Alfabe Tartışmaları - 1

Salı, 05 May 2015 21:35

Son günlerde MEB Ortaokul Adige dili seçmeli dersinde Kaffed tarafından hazırlanan ve 2012 yılından beri kullanılmakta olan resmi kiril alfabe ve müfredatına alternatif olarak Adiğe Dil Derneği (Adder) tarafından hazırlanan ve Nisan ayı MEB Tebliğler Dergisi'nde yayınlanarak yürürlüğe giren latin alfabe ve müfredatı üzerine ciddi  tartışmalar yaşanmaktadır. Tartışmalar çok geniş bir çerçevede yaşandığından tüm detaylarıyla bir yazıda ele alınması mümkün görünmüyor. Birinci bölümde, derneğin kuruluşu, Kaffed ile ilişkiler ve 2013 yılı sonuna kadar yaşanan süreci, kurumsal yazışmalardan örnekler vererek ve bazı kısa notlar ekleyerek anlatmaya çalışacağım.

Adder, 14 Mart 2012 tarihinde kuruldu ve Kaffed yönetimi kuruluş çalışmalarına karşı kurumsal olarak herhangi bir olumsuz tavır almadı. Nitekim Kaffed tarafından dernek geçici yönetimine, 20 Mart 2012 tarihinde, yazılı olarak tebrik ve başarı mesajı gönderildi. Bu mesajda dernek yönetimine Kaffed’e katılma önerisi de yapıldı. Ayrıca çeşitli mecralarda, kişisel olarak Ali İhsan Tarı’nın çalışmalarının takdirle izlendiğini vurgulandı.

Nitekim bu olumlu yaklaşım söz konusu dernek tarafından “latin alfabe hazırlanmasında başından beri Kaffed onayı ve bilgisi vardır” olarak lanse edilmektedir.

Dernek geçici yönetimi 30 Haziran 2012 tarihinde yapılacak genel kuruluna Kaffed’i davet eder. Kaffed yönetimi 26 Haziran 2012 tarihli cevap yazısında katılamayacaklarını bildirir. Aynı yazıda şu ifadeler de yer alır; “…Önümüzdeki günlerde Adigece’nin okullarda seçmeli ders olarak okutulması gündemdedir. Bu sebeple Anadilimiz üzerine yapılacak çalışmalar her geçen gün daha büyük önem taşımaktadır…”

Ancak dernek yönetimi yaptığı bir açıklamada bu konuda şu ifadeleri kullanmaktadır; “…Açıklama sahibi KAFFED yönetimi ise, MEB’e vermiş olduğu program ve alfabe konusunda ne tarafımıza, ne de başka bir Çerkes kurumuna, hatta kendi üyelerine dahi hiç bir bilgi vermemiştir…” Bu kapsamda Kaffed tarafından Adıgece ve Abazaca seçmeli ders programı çalışmaları yürütülmüş ve hazırlanan öğretim programı, Talim ve Terbiye Kurulunun 07.09.2012 tarih ve 153 sayılı kararı ile kabul edilmiştir. Dernek ise yukarda sözü edilen açıklamada, “…Bu anlamda MEB’e verilen alfabe tercihinin ve programın diğer Çerkes kurum ve kuruluşları açısından hiçbir meşruiyeti bulunmamaktadır…” ifadeleri kullanmaktadır. Yani, resmi kiril alfabe ile hazırlanmış müfredatın kabul edilerek derslerde okutulmaya başlaması, latin alfabe tartışmalarının seyrini  ve niteliğini değiştirmiştir.

19.07.2012 tarihinde dernek tarafından, Kasım 2012’de Ankara’da Adığe Dil Kurultayı yapılmasına karar verdiklerini belirten ve bu kurultay konusunda Kaffed görüş ve önerilerini talep eden bir yazı gönderir. 29 Temmuz  2012 tarihinde, Kaffed genel merkezinde Kaffed ve dernek yöneticilerinin katılımıyla yapılan toplantıda bu konu da görüşülür. Dernek açıklamalarında bu toplantı için; “…KAFFED ve ADDER yöneticilerinin katılımı ile genel merkezinizde yapılan toplantıda, KAFFED yönetim kurulu üyelerinin; Türkiye’de Latin tabanlı bir alfabe oluşturulmasının gerekli olduğuna ve ADDER ile bu konuda dayanışma içerisinde olunacağına dair açık ve net beyanları olmuştur…” denilmektedir.

Kaffed adına bu toplantıya katılanlar ise söz konusu toplantıda diasporada anadil eğitimi konusundaki sorun ve çözüm önerileri konularının görüşüldüğünü, ancak dernek açıklamalarında belirtildiği şekilde bir uzlaşmanın söz konusu olmadığını belirtmektedir.

7 Kasım 2012 tarihinde dernek tarafından Kaffed’e gönderilen yazıda, 15-16 Aralık 2012 tarihlerinde Tes-İş Sendikası konferans salonunda “Dil Kurultayı” düzenleneceği bildirilir. Söz konusu yazıda kurultayın konusu şu sözlerle ifade edilir; “…ADDER tarafından hazırlanan taslak Adıg’e Latin Alfabesinin incelenmesi, konu üzerinde tartışılması ve son şeklinin verilerek delegeler tarafından oylanmasıdır…” Kaffed yönetiminden bu kurultayda görüş ve önerileri belirtmek ve gündeme dair oylamalarda Kaffed adına oy kullanmak üzere beş delegenin gönderilmesi talep edilir.

20 Kasım 2012 tarihinde Kaffed yönetimi gönderdiği cevap yazısında, söz konusu kurultaya delegasyon olarak katılamayacaklarını şu ifadelerle bildirir; “…Delege belirlemek Genel Kurulun yetkisindedir ve Delege bir üst kuruluşa verilebilir. Bu gerçekten yola çıkarak Federasyonumuzun ve bağlı Derneklerimizin genel kurullarında Dil Kurultayı için seçilmiş Delegasyon olmadığından bu kurultaya karar almak üzere delege göndermesi mümkün değildir…”  Aynı yazıda Kaffed yönetiminin alfabe konusundaki görüşü ise şu sözlerle ifade edilir; “…bir halkın dilinin yaşatılması konusunda son derece önemli bir faktör olan alfabe konusunun çok kapsamlı ve genel konsensus sağlanarak daha önce yapılan çalışmalarla birlikte ve en geniş temsil kabiliyetine sahip oluşumlar ve konusunda uzmanlar tarafından karar bağlanmasının doğru olacağını düşünüyoruz.” Sonuç olarak “delege konusunu ve görüşlerini açıklamak” üzere Kaffed Genel Başkan Yardımcısı Hasan Seymen yetkilendirilir. Ayrıca Kaffed yönetimi tarafından birlikte çalıştığı dil eğitimci-uzmanlarına “arzu edenlerin kurultaya gözlemci statüsünde katılabilecekleri” konusunda bilgi verilir. 15 Aralık 2012 günü Dil Kurultayına katılan Sayın Seymen, yazıda belirtilen kararı sözlü olarak katılımcılara iletir ve alfabe konusunda cevap yazısında belirtilmiş görüşleri de ifade ederek toplantıdan ayrılır.

15-16 Aralık 2012 Dil Kurultayı’nda Kaffed’in kurumsal temsili bu kısa konuşma ile sınırlıdır. Ancak söz konusu dernek açıklamalarında, “…Kurultay esnasında gerek salondaki diğer delegelerin %50’ sinin aynı zamanda KAFFED üyesi olması…”  gibi bir ifadeler ile Kaffed kurumsal temsilinin var olduğu ima etmektedir. Bu kurultay latin alfabe tartışmalarında bir başka kırılma noktasıdır.

Bir kez daha vurgulamak gerekirse; Kaffed bu kurultaya resmi bir delegasyon göndermemiştir ve dolayısıyla bu kurultayda oylanan “latin alfabeye” kurumsal bir onay vermemiştir. Ancak söz konusu dernek bu durumu, “dil çalışmaları ile ilgili Çerkes toplumundan alınacak yetki için 15-16 Aralık 2012 tarihinde Ankara’da düzenlenen 'Dil Kurultayında' Türkiye diasporasında kurulu tüm kurum ve kuruluşların en geniş temsilini sağlanmıştır” şeklinde lanse etmeye devam etmektedir. Bu kurultay ve kurultayda oluşturulan ancak aralarında dilbilim uzmanı dahi olamayan komisyon marifetiyle, mevcut bir latin alfabesine “kurumsal bir kimlik, toplumsal mutabakat ve bilimsel meşruiyet” kazandırıldığı, iddia edilmektedir. Bu iddia aynı zamanda, resmi alfabenin meşruiyetine karşı dernek alfabesini, “toplumsal mutabakat ile oluşturulan bilimsel bir alfabe” olarak savunmak için kullanılan bir argümanıdır.  

15 Ağustos 2013 tarihinde Kaffed yönetimi, gönderdiği bir yazıyla dernek yönetimini, 27-29 Eylül 2013 tarihinde Ankara’da düzenlenecek olan 2. Uluslararası Adıge Dil Konferansı’na davet eder. 29 Ağustos 2013 tarihinde dernek yönetimi, yazılı olarak konferansa katılmak isteğini Kaffed yönetimine bildirir. Kaffed yönetimi 2 Eylül 2013 tarihinde, dernek yönetimine bir yazı göndererek, konferans konu başlıklarını bildirir ve ilgili konularda yapılması düşünülen sunumun Adıgece özetinin gönderilmesini talep eder. Dernek yönetimi 4 Eylül 2013 tarihinde, Ali İhsan Tarı’nın konuşmacı ve Yılmaz Dönmez, Mücella Kılıç, Ahmet Cevat Benk, Salim Kablan, Arif Demir’in ise katılımcı olarak katılacağını Kaffed yönetimine bildirir.

Kaffed, 16 Eylül 2013 tarihinde yazdığı yazıyla, konferans davetiyelerinin katılımcıların şahsına gönderildiğini belirterek, dernek başkanı Ali İhsan Tarı ismine davetiye gönderildiğini bildirir. Ve Ali İhsan Tarı söz konusu konferansa katılır ve kendi sunumunu yapar. Dernek açıklamalarına konu edilen bu konferansın sonuç bildirisinde latin alfabe konusu şu şekilde ele alınmıştır; “Anavatandakilerden çok diaspora Adıgelerinin alfabe ile ilgili zorluklar içinde oldukları aşikardır. Adıgece okumak–yazmak isteyip de kirille hazırlanmış alfabeyi bilmeyenler için kirille Adıge alfabesinin öğretilmesi çalışmalarının yanı sıra, Latin harflerin kullanıldığı bir transkripsiyon* Adıge alfabesi de gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki, aslolan diaspora Adıgelerinin dil açısından kendini koruma görevidir. Bu da anavatandaki Adıgelerin kullandıkları alfabe ve yazı dilini diaspora Adıgelerinin de kullanması ile mümkün olacaktır.  Ve alınan kararlar arasında, “Trankripsiyon alfabesi hazırlanması için kurul oluşturulmasına, oluşturulan kurul tarafından kiril alfabesinin yanında yardımcı olarak kullanılacak Latin harflerinden oluşan transkripsiyon alfabesinin belirlenmesi”  kararı da vardır. Dernek açıklamalarında ise bu konu çarpıtılarak; “2’nci Uluslararası Dil Konferansı da dâhil olmak üzere dille ilgili akademisyenler tarafından yapılan tüm toplantılarda, Latin alfabesinin gerekliliği vurgulanmış ve bu anlamda alınmış birçok kararlar bulunmaktadır” şeklinde lanse edilmektedir.

Dernek benzer tutumunu Kaf-Der yönetiminin çağrısı üzerine, 16-19 Mayıs 2003 tarihlerinde Ankara’da yapılan, Anadili ve Alfabe Konferansı'nda alınan kararlar için de devam ettirmektedir ve açıklamalarında şu ifadeleri kullanılmaktadır; “…Anadilimiz ile ilgili 2003 yılında Sayın Muhittin Ünal’ın başkan olduğu dönemde ilk defa düzenlenen Adigey, Karaçey-Çerkes, KBC, Ürdün, Suriye ve İsrail’den akademisyenlerin katıldığı uluslararası dil konferansının sonuç bildirgesinin 2.Sayfasının 2.Paragrafında, diasporadaki Çerkeslere özel Kiril alfabesi kullanarak çalışmalar yapılmasının zorluğu vurgulanarak, ortak bir Latin Alfabesi yapılmasına karar verildiği bildirilmektedir…”

Aynı konferansın katılımcılarından Murat Papşu ise söz konusu konferansta alınan kararları net bir şekilde açıklamaktadır: “…16‐19 Mayıs 2003 tarihlerinde Ankara'da, o zamanki dernek başkanı Muhittin Ünal’ın girişimiyle Kafkasya’dan da dilbilimcilerin katıldığı 'Anadil ve Alfabe Konferansı' düzenlendi. Burada Latin temelli Çerkes alfabesi hazırlayanlar 'boğmalı', 'sıkmalı' gibi kendi icat ettikleri dilbilim terimleriyle alfabelerini tanıttılar. Konferansın sonucu, dil öğretiminde mevcut Kiril-Çerkes alfabesinin kullanılmaya devam edilmesi, ancak Abaza ve Çerkes lehçelerinin alfabelerini ortak hale getirecek ve yazımda standart sağlayacak Latin esaslı bir transliterasyon (harf çevirisi)** sisteminin oluşturulması gerektiği şeklinde oldu. Bu sistem, yani Kiril alfabesindeki harflerin Latin karşılıkları için de, birkaç küçük değişiklikle Abhaz dilbilimci Vyaçeslav (Slava) Çirikba’nın hazırladığı alfabenin harfleri esas alındı. Konferansın tavsiye niteliğindeki bu sonuç bildirisinden sonra, 2004 Nisan ayında KAFFED’in düzenlediği geniş katılımlı toplantıda Çerkes ve Abhaz dillerinin öğretiminde Kafkasya’da kullanılan Kiril temelli alfabelerin esas alınmasına karar verildi…”

Sonuç olarak dernek yöneticileri açıklamalarında “bir dilin resmi alfabesi ile transkripsiyon veya transliterasyon alfabesi” arasındaki farkı gözetmeden “latin alfabe hazırlanması için alınan kararlar” ifadesini kullanmaya devam etmektedir. Ancak herhangi bir dile ait resmi bir alfabenin gerek transkripsiyon gerek transliterasyon alfabe ile aktarılması/gösterilmesi/kullanılması ile yeniden başka bir sistemle (Latin veya Arap) bir alfabe oluşturulması farklıdır. Konferanslarda bahsedilen ihtiyaç, yeni bir latin alfabesi hazırlanması değildir.

Bir sonraki yazıda, dernek yönetiminin hazırlamış olduğu “Adıǵe Latin Alfabesi’nin” Türkiye’de örgün ve yaygın eğitim kurumlarında kullanılmasını sağlamak için MEB Talim ve Terbiye Kurulun'a önerilmesinin Adder yönetim kurulunda benimsenmiş olduğunu bildirildiği 10 Nisan 2014 tarihli yazıdan günümüze dek geçen süreci ele almaya çalışacağım.

* Transkripsiyon [transcription] Çeviri yazı: Transkripsiyon, bir alfabe/yazı sistemi  ile yazılmış metni ses değerlerini korumak suretiyle başka bir alfabe/yazı sistemine; çoğunlukla Latin harflerine aktarma işlemidir. Transkripsiyon, bir okuma denemesi aynı zamanda da bir inceleme niteliğindedir. Bir metnin söylenişini tam olarak göstermek için kullanılan alfabeye transkripsiyon alfabesi denir. Okunuşa göre yazım (transkripsiyon) yöntemidir. Bir dilin kelimelerinin ki bunlar genelde özel isimler olur, bir başka dilde okunmaya uygun şekilde yazılmasıdır. Mesela Charlemagne’ı ‘Şarlmayn’, Bordeaux’yu ‘Bordo’ olarak yazmak transkripsiyondur.

** Transliterasyon [translit(t)ération] Yabancı yazıların, okunuşları dikkate alınmadan harf harf aktarılması, harf çevirisi: Transliterasyon, kaynak dildeki/ yazı sistemindeki metnin, kendi yazı sistemindeki harf değerlerini koruyacak bir biçimde başka bir yazı sistemine harf harf aktarımı söz konusudur. Transliterasyondaki işaretler, kaynak metindeki işaretlerle bire bir eşleşir. Diğer bir deyişle, transliterasyon, bir alfabe ile yazılmış olan metnin herhangi bir yorumda bulunulmadan başka bir alfabe ile gösterilmesidir. Kiril alfabesine dayalı yazıların Latin harflerine dönüştürülmesi için Uluslararası Standardizasyon Örgütü (ISO) tarafından geliştirilmiş bir standart mevcuttur. Bu standarda göre Adıgecenin Latin harflerine transliterasyonu için tıklayınız.

 

KÖŞE BUCAK YAZILARI

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele