Genel Kurul Basın Bildirisi

Çarşamba, 18 Şubat 2004 09:39

Genel Kurul Basın Bildirisi


 

(Federasyon Genel Kurul açılış konuşmasının medyada farklı aksettirilmesi nedeniyle neşredildi.)

Ülkemizde yıllardan beri faaliyet göstermekte olan Kafkas derneklerinden 21’i, bir araya gelerek 03.07.2003 tarihinde Kafkas Dernekleri Federasyonunu kurduk. Sonradan katılanlarla birlikte 34 dernek olarak 21.12.2003 tarihinde de ilk olağan genel kurulumuzu gerçekleştirdik.       

Kurucu ve katılımcı üye derneklerin kurulu oldukları yerlerdeki hemşehri yoğunluğu bakımından şu anda Türkiye Çerkeslerinin önemli çoğunluğunu temsil ediyoruz. Katılım süreci devam eden 16-17 derneğin işlemlerinin tamamlanmasıyla bu oran daha da artacaktır. 

Amacımız; üyelerimizin kültürel, sanatsal ve ekonomik düzeylerini yükseltmek, Kafkas toplumu ile diğer toplumlar arasındaki dostluğu ve işbirliğini yaygınlaştırmak, Kafkas kültür değerlerini derlemek, korumak, yayın yoluyla bu kültürel ve coğrafi zenginlikleri Türk ve Dünya kültürüne kazandırmaktır.

Kafkas kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak kurmuş bulunduğumuz derneklerimizin ve Federasyonumuzun varlık nedeni ve çalışma alanları tümüyle kültüreldir.

Çerkes adıyla bilinen Türk vatandaşları olarak; kültürel değerlerimizi yitirmemek,  kültürümüzü yaşamak, dilimizi, müziğimizi, tarihimizi, folklorumuzu,  kökenimizi çocuklarımıza doğru ve eksiksiz öğreterek geleceğe taşımak; altı milyon civarındaki Kafkas kökenli kardeş ve akraba bir halkın iki taraf için de taşıdığı önemin bilincinde olarak, doğup büyüdüğümüz vatanımız Türkiye ile Tarihi Vatanımız Kafkasya arasında kültürel ve ekonomik bir köprü oluşturarak her iki tarafa da katkılar sağlamak için gayret sarf eden; laik, demokrat, barışcı,özgürlükçü, katılımcı, ülke bütünlüğüne saygılı, çok kültürlülüğün ülke zararına değil tam tersine yararına olduğuna inanan ve savunan bir Federasyonuz.             

21.12.2003 tarihli genel kurulun ardından ve çoğunluğu da Genel Kurulumuzu ve konuşmaları izlememiş olan medyada, kongre açış konuşmasında ve ikili görüşmelerde söylenen son derecede net  ifadelerin, kullanış amacından ve kastedilen anlamdan çok farklı anlam yüklenebilir tarzda yayınlandığını,yazılanların çok önemli bölümünün bizim söylemimiz olmadığını ve bu yayınlara dayalı olarak da değişik değişik yorumlar (ve özellikle internet ortamında ) çok çirkin, çirkin olduğu kadar da, 2004 Türkiye’si adına düşündürücü değerlendirmelerle, Çerkesleri bölücüymüş gibi gösteren ve yasal olmayan taleplerde bulunan  bir halkmış gibi gösterme gayretlerine tanık olduk. Ülkemiz adına da toplumumuz adına da gerçekten üzüldük. Buna karşın, ülke gerçeklerini, çağdaş dünyayı ve çok kültürlülüğün önemini iyi bilen aydınlarımız ve köşe yazarlarımızın yazılarıyla da teselli bulduk.

Son 9-10 yılın tüm Hükümet Programları ve Türkiye Ulusal Raporunda çok kültürlülüğe ve kültürel farklılıklara önem verilmekte, kültür guruplarının kendilerini özgürce ifade edebilmesi ve geliştirebilmesi teşvik edilmekte, kültürel sorunlarının çözümü doğrultusunda son derecede önemli yaklaşımlar ve öneriler yer almış bulunmaktadır.

Hükümet Programlarından ve ulusal programdan çok net olarak anlaşılacağı üzere; ister ulus, ister cemaat, ister etnik gurup; nerede ve nasıl yaşarsa yaşasın bir toplumun dilinin ve kültürünün yaşatılması, geliştirilmesi, kendini ifade edebilmesi öncelikle bir uygarlık sorunudur.

Bir dilin veya kültürün yok olması sadece o dilin ve kültürün sahipleri için değil tüm insanlık için bir kayıp ve aynı zamanda bir ayıptır. Birçok gelişmiş ülkede kültürler ve diller korunmakla kalmaz, ayrıca devlet tarafından ekonomik katkılarla da desteklenirler.

Bizler, Kafkasya kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyız. Bu güzel ülke, her Türk yurttaşı kadar bizim de vatanımızdır ve kurulurken M.Kemal Atatürk ile birlikte en çok çaba sarf eden, ter döken, kan veren, şehit olan yurttaşların başında yer almaktayız.

Vatandaşı olduğumuz ülkeye canla başla ve sadakatle hizmet etmek ve içinde yaşadığımız toplumlarla uyumlu, kardeşçe bir dayanışma içinde yaşamak, aile terbiyemizin ve özgün törelerimizin bir gereğidir Allah’a şükür, geleneklerimize aykırı davranabilecek bir tek insanımız da yoktur.

Federasyon olarak, yürürlüğe konulan yasaların ve yönetmeliklerin getirmiş olduğu olanaklardan yararlanarak, Türkçe dışında ve günlük hayatta kullanmakta olduğumuz ana dilimizde okuma yazma kurslarını açmak, aynı şekilde Radyo-Tv.  Yayınlarından faydalanmak suretiyle, dilimizi, kendi örf ve adetlerimizi yaşatmak, kültürümüzü geliştirmek hakkını kullanma hazırlıkları içerisindeyiz. Zira, bu haklar temel insan haklarındandır. Bu haklar vazgeçilmesi veya kısıtlanması söz konusu olmayan demokratik haklardır.

Açış konuşmasında yer alan; kültürel konularda çıkan yasa ve yönetmelikleri sadece bir kültür gurubu için çıkmış gibi lanse etmeye çalışan kimi medya organlarına yönelik sitemimizin ve kültürel haklarımızı kullanma isteğimizin, başka anlamda yorumlanacak, tartışma konusu yapılacak siyasi hiç bir yönü yoktur.

Çerkes toplumunu olduğundan farklı göstermeye yönelik olarak basında yer alan benzetmeler, toplumumuzu ve bizi tanıyıp, sevenleri son derece üzmüş ve rencide etmiştir. Bu benzetmelerin, tarihi, coğrafi ve mantıki bir temeli yoktur. Bu tür yayınlar, ülkenin birlik ve bütünlüğüne zarar vermek dışında başka hiç bir amaca hizmet etmez.

Federasyonumuz; M.Kemal Atatürk’ ün ‘Ülkemizin temeli kültürdür.’ özdeyişini temel almakta ve kültürü de sadece o kültürü yaratan halkların, ülkelerin değil insanlığın ortak değeri olarak görmektedir.

Federasyon olarak,  faklı kültürel kimlikleri eleştiren değil, bu kültür çeşitliliğinin toplumdaki birlik ve beraberlik duygusunu pekiştiren bir zenginlik olduğunu kabul eden ve savunan bir anlayışa sahibiz.

Sonuç olarak; 21 Aralık tarihli ve ekte sunulan konuşma metninden de görüleceği üzere, Çerkes dillerinin ülkemizin resmi dili ya da eğitim dili olması gibi bir istem söz konusu edilmedi. İfade edilenler, Türkçe dışında günlük yaşamda kullanılan lehçe ve şivelere yasalarla tanınmış olan Okuma-Yazma Kursları açılması, aynı şive ve lehçelerle radyo-televizyonlardan kültürel yayın yapılması haklarının kullanılması, çocuklarımıza anlam ve sevgi yüklü özgün Kafkas adlarını yargı yoluna gerek kalmaksızın verebilmemiz, tarihin en eski dillerinden olup 56-63 arası ses içeren Kafkas dillerinin, latin harfleriyle ifade edilebilmesindeki zorluğun dil uzmanlarınca çözüme kavuşturulması çağrısıdır. Medya tarafından ideolojik özel anlamlar yüklenmek istenen, Ruslardan 1100 yıl önce Makedonlar ve Yunanlılar tarafından kullanılmış olan kiril harflerinin bizi ilgilendiren tek yönü, bu harflerle 70 yıldır Kafkasya’daki kardeşlerimiz tarafından üretilmiş olan tarihimiz ve kültürümüzle ilgili 7 milyon civarındaki yazılı kitap ve belgelerdir.

Bir önceki paragrafta özetlenen en basit kültürel ihtiyaç ve hak kullanma taleplerini Federasyonumuz kanalıyla dile getiren Çerkesleri, kültürel istekleri yanında kültürel olmayan başkaca talepleri olan ya da olması muhtemel hiçbir kültür gurubu ile eş tutmaya, ya da öyleymiş gibi göstermeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Çerkesler, hakkında yazı yazanların da en önce Kafkas halklarını iyi tanıması, tarihlerini iyi öğrenmesi, neyi isteyip istemeyeceklerini iyi bilmesi gerekir. O konuda bizler üzerimize düşeni yapmaya her zaman hazırız. Ank.18.02.2004                          

        

Saygılarımızla

Kafkas Dernekleri Federasyonu

Kaffed'den

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele