Etik Kavramı ve Ateşi Getirme Mitosu

Çarşamba, 15 Haziran 2005 12:00

Geçenlerde Global Rapor dergisini çıkaran genç arkadaşlarla çeşitli konularda sohbet ediyorduk. Abhaz-Gürcü sorunu, Afganistan, Kosova Makedonya derken söz döndü dolaştı, Sayın Fikret Başkaya'ya, O'nun Doğu-Batı dergisinin "Etik" özel sayısında yayımlanan "Bilim, Üniversite ve Etik Üzerine" başlıklı yazısına geldi. Global Raporcular Cem ve Besim bana, Doğu-Batı dergisinin kimi sayılarını bulup getirdiler. Pırıl pırıl baskısı, kapak dizaynı ve daha da önemli olan, yazıları ve içeriği ile okuma arzusu uyandıran bu dergiyi günlerdir elimden düşüremiyorum. Felsefe, sanat, kültür konularını işleyen bu harika dergiyi Sayın Nart okuyucularına içtenlikle öneriyorum.

Derginin Ağustos-Eylül-Ekim sayısında (Sayı 4) Taşkın Takış'ın "Etik" başlıklı yazısını okuyorum;(1) Gerçekten "Etik" kavramı bu kadar güzel açıklanabilir. Sayın Takış; "Etik, ahlak üzerinde düşünebilme etkinliğidir" demektedir. Bu açıklama dışında yazı da Harald-Delius'un Doğan Özlem tarafından çevrilen Günümüzde Felsefe Disiplinleri adlı yapıtından alınan tanımlar yer almaktadır; "Moral (ahlak) ve etik sözcükleri arasında günlük dildeki çok anlamlılık, geçişlilik, kaypaklığa rağmen, her iki sözcüğü birbirinden ayırmak konusunda yine de bir ölçütümüz vardır. Ahlak (Moral)'ın olgusal ve tarihsel olarak yaşanan bir şey olmasına karşılık, etik, bu olguya yönelen felsefe disiplininin adıdır. Bu nedenle günlük dilde alışkanlıkla bir "ahlaksal-problem"den söz edildiğinde, aslında bunu "Etik problemi", "Etik'e ait bir problem" olarak anlamak gerekmektedir. Ama etimolojik açıdan baktığımızda, her iki sözcük de "Töre", "Gelenek", "Alışkanlık" anlamlarına sahiptir".(2)

Değişik dillerde "Fr. Ethique", "Al.Ethik", "İng. Ethice", "İt. Etica", "Osmanlıca İlmi Ahlak" şekillerinde yer alan Etik "Törebilim", iyi ile kötünün ayrılabilmesi için ölçüler koyan bilim olarak da tanımlanabilmektedir.(3)

"İyi ile kötünün ayrılabilmesi"nin açıklanması yapılırken ünlü mitoloji kahramanı "Prometheus"tan örnekler verilmektedir. "Mekone'deki ziyafet sırasında etlerin "iyi" parçalarını kendisine ayıran, kemik kısımlarını da sofradakilere dağıtan Prometheus'un yüzünden insanlar cezalandırılır. İnsanların dostu olarak bilinen Promethe cezaya isyan eder. Hepimiz için sözde bir sürü zahmete katlanır. Oysa mahvımıza neden olan Promethe'nin aç gözlülüğü ve ahlakın zaafiyetidir" denmektedir. Sayın Takış şöyle sürdürmektedir; "İyi ve kötü hakkında inancımızın epistemolojik olarak(4) temellendirme çabası etiğin en önemli sorunudur. Rasyonel olarak bu temellendirme çabası bizi iyi ve kötünün ne olduğu sorununa götürür. İyi ve kötü nedir ki? İnsan Promethe ile birlikte düzene karşı isyan edebileceği gibi Promethe'nin düzenine de isyan edebilir. Burada hangi tavrı sergileyebileceğiz? Doğru eylem nedir öyleyse?" Bence iyi ile kötüyü ayırmak, ya da "doğru eylem"in tespitinde, konuya insan sevgisinden, hümanizmden yaklaşılmalıdır. Böyle yaklaşılınca da Tanrılardan ateşi çalıp insanlara veren, Prometheus, ya da, Devlerden ateşi çalıp yeniden insanlara veren Çerkes mitoloji kahramanları "Sosrıkua" "Nesrenjak'e" ile Abhaz mitoloji kahramanı "Abritskil" in düzenlerinin kötü olduğunu kabul etmek ve bu düzenlere isyan etmek olur mu? İnsan iyiliğini isteyen bu Mit kahramanlarının davranışları "doğru eylem" değil midir? Mitolojik kahramanların eylemlerinin Etik ve Ahlak (Moral) açısından irdelerken bir yandan da kahramanların işlevlerini karşılaştırarak anlatalım;

PROMETHEUS: Titanlar soyundandır. Tapetos ile Okeanos'un kızı ile Klymene'nin oğludur. Prometheus diğer kardeşlerden (Atlas, Menoitos ve Ephimeteus gibi) akıldan yana üstündür. Sivri aklını ve geleceği önceden görme yeteneğini insanlardan yana kullanır. Böylece Olimpos'taki Tanrılara ve özellikle de Zeus'a karşı çıkar.(5)

Prometheus kahindir ve Gaia, Kronos'a nasıl devrileceğini haber verdiyse, Prometheus da Zeus'un, tahtından düşeceğini bilir. Aiskhylos'a göre Prometheus, Klymene'nin değil, başka bir adın Themis (Adalet) olan Gaia 'nın oğludur. Bu bilgiden edindiği üstünlükle Prometheus, Zeus'u sürekli bir kuşkunun altında tutar. "Prometheus tragedyasının ekseni olan bu tema Hesoidos'ta da sezilir. Ancak, onu göz önünde tutarsak, yazımızın başında söz edilen Mekone olayını anlayabiliriz. "Theogonya" anlatılan bu efsane etiolojik, yani açıklayıcı bir nitelik taşır; kurban törenlerindeki bazı geleneklerin nereden geldiğini bildirir; ancak bizim için asıl önemi Zeus-Prometheus kavgasını bambaşka bir motif üzerine kurmasıdır; Promotheus başlangıçtan insanları yanında yer almıştır. Titanları öcünü almak, Olymposlular'ın egemenliği yerine insanların egemenliğini getirmek istemektedir. Bu anlamda yeni bir devrimin hazırlayıcısıdır. Bu anlamdaki en büyük eylemi ateşi çalıp insanlara vermek ve insanları Tanrılar egemenliğine karşı güçlendirmektir. Tanrılar tanrısı Zeus, küçük düşürme hıncını Prometheus'u kayalara çivileterek, eşi görülmedik korkunç cezalar vererek çıkarır.

Bu tragedyanın baş kahramanları Tanrılar olmasına karşın, bütün koşulları ve sorunlarıyla insanlık dramını yansıtır. Prometheus insanlığın temsilcisidir. Günümüz olaylarıyla kıyaslanırsa, politik bir mit kahramanıdır. Zira ateşi Tanrılardan çalmış ve insanlara vererek bir egemenlik mücadelesi başlatmıştır.

Azra Erhat Ünlü "Mitoloji Sözlüğü" adlı yapıtının "Prometheus" bölümünde şöyle demektedir: "Prometheus olayını bugün bir tiyatro yazarı ele alsa, karşımıza bir yargılama sahnesi koyar ve tutuklusu, tanıkları ve yargıçları ile bir duruşmayı canlandırırdı. Biz de örneğin Kafka'nın "Duruşma"sını inceler gibi inceleyelim "Zincire vurulmuş Prometheus'u".

Prometheus savunmasında iki kavram üzerinde durmaktadır: "Bilinç ve Özgürlük". Bu iki kavram insan oğluna özgü, değişmez değerler olarak her zaman ve her uygar toplumda benimsene gelmiştir.

Şimdi bir an için yazımızın başına dönelim; Prometheus'un insanlık uğruna başkaldırısı "Doğru eylem mi?" "İyi" mi? "Kötü" mü? Başkaldırı insan düşüncesine göre, insanlık cephesinden çok iyi bir davranıştır. O halde bu davranış "Doğru eylem" dir. Bu düşünce ile olaya yaklaşıldığında, inanın Sayın Takış'ın "Promethe'nin düzenine de isyan edilebileceği "tümcesinin nedenini anlayamıyorum ve bu fikre insan olarak yaklaşamıyorum.

SOSRIKUA: Nart kahramanlarının en ünlüsüdür. Mitolojik bir anlatımla taştan doğmuştur. Onu, doğurmayan annesi Seteney büyütmüş ve büyük demirci Tlepş eğitmiştir. İnsanoğluna sunduğu yararlı buluşları, ateşi çalıp insanlara verme motifi, şarap mayalaması, darı tohumunu devlerden alıp insanoğluna vermesinden dolayı çok sevilen bir kahramandır. Kuzey Kafkas Boyları'nın insanları destan söylencelerinde söze; Sosrıkua Di Khan, Sosrıkua di Nexu "Sosrıkua yiğidimiz, oğlumuz, Sosrıkua ışığımız" nitelemeleri ile başlarlar.

Çelikten vücudu, etten kemikten diz kapakları ile bir yerde Khilleus'a da benzer. Tlepş'in demirci çekicinin darbeleri altında taştan ateş saçarak doğan kahramanımız, dizinden maşa ile tutularak suya daldırılmış ve vücuduna su verilerek çelikleştirilmiştir. Düşmanları onu, insan özelliği taşıyan dizlerinden vurmak isterler. Çoğu destanlarda Sosrıkua atılgan, gençliğin verdiği coşku ile pervasızdır. Tanrılara ve devlere karşıdır, insanların yanındadır. Ancak yalnız değildir, yanında O'nu sınırlayan, temkinli yaşlı Nart uluları vardır. Wuezırmes, Tlepş gibi... Annesi Seteney Genç Sosrıkua'yı bu yaşlı Nartlar'a teslim etmiştir. Ateşin tanrılardan ya da devlerden çalınıp, insanların ışığa, sıcağa, aydınlığa ve güvenceye kavuşturulması, darı tohumunun yine devlerden kaçırılarak halka verilmesi, şarap mayalanmasının halka öğretilmesi, tarım uygarlığında bir aşama olan orağın bulunması gibi her olayda yer alan, her olayda işlevi olan Sosrıkua'nın bütün eylemleri etik açıdan ele alındığında "Doğru eylem" olduğu görülür tıpkı Prometheus'ta olduğu gibi...

NESREN JAKE: Yardımseverliği yüzünden kayalara çivilenen ünlü Nart kahramanıdır. Geleceği görebilen güçlü bir Nart ulusudur. Bu Nart isminin gelişimi çok ilginçtir. Eski çağlarda Kuzey Kafkasyalıların Antik Yunanistan'la kültür alışverişi yaptığı dönemden günümüze ulaşan yazılı Grek belgeleri ve o çağın Grek düşünce tarzı bizi, bazı arayış ve düşüncelere itmektedir. Dağlara zincirlenmiş Nesren, Prometheus ile sanki akrabadır. Hatta daha ileri gidildiğinde belki, aynı destan kahramanıdır, denilebilir.

Kuzey Kafkasya'da geleneklere karşı gelen, mevcut düzene ters düşen kişilerin belli bir yere zincirlenerek cezalandırıldığını anlatan öykülere pek çok rastlanır. Örneğin Yesımıkue Yeskhot öyküsünde, bu yaşlı babanın kızlarını kaçıran Alregh-Algoeej'i yaptığı bu kötülüklerden dolayı yedi kat zincirle yere çakarlar.(6) Aynı biçimde güzel Yispı prensesi (Peterez'in Annesi)ne kötülük yapan Dev Şhabğo'nun oğlu, canlara kıymaya başlayınca, Nartlar O'nu da dağlara çivilerler. Kötülük yapanların veya bir başka nedenle cezalandırılanların çivilenmesi çok eski bir motif olup, Nesren Jak'e yi işleyen destan teksti ve daha bir çok ağıt, şarkı ve diğer öykülerin hepsinde bu motif bulunmaktadır. Öte yandan ciğer gagalayan yada geçmişi geleceği gören, bilen kartallarla ilgili öykülerde bulunmaktadır, Kuzey Kafkasya Mitos'unda... Araştırmacı Yazar F. İ. Koçetov 1902 yılında yayımladığı Jivopnisnaya Rusia dergisindeki makalesinde kartallarla ilgili öyküleri örnek olarak vermektedir: "Bundan binlerce yıl önce Kafkaslarda yeşil tüylü bir kuş yaşardı. Adı Semghur idi. Bir gözü ile yerde olup biten her şeyi, diğer gözü ile gelecekte olabilecek her şeyi görürdü..."(7)

İşte bu kartalların ciğerini gagaladığı Nesren Jak'e destanlarda;

Nart Kurultayı'nın Başkanı

Nesren Jak'e,

O-re-da..!

Güçlü idi, cesurdu...

Nesren Jak'e,

O-re-daa..!

Bilge idi..!

O-re-da..!

şeklinde tanımlanmaktadır. Nartlar bu düzen içerisinde mutlu bir yaşam sürerlerken kötü Pakue topluma bir felaket getirir ki, anlatılması güç bir felaket...

İnsanların mutluluğunu kıskanan Pakue onların ateşini çalıp dağlara, devlerin yanına kaçar. Nesren Jak'e yollara düşer, Pakue'yi bulur, onunla konuşur;

Dur, dinle biraz

Dünyada kalmadı erdem..!

Kaçırdığın ateşi

vermelisin geriye..!

Nesren Jak'e bu noktada Sosrıkua ve Prometheus motifleri ile karışmaktadır. Nesren Jak'e tanrılara devlere karşı gelmiştir, cezası kayalara çivilenmektir. Üzerine salınan kartal sabahtan akşama kadar Nesren'in ciğerini gagalar, güneş batınca yara kapanır. Ertesi gün yine aynı işkence sürer gider, Xımış oğlu Nart Peterez onun yardımına koşar, tıpkı Herkül'ün Prometheus'u özgürlüğe kavuşturuşu gibi kartalı öldürüp Nesren Jake'yi kurtarır.

Her türlü tehlikeyi göğüsleyerek insanlara ateşi getirmeye çalışan bu kahramanın eylemi nedir? Etik açıdan ele alındığında "iyi" eylem değil midir? Tıpkı Prometheus'un eylemine benzemiyor mu?

ABRİTSKIL: Abritskıl motifi halk destanları topluluğu içerisinde, tamamen bağımsız, yalnız Abhaz halkı tarafından çağımıza ulaştırılan bir destan motifidir. Nart destanlarında olduğu gibi müzik eşliğinde söylenmez. Şarkı biçiminde söylendiğine şimdiye kadar rastlanmamıştır. Nartlardan ayrılan bu özelliği, belki de bu destanın Nartlardan daha genç bir çağda doğmasından kaynaklanmaktadır. Bu destan kahramanı davranış biçimi ile insanlara daha yakındır. Tanrılara baş kaldıran bu tür kahramanlar, hep birbirlerine benzemektedirler. Abritskil her ne kadar genç bir Nart destanı motifi ise de tanrılara baş kaldırma açısından Nesren Jak'e, Sosrıkua, Prometheus kişilikleri ile büyük bir benzerlik gösterir. Eşitliğin, sosyal düzenin kaybolduğu bir ortamda doğan Abritskil'in halkı koruması olgusu düşünüldüğünde, onun kişiliğinin politik açıdan oluşmasının nedenini daha iyi bir şekilde açıklanabilir.

Abhazya'nın düşmanlarına, insanlığa kötülük yapan yaratıklara karşı direnişi, tıpkı Sosrıkua ya da Prometheus'a benzemektedir. O, atı ile sokaklardan geçerken başının değebileceği bütün ağaç dallarını kestirirmiş, başını eğince tanrılar karşısında başeğiyor görüntüsü oluşmasın diye...

Tanrıların gönderdiği elçiler onunla baş edememişler, sonunda ünlü bir cadıya danışmak zorunda kalmışlar;

"Ey cadı ..!

Afsunlu, büyülü,

Gizemli cadı ..!

Abritskil'in peşinde

Koşup dururuz

Gücümüz kalmadı,

Tanrılara da yüzümüz kalmadı,

Aman, sen aman bilir misin?

Yardımını esirgeme,

Yakalamalıyız bu musibeti,

Yalvarıp yakarmışlar, cadı onlara bir yol göstermiş;

Gidin buradan

İnek, dana, öküz,at

Ne bulursanız kesip yüzün

Tüylü yönünü toprağa yapıştırıp

Ersahu tepesini

Kaplayın derilerle,

Ve üzerine bolca lor dökün

Her yer kaygan olsun,

Abritskil'in yüreği de bileği de atıdır.

Derilere basınca kayıp yuvarlanacaktır.

Cadının bulduğu yöntemle yakalanan Abritskil'i, Çilov Köyü yakınlarındaki bir mağaraya zincirleyip kapısını da kayalarla örmüşler, bu olaydan sonra Abhazya'nın ve Abhaz halkının şansı bir daha düzelmemiş. Bu anlatımda Prometheus tadı vardır. Abritskil'in halkına ve vatanına sevgisi etik anlamda "Doğru eylem" dir. Cadının ve Tanrı elçilerinin davranışı kötüdür ve "Ahlak (Moral)" bir sorundur. İnsanoğlu, Abritskil'in kurduğu düzenden yanadır.

Çağımız artık destan çağı değildir, ancak Nesren Jak'e, Sosrıkua, Abritskil destanlarını üretenlerin torunu olan halkımız bu günde "iyi" olmayan sorunlarla boğuşmakta, yaşam savaşım vermektedir. Etik ve ahlak (moral) açıdan binlerce yıldan beri değişen bir şey yoktur.

İyi ile kötüyü ayırmak, ya da "Doğru Eylem" koymak açısından günümüz sorunları ele alındığında yanıt bekleyen bir çok soru peş peşe dizilmektedir.

Bugün dünyanın kırk ülkesine saçılmış biçimde, asimilasyon girdabında kıvranan Kuzey Kafkasyalıların, kendi topraklarına dönmelerini söylemek ve desteklemek Ahlak ve Moral açısından "Doğru eylem" değil midir?

Kendi vatanlarında azınlık haline düşürülen bu halkın demografik açıdan güçlenmesini sağlamak için Diasporadakilerin hiç olmazsa bir kesiminin ata yurtlarına dönmesinin neresi yanlıştır?

Kafkasya'ya hiç bir katkı yapılmadan, oraya ilişkin bir bedel, bir borç ödemeden, "Bağımsız Birleşik Kafkasya" sloganları atmak, anavatanda yaşayan halkımızı zor durumda bırakmak Çerkes ulusal sorununa katkı mıdır? Bu tür davranışlar Etik ve Ahlak (Moral) ölçülerine göre "Doğru eylem" sayılabilir mi?

Birleşip güçlenmeye karşı çıkmak, Törebilim açısından Ahlak (Moral) zafiyeti değil midir?

Türkiye'nin en küçük ili kadar olan "Abhaz" yurdunu üç ayaklı bir ambargo ile açlığa ve ölüme itmek, Uluslararası Etik ve Ahlak (açısından) hakçasına bir politika mıdır?

Ata yurdu işgal edilince, oradaki kardeşlerinin yanına koşup savaşan genç kardeşlerimizi, "Ne halt etmeye gitti?" şeklinde sorgulamak, bir etik sorunu, bir ahlak zafiyeti değil midir?

Bu sorular uzayıp gidebilir, önemli olan bu sorulara doğru ve iyi yanıtlar bulmaktır. Ata yurdumuza dönüp yerleşenler dahil bu konulara ilgi duyan kesimlerin yanıtlarını bekleyerek değerlendirmeler yapmak ve sonucu ahlak ve etik ölçülerine vurmak gerekmektedir.

Çerkes halkının Ata yurdu, kültürü ve kısacası varolması ile ilgi sorunlarının etik ve ahlak ölçütü içerisinde değerlendirilmesi umudu ile okurlarıma saygılar sunuyorum.

NOTLAR

1. Taşkın Takış, "Etik", Doğu-Batı Düşünce Dergisi, Ağustos-Eylül-Ekim 1998, sayı 4.

2. age

3. age

4. Epistemoloji: Bilgi kuramı, Bilim Öğretisi sorunlarını inceleyen bilim dalı.

5. Azra Erhat, Mitoloji Sözlüğü, Remzi Kitabevi, İstanbul, 1984.

6. Özdemir Özbay, Mitoloji ve Nartlar, Kafdağı Yayınları, Ankara, 1991.

7. E.İ. Koçetov, Jivopmisnaya Rusia, m. 1902

KÜLTÜR / SANAT

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele