Araplardan bunu beklemezdim…

Salı, 15 Şubat 2011 00:00

 

Üç hafta Mısırlıları Kahire'de, Kurtuluş meydanında eylem halinde iken izledik. Sonuçlara bakılırsa, istediklerini almış görünüyorlar. Mübarek ailesinden kurtuldular ve biri birilerine 'günümüz mübarek' olsun diyerek vedalaşıp evlerine döndüler.

Doğrusunu söylemek gerekirse, Mısır politikası Türkiye'den çok izlenmez ve bilinmez. Ankara’da Mısır elçiliği Filistinli gerillalar tarafından basıldığında, o sıcak çatışma sırasında tesadüfen ordaydım. Mısır ve Mısırlılara bundan daha yakın olmadım. Hayatımda da hiçbir Mısırlıyla da tanışmadım. Türkiye’den iş adamlarını fabrikalarını söküp Mısır'a taşıdıklarını basından duyardım. Günlük iki dolarla yaşamak zorunda olan çok sayıdaki Mısırlıları düşünürsek anlaşılır bir durum...Arapların İsrail'e karşı yürüttükleri yarım yüzyılı aşan savaşta ciddi bir başarı elde edememiş olmaları ve 1967 Arap-İsrail savaşında Mısırlı askerlerin tankları bırakıp kaçmaları en çok aklımda kalan gazete haber bilgilerdir. Camp David anlaşmasıyla Arapları yılda bir milyar iki yüz milyon dolar karşılığı Amerikalılara satmış olması. Kaldı ki bu paranın tamamının ordu ve üst yönetim tarafından ceplerine atıldığı konusunda ciddi iddialar var. Böyle olunca da tüm Araplara olduğu gibi, Mısırlılara da çok sempati duyduğum söylenemez. İnsanlık tarihine yön vermiş üç en büyük uygarlıktan biri olmasıyla, düşüncelerimi açıklamak kolay olmamakla birlikte, durum bu.... Arapların İsrail’e karşı yürüttükleri yarım yüzyılı aşan savaşta ciddi bir başarı elde edememiş olmaları ve 1967 Arap-İsrail savaşında Mısırlı askerlerin tankları bırakıp kaçmaları en çok aklımda kalan gazete haber bilgilerdir. Camp David anlaşmasıyla Arapları yılda bir milyar iki yüz milyon dolar karşılığı Amerikalılara satmış olması. Kaldı ki bu paranın tamamının ordu ve üst yönetim tarafından ceplerine atıldığı konusunda ciddi iddialar var. Böyle olunca da tüm Araplara olduğu gibi, Mısırlılara da çok sempati duyduğum söylenemez. İnsanlık tarihine yön vermiş üç en büyük uygarlıktan biri olmasıyla, düşüncelerimi açıklamak kolay olmamakla birlikte, durum bu….

Türkiye’de Politik ilgi güneye doğru en çok İsrail’e kadar iner ve kalır. Bu ilgisizlikten de olabilir. Tüm TV kanalları Kahire’deki eylemleri süresi boyunca naklen yayınla ekrana taşıdılar. Bu anlamda epey bilgi sahibi de olduk denilebilir.

Türkiye'de Politik ilgi güneye doğru en çok İsrail'e kadar iner ve kalır. Bu ilgisizlikten de olabilir: Tüm TV kanalları Kahire'deki eylemleri süresi boyunca naklen yayın ekrana taşıdılar. Bu anlamda epey bilgi sahibi de olduk denilebilir.

Sonuçla ilgili yorumlar muhtelif. Her kes baktığı yerden, baktığı gözden görüyor ve sonuçlar çıkarıyor. Bunda anormal bir durum yok zaten. Benim ise, aklımda beklemediğim etkiler bıraktı. Öncelikle, üç milyona yakın insanın bir meydanda toplanıp dağılması aklı zorlayan bir durum. Her şeyden önce bu toplanan insanların önünde alıştığımız gibi sürükleyici önderler ya da örgütler görünürde değildi. Net bir ortak talep vardı, ‘Mübarek ve Mübarek kuklalarından kimsenin yönetimini istemiyoruz’ kısa ve net. Kurt politikacı Mübarek, en az meydandakiler kadar direndi. Her kademeden politik manevralar yapmasına rağmen düşüşünü ve iktidarı bırakmasını ne katil silahlı saldırgan sivil polis çeteleri, ne de Amerika’nın aba altından gösterdiği sopası ve açık tehditleri toparlayamadı. Vaat, tehdit ve duygulara seslenen istismarlarının seviyesi yükseldikçe, itibarı azaldı. Ve ‘pes’ diyerek havlu atmak zorunda kaldı. Meydandakiler son kez şarkılarını yüksek sesle söyleyip, sloganlarını daha yükselttiler ve topluca halay çektikten ve yanlarında getirdikleri süpürgelerle meydanı temizleyip evlerine döndüler. Ayaklanmalarına, ‘taklitlerimizden sakının’ ibaresini ekleseler haksız sayılmazlar...

Mübarek’in katil çeteleri yüz elli civarında gösterici öldürdüler, binlercesini de yaraladılar. Göstericileri provoke edemediler. Öne çıkan tek ciddi hataları olmadı. Bütün dünya anladı ki, sayıları milyonlar olan kalabalıkta silah yok ve silah kullanmayacaklar. Bütün kötü niyetlileri ‘açığa düşüren’ sağlam duruş bu oldu. Ayaklanmanın ortaya çıkardığı, parlattığı yeni bir politik figür de olmadı. Ayaklanmanın internet üzerinden örgütlenmesinde önemli payı olduğu söylenen otuz yaşındaki bilgisayar uzmanı genç, ayaklanmanın başlarında göz altına alınarak on iki gün işkence etmişler. Onu bırakıldığında meydana mikrofondan seslenirken gördük. Son sözleri, ‘çok yorgun ve uykusuzum, izninizle biraz uyuyacağım’ dedi ve gitti;bir daha görmedik. Bir anlamda Kahire ayaklanması, süresi çoktan geçmiş politik figürleri temizlemiş; yeni politik öznelerin önünü açmıştır. Bütün bunlar, Moskova’da katliama dönüşen kanlı Pazar’a, ya da kaos ve kargaşaya dönüşen Tiflis ayaklanmasına, hele  yüzlerce kişinin öldüğü Kırgızistan ayaklanmalarına hiç benzemedi. Demir çubuklarla her gördüğünü linç eden ve Çavuşesko çiftini asan Romanya ayaklanmasından da farklı. Çin ayaklanmasındaki çatışmalara da benzemedi. Ancak ortak enstantanesi, Tiananmen  Meydanında silahsız bir sivilin, kalabalık üstüne sürülen tankın önüne geçerek durdurmasıyla, Kurtuluş Meydanındaki milyonların tek bir Mısırlı gibi iktidarın önünde silahsız olarak durması sanırım. Gücünü sayısından değil, duruşundan alan bu iki eylem, herkesi derinden etkiledi ve hak ettiği destek ve sempatiyi toplamış görünüyor. Her şeyden çok işe kan ve ölüm bulaştırmış olmamaları; ter remiz bir başlangıç yapmış durumdalar… O kadar temiz ki, ayaklanmanın çöpünü bile meydanda bırakmadılar…

Halk desteğiyle iktidara geldikten sonra halkı unutan, yetkisini ve gücünü kendisinin ya da aile çıkarlarının hizmetine sokan yasa ve adalet duygusunu yitirmiş yöneticilerin, Kahire Kurtuluş Meydanı eylemlerinden  çıkaracağı çok önemli dersler var sanırım. ‘Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az gelir…’ metaforunu da burada hatırlamak gerek …

Bana gelince, Araplardan bunu beklemiyordum sanırım. Galiba Araplarla ilgili negatif duygularım değişti ve daha pozitif artık. Kurtuluş Meydanındaki Mısırlılar halk ayaklanmalarına yeni bir biçim ve tarz kazandırmışlardır. Ezberimizi bozup, ‘ böyle de yapılabiliri gösterdiler. Mısır politikasını ve bu gelişmelerin sonuçlarını tüm dünya gibi ben de daha yakından izlemeliyim sanırım…

Mansur Balcı,15 Şubat 20011

Nalçik

KÖŞE BUCAK YAZILARI

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele