilemem. E-mail adresini verirsen gönderirim.

Nesrin: Tüm güzel niyetlerinizin gerçekleştirmenizi dilerim.

Aleg: Benim en büyük hayalim; bir gün hepimizin bir araya gelmemiz, kavuşmamızdır. en büyük dileğim bu.

Teşekkürler Argunov Oleg Abubekiroviç. İyi ki varsınız. Sizin gibi insanlara çok ama çok ihtiyacımız var.

 

 

********************************************************************************

Habez Alçıtaşı Fabrikası - Rusca-Türkçe Çeviri: Yusuf İslam YILMAZ

Habez Alçıtaşı Fabrikası 1991 yılında, Открытое Aкционерное Oбщество (ОАО) Açık Sermaye Ortaklığı şeklinde kurulmuş, Rusya ve çevresinde inşaat malzemeleri alanında lider bir kuruluştur.

Coğrafi satış alanı Sibirya ve Uzak Doğu’dan Güney Federal Bölgeye, Merkezi Rusya ve Kuzey Kafkas Federal Bölge’ye ve yakın komşulara kadar uzanır.

Başarının altında yatan şey Şirketin; kalite, güvenilirlik ve profesyonelliği “temel prensip” olarak kayıtsız - şartsız kabul etmesidir. Fabrika ileri teknoloji ürünü tesislerinde doğal alçıtaşı, alçı bağlayıcı, kuru sıva karışımları, bitirme macunu, derzsiz dökme zemin, karo tutkal çeşitleri, montaj karışımları, akrilik dispersiyonlar ve astar, betonkontakt ve harcı, su geçirmez oluklu plaklar vb. (toplamda, dört düzineden fazla ürün) yapı ürünleri üretilmektedir. Laboratuvarda sürekli yapılan kalite kontrol testleri, tüketicilere “beyan edilen kalitede” ürün teslimini garanti etmektedir.

Habez Gips karışımlarının inşaat ve süsleme (yapı ve bitirme) işleri sırasındaki uygulama alanları oldukça geniştir. (Fayans döşerken doğal ve dekoratif taşlar, tesviye ve şap zemin giydirme, cephe dekorasyonu, duvar ve tavanların sıvanması ve işlenmesi, iç tasarım vb.)

Kendi hammadde kaynakları olan alçı taşı yatakları ve kireçtaşı ocağı bulunan bir taş ocağının varlığı; hammadde temininden,  fiyatlama, üretim ve pazarlama politikalarına kadar, rakiplerine göre Şirkete kontrol avantajı sağlıyor. İşletmenin Dombay ve Arkhyz'ın turizm ve eğlence merkezlerine yakın olması, çevresel açıdan Rusya'nın benzersiz bir bölgesindeki konumu da Şirkete değer katan diğer unsurlardandır.

 

İşletmenin, tüm amaç ve hedeflerinin yüksek kalitede uygulanmasının anahtarı; insan kaynağı kalitesi, yüksek hammadde kalitesi, modern donanım ve köklü teknolojik süreçler ve üretim alanındaki geniş tecrübesidir. Habez Gips marka inşaat malzemeleri, en iyi Rus ve yabancı üreticilerle rekabet eder kapasitededir ve ürün tasarımları en iyi dünya ürünleri seviyesindedir.

 

Genel Müdür Argunov Oleg Abubekiroviç 

 

yukarı çık