Kafkasya’da Neolitik Çağ

Kafkasya’da Neolitik Çağ

Kafkasya’da Neolitik Çağ (GÖ 10.000-7000 / MÖ 8000-5000)

Tarihöncesi biliminde Mezolitik Çağ sonrası Neolitik Çağ olarak tanımlanmaktadır. Bu dönem, üretilen taş aletlerden bazılarının cilalama işlemi görmüş olması ve bazı aletlerin birleşik olması nedeniyle “Cilalı Taş Çağı veya Yeni Taş Çağı” olarak da adlandırılmaktadır. Neolitik Çağ; sadece taş alet teknolojisindeki yenilikleri değil, bitki ve hayvanların evcilleştirmesiyle başlayan ve “karma ekonomiye” geçilmesine uzanan süreçte ortaya çıkan ekonomik, sosyal ve kültürel değişimleri kapsayan bir dönemdir. Kimi araştırmacılar bu dönemi “Neolitik devrim” kimileri ise “Neolitikleşme süreci” olarak ele almaktadır. Dönemin başlangıç ve bitiş tarihleri bölgelere göre değişmektedir. İnsanlık tarihinde çok önemli dönüşümlerinin yaşandığı Neolitik döneme dair kaynaklarda yer alan genel bilgiler özetle şöyledir:

Neolitik Dönem boyunca kültürel, sosyal ve ekonomik alanda çok önemli değişimler yaşanmış ve günümüz uygarlığının temelleri yine bu süreçte atılmıştır. Bu nedenle Neolitik sözcüğünü yalnızca arkeologların belirli bir dönemi tanımlamak için kullandığı bir adlama olarak görmek doğru değildir. Neolitik Dönem insan ile doğal çevre ilişkisini yeniden biçimlendirmiş; insan bu dönemde ilk kez doğaya fiziki müdahalede bulunarak doğal çevre koşullarının değişimine dayalı yeni bir yaşam biçimi geliştirmiştir; bu bakımdan Neolitik dönem yalnızca arkeologların değil, toplum ve doğa bilimcilerin de ilgi odağı olmuştur. Her ne kadar Neolitik yaşam biçiminin oluşumu birkaç bin yıl gibi uzun bir süreye yayılmışsa da sonuçları beslenmeden toplumsal örgütlenmeye kadar her alanda devrim niteliğinde değişimlere yol açmıştır. Neolitik Dönem öncesinde 2 milyon yılı aşkın bir süre insanlar yaşamlarını avcılık, balıkçılık, bitki toplayıcılığı ve çoğu kez gezginci olarak geçirmiş, toplumsal yaşam da buna göre biçimlenmiştir. Son Buzul Çağı, Würm IV sona erip günümüz iklim koşulları oluşmaya başladığında gezginci, avcı, balıkçı toplulukların yaşam ortamı da değişmiş; insanlar her yerde yeni doğal çevre ortamına uyum sağlayacak biçimde beslenme alışkanlıklarını da değiştirmişlerdir. (Özdoğan 2018: 12)

Neolitik dönemde bitkisel besinleri temin etmek için doğaya bağımlı olmak yerine, ekin yetiştirmeyi ve hayvanları yalnızca avlamak yerine, evcilleştirmeyi öğrenen insanoğlu; bütün yaşam biçimlerini dönüştürecek olan üretim ekonomisine geçmiştir. İnsan toplulukları, ilk kez tarım yapmaya başlamış, ekimle hasat arasında ürünleriyle ilgilenmeleri gerektiğinden, köy yerleşimlerine bağlı hale gelmiştir. Artan oranda karmaşık aletlerin kullanımından hareketle, bu dönüşüme Neolitik Devrim adı verilmiştir. İnsanların, yaşam biçimlerini yeniden örgütlemelerini gerektiren bu devrim, yerleşik hayata geçişle artan nüfus yoğunluğuna ve diğer unsurlarında gelişmesine paralel olarak, uygarlıkların oluşturulmasına zemin hazırlamıştır. (Topdemir-Özsoy 2015: 24)

Kafkasya Neolitik Çağı’nı anlaşılması için taş alet üretim tekniklerindeki ve aletlerin tiplerindeki değişimleri, geçim ekonomisindeki gelişmelere bağlı olarak tarım ve hayvancılığın temellerinin atılmasını, devamında çiftçiliğin başlamasıyla ortaya çıkan zorunluluklara paralel çanak çömlek üretiminin yaygınlaşmasını ve geçici/kalıcı konut yapımındaki yeniliklerin detaylı ele alınması gerekmektedir. Ancak görünen odur ki Kuzey Kafkasya Neolitik dönemine dair ortaya çıkarılan buluntuların önemli bir kısmı yaklaşık 50 yıl önce yapılmış kazılardan elde edilmiştir ve bunlar sayıca yetersizdir. Kafkasya üzerine çeşitli araştırmalar yapan C. Chataigner ve arkadaşlarının makalesinde, bu dönemi tanımlamak için dikkate alınan dönemsel özellikler konusunda şöyle bir çerçeve çizilmiştir:

1970'lerden 1990'lara kadar ki Sovyetler döneminde Neolitik Çağ genellikle geçim modellerinde bitki ve hayvanların evcilleştirilmesine yönelik bir değişim olarak tanımlanmıştır. Bununla birlikte, bazı araştırmacılar evcilleştirme kriterini gerekli görmediler ve onlar, alet çantasıyla ilgili diğer koşulların yerine getirilmesi halinde bir avcılık ve toplayıcılık ekonomisinin Neolitik olarak adlandırılabileceğine inanıyorlardı. Söz konusu koşullar ise yeni tekniklerin ortaya çıkmasını (örneğin, taş cilalama, çanak çömlek üretimi), yeni alet türlerinin geliştirilmesini (örneğin, cilalı baltalar, orak dilgiler, öğütme nesneleri) veya mikrolitler gibi “tipik olarak” Mezolitik unsurların ortadan kalkmasını kapsamaktaydı. İşte bu nedenlerle Batı Gürcistan yerleşimlerindeki Mezolitik'ten Erken Neolitik'e yaşanan kültürel değişimler, özellikle taş alet endüstrisi açısından incelenmiştir (örneğin, "mermi çekirdeklerinin", cilalı taş baltaların, öğütme levhalarının, el taşlarının ve havanellerin görünümü). Erken ve Geç Neolitik dönem arasındaki geçişe bakacak olursak, tüm Kafkasya bölgesi boyunca bu konu, öncelikli olarak çanak çömleğin ortaya çıkışıyla tanımlanmıştır. Bununla birlikte, Güney Kafkasya'da devam eden araştırmalar, bu bölgedeki Neolitikleşme sürecine yeni bir ışık tutmaktadır. (Chataigner-Badalayan vd. 2014: 3)

Buna karşın, Neolitik çağın daha erken başladığı Anadolu-Kuzey Mezopotamya coğrafyasının yakın komşusu Güney Kafkasya’da, döneme ait arkeolojik alanlar ve buralarda gün yüzüne çıkartılan buluntular Kuzey Kafkasya’ya göre daha fazladır. Böyle olmasında Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının inşası sırasında bölgede yapılan arkeolojik çalışmaların etkisi büyüktür. E. Babazade bu durumu şöyle ifade etmektedir: “Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı boyunca yapılan kurtarma kazıları, Güney Kafkasya’daki Prehistorik ve sonraki dönemlere ait yeni arkeolojik merkezlerin tespit edilmesiyle sonuçlanmıştır.” (2016: 27)

Kafkasya Neolitik Çağı bazı kaynaklarda Erken ve Geç Neolitik dönemler ayrılarak ele alınmıştır ancak anlaşılan odur ki Kafkasya coğrafyasının bütününde Neolitik döneminin kökeni ve itici gücü yeterince araştırılmamıştır. Bu konuda kaynaklarda şu vurgular yapılmıştır:

Kafkasya'daki Neolitik tip kültürün kökeni tartışma konusudur. Temelleri 1960'ların başında iki ana hipotezin öne sürülmesiyle atılmıştır; otokton ve göçmen. Otokton hipotezinin destekçilerine göre Güney Kafkasya Neolitiği görünümünü öncelikle yerel geleneklerin gelişimine borçludur. Temel bitki türlerinin evcilleştirilmesi, Kafkasya'da dağlık bölgelerde meydana gelmiştir ve buradan Kura ve Aras’ın ovalık alanlarına taşınmıştır. Bu bakış açısı, bir dizi yerli bitkinin yerel kökenini gösteren paleo-botanik verilere dayanmaktadır. Göç hipotezini destekleyenlerin bakış açısına göre ise Kafkasya'da Orta Doğu Neolitiğinin yayılmasıyla bağlantılı olarak bir üretim ekonomisi ortaya çıkmıştır. Otokton hipotezinin destekçilerinin dayanak alanları, iki bölgedir. Bunlardan birincisi, "Seramik Öncesi Neolitik” olarak adlandırılan dönem buluntularının yaygın olduğu Batı Kafkasya'dır (kısmen Ermenistan). İkinci bölge, Dağıstan'ın (Kuzeydoğu Kafkasya) dağlık bölgeleridir. Birçok araştırmacıya göre, katmanlarından biri gelişmiş Neolitik kültürün en eski kanıtlarını (tarım, hayvancılık ve seramik dahil) veren Çokh yerleşimi burada keşfedilmiştir. (Cherlenok 2013: Проблема раннего неолита Кавказа/Kafkasya Erken Neolitik Sorunu)

Kafkasya'nın Neolitik Çağı genel olarak iki kültür evresine ayrılmıştır: Erken/Seramiksiz Neolitik ve Geç/Seramikli Neolitik. Bununla birlikte Erken Neolitik dönem yerleşim yerlerine ait arşiv, radyokarbon tarihlendirmenin ve paleo-çevresel verilerin eksikliği nedeniyle tamamlanmamıştır. Diğer taraftan Holosen’in erken dönemlerindeki Mezolitik çağdan, tam bir Neolitik kültür olan Aratashen-Shulaveri-Shomutepe kültürüne geçiş, belirsizliğini korumaktadır. Yakın zamanlarda yapılan araştırmaların Kafkasya'daki bitki ve hayvanların evcilleştirilmesi hakkında yeni görüşler sağlamasına rağmen, bölgedeki Neolitikleşmenin kökeni ve zamanlamasını içeren önemli sorunlar çözümsüz kalmıştır. (Chataigner-Badalayan vd. 2014: 1)

P. Dolukhanov kitabında, Güney Kafkasya Neolitik Çağı’nın uzmanlarca üç ayrı döneme ayrılarak incelendiği bilgisine yer vermiştir: “Çoğunlukla tipolojik ölçütleri ve bazı stratigrafik kanıtları kullanan S. Goglidze (1978) şu kronolojik öbekleri saptamıştır; 1-‘Proto Neolitik’ (Kobuleti, Khutsubani, Jikhanjura, vs.). 2-‘Erken Neolitik’ (Anaseuli-I). 3-‘Gelişmiş Neolitik’ (Makhvilauri, Odişi, Anaseuli-II, Gurianta, Mamati, Kistrik, Nijni-Şilovskaya vs.).” (1998: 312-313)

Proto/Erken Neolitik döneme ait bir yerleşim yerinin/bölgesinin belirleyici kültürel özellikleri, daha ziyade, taş alet üretim teknikleri ve beslenme biçimlerine dair buluntular üzerinden yorumlanmaktadır. Güney Kafkasya Neolitik dönemi hakkında, yukarıda bahsi geçen üç bölge ve diğer başka yerleşimler için kaynaklarda özetle şu bilgiler yer almaktadır:

Geçmiş dönem çalışmalarında, Erken Holosen ile ilgili arkeolojik araştırmaların büyük çoğunluğu Gürcistan'daki araştırmalardan gelmektedir. Batı Gürcistan'da Erken Neolitik döneme atfedilen yerler, özellikle Karadeniz sahili kesiminde, nispeten daha fazladır. (Chataigner-Badalayan vd. 2014: 3-4) Kafkasya’nın Karadeniz kıyısı boyunca bulunan Neolitik yerleşmelerin çoğunluğu, Kolkhis ovasını kesen ırmakların aşağı teraslarında ve kuzeydeki Karadeniz kıyı kesiminde yer alan açık hava yerleşmeleridir. Ayrıca yüksek olmayan dağ sıralarında mağara yerleşmeleri bulunmuştur. Bu tür yerleşmelerin incelenmesinde ortaya çıkan ilk güçlük, bu ince ‘Neolitik’ tabakaların çoğu kez sonraki dönem tabakalarla karışmasından kaynaklanmaktadır; ‘karışmamış’ buluntu topluluğu nadirdir. (Dolukhanov 1998: 311-312)

Batı Gürcistan’daki Proto Neolitik yerleşimlerinden Kobuleti, dağılmamış arkeolojik tabakaya sahiptir ve burada bulunan düzeltili dilgiler, yontuk taş endüstrisi topluluğunu meydana getirmektedir. ‘Dişli’, ‘kanca biçimli’ aletler ve ok uçları kadar, çeşitli türde yan kazıyıcı ve kalem serileri görülür. Taş alet envanteri içinde ‘ağır iş’ aletleri, özellikle ‘olta kurşunları’ ve ‘sapan taşları’, magmatik kayalardan yapılmıştır. (Dolukhanov 1998: 313)

Kuzey Gürcistan'daki Paluri-Nagutni siteleri olarak adlandırılan bazı alanlar, herhangi bir radyokarbon tarih olmadan, Proto-Neolitik veya Seramiksiz Neolitik döneme yerleştirilmiştir. Bu alanların taş alet endüstrileri, geometrik mikrolitlerin ve düzeltili dilgilerin daha az olması ve belirli bir alet tipinin, "kancalı aletlerin”, varlığı ile Batı Gürcistan'daki Anaseuli-1'den ayrışmaktadır. Benzer düzeltili aletler (Çayönü aletleri olarak adlandırılmaktadır), Türkiye ve Irak'taki Seramiksiz Neolitik alanlardan ele geçirildiğinden beri, kancalara sahip aletler de önemlidir, devamlı düzeltilmiş yanal uçlar/köşeliler ile karakterize edilmektedir. Ayrıca Ermenistan'da yakın zamanda bulunan numuneler bu aletlerle karşılaştırılabilir. Paluri-Nagutni bölgelerinin geçim ekonomisi, fauna ve flora kanıtlarının azlığı nedeniyle belirsizdir. Batı Gürcistan'daki Anaseuli-1'den farklı olarak, Paluri-Nagutni sitelerinde genellikle el değirmeni veya öğütücü gibi öğütme taş aletleri bulunmaz. (Chataigner-Badalyan vd. 2014: 5-6)

Batı Gürcistan'ın Kvirila nehri havzasında bulunan Kotias Klde bir mağara alanıdır ve buradaki bir dizi radyokarbon tarihi, Katman A2 (Erken Neolitik) için 8. binyılı (MÖ 7690-7300) göstermiştir. Bu alanda yapılan kazılar zengin taş alet ve faunal buluntu topluluğunu ortaya çıkarmıştır. Her iki katmandaki faunal kalıntıların yalnızca yabani türlere aittir; çoğunluğu yaban domuzu ve ayı kalıntısıdır. Taştan imal eserler çoğunlukla yerel bir hammadde olan çakmaktaşı/radyolaritten yapılmıştır. Aynı zamanda, bu malzemenin elde edilmesi için uzun mesafeli keşifleri veya ticareti gösteren az sayıda obsidiyen parçası da mevcuttur; en yakın kaynak siteden yaklaşık 80 km uzaklıktaki Chikiani'dir. Alanın Neolitik katmanında, Paluri-Nagutni yerleşimlerinde bulunanlara benzer kanca/çengel çıkıntılara sahip aletler görülmektedir. Kazıcılara göre, Mezolitik ve Neolitik malzemeler, yakınlardaki Darkveti alanının IV. ve V. katmanlarındaki buluntu topluluğuyla yakın paralellik göstermektedir. (Chataigner-Badalyan vd. 2014: 7)

Gürcistan'ın batısındaki Kvirila vadisinde yer alan Darkveti Kaya Sığınağı, Mezolitik'ten Erken Tunç Çağı'na kadar uzanan çok katmanlı bir sitedir. Mezolitik katman (V) ve Erken Neolitik katmandaki (IV) taş alet endüstrisi, piramidal veya mermi biçimli çekirdeklerle dilgi yapma odaklıdır. Ancak iki katman arasında mikrolitler açısından dikkate değer bir fark vardır: Erken Neolitik katmandan, dilgi üzerine yapılmış kısa trapezoidler, Mezolitik katmandan ise asimetrik üçgenler ve sırtlı dilgicikler ele geçirilmiştir. Cilalı balta gibi taş aletler sadece Erken Neolitik katmanda bulunmuştur. Kazı yapanlara göre Neolitik IV. katmanda, evcilleştirilmiş hayvanların varlığı kanıtlanmıştır. Bununla birlikte, bazı araştırmacılar bu sitede evcilleştirilmiş hayvan tanımlanmasından şüphe duymaktadır. (Chataigner-Badalyan vd. 2014: 5)

Batı Ermenistan’daki Kasakh nehrinin orta vadisinde bulunan Kmlo-2 mağarasında, oldukça yoğun şekilde, Erken Holosen Dönem kültürlerine ait buluntu topluluğu ele geçirilmiştir. “Kmlo Aletleri” olarak tanımlanan bu aletler MÖ 9. ve 8. bin yılları arasına tarihlendirilmekle birlikte, Kmlo-2’nin Erken Neolitik Dönem’e ait olduğu ifade edilmektedir. Kmlo-2 arkeolojik merkezi, Güney Kafkasya’nın Erken Holosen Dönemi’nin avcı ve toplayıcı beslenme topluluklarından, tarım ve hayvan ekonomisine dayalı yerleşik topluluklarına kadar uzanan bir süreçte yerleşimcilere ev sahipliği yapmıştır. “Kmlo Aletleri” üzerinde yapılan karşılaştırmalı analizlerde, hammaddenin Tsaghkunyats, Arteni, Gutansar, Hatis ve Geghasar gibi yataklardan geldiği; benzerlerinin ise Yakın Doğu’da Shimshara ile Çanak-Çömlek Öncesi Neolitik Dönemi’ne tarihlendirilen Çayönü ve Cafer Höyük yerleşmelerinden de tanındığı belirtilmektedir. Ancak, iki bölgede de bulunan bu aletlerden Çayönü’ndekilerin taş endüstrisi için, Güney Kafkasya’dakilerin ise organik malzemelerin kesilmesi için üretildikleri açıklanmıştır. Kmlo-2 ya da “Kmlo Aletleri” olarak tanımlanan taş endüstrisi, Gürcistan’ın Çanak Çömlek Öncesi Neolitik Dönemi’ne tarihlendirilen “Paluri-Nagunty” kültüründe de tespit edilmiştir. Bu aletler “kanca benzeri aletler (hook-like tools) ile benzerlik göstermektedir. (Babazade 2016: 76-77) Kmlo-2'nin taş alet endüstrisinin, dilgi-dilgicik çekirdeklerine uyumlu çok sayıda dilgi ve dilgicik bulunması nedeniyle dilgi odaklı olduğu görünmektedir. Kmlo-2 buluntu topluluğunun önemli bir özelliği, mikrolitlerin bol miktarda olmasıdır. Hilâl biçimliler ve trapezoid-dikdörtgenler gibi çeşitli formlar mevcuttur, ancak sırtlı dilgicikler ve çeşitkenar üçgenler çoğunluktadır. (Chataigner-Badalyan vd. 2014: 8)

Kuzeybatı ve Merkezi Kuzey Kafkasya’da bazı Neolitik yerleşmeler keşfedilmiştir. Alıntı yapılan kaynaklarda bu dönem hakkında özetle şu bilgiler yer almaktadır:

Kuzeybatı Batı Kafkasya'da en bilinen Kamennomostskaya ve Nijni-Şilovskaya yerleşimlerine ek olarak, Neolitik buluntuların Chygai Kaya Sığınağı ve Barakayevskaya Mağarası’nda var olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Gubs-7 (Satanay) Kaya Sığınağı’nda elde edilen radyokarbon tarihler, üst katmanların takvim yaşının 8500 ile 9000 yıl öncesi (GÖ 8815-7780) arasında olduğunu göstermektedir. Bu veriler, Kuzeybatı Kafkasya'da 9000 ile 8000 yıl öncesi arasındaki dönemde, muhtemel bir yerleşim yerinin varlığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, bu hipotezi doğrulamak için yeni araştırmaların yapılması gerekmektedir. Mezmaiskaya Mağarası Katman-3 buluntularından 7500-6200 yıl öncesi tarihleri elde edilmiştir. Mağarada bu döneme ait en eski tarih Katman-1’deki kemikten elde edilmiştir ve yaklaşık 8000 yıl öncesine aittir. Katman 1-2 buluntuları, böylesine küçük bir alan için oldukça fazla sayıda çakmaktaşı eserler koleksiyonu içermektedir. (Golovanova-Doronichev vd. 2016: 7- 8, 17)

Neolitik devrinin açıkça gözlenebildiği bir yöre, Nalçik yakınlarında Ahubek (Agubekov) köyüdür. Ahubek insanı çit duvarlı, çamurla sıvanmış evlerde yaşıyordu. Kemik, boynuz ve taştan yapılmış birçok alet ilkel değirmenlerde tahıl öğütmekte kullanılıyordu. Dişleri çakmak taşından yapılmış oraklar da bulundu. Ahubek’te çamurdan yapılmış yüzden fazla araç bulundu. En ilginci ise çamurdan yapılmış kadın heykelidir. Bu dönem insanı kadını bereket kaynağı olarak görüyordu. Bugün Nalçik şehrinin olduğu yerde Neolitik döneme ait 147 adet mezar taşı bulundu. (Dumanış 2004: 110)

Neolitik dönemin en belirleyici özelliklerinden birisi de tarım ve hayvancılığın başlamasıdır…

Ancak bu tarihsel dönüşümün öncesinde, Holosen dönemde küresel ölçekte bir dengeye kavuşan iklimsel sistemde, kuzey yarıkürenin bitki örtüsünün değişmesiyle birlikte belirli bölgelerde yabanıl arpa, buğday ve darı gibi bozkır bitkilerinin açılım-yayılım gösterdiğini, tekraren vurgulamak gerekir. Söz konusu bölgelerde yaşayan avcı ve toplayıcı toplulukların bu bitkilerin başaklarını toplamaya-işlemeye-ekmeye başlamasıyla tarımın önü açılmış oldu. Yerleşik düzene geçişin de başladığı bu dönemde ilk evcilleştirilen tahıl türleri arpa, buğday ve darı olmuştur. Yabanıl tahıl toplayıcılığından, evcilleştirilmiş tahıl üretimine ve avcılıktan koyun, keçi gibi küçükbaş hayvanların evcilleştirilmesine geçiş, bölgesel/çevresel özellikler nedeniyle farklı tarihlerde gerçekleşmiştir. Tarıma dayalı Neolitik yaşamın ortaya çıkışı ve gelişimi konusunda bugüne dek bazı merkez veya bölgeleri öne çıkaran çeşitli tezler ortaya atılmıştır. Örneğin P. Dolukhanov konuyla ilgili şu genel bilgileri vermektedir:

Bütün veriler bir araya toplandığında, günümüzden yaklaşık olarak 10.000 ila 8000 yıl öncesi arasında, tarım ve hayvancılığa ilişkin öğelerin Ortadoğu’nun belli bölgesinde ortaya çıkmış olduğu anlaşılmaktadır. Besin üretimine tedricî olarak geçiş, insanın bütün etkinlik alanını büyük ölçüde etkileyecek biçimde, tarihöncesi insanlığın üretici güçlerinin gelişiminde önemli bir değişmeye işaret etmektedir. Tarıma geçişe ilişkin zaman aralığı, yani 10-8 bin yıl öncesi, sıcaklığın ve nemliliğin büyük ölçüde yükseldiği bir döneme karşılık gelmekteydi. Arkeolojik bulgulardan ortaya çıkan en önemli sonuçlardan biri, aynı bölgedeki daha eski yerleşmelerle ilk tarım yerleşmeleri arasında görülen kültürel sürekliliktir. Bir başka deyişle besin üretimine geçiş, dışarıdan dikkate değer herhangi bir etki olmaksızın, yerli toplulukların gelişiminin bir sonucuydu. (1998: 232-234)

Ancak özellikle Anadolu coğrafyasındaki kazılarda elde edilen son veriler, yeni modellemelerin önünü açmıştır. B. Düring bu konuda şunları yazmaktadır:

Uzun süredir (güney) Levant’ın Yakındoğu’da Neolitik geçişin gerçekleştiği ana bölge olduğu düşünülmekteydi. Bu kurguda, insanlar Seramiksiz Neolitik A’da, MÖ 9500 ile 8700 arasında tahıl yetiştiriciliği ile deneyimlere başlamış; bu da sonraki MÖ 8700 ile 7000 arasında Seramiksiz Neolitik B’de tam ölçekte tarımın oluşmasıyla sonuçlanmıştır. Neolitik geçişin bu modeli, Yakındoğu Neolitiğinin senteze dayalı literatürün birçok yerinde yerleşmiştir. Ancak bu hâkim modelle ilgili bazı sorunlardan birisi de; ilk evcil mahsuller, MÖ 8700 ile 8200 arasına tarihlenen erken Seramiksiz Neolitik B döneminde ortaya çıkar ve ağırlıklı olarak Levant’taki Seramiksiz Neolitik A yerleşmelerinden ziyade güneydoğu Türkiye’de bulunur. Bazı arkeologlar artık Bereketli Hilal’in kuzey Suriye ve Güneydoğu Anadolu’dan oluşan zaman zaman “altın üçgen” denen orta kısımlarının öncelikli olduğunu öne sürse de, çoğu araştırmacı artık bitki ve hayvanların evcilleştirilmesinin, Toros ve Zagros etekleri ile belki de Kıbrıs dahil, çok daha geniş bir bölgede gerçekleştiği konusunda hemfikirdir. (2016: 64)

M. Özdoğan alıntılar yaptığımız makalesinde Nelitik döneme dair tezlerde son yıllarda öne çıkan “Anadolu etkisini” şu cümlelerle ifade etmektedir:

Anadolu’da gerçekleştirilen Neolitik Dönem kazılarının çevremizdeki ülkelere göre sayıca çok az olması, ortaya çıkan buluntuların ilginçliğine karşın Neolitik yaşam biçiminin oluşum ve gelişimi açısından taşıdığı önemin anlaşılmasını geciktirmiştir. Anadolu’nun Neolitik Dönem açısından taşıdığı önemin gereği gibi kabullenilmesi ve bunun da ötesinde Neolitik yaşamın başlangıcı ile ilgili kuramların Anadolu’ya göre değiştirilerek uyarlanması ancak yakın bir tarihte gerçekleşmiştir. Çayönü uzun bir süre Güneydoğu Anadolu’da Neolitik Döneme ait tek kazı yeri olarak kalmıştır. Ancak son yıllarda yapılan kazıların sayıca artması, hem Çayönü’nün kültür tarihi açısından taşıdığı önemi vurgulamakta hem de Neolitik Dönem ile ilgili görüşlerimizin köklü olarak değişmesine neden olan önemli bulguları ortaya çıkarmıştır. (2018: 22)

Yakın coğrafyalarda ortaya çıkan Neolitik dönem tarımsal üretim modeli, önceki dönemlerden beri var olan karşılıklı ilişkilerin de etkisiyle, zaman içinde, Kafkasya’ya ulaşmıştır. Bununla birlikte, Kafkasya’da birçok yabanıl tahılın zaten yetişmekte olduğu bilgisi de kaynaklarda yer almaktadır. Görünen odur ki yerel ve dışsal etkenlerin birleşimiyle tarım ve hayvancılık bölgede başlamış oldu.

MÖ yedinci ve altıncı binyıllar boyunca çiftçilik, Bereketli Hilal ve Orta Anadolu’nun doğusundaki merkezi bölgelerden Orta Asya’ya, batısında yer alan Batı Anadolu’ya ve Balkanlara doğru yayılmıştır. Çiftçilik teknolojisinin kademe kademe genişlemesi, radyokarbon kronolojisiyle açıkça ortaya konulmaktadır. Genetik çalışmalar ise bitkilerin, hayvanların ve insan popülasyonun batıya doğru hareketini göstermektedir. Karadeniz, ilk çiftçiliğin yayılma sürecinin dışında kalmış olmalıdır; çünkü kıyı bölgesinin büyük bir kısmında çevre koşulları tahıllar ve toynaklı evcil hayvanlara dayalı basit çiftçilik için elverişsizdir. Gerçekten de arkeolojik kayıtlar Kafkasya’nın, Anadolu’nun, Balkanlar’ın kıyı bölgelerinin ve Doğu Avrupa otlaklarının çiftçiliğe entegrasyonunun geç olduğunu göstermektedir. Yine de Erken Holosen boyunca deniz seviyesindeki yükselişin kıyıdaki en eski çiftlik yerleşim alanına dair izleri tamamen yok etmiş olabileceğini akılda tutmak önemlidir. (Ivanova 2020: 49)

Çiftçi ekonomisi Kafkasya’nın dağlık alanlarındaki vadilere 7.binyılın sonları ile 6.binyılın başlarında girmiştir. Kafkasya, çok sayıda tarıma alınmış bitkinin anavatanıydı. Şimdi bile buralarda diğer meyveler kadar, yabanî buğday, arpa, çavdar ve üzüm türleri yetişmektedir. Gerçi, çiftçi ekonomisinin en eski belirtilerinin özelliklerini gösteren ve arkeolojik olarak belgelenmiş tarım, bir bütün olarak, Orta ve Güney Kafkasya’da ortaya çıkmıştı. Bir besin ekonomisinin tedricen ortaya çıktığını düşündürebilecek bütün önceki Mezolitik veya Erken Neolitik yerleşmelerini bulma girişimleri şu ana kadar başarısız kalmıştır. (Dolukhanov 1998: 301)

Kafkasya'da tarımın ve Neolitik yaşam tarzının başlangıcına ilişkin en açık kanıtlar, Kura ve Aras havzalarında (Aratashen-Shulaveri-Shomutepe Kültürü), MÖ 6. binyılın başlarına tarihlenmiştir. Çeşitli kültürel unsurlara (örneğin; çiftçilik, hayvan sürüleri gütme, alet yapımından arta kalan basınçla koparılmış parçalar-pullar, Mezopotamya’dan ithal çanak-çömlek) dayanarak, Batı Asya'daki Neolitik kültürleriyle Aratashen-Shulaveri-Shomutepe kültürü arasında bağlantılar olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Bununla birlikte, Aratashen-Shulaveri-Shomutepe kültürünün diğer unsurları, en alt seviyesinde çanak-çömleğin bulunmaması, çıplak buğdayın bolluğu ve koyun ve sığırların genetik çeşitliliği gibi, MÖ 6. binyılın başlarında, Güney Kafkasya kültürlerinin Batı Asya’nın kültürleriyle karşılaştırıldığında kayda değer bir özgünlüğü olduğunu göstermektedir. (Chataigner-Badalyan vd. 2014: 28)

Aratashen-Shulaveri-Shomutepe kültürünün alanlarında, 1960'lı yıllardan 1980'li yıllara kadar bulunmuş evcilleştirilmiş kabuğu soyulmuş ve çıplak arpa (Hordeum vulgare), einkorn (Triticum monococcum/kızıl buğday), emmer (T.dicoccum/gernik buğdayı), hekzaploid buğday (T. spelta/kavuzlu buğday, T. aestivum/ekmeklik buğday) ve akdarı (Panicum miliaceum, Setaria italica) türlerini içeren sınıflandırma, bölgedeki geniş çeşitliliğin kanıtıdır. Bununla birlikte bu tespitlerin bazıları sorgulanmıştır. Bu türlerin hepsi MÖ 8. binyıl ile 7. binyıl arasında Batı Asya'nın kuzey kesimlerinde yetiştirildi ve bunların çoğunun Kafkasya'ya girmiş olması muhtemel görünüyor. Bununla birlikte, son kazılar Neolitik Kafkasya'da tahıl ekiminin bir miktar özgün olduğunu doğrulamıştır: Hekzaploid buğday (T. aestivum), emmer buğdaya (T. dicoccum) oranla büyük ölçüde hâkimdir ve einkorn (T. monococcum) çok nadirdir. Çıplak arpanın (Hordeum vulgare) yetiştirilen başlıca ürün olduğu ve buğday yüzdesinin ise çok düşük olduğu Mil ovası kültüründe (Kamiltepe) bile tespit edilen tek buğday Triticum aestivum'dur (ekmeklik buğday). Bu başakları kolay harman olan buğday özellikle önemlidir, çünkü aynı dönemde Batı Asya'daki Neolitik bölgelerde oldukça nadirdir (MÖ 7. binyıl–6. binyıl). Bu kanıtlar, tüm evcilleştirilmiş bitkilerin Batı Asya'dan getirilmediğini ve fakat bazı türlerin yerel olarak evcilleştirilebildiğini göstermektedir. Dağıstan'daki Çokh yerleşiminin Neolitik katmanı, kültürel materyallerin Aratashen-Shulaveri-Shomutepe Kültürü ve Sialk-1 Kültürü ile paralelliklerine bağlı olarak, muhtemelen, MÖ 6. bin yıla aittir. Dahası, bu katmanda ortaya çıkarılanlar arasında tamamen evcilleştirilmiş tahılların varlığı ve yabani çeşitlerin yokluğu, bir ithalatı (dışarıdan getirilmiş olmasını) akla getirmektedir. Tarımın yerel olarak kalkınması hipotezi ise desteklenmemektedir. (Chataigner-Badalyan vd. 2014: 25-26, 28)

Olağanüstü uygun çevre koşulları ve Ortadoğu uygarlıklarına yakınlığın özendirici etkisi sayesinde Kafkasya’da, en azından MÖ 5. binyılın başlarında, tarım üretimi kesinlikle şekillenmişti. Batı Kafkasya’da, Ön Asya bağlantıları ve güneyin etkisiyle erken çağda tarım üretimi gelişmiştir. Bu gelişme, daha Taş Devri sonlarında güneyden bir miktar nüfusun göçüyle ilgili olabilir. (Betrozov 2009: 57)

Kafkasya Geç Neolitik dönem tanımlamalarında taş aletlerin yanı sıra tarım ve hayvancılılık, seramik üretimi ve yerleşim mimarisine dair buluntular göz önüne alınmaktadır. Özellikle Güney Kafkasya’da ortaya çıkarılan kalıntılar üzerinde yapılan çalışmalarda bazı bölgesel kültür tanımlamaları yapılmıştır. Kaynaklarda bu dönem hakkında özetle şu bilgiler yer almaktadır:

Batı Gürcistan’da, ‘Gelişmiş Neolitik’ olarak adlandırılan Makhvilauri yerleşmesinin envanteri içinde, dibek taşları ve havanelleri kadar, cilâlı kelt (Taştan ya da tunçtan yapılmış balta, keser ve çapa için kullanılan genel bir addır. ZK) aletler, ‘Soçi-Adler tipi’ taş çapalar da bulunmaktadır. Aynı zamanda, Makhvilauri ve buna benzer yerleşmeler (Nijni-Şilovskaya, Kistrik, Anaseuli, Mitsisthikhe) mikrolitlerin (trapezoitler ve hilâl biçimliler) bolluğuyla ve çontuklu dilgilerin bulunmasıyla bilinir. Bu yerleşmelerdeki mikrolit varlığına dayanarak A.A. Formozov (1965) bunların Doğu Akdeniz Natufyeni ile benzerliklerini tartışmıştır. (Dolukhanov 1998: 313)

Güney Kafkasya’da tespit edilen Geç Neolitik Dönem merkezleri sayıca fazla olmamakla birlikte, geniş bir coğrafyaya yayılmalarından dolayı, kendi içerisinde kültürel farklılıklar göstermektedir. Arkeolojik buluntuların benzerlik ve farklılıkları dikkate alınarak bölge, kuzeyde Orta Kura Havzası ve güneyde Aras Havzası olmak üzere iki kültür bölgesine ayrılarak tanımlanmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda, Güney Kafkasya’nın tarım ekonomisine dayalı ilk yerleşik topluluklarının, Küçük Kafkas Dağlarının kuzeyinden geçen Kura Nehri ve güneyinden geçen Aras Nehri ile nehir vadileri etrafında yerleştikleri belirlenmiştir. (Babazade 2016: 52)

Orta Kura Havzası olarak tanımlanan bölgedeki araştırmalar sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, bölgenin kültürü “Shomutepe-Shulaveri Kültürü” olarak isimlendirilmiştir. Bu kültür, Gürcü yayınlarında “Shulaveri Kültürü”, Azerbaycan kaynaklarında “Shomutepe Kültürü” ve Ermeni yayınlarında ise “Shulaveri-Shomutepe-Aratashen Kültürleri” olarak adlandırılmıştır. Genel olarak ele alındığında, Orta Kura Havzası’nda yer alan birçok Geç Neolitik Dönem yerleşmesi, sahip oldukları benzer özellikler nedeniyle “Shulaveri-Shomutepe Grubu” (Shomutepe, Shulaveri, Toyre Tepe, Baba-Dervish, Gargalar Tepesi, Menteş Tepe, Göytepe) içerisinde değerlendirilmektedir. Bu kültürel yapılanmanın M.Ö. 6. binyılın üçüncü çeyreğine kadar (M.Ö. 6000–5200) devam ettiği tespit edilmiştir. (Babazade 2016: 60)

Gürcistan’da Tiflis yakınlarında Kvemo Kartli bölgesindeki Aruchlo yerleşiminde insana ait ilk yaşam izleri, MÖ 5800-5200 yılları arasına, yani Geç Neolitik Dönem’e tarihlendirilmektedir. Yerleşim, Güney Kafkasya’nın Orta Kura Havzası’nda yer almaktadır ve erken tarım ve hayvancılık ile üretim teknolojisinin ortaya çıktığı Shomutepe-Shulaveri Kültür Grubu’nun kuzey yerleşimlerinden birini oluşturmaktadır. Taş alet endüstrisinin büyük çoğunluğu obsidiyenden üretilmiş bıçaklar oluşturmaktadır. Geç Neolitik Dönem’de yerleşik ve üretici topluluklar için obsidiyenden yapılan aletler ve çakmaktaşından dilgiler günlük hayatın yaygın kullanılan aletleridir. Diğer taraftan Aruchlo’da obsidiyenin bu kadar yoğun ölçekte kullanılmasının nedeni, Kafkasya’nın en büyük obsidiyen kaynağı olan Chikiani’nin (Paravani Gölü) 60 km kuzeybatısında konumlanmasıdır. Aruchlo’da ele geçen kemik ve boynuzdan yapılmış aletler sayıca fazladır. Kemikten yapılmış aletler arasında yer alan kısa sivri bızlar yoğun olarak kullanılmıştır. Yerleşimde dokumacılığı işaret eden bazı kemik aletler de vardır. Shomutepe-Shulaver Grubu’nda yoğun şekilde kullanılan boynuzdan yapılmış olan çekiç ve çapalar, özellikle Aruchlo yerleşiminde geniş bir yelpaze gösterir. (Babazade 2016: 66, 71-72)

Batı Gürcistan’da Anaseuli-1'nin taş endüstrisi hem obsidiyen hem de çakmaktaşı kullanılarak dilgi üretmeye yöneliktir. Analizlere göre obsidiyen (%50 civarında) 150 km uzaklıktaki Güney Gürcistan'daki Chikiani'den gelmekteydi. Alandan elde edilen kısa simetrik trapezoitler (enine ok uçları) ve orak şeklinde bıçaklar, tanımlayıcı aletlerdir. Bu son alet tipi, Anaseuli-1'de tahıl ekimi ve biçme denemelerinin yapılmış olabileceğinin göstergesi olması nedeniyle önemlidir. Ayrıca cilalı balta ve öğütücü gibi öğütme taş aletler bulunmuştur. Anaseuli-I’in kömür tarihleri bu siteyi MÖ 5746-5595 yılları arasına konumlandırmakta ve bu da Aratashen-Shulaveri-Shomutepe'nin Geç Neolitik kültürüyle çağdaş olduğunu göstermektedir. (Chataigner-Badalyan vd. 2014: 4, 9)

Ermenistan’da yapılan araştırmalar dikkate alındığında, bölgede Neolitik Dönem’e ait iki farklı kültürün bulunduğu anlaşılmaktadır. Birincisi, Batı Ermenistan’ın yüksek düzlüklerindeki mikrolit endüstrisiyle tanımlanan Kmlo-2 Kaya altı sığınağıdır ve Mezolitik/Erken Neolitik Dönem Kültürlerini yansıtmaktadır. Bu kültürler M.Ö. 5. bine kadar yerel olarak gelişmişlerdir. İkincisi ise, Orta Kura Havzası’nda, M.Ö. 6. binyıl boyunca yaygın olan Shomultepe-Shulaveri grubuna dahil olan kültürlerden yerel özellikler göstererek küçük farklılıklarla ayrılan, Aratashen, Masis Blur ve Aknashen gibi merkezlerde temsil edilen Ararat Ovası Geç Neolitik kültürleridir. (Babazade 2016: 80-81)

Ermenistan’da Neolitik ve Kalkolitik Döneme tarihlendirilen ve bölgenin en iyi bilinen merkezi Aknashen’dir. Ararat Ovası Sev Jur (Metsamor) Vadisinde yer alan Aknashen-Khatunarkh Höyüğü ile güneydoğusundaki Aratashen Höyüğü birbirlerinden 6 km uzaklıktadır. Aknashen’in en alt tabakası olan V. Tabaka ile Aratashen’in IId olarak numaralandırılan tabakaları, M.Ö. 6. binyılın erken dönemlerine aittir. Aratashen’de yapılan araştırmalar sonucunda, bu tabakaların pise tekniği ile yapılan mimarisi, kemik ve taş endüstrisi, kum katkılı hamurla üretilen çanak çömleği gibi kriterler göz önüne alındığında bu döneme ait yerleşimler “Aratashen-Shulaveri-Shomutepe” kültürleri olarak belirlenmiştir. Aknashen Höyüğü’nde, büyük çoğunluğu obsidiyenden oluşmakla birlikte, çakmaktaşı, kuvartz, dasit (dacite) ve jasper gibi kayaçlardan yapılmış aletler bulunmuştur. Obsidiyen taş aletlerin büyük bir bölümünü ise bıçaklar ve kazıyıcılar oluşturmaktadır. Taş bıçakların % 93 gibi yüksek bir oranda olması tarımın önemini işaret etmektedir. Eirkorn, emmer, soyulmuş arpa gibi bitkilerin tarıma alındığı bu merkezde, bıçakların orak olarak, sıyırma ve harman işlerinde kullanıldığı tespit edilmiştir. Bazalt, lav ve tüf gibi püskürük kayaçlar ile granit ve kireç taşından yapılan öğütme taşlarının yanında, çok sayıda vurgu taşı da ele geçirilmiştir. Aknashen’de taş aletlerin bir diğer grubunu da cilalı taşlar ve baltalar-celt oluşturmaktadır. Geç Neolitik Dönem’e tarihlendirilen kemik aletlerin, gündelik hayatta mutfak, av ve dokumacılık işlerinde kullanıldığı belirlenmiştir. (Babazade 2016: 92-94, 97-99)

Azerbaycan’daki Gobustan, Kyaniza ve Firuz kaya sığınaklarında iki katman homojen taş materyaller üretmiştir; alt seviye seramiksizdir (Mezolitik veya Erken Neolitik) ve üst seviye Hazar Denizi'nin doğu kıyısının Neolitik dönemini çağrıştıran sivri tabanlı aletleri içerir. Neolitik döneme ait çukur mezarları Kyaniza'da bulunmuştur. Bununla birlikte, radyokarbon tarihleme ve kültürel materyalin kesin tanımları olmadan, bu buluntular için kronolojik bir atıf imkânsızdır. (Chataigner-Badalyan vd. 2014: 6)

Azerbaycan’ın güneybatısında yer alan Kamiltepe’de 2009 yılında başlatılan ve sistemli bir şekilde yürütülen arkeolojik kazıların ilk çalışma yılında burada Geç Neolitik Dönem’e tarihlenen kerpiç mimariden oluşan platform tespit edilmiştir. Yapılan C14 analizlerine göre Höyük, MÖ 6. bin yılların ortalarına (MÖ 5600-5400) tarihlendirilmiştir. Bu kronoloji Güney Kafkasya Geç Neolitik kültürleri ve özellikle Orta Kura Havzası, Shomutepe-Shulaveri Grubu ile paralellik göstermektedir. Kamiltepe’deki, gri, siyah veya kahverengi füme renkli ve şeffaf obsidiyenden yapılmış taş endüstrisi oldukça zengindir. Kırmızı ve siyah opak ürünlere de rastlanılmaktadır. Taş endüstri üzerinde yapılan analizler sonucunda, ham maddenin Küçük Kafkas Dağlarında bulunan Syunik, Gegham ve Gultansar’dan (Ermenistan) sağlandığı tespit edilmiştir. (Babazade 2016: 83-84, 89)

Azerbaycan’daki Mil Ovası, Aras Havzasının kuzeydoğusunda yer alır ve kuzeyinde Aras, güneyinde Kura Nehri’nin arasında kalan düz yaylalardan oluşur. Bu alanda Geç Neolitik Dönem’e tarihlendirilen kerpiç mimari, boyalı çanak çömlek, kemik ve taş endüstrisini yansıtan arkeolojik malzemenin ele geçtiği vurgulanmıştır. Ele geçen, arkeolojik verilerden (materyal kültür, paleozooloji ve paleobotanik) yola çıkılarak, Mil Ovası’nın Neolitik topluluklarının komşu coğrafyalarla, Orta Kura Havzası, Kuzeybatı İran ve Kuzey Mezopotamya kültürleriyle, iletişim ve etkileşimde oldukları bir dünyada yaşadıkları anlaşılmıştır. (Babazade 2016: 85)

Güney Kafkasya’nın Geç Neolitik Dönem’deki Neolitikleşme sürecinin önemli bir göstergesi olan yerleşim mimarisi, yarım daire ve dikdörtgen planlı, bazen taş temel, bazen de ana toprak üzerine kerpiçten inşa edilen yapı biçimlerinden oluşmaktadır. (Babazade 2016: 25) Shomutepe-Shulaveri Kültürü bölgesinde hakim olan mimari; saman katkılı kerpiçten yapılmış ana toprak üzerine inşa edilmiş yuvarlak ya da oval planlı evlerdir. (Babazade 2016: 61) Kamiltepe’nin en büyük özelliği, bugüne kadar Güney Kafkasya’dan bilinmeyen, kerpiç örgülü yuvarlak planlı bir mimari yapı sistemine sahip olmasıdır. Kerpiç platformdaki 13 sıra kerpiç örgüden oluşan yapı tekniği, Güney Kafkasya Geç Neolitik Dönem’de örneğine diğer merkezlerde rastlanılmayan bir mimari öğe olarak karşımıza çıkmaktadır. Platform çevresindeki bitişik yuvarlak ve dikdörtgen “odalar” içinde bulunan arkeolojik buluntular (taş ve kemik aletler, boyalı çanak çömlek parçaları, süs eşyaları, zooarkeolojik kalıntılar, deniz kabukluları) yapının günlük yaşamdaki işlevselliğini öne çıkarmaktadır. (Babazade 2016: 85)

Kuzeydoğu Kafkasya’da Neolitik döneme ait buluntulara dair kaynaklarda şu bilgiler vardır:

Büyük Kafkas Dağları'nın kuzeydoğu yamacında yer alan Çokh bölgesinde (Dağıstan), iki Mezolitik katman (E-D) ve bir Neolitik katman (C) ortaya çıkarılmıştır, sırasıyla MÖ 8.-7. binyıl ile 6. binyıla atfedilmiştir. Bununla birlikte radyokarbon tarihleri mevcut değildir. Dağıstan’daki Çokh yerleşiminin Neolitik katmanında (C), koridoru andıran bir girişi olan büyük taş binada bol miktarda materyal ortaya çıkarılmıştır. Mezolitik katmanlardan çıkarılan taştan materyallerde süreklilik açıktır: çeşitkenar üçgenler hala baskındır ve küçük dilgiler yaygındır. Öğütme taşları ve çanak çömlekler de (mineralle sertleştirilmiş yassı tabanlı kaplar) görülmektedir ve iki topuz-yumru süslemeli bir çanak çömlek parçası, Aratashen-Shulaveri-Shomutepe kültürünü çağrıştırmaktadır. Oyulmuş karo şekillerle süslenmiş kemik orak tutamaklar, İran platosundaki Sialk-I (MÖ 6. binyıl) kültürü ile yakın benzerliktedir. (Chataigner-Badalyan vd. 2014: 6, 23-24)

Dönem insanlarının yerleşim bölgelerinden birisi olan Abhazya’nın Neolitik Çağı hakkında kaynaklarda özetle şu bilgilere yer verilmiştir:

M.Ö. 6.binyılda, Kuzeydoğu Karadeniz sahil nüfusu, insanların yemek bulma yöntemlerinde köklü değişikliklerin gerçekleştiği, yani avcı ve bitki toplayıcıların üretime yönelik olmayan toplama ekonomisi yerine tarım ve hayvancılığın geldiği Neolitik çağa veya yeni taş devrine ayak basmıştır. Abhazya topraklarında Neolitik çağa ait 20 civarında buluntu noktası mevcuttur. Neolitiğin erken merhalelerinde hala mağara barınakları kullanılıyordu (Darı tahılının bulunduğu Apiança mağarasının üst katmanındaki barınaklar). Fakat daha sonraları ahşap evler inşa etmenin yaygınlaştığı ortamda evler artık, doğal olarak, nehir kıyılarındaki ve taraçalardaki açık alanlara yapılmaya başlanmıştı (Lemsa, Kistrik, Çhortoli vb.). Lemsa yerleşimi, Pınarlı Boğaz yakınlarındaki dağın güney yamaçlarına bakan meyilli bir yerde bulunur (Günümüz Tsabal köyünün batı tarafındadır). Yerleşimin sakinleri artık çakmaktaşı levhalarından mamul oraklar, ilkel tahıl kırma aletleri, taş kazmalar kullanıyor, iş aleti parçalarını imal etmek için güney doğuda bulunan bölgelerden (Ermenistan yaylası) volkanik cam, obsidyen elde ederek, basit ticari işlemler gerçekleştiriyordu. Kistrik yerleşim birimi, Guadata’nın batısında, deniz kıyısına yakın küçük Tsabal nehrinin sağ yakasında bulunmaktadır. Alanı dört hektardan fazla olup, Kafkasya’da bilinenler arasında en büyüğüdür. Sakinlerinin esas uğraş türü balık avlama idi. Çok sayıda volkanik camdan mamul alet, komşu bölgelerle yaşanan ekonomik ve kültürel ilişkilerin daha ziyade güneydoğu istikametinde cereyan ettiğini gösterir. (Abhazya Tarihi 2014: 30, 32; Açugba 2015: 8)

Kafkasya Neolitik Çağının yaklaşık ilk iki binyılı Çanak-Çömleksiz Neolitik olarak ele alınmıştır. Süreç içerisinde, çiftçiliğin yaygınlaşmasıyla birlikte yemek yapımında, gıdaları muhafaza etmede veya daha farklı alanlarda kullanılmak üzere çeşitli çanaklar ve çömlekler yaygın olarak imal edilmeye başlanmıştır. Bu nedenle dönemin kalan bölüm Çanak-Çömlekli Neolitik şeklinde adlandırılmıştır.

Kafkasya Neolitiğinin en önemli özelliği çanak çömlek kullanımıdır. Doğu grubunda organik karışımın baskın olduğu ve batıda tek mineralin varlığı fark edilmektedir. Seramiklerin çoğu bezemeli olmamakla birlikte, üzerinde kalıp şekiller yapıştırılmış, çizilmiş ve boyanmış bezemeler de vardır. Seramikler üzerindeki süslemeler/desenler ise önemli bir bölgesel işarettir. Kuzeybatı grubu seramiklerin üzerinde oluklu süslemeler de bulunmaktadır. Güneybatı ve doğu gruplarının seramikleri için kalıplanmış ve kesilmiş süslemeler tipik değildir, ancak burada boyalı seramikler bulunur. Doğu grubunun anıtlarında, boyalı seramik miktarı zaten daha fazladır ve bazı durumlarda arkeolojik olarak bütün halde boyalı kaplar bulunmuştur (Kültepe, Alikemek Tepesi, Kamiltepe). Boyalı seramiklerdeki benzeşmeler Orta Doğu'ya işaret etmektedir (Halaf kültürü, Yanık Tepe, Dalma Tepe). (Cherlenok 2013: Проблема раннего неолита Кавказа/Kafkasya'nın Erken Neolitik Dönemi Sorunu)

Batı Kafkasya Neolitiği’nin maddi buluntu topluluğu çanak-çömleği de içermektedir. Bunlar, kum ve çanak-çömlek kırığı katkılı, kilden yapılmış, kaba keramik parçaları, düz dipli dik kenarlı kaplardır. Çanak-çömlek buluntu topluluğu, birkaç kap türünün Ön Kafkasya’da bulunmuş basit mal gruplarına benzemesine karşın, Orta ve Güney Ön Kafkasya’daki Kalkolitik mal gruplarından açıkça farklıdır. Herhangi bir yapı kalıntısı bildirilmemiştir. Batı Kafkasya Neolitiği’nin geçim örüntüsü de yeterince açık değildir. Saptanmış hayvan kalıntıları topluluğu yabanî türlere (kızıl geyik, alageyik, boz ayı, tavşan, yabanî kedi ve su samuruna) aittir. Aynı zamanda bazı yerlerde evcilleştirilmiş hayvanların (koyun keçi, sığır, domuz ve köpeğin) var olduğu da görülmüştür. (Dolukhanov 1998: 313-314)

Kafkasya'nın komşu bölgelerine atıfta bulunarak, Küçük Kafkaslarda seramik üretimi, mimarisi, tarımı ve diğer karakteristik özellikleriyle (Shomutepe-Shulaveri Kültürü) Geç Neolitik dönemin temsil edildiği belirtilmelidir. Azerbaycan ve Ermenistan'ın en eski Geç Neolitik dönemi 8000-7500 yıl [kal.] öncesine kadar uzanıyor. Ayrıca Azerbaycan'da 7500 yıldan [kal.] daha eski olmayan Kamiltepe Kültürü ile Azerbaycan, Ermenistan, Güney Gürcistan, Kuzeybatı İran ve Doğu Anadolu’da 7000 yıl [kal.] önce yayılan Sioni Kültürü öne çıkmaktadır. (Golovanova-Doronichev vd. 2016: 16)

Orta Kura Havzası’ndan ele geçirilen malzemelerin önemli bir bölümünü çanak çömlek kalıntıları oluşturmaktadır. Shomutepe-Shulaveri grubunun çanak çömlekleri çoğunlukla iri kum ve obsidiyen/çakmaktaşı parçaları katkılı, bezeli monokrom kaplardan oluşmaktadır. Orta Kura Havzası’nın çanak çömleği, kahverengi kırmızımsı, koyu gri ve turuncu renklerde olup, dış yüzeyleri perdahlı ya da bazı örneklerde olduğu gibi perdahsızdır. Çok çeşitli olmakla birlikte, çanak-çömlek topluluğunun genelde kap, kâse, çanak ve sürahi formundaki kaplardan oluştuğu söylenebilir. (Babazade 2016: 62)

Aruchlo’da ele geçirilen çanak çömleklerin büyük bir çoğunluğu yerleşim için karakteristik olan dik gövdeli kaplardan oluşmaktadır. Yerleşimde üretilen çanak çömlek topluluğu, yoğun olarak mineral katkılı (küçük tanecikli bazalt, kum tanecikleri ve bazen de obsidiyen parçalar) hamura sahiptir ve yüzeyleri perdahlamıştır. Düzgün şekillenmiş ve iyi fırınlanan kaplar daha sık görülmekle birlikte, kapların dış yüzeyi hafif kırmızı veya pembemsi renkte ve perdahlıdır. (Babazade 2016: 70)

Genel olarak değerlendirildiğinde, Aras Havzası’nın coğrafi bakımdan Güneybatı Asya’ya yakın olması kültürel ilişkileri de etkilemiş olmalıdır. Yakın Doğu’da oldukça yaygın bulunan Samarra, Hassuna ve Halaf Dönemi perdahlı ve boyalı kapları, bu bölgede de bulunmuştur. Çanak çömlek yanında, aynı zamanda aletlerin bir kısmının da ithal edildiği belirtilmiştir. Bu durum, Yakın Doğu ürünlerinin oransal açıdan fazla olmamasına rağmen, kültürlerin birbirlerinden haberdar olduklarını işaret etmektedir. (Babazade 2016: 80)

Aknashen’de, 7196 çanak çömlek parçası bulunmuştur. Bunların arasından 6340 tanesi (% 88) Neolitik ve Kalkolitik Dönem tabakalarından ele geçirilmiştir. Çanak çömlek topluluğundan yalnızca dokuz tanesinin ithal olduğu belirlenmiştir. Oldukça yüksek kalitede üretilmiş olmalarından dolayı, bu parçaların ithal olduğu ileri sürülmektedir. Nitekim, kapların benzerleri M.Ö. 6.binyılın ilk çeyreğinde Kuzey Mezopotamya Bölgesinde Hakemi Use yerleşiminde, Güneydoğu Anadolu Bölgesi yerleşimlerinde, Shimshara (Kuzey Zagros) ve Tell Sabi Abyad (Kuzey Suriye) gibi yerleşimlerde de tespit edilmiştir. (Babazade 2016: 95-96)

Kamiltepe’deki en zengin buluntu grubunu çanak çömlek buluntuları oluşturmaktadır. A.A. İessen, Mil-Karabağ, Kültepe (Nahçıvan) ve Muğan Steplerindeki yerleşim yerlerinde ele geçen boyalı çanak çömlek mallar için “Mil Steppe Painted Ware” tanımlaması yapmış ve bunları güney coğrafyada yer alan Güneydoğu İran (Tepe Sialk) yerleşimi malları ve Kuzey Mezopotamya Halaf Dönemindeki benzerleriyle karşılaştırmıştır. Kamiltepe’de, çanak çömlek topluluğu boyalı ve boyasız olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Boyalı çanak çömlek örnekleri, Aras Havzası, Nahçıvan, Aşağı Karabağ, Mil, Muğan Ovası (Kültepe, İsmayılbey Tepe, Çalağantepesi, Alikömektepe) yerleşim yerlerinde yoğun olarak görülen mal gruplarıyla benzerlik göstermektedir. Bu çanak çömleklerin üzerindeki desen ve süslemeler Aras Havzası dışında, Hazar Denizi, Urmiye Gölü Havzası ve Kuzey Mezopotamya’da yaygın olarak görülen Halaf çanak çömleklerinde de bulunmaktadır. Bu benzerliğin görülmesi, bölgelerarası ilişkilerin varlığına işaret ettiği şeklinde yorumlanmaktadır. (Babazade 2016: 87-88)

Neolitik döneme buluntulara göre Kafkasya ile Orta Doğu-Anadolu arasında çeşitli benzerlikler tespit edilmiştir ve bu benzerliklerden yola çıkılarak bu bölgeler arasında bağlantılar olduğu öne sürülmektedir. Aynı zamanda kaynaklarda Kafkasya coğrafyasının kuzeyindeki ve güneyindeki Neolitikleşme süreçleri arasında bazı farklılıklar olduğuna dair vurgular da vardır. Mezolitik dönemde var olduğu iddia edilen Kuzey Kafkasya ile Kırım bağlantısı, Neolitik dönemde de devam etmiş gibi görünmektedir.

Neolitik dönemde Kafkasya’nın bazı bölgeleri epeyce izole olmuş ve kopuk görünür; örneğin Kuzeydoğu Kafkasya’nın Neolitik malzemesi, Batı Kafkasya’da bulunmuş Neolitik malzemeden çok farklıdır. (Betrozov 2009: 54)

Hem Kuzeybatı Kafkasya hem de Kafkasya'nın bir bütün olarak Neolitikleşme süreci, Orta Doğu bölgesi ile ayrılmaz bir şekilde bağlantılıdır. Kafkasya'daki Neolitik dönemin oluşumuyla ilgilenen tüm araştırmacılar, bu iki bölgenin çok sayıda kültürel benzerliğine işaret etmektedir. (Golovanova-Doronichev vd. 2016: 5)

Ahubek yerleşiminde, Akdeniz’den gelen deniz kabukları, Ön Asya’dan gelme birçok değerli taş ve süs eşyası, ölülerle beraber gömülüyordu. Bu da o dönemde bile, Kafkasya insanının Akdeniz çanağındaki ve Anadolu’daki toplumlarla ilişki içinde olduğunu gösteriyor. (Dumanış 2004: 110)

Kafkasya’daki üretim ekonomisi, Ön Asya nüfusuyla sıkı ilişkiler ortamında, kısmen yerli temelde oluşarak, kısmen de güneyden alınan yeni esasları benimseyerek ortaya çıkmıştır. Bu durumda Batı Kafkasya, Doğu Avrupa’nın (Kırım, Ukrayna’nın sol kıyısı) güney bölgelerinde üretim ekonomisinin yaygınlaşmasına önderlik eden ayrı bir kültür bölgesi haline gelmiştir. (Abhazya Tarihi 2014: 30-31)

Neolitik Çağda, bugünkü Dağıstan toprakları üzerindeki halkların Güney Kafkasya ile bağlantıları Merkezi ve Kuzeybatı Kafkasya arazilerinden gelen nüfusa oranla daha güçlü olmuştur. Eskiden olduğu gibi, en yoğun nüfusu olan bölge Kuzeybatı Ön Kafkasya’dır ve orada tespit edilen tarihi anıt kalıntıları, çoğunlukla Güneybatı Kafkasya’da bulunanlarla kıyaslanabilir. Kuban ırmağı bölgesinde bir dereceye kadar Kırım Neolitik Çağının etkisi hissedilir. Anlaşılan, Neolitik çağın yerli halkı, dışarıdan gelen nüfusla birlikte gelecekteki etnik oluşum süreçlerinin alt katman olmuş ve yeni gelenler üzerinden artık yeni etnik oluşumların sonraki bölgesel bölünmesinin temelleri atılmıştır. (Tuallagov 2017: 13-14)

Geç Neolitik Dönemde Güney Kafkasya ile Urmiye Gölü (Kuzeybatı İran), Anadolu ve Kuzey Mezopotamya’daki Hassuna, Samarra ve Halaf kültürleri arasında ilişkilerin bulunduğuna dair veriler ortaya çıkarılmıştır. Orta Kura Havzası merkezlerinde öğütme taşlarının yoğun olarak görülmesi, beslenme modelindeki tarımsal aktivitelerin göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Nitekim C. Hamon, öğütme taşı ve el değirmenleri üzerine yaptığı analizler sonucunda, bu aletlerin tarımsal aktivitelerde uzun süre kullanıldığını tespit etmiştir. Araştırmacı, Shomutepe-Shulaveri grubunun yerleşim yerlerine ait (Shulaveri Gora ve İmiris Didi Gora) üst tabaklardan elde edilen makrolit taş aletlerin, Anadolu’nun Erken Halaf ve Geç Neolitik aletlerine büyük benzerlik gösterdiği sonucuna varmıştır. Hacılar (Anadolu) geç tabakalarından (2-6 tabakalar) ele geçen aşındırıcılar, aşı boyası işleme amacıyla kullanılan öğütücüler, küçük parlatıcılar ve bir oluklu taş nesne, Shulaveri-Shomu grubunda bulunanlarla benzerlik göstermektedir. (Babazade 2016: 59-60, 63)

Üretim teknolojisine dayalı olarak Güney Kafkasya Neolitik toplulukların köken meselesi değerlendirilirken, Ermenistan’da bulunan Kmlo-2 Kaya Sığınağı’ndan elde edilen materyal öğelerin, özellikle mikrolitik taş endüstrisinin, ilk yerleşik üretimci popülasyon olan Aratashen-Aknashen’deki Neolitik topluluklarının mikrolitik endüstrisinden farklılık gösterdiği anlaşılmıştır. (Babazade 2016: 2) Ermenistan Kmlo-2'deki taş alet endüstrisi, Toros ve Zagros Dağları'ndaki Epipalaeolitik ve Çanak-Çömleksiz Neolitik alanlar ile karşılaştırılabilir görünmektedir. (Chataigner-Badalyan vd. 2014: 9)

Neolitik dönemde Kafkasya ile Kuzey Mezopotamya bağlantıları beraberinde nüfus hareketlerini de getirmiştir.

Kafkasya bölgesinde ilk tarımın evrim mekanizması, esas olarak Küçük Asya ve kuzey Mezopotamya’daki mekanizmaya benzer görünmektedir. Fazla nüfusun çekirdek bölgeden küçük ölçekli bir göçü ve bu göçün tarımcı olmayan yerli grupları tedricen besin üreticiliğine geçirişi, hızlı bir nüfus artışıyla ve bölgenin aynı ölçüde hızlı ekonomik ve kültürel bütünleşmesiyle sonuçlanmıştır. Bu nedenle kültür ağı, yoğun ekonomik bağlara, ortak bir ideolojinin kabulüne ve ideo-simgesel normlara dayandırılmıştır. Kültürel bütünlüğünü ve kimliğini korumakla birlikte bu ağ, Ortadoğu’nun tarım bölgeleriyle, özellikle küçük Asya ve küçük Mezopotamya ile çoklu ilişkilere girmişti. Obsidiyen ticareti ekonomik etkileşimde önemli bir öğeydi. (Dolukhanov 1998: 308-309)

MÖ 6500-6400 civarı zamanlar, Anadolu Neolitiğinde önemli bir kavşağa işaret etmektedir, çünkü bu dönem, daha önce hiç gıda üretmedikleri veya çok az ürettikleri kanıtlanmış toplulukların alanlarına, yerleşik toplulukların ani ve kitlesel genişlemesine tanıklık etmiştir. Akabinde, Güney Kafkasya'da Neolitik bir yaşam tarzının aniden ortaya çıkması ve MÖ 6000’lerde [kal.] dış kaynaklı evcilleştirilmiş hayvan ve bitki türlerinin bölgeye girişi, aralarında Güneydoğu Anadolu'nun da -Zagros ve Hazar kuşağındakilerle birlikte- en uygun adaylardan birisi olabileceği, komşu bölge Neolitik popülasyonları ile bir şekilde etkileşimini ve nihayetinde onların bölgeye davetsiz girişini akla getirmektedir. (Skourtanioti-Erdal vd. 2020: 1167-1168)

Bu noktada bir parantez açarak, Kafkasya’nın genetik mirası günümüze dek uzanan nüfusunun kaynakları konusuna kısaca bakmakta fayda vardır…

Kafkasya coğrafyasının ilk nüfus kaynağı; günümüzden yaklaşık 60 bin yıl önce Afrika’da yola çıkan, bir zaman Doğu Akdeniz’de ikamet eden ve daha sonrasında muhtemelen Anadolu coğrafyası üzerinden Kafkasya’ya ulaşan Homo sapiens, yani günümüz modern insanı, gruplarıdır. Kafkasya’ya yerleşen ve bölgede Üst Paleolitik dönemi başlatan bu avcı-toplayıcı grupların nüfus yoğunluğunda, günümüzden yaklaşık 25 bin yıl önce başlayan ve etkileri 15 bin yıl öncesine dek devam eden Son Buzul Maksimumu sürecinde sıradağlar boyunca meydana gelen buzullaşmaya bağlı olarak, ciddi bir daralma yaşanmıştır. Son Buzul Çağı’nın bu zorlu koşullarının sona ermesiyle; farklı bölgelerdeki korunaklı alanlarda hayatta kalarak bu dönemi atlatabilen Üst Paleolitik avcı-toplayıcı gruplar, havaların ısınmasının ve mevsimlerin günümüzdeki periyodik düzenine girmesinin sağladığı olumlu koşullar sayesinde, nüfuslarında meydana gelen artış ile birlikte belli bölgelerde yoğunlaşmaya başladılar. Söz konusu avcı-toplayıcı grupların nüfus artışı Epipaleolitik-Mezolitik ve Neolitik dönemde de devam etmiştir.

Bununla birlikte, günümüzden 8-9 bin yıl öncesinde, tarıma dayalı ekonomiye daha erken geçen Kuzey Mezopotamya toplulukları arasında, çeşitli nedenlerle, farklı yönlere doğru göçler yaşanmış ve bu gruplardan bazılarının yolu Kafkasya coğrafyasına düşmüş gibi görünmektedir. İşte yukarıdaki alıntılarda belirtildiği üzere Kafkasya’ya göç eden bu “Neolitik çiftçi gruplar”, bölgenin ikinci nüfus kaynağını oluşturdular. Netice itibariyle, Kafkasya Geç Neolitik döneminde, Kafkasya’nın ilk yerleşimcileri Üst Paleolitik-Epipaleolitik-Mezolitik dönem avcı-toplayıcılarının torunları olan yerel Neolitik nüfus ile yeni gelen Neolitik çiftçilerinin oluşturduğu birleşik nüfus, belirli bölgelerde yoğunlaşarak daha uzun sürelerle ikamet etmeye başladılar. Yerleşik düzenin temellerini de atan bu gruplar, zamanla değişen, gelişen ve özgünleşen yaşam şekilleriyle, Kafkasya’nın farklı Neolitik yerel kültürlerinin kurucuları oldular...

Kafkasya Neolitik dönemine dair yukarıda yer alan bütün bilgilere rağmen çeşitli kaynaklarda bu dönem buluntularının ve yapılan araştırmaların yetersizliğine vurgu yapılmaktadır. Görünen odur ki Kuzey Kafkasya Neolitik dönemine ait sınırlı veriler genellikle Paleolitik dönem araştırmaları sırasında elde edilmiş ve yeterince incelenmemiştir. P. Dolukhanov daha öncede alıntılar yaptığımız kitabında bu konuda şunları yazmaktadır: “Şimdiye kadar, Batı Kafkasya Neolitiği için güvenilir bir kronoloji elde edilememiştir. Bunun temel nedeni, herhangi bir güvenilir stratigrafinin olmaması ve hiçbir radyokarbon tarihinin bulunmayışıdır.” (1998: 313-314)

Benzer şekilde, Neolitik dönem üzerinde yeterince çalışılmadığı ve dönemin anlaşılamadığı fikrini destekleyen, yukarıda alıntılar yaptığımız makalelerde özetle şu ifadeler yer almaktadır:

Son zamanlarda birçok araştırmacı, hem genel olarak Kafkasya’daki hem de özellikle Kuzeybatı Kafkasya'daki Neolitik dönem üzerinde yeterince çalışma yapılmadığını belirtmiştir. Sorun, kazı yapılan yerlerin sayısının az olmasından ve aynı zamanda uzun yıllar boyunca bu problemle özel olarak ilgilenecek uzman olmaması gerçeğinden kaynaklanmaktadır. (Golovanova-Doronichev vd. 2016: 5)

Geç Pleistosen'den erken Holosene kadar kültürel süreçleri inceleyerek Güney Kafkasya'daki Neolitikleşmeyi daha iyi anlayabiliriz. Ancak bozulmamış kalın yatakları ve radyokarbon tarihleri olan alanların bulunmaması nedeniyle bu döneme ait arkeolojik kanıtlar henüz yeterli değildir. Mezolitik ve Neolitik dönemler arasındaki geçiş tam olarak anlaşılamamıştır. Bugüne kadar Kafkasya'daki yerel Mezolitik dönemden, tarımsal Neolitik döneme geçiş aşamasının keşfedilmediğini dikkate almak gereklidir. (Chataigner-Badalyan vd. 2014: 3, 27)

Netice itibariyle, Neolitik dönemde birkaç binyıllık bir süreç içerisinde gerçekleşen bütün bu değişimler; insanların kalıcı konutlar inşa ettiği yerleşim yerlerinin, her geçen gün artan sayıda komşu konutların ve diğer ortak-kamusal yapıların da eklenmesiyle, genişleyerek daha önceki dönemlerde görülmeyen büyüklükte mahallerin ya da köylerin oluşmasıyla sonuçlanmıştır.

Bu yeni düzende ortaya çıkan mimari detaylar ve yoğun ritüel uygulamaların eşlik ettiği sosyo-ekonomik yapılanmalar yeni kavramların ortaya çıkmasına sebep olmuş olabilir. Neolitik popülasyonlarda “ev” ve “mekan” kavramlarıyla topluluklar arasında ve gruplar içinde “aidiyet” ve “bağlılık” gibi kavramların ortaya çıkması, “hak”, “mülkiyet” ve “ötekileştirme” gibi kavramların da ortaya çıkmasına sebep olmuş, sosyal farklılaşmanın bir yansıması olarak değerlendirilmiştir. Bir diğer deyişle, Neolitik tanımı, kültürel evrim ve sosyo-sembolik kuramlar açısından yeni bir kimlik ve aidiyet yaratma çabası olarak düşünülebilir. Bu gelişme sonucunda bazı sembolik öğelerin ortaya çıkması ve yaygınlaşması da artmış olmalıdır. (Babazade 2016: 6)

Başından sonuna bir bütün olarak Neolitik Dönemi şöyle özetlemek mümkündür:

Neolitik Dönem’in sonuna baktığımızda Yakın Doğu’nun belirli bölgelerinde yaşayan toplulukların tahıl, bakla ve mercimekgiller ile günümüzün çiftlik hayvanlarını evcilleştirdiklerini ve bu düzeni sürdürebilmek için kalıcı yapılardan oluşan, günümüzün köyleri ile benzeşen yerleşimleri kurarak yaşamlarını buna göre yeniden biçimlendirdiklerini görmekteyiz. Kuşkusuz bu seçim Neolitik Dönem’in başlarında günümüzün iklim koşulları ve doğal çevrenin oluşum sürecinde bölgede yaşayan toplulukların besin üretimine ve yerleşik yaşama geçmek üzere yaptıkları bilinçli bir seçim değildi. Holosen olarak tanımlanan, günümüzden yaklaşık 12 binyıl öncelerinde insanlar Buzul sonrası iklim döneminin başlarında çevrelerindeki doğal ortamdan yararlanmaya başlamış; giderek tahıl ve hayvancılığın diğer beslenme alışkanlıklarına göre sağladığı olanaklar belirginleştikçe beslenme alışkanlıklarını değiştirerek MÖ 7.bin yıllarına gelindiğinde kelimenin tam anlamıyla “çiftçi” olmuşlardır. (Özdoğan 2018: 12-13)

Tarım ve hayvancılığın yayılması, tarihöncesi toplumun yaşamının bütün yönlerinde çok derin bir değişim anlamına gelmiştir. En göze çarpan dönüşümler toplumsal yaşamda ve yerleşim örüntüsünde meydana gelmiştir. Yarı göçebe toplayıcıların küçük yerleşmelerinin yerinde, tamamen yerleşik tarımcıların büyük yerleşmeleri ortaya çıkmıştır. Yeme içme alışkanlıklarındaki ve yaşam biçimindeki derin dönüşümler, nüfus yoğunluğunun hızla artmasına ve son aşaması büyük kent tipi yerleşmeler olan bir yerleşim hiyerarşisinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Yeni toplumsal örgütlenme, önemli alanlar üzerinde giderek artan bir toplumsal iktidara sahip bir toplumsal seçkinler zümresini de içermektedir. Gruplar arası iletişim alanında meydana gelen değişmeler daha az önemli değildir. Çiftçi ekonomisinin yayılması hammaddelerin, mamul maddelerin ve bilginin büyük ölçekli mübadelesini içeren uzun mesafeli bir yeni iletişim ağını yaratmıştır. Bu ağ, Kafkasya’nın, İran Yaylası’nın ve Orta Avrupa’nın önemli bir bölümü ile birlikte, Ortadoğu’yu ve Güneydoğu Avrupa’yı içeren bütün ilk tarım dünyasını kaplamıştır. (Dolukhanov 1998: 514-516)

Neolitik çağının sonuna geldiğimiz bu noktada, dönemin bitişi olarak kabul edilen son binyılın, insanlık tarihindeki bir başka önemli dönemece denk geldiğini vurgulamak gerekir. Söz konusu zaman dilimi, diğer bazı bölgelerde olduğu gibi Kafkasya’da da bakır metalinin bilinçli bir şekilde kullanımının yaygınlaşacağı bir sonraki dönemin başlangıcı olmuştur…

Milattan önce beşinci binyıl, yüzyıllar önce Karadeniz çevresindeki ilk tarım köylerinin kurulmasıyla ortaya çıkan teknolojik ve sosyal geleneklerin başarısına tanık olmuştur. Bu dönemin ayırt edici özelliği, bakır cevherlerinin yeraltından çıkarılıp eritilmesi ve büyük metal eserlerin ergitilip dökülmesini de içeren ileri düzey bakır metalürjisinin gelişimidir. (Ivanova 2020: 57)

Kaynakça

  • Abhazya Tarihi, Yazarlar: Argun, Prof. Dr. Aleksey - Agumaa, Anzor, vd. Editörler: Lakoba, Dr. Stanislav - Voronov, Prof. Dr. Yuri, vd. (2014), (Çev: Uğur Yağanoğlu), İstanbul: CSA.

  • Açugba, Prof. Timur, (2015), Kronolojik Abhazya Tarihi, (Çev: Oktay Chkotua) İstanbul: Yeni Anadolu Yayıncılık.

  • Babazade, Ejder, (2016), Geç Neolitik Dönemde Güney Kafkasya Yerleşim Modelleri, Ankara: Hacettepe Üniversitesi Arkeoloji Ana Bilim Dalı: Yüksek Lisans Tezi. http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/bitstream/handle/11655/3595/bd972fce-8b7b-47d4-a4af-bb71d8171c28.pdf?sequence=1&isAllowed=y

  • Betrozov, Ruslan, (2009), Çerkeslerin Etnik Tarihi, (Çev: Orhan Uravelli), Ankara: Kafdav.

  • Chataigner, Christine - Badalyan, Ruben, vd. (2014), “The Neolithic of the Caucasus- Kafkasya’nın Neolitik Çağı”, Erişim tarihi: 2020.06.01, https://www.oxfordhandbooks.com/view/10.1093/oxfordhb/9780199935413.001.0001/oxfordhb-9780199935413-e-13.

  • Cherlenok Е. А. (2013), “Археология Кавказа (мезолит, неолит, энеолит), 3. Проблема раннего неолита Кавказа/3. Kafkasya Erken Neolitik Sorunu”, Санкт-Петербург, http://saunje.ge/index.php?id=1879&lang=en

  • Dolukhanov, Pavel, (1998), Eski Ortadoğu’da Çevre ve Etnik Yapı, (Çev: Suavi Aydın), Ankara: İmge Kitabevi.

  • Dumanış Avledin, (2004), Çerkes Kültürü Üzerine Etüd, Kayseri: Kayseri Kafkas Derneği.

  • Düring, Bleda S. (2016), Küçük Asya’nın Tarihöncesi: Karmaşık Avcı-Toplayıcılardan Erken Kentsel Toplumlara, (Çev: Azer Keskin), İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları, 1. Baskı.

  • Golovanova, Luibov V. - Doronichev Vladimir B., vd. (2016), “Новые Данные О Неолите Северо-Западного Кавказа Из Мезмайской Пещеры/Mezmaiskaya Mağarasından Kuzeybatı Kafkasya’nın Neolitiğine İlişkin Yeni Veriler”, Erişim tarihi: 2020.06.02. https://www.researchgate.net/publication/309414143

  • Ivanova, Mariya, (2020), Karadeniz ve Avrupa, Yakın Doğu, Asya Erken Dönem Uygarlıkları, (Çev: Tarık Özbek-Ümit Keskin), Ankara: koyusiyah.

  • Özdoğan, Mehmet, (2018), “Neolitik Adlamasının Dünden Bugüne Değişen Tanımı”, Azerbaycan Arxeologiyası, Cild 21, No:1, S. 12-39. https://core.ac.uk/download/pdf/161802173.pdf

  • Skourtanioti, Eirini - Erdal, Yılmaz S. vd. (2020), “Genomic History of Neolithic to Bronze Age Anatolia, Northern Levant, and Southern Caucasus/Neolitikten Tunç Çağına Kadar Genomik Tarih Anadolu, Kuzey Levant ve Güney Kafkasya” Erişim tarihi: 2020.05.31. https://www.cell.com/cell/pdf/S0092-8674(20)30509-2.pdf?_returnURL=https%3A%2F%2Flinkinghub.elsevier.com%2Fretrieve%2Fpii%2FS0092867420305092%3Fshowall%3Dtrue

  • Topdemir, H.Gazi - Özsoy, Seda, (2015), Uygarlık Tarihi, Ankara: Pegem Akademi, 2. Baskı.

  • Tuallagov, Alan A. (2017), İskitlerden Erken Alanlara Kuzey Kafkasya, (Çev: Orhan Uravelli), Ankara: Kafdav.


Kafkasya'nın "Erken Neolitik" Anıtları

Darkveti-Anaseuli Tipi Anıtlar: 1) Atsinskaya Mağarası (Ацинская пещера);

2) Apiança (Апианча); 3) Holodnıy Mağarası (Холодный грот); 4) Darkveti (Дарквети);

5) Anaseuli 1 (Анасеули 1);

Nagutni-Paluri Tipi Anıtlar: 6) Paluri (Палури); 7) Nagutni (Нагутни); 8) Kmlo 2 (Кмло 2);

9) Çokh Yerleşimi (Поселение Чох)

Obsidiyen kaynakları: I. Chikiani (Чикиани); II. Arteni (Артени)

yukarı çık