Terörizm ve Uygarlıklar Çatışması

Çarşamba, 15 Haziran 2005 12:00

Amerika'nın İslam'la olan ilişkileri uygarlık çatışması iddiasını doğrulamaktan çok uzak. Filistin ihtilafında uzun süre İsrail'e temayül ettiği doğru. Ama Oslo sürecinde adil arabuluculuk yapmak için gayret sarf ettiğine de kuşku yok. Clinton'ın giderayak anlaşma sağlamak için İsrail'e yaptığı baskılar sonucu ortaya çıkan paketi, Filistinlilerin bundan birkaç yıl önce hayal bile etmeleri imkânsızdı.

İkinci İntifada'ya karşı çekimser davranması Filistin ya da Arap/Müslüman düşmanlığından değil, bu paketi reddeden Filistinlilere daha iyisini sağlayamayacağını bilmesinden kaynaklanıyor.

Biraz geriye dönersek, Amerika'nın Avrupalı dostlarımızı ikna edemediğinden gecikerek de olsa Bosna-Hersek'e yaptığı askeri müdahaleyle Sırp saldırganlığını durdurduğu; Kosova Arnavutları'nı ezen ve göçe zorlayan Yugoslavya'yı dize getiren NATO gücünün yüzde 90'ını oluşturduğu; Makedonya'da Arnavutlara geniş haklar tanınmasında da önemli rol oynadığı görülüyor. Irak'a ilişkin sonuç vermeyen sert politikasını bir yana bırakırsak, Kuveyt'in işgalden kurtarılmasının Amerika olmadan olamayacağı ve Irak'ın kitle imha silahları geliştirememesinin de böylece sağlandığı unutulamaz.

Aynı şeyi Rusya için söyleyemeyiz. Özellikle Rusya'nın Kafkaslara dönük politikası uygarlıklar çatışmasının birçok özelliğini taşıyor. Geçenlerde Almanya'ya yaptığı ziyaret sırasında Putin basının önünde 'Müslüman teröristlere' atfen, bunların 'barbar' olduklarını ve Rusya'nın bu bölgede 'medenileştirme' rolü olduğunu söyledi. Davranışı sanki en az bir yüzyıllık bir anakronizmdi. Çağımızda medeni/barbar değil, gelişmiş/gelişmemiş ayrımının geçerli olduğunun sanki farkında değildi.

Rusya için Çeçenistan'daki isyanın ne anlama geldiğini biliyoruz. Türkiye başından beri bu olayı Rusya'nın iç işi saydı. 1994 ve elan sürmekte olan 1999 savaşında Çeçen güçlerin bazen terörizme başvurdukları, insanları rehin aldıkları, suikastlar yaptıkları biliniyor. 1996'dan sonra etkin bir yönetim kuramadıkları ve zor koşulların etkisinde köktendinci İslam'la giderek tehlikeli bir flörte girdikleri de malum. Ama bunlar Çeçenistan'ı bir terörizm olgusu olarak sunmaya yetmez. Çeçenlerin bağımsızlık mücadelesi iki yüzyıla yakın zamandır yani Çarlık Rusyası'nın bu ülkeyi zorla ilhak etmesinden bu yana sürüyor. Rusya şimdi Amerika'nın terörizme karşı açtığı savaştan yararlanarak Çeçenistan'daki savaşını uluslararası toplumun desteklemesini istiyor.

BM Güvenlik Konseyi'nin 1373 sayılı kararı, terörizmi 'terörist eylem' olarak değerlendiriyor. Uluslararası toplum terörist eylemlere ve bu eylemleri yapanlara karşı mücadelede işbirliği yapacak. Bu bağlamda bir iç çatışmada terörist eylemler yapılıp yapılmadığına bakmak lazım. Rus kuvvetlerinin Çeçenistan'da ayrım yapmaksızın sivillere ve sivil hedeflere saldırdığı görülüyor. Bunun sonucunda çok sayıda sivil öldü. Yerleşim yerleri harabeye dönüştü. Yüzbinlerle insan komşu ülkelere sığındı. Sırbistan'ın Bosna'da yaptıkları bir yana bırakılırsa dünyada terörizmle bu tarz savaşan hiçbir ülke yok. Bu savaş tarzı Cenevre Sözleşmeleri'ne ek II. Protokol'ün 51. maddesine göre terörizm sayılır.

Kendi toprak bütünlüğü konusunda bu derecede aşırıya gidebilen bir ülkenin komşularının toprak bütünlüğüne de saygı göstermesi beklenir. Oysa Rusya Gürcistan'ın Abhazya ve Azerbaycan'ın Ermenilerce işgal edilen Karabağ ile diğer yüzde 16'lık bölümü konusunda tam tersine bir tutum içinde. Bu iki ülkeyi hegemonyası altında tutmak için bölünmelerine katkıda bulunuyor. Terörle mücadele çerçevesinde bu politikalara göz yumulması sadece büyük bir çelişki oluşturmaz. Aynı zamanda bu mücadeleyi sekteye uğratır.

Amerika'nın da toprakları Ermenistan'ın işgal altında olan ve 1.250.000 insanı insanlık dışı şartlarda yaşamaya zorlanan Azerbaycan'a karşı uyguladığı anlamsız ambargonun sona ermesi lazım. Bu yapılırsa hem adalet yerine gelir hem de Ermenistan'la yürüttüğümüz gayri resmi diyalogun başarı şansı artabilir.

13 EKİM 2001 – Radikal Gazetesi


Gürcüstan İçin İşbirliği

Fikret Bila

Afganistan olayının gölgesinde kalan Rusya - Gürcistan gerginliği Ankara'nın kaygılarını giderek artırdı.

Gürcistan sınırına asker yığan Rusya'nın, ABD'nin Afganistan'a müdahalesinde gerekçe gösterdiği "terörist barındırma" iddiasını belli belirsiz gündeme getirmesi Kafkasya'da tansiyonu yükseltti.

Gürcistan Dışişleri Bakanı, Menagarişvili'nin, Rusya'nın Afganistan operasyonuyla birlikte gerginliği tırmandırmasına dikkat çekmesi gözlerin Rusya ve Gürcistan'a çevrilmesine neden oldu.

Moskova'daki hava, Afganistan'ın Usame bin Ladin'i barındırıp koruması gibi, Gürcistan'ın da Çeçen teröristleri barındırıp koruduğu yönünde. Ve Rusya, ABD'nin kullandığı müdahale gerekçesini Gürcistan için kullanabileceği izlenimi veren bir çizgiye gelmesi Kafkasya'daki ısınmayı ön plana çıkardı.

Bu gelişmeler üzerine Gürcistan Dışişleri Bakanı Menagarişvili'yi Türkiye'ye davet eden Dışişleri Bakanı İsmail Cem, konuk bakanla görüşmesinden sonra konuyu Başbakan Ecevit'le de masaya yatırdı.

Gürcistan'daki gelişmelerden kaygılı olduğunu söyleyen Başbakan Ecevit, Dışişleri Bakanı İsmail Cem'le uzun bir görüşme yaptı.

Cem - Menagarişvili ve Ecevit - Cem görüşmeleri ve ABD ile yapılan temaslar sonrasında Ankara'da Gürcistan'ı desteleme ve güvenlik açısından korumak üzere iki karar alındığını söyleyebiliriz:

1- Güvenlik boyutunu da içermek üzere Türkiye - ABD - Gürcistan arasında üçlü işbirliği.

2- Aynı nitelikte Türkiye - Azerbaycan - Gürcistan arasında üçlü işbirliği.

Türkiye - Azerbaycan - Gürcistan üçlüsünün güvenlik işbirliği, Bakü - Ceyhan boru hattının güvenliği ve korunmasıyla ilgili ve sınırlı değil.

Gürcistan Dışişleri Bakanı Menagarişvili, Ankara'da oluşan işbirliği zincirleri ve ABD'nin verdiği güvenceden memnun olarak Türkiye'den ayrıldı.

Bu arada, Ankara'nın, Gürcistan Dışişleri Bakanı'na, ülkesinin "teröristleri barındırıp, koruduğu" izlenimi verecek hareketlerden kaçınmaları tavsiyesinde bulunduğunu da söyleyebiliriz. Böyle bir izlenimin Rusya'nın tepkisine ve girişebileceği hareketlerin gerekçesi olarak göstermeye yöneltebileceği konusunda Gürcistan'ın dikkatli davranması gerektiği Ankara'nın uyarıları arasında.

Afganistan başta olmak üzere Orta Asya ve Kafkasya'daki sorunlara karşı ABD ve Türkiye'nin birlikte hareket etmelerine dönük olarak Dışişleri Bakanı İsmail Cem'le, ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Albright arasında varılan anlaşmaya uygun hareket edildiği söylenebilir. Son olarak Gürcistan'a destek olunması ve güvenliğinin sağlanması konusunda da Ankara ve Washington aynı yönde hareket ederek iki ayrı üçlü işbirliği kurulmasını kararlaştırmış görünüyorlar.

Aynı eksende hareket etmek üzere Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, Pakistan da dahil olmak üzere Orta Asya ülkelerini kapsayan bir geziye çıkması da ilke olarak karar altına alınmış durumda.

Ankara, hem Afganistan hem de Gürcistan konusunda ABD'yle birlikte devrede görülüyor.

Başbakan Ecevit ve hükümetin beklentisi, ekonomi cephesinde Türkiye'nin rahatlatılması. Bu konuda beklenti ABD ve G - 7'lerin kendiliğinden harekete geçmeleri ve Türkiye'yi, terörle mücadelede pazarlık eden bir konuma itmemeleri.

Afganistan sorununda G - 7'lerle birlikte her zemine davet edilen Türkiye'ye hem kısa hem de uzun vadede duyulan ihtiyaç ortadayken, hem ekonomik kriz hem de terörle mücadelede yalnız bırakılmaması gerektiği düşüncesi Ankara'da sık sık dile getirilmeye başladı.

ABD ve G - 7'lerin bu gerçeği görmeleri ve Türkiye'ye katkı konusunda topu birbirlerine ve sonuçta IMF'ye atmalarının yanlışlığı üzerinde duruluyor.

15.10.2001 – Milliyet Gazetesi

fbila@milliyet.com.tr


Kafkaslar'da Tehlikeli Tırmanış

Nerdun Hacıoğlu / MOSKOVA

Gürcistan ile Rusya arasında Abhazya ve Çeçenistan sorunları çerçevesinde son günlerde başlayan gerginlik tırmanıyor.

Hafta başında Gürcistan'a bağlı Abhazya Cumhuriyeti'nde BM helikopterinin düşürülmesi ve Çeçen olduğu söylenen bir grup silahlı kişinin Abhazya Kodor geçidinde belirmesiyle patlak veren kriz, ilk iki gün Moskova ile Tiflis arasında protesto notalarının alınıp verildiği ''sinir harbi'' biçiminde sürdü. Dün kriz belirgin askeri boyut kazanmaya başladı. Rusya bölgedeki askeri birliklerini arttırma kararı alırken, Gürcistan da Abhazya sınır bölgesine kuvvet aktarmaya başladı. Rusya'nın görüşünü destekleyen Abhazya da Kodor geçidini savaş uçaklarıyla bombaladı.

Çarşamba günü olağanüstü toplanan Gürcistan parlamentosu, Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze'den Rus barış gücünün bölgeden uzaklaştırılması için gerekli işlemleri başlatmasını istedi. Parlamento, Gürcistan Abhazya Otonom Cumhuriyeti sınırına asayişi sağlamak için Gürcistan birlikleri gönderme kararı aldı. Moskova'nın Tiflis'e baskı yapması durumunda Gürcistan'ın Bağımsız Devletler Topluluğu'ndan ayrılabileceği belirtildi. Şevardnadze de parlamento kararını hayata geçirmek için harekete geçeceğini açıkladı.

Rusya ise, 200 kadar Çeçen militanı Abhazya'nın Kodor geçidine Gürcistan'ın kasten gönderdiğini söylüyor. Moskova, "Gürcistan Çeçenleri de kullanarak 9 yıl önce kaybettiği Abhazya'yı geri alma planları yapıyor. İlk başta ortalığı karıştırmak için Çeçen komutan Ruslan Gelayev bölgeye gönderildi. Ardından Tiflis orada güvenlik sağlanamıyor gerekçesiyle kapsamlı askeri hareket gerçekleştirmek istiyor" görüşünü savunuyor. Rusya Savunma Bakanı Sergey İvanov, Abhazya'da şiddetli çatışmaların çıkabileceği endişesiyle bölgedeki Rus askeri varlığını arttırma kararı aldı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise, Moskova'nın Abhazya krizine müdahale etme niyetinde olmadığını söyledi. Putin, "Gürcistan BDT'den çıkarsa biz itiraz etmeyiz. Tersine Moskova'nın yükü azalır. Bugün Rusya birçok malı, enerji dahil Gürcistan'a yarı fiyatına satıyor" dedi.

13.10.2001 – Hürriyet Gazetesi


Gürcistan'da Ne Oluyor?

Mustafa Balbay

Bütün gözler Afganistan ve çevresine dikilmişken Gürcistan'dan gelen bir haber, önümüzdeki dönemde 11 Eylül'ün öteki coğrafyalara nasıl yansıyabileceğine ilişkin ipuçları verdi:

Abhazya Özerk Cumhuriyeti sınırındaki Kodori Geçidi bölgesinde çatışmalar oluyor. Ardından savaş uçakları bölgeyi bombalıyor!

Bu iki tümcelik olay, Abhazlara göre şöyle oldu:

Saldırılar Gürcüler tarafında gerçekleştirildi. Uçaklar da onlarındı.

Gürcistan yönetimine göre şöyle oldu:

Saldırılar Rusya'nın işi. Rusya, Gürcistan'ın içini karıştırıp, etkisi altına almak istiyor.

Rusya'ya göre şöyle oldu:

Saldırı Çeçen militanların işi. Gürcistan, sınırına hâkim olamıyor. Çeçen militanlar, zaman zaman Gürcülerle bir olup Abhazlara saldırı düzenliyor. Gürcistan sınırından lojistik destek alan Çeçenler, Rusya içindeki eylemleri için de güç topluyor.

Bu üç farklı bakışı toplayınca, şu çıkıyor:

Birileri, hazır bütün gözler Orta Asya'da iken, Kafkaslar'ı karıştırıp, yarım kalan hesaplarımı bitireyim, diyor.

Bölgeden gelen bu karışık haberleri netleştirme masasına koyup, duruma biraz daha geniş bakalım... Gürcistan Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze hafta başında ABD'de şunu söylemişti:

"Gürcistan, Rusya'nın güneyi değil, Türkiye'nin ve NATO'nün kuzeyidir."

Bölgeden gelen çatışma- bombalama haberlerinin bu demeçten sonra duyulması da ayrıca ilginç.

Gürcistan'ın Türkiye açısından taşıdığı önemi ve bu çerçevede atılan adımları satırbaşlarıyla duyuralım:

- Türkiye'nin Orta Asya'ya güvenli açılan tek karayolu bu ülke topraklarında. Türkiye'nin Azerbaycan'la kara-demiryolu bağlantısı bu ülke üzerinden sağlanıyor.

- Gerçekleşmesi halinde Bakû-Ceyhan boru hattının geçeceği tek 3. ülke. Bu hat tın resmi adı da Bakû-Tiflis- Ceyhan.

- Türkiye'nin askeri alanı da kapsayan stratejik işbirliği anlaşması imzaladığı 28 ülkeden biri. Gürcistan'daki bir Rus üssünü geçen aylarda Türk Silahlı Kuvvetleri kullanıma hazır hale getirip, anlaşmalar çerçevesinde hizmete soktu.

Üç anahtar

Batum'daki kimi telefonlar Artvin koduyla çalışıyor. Gürcüler, bu bağlantıyla hem Türkiye'deki hem öteki ülkelerdeki ilişkilerini daha kolay sürdürdüklerini söylüyorlar. Karadeniz bölgesinin dağlık yapısı, Artvin ve çevresine havaalanı yapılmasını engelliyor. Önümüzdeki dönemde Batum Havaalanı'nın Türkiye iç hat seferlerine açılması ve Doğu Karadeniz'e yönelik hava taşımacılığının bu yolla yapılması gündemde...

Buna benzer iki ülke ilişkilerindeki kaynaşmaya yönelik pek çok örnek verilebilir. Türkiye'nin Gürcistan'la ilişkilerini daha ileriye götürmesi, bugünkü yönetim anlayışının ve bağımsızlığın sürmesine bağlı. Orada olup bitenlere kayıtsız kalmaması gerekiyor. Gürcistan Dışişleri Bakanı Irakli Menagarişvili'nin dün apar topar Türkiye'ye gelişinin altında yatan da şüphesiz bu bağlar.

Türkiye, Kafkaslar'da barış ve istikrarın sağlanması için Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan hattını gündeme getirdiğinde, Moskova; hemen Rusya, Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan'ı kapsayan Kafkasya Dörtlüsü'nü masaya getirmişti. Her iki girişim de kâğıt üzerindeki canlılığını sürdürüyor!

Türkiye'nin Orta Asya politikası üretebilmesi, Kafkaslar'daki ağırlığına ve istikrara bağlı. Burada kilit ülke Gürcistan. Kilit üç anahtarlı; biri Gürcistan'la, biri Rusya'yla, biri de Kafkaslar'daki öteki uluslarla denge.

Hüner, üçünü birden açabilmekte...

13.10.2001 – Cumhuriyet Gazetesi

Haberler

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele