Bizim de Payımızda Güzellikler Düşecek

Pazartesi, 21 Ekim 2013 20:42

Kosta Hetagurov
Kosta Hetagurov, 15 Ekim 1859-1 Nisan 1906
 

İnsan hakları ve demokrasinin gelişimi uzun ve engebeli bir süreç. İnsanlık bu kavramları belki de yüzyıllarca önce geliştirdi, ama günümüzde hala demokrasinin tam anlamda yerleştiği ve insan haklarına bütünsel olarak saygı gösterildiği bir ülke olmadığı söylenebilir. Ancak sabırla, kararlı bir mücadele sonucu demokratikleşme yönünde bir ilerleme sağlanabiliyor, insan hakları genişletilebiliyor. Doğal olarak demokrasi ve insan haklarının geliştirilmesi mücadelesinde, bu konudan en çok rahatsız olanlar, yani haksızlığa uğrayanlar, ezilenler, azınlıkta olanlar ön planda yer alıyorlar. Aynı şey Türkiye için de geçerli.

Geçtiğimiz bir-iki ay içerisinde Türkiye'de yaşayan Çerkesleri ilgilendiren, Çerkes dili ve kültürünün korunması ve geliştirilmesi açısından biribirinden önemli 6 gelişme oldu. Bu gelişmelerin biri bile, çok değil, 5-6 yıl önce yaşansaydı, kimse yerinde duramaz, kimisi büyük bir coşkuyla, kimisi de büyük bir korkuyla ayağa kalkardı. Fakat son bir-iki ay içerisinde gerçekleştirilenler, hem alaca karanlıktaki Türkiye'nin yoğun gündemi arasında, hem de bir süredir devam eden alışkanlık ve kayıtsızlık ortamında hak ettikleri tepkiyi alamadı.

Neydi bu gerçekleşenler?

Türkiye'de ilk kez bir üniversitede Çerkes Dili ve Edebiyatı bölümü açıldı. Türkiye'deki üniversitelerde Çerkes dili ve edebiyatı bölümü açılması gündeme getirildiğinde, bunun için YÖK Başkanı ile görüşüldüğünde, seçilen üniversitelerin rektörlerine talepler ve projeler iletildiğinde, Kafkasya'daki üniversitelerle ders programı ve eğitmen desteği konusunda başvurular yapıldığında, Türkiye'de böyle bir şeyin olamayacağı, olsa bile eğitmen ve ders malzemesinin bulunamayacağı, bütün bunlar yapılsa bile öğrencilerin geleceği olmayan bu bölümleri seçmeyeceği söyleniyordu. Ama tüm bunlar gerçekleştirildi, Düzce Üniversitesi'nde “Çerkez Dili ve Edebiyatı” programı açıldı, normal başvuru dönemine yetişemediği için ek kontenjan açıldı ve bu kısa süreye rağmen 21 kişilik kontenjanın tamamı doldu. Çerkes Dili ve Edebiyatı programının ilk öğrencileri Anayurt'tan gelen eğitmenlerden derslerini alacaklar.

Türkiye'de ilk kez bir üniversitede Kuzey Kafkasya konusunda uzmanlaşmak üzere bir araştırma merkezi kuruldu. "Türkiye ile Kafkas ülkeleri, özerk cumhuriyetleri ve Kafkas toplulukları arasındaki politik, ekonomik, kültürel işbirliğinin sürekli geliştirilmesi ve iyileştirilmesi amacıyla bilimsel araştırmalar ve çalışmalar yapmak, bu araştırmalar yoluyla bilgi birikimi oluşturmak ve bu bilgi birikiminin, Türkiye’nin çıkarları doğrultusunda söz konusu ülke ve topluluklar ile Türkiye’deki ilgili kuruluşlarla paylaşımını sağlamak" üzere Sakarya Üniversitesi'nde Kafkas Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi açıldı.

Türkiye'de ilk kez bir üniversitede, Boğaziçi Üniversitesi'nde, Abazaca seçimli ders olarak verilmeye başlandı. Boğaziçi Üniversitesi'nde bir kaç yıldır Adıgece seçimli ders olarak veriliyordu. Israrlı çalışmalar sonucu bu yıl Abazaca seçimli ders olarak verilmeye başlandı ve 9 öğrenci derse kayıt oldu.

Türkiye'de ilk kez Adıgece ve Abazacaders kitapları orta eğitim müfredatı kapsamında tescil edildi. Kaffed tarafından hazırlanan kitaplar, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ortaokullardaki (5-8. sınıflar) Adıgece ve Abazaca eğitimi için ders kitabı olarak kabul edildi ve ders kitapları Milli Eğitim Bakanlığı web sitesinde yayımlandı. Böylece Adıgece ve Abazaca Milli Eğitim Bakanlığı orta eğitim müfredatının bir parçası olarak tescillendi.

Türkiye'de ilk kez çocuklarımızın okul öncesi eğitimlerinde kendi dil ve kültürlerini öğreneceği bir anaokulu açıldı. Adana derneğimiz tarafından yürütülen çalışmalar sonucu Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından da desteklenen proje kapsamında Kafkas Anaokulu kuruldu. Büyük ilgi gören Kafkas Anaokulu, ilk öğrencileri ile birlikte bu yıl faaliyete başladı.

İkinci Uluslararası Adıge Dili Konferansı Ankara'da toplandı. Dokuz ülkeden gelen 50 akademisyen, dilbilimci ve eğitimci, dil politikalarından, Nart Söylencelerinin Adıge dili eğitiminde kullanılmasına kadar pek çok konudabilgilerini ve deneyimlerini paylaştılar, yeni çalışmalar için yeni uzmanlar ile tanıştılar, Adıgecenin zenginliği ve yaşama gücü konusunda umutlarımızı güçlendirdiler. Ayrıca bu konferans nedeniyle, dünyadaki en önemli insan hakları belgesi olan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi de ilk kez Adıgece yayımlandı.

Anaokulundan üniversiteye kadar eğitimin tüm boyutlarını kapsayan, İstanbul'dan Adana'ya kadar Türkiye'nin farklı yerlerinde gözlenen, Çerkescenin korunması ve yaşatılması açısından hayati önemde olan bu gelişmelerin hiç biri kendiliğinden gerçekleşmedi, havadan inmedi, lütuf olarak sunulmadı. Tam tersine, bütün bunlar, “Dilsiz ulus ölüdür” özdeyişini özümlemiş, anadilinin yaşatılması için derneklerimizde yıllardır bıkmadan-usanmadan, ısrarla ve kararlı bir şekilde çalışan yüzlerce insanın emeği, çabası, mücadelesi sonucu gerçekleşti.

Kaffed ve üye dernekleri tarafından yürütülen çalışmalar sonucu son iki ayda elde edilen bu başarılar, birlik olunduğunda, herkes büyük imecede bir şekilde yer aldığında nelerin yapılabileceğinin güzel bir kanıtı.Bu gelişmeler sabırla, ısrarla ve hep beraber çalışıldığında bizim de payımıza güzellikler düşeceğini gösteriyor, geleceğe, geleceğimize umutla bakmamızı sağlıyor. Şairin dediği gibi,

    Yolverin kanatlı atlara
    Sürgünden dönen çocuklara
    Ateşler yakın doruklarda
    Geçit vardır yarınlara

 

KÖŞE BUCAK YAZILARI

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele