Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi, Cumhurbaşkanı Sezer ve Gürcüstan Devlet Başkanı Şevardnadze ile Görüştü

Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer (24 Ocak) ve Gürcüstan Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze (30 Ocak) ile görüştü. Toplantılarda Abhazya-Gürcüstan sorunu geniş boyutta ele alındı. Sezer, Türkiye'nin Abhazya'yı yalnız bırakmayacağını, adil ve kalıcı bir barış için üzerine düşeni yapacağını söyledi.

Komite ilk görüşmesini Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaptı. Görüşmeyi komite adına İrfan Argun, Gündüz Yıldırım Geç, Yurdaer Erşan, Erdaşan Kobaş, Avni Sıçrar ve Bediz Tantekin katıldı. Cumhurbaşkanlığı köşkünde 24 Ocak 2001 tarihinde yapılan görüşmede Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türkiye'nin Abhazya'yı yalnız bırakmayacağı sözünü verdi ve kalıcı bir barışın temini için üzerine düşeni yapacağını söyledi. Görüşmede komite, Cumhurbaşkanı Sezer'e, Gürcüstan-Abhazya sorunu ve Abhazya'nın bugün içinde bulunduğu durum hakkında ayrıntılı bilgi verdi. Komitenin Sezer'e sunduğu bilgi ve değerlendirmeler özetle şöyledir:

Abhazya'da olup bitenler Türkiye'de yaşayan 7 milyonu aşkın Kuzey Kafkasyalı'yı yakından ilgilendirmektedir. Abhazya-Gürcüstan arasındaki savaşın bitiminden bu yana 7 yıl geçmesine rağmen Abhazya'da kalıcı bir barışın tesisi için gerekli ortamın sağlanamamış olması bizleri tedirgin etmektedir. Ayrıca önemle ifade etmek isteriz ki, Abhazya yönetimini tek taraflı antlaşmaya zorlamak ve Abhazya halkını cezalandırmak amacıyla uygulanan ambargonun devam ediyor olması bizi fazlasıyla üzmektedir. Abhazya'ya uygulanan ambargo Abhazya halkı gibi Türkiye'de yaşayan Abhaz kökenli vatandaşları da zor durumda bıraktı. 1990'dan itibaren ticaret, akraba ziyaretleri ve evliliklerle gelişen Türkiyeli-Abhazyalı ilişkileri bu ambargo ile kesintiye uğradı. Abhazya'ya gidiş gelişlerimiz imkansız hale getirildi. Bizler böyle bir cezayı hak etmiyoruz. Türkiye, Gürcüstan, Abhazya ve Rusya'nın bu sorun acil çözüm getirmesini bekliyoruz.

Yeryüzünde yaşayan tüm halklar gibi, beş bin yıllık tarihe ve bin iki yüz yıllık devlet geleneğine sahip Abhaz halkının da kendi yurdunda özgür ve bağımsız yaşama hakkı vardır. Özgürlük ve bağımsızlık hakkını yakın zamanda yeniden elde eden Gürcüstan yönetiminin Abhazya halkını bu haktan mahrum bırakma çabasını anlamak mümkün değildir.

Abhazya, kendi iradesi dışında başlatılan 1992 savaşında beş bine yakın insanını kaybetmiş, milyarlarca dolar (takriben 12 milyar dolar) maddi zarara uğramıştır. Ancak savaş yaralarının sarılması için yapılan uluslar arası tüm yardımlar Gürcüstan tarafından bloke edilmiştir, edilmektedir. Türkiye'nin Abhazya'yı ihmal ederek Gürcüstan'a yaptığı yardımlar bizi üzüyor. Özellikle askeri yardımlardan tedirginiz. Askeri yardımların kesilmesini ya da "Abhazya'ya karşı kullanılmayacak şartı"nın konulmasını istiyoruz.

Başta Türkiye'dekiler olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde yaşayan Abhazlar, Abhazya tarihini geçmişte ve bugün sahip olunan uluslar arası hakları, 1992 savaşını, 1993 sonrası görüşme ve antlaşma metinlerini, özellikle 1994'deki Moskova görüşmesi içeriğini ve sonuçlarını bilmekte ve gelişmeleri yakından izlemektedir. Gürcüstan tarafının Moskova'da imzalanan antlaşmaya uymuş ve gereğini yapmış olsaydı, bugün barış yolunda çok büyük mesafelerin katedilmiş olacağını bilmekte ve düşünmekteyiz.

Gürcüstan'ın imzaladığı halde uymadığı "saldırmazlık antlaşmaları"nın hayata geçirilmesi için Türkiye baskı uygulasın. İki yıldır Gürcüstan Parlamentosu'nda bekletilen bu antlaşmaların biran önce kabul edilerek uygulamaya konulması, soruna büyük ölçüde çözüm getirecek ve nihai bir barışın sağlanabilmesine yol açacaktır.

Abhazya'nın henüz tanınmamış bir devlet olması, oradaki halkın özgürlük ortamında, huzur ve güven içinde, insan haklarına yaraşır bir tarzda yaşamasına engel olmamalıdır. Zira Abhazya'da, Abhazlarla birlikte Türkler, Gürcüler, Mingreller, Ermeniler, Ruslar, Grekler, Museviler yaşamaktadır. Bu halklar, dün olduğu gibi bugün de barış ve uyum içinde birarada yaşamaktadır. Dışarıdan kışkırtma olmadıkça, gelecekte de barış ve güven içinde beraber yaşayacaktır.

Türkiye'nin Abhazya ile köklü tarihi, kültürel, sosyal ve siyasal ilişkileri vardır. Biliyoruz ki, Türkiye ile Gürcüstan arasında da benzer ilişkiler mevcuttur. Bu bakımdan, Abhazya-Gürcüstan sorununda nihai bir antlaşmanın sağlanabilmesi hususunda Türkiye'nin çok önemli imkanları ve görevleri bulunmaktadır.

Abhazya halkı, Türkiye'nin arabulucu konumunu güçlendirerek barış için ivedi adımlar atılmasına önayak olmasını istemekte ve beklemektedir. Abhazya, savaşın mağdur ettiği Gürcü halkına kucak açarak, onlara yeniden Abhazya'da barınma, yaşama ve gelişme imkanı veriyor. Savaşta ülkeyi terkeden göçmenlerin büyük bölümü Abhazya'ya döndü ve yerleşti. Abhazya halkı savaş husumetini geride bırakmak istiyor. Bu olumlu gelişmeye başta Gürcüstan olmak üzere tüm ilgili ülke ve kuruluşların destek vermesini bekliyor.

Gürcüstan Devlet Başkanı Sayın Eduard Şevardnadze'nin Türkiye'yi ziyareti, Gürcüstan-Abhazya sorununun çözümü için ve Türkiye'nin barışa yönelik daha fazla insiyatif kullanması açısından tarihi bir fırsat yaratmaktadır. Türkiye'nin Abhazya konusunda daha adil olmasını ve barış için daha aktif davranmasını istiyor ve bekliyoruz.

Cumhurbaşkanı Necdet Sezer, bunun üzerine, Gürcüstan Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze ile yapacağı görüşmede Abhazya sorununu detaylı olarak gündeme getireceğini, Türkiye'nin bölgede adil ve kalıcı bir barışın sağlanması hususunda daha aktif rol üstleneceği ve Abhazya'nın yalnız bırakılmayacağını ifade etti.

Şevardnadze bu kez, Gürcüstan-Abhazya sorununun ancak barış yoluyla çözülebileceğini daha iyi anlamış gibi gözüktü.

Komite'nin Gürcüstan Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze ile görüşmesi 30 Ocak 2001'de Ankara Sheraton Oteli'nde gerçekleşti. Görüşmeye Gürcüstan adına Dışişleri Bakanı, Özel Durumlar Bakanı, Parlamento Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı, Devlet Başkanlığı Danışmanı, Ankara Büyükelçisi, Türkiye adına Dışişleri Bakanlığı Kafkasya Masası Genel Müdür Yardımcısı Ünal Çeniköz, Tiflis Büyükelçisi Burak Gürsel, Komite adına, Dr. Cemalettin Ümit, İrfan Argun, Gündüz Yıldırım Geç, Yurdaer Erşan, Erdeşan Kobaş, Avni Sıçrar ve Bediz Tantekin katıldı.

Şavardnadze'nin talebi üzerine Türkiye Dışişleri Temsilcilerinin katılımıyla yapılan bu iyiniyet görüşmesi, samim ve yapıcı bir üslupla geçti. Şevardnadze bu kez, Gürcüstan-Abhazya sorununun ancak barış yoluyla çözülebileceğini daha iyi anlamış gibi gözüktü.



Komite görüşmede ana hatlarıyla şu görüşleri dile getirdi:

Türkiye'yi ziyaretiniz sırasında, Komitemizle de görüşmek istemeniz barış umutlarımızı arttırdı. Görüşmemizin Abhazya ile Gürcüstan arasındaki sorunların çözümüne yardımcı olacağını ve barış sürecine katkı sağlayacağını ümit ediyoruz.

Savaşın bitiminden bu yana iki ülke heyetleri arasında yapılan tüm görüşmelere rağmen, bugüne kadar Abhazya ile Gürcüstan arasında kalıcı bir barışın tesisi için gerekli ortamın sağlanamamış olması, bizleri tedirgin etmektedir. Ayrıca önemle ifade etmek isteriz ki, Abhazya Yönetimini tek taraflı antlaşmaya zorlamak ve Abhazya halkını cezalandırmak amacıyla uygulanan ambargonun devam ediyor olması, bizi fazlasıyla üzmektedir.

İzin verirseniz, halen öncelikli sorum olarak görülen ve Türkiye'de yaşayan bizleri yakından ilgilendiren hayati konulara, çok özet olarak değinmek istiyoruz;

Takdir edersiniz ki, yeryüzünde yaşayan tüm halklar gibi, 5 bin yıllık tarihe ve 1200 yıllık devlet geleneğine sahip Abhaz halkının da, kendi yurdunda özgür ve bağımsız yaşama hakkı vardır. Özgürlük ve bağımsızlık hakkını yakın zamanda yeniden elde eden Gürcüstan halkının ve yönetiminin, Abhazya halkını bu haktan mahrum bırakma çabasını anlamak mümkün değildir.

Abhazya, kendi iradesi dışında başlatılan 1992 savaşında beş binden fazla insanını kaybetmiş, milyarlarca dolar (takriben 12 milyar dolar) maddi zarara uğramıştır. Ancak, savaş yaralarının sarılması için yapılan tüm yardımlar, Gürcüstan tarafından bloke edilmiştir. Abhazya bu yardımlardan mahrum bırakılmakla kalmamış, 1995'te uygulamaya konan ambargo ile cezalandırılmak istenmiştir. Bu insanlık dışı tutumun barışa hizmet etmediği ve etmeyeceği muhakkaktır.

Başta Türkiye'dekiler olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde yaşayan Abhazlar, Abhazya tarihine, geçmişte ve bugün sahip olunan uluslar arası haklarına, 1992 savaşına, 1993 sonrası görüşme ve antlaşma metinlerine, özellikle 1994'deki, Moskova görüşmesi içeriğine ve sonuçlarına vakıftır. Gürcüstan tarafı Moskova'da imzalanan antlaşmaya uygun olarak gereğini yapmış olsaydı, bugün barış yolunda çok büyük mesafelerin katedilmiş olduğu görülecekti.

Abhazya'nın henüz tanınmamış bir devlet olması, halkının özgür ortamında, huzur ve güven içinde, insan haklarına yaraşır bir tarzda yaşamasına engel olmamalıdır. Zira Abhazya'da, Abhazlarla birlikte Türkler, Ruslar, Ermeniler, Gürcüler, Mingreller, Museviler, Grekler ve diğerleri yaşamaktadır. Ve bu haklar, dün olduğu gibi bugün de barış ve uyum içinde bir arada yaşamaktadır. Dışardan kışkırtma olmadığı sürece, gelecekte de barış içinde beraber yaşayacaktır. Bu bakımdan, imzalandığı halde uygulanmayan "saldırmazlık antlaşmaları"nın hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır.

İki yıldır Gürcüstan Parlamentosu'nda bekletilen bu antlaşmaların kabul edilerek uygulamaya konulması, soruna büyük ölçüde çözüm getirecek ve nihai bir barışın sağlanabilmesine yol açacaktır.

Bilginiz dahilinde olduğu gibi, Türkiye'de yoğun bir Abhaz nüfusu yaşamaktadır. Bizlerin Abhazya'da yaşayan soydaşlarımız, kardeşlerimi vardır. Ayrıca, 1990 sonrası ambargo duvarı örülmeden önce taraflar arasında evlenmeler olmuş. Ancak, ambargo ile evlilik ve akraba ilişkileri koparılmış, insanlarımız demirperde dönemini arar olmuşlardır. Bu ambargo ile yok edilen seyahat özgürlüğü, Biz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Abhazları ciddi olarak rahatsız etmektedir.

1992'deki savaşta Abhazya'yı terk eden Gürcüler'in tekrar Abhazya'ya dönüş hakları yanında, geçen yüzyıl içerisinde yurtlarından zorla sürgün edilen, başta Türkiye olmak üzere, dünyanın pek çok ülkesinde yaşamakta olan Abhazlar'ın da, tarihi vatanları Abhazya'ya dönüş haklarının garanti edilmesi ve seyahat özgürlüklerinin sağlanması gerekmektedir.

Sovyetler Birliği'ni oluşturan devletlerin özgürlük ve bağımsızlıklarına, halklarının demokrasiye kavuşmasında başrolü üstlenen sayılı kişilerden birisiniz. Bu konumunuz nedeniyledir ki, Gürcüstan Devlet Başkanlığı'na gelmeniz söz konusu olduğunda, Abhazya halkı büyük bir sevince kapılmıştı. Nihayet, Abhazya'nın 1995 Anayasası'na uygun şekilde bağımsız bir devlet statüsüne yeniden kavuşması, sizin de katkılarınızla mümkün olabilecekti. Ancak bu umut ve coşku uzun sürmedi. Abhazya, Gürcüstan birliklerinin saldırısına uğradı. Bu saldırı, yıllarca birarada yaşamış halklar arasında onarılmaz yıkımlar getirdi. Umuyor ve düşünüyoruz ki, savaş düğmesine basan kararınızı, bugün gelinen nokta itibariyle yargılıyorsunuzdur.

Barış için geç değil. Abhazya, savaşın mağdur ettiği Gürcü halkına kucak açarak, onlara yeniden yaşama ve gelişme ikanı veriyor. Savaşta ülkeyi terkeden göçmenlerin bir kısmı yeniden Abhazya'ya döndü ve yerleşti. Abhazya halkı savaş husumetini geride bırakmak istiyor. Bu olumlu gelişmeye destek verin. Tarihi savaşa yol açanları değil, barışı sağlayanları onurlandırıyor. Abhazya halkını kazanmak istiyorsanız, onlara barış için elinizi uzatın. Şahsınızda Gürcüstan halkına mutluluk ve esenlik diliyoruz.

Şevardnadze ise Abhazya sorunu konusunda kendi bakış açısını anlattı. Savaşın iki tarafı da yıprattığını, Abhazya'da kalıcı bir barışın sağlanmasını arzu ettiğini ifade eden Şevardnadze, çözüm için ise eski reçeteyi tekrarladı.

Bunun üzerine Komite üyeleri, Abhazya'nın statüsü ilgili muhatabın komite değil Abhazya yönetimi olduğunu, Komite'nin ve Abhaz diasporasının Abhazya yönetimini sonuna kadar desteklediğini, barış görüşmelerinin sağlıklı olarak sürdürülmesi için iki şart olduğunu, bunlardan birincisinin ambargonun kaldırılması olduğunu ve bu konuda Gürcüstan Devlet Başkanı Sayın Şevardnadze'nin büyük sorumluluğunun bulunduğunu, ikinci şart olarak da bugüne kadar sürüncemede kalan saldırmazlık antlaşmasının uluslar arası garantiler çerçevesinde hayata geçirilmesi gerektiğini belirttikten sonra,özetle ancak bu şartlar gerçekleştikten sonra barış görüşmelerinin sürdürülebileceğini, tarafların ortak çıkarlarına dayalı barışın ortak bir çaba içinde ve Türkiye'nin arabuluculuğu ve ev sahipliği ile yapacağı görüşmeler sürecinde gerçekleşebileceğini ifade ettiler.

yukarı çık