Abhazya, AGİT, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi'nin Gündeminde

Kafkas Halklarının anayurtlarından sürgün edilişlerinin 134.yılı anma etkinlikleri kapsamında Kafkas Derneği Ankara Şubesi ve Sincan Şubesi'nin ev sahipliğinde 23 Mayıs 1998 Cumartesi günü Ankara Sürmeli Oteli'nde Birleşmiş Milletler, AGİT ve Avrupa Konseyi'nde Abhazya Sorunu konulu panel ve ardından kokteyl düzenlenmiştir.

Panelin sponsorları Aslan Bey Triko Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti. (Aslan Demiral), Aşan İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti. (Ersin Aşan), SN Müşavirlik Mühendislik Ticaret Ltd.Şti. (Necdet Canpolat) ve Harun Yüksel İnşaat Ltd.Şti.'ne (Eray Yüksel) katkılarından dolayı teşekkür ediyoruz.

Panele konuşmacı olarak; Kafkas Kültür Derneği Genel Başkanı Muhittin Ünal, Bağımsız Milletvekili Cevdet Akçalı (Avrupa Konseyi Bşk. Yrd.), FP Milletvekili Abdullah Gül, DYP Milletvekili Mehmet Gölhan, DSP Milletvekili Arif Sezer ve CHP Milletvekili Yahya Şimşek katılmıştır.

Abhazya Sorunu İle Gürcüstan Avrupa Konseyi'ne Girebilecek mi?

Panele konuşmacı olarak katılan bağımsız milletvekili ve Avrupa Konseyi Bşk.Yrd. Cevdet Akçalı konuşmasında; Avrupa Konseyi'ne verilen raporda Abhazya hakkında objektif bilgiler verildiğini ve bu bilgilere göre anayasada yazılmış olmasına rağmen, henüz Gürcüstan Hükümeti'nin Abhazya'ya herhangi bir surette demokratik sistemin gitmesi için bir gayrette bulunmadığı hususunda kayıt olduğunu söyledi. Bu rapor doğrultusunda da Hukuk ve Siyasi Komisyon'da çalışmaların başladığını, Siyasi Komisyon'un bir raportör tayin edeceğini, raportörün de bir alt komisyon seçeceğini, böylece Gürcüstan ve Abhazya ile görüşmeler yapılarak, meselenin objektif bir şekilde Avrupa Konseyi'ne aktarılacağını belirtti. Bunlar arasındaki anlaşmazlık demokratik bir seviyeye geldiği takdirde Hukuk Komisyonu Gürcüstan'ın Avrupa Konseyi'ne girmeye layık olduğu hakkında rapor verecek, Genel Kurul da bu raporu tasdik edecektir. 8-12 Temmuz 1998 tarihlerinde Hukuk Alt Komisyonu'yla Gürcüstan'ı ziyaret edeceklerini dile getiren Sayın Akçalı, bu ziyarette Abhazya sorununu gerek Gürcüstan gerekse Abhazya yetkilileriyle görüşerek, elde ettikleri bilgileri Genel Kurul'a aktaracaklarını bildirdi.

Avrupa'nın NATO'ya paralel savunma teşkilatı olan Batı Avrupa Birliği'nde yaptıkları çalışmalarda ise Abhazya konusunun halledilmediği takdirde Avrupa Güvenliği'nin tehlikede olduğuna dair rapor sunduklarını söyledi. Tüm Avrupa Konseyi'nin gayretinin meselenin sulh ve müzakere yoluyla halledilmesi, neticede buranın müstakil bir devlet mi, federasyon mu olacağı konusunda iki toplum arasında kararlaştırılması konusunda hem fikir olduklarını sözlerine ekledi.

İki Bin Yıldır Kendi Topraklarında Yaşayan Ayrılıkçı Halk...

Panel Başkanı Muhittin Ünal'ın, FP Milletvekili ve Avrupa Konseyi Üyesi Abdullah Gül'e bu konuda yönelttiği soru şu şekilde idi: "Arkeoloji ve tarih bilgilerine dayanarak Abhazlar 5000 yıldan beri o toprak üzerinde otokton halk olarak yaşıyorlar. Gürcü bilim adamları, yazarlar ve siyasiler 1989'daki bir miting sırasında yapmış oldukları konuşmalarda; M.S. 1. Yüzyıldan itibaren bu topraklarda "Abhaz yaşamasına rağmen" misafir olarak yaşadıklarını dile getirdiler. Bunun bir başka anlamı var: 2000 yıldan beri bir ulus bir toprakta yaşıyorsa ve yaşadığı toprağı, taarruza, işgale uğradığında meşru müdafaa halinde de olsa kendini savundu diye, Batılı kuruluşlar, basın organları, hatta Türk basın organları da dahil ayrıca Türkiye'deki konuyu derinlemesine bilmediklerinden olacak, yöneticilerimiz de dahil, Abhazlar'ı hep ayrılıkçı olarak nitelendirdiler. Bir bilim adamı olarak Sayın Gül'den bu konuya bir açıklama getirmelerini istiyorum."

Sayın Gül'ün yanıtı ise şu şekilde oldu: "Tarihe, Kafkas Tarihi'ne baktığımızda Abhazlar oranın yerli halkı. Bunun da ötesinde, bu geçen tarih süreci içerisinde, varlığını ispat etmiş ve bunu resmiyete de dökmüştür. Yani birçok anlaşmalar yapılmış, gerek Çarlarla , gerek Komünist rejimle, gerekse ondan sonraki Gürcüstan-Rusya arasında bir araya gelinip, imzalar atılmış. Dolayısıyla hukuki bir statüsünün de olduğunu görüyoruz. 1992 yılında şu anki yönetim, Rus askerleri ile birlikte Abhazya topraklarına girip, tarihi gerçekleri yok farzederek asimilasyon niyetleri ortaya çıkınca, şüphesiz ki Abhazya'da buna karşı dirençler başlamıştır. Dolayısıyla ayrılıkçı güç olarak nitelemek doğru değildir. Ayrıca Abhazya'nın Gürcüstan'dan tamamen ayrılmak için bir talebi de söz konusu değildir. Tarihi gerçekleri kabul ederek orda barış, huzur içerisinde kendi kültür, geleneklerini yaşayacak, kendi içerisinde hiç değilse serbestliği olan bir yapı arzu etmektedir. O açıdan ayrılıkçı olarak kabuk etmek mümkün değildir."

Türkiye Rusya İçin Bir Tehdit Unsuru...

DSP Milletvekili Arif Sezer yapmış olduğu konuşma sonunda "Bölgedeki istikrarın sadece Türkiye'nin kararlı davranışlarıyla elde edilmeyeceğini, özellikle Rusya'nın Türkiye'yi ülkesi için etnik bağlamlardan dolayı ve toprak kaybetmek kaygısıyla tehdit unsuru olarak gördüğünü dile getirdi. Bu bağlamda T.C. Hükümeti'nin bu bölgeye yönelik politikasının ülkenin bağımsızlık, egemenlik, toprak bütünlüğü, eşitlik, içişlerine karışmama ilkeleri ışığında oluşturulması gerektiğini belirtti.

Gürcü Cumhuriyeti'yle Abhaz Özerk Cumhuriyeti arasında oluşturulacak istikrarlı, barışçıl bir çözüm Türkiye'nin bu bölgedeki 21.yy.'da görmek istediği vizyon olduğunu da sözlerine ekledi. Kafkas Derneği Genel Başkan Muhittin Ünal Sayın Sezer'e "AGİT'in de Abhazya'ya bir parlamenter heyeti göndermesi konusunun hükümetin bir ortağı olarak talep etme; ayrıca parlamento veya daimi delegasyon toplantılarının herhangi birisinde Abhazya temsilcilerinden birisinin, sorunlarını kendi ağızlarından anlatabilme imkanını sağlamak kabil mi?" diye soru yöneltti. Sayın Sezer'in soruya yanıtı ise "Belirli talepleri partilerinin yetkili kurullarına ve genel başkanlarına iletileceği" yönünde oldu.

Avrupa Konseyi Raporundaki Esaslar...

Cevdet Akçalı'nın daha sonra söz alarak açıklamak gereği duyduğu rapordaki esaslar şunlardır:

1. Rus askeri orada bulunduğu sürece Abhazya sorununu halledemeyecek. Bu hemen hemen tüm Avrupa Konseyi üyeleri tarafından kabul edilmiştir. Rus askerlerinin oradaki mevcudiyetlerinin kaldırılması,

2. Ablukanın kaldırılarak Abhazya'nın dünyayla ilişkisinin temin edilmesi,

3. Bu yapıldıktan sonra iki tarafın kendi hür iradesiyle müstakil devlet, federasyon, konfederasyon olarak mı bir araya gelmelerinin temin edilmesidir. Bunlar Avrupa Konseyi'nde geliştirilip rapor olarak geçilecek.

1921 Gürcüstan Anayasası Abhazya'yı Hiçbir Süje Olarak Ele Almıyor

Panelde konuşan Abhazya Dayanışma Komitesi Başkanı Dr.Cemalettin Ümit; "1921 Gürcüstan Anayasasının Abhazya'yı hiçbir süje olarak ele almadığını, SSCB dağıldıktan sonra üniter devlet olarak Birleşmiş Milletler'e üye olduğunu ve 1921 Anayasasına döndüğünü tüm dünya kamuoyuna deklere ettikten sonra, 12 Ağustos 1992'de Abhazya'nın ılımlı bir şekilde kanunları konuşmak için Gürcüstan'a öneri getirdiğini, fakat Gürcüstan'ın bunu kabul etmediğini, 14 Ağustos'ta da Abhazya'nın baskına uğradığını" dile getirdi.

Sorun Olan Abhazya'ya Yardım Şenliği

Panelde ayrıca 24 Mayıs 1998'de yapılacak olan şenliğin, emniyete yapılan müracaatta Abhazya Temsilcisinin konuşmasına müsaade edilmemesinden dolayı yapılamaması gibi bir ambargo ile karşı karşıya kaldığı dile getirildi. Daha sonra Abhazya Temsilcisinin konuşmasının programdan çıkartılması ve yeniden müracaat sonucunda düzenlenebildiği belirtildi. Abhazya'nın yalnızca ülkesinin işgal edilmesine karşı haklı bir direnişte bulunduğu için ambargo uygulandığı da dile getirildi. Panel, Abhazya sorununda Türkiye'nin ilgisiz kalamayacağı, bu konuda da Türkiye'deki sivil toplum örgütlerine ve siyasi arenadaki kurum ve kuruluşlara önemli görevlerin düştüğü konusunda düşünceler dile getirilerek sona erdi. Panelden sonra ise bir kokteyl düzenlendi.

15 Mart 1989 tarihinde Çevçevadze toplumunun temsilcileri ile Gürcüstan Nasyonal Demokratik Partisi Sohumi'de müşterek bir miting yaptılar, işte konuşmacıların kelimesi kelimesine söyledikleri. Üçüncü konuşmacı:

"Arkadaşlar bugün (ünlü Abhaz şairi) Lasuri'ye Rustaveli'nin adını taşıyan ödül verilmiş. Bunun gereksiz olduğunu düşünüyorum. Gürcü halkımızın buna ihtiyacı var mıydı?... Bu Abhaz topraklarında ev sahibi kim, misafir kim?... Sorunun cevabına gelince ev sahibi Gürcü'dür. Bunları Abhaz olarak çağırmak istiyorum. Bunlar gerçekten Abhaz halkının devamıdırlar. I. Yüzyıldan beri bu topraklarda oturuyorlar. Bu zamanın öncesiyle ilgili olarak Abhaz kabilesinin yaşadığına ilişkin bir bilgimiz yoktur."

yukarı çık