Kafkaslardan Nart Destanları

Çarşamba, 15 Haziran 2005 12:00

Bu kitabı yazmaya 1977 yılında, Harvard Üniversitesi'nden Dilbilim alanındaki diplomamı aldıktan kısa bir süre sonra başladım. Harvard'ı, MIT'de (Massachuets Institute of Technology - Massachusets Teknoloji Enstitüsü, Ç.N.) çalışmalarını sürdüren Noam Chomsky'nin çevresinde yürütülen dilbilim çalışmalarından ayıran bir biçimde ve Harvard muhafazakarlığının karakteristik bir özelliği olarak, teorik bilgi birikimine sahip olma zorunluluklarının yanı sıra öğrencilerin belirli bir dil hakkında ayrıntılı bilgiye ve bu dilin üyesi olduğu dil ailesi hakkında da ortalamanın üzerinde bir bilgiye sahip olmaları gerekmekteydi.

Eski Gürcüce, Ermenice ve Osetçe'yi inceledikten sonra Kuzeybatı Kafkas dilleri olan Ubıkhça ve Çerkesçe'de karar kıldım. Bunlardan ilki hakkında Oslo Üniversitesi'nden Hans Vogt'un, ikincisi hakkında da Raşit T'hağapşaw'un yardımları sayesinde her iki dil hakkında da bilgi sahibi olabildim. Ayrıca, W. Sidney Allen'dan bana Calvert Watkins aracılığıyla ulaşan bazı malzemelerin yardımıyla Abazaca üzerinde de çalışmalar yaptım.

1975'te kendimi genç bir profesör olarak bulduğumda, büyük zorluklarla edinmiş olduğum bu bilgilerin paslanmakta olduğunu üzülerek gördüm. Oturup günü gününe çalışarak çeşitli malzemeleri taramak suretiyle çalışmalarımı sürdürecek öz disipline sahip olmadığım ve Kanada'da Çerkesçe, Abhazca ya da Abazaca konuşan birisini kolayca bulamayacağım için, folklorik metinlerin çevirisini yapmak üzere bir araştırma fonu arama düşüncesine kapıldım. Bu beni, dil bilgilerimi unutmama engel olacak sıkı bir programa sokabilirdi. 1979'dan 1981'e kadar, Birleşik Devletler İnsani Bilimler İçin Milli Araştırma Fonu (Philadelphia'daki İnsani Konular Çalışmaları Enstitüsü tarafından yönetilmektedir) ve Kanada Sosyal Bilimler ve Araştırma Konseyi (Hamilton, Ontario'daki McMaster Üniversitesi tarafından yönetilmektedir) Nart destanlarını çevirme çabalarımı cömertçe destekledi. Aradan yirmi iki yıl geçtikten sonra, halen bu diller hakkında bilgimin yeterli olduğunu söyleyemem, ancak Nart destanlarının önümde açtığı dünyanın beni büyülemeye devam ettiğini söyleyebilirim.

Nart destanları, çok eski ve çeşitli konulardaki kahramanlık hikayeleridir. Bu hikayeler Kuzey Kafkasya'da, Çeçenler, İnguşlar, Osetler, Çerkesler ve akrabalarının arasında, hatta Kartvelce konuşan Svanlar ve kuzey Gürcistan'da yaşayan Gürcü dağlılarının arasında geçer. Çerkesçe'nin külliyatı (İng.: corpus-Ç.N.), Çerkes bilim adamı A.M. Hadaghatl'e önderliğinde 1968-1971 yılları arasında çalışan bir ekip tarafından, Hadaghatl'e'nin "Geroicheskij epos Nartyi igo genezis" (Nart Kahramanlık Destanları ve Ortaya Çıkışları) adlı eserinde toplanmıştır. Hadaghatl'e'nin kalkıştığı, toplam yedi ciltlik muazzam işin burada yalnızca bir bölümü temsili olarak yer almaktadır. Kuzey Abhazlarının (Abazaların) destanları Vladimir Meremkulov ve Şota Salakaya tarafından derlenmiş, bir hikaye de İngiliz dilbilimcilerinden müteveffa W. Sidney Alen tarafından kayda almıştır. Külliyat bir bütünlük arz eder. Abhaz külliyatı Abhaz bilim adamlarından mütevefa Şalva İnal-İpa tarafından yönetilen bir ekip tarafından derlenmiştir ve "İnal-İpa ve Arkadaşları, 1962" referansı ile kaydedilmiştir. Bu çalışmadaki bir destan Kh. S. Bgazhba'nın Bziyb lehçesi çalışmasından alınmıştır. Maalesef, bu külliyatın yalnızca küçük bir bölümü burada yer almaktadır. Ubıhça'nın külliyatı Šbütün mevcut Nart destanlarıŠ büyük oranda, ünlü dilbilimci ve halkbilimci Georges Dumézil tarafından derlenmiş; bir hikaye Norveçli dilbilimci Hans Vogt tarafından kayda alınmıştır. Boğaziçi Üniversitesi'nden Türk araştırmacı Sumru Özsoy, merhum Tevfik Esenç'ten yedi destan daha derlemiştir. Umuyorum ki bunlar da kısa bir zaman içinde yayınlanacaktır.

Osetçe'de korunmuş olan Nart destanları çok farklıdır. Dumézil'in ve diğer araştırmacıların üzerinde çalıştığı (1930; 1943; 1960a; 1965; 1968; 1978) bu destanlar çok süslüdürler; ancak komşu Çerkesler'inkiler kadar eski değildirler. Mazdaik özellikleri büyük ölçüde eksik olan (Benveniste 1959, 129) bu destanlar, İskitler, Sarmatlar ve Alanlar gibi Farsça konuşan ilkçağ bozkır göçebelerinin bazı gelenekleri ile ilgili kısıtlı bilgilerimizi edindiğimiz tek kaynaktır. Bu gelenekler, doğu bozkırlarındaki ve İran'daki Pers medeniyetine biçim veren Zerdüşt devriminden etkilenmemiş görünmektedir. Bu Pers özelliklerinin pek çoğu Kuzeybatı Kafkas geleneklerine de eklenmiştir.

Wisconsin Üniversitesi'nden Aylin Abayhan Karaçay-Malkar (Balkar) dilinin külliyatı üzerinde çalışmaktadır. Çeçen-İnguş külliyatı Svan külliyatı ile aynı şekilde, bir çevirmene ihtiyaç duymaktadır. Kuzeybatı Kafkas külliyatları ile Oset külliyatı arasındaki farklar göz önüne alındığında, diğer Nart destanları külliyatlarının karşılaştırmalı mitoloji çalışmalarına yapacağı katkı önemli miktardadır.

Nart destanlarını, yalnızca dünya mitolojisinin bir parçası olarak değil, aynı zamanda batı Avrasya'daki tarihi mitler hakkında araştırma yapanlar için bir hazine olarak sunmak amacıyla okunabilir bir çalışma haline getirmeye uğraştım. Anlatımın akıcılığını artırmak için eklediğim ifadeleri köşeli parantez içine aldım. Anlatımdaki geçişleri kolaylaştırmak amacıyla bu metinleri Kafkas adetlerine uygun olarak eklemeye çalıştım (Lotz et al. 1956; Luzbetak 1951; Grigolia 1939; Namitok 1939; Sanazaro 1506; sonuncu kaynak bana, Ubıh süt kardeşim Okan İşcan tarafından sağlanmıştır).

Mitler üzerinde yürütülen çağdaş çalışmaların en heyecan verici yanı, bu mitlerin, okuyucunun gözleri önüne serdiklerinden daha da eski olan kayıp inanış sistemlerine erişme imkanı sunmalarıdır. Bu çabaların öncüsü, çalışmaları Hint-Avrupa medeniyetinin çeşitli özelliklerini bulmak üzere yapılan daha geniş kapsamlı bir çalışmanın (örneğin, Polome 1982; Benveniste 1973; Wikander 1938; Olrick 1922) parçası olan müteveffa George Dumézil'dir (Littleton 1966). Puhvel (1987) Dumézil'in çalışmalarını sistematik bir biçimde ayrıntılı bir hale getirmiştir. Dumezil, içinde bulunduğu koşullar bunu gerektirdiği için ayrıntılarla ilgilenmek durumunda kaldıysa da, esas hedefi orijinal Hint-Avrupalıların karakteristik sosyal yapısının ana hatlarını ortaya koymaktı. Çalışmalarının ulaştığı sonuç, tarihi Hint kast sistemine benzer biçimde "rahipler", "savaşçılar" ve "çiftçiler-zanaatkarlar" şeklinde, iyi bilinen ve yaygın bir kabul gören üçe ayrılmış sosyal sınıflandırmadır.

Bense, karşılaştırmalı yorumlarımda ve notlarımda, yukarıdakinin tersine mitlerin garip ayrıntılarının konunun genel çerçevesinden ve ana hatlarından daha önemli olduğunu kabul ettim ve bu anlamda Puhvel'in bakış açısına yaklaşmış oldum. Ana hatlar, gelenek içinde bir çeşit anlatı amacına hizmet edebilirler; dolayısıyla da anlatıcının kültürünü ve kendi geleneği çerçevesindeki konumunu yansıtan nedensellik ve yorumlara açıktırlar. Garip ayrıntılar ise, yalnızca geçmişin bir kalıntısı olarak (çoğu zaman anlamsızca) metinde yer almaktadırlar. Konu bu açıdan ele alındığında büyük resim nadiren ortaya çıkar; ancak genellikle bu tip ayrıntılar, orijinal inanışlar ve simgeleştirmeler hakkındaki çok kısıtlı bilgilere sağlam birer destek oluştururlar.

Aslında bu, halkbilim alanında dilbilim yöntemlerinin kullanılmasıdır (Colarusso 1998). Örneğin, Hint-Avrupa kökenli dillerde "ayak" kelimesi ele alındığında önemli olan, tesadüfi ses benzeşmeleri, yani söz gelişi Latince ve Yunanca'da kelimenin p ile başlaması, Cermen dillerinde f ile başlaması ve Ermenice'de h ile başlamasıdır. Latince, Yunanca, Cermen dilleri ve Ermenice'nin hepsinde de "ayak" kelimesinin bir karşılığının bulunması değildir. İkinci durumda sözcük dağarcığının ortaya koyduğu genel yapısal sonuç işlev kökenlidir: bu dillerin konuşulduğu toplumların hepsinin de anatomik anlamda "ayak" kavramına sahip oldukları ve sözlüklerinin de bu durumu yansıttıklarıdır. Aslına bakarsanız, neredeyse bütün diller "ayak" anlamına gelen bir sözcüğe sahiptir. Ancak yalnızca bazı dillerdeki sözcükler p ya da f gibi seslerle başlar ve bu da ortak bir Proto Hint-Avrupa kökenine işaret eder. Bu metodolojik yönelim, garip ayrıntılar ve bozulmaya uğramış şablonlara sahip Kuzeybatı Kafkas dillerini, karşılaştırmalı çalışmalar için son derece önemli bir hale getirmektedir.

Bu çabamda bana bazı insanlar yardımcı oldu. Prof. B. George Hewitt ve eşi Zaira Khiba Hewitt, biri hariç bütün Abhaz destanlarını tercüme ettiler. Titiz bir şekilde yürütülen, kapsamlı bir çalışmaydı bu. Ben de, çeviri dilinin Kuzey Amerika konuşma diline daha uygun bir şekle getirilmesi için destanların metinlerini düzeltme cüretini gösterdim. Çerkes destanlarının seçiminde ve çevrilmesinde Raşid Thaghapşaw (Batı Çerkeslerinden - Bjedugh), Kadir Natkho (Batı Çerkeslerinden - Şapsığ) ve Majdalin Hilmi'den (Habjokua) (Kabardey) yardım aldım. Çerkesçe'den İngilizce'ye bilişsel sıçrama çok önemli miktarda olduğundan bütün hatalar tamamıyla bana aittir. Bana yardımcı olabilecek, Abazaca bilen kimse ile iletişim içinde olmadığımdan Abaza destanları için Meremkulov'un Rusça tercümelerinden yararlandım. Rusçam geçmişte de zayıftı, bugün de zayıftır; bu nedenle elimde bulunan büyük miktardaki Rusça malzemeyi kısa bir süre önce göçmen olarak Kanada'ya gelmiş olan Michael Ellinson'a çevirttim. Kendisinin yorulmak bilmez ve çalışkan bir çevirmen olduğu ortaya çıktı. Daha sonra Abazaca orijinalleri taradım ve bunları Rusça'ları ile karşılaştırdım. Bu karşılaştırmada iki kaynak arasında pek çok farklılık buldum. Bu farklılıkların hiçbiri Elinson'un çevirisinden kaynaklanmıyordu. Bunlar daha çok, ya Abazaca ve Rusça arasındaki bilişsel farklılıklardan ya da yer yer çok sert ve kaba biçimlerde ifade edilen orijinal metinlerin aktarılmaları sırasında yumuşatılmış olmalarından kaynaklanıyordu. Abazaca orijinal metinleri çevirirken (daha sonra örnek olarak bunların çözümlemelerini yayınlayabileceğimi düşündüğümden) en iyi iki öğrencim olan Rebecca Lee ve Bayla Greenberg'den yardım aldım. Profesör Hans Vogt, 1971'de kaydettiği orijinal Ubıhça teyp rulolarını bana göndererek ve daha sonra da ölümüne kadar bu en zor dil hakkındaki sorularıma yanıt vererek bana yardımcı oldu. Dumézil ve Vogt Ubıhça'yı Fransızca'ya çevirmiş oldukları halde, bir çözümleme ve açıklama henüz yayınlanmış değildir. Ubıhça'nın külliyatını yeniden çevirdim ve çok küçük birkaç düzeltme yaptıktan sonra, buradaki örnekle birlikte, bu dilin ilk açıklamasını ortaya koymuş oldum. Çeviri sürecinin başlangıcında, LS.H.L.'nin direktörü olan Dr. Joel Jutkowitz'in büyük yardımları oldu ve çalışmanın ilerleyen aşamalarında da, işler karmaşıklaştığında ve ilerlemek zorlaştığında Princeton Üniversitesi Yayınevi'nden Deborah Tiergarden sağlam bir dayanak noktası oldu. Ayrıca iki de okuyucuya teşekkür etmeliyim: Austin'deki Texas Üniversitesi'nden John Weinstock ve Montreal Üniversitesi'nden Kevin Tuite. John Weinstock çalışma üzerinde hassas bir okuma ve ayrıntılı bir genel kontrol yaptı. Kevin Tuite de benzer bir çalışmayı yürüttü ve Kafkasya konusunda bir uzman olarak çeşitli noktalarda eleştiriler ve öneriler getirdi. Metinde yer alan bu katkıları, kaynaklarını belirtmek için "[KT]" imiyle alıntıladım.

Elbette bu kitap, Sara Lerner ve Princeton Ünviersitesi Yayınevi'ndeki ekibin çabaları olmaksızın var olamazdı. Onlara şükran borçluyum. Ayrıca, kılı kırk yaran muhteşem çalışması için editörüm Dalia Geffen'e de teşekkür etmeliyim. Yazdığı bütün notları okudukça ve metnin neredeyse her notla biraz daha iyileştiğini gördükçe yaptığı işi daha da takdir ettim.

Dilbilim konusuna ilgi duyan okuyucular için (ve her birinin bu yüzyıl içinde yok olması ihtimali bulunan bu dillerin bir kaydının bulunması amacıyla) beş örnek metni, bütün açıklamalarıyla, çözümlemeleriyle ve çevirileriyle birlikte verdim. Bunların arasında, Batı Çerkesleri'nin ince lehçesi Bjeduğca ve Abhazca'nın tarihi lehçesi olan Bziyb lehçesinde yazılmış birer metin de yer almaktadır. Bunlara ek olarak bu çalışma, yukarıda da değinildiği üzere, Ubıhça'nın açıklanmış ve çözümlenmiş bir metninin yayınlandığı ilk çalışmadır.

Ancak şunu da eklemeliyim ki, karşılaştırmalı iddialarım tamamıyla bana aittir. Özellikle Çerkes, Abaza, Abhaz ve Ubıh arkadaşlarım burada ifade ettiklerime benzeyen görüşlerime pek katılmazlar. Çeviri sürecindeki yardımları, herhangi bir şekilde benim düşüncelerime, yaklaşımlarıma katıldıklarını ya da onları paylaştıklarını düşündürmemelidir.

Bu hacimdeki bir çalışma yalnızca yazarı için değil, hayatları yazarın hayatıyla bağlantı içinde olan insanlar için de yorucudur. Nartlar, eşime ve çocuklarıma, bir gölge gibi üzerimizde olan ancak hiç yok olmayan bir varlık ve bu çalışma da asla bitmeyecek bir seyahat gibi gelmiş olmalı. Linda'ya ve küçük Nartlar'ım Mark, Tara ve Darren'a sabırları, destekleri ve ilgileri nedeniyle teşekkür etmeliyim. Destanlardan büyük keyif aldılar ve Nartlar'ı hayatlarının bir parçası haline getirdiler. Umuyorum ki okuyucular da Nartlar'ı her zaman hayatlarının bir parçası olacak saygıdeğer varlıklar olarak değerlendirirler.

Son olarak sözlerimi, büyük Hint-Avrupa Araştırmacısı Edgar Polome'un 2000 yılı Mart'ındaki ölümünden duyduğum derin üzüntüyü ifade ederek bitirmeliyim. Bu çalışmayı Princeton Üniversitesi Yayınevi'ne 1994 yılında O tavsiye etmişti; ancak yayınlandığını görecek kadar yaşamadı. Birazdan okuyacakları için, benim kadar okuyucular da kendisine şükran borçludurlar.

[Çeviren: Muharrem Nesij HUVAJ]

KÜLTÜR / SANAT

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele