Kavgada kalleş yumruk!

Salı, 28 Nisan 2015 05:50
Mansur Balcı Mansur Balcı

Kavga sırasında bazıları, kavga edenlerden birine arada yumruk atarak, kavgaya katılmadan hasmını hırpalar. Bu yumruklara ''jargonda'', ''kalleş yumruk''denir. Gerçek kavgada yumruk sayılmaz ama bu yumrukların çetelesi tutulur, hesabı sonraya bırakılır.

ADDER (Adıge Dil Derneği/Konya) siyasi ilişkileri kullanarak, okullarda Çerkesce ana dil öğretiminde kullanılmak üzere latin harflerle hazırlanmış bir alfabeyi Milli Eğitim Bakanlığı’na kabul ettirmiş ve Tebliğler Dergisinde yayınlanarak resmileşmiştir. Bu karar, yürütülmekte olan ana dil ile eğitimi kiril alfabesi ile yapılmakta iken alındı. Bu karar, Çerkeslerin en büyük örgütü Kaffed ve bu konuda düşünen, çabası olan, söz söyleyen ve hali hazırda dil sınıflarındaki öğrencilerin velileri ve de Çerkesce kürsü kuran Üniversite ilgilileri tarafından tepki ile karşılandı.

Bu yeni uygulamaya tepki gösterenlerin argümanları aşağı yukarı şöyle;

1. Yasa değişikliği ile ana dili ile okuma yazma öğrenmeyi ilk öğretimde seçmeli ders olarak konulmasıyla, aylarca süren komisyon çalışması sonunda kiril alfabe ile müfredat ve uygun ders kitapları hazırlanmış, resmen kabul edilmiş ve ilgi gösterilen yerlerde sınıflar açılmış, eğitim devam etmektedir.

2. Kiril harfleri ile hazırlanan Çerkesce alfabe dil bilim kurullarca hazırlanmıştır, onaylanmıştır ve seksen yıldır Anavatanda resmi olarak kullanılmaktadır.

3. Bu alfabe ile yazı Anavatanda hayatın her alanında kullanılmakta, bu alfabe ile ders kitapları okutulmakta, bu alfabe ile yazılmış milyonlarca resmi yazışma (arşiv), binlerce sanat ve edebiyat külliyesi vardır.

4. Anavatan ile resmi alfabe olan bu yazı dili ile ilişki kurulmaktadır.

5. Latin harflerle bir aklı evvelin hazırladığı amatör alfabeyi onaylayan tek bir dil bilimci olmadığı gibi, tam tersine olumsuz görüş bildiren bir çok dil bilimci ve uzman var. Sesler dili karşılamamakta, sembollerin bazıları tuhaf...

6. Bu alfabe ile hazırlanan ders kitabının da resmi alfabe ile hazırlanan ders kitabının (müfredatın) ''intihal'' edildiğini iddia edilmektedir. ( Bakınız: Komisyon üyesi Murat Papşu'nın bu bölümde yayınlanmış iki yazısı)

7. Her şeyden önce latin sembollerle yazmayı öğrenenler ne okuyacaklar? Yazılmış tek bir mektup bile yok, bırakın külliyatı...

8. Latin alfabesinin ilgili kurumlardan görüş alınmadan, kurumların olumsuz görüşlerine rağmen, siyasi ilişkiler kullanılarak, Kaffed camia içinde geriletilerek, etkisizleştirerek; iktidar siyasetine alan açmak niyetiyle tarihte ilk kez MEB da ikinci müfredat olarak kabul edildi.

Şimdi bu argümanlara karşı latin alfabesini savunanların bir kaç tuhaf argümanları var.

1.Daha kolay öğrenilir diyorlar ki bu alfabe ile öğrenen yok, denenmemiş.

2. Dünya Çerkeslerinin nüfus olarak çoğunluk Türkiye’de yaşıyor. Anavatan buraya uysun...

3. Çerkesce resmi alfabesini sanki kiril harflerle hazırlanan Rus alfabesiyle aynı gibi gösterip, iddia edip, ''Rusya'nın etkisinden kurtarmak''...

Argümanlar beş aşağı beş yukarı bunlar. Bu argümanlar üzerinde tartışma yürürken birden şimdilik az da olsa bir üçüncü taraf ortaya çıktı. Bunların argümanı da '' bırakın alfabe tartışmasını'' diye başlayıp, taraflardan biri olan Kaffed’i hedef alıp, salvo atışlar yapıyor. Oysa konu Alfabe... Bu iki alfabeden birisinin kullanılmasının yaratacağı olumlu-olumsuz sonuçları hakkında fikri/önerisi olmayan bu üçüncü kesim; bu fırsatla Kaffed'e adeta kin kusmaya başladı. Yani kavgaya girmeden, arada Kaffed’e yumuk atıyorlar. Bunlardan en ''tipik'' yazıyı Faruk Özden sosyal medyada paylaştı (ozgurcerkes.org).

Sosyal medyada arada yazılar yayınlayan F. Özden’le arkadaşlığımız yetmişli yıllara kadar gider. Biz, ona Rahmi Tuna'nın yakıştırdığı '' Napolyon Faruk” deriz... O da bir yazıyla üçüncü taraf korosuna katıldı görünüyor. Rahmi Tuna ona ''Napolyon'' derken bilge duruşu, ağırbaşlı Uzunyayla Adıgelerinden olmasına vurgu olarak söylerdi. Mesnetsiz, düşünülmeden sıralanmış suçlamalar ve ağır sözlerle Kaffed'e ve latin ''alfabesine'' karşı olanlara yüklenen yazısı, üçüncü tarafın en tipik olanı oldu ki; pek yakışmadı. Yukarıdaki argümanlar üzerinden fikir-görüş üretmeyi denese daha yakışık olurdu sanki. Kaffed elli üç derneğin oluşturduğu bir federasyon. Federasyon, konu olan latin alfabesi kararına karşı bakanlık önünde basın açıklaması yaptı. Eş zamanlı olarak üye derneklerde, bulundukları illerdeki İl Milli Eğitim Müdürlükleri önünde basın açıklamalarını yaptı. Latin alfabesini savunanlar ''Kaffed içinde üç beş dernek buna karşı'' şeklinde yorumları sosyal medyada paylaşmaya başlayınca, Kaffed üyesi derneklerde peş peşe açıklama yapmaya başladı. Üçüncü taraf, her şeyi bir tarafa bırakıp; Kaffed’in basın açıklamasındaki satır aralarında kendince hatalar bulup, eleştirirken meselenin kendisinin üstünü örtüyor; ''...Bence Kiril veya Latin alfabesi fark etmez. Önce öğrencileri bir araya getirmek, yani sınıfları oluşturmak gerekir... F. Özden” derken konunun esasıyla ilgilenmiyorlar. Bu sözün tutar tarafı yok. Konuşmasını bildiğimiz bir dilin yazılışını da öğreneceğimiz dersin programında alfabe nasıl önemsiz olabilir? Hatta sınıflar oluşturmadan önce kullanılacak alfabenin nasıl olması gerektiği neden tartışılamasın ki? Kaffed’in basın açıklaması metninde beğenmediğimiz yönler veya yanlışlar olabilir. Bunları eleştirme özgürlüğü de var. Eleştirmek, yol gösterici önerilerde bulunma özgürlüğü de var. Açıklama metninde beğenmediğimiz şeyleri öne çıkarıp konunun kendisi ile ilgili eleştiri, görüş ya da öneri yapmadan; elindeki baltayı bilinçsizce ormanda savurmak doğru mu? ''Utanmazlıkla'' suçlayacak kadar ileri götürmek neyin nesi?

Bu yazı Kaffed'i savunma yazısı değil. Bu sayfalar dahil başka yazılara bakılırsa, Kaffed’i bir çok konuda eleştirdiğim yazılar göreceklerdir. Kaldı ki bütün hatalarına rağmen Çerkeslerin en büyük örgütü olan (ki kuruluşunda emeğim ve ciddi mesaim var) Kaffed’i de savunurum. Hele bu konuda. Bu yazı F.Özden’i eleştirme yazısı da değil. Bu yazı, konunun ciddiyetini sulandıran ortaya çıkan üçüncü tarafa ve Milli Eğitimin latin harfleriyle ikinci müfredat olarak yetersiz ''alfabenin'' kabul edilmesiyle niyetlenilen siyasi oyun ve ana dil ile eğitimde yaratılan kargaşaya karşı resmi alfabeyi savunmaya dikkat çekmek için yazılmıştır.

Son söz F.Özden'den olsun;

''…Çerkeslerde ayıp,  “yemık’u” denildi miydi insanlar bir duraklar, kendi kendine sorardı: Yaptığım doğru mu? Sizin yaptığınız “ yemık’u” da geçti “haynape''… ''

 

Mansur Balcı
Bağatır

 

KÖŞE BUCAK YAZILARI

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele