Zafer Süren Ajiban - KAFFED Ortak Akıl Toplantısı Yorumu

Salı, 13 Kasım 2012 19:39

 

Merhabalar,

Zamanın kısıtlı ve konuların yoğun olması dolayısı ile ben yalnızca Çerkes kavramı üzerine bir çalışma yapmıştım.

Orada başkanlığa verdiğim yazıyı ekte size gönderiyorum.

Abant toplantısı çok iyi ve verimli olmuştur.

Keşke şimdiye kadar  sürekli yapıla geliyor olsaydı.

Selam ve sevgilerimle

Zafer Süren Ajiba

Abant, 11-12 Aralık 2010

 

TAŞIDIĞIMIZ BAYRAĞIN ADIÇERKES

Bugün kendine ”Anapalı Abaza” diyen birini hiç duydunuz mu?

Neredeler?

Duyamazsınız! Çünkü onlarda tıpkı Şapsığların, Natuhajların, Hatukayların, Abazeh ve Ubıhların çoğu gibi Büyük Kafkas Savaşları’nda yok oldular.

O günlerin Çerkesya’sın da, o günlerin yabancıları, o ortak coğrafyada Azak’tan Vladikafkas’a kadar iç içe geçmiş, her yerde yan yana ve omuz omuza duran halkı, kimleri cımbızla ayırdı da, yalnız bir halka “ÇERKES” adını verdi?

Bizler, bugün konuşurken, bugünün meşru, siyasi ve belgelenmiş sınırlarıyla yorum yaparken, sürgün öncesi iç içe geçmiş, sınırsız ve ayrımsız,  farklılıklarıyla birbirini özümsemiş, demokrat bir coğrafyanın halklarını aynı katagoriye koyarak sınırlar koyuyor, ayırıyoruz.

Birkaç alıntıya bakalım;

Leonti  Yakovleviç Lyulye, Çerkesya –Tarihi-Etnografik Makaleler (1857-1862-1866 , Çev. Murat Papşu, Çivi Yazıları 1998) adlı eserinde şöyle diyor:

Biz genellikle Kafkas Dağları’nın kuzey yamacında oturan bütün kavimleri Çerkes diye adlandırıyoruz.(shf:27) “Adığe kavimleri Abadzehleri, Şapsığları ve Natuhajları ortak bir adla, ABADZE-ÇİL diye adlandırırlar; bu Abaza halkları anlamına gelir. Besleneyler hariç bütün Kubanlıları ise KİYAH, yani aşağıda oturanlar diye adlandırırlar. Abadzehler, Şapsığlar ve Hatuajlar ise feodal yönetim biçimini koruyan bütün kavimleri, Kabardeyleri de dahil ederek ADIĞE-ÇİL, yani Adığe halkları diye adlandırırlar. (shf:38) Anapa yakınlarında denize dökülen Aşampe akarsuyu..(shf:31)

( Not: Abaza Aşamba -Rahmetli Mümtaz Aşamba- aile adı bugün hala muhafaza edilmektedir. -z.s.ajiba-)

Per  Minas Bıjışkyan-Pontus Tarihi-(Çev. Hrand N. Andresyan, Çiviyazıları 1998)eserinde :

“Abaza memleketi, merkezi Anapa ve Sohum olmak üzere ikiye ayrılmıştır. (shf:150) Bunların başlıca ikamet yerleri Kuban nehrinin civarındadır. (shf:155) Anapa Abazalarının düğün, misafirperverlik v.s. gibi birçok adetleri Abazalarınkinden farklı değil, fakat dilleri ayrıdır. (burada dilden örnekler veriyor, örnek kelimeler Abazaca) (shf:157) Kuban Abazalarının dili de başka çeşittir.(shf:158) Çerkeslerin dili diğer kabilelerden farklıdır. Anapa Abazaları da umumiyetle aynı dili konuşurlar.(Adığe dilinde örnekler veriliyor)  (shf:161)

Prof. Dr. Aytek Namitok - Çerkeslerin Kökeni –I (Çev:Aysel Çeviker.Kafdav 2003) eserinde:

“X.Glavani öteki yazarlar tarafından bilinmeyen kanton adlarını ilk bildiren yazardır: örneğin kendisine göre Gemirgialara, Klaproth’a göre Bjedukh koluna ait Karabaylardan söz etmektedir: Lopatinski, bunu Abaza halkı Barakay ile özdeş görmektedir.” (shf:2)

“1793’te Kafkasya’yı gezip gören Pallas, uzun zamandan beri daha birçok kişinin yaptığı gibi Şapsığları ve Nathuhajları Abazalar arasına koymaktadır. “(shf:3)

”Pallas ve Klaproth’a göre Natkoiler Abaza boylarının en güçlü olanıydı.”(shf:6)

 “Genelde Abazakhlar Adığe-Abaza karışımı bir halk, daha kesin olarak da Adığe-Ubıh karışımı bir halk olarak görülmektedirler.” (shf:8)

“Birçok yazar Ubıhları bir Abaza halkı olarak kabul etse de, dilleri Abaza-Adığelerden çok farklı olup Abaza dili ile Adığe dili arasında bir dildir.”(shf:10)

“Adları “Dağlı Janeler” (Abaza Boyu), anlamına Kusha Janeler, Wampiir Janeleridir (WampirPsarerkh-Küçük Labe) ve dağlı sıfatı kuşkusuz onları Adığe Janelerden ayırt etmek için söylenmiştir. Farklı lehçe konuşsalar da başlangıçta bu iki Jane kolunun tek halk oldukları apaçıktır.”(shf:12)

“Örneğin Adıge ve Abaza Janeler gördük… aynı şekilde Abazehler ve Ubıhlar arasında Bağ’lar vardı”.(shf:13)

“Öbür Meot halklarından Tyramblar, olasılıkla bugünkü Tram-Abazalarının atalarıdır”.(shf:126)

 Başbakanlık Osmanlı Arşivinde kayıtlı bir belgede:

Osmanlılar, kabileleri ayrıma tabi tutarak, Çerkes - Abaza diye sayarken, Hatukay ve Şapsığlara Abaza diyor, Abazehlere ne Abaza nede Çerkes demektedir (B.O.A. no: Hat-1104-44590 Y Tarih: 1242 Z 29 -24 Temmuz 1827- Bak: Tarık C. Kutlu Armağanı-İstanbul 2009, Çerkes Ahidnameleri Üstüne Düşünceler, Z.Süren Ajiba).

“Çerkes muhacirlerinden Altıkesek Kabilesi'nden Ömer, Kaldı ve Yakub Ağa kabilelerinin yevmiye keyfiyetine dair Trabzon valisinin tahriratının irsal olunduğu.”(B.O.A. Belge NO:A.}MKT.MHM.-187/57. Tarih: 1276 Z  22)

“Sofya'da iskan edilen Çerkes Muhacirleri Abaza kabilesinden Müsaves'in Malkara'ya nakli”. (B.O.A. Belge No: A.}MKT.MHM.332/88 Tarih: 1281 Z 26)

Ruslan Betrezov- Çerkeslerin Etnik Tarihi(KAFDAV,2009Çev.Orhan Uravelli):

“Kafkasya ötesinin şimdiki Batı Gürcistan ve Abhazya bölgesi, söz konusu kabile birliğinin oluşmasında başlıca merkezdir ve üst paleotiğin erken aşamasına ait esas anıtlar burada bulunmuştur. Başka bir deyişle, yerli Kafkas kökenli bugünkü halkların en eski ataları olan aynı dil ve benzer maddi kültüre sahip akraba topluluklar bu bölgede meskundurlar.” (Kafdav 2009, shf:53).

Abaza - Adığe ağızlarında çok sayıda ortak kelimeler var ve bunun nedeni alıntılar veya kültürel etkilerin değil, sadece bu eski dil öğeleri ortak temele, tek alt katman olan “Proto Abaza - Adığe katmanına dayanmaktadır ve her iki dilin ana sözcük dağarcığının en eski kısmı bunu açıkça kanıtlamaktadır.”  (shf:112)

Met İzzet, Çerkes Tarihi-II :

“Abhazyalılar tam olarak belirlenemeyecek derecede eski bir tarihten beri Kafkasya’nın en eski bir Çerkes kabilesidir. ( Kafdav, 2009, shf:371)

“Cigerlere, Ubıhlara, Tsebeldilere ve çevredeki diğer Çerkes kabilelerine..”(Sah:365)

“İngur nehrine sahip olmak Abhazyalılar ve genel deyimi ile Çerkesler için son derece önemli yaşamsal bir konudur.”(saf:372)

Bunların hepsi bir karıştırma mı? Hayır! Halkımızın nasıl iç içe ve yan yana yaşadıklarının, çift dilliliklerinin ve dillerinin yakın olmasının, halk olarak aynı kökenden gelmelerinin, birlikteliğinin tartışmasız açık kanıtlarıdır.

1245 yılında Papa IV. İnnocentius tarafından Moğol hanına gönderilen Giovanni Da Pion Del Carpıne’nin yapıtında ilk kez < SİRKASİ > sözcüğü ile karşılaşılmaktadır. (A.Namitok, Çerkerslerin Kökeni-I, shf:87)

Kabardey halkının,  eski yazarlara göre önceden Kırım da- Diyester ile Diyeper nehirleri arasında, yani bugünkü Ukrayna topraklarında- yaşadıkları kabul edilir.(A.Namitok, Leonti Lyulye, vd.)

Bir Osmanlı arşiv belgesi de yakın bir tarihte “Kırım Kabardeyleri” n den bahseder. (B.OA. Bel No: HAT-262-15159 ve Tarih: 1221 Z 29 – 09 /03/1807-, Açıklama: Moskovludan kurtarılacak İslam esirleriyle, Kırım Kabartayları ve kabileleriyle, hudutta Moskovalu Kazaklar arasındaki münazaaya dâir Anapa'da bulunan eski Sadrazam Trabzon Valisi Yusuf Paşa'nın işarından bahis)

Çerkes adı Ruslar-ki genelde barbar anlamına Dağlı terimini tercih etmişlerdir- ve Türkler tarafından verilmiş olsaydı bu adı ilk kullanacaklar ve benimseyecek olanlar şüphesiz ki Kabardeyler olurdu. Oysa bugün, Kabardeyler Çerkes ve Adığe deyiminden daha çok Kabardey tanımlamasını tercih ediyorlar.

Kaynaklarda görüldüğü gibi bu adı ilk telaffuz edenler deniz yoluyla gelen İtalyan kökenli kişilerdir (Vatikan, Gerk, Venedik, Ceneviz kolonileri vasıtası ile). Dolayısıyla ilk karşılaştıkları yerler sahil kesimidir. Yukarıda alıntılar yaptığımız eserlerde ve vd. görüldüğü gibi sahilde Adige ve Abaza, Ubıh halkları iç içe ayrımsız yaşamaktadırlar. Yabancıların Adıge ve Abazaları ayırt etme olanakları yoktu. Birbirleri ile nasıl karıştırdıkları konuyla ilgili eserlerde sıkça görülen bir durumdur. Üstelik her şeyin belirginleşmeye başladığı 1800 gibi yakın bir tarihte bile. Oysa gerilere gidildikçe bu karmaşıklık-birliktelik- hem daha çoktur, hem de iki dilliliğin yanında Adığe ve Abaza, Ubıh dillerinin yakınlığı da bariz bir şekilde artacaktır. Tek kökten gelen bu dillerde çok sesliden daha az sesliye geçiş (Ubıhça(88)-Abazaca(71/64)-Adığece(66/59)) yaşam pratiğidir ve doğaldır.

Yukarıda görüldüğü gibi Çerkes adı yalnızca Adığe halkına verilmiş değildir. Yabancıların kabileler kargaşasından kurtulmak üzere kullandıkları ortak, müşterek bir genel tanımdır.

Bugün için ise kime dendi, niçin dendi söyleminin hiçbir anlamı yoktur.

Diaspora, göç tarihinin çok öncesinden benimsemiş olduğu ÇERKES adında ortak bir duruş ve kararlılık sergilemiştir. Üstelik bu ad kimseden apartma veya ödünç alınmış değil-Adığe ve Abaza dilinde aynı anlama gelen, eş kelimelerle oluşmuş- öz be öz kendi söz varlığımızdır. (Çerkeslik Şövalyeliktir, Zafer Süren Ajiba, Kaynakçawww.Kafkasevi.com) Ve bu kelimeyi anneannemin “yiğit” karşılığı olarak kullandığına çokça şahit oldum.

İşte bunu destekleyen bir söylem: “Ruslarla birlikte 1860'lı yıllarda Adigelere karşı savaşan Almanya'nın Prusya prensi Albrecht von Preusen ise Çerkes sözcüğünün kahraman ve yiğit kişiler için kullanıldığını yazmaktadır.” (Çerkes Kimdir Adığe Kimdir? Dr. YEDİC Batıray Özbek Kaynakça:  http://www.circassiancenter.com)

 “Dil bilimciler ve etnologlar Çerkes ile Adığe'yi aynı halk için kullanırken, politik ve belerestik literatürde tüm Kuzey Kafkaslarda yaşayan halkları bu tanım adı altında toplamaktadırlar. (Çerkes Kimdir Adığe Kimdir? Dr. YEDİC Batıray Özbek Kaynakça: http://www.circassiancenter.com)”

Şüphesiz ki ayrımcılığı da açıklayıcı bir sürü tez bulabiliriz, bulamaz isek istiyorsak yaratır ve ona da sığınabiliriz. Fakat bu Diasporanın işi değildir. Diaspora olarak bizim işimiz BİRLİK adına ne var ise onu istemek ve başarabilmektir. Bizler, kendimize vermiş olduğumuz adlarla, Abaza-Adığe-Ubıh, Oset, Çeçen, Lezgi vd.., olarak farklılıklarımızın zaten farkındayız. Bir şeyin daha farkındayız; kökenimiz bir, “Kutsal Dil” –Xiabze- yani binlerce yıllık anayasamız bize bunu öğretti. Nart destanımız bu birlikteliği sözel olarak bugünlere taşıdı. Dedelerimiz her gün kulaklarımıza fısıldadı. Onlara ihanet etme hakkını asla kendimizde görmemeliyiz.

Aynı ideali haykırmak! Aynı ideali savunmak!

Aynı ideal için omuz omuza mücadele etmek, gerekirse ölmek.

İşte, birlik bunun için önem kazanıyor.

Bizlere bugünlerde farklı bir terminoloji dayatılmaya çalışılıyor. Diaspora ile Anavatanın terminolojisi uyuşmuyor. Diaspora, bu güne kadar edindiği tecrübelerle kendi siyasetini kendisi üretmeli ve hayata geçirmelidir. Diasporada var olamaz isek anavatanda da var olamayız.

Anavatan “Ben Devletim” diye dayatmada bulunamaz, Diasporaya yön veremez, Diaspora da “Ben 10 Milyonum(?)” sayısal çoğunluğuna güvenip akıl vereme hakkını kendinde göremez, anavatana yön veremez.  Demokratik insan haklarına ve demokrasinin gelişmesine, hem Diasporada hem de Anavatanda sahip çıkabiliriz. Anavatanla ortak çıkarımız budur. Fakat her şeye rağmen anavatanda mevcut cumhuriyetlerimize sahip çıkıp özümsemeliyiz. Onlar her şeyden önce siyasi varlıklarıyla bizim dünyadaki can damarlarımızdır. Bunun bilincindeyiz. Anavatanla Diaspora “ortak payda” siyasetini geliştirmelidir.

Son zamanlarda bazıları özellikle “Adığe’nin yolu ayrı Abaza’nın yolu ayrı “diyorlar. Mevcut Adığe cumhuriyetleri RF içinde, her biri onu meydana getiren varlıklar. Siyasi, askeri, ekonomik, sosyal olarak RF ile uyumlu ve işbirliği içinde çalışmak durumundalar. Abhazya Cumhuriyeti de RF ile yaptığı anlaşmalarla siyasi, ekonomik, askeri olarak Adığe Cumhuriyetleri ile aynı paralellikte hareket etmek zorunluluğunda.

Peki yol ayrılığı nerede?

Tuttukları yol bir, çıkarları bir. Tabiidir ki bazıları şu eleştiriyi rahatlıkla yapabilirler; RF’na çok fazla bağımlılar. Bu eleştiri onların haklarıdır. Eleştiri bir yol gösteri aracıdır, eleştirisiz gelişemeyiz.

Son söz olarak şunu söyleyebilirim;

Bugün için, destanlarımız, folklorumuz bir, giyim kuşamımız ayını, sosyal davranış ve tepkilerimiz bir, kısacası kültürümüz bir, geriye tek dilimiz kalıyor onunda en az %30’u zaten ortak.

1860 sürgününden önce Anapa da, Tuapse de, Novorassik de, bugün bazılarının tartıştığı Khbaada da, Besleney den Büyük Kabardey ‘e kadar nasıl Abaza – Adığe - Ubıh köyleri iç  içe, yan yana ve tüm Kafkas savaşlarında omuz omuza nasıl olmuş ise, derin vadilerde, dere yataklarında, dağlarda nasıl koyun koyuna şehit düşmüş ise gelecekte de aynı şekilde kader birliği yapmak zorundayız ve de yapacağız.

Atalarımız, Adığe-Abaza-Ubıh- vd. olarak yüz yıl önce Diasporada nasıl ÇERKES Teavün Cemiyeti adı altında birleşmiş ise, bugün de biz torunları olarak, tıpkı atalarımızın yaptığı gibiÇERKES adına – bugüne kadar nasıl farklılıklarımızın farkında ve asla baskıcı, asimilasyoncu olmadan, el ele birlikte olmuş isek - sahip çıkmalıyız.

ÇERKES adımız, tüm STK’larımızda korkusuzca göndere çekilip bayrağımız olmalı, dün atalarımızda olduğu gibi bugünde biz torunlarının gönlünde şerefle dalgalanmalıdır.

Evet, ben bir Çerkesim.

Bu bir hayal de olsa bu rüyayı hep göreceğim, çünkü bu rüya benim; dedelerimden miras aldım. Bu bir masal olsa da, başkalarının anlattığı değil, bu ninemin anlattığı masal, onu asla bıkmadan hep dinleyeceğim.

Bizler geleceği birlikte yürüyeceğiz; çünkü atalarımız yola birlikte çıkmışlardı, hedefe birlikte varacağız.

Saygılarımla

Zafer Süren Ajiba

Kaffed'den

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele