NART Akademisi Kuruluş

Cuma, 23 Temmuz 2010 00:00

Kardeşimle yapmış olduğum bir sohbette kültür değişimi ile ilgili bir konuda bir yıl içinde okuduğu birkaç kitaptan sonra ulaştığı hatta kendince keşfettiği neredeyse avreka! diyerek sunmaya çalıştığı tespitleri bana yabancı değildi. Bende "ağabey"liğimden güç alarak lafı biraz ağzından kapıp heyecanla devam etmiştim konuşmaya. Birden bana;

- Ağabey, ben uzun süredir okuyup ulaştığım bu sonuç için neredeyse kendimi kutluyordum. Sen, benim bulduğumu sandığım sonucu bana "pat" diye söyleyiverdin. Heyecanımın yersiz olduğunu düşünmeye başladım dedi.

Bende biraz düşündükten sonra şu cevabı vermiştim:

- Evet "pat" diye söyleyiverdim. Ancak senin bir yılda okuyarak rahatlıkla geldiğin sonuca, ben yaşayarak 20 yıl sonra gelebildim. Ne mutlu sana, aynı heyecanla devam etmelisin.

Toplumumuzda bizim kuşak en çok İsmail Berkok’un Tarihte Kafkasya’sı ve İzzet Aydemir’in Kafkasya Kültürel Dergi’si ile beslenerek büyüdük. Son yıllarda toplumumuzla direk veya endirekt ilgili, yayınlanan Dergi, Gazete ve Kitapları izlemek zorlaştı. Bu açıdan günümüz gençlerinin çok şanslı olduklarını düşünüyorum.

Üniversite yıllarımızda bulunduğumuz ortamlarda "Anavatan" demek, ulusunu yaşatma iddiasında bulunmak yasaklar içindeydi. Hemen kendinizi üzerinize yapıştırılmış bir etiket içinde bulurdunuz. Anavatan’da Cumhuriyetlerimiz vardı, ideal sistemler üzerine kurulu, bizi kurtarmaya hazır. Ah bir adım atabilsek…

Derken Sosyalist sistemin koruyucu şemsiyesi altında olan Cumhuriyetlerimizde yaratılmakta olan zengin kültürel ürünler varken, sistemin çöküünü takip enden karmaşa ve kapitalist düzenin "kar" dan başka bir şeyi gözünün göremediği ortamda birden bire toplumsal değerlerin alt üst olduğu, Cumhuriyet statülerinin ne olacağının konuşulduğu, aydınların, sanatkarların ne olacağının net olmadığı, dünyada sınırların belirsizleştiği, hatta çok yerde sınırların açıldığı, kimine göre bu "Yeni Dünya Düzeni"nde ulusal değerlerin önemini kaybetmekte olduğu, kimine göre de mikro milliyetçiliğin güçlendiği, tüm kültürlere önem veren yeni bir anlayışın gelmekte olduğu bir ortama giriveriyoruz. Oysa kaldırılan ulusal değerler değil, "ulus devlet" yapısıydı, güçlenen "mikro milliyetçilik" değil, ulus devlet yapısı içerisinde yok sayılan milliyetlerdi.

Bir tarafta ağır ağır kapitalist cendere altına giren Anavatan, bir tarafta tabu diye öğretilen yasakların bir bir kalktığı, ancak yaşatmak istediklerimizin tükenmekte olduğu diaspora. Hiçbir yerde henüz taşların yerine oturamadığı, karmaşık, çok bilinmeyenli bir ortamda, kendi kültürünü yaşayamadan bunu yaşatacak politikaları tartışmak durumunda kalan gençlerimizi hem çok şanslı, hem de zor bir yükün altında görüyorum.

Peki, bu kadar karamsar mı olmalı?

Neden profesyonel yönetim tekniklerinin, politik mücadelelerin deneyimleri kullanılmasın ve iki nesilin artıları birleştirilip bir sinerji yaratılmasın?

Yaratılabilir. Bunu kendi profesyonel yaşantımdan da biliyorum. Temel eğitime sahip genç mühendisler, mimarlar, maliyeciler yönetim teknikleri konusunda uzmanlaşmış, bu uzmanlıklarını yaşadıkları ile pekiştirmiş insanların çizdiği eğitim programları için hazırlanan "hap" gibi paket eğitimlerle tartışmalı bir ortamda hızla yetiştiriliyorlardı. Bunları yaşarken, üniversite yıllarımızda politik guruplarda aktif pek çok arkadaşımızın da benzeri yöntemlerle kendi politikaları doğrultusunda hızla eğitildiklerini hatırlayıveriyorum.

Her kuşağın temel görevi sonrakine deneyimlerini aktarmak, sağlıklı bilgilerle ve daha iyi yetişmesini sağlamak olmalıydı. Artık sadece köşe yazılarında ben bunu yaptım, sen bunu yanlış yaptın söyleminin çok dışına çıkamayan, basit, benmerkezci mantığın ötesine geçme zamanı çoktan gelmiş olmalıydı.

Bilinçlenme ve örgütlenmenin temeli için hızla ulaşılabilen sağlıklı bilgi gerekli, ancak yeterli değildi. Eğitimin bir düzen içerisinde yapılması, tartışmalarla pekiştirilmesi ve görevlendirmelerle neden öğrenildiğinin bilincinin verilmesi ve disiplin içerisinde uygulanması gerekiyordu. İşte bu farklılığı vurgulamak için Nart Akademi'sinin hedefi "öğretim" değil "eğitim" olmalıydı.

İşte Nart Akademisi bu düşüncelerle ortaya çıktı.

1960, 1971, 1980 sosyal çalkantılarını, Berlin duvarının yıkılışını, en büyük Sosyalist devletin birden en Kapitalist bir devlete dönüşümünü yaşayan kuşak, izlenemeyecek kadar çok sayıda yayın, bu yayınları hazırlayan uzmanlaşmış insanlarımız ve 1980 ile susturulmuş ancak eğitimli, tartışmaya açık bir gençlik!

Nart Akademisi eğitimi kısaca Eğitim ve Uygulama diyebileceğimiz iki temel üzerine kuruldu:

Eğitim içinde,

Temel tarihi-kültürel bilgiler, bir halkın geleceğini tartışabilmek için temel politik bilgiler, bu bilgileri sağlıklı bir şekilde kullanabilmek için temel iletişim ve yöneticilik yetenekleri verilmeliydi.

Uygulama içinde,

Öğrenilenlerin nerede ve nasıl kullanılabileceği, görev bilinci oluşturulmalıydı.

Bunun içinde sadece öğrenmek için bu eğitime aday olmak gerekli ancak yeterli değildi. Bu nedenle adaylarda aşağıdaki özellikler arandı:

Geleceği kuracak gençler olmalıydı (18-30 yaş aralığında),

O güne kadar olan çalışmaları ile kendini topluma adayacağını göstermiş olmalıydı.

Günümüz haberleşme-etkileşim araçlarını iyi kullanan kişiler olmalıydılar.

Ufak aksamalarla da olsa ilk uygulamada bunlara uyulduğunu söyleyebiliriz.

Ancak içeriğinde tarihi-kültürel bilgilerin, politikanın, yöneticiliğin temellerini taşıyan bu temel eğitimin 45-50 gence verilmesi neredeyse dünyanın en karmaşık sorunları içerisinde olan toplumsal sorunlarımızın çözümü için yeterli olamazdı.

Bunun için, Nart Akademisi süreklilik kazanmalı, temel eğitim üzerine uzmanlık eğitimleri inşa edilmeliydi.

Bu nedenle sürekliliği olan bir eğitim planlandı. Eğitim ve uygulamalar süresince belirli doğrultularda yetenekli oldukları görülen veya zaten kendi gayretleri ile belirli bir düzeye kadar kendisini yetiştirmiş olan gençler için her temel eğitim dönemini, birazda zaman içerisinde netlik kazanacak olan,

Medya yönetimi,

Tarih, kültür,

Politika,

Yöneticilik,

vb. konulardan birinde geliştireceği, biraz daha detaylı eğitimlerin izleyeceği, bir çeşit 2. aşama diyebileceğimiz bir eğitim takip etmeliydi.

Eğitim başlıkları belirlendikten sonra bu konuda destek vereceklerinden emin olduğumuz birikimli arkadaşlarımızdan istediğimiz destek beklentilerimizin biraz da üstünde "böyle bir programa destek vermekten mutlu olurum", "ne güzel, gençleri yetiştireceğiz" gibi güzel tepkilerle cevaplandı.

Bu temel düşünceler kurulduktan sonra, kurumsallık içinde Kaffed Yönetim Kurulu ve bu uygulamada bizlere en büyük desteği verecek olan Dernek Başkanlarımızın onayları alındı. 8 Bölgede gençlerle düzenlenen toplantılarda yüzlerce gençle bir araya gelindi, eğitimin içeriği, hedefi ve önemi anlatıldı.

Gençler istekli, eğitmenler istekli, ilk ders zili çaldı. Güzel katılımlı bir hafta sonu eğitimi ile Nart Akademi'sinin açılışı 19 Haziran 2010 tarihinde yapılmış oldu.

İlk uygulama görevi verildi. Bu yaz her bölgenin gençleri Nüfusa Ulaşım projesi için 3 köyde yapacakları çalışma ile ilk örneği oluşturup çalışmanın tamamlanması için ilk uygulama deneyimini yaşayacaklar. Değerlendirmeleri Ekim ayında yapacağız.

Nart Akademisi temellerini kuruyor,

Gençlerden umutluyuz…

NART dergisi 73. sayı

İlgili Yazılar

Kaffed'den

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele