Birlik ve Örgütlülüğün Tarihinden...

Çarşamba, 15 Haziran 2005 12:00

Kaf-Kur, DÇB ve Kaf-Der'in kuruluş süreçlerini içeren bu yazı, kuruluş aşaması öncesi ve sonrasındaki toplantı tutanaklarından yararlanılarak oluşturulmuştur. Bu yazı, birlik sürecinin unutulmaması amacı ile belgesel niteliğinde hazırlanmıştır. Özellikle bu süreç hakkında bilgisi olmayan ve/veya süreci merak eden okuyucularımızın ilgisini çekeceğini umuyoruz.


Türkiye'de Kafkas Derneklerini merkezi bir örgütte toplama çalışmalarına 1975 yılında Ankara'da yapılan bir toplantıyla başlanıldı. Takiben İstanbul, Kayseri, Antalya ve tekrar Ankara toplantılarıyla devam edildi. Çerkeslerin çok dağınık olması nedeniyle demografik durumun tespiti, ulusal bilinç düzeyinin belirlenmesi, siyasi haklar ve Dönüş olayı o tarihlerdeki toplantıların asıl konularıydı.

5 Kasım 1977 tarihinde yapılan toplantıda, o tarihteki Dernekler Yasası'nın Federasyon olarak örgütlenmeye elverişli olması nedeniyle önemli bir adım atılma aşamasına gelinmişti. Ne var ki toplantı sonrası otobüs durağında beklenirken bilinmeyen kişilerce Çerkes gençlerinin taranması sonucunda Tsey Mahmut ÖZDEN hayatını kaybetti ve böylece çok önemli bir çalışma yarıda kaldı. Ardından 12 Eylül dönemi yaşandı. 1980'li yılların ikinci yarısından itibaren dernekler yeniden açıldılar ve 1977'de yarıda kalan toplantılara 90'lı yılların hemen başında yeniden başlandı.

BİRİNCİ TOPLANTI:

26 Mayıs 1990 tarihinde Ankara Kuzey Kafkasya Kültür Derneği'nde gerçekleştirildi. KUZEY KAFKASYA KÜLTÜR DERNEKLERİ KÜLTÜREL DANIŞMA ve DAYANIŞMA TOPLANTISI adı altında yapılan toplantıya Ankara, Bursa, Düzce, Çorum, İstanbul, Kayseri, Konya, Mersin, Sivas ve Samsun dernekleri katıldılar.

Toplantı sonucunda yayınlanan sonuç bildirgesinde yer alan önemli hususlar şunlardır:

Türkiye'deki Çerkes nüfusu, dünyadaki toplam Çerkes nüfusu içinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle K. K. K. Derneklerinin sorumlulukları büyüktür.

Asimilasyon oranı ve hızı çok yüksektir. 50 sene sonra arşivlenmek için bile olsa kültürel değerlerimiz bulunamayacaktır. Bu nedenle, kuşağımız çok önemli bir sorumluluğu taşımaktadır.

Dünyada ve Kuzey Kafkasya'da çok önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Bu gelişmeler izlenmeli, ortak tavır koyabileceğimiz, daha aktif olabileceğimiz bir yapı oluşturulmalıdır. Bu yapı sayesinde gelişmelere paralel olarak hazırlıklı olmalıyız.

Dernekler arası koordinasyonu sağlayacak bir yapı modeli öncelikle belirlenmeli ve gereği yapılmalıdır.

Kaf-Kur'dan Kaf-Der'e giden süreçte yapılan diğer toplantılar, katılım durumu ve alınan kararlar özetle şöyledir:

İKİNCİ TOPLANTI:

28 Ekim 1990 tarihinde 11 dernek temsilcisinin katılımı ile Kayseri'de gerçekleştirilen bu toplantıda nasıl bir örgüt çatısı altında birleşilebileceği tartışıldı. Hukukçular tarafından hazırlanan rapor tartışıldı. Mevcut Yasalara göre Kamu Yararı statüsü olmayan derneklerin Federasyonlaşmasına şimdilik imkan tanınmadığı, Merkez-Şube ilişkili yapıya derneklerin henüz hazır olmadığı, Vakıflaşmak mümkün olmakla beraber zor ve uzun bir yolu gerektirdiği sonuçlarına ulaşıldıktan sonra "Yasal sorunlar halledilinceye kadar K. K. K. Derneklerinin işbirliği ve güç birliğine gitmek, imkanları birleştirmek, ortak programlar tespit etmek üzere bir Koordinasyon Kurulu oluşturmak" en makul yol olarak görülmüş ve böylesi bir yapının hazırlıklarını tamamlamak üzere Kayseri'den Sabahattin DİYNER, Ankara'dan Süleyman YANÇATAROL ve Bursa'dan Şamil JANE'den oluşan 3 kişilik bir Teknik Komite oluşturulmuştur.

ÜÇÜNCÜ TOPLANTI- KAF-KUR KURULUYOR:

16 Şubat 1991 tarihinde Düzce'de, 14 Dernek temsilcisinin katılımıyla yapılan üçüncü toplantıda Teknik Komitenin hazırlamış olduğu taslak statü tartışılmış ve oylanarak benimsenmiş ve Bandırma'dan Nejdet HATAM, Bursa'dan Şamil JANE, İstanbul Bağlarbaşı'ndan Yusuf TAYMAZ, Ankara'dan Süleyman YANÇATAROL, Antalya'dan Mehmet UZUN'dan oluşan beş kişilik ilk KAF-KUR YÜRÜTME KOMİTESİ seçilmiştir.

Belirsiz bir süreyle ve geçici olarak oluşturulan KAF-KUR statüsünün göze çarpan KURULUŞ AMAÇLARI şöyleydi:

Oluşturulacak merkezi yapılanmaya hazırlık yapmak,

Toplumumuzun dil, kültür ve toplumsal yapısı ile ilgili araştırma ve etkinlikler düzenlemek,

Kamuoyunda etkili olmak, toplumumuzla ilgili görüş oluşturmak,

Gerektiğinde derneklerimiz adına temsil görevini üstlenmek.

(Üçüncü toplantıdan hemen sonra kuruluş çalışmaları başlayan DÇB'ye delege belirlenmesi ve götürülmesi, Türkiye Dernekleri adına KAF-KUR tarafından işte bu yetkiye istinaden organize edilmiştir. Zaman zaman Kaf-Der'in yetkisiz ve bireysel girişimi ile DÇB kongresine katıldığına ilişkin yazılar ve söylemlere rastlanmaktadır ki, bunlar gerçekleri yansıtmamaktadır)

KAF-KUR'un Görevleri:

K. K. K Derneklerini yılda en az iki kez toplantıya çağırmak ve gündemi belirlemek,

Kültürel etkinlikleri planlamak, izlemek ve değerlendirmek,

Derneklere bilgi akışını sağlamak,

Derneklerin tümünün katılımını gerektiren kültürel toplantılara temsilciler seçmek ve katılmak,

Derneklerin Kültür politikaları alanlarında görüş oluşturmak ve öneriler yapmak, Derneklerin tümünü ilgilendiren konularda kampanyalar açmak,

Basında çıkan haberleri izlemek, gerekirse tepki için icap eden işlemleri yapmak.

DÖRDÜNCÜ TOPLANTI:

Üçüncü toplantıdan sonraki birlik olma çabaları tümüyle KAF-KUR öncülüğünde yürütülmüştür. 17 Dernek temsilcisinin katılımı ile 16 Haziran 1991 tarihinde YALOVA'da yapılan dördüncü toplantıda derneklerin nasıl bir ilişki içerisinde olacakları, dernekler arası toplantılara katılacak delege sayısı ve Kaf-Kur'un harcamalarını finanse etmek üzere her derneğin ödeyeceği parasal miktar belirlenmiştir. Buna göre dernekler üye başına 1000. -TL. 'si katkıda bulunacak, bundan sonraki toplantılara da aşağıdaki tabloya göre belirlenen delege ile katılacaklardı. Gözlemci sayısında herhangi bir kısıtlama uygulanmayacaktı.

16-50 arası üyesi olan Dernekler 2 delegeyle

51-100 arası üyesi olan Dernekler 3 delegeyle

101-150 arası üyesi olan Dernekler 4 delegeyle

151-200 arası üyesi olan Dernekler 5 delegeyle

201 ve daha yukarısı için 6 delegeyle

BEŞİNCİ TOPLANTI:

Derneklerarası toplantıların beşincisi; Kaf-Kur öncülüğünde İstanbul Kafkas-Abhaz Derneği salonunda ve ilk kez 26 derneğin ( Adana, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bandırma, Biga, Bursa, Düzce, Eskişehir, Gebze, İstanbul Bağlarbaşı, İzmir, Kayseri, Kütahya, Reyhanlı, Sakarya, Samsun, Sivas, Tokat, Turhal, Uzuntarla, Yalova, İnegöl, İstanbul Abhaz Dernekleri ve Şamil Vakfı) 49 temsilcisi ve 35 de gözlemcinin katılımı ile 18-19 Ocak 1992 tarihlerinde yapılmıştır.

Kaf-Kur yetkili komitesince yapılan açıklamalarda daha ziyade dünyadaki, Kafkasya'daki ve Türkiye'deki gelişmeler özetlenmiş, Kaf-Kur'un organize ettiği etkinlikler, Abhazya'daki tehlikeli gelişmeler ve bir an önce merkezi bir yapı için izlenecek yol uzun uzun tartışılmış ve sonuçta;

Derneklerimizin etkili olabilmesi açısından bir an önce tüzel kişiliği olan merkezi bir yapının oluşturulması ve Kaf-Kur 'un çerçevesi konusu, bir sonraki toplantıya bırakılmış,

Nejdet HATAM, Sönmez BAYKAN, Fahri HUVAJ, Uğur APİŞ, İlhan ÖNDER, İlhan CANBOLAT, Mehmet ŞIKLAROĞLU'dan oluşan 7 kişilik yeni KAF-KUR yönetimi çekişmeli bir seçim sonucunda belirlenmiş,

Abhazya ile ilgili ortak bir deklarasyon kabul edilip neşredilmiştir

Tarihi önemi olması bakımından bu toplantı sonucunda yayınlanan sonuç bildirisi aynen yayınlıyoruz:

" Dünyadaki gelişmeler önümüze tarihi bir fırsat çıkarmıştır. Bu gelişim sürecini çok iyi değerlendirerek insanlarımız adına en iyi sonuçlara ulaşmak zorundayız. Büyük bir hızla ortaya çıkan gelişmelerin yaşandığı günümüz Türkiye'sindeki tüm Kuzey Kafkasyalılar (Çerkesler) olarak örgütlülüğümüzü hızla artırmak ve geliştirmek zorundayız. Bunun için yerel örgütlerimiz olan derneklerimize büyük görevler düşmektedir.

Kısaca Kaf-Kur olarak adlandırdığımız Koordinasyon Kurulu, kuruluşu ve statüsü itibariyle ihtiyacımıza cevap vermekten oldukça uzaktır. Kaf-Kur çok ivedi olarak çalışma çerçevesini ve yetkilerini somutlaştırmalı, bir yandan da mümkün olan en kısa zamanda derneklerimizi bünyesinde birleştirebilecek merkezi bir yapı oluşturmaya, bir yandan da bunu gerçekleştirinceye kadar, merkezi bir yapının işlevlerini görmeye çalışmalıdır.

Günümüzde Anayurt Kuzey Kafkasya'da yaşanan değişim ve gelişmeler, yeni bir çok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu sorunlara, diğer muhaceret ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye'deki Çerkeslerin de ilgisiz kalması düşünülemez. Dolayısıyla dünya genelindeki Çerkes ulusal sorununa Türkiye Çerkesleri olarak bizler de çözümler düşünmeli ve önermeliyiz. "

Seçilen Kaf-Kur üyeleri 2 Şubat Pazar günü Ankara'da toplanıp şu şekilde görev bölümü yapmışlardır:

Başkan : Nejdet HATAM

Bşk. Yrd. : Fahri HUVAJ

Sekreter : İlhan ÖNDER

Üyeler : Sönmez BAYKAN, İlhan CANBULAT, Mehmet ŞIKLAROĞLU, Uğur APİŞ .

Görev bölümü yapan yönetimin ilk açıklamasında şu maddeler dikkat çekicidir:

Kaf-Kur Başkan, Başkan Yardımcısı ve Sekreter, Kaf-Kur adına her türlü kurum ve kuruluşlar nezdinde temsil yetkisine sahiplerdir.

Derneklerimizi ve halkımızı ilgilendiren bütün konularda ilk ve tek müracaat mercii Kaf-Kur'dur. Bütün derneklerimiz ve üyelerimiz, herhangi bir şekilde kendilerine intikal eden bu tür konuları ivedilikle Kaf-Kur'a intikal ettirecektir.

Kaf-Kur, derneklerimizin muhtemel merkezi örgütlenme modelleri üzerinde yoğunlaşma kararında olup, çalışma sonuçları somut tasarımlar biçiminde İzmir toplantısı öncesinde derneklerimize sunulacaktır.

Kaf-Kur, bu dönemde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel dahil Devlet yönetimiyle, Parti Başkanlarıyla görüşmeler gerçekleştirmiş, Çerkesler ve sorunlarına ilişkin birer döküman takdim ederek örgütlü olmanın ilk olumlu sonuçları görülmeye başlanmıştır.

ALTINCI TOPLANTI:

7 kişilik yeni Kaf-Kur yönetimi ile çalışmalar ivme kazanmış ve 17 dernek temsilcisi ve gözlemcisinin katılımı ile altıncı toplantı 30-31 Mayıs 1992 tarihlerinde İzmir derneğinde İzmir, Adana, Ankara, Balıkesir, Bandırma, Bozüyük, Bursa, Düzce, Eskişehir, İçel, Konya, İskenderun, İstanbul Bağlarbaşı, Sakarya, Sivas, Reyhanlı, Uzuntarla, İnegöl ve İstanbul Kafkas Abhaz Derneği temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir.

Bu toplantıda örgütlenmeye yönelik önemli adımlar atılmış ve toplam 147 önerge görüşülmüş ve sonuçta Kaf-Kur yönetimine Merkez-Şube yapılanması için tüzük taslağının hazırlanması yetkisi verilmiştir.

Yeni kurulacak merkezi örgütün kuruluş kararının rahmetli Mahmut Özden'in hatırasına binaen Balıkesir'de yapılması kararlaştırılmışsa da 14 Ağustos 1992 tarihinde Gürcüstan'ın Abhazya'yı işgali nedeniyle bu toplantı yapılamamıştır. Onun yerine İstanbul Kafkas-Abhaz Derneği salonunda 22 Ağustos 1992'de 28 derneğin çok kalabalık sayıda gözlemcinin katılımı ile toplanılmış ve Abhaz Dayanışma Komitesi oluşturulmuş ve yetkiler verilmiştir.

KAF-DER (KAFKAS DERNEĞİ) KURULUYOR

Tüzel kişiliğe sahip ve tüm kesimleri kucaklayacak merkezi örgütlenmenin hayata geçirilebilmesini teminen Kaf-Kur yönetimi 10-11 Ekim 1992 tarihlerinde Ankara'da bir toplantı yapılmasını kararlaştırıp gerekli tebligatları yaptı. 41 Dernek ve Vakıf çağrılı olmakla beraber toplantıya 23 derneğin temsilcileri katıldı.

Bu toplantıda;

Merkezi Ankara'da olmak üzere KAFKAS DERNEĞİ (KAF-DER) 'in kurulmasına karar verildi. Ve bu tarihi karar tüm katılımcılarca ayakta alkışlandı.

Hazırlanmış olan tüzük madde madde görüşülerek kabul edildi.

Ankara'da 21-22 Kasım 1992 tarihinde KURUCULAR KURULU toplantıya çağırıldı.

Kurucular toplantısının yapılacağı günlere yakın günlerde tüzük hükümleri ve tüzük konusunda tabanın yeterince bilgilendirilemediği gibi gerekçelerle bir çok telgraf teatisi oldu.

Kaf-Kur toplantıyı iptale yetkili olmadığını bir tebliğle duyurdu ve sonuçta toplanan Kurucular Kurulu'nun çalışmasında kararlı tavır koyan dernekler yanında erteleme isteyen dernekler de olmuşsa da süreç içerisinde kuruluşun tamamlanması doğrultusunda karar alındı. Ayrıca yeni bir müteşebbis heyet kurularak diğer derneklerle temaslara devam edilmesi benimsendi.

Sonuçta kurucu üyelerle 4 Nisan 1993 tarihinde Ankara'da yapılan toplantıda ve 21 Dernek çevresinden 104 kurucu üyenin imzasıyla Kaf-Der'in kuruluş beyannamesi 5 Nisan 1993 tarihinde Ankara Valiliği'ne teslim edilerek, Türkiye Çerkeslerinin tek merkezli yegane örgütünün resmen kuruluşu gerçekleştirildi ve geçici yönetim seçildi. Böylece Kaf-Kur dönemi tamamlanmış, KAF-DER dönemi başlamış oldu.

KAF-DER'İN GENİŞLEME SÜRECİ (İKİNCİ ETAP TOPLANTILAR):

Kaf-Der'in kurulmasından iki yıl kadar sonra Kayseri'de yapılan bir toplantıda Dernek yöneticileri Kafkas Derneklerinin birlik ve dayanışmasını sağlama doğrultusunda bir çalışma başlatmak istediklerini belirtince Kaf-Der yetkilileri bu öneriyi olumlu karşılayıp destek vereceklerini beyan edince Kayseri derneği yeni bir çalışma başlatır.

Peş peşe ve değişik kentlerde yapılan muhtelif toplantılarda örgütsel birliğin sağlanması doğrultusunda güçlü bir isteğin varlığı tespit edilir. Bu toplantıların yerleri, toplanılış tarihleri, katılımcı dernekleri ve özet halinde alınan kararları şunlardır:

27. 05. 1995 KAYSERİ TOPLANTISI:

Kaf-Der'in kuruluşuna karar verilirken son anda ortaya çıkan ve "tabanla yeterince tüzüğün tartışılmadığı" gerekçesiyle bir süre daha beklenilmesi doğrultusundaki önerilerin kabul edilmemiş olmasının yarattığı ortamda aslında birleşme yanlısı olmalarına rağmen bir kısım dernekler, Kaf-Der'in kuruluşuna katılamamıştı.

Türkiye'deki tüm dernekler için birliktelik aranırken Temmuz 1993 tarihinde Kaf-Der dışında ve farklı görüş iddiasıyla Birleşik Kafkasya Konseyi Derneği adında yeni bir dernek kuruldu. Böylece adeta iki başlı bir gidiş kendisini gösterdi. Kaf-Der'in kuruluşundan sonra başlanılan şubeleşme süreci de beklenilen hızı henüz kazanmamıştı ki Kayseri'de 27. 05. 1995 tarihinde bir toplantı yapıldı.

Toplantıya Kaf-Der, B. Kafkasya Konseyi Derneği, Eskişehir Derneği, Bursa Derneği ve ev sahibi Kayseri Derneği temsilcileri katılmışlardır. Toplantıda belirlenen ilk tespitler şöyledir: "Değişen bu dünya koşulları ve Kafkasya'daki gelişmeler karşısında Kuzey Kafkasyalıların, bir ana hedefte birleşmeleri, bir ulusal politika oluşturmaları gerekir. Türkiye'de yaşayan Kuzey Kafkasyalıların tek örgütleri olan dernek ve vakıfların hedef ve ufukları da bu anlamda değişmeli, örgütsel olarak buna uygun bir şekilde yeniden yapılanmalıdırlar.

Hiç kuşkusuz bahsedilen yeni yapılanmada da Türkiye'nin üniter yapısı, laik düşünce, demokratik sistem, her icraatta hukuka uygunluk, Kafkasya ile ilişkilerde Türkiye'nin politik çıkarlarına ters düşmeden Kafkasya'nın da yararına politika üretilmesine katkıda bulunma, Yasal ve demokratik hak ve hoşgörü sınırları içerisinde kültürel faaliyetlerimizi yürütme gibi bu güne değin önem verdiğimiz değerler aynen devam ettirilecektir. "

Bu ikinci süreci başlatan çalışma gurubu olarak "Asla taraf değiliz. Tek hedefimiz birlikteliği sağlamaktır . Toplum olarak sahip olduğumuz bireyci yapıdan uzaklaşıp kollektif hareket etmeyi öğrenmek için adımlar atmak zorundayız bunun dışında hiçbir beklentimiz yoktur. " Deniliyordu. Bu toplantıda belirlenen merkezi yapılanmanın yararları da şunlardır:

Temsilde birliğin sağlanması ve çok başlılığın yok edilmesi,

Mahalli ve güçsüz derneklere bağlı birimlerin imkanlarını sunma ve o yöre insanına da hizmet götürme,

Devlet ve uluslar arası kuruluşlarla ilişki kurma kolaylığı,

Merkezi kuruluşun tüzüğü diğer birimlerde de uygulanacağından mevzuatta birlik sağlama,

Bölgelerarası sosyal, kültürel ve hatta ekonomik işbirliğini artırma,

Değişik nedenlerle derneklerden uzak duran hemşehrilerimizin yeniden ilgisini çekme ve ilişkiye geçme imkanı sağlama.

Yukarıda sayılan yararlar umulan merkezi yapıya hakim olması gereken ilkeler de şu şekilde ifade ediliyordu:

Kurulacak örgüt hukuk sistemimizde ifadesini bulan sivil bir kitle örgütü yani dernek olmalıdır.

Kurulacak örgüt, katılımcı, çoğulcu ve demokratik bir örgüt olmalıdır.

Merkezi örgüt, herhangi bir ideolojinin ve siyasi düşüncenin takipçisi ve destekçisi olmamalıdır.

Derneğin merkezi mutlaka ANKARA'da olmalıdır.

Kayseri görüşmesinde; Kaf-Der kayıtsız şartsız başlatılacak çalışmaları destekleyeceğini beyan eder. Buna karşın Birleşik Kafkasya Konseyi Derneği temsilcisi ise bir çatı altında toplanmaya karşı olmadıklarını ancak Merkez-Şube modelinin yeterli olmayacağını ifadesinde belirtir.

Kaf-Der ve Konsey ile yapılan görüşmelerden sonra katılımcı dernek temsilcileri; başlatılacak bir genel çalışmadan olumlu bir sonuç alınabileceği görüşünde ittifak sağlayınca, Kayseri Derneği Başkanı Sn. Sabahattin Diyner'in imzasıyla tüm Dernek, Vakıf ve Dayanışma Komitelerine birer yazılı çağrı mektubu gönderilir. Böylece, Kaf-Kur'un kuruluş sürecindeki dernekler arası görüşmelerin bir benzeri olan ikinci bir çalışma dizisi başlatılmış oldu.

22. 07. 1995 SAKARYA TOPLANTISI:

Kayseri, Eskişehir, İzmit, Düzce(2 dernek), İnegöl, Uzuntarla, Bursa, Alan Kültür Derneği ve Sakarya Dernekleri katılmıştır. Alınan tavsiye kararları özeti şöyledir: "İçinde bulunduğumuz dağınıklığı gidermek ve tüm toplumu kucaklayacak bir üst örgüte ihtiyaç mutlaka gerekmektedir. Kaf-Der ve Konsey'in örgütlenmeleri yetersizdir. İki başlılığı kaldırmak için bu iki kuruluşu birleşmeye zorlayalım. Bilim adamlarımız, düşünürlerimiz ve dernek temsilcilerinin oluşturacakları bir üst kurul da düşünülebilir. Örgütlenmenin şekli ne olursa olsun merkezi Ankara olmalıdır. Çalışmalara devam için Sekreterya Dernek olarak Kayseri görev yapmaya devam etmelidir. Ankara ve İstanbul Dernekleri ile temasları; Sakarya, Eskişehir, İzmit, İnegöl, Bursa, Kayseri ve İskenderun derneklerinden oluşan bir Çalışma Gurubu tarafından organize edilmelidir. "

20. 08. 1995 SAMSUN TOPLANTISI:

Tokat, Samsun ve Kayseri dernekleri ile Kaf-Der'in Sinop, Ladik, Erbaa Şubeleri katılmışlardır. Alınan karar özeti: "Türkiye'deki merkezi örgütlenme çalışmaları ile Çerkeslerin tek örgüt çatısı altında birleşmeleri çalışmaları doğru çalışmalardır. Yarıda bırakmadan sonuca kadar gidilmelidir. "şeklindedir.

10. 09. 1995 MERSİN TOPLANTISI:

Adana, Mersin, Konya, Reyhanlı, K. Maraş ve Kayseri dernekleri temsilcileri katılmıştır. Alınan karar özeti şöyledir: "Sekreterya görevini yapmakta olan Kayseri Derneği'nin çalışmalarını destekliyoruz. Çerkes toplumu olarak birlikteliğe ihtiyacımız bu gün daha fazladır. Bu güne kadar alınan kararlar dernekler tabanında da tartışılıp olgunlaştırılmalıdır. "

24-26. 11. 1995 İSTANBUL TOPLANTILARI:

24 ve 25 Kasım günleri İstanbul'daki dernek, Vakıf ve komitelerle ayrı ayrı görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelere Marmara Derneklerinin iştirakiyle Sakarya'da yapılan toplantıda alınan karar uyarınca Kayseri ile birlikte Sakarya, Eskişehir, İzmit ve İnegöl dernekleri temsilcileri de katılmışlardır. Daha sonra da 26 Kasım günü İstanbul Abhaz Derneği salonunda yapılan toplantıya Pendik-Kaynarca, Gaziosmanpaşa, Uzunyaylalılar, İstanbul Bağlarbaşı, Fatih, Kartal, Kafkas Abhazya, Kocaeli, Sakarya, Uzuntarla, Kayseri ve Konya Dernekleri ile, İstanbul Dostluk Kulübü, Kafkas Vakfı, Kafkas-Abhaz Dayanışma Komitesi ve Çeçen Dayanışma Komitesi temsilcileri katılmıştır. 36 katılımcı üyenin ekseriyeti kişisel ve örgütü adına lehte-aleyhde görüşlerini açıkladığı bu toplantıda merkezi bir yapılanmaya ihtiyaç olup olmadığı eğiliminin tespitini teminen yapılan oylamada 34 kabul, 1 çekimser ve 1 red oyu ile merkezi bir yapılanmanın kesin bir ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir. Yine bu toplantıda İstanbul derneklerinin birer temsilcisinin katılımıyla 30. 11 1995 tarihinde aynı yerde bir toplantı yapılması ile bu toplantıda İstanbul Dernekleri adına hareket etmek üzere Teknik bir komitenin oluşturulması benimsenmiş ve 30. 11. 995 tarihli bu toplantıda Rahmi Tuna, Saffet Öztürk, Ertuğrul Çolak, Muktedir İlhan ve Aytek Kurmel'den oluşan bir çalışma gurubu oluşturulmuştur.

Seçilen 5 kişilik komitenin 04. 12. 1995 tarihli toplantı sonucu hazırladığı ve sadece Rahmi Tuna'nın imzasını havi raporda, Türkiye'deki derneklerin geçmişi, Kaf-Der ve Konsey'in yapı ve özellikleri, yeni şartlar karşısında örgütlenmeye olan ihtiyaç, kurulacak yeni örgütün hangi şartları taşıması gerektiği vurgulanmış ve mevcut yasalar karşısında yapılabilecek örgütlenmenin Merkez-Şube biçiminde örgütlenme olduğu ancak bunun da bazı sakıncaları taşıdığı, ikinci model olarak da tüm derneklerin kendi aralarında oluşturacakları bir üst organ, kurul veya Konsey önerilmektedir. Kurulun tüzüğüne paralel olarak derneklerin kendi tüzüklerini de değiştirebilecekleri ve adı Federasyon olmasa bile bir nevi federatif bir yapının daha uygun olduğu kanısıyla rapor sonuçlanmaktadır. Bu raporda kurulacak üst organın taşıması gereken nitelikler de 6 madde halinde sıralanmıştır.

02. 03. 1996 ANKARA TOPLANTISI:

Toplantıya, Kayseri, İst. Bağlarbaşı, Konya, İzmit, Sakarya, İstanbul Abhaz Dernekleri ve Kaf-Der Merkez Yönetim Kurulu üyeleri katılmıştır. Bu toplantıda; Üst bir birlik altında toplanmanın zaruriyeti ve aciliyeti konusunda fikir birliğine varılmış ve nihai kuruluş konferansına hazırlık anlamında 14 Nisan 1996 tarihinde Eskişehir'de bir toplantı yapılmasına ve bu toplantıya mevcut tüm derneklerden ikişer delege çağırılmasına karar verilmiştir.

14. 04. 1996 ESKİŞEHİR TOPLANTISI:

Bu son toplantıya katılan dernekler şunlardır; Sakarya, İskenderun, Sivas, Kayseri, Samsun, Osmaniye, Eskişehir, Orta Asya K. Derneği, Karaçay-Balkar Derneği, Kocaeli, Pendik-Kaynarca, Ankara ve İstanbul Dostluk Dernekleri, Birleşik Kafkasya Konseyi D. , Alan Vakfı İst. Şubesi, Kaf-Der Antalya Şubesi, Aydın, Alan Vakfı Ankara Şubesi, Kaf-Der Genel Merkezi, Çeçen Day. K. , Bozüyük, Başhüyük, Konya, Düzce, Düzce Abhaz ve Sakarya Abhaz.

Toplantıda; kurulacak örgütün hukuki kimliği olan, demokratik işleyişe sahip merkez-Şube şeklinde bir yapılanma içinde gerçekleştirilmesi kararı alındı. Katılımcıların önemli bölümü bir an önce örgütlenmenin biçimi ve kuruluş yöntemini belirlemek üzere bir KURULUŞ KONFERANSI toplanmasını önerdiler ve bu öneri kabul edildi.

Eskişehir toplantısına katılan tüm delegeler ayrı ayrı görüş beyan ettiler. Yürürlükteki yasalara göre tek çıkış yolunun merkez-şube örgütlenmesi olduğunda önemli bir delege ekseriyeti fikir birliğine vardı.

İsminin, tüzüğünün ve üye yapısının değiştirilmesini de kabul eden Kaf-Der'in; "Küçük görüş ayrılıkları olsa bile önemli olanı önce birlikteliğin sağlanmasıdır. Diğerleri zamanla giderilebilir" önerisine karşın Konsey Derneği de "Birleşik Kafkasya ideali etrafında birleşmiş bir örgütlülüğü tercih edeceklerini, Kaf-Der ve Konseyden seçilecek eşit sayıda üye ile bir üst kurul kabul edilmediği takdirde iki yapının zorunlu olarak devam edeceğini "savundu. Ve sonuçta oylamayla MERKEZ-ŞUBE şeklindeki yapılanma kabul edildi. Yapılacak olan Hazırlık Konferansını organize etmek üzere Sadettin KARAERKEK, Hikmet KANDEMİR, Bislan Salih HURMİ, Sönmez CAN, Seyfettin DİYNER, Haluk KUTLU, Cihan CANDEMİR, Çetin ÖNER, Süleyman YANÇATAROL, Atay CEYİŞAKAR 'dan kurulu olan bir komisyon seçildi. Artık bundan sonraki çalışmaların planlanması ve konferansın gerçekleştirilmesi yükümlülüğü tümüyle bu komisyona aittir.

Seçilen komisyon üyeleri anında yaptıkları ilk toplantıda Komisyon Başkanlığına Sadettin KARAERKEK, ikinci Başkanlığa Hikmet KANDEMİR ve Sekreterliğe de Cihan CANDEMİR'i getirerek Eskişehir'den ayrılırlar.

KURULUŞ KONFERANSI (29-30 HAZİRAN 1996)

Başkanlığını Sn. Sadettin Karaerkek'in yaptığı komisyon, Ankara'da mevcut iki başlılığı ve toplumumuzu ikiye bölen KONSEY- KAF-DER ayırımını ortadan kaldırmaya yönelik olarak özel bir gayret göstermiştir. Taraflarla ayrı ayrı görüşmeler yapılmış olmasına rağmen Konsey kendi görüşünden hiçbir koşulda vazgeçmezken Kaf-Der her seferinde uzlaşma ve birleşme iradesini açık olarak ortaya koymuş ve tavizler vermiştir.

KONSEY:

Kendi yapılarını koruyacağını, herhangi bir yapının altına girmeyeceklerini, yeni bir yapı içerisinde yer almayı düşünmediklerini belirttikten sonra Kaf-Der ve Konsey'in %50-%50 temsil edildikleri bir üst yapı oluşturulmasını, Kaf-Der'in sadece ve sadece sosyal ve kültürel faaliyetlerle meşgul olmasını buna karşın Çerkes toplumu adına bürokrasiyle, siyasetle, Devletle, Kafkasya ile ilişkilerin ve Lobicilik faaliyetlerinin tümünde temsil yetkisinin Konsey'e bırakılmasını istiyordu. Öneriden de anlaşılacağı üzere Konsey Derneği, 170 civarındaki üyesiyle, o tarihlerde mevcut 22 şubeli Kaf-Der'den kendisini daha büyük ve Çerkes toplumu adına daha geniş yetkilere hak sahibi görmektedir.

KAF-DER:

Eskişehir kararları doğrultusunda birliğin sağlanmasını, 22 Şube ve Merkezin feshinin hem zaman alacağını ve ham de maddi kayıp yaratacağını, Kaf-Der tüzüğünü değiştirmenin mümkün olduğunu, Konsey'in ve katılacak tüm derneklerin bildireceği üyelere kuruculuk hakkının verilebileceğini ve söz sahibi olmalarının sağlanabilineceğini, mal varlığı konusunda bir endişe varsa bunun için de tüm dernek ve Vakıfların temsilcilerinin katılacağı bir Vakıf kurulmasını tüm mal varlıklarının bu Vakfa devredilmesini ve özellikle Konsey üyelerinin tümüyle bu Vakıf da yer almalarını ama mutlaka olumlu sonuca ulaşılmasını önermişlerdi.

Komisyona verilen yetki, Merkez-Şube tarzı birlikteliği sağlamaktı bu nedenle Konsey'in önerilerini sadece bilgi olarak Genel Kurula sundu. Kongre devam ederken Konsey adına 10 sayılı bülten katılımcılara dağıtıldı. Bu bültende birleşme ile ilgili olarak şu ifadeler yer alıyordu:

"Kaf-Der'in kayıtsız şartsız kabullendiği birleşme çalışmaları, Türkiye'deki Kuzey Kafkasyalıların sessiz çoğunluğunun düşüncelerine ters ve bu güne kadar büyük özveri ve gayretleri ile değerli hizmetler vermiş dernekleri feshederek başka bir ad altında kendisine bağlama gayretleridir. Buna, bilerek veya bilmeyerek katkıda bulunanlar, bunun sonuçlarına katlanmak ve tarih önünde birlik ve beraberlik çalışmalarını geciktirmenin hesabını vermek zorundadırlar. . . "

Kongrede, komisyon tarafından detaylı bilgi sunuldu, tüzük tadilatı madde madde görüşülerek yapıldı, Kafkas Derneği yerine "KAFKASLILAR BİRLİĞİ DERNEĞİ" ismi kabul edildi, Şubeler hariç katılımcı 22 derneğin temsilcilerine bir bir söz hakkı verildi ve katılıp katılmayacakları açıkça soruldu. 17 Dernek sözcüsü katılacaklarını beyan etti. Konsey ve Osmaniye dernekleri katılmayacaklarını ifade ettiler. Biga Derneği ise prensip olarak katılma yanlısı olmakla beraber tüzüğü yeterince inceleyemediklerini o nedenle şimdilik katılmayacaklarını bildirdi. Ankara İstanbul Dostluk Dernekleri ile Abhaz Dayanışma Komitesi birleşim yanlısı olmakla beraber fonksiyonları farklı olduğu için katılamadılar.

Katılacaklarını beyan eden dernekler de şunlardır: Bodrum, Bozüyük, Göksun, İçel, İskenderun, İstanbul Abhaz, Kayseri, Kocaeli, Konya, Pendik, Samsun, Sivas, Tokat, Turhal, Bandırma, Sakarya.

Konferans, 6 maddelik bir bildirinin neşriyle kapanırken yeni esaslar üzerinden seçimli Genel Kurula gidebilmek bakımından Kaf-Der'in Olağanüstü bir Genel Kurula gitmesi ihtiyacı doğmuştur. Bundan sonraki işlemleri koordine etmek üzere sayın Sadettin Karaerkek, Olcay Mis, Hikmet Kandemir, Muhittin Ünal, Çetin Öner, Recep Bay ve Erol Kılıç'tan oluşan bir teknik komiteye görev vererek sona ermiştir.

KAF-DER OLAĞANÜSTÜ GENEL KURULA GİDİYOR:

29-30 Haziran 1996 tarihlerinde yapılan Hazırlık Konferansının almış olduğu kararların işleme konulabilmesi için Kaf-Der 6 Ekim 1996 tarihinde Olağanüstü Genel Kurula gitti.

Genel Kurulda yapılan hararetli görüşmeler sonucunda mevcut Kaf-Der tüzüğüne bir geçici madde eklenmek suretiyle katılmak isteyen tüm derneklerin temsilcilerinin 22 Aralık 1996 tarihinde yapılacak olağan Genel Kurula katılmaları imkanı sağlandı.

Alınan kararlara göre katılacak her dernek, Kaf-Der'e 10'ar isim belirleyip bildirecek. Kaf-Der de bu kişileri Genel Merkez üyesi yapacak . Bu kişiler ilk Genel Kuruldan itibaren seçme ve seçilme haklarından faydalanabilecektir. İşte bu karar sayesinde 22 Aralık 1996 tarihinde yapılan kongreye katılma hakkı olan üye sayısı 371 kişiye ulaşmış ve hazirun cetvelini 197 kişi imzalamıştır. Artık sıra katılma taahhüdünde bulunan derneklerin şubeleşmesine gelmiştir.

Bu gün itibariyle gelinen noktada katılım taahhüdünde bulunan bazı dernekler şubeleşme yoluna gitmemişlerdir. Sözlerinde durup katılımları gerçekleşen dernekler Samsun, Kayseri, Kocaeli, Konya, Turhal, Tokat gibi Çerkes nüfusun yoğun olduğu yöreler oluşu Kaf-Der'e temsil anlamında önemli katkı sağlamıştır. Katılma hazırlığında bulunan 6 derneğin de katılımı halinde genişleme süreci çalışmaları önemli oranda hedefine ulaşmış olacaktır.

KAF-DER'İN ŞUBELERİ

Kuruluş işlemleri tamamlanmış Kaf-Der Şubeleri şunlardır:

1-Susurluk 12- Şarkışla 23- Konya

2-Bursa 13- Ankara 24- Pınarbaşı

3-Gönen 14- Sinop 25- Samsun

4-Sincan 15- Orhangazi 26- Manisa

5-Soma 16- Kocaeli 27- Turhal

6-Antalya 17- Reyhanlı 28- Sungurlu

7-Mustafa Kemal Paşa 18- Burhaniye 29- Yozgat

8-Adana 19- İzmir 30- Kuşadası

9-Çorum 20- Mersin 31- Pendik-Kaynarca

10-Balıkesir 21- Kayseri 32- Zile

11-Erbaa 22- Tokat 33- Suluova

Not: Yetkili kurullarımız tarafından faaliyetleri yeterli görülmeyen Ladik, Gaziantep, Pazar, Merzifon ve Çanakkale Şubelerimiz, Şubelerin uygun iradeleri de alınarak feshedilmişlerdir. Şubeleşme talebinde bulunan 3 İl ve 3 ilçeye de yeterli potansiyelin yokluğu gerekçesiyle bu yetki verilmemiştir.

KAF-DER'İN AMAÇLARI ve ÇALIŞMA İLKELERİ:

AMAÇLAR

Kaf-Der'in tüzüğünde Derneğin amaçları şu şekilde ifade edilmektedir:

"Derneğin amacı, üyelerinin kültür ve sanat düzeylerini yükseltmek, ekonomik bilgilerini geliştirmek, Kafkas kültür değerlerini derleyip incelemek, korumak, bu kültürel ve coğrafi zenginlikleri Türk ve Dünya kamu oyuna tanıtmak, Kafkas toplumu ile üyeleri arasındaki dostluğu ve işbirliğini yaygınlaştırmak, Kafkas toplumunun sorunlarına barışçı çözüm önerileri üretmek, böylece topluma ve üyelerine çok yönlü hizmetler sunmaktır"

Ancak, Dernek yaptıkları ve başardıkları ile yasal tüzükte kısıtlı şekilde ifade edilebilen işlevini çok fazlasıyla aşmıştır.

ÇALIŞMA İLKELERİ:

Ülke bütünlüğüne, laikliğe, demokrasiye inanan demokratik bir kitle örgütüdür. Kendi varlığına, demokratik değerlerine, ulusalcı görüşlerine ters düşmeyen tüm görüşlere açıktır.

Dernek, tüm çalışmalarında Anayasa ve yasalara, uluslararası anlaşmalara ve evrensel hukuk kurallarına bağlı kalır. Dernek, üyelerinin düşünce, inanç, felsefi ve siyasi kanaatlerine saygı gösterir.

Dernek, farklı kültürel kimlikleri eleştiren değil, bu kültür çe-şitliliğinin, toplumdaki birlik ve beraberlik duygusunu pekiştiren bir zenginlik olduğunu kabul eden bir anlayışı benimser.

Çeşitli ülkelerde yaşayan Kafkaslıların, Anavatanlarına dönüş isteklerini tarihi bir hak olarak kabul eder ve dönmek isteyenlere sempatiyle bakarak destekler.

Anayurtlarına öznel şartları nedeniyle dönemeyenlerin, bulundukları ülkelerde ulusal kimlik ve kültür değerleri içerisinde yaşayabilmesi için gerekli çaba ve desteği gösterir.

Kafkas ulusal kimlik ve kültürünün korun-ması, yaşatılması ve tanıtılması için yapılan tüm girişimleri destekler ve işbirliği yapar.

Kafkas kültürü konusunda Kafkasya'nın birikiminden azami derecede yararlanmak ve ülkemizin Kafkasya'ya politikalarının doğru, gerçekçi ve karşılıklı yararları gözetir şekilde oluşmasına katkıda bulunmak üzere hem Türkiye'mizin ve hem de Kafkasya'nın devlet organları ve sivil toplum örgütleri ile işbirliğine özel önem verir.

Dernek, çeşitli ülkelerde yaşayan Kafkas topluluklarının yaşadıkları ülkeler arasında dostluk ve barış köprüsü oluşturacaklarına, karşılıklı sosyal, kültürel ve ekonomik işbirliğinin geliştiği ölçüde, bu dostluk ilişkisinin güçleneceğine inanır.

Dernek, Kafkasya ile ilişkileri olumsuz yönde etkileyebilecek her türlü tutum ve davranıştan kaçınır. Bu ilişkileri geliştiren ya da olumlu yönde etkileyen girişimleri destekler.

Günlük yaşamı kolaylaştırıcı (iş, yardımlaşma, kooperatif, Vakıf ve benzeri) tüm çaba ve girişimleri destekler.

Dernek, kararlarını oluştururken ve faaliyet programlarındaki öncelikleri belirlerken Şubelerin düşüncelerini alır ve göz önünde bulundurur.

Geniş katılımlı, etkin ve kalıcı bir Kafkas lobiciliği oluşturmak ve fonksiyonel kılmak için, geniş ve yaygın örgütlenmeyi amaçlar. Bu nedenle dışlayıcı ve bölücü değil toparlayıcıdır.

KAF-DER'İN KAFKASYA POLİTİKASI:

1990 yılından itibaren dünyadaki iki kutuplu siyasal sistem, Sovyetler Birliği'nin çöküşü ile tek kutuplu bir yapıya dönmüştür. "Serbest Pazar, Serbest ekonomi, özgür toplum, özgür birey, özgür fikir" ile devletlerin küçültülmesine yönelik yapı değişikliğine gidilmiştir. Bazı ülkelerde bu alanda mesafe alınırken bazı ülkelerde tartışmalar sürmektedir. Sosyalist sistemi de içine alan bu yapı değişikliği sonucunda dünyada insan haklarına saygılı, demokratik, çok sesli, örgütlü toplumlara doğru bir gelişme olmuştur.

"Barış içinde ortaklık" şeklinde özetlenen yeni dünya düzenine karşılık Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, bazı Uzak Doğu ülkeleri ile Afrika'da etnik ayrılıklar körüklenerek soykırım boyutuna varan iç savaşlar yaşanmaktadır. Tek kutuplu, Amerika merkezli oluşuma karşılık Avrupa Birliği devletleri siyasal ve ekonomik bir bölgesel güç oluşturmaktadır. Vladimir Putin yönetiminde Rusya yeniden eski gücünü kazanma uğraşındadır. Çin ise hızla büyüyen ekonomisi ile siyasi arenada etkin bir güç olarak rol almaya başlamıştır. Tüm bu güç odaklarının çatışma alanları ise Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu bölgeleri olmaktadır. Bu bölgeler bizleri Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olmanın yanısıra Çerkes halkı olarak çok yakından ilgilendirmektedir.

Dernek olarak, 200 yıla yakın Rus devlet yapısının ve toplumunun etkisinde kalan Kafkasya'nın sosyalist sistemle başlayan örgütlenme biçimini ve bugün aldığı yapıyı, ve olabilecek siyasal gelişmeleri doğru anlayabilmek için Rusya Federasyonu'nun dünya içindeki etki ve gücünü iyi anlamak gerekmektedir. Ortodoks dünyasında da her zaman etkin olan Rusya, 1990 lı yıllarda yaşadığı kriz sonucu parçalanma sürecine girmişse de büyük kaynakları ve devlet geleneği ile toparlanma sürecine geçmesi uzun sürmemiştir.

Buna karşın, Sosyalist sistemin çökmesini sabırsızlıkla bekleyen batı dünyası, şimdi büyük bir nükleer güce sahip olan Rusya'nın daha fazla parçalanmasını ve nükleer güçlerin kontrolsüz ellere geçmesi tehlikesini önlemek istemektedir. Rusya'nın istikrar içinde kontrol edilebilmesi Batı için vazgeçilmez olmaktadır. İleride Karadeniz sahilinin serbest bölge olması ihtimali, batının da doğunun da üzerinde titrediği petrol ve ulaşım yollarının güvenliği dikkate alındığında Kafkasya'da meydana gelebilecek istikrar bozucu, siyasal yapı değişikliklerinin Batı'dan destek bulma şansı çok azdır. Bunlara, Birleşmiş Milletler, AGİT ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası kuruluşların savundukları kriterler de ilave edildiğinde toprakları işgale uğrayan Abhazya yerine işgal eden Gürcistan'ın niçin desteklendiği, keza, her türlü insan haklarının ihlal edildiği ve yeni bir soykırımla karşı karşıya kalan Çeçenistan'a neden AGİT misyonu ve Birleşmiş Milletler barış gücünün gönderilemediğini anlamak çok daha kolay olacaktır.

İzahına çalışılan bu genel durum dikkate alındığında;

Türkiye'de ÇERKES ortak adıyla bilinen tüm Kafkasyalılar kardeş halklar olup, Kafkas kültürü; aynı coğrafyada binlerce yıl birlikte yaşayan bu halkların tümünün ortak ürünü, dedelerimizin ayrılmış olduğu tarihi toprakların tümü de ortak vatanlarıdır.

Kafkasya'nın Ruslar tarafından işgali ve 1864 Çerkes sürgününün doğal sonucu olarak mevcut Cumhuriyetlerin tümünün farklı farklı problemleri vardır. Ve bu problemlerin en başında gelenleri ve Kafkasya'nın geleceğiyle direkt ilgili olanları nüfus eksikliği ile devam eden savaş ve uyuşmazlıklardır.

Kendi topraklarında yerli halklar bakımından %50'nin çok üzerinde nüfus yoğunluğuna sahip olan Osetya, Çeçenistan ve Dağıstan ile yerli nüfus oranı son zamanlarda %50 seviyesine ulaşan Kabardey-Balkar Cumhuriyetleri'nin fazlaca bir nüfus sorunları yoktur ya da çok azdır. KÖK HALK avantajının kalkması bu Cumhuriyetlerimizi fazlaca etkilemeyecektir.

Buna karşılık; %22 yerli nüfusa sahip Adığey Cumhuriyeti, %18 yerli nüfusa sahip Abhazya Cumhuriyeti, %43 yerli nüfusa sahip Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti, % 1 yerli nüfusa sahip Kıyıboyu Şapsığ Bölgesi için nüfus problemi hayati önemi haizdir. Bir gün bile kaybetmeden belirli bir zaman dilimi içerisinde tarihi haklarımızı da kullanarak bu dört yörenin nüfus eksikliği sorununa çözüm üretilmesi birinci öncelikliğe sahiptir. İdeal veya hayali hedefleri en ön plana alarak bu sorunların çözümünü, uzun yıllara veya belirsiz bir zaman dilimine erteleme lüksüne sahip değiliz. Adığey'de yapılan son seçimlerde Slav Birliği yanlılarının Kök halk uygulamasının kaldırılması doğrultusunda yaptıkları yoğun çalışmalar, nüfus önceliğiyle ilgili Kaf-Der'in öngörü ve söylemlerinin doğruluğunu çok açık ve çok net bir şekilde ortaya koymuştur.

Kafkasya'da yaşayan halkları birbirine düşman hale getirecek her türlü kışkırtıcı söylemlerden ve davranışlardan kaçınılması gerekir.

"Ülkelerin içişlerine karışılmaması" ilkesinden hareketle, Kafkasya'daki Cumhuriyetlerimizin siyasal tercihlerine dışarıdan karışılmaması ve buna, orada yaşayan halklarca karar verilmesinin doğru olduğunu düşünüyoruz. Onların verecekleri kararlar bizim için saygın ve muteberdir.

Kafkasya'daki Cumhuriyetlerimiz arasında yakınlaşma ve kaynaşmayı sağlayacak ekonomik, sosyal, hukuksal ve kültürel birliktelikler tesisi suretiyle kaybolan eski bağların yeniden kurulmasına imkanlar ölçüsünde destek verilmesi lazımdır.

Kafkasya'daki Cumhuriyetlerimize, halklarının istekleri yönünde, insan haklarına saygılı, demokratik, laik, çağdaş bir devlet yapısına kavuşmaları için gerekli desteğin verilmesi, laik yapı dışındaki halk tercihlerine de en azından saygı duyulması ve istismar edilmemesi gerekir.

Yüzyıllar boyunca vatanını korumak uğruna büyük kayıplar veren halkımızın daha fazla kayba tahammülü yoktur. Bu nedenle savaşlara destek olmayıp barışı teşvik etmeye çalışıyoruz. Kökeni ve inancı ne olursa olsun her Kafkaslıya orada ihtiyaç vardır. Bu düşünceyle Abhazya'da ve Çeçenistan'da onurlu barışa ulaşılabilmesi için uluslararası kuruluşlar nezdinde girişimlerde bulunulması veya var olan girişimlere destek verilmesini görev sayıyoruz. Zira, Kuzeybatı Kafkasya'nın nüfus eksikliğini gidermek üzere sadece bir ailenin bile götürülmesi hem zor, hem de önemsenmesi gereken acil bir görev iken Çeçenistan'da yüz binlerle ifade edilen insan kaybı Kuzey Kafkasya'nın geleceği bakımından çok düşündürücüdür. O nedenle Çeçenistan'da savaşın ve soykırımın bir gün önce durdurulmasını, Çeçen halkının hür iradesiyle seçmiş olduğu meşru yetkililerinin Rusya tarafından resmen muhatap alınarak barış antlaşmasına varılmasını istiyor ve destekliyoruz.

Gerek diasporadaki iş adamlarımızın kuracakları ortaklıklar ve gerekse yabancı ortaklarla birlikte Kuzey Kafkasya'daki ekonomik amaçlı yatırımların teşvik edilmesi ve yaşam standardının artırılmasına çalışılmalıdır.

Eğitim olanaklarından, kültürel işbirliği ve turizmin imkanlarından maksimum düzeyde yararlanılarak karşılıklı ziyaretler yoluyla ilişkilerin arttırılmasına ve kaybolan değerlerimizin ve dilimizin birlikte derlenmesine önem verilmelidir.

Dünya Çerkes Birliğinin 1997'de UNPO genel kurulunda aldırmış olduğu kararın desteklenmesi, Rusya'nın, 1864 ÇERKES SÜRGÜNÜ ve SOYKIRIMI'nı tanıması için sivil inisiyatif olarak uluslararası kuruluşlar nezdinde hak talebinde bulunmaya devam edilmesi ve Anavatan'a dönmek isteyenler için her türlü olanağın resmen sağlanması, dönemeyeceklere de ÇİFTE VATANDAŞLIK=ÇİFTE PASAPORT imkanının tanınmasını istemeye ısrarla devam edilmelidir.

Kafkasya politikasını belirlerken ve uygularken içinde yaşadığımız ülkeler olarak Türkiye ve Rusya'nın devlet ilişkilerindeki dengeye özen göstermek zorunda olduğumuzun bilincindeyiz. Buna karşın, parçalanmış bir halk olarak içinde yaşadığımız bu iki güçlü Devletten de sorunlarımızın çözümüne azami derecede katkı, kültürel ve ekonomik ilişkilerimizi artırma gayretlerimize destek ve kolaylık beklemeyi de bir hak olarak görüyoruz.

KAF-DER'İN ÇALIŞMALARI ve PROGRAMINDAN KISA NOTLAR:

Kafkas Derneği kurulduğu günden bu güne çok sayıda önemli etkinlik gerçekleştirmiş olup bunlardan bir bölümü de kitaplaştırmıştır. Sadece örnek olması bakımından ve gerçekleştiriliş sırasına bakılmaksızın bazı etkinlikleri sıralıyoruz;

Kuzeybatı Kafkas Dilleri ve aralarındaki ilişkiler, Türkiye Çerkeslerindeki Sosyokültürel Değişmeler, Kimlik ve Çerkes Kimliği, Türkiye'nin Kafkasya Politikası, Çerkes Tarihi, Çerkes Ethem Olayı, 21 Mayıs 1864 Çerkes Sürgünü ve Soykırımı, Abhazya ve Çeçenistan konularında ciddi katılımlı paneller düzenlenmiş ve sunulan tebliğler üç ayrı kitap halinde yayınlanmıştır.

Kaf-Der Bülteni 40 sayı halinde yayınlanmış olup bu bültenin dergiye dönüştürülmesinden sonra yayına başlayan NART Düşün ve Sanat Dergisi 25. sayıya ulaşmıştır. Dernek merkezinden iki cilt halinde temin edilebilir.

Kafkasya'daki üniversitelerde öğrenci okutulmasına devam edilmektedir. Bu üniversitelerden mezun gençlerin Muadelet sorunlarının çözülmesi ve YÖK tarafından bu üniversitelerin ÖSS kapsamına alınmasını teminen çalışmalar devam etmektedir.

Almanya'da kurulu Adığe Sandığı isimli ve az sayıda hemşehrimizin mali katkılarıyla oluşan fonun öncülüğünde Adığey Bilimsel Araştırma Enstitüsü'nden gelen Bilim Adamlarımızın derleme çalışmaları iki yıl süre ile Dernek ve Şubelerimizin de yardımlarıyla organize edilmiştir. Ayrıca Nalçık'tan davet edilen araştırmacıların bir ay süren çalışmaları da Derneklerimiz ve hemşehrilerimizin katkılarıyla gerçekleştirilmiştir.

Geçmiş de dernekçiliğimize ve kültürümüze emek veren katkısı olan değerli büyüklerimizle dizi röportajlara başlanmış olup, görüntülü çekim imkanı sağlayarak bu çalışmalara devam edeceğiz.

50 Dernek Başkanı ile Cumhurbaşkanı ziyaret edilmiş, Anıtkabire çelenk konulmuş, geleneksel yapımızdan kaynağını alan laik ve demokrat düşünceye ve ülke bütünlüğümüze olan bağlılığımız vurgulanmış ve bazı taleplerde de bulunulmuştur.

Milli Eğitim Bakanı, Talim Terbiye Kurulu Başkanı ve üyeleriyle görüşülüp ilk ve orta dereceli okulların ders kitaplarındaki Çerkes Ethem bölümünde "Hain" ve "Çerkes" sözcüklerinin çocuklarımızı incitici tarzda kullanılışının rahatsızlığı anlatılarak önemli oranda değişiklik sağlanmıştır. (Bu değişiklik, devam edecek olan çalışmamızın ilk etabıdır. )

Bu güne kadar 16 kitap yayınlanmış olup sadece bu yıl için hazırlığı devam eden 9 önemli ayrı kitabımız daha dizgi ve baskı aşamasındadır. Bunlardan Abhazya'nın Beyaz Kitabı, Anadolu ve Kafkasya Arkeolojisinin Karşılaştırılmasına dair Adığe Dışa Pasır, Yusuf İzzet Paşa'nın eserleri, M. Fetgeri Şoenü'nün tüm eserleri, Aytek Namitok'un Çerkeslerin Orijini gibi eserler çok çok önemli eserlerdir.

Kanal-E, TRT-2 (4 kez) ve TRT-INT'de 5 ayrı program yapılmış ve Çerkeslerin kimler olduğu, dilleri, dinleri, kökenleri, Anavatanları, Çerkes sürgünü ve soykırımı, bu günkü yapıları, geri dönüş ve diğer sorunları ile Kafkasya'daki Cumhuriyetler hakkında tanıtıcı geniş bilgiler verilmiştir. Yakında iki ayrı televizyon programımız daha hemşehrilerimizin karşısına çıkacaktır.

Ürdün Prensi Ali, İsrail ve Ürdün Dernekleri, DÇB, Adığey ve Kabardey-Balkar Cumhuriyetleri Adığe dernekleriyle beraber Amman'da yapılan ortak program uyarınca Kafkasya'ya geri dönüşü sembolize etmek üzere meşhur "ATLI YÜRÜYÜŞ" gerçekleştirilmiştir. Yürüyüş sırasında çekilen filmler ve Kaf-Der'in kültürel organizasyonları esas alınarak CNN'de seyretmiş olduğumuz "ÇERKESLER" filmi tamamlanmıştır.

Doç. Dr. Sevda Alankuş başkanlığında İletişim Fakültesi son sınıf öğrencilerine sağladığımız olanaklarla iki adet kısa metrajlı film tamamlanmıştır. Her iki film de bu güne kadar katıldıkları yarışmalar da ödüller almışlardır. Ayrıca Kabardey-Balkar Cumhuriyeti ile ilgili bir çekim daha sağlanmış olup sadece bir bölümü neşredilmiştir.

Her sene iki bölgede büyük katılımlı BÖLGESEL KÜLTÜR ETKİNLİĞİ düzenliyoruz. 5000 ile 20. 000 arasında insanımızı bir araya getiren bu etkinlikler sayesinde Kafkasya'daki ve Türkiye'deki sorunlarımızı halkımıza doğrudan anlatma fırsatı bulduğumuz gibi bir-iki gün bile olsa Kafkasya'dan da katılımlarla özgün kültürümüzü yaşıyor ve gençlerimizin öz kültürümüzün güzelliklerini fark etmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Bu programların, giderek daha geniş katılımlı ve ekonomik içerikli hale dönüştürülmesini düşünüyoruz.

Geçen yıl Uzunyayla etkinliğinin ikincisi öncesinde Şarkışla, Pınarbaşı ve Göksun'da bilimsel paneller düzenleyerek yöre çiftçilerine yararlı olmaya çalıştık. Bu yıl 7-8 Temmuzda ÇORUM etkinliğine yağışlı havaların etkisiyle ancak 15. 000 kişi katılmıştır. ve ilk kez olmak üzere "Anadolu Hitit, Hatti, Hurri, Urartu kültürü ile Kafkasya Maykop, Kuban Kültürü arasındaki ilişkiler"i irdeleyen bir bilimsel panel düzenlemiş olup, tebliğler kitaplaştırılmaktadır. .

Şubelerimiz ve derneklerimiz tabanında çalışan gençlerimizle yurt dışındaki Derneklerden ve Kafkasya'dan gençlerin katılımıyla 100'ü aşkın gencimiz iki kez Bodrum'da ve Efes'te birlikte tatil yapmışlar ve güzel arkadaşlıklar kurmuşlardır. Bu yılki tatili Kafkasya'da 13 günlük bir tur halinde geçirmişlerdir. Diğer bir grup gencimizde Bolu Aladağlar'da düzenlenen orman kampına katılmışlardır. İkinci Bodrum tatili sırasında aldıkları kararla tatil dönüşü yaptıkları çalışmalarla depremzede 124 öğrenciye burs verme imkanı sağlamışlardır Burs vermeye 4 yıldır devam edilmektedir. Bu yıl ve önümüzdeki yıllarda burs alabilecek gençlerin derneklerimizde fiilen çalışan gençler olmasını aranan ilk koşul olarak göz önünde tutacağız. .

Sakarya ve Düzce depremleri sırasında gençlerimizin de katılımıyla kurulan 7 ayrı ekip köy köy ihtiyaç taraması yaparak ilaç, gıda, çadır, battaniye ve para yardımları sağlanmıştır. Gençlerimiz, yılbaşı günlerinde veya uygun zamanlarda moral katkısı bakımından Düzce yöresi gençleriyle birlikte olmaya devam etmektedirler.

2000 yılında, şubelerle değişik derneklerden katılan 300'ü aşkın gencimizin katıldığı ve iki gün süren seviyeli görüşme ve tartışmalara konu olan ve her aşaması yine gençler tarafından planlanıp gerçekleştirilen mükemmel bir Gençlik Kurultayı gerçekleştirilmiştir. İkincisi de bu yıl 10-11 Kasımda yapılacaktır.

Kafkasya'dan getirtilen nitelikli öğreticilerle profesyoneller seviyesinde folklor ekipleri yetiştirilmiş olup diğer kültürel eğitim programları da halen devam etmektedir. Amaç, sadece folklor ekibi değil komple bir eğitimdir.

İletişim çağındaki gelişmelere ayak uydurmak ve hızlı iletişimi sağlamak üzere tüm şubelerimizi bilgisayara kavuşturma çalışmamız amacına yaklaşmıştır. Bu yıl 22 Şubeye bilgisayar temin edilmiş olup Bu gün için 26 şubemizde bilgisayar kullanılmaktadır. En kısa zamanda diğerlerine de temin etmek amacındayız.

Genel Merkezimiz, Kabardey-Balkar ve Adığey Cumhuriyetinin kültür ve Sanat Kurumlarıyla ikili anlaşmalar imzalamış olup bu anlaşmalar kapsamında ortak programlar yapılmakta karşılıklı kültürel katkıda bulunulmaktadır. Geçen sene gerçekleştirilen "1. Dünya Adığe Müzik Festivali" ve "Nart Efsanelerinin 3000. yılı programları"na ekipler götürülmüş ve katkıda bulunulmuştur.

27 Şubat 2000 tarihinde Ankara'da düzenlenen ÇEÇENİSTAN konulu panele Türkiye genelinden 58 dernek katılmış ve hazırlanan deklarasyon üç dilde, dünyanın büyük ajans, televizyon ve gazeteleriyle uluslar arası kuruluşlara gönderilmiştir. İlaveten AGİT ve Avrupa Konseyi'ne gönderilmek üzere diplomatik bir metin, emekli diplomatlara hazırlattırılmıştır.

Adığeyli Arkeolog Lopaçe NURBİY'in Türkiye'deki incelemeleri ve mevcut yazılı kaynaklardan tespitleri ile Kafkasya'da Maykop-Kuban kültürlerinin mukayesesi sonucu Hitit, Hatti, Urartu, Hurri dönemlerine ait resim ve bilgileri içeren özel bir eser hazırlattırılmıştır. Anadolu ve Kuzey Kafkasya kültürlerinin mukayesesini teminen bu eser renkli ve kaliteli olarak basılacaktır.

DÇB'nin hazırlamakta olduğu Adığe Ansiklopedisinin Türkçe basımı için anlaşma ve taahhütte bulunulmuştur.

Gerek Türkiye'de ve gerekse Kafkasya'ya yönelik problemlerimizin temelden halledilebilmesi için 4 önemli yasada yapılması gereken değişiklik konusunda ilgili bakanlar ve yasa komisyonlarıyla görüşmeler yapılarak çalışmaların iyi bir aşamaya gelebilmesini teminen aralıksız temaslarımızı devam ettirdik.

Geçen yıl Adığey Devlet Başkanı sayın Carım Aslan'ın eşi ve Adığe Sanatına Destek Vakfı başkanı Carım Fatime Türkiye'ye davet edilmiş, değişik yöremiz insanlarıyla görüşmüştür. Buradaki görüşmeler sayesinde ortak gençlik eğitim programları ve eğitim malzemesi hazırlanması kararlaştırılmış olup bu yıl ki gençlere yönelik eğitim ve tatil olanakları hazırlanmıştır.

Kaf-Der'den arkadaşların bireysel organizasyonları ve gönüllü katılımlarla Adığe sanatını ve sanatçısını destekleme programı iki yıldır GUFES adı altında başarıyla yürütülmektedir. Düşünen, öncülük ve gönüllü katılımda bulunanları kutluyoruz.

Kaf-Der'in öncülüğünde kurulan "KAFKAS ARAŞTIRMA, KÜLTÜR ve DAYANIŞMA VAKFI (KAFDAV)" sayesinde bilimsel araştırmalar ve yayınlara başlama imkanına kavuştuk. 11 kişilik BİLİM KURULU son derecede ciddi çalışmalar planlamış ve icraatına başlamışlardır. Böylece amatör yayınlardan bilimsel, inandırıcı ve kabul görebilir yayın dönemine geçmiş bulunuyoruz.

Tarihimizde ilk kez toplumumuza ait olmak üzere VISA KARTI uygulamasına iki ay önce geçilmiştir. Toplumsal bilinç ve sorumluluk sahibi tüm hemşehrilerimizin kendi toplumuna ait NARTCARD'ı edinmek üzere şubelerimize, derneklerimize veyahut da ŞEKERBANK şubelerine uğramaları yeterli olacaktır. Bu kartın fazla kullanımıyla tüm derneklerimiz ve kuruluşlarımız mülk edinmede veya büyük organizasyonlarda finans imkanına kavuşacaklardır. Hepsinden önemlisi KUZEY KAFKASYA'YA yönelik yükümlülüklerimizin ifşasında NARTCARD anahtar rolü oynayacaktır.

KAFKASYA İÇİN AYDA BİR DOLAR kampanyası önemli oranda taraftar bulmaya başlamıştır. Yasal hazırlıkların tamamlanmasıyla birlikte fiilen başlanacak olan bu kampanya sayesinde hem Türkiye'ye ve hem de Kafkasya'ya önemli hizmetler verme imkanına kavuşacağız. Kafkasya'yı seven herkesin bu kartı kullanması ve çevresine de kullandırması halinde kısa sürede Kafkasya için çok şey yapabileceğimizi biliyoruz.

Sadece bir şubemiz üyelerinin gönüllülük esasına ve bireysel katkılarıyla iki yıldır Abhazya Gençlik Spor Genel Müdürlüğü ile birlikte ve Sohum'da icra edilmek üzere atletizm müsabakaları düzenliyor ve derece alanları ödüllendiriyoruz. İki sene sonra tüm Kafkasya'yı kapsayacak hale getirilecektir.

Toplumumuzu ve sorunlarımızı dünyaya anlatabilmenin yegane yolu, sanat ve sanatçılara değer vermek ve onların projelerine destek olmaktır. Bu düşünceyle Sayın Çetin ÖNER'in projelendirdiği ve senaryosunun esasları belirginleşmeye başlayan film hazırlığımız vardır. Bunu başaracağımıza da inanıyoruz. Zira her fırsatta alt yapı hazırlıkları için katkılar gelmeye başlamıştır.

Türkiye'nin yaşayan en iyi fotoğraf sanatçısı OZAN SAĞDIÇ ile ÇETİN ÖNER, Kafkasya'daki 4 Cumhuriyetin her karışını gezerek yüzlerce mükemmel resimler çekmişlerdir. Duyarlı bir hemşehrimiz mali destek verdiği takdirde gururla her tarafta açabileceğimiz ve filmlerde kullanabileceğimiz fotoğrafları her meraklıya sunmaya hazır beklemekteyiz.

Çerkeslerin Sürgün tarihi olan 21 Mayıs'ta, Kaf-Der Şubelerinde sürgün şehitleri saygıyla anılmış, günün anlam ve önemini vurgulayan konuşmalar yapılmıştır. Marmara bölgesindeki Şubelerimiz ve Dernekler Biga'da ortaklaşa düzenlemiş oldukları etkinlikle bir araya gelmişlerdir. Genel Merkezimiz ise bu yıl anma programı için daha büyük bir kitleyi hedef alarak, sürgünü tüm halka duyurmak amacıyla TRT-2 de yayınlanan ve Sayın Seynan Levent'in sunduğu Akşama Doğru Programında "Çerkeslerin Sürgünü" konusunu ele almıştır. Ayrıca "Çerkeslerin Sürgünü" adlı bir kitap yayınlanmıştır.

Taşradan Ankara hastanelerine tedavi için gelip burada vefat eden bir çok fakir hemşehrimizin cenazesi memleketlerine özel ambulanslarla nakledilmişlerdir.

Fitre, zekat, adak ve benzeri amaçlarla fakirler arayan ve sonuçta da hiçde isabetli olmayan şekillerde ayırdığı parayı veren hemşehrilerimizin çokluğuna karşın çok sayıda da fa-kirimizin bulunduğunu bildiğimiz için iki yıldır sosyal yardımlaşma amacıyla ayırdıkları paraları yatırmaları için özel bir hesap açıp hemşehrilerimizi haberdar ediyoruz. Bu hesapta biriken paraları 9 kişiden oluşan saygın büyüklerimizden oluşan bir komisyonun karar ve inisiyatifine göre Ramazan ayında çok sayıda fa-kirimize ulaştırıyoruz.

DÜNYA ÇERKES BİRLİĞİ

KURULUŞ SÜRECİ:

Ekim 1989'da Ankara'da gerçekleştirilen ve ilk Uluslararası etkinlik olarak Çerkes tarihinde önemli bir yeri olan 125. yıl organizasyonundan bir yıl sonra Hollanda'da yine uluslararası katılımlı olan ikinci bir toplantı gerçekleştirilmiş ve bu toplantıdan itibaren de Kafkasya'da bir kongrenin toplanması çalışmaları başlamıştır. Adığey, Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes ve Abhazya Cumhuriyetleri yetkilileri, Rodina kuruluşları ve Adığe-Abhaz derneklerinin mutabakatı sonucunda 19-21 Mayıs 1991 tarihlerinde dünyada yaşayan tüm Adığe-Abhaz halklarının temsilcilerinin katılacağı bir kongre yapılmasına karar verilmiştir. Dünyada yaşayan tüm Çerkeslerin yarısından fazlasının fiilen yaşamakta olduğu Türkiye Çerkeslerinin bu kongreye katılmaları gerekiyordu. O nedenle hazırlıklara başlandı.

Kaf-Kur delegasyonunun yolculuğu ve kongredeki çalışmalarına geçmeden önce DÇB'nin 29 - 30 Haziran 2001 tarihlerinde Nalçık kentinde gerçekleştirdiği Başkanlar Kurulu toplantısına sunmuş olduğu uzunca bir yazıdan bir bölümünü kısaltarak bilgi için buraya alıyoruz:

"...Sürgünün ilk günlerinden itibaren konuşmaya çalışan Anavatan ve muhaceret kanadı, ilk olarak sürgünün 125. Yılı dolayısıyla dünyanın bir çok ülkesine dağıtılan Çerkeslerin temsilcileri, Ankara Kuzey Kafkasya Kültür Derneği'nin öncülüğünde gerçekleştirilen programla bir araya geldi. Muhaceretin 125. Yılı dolayısıyla düzenlenen kültür haftası; 1989 yılının 21 Ekiminde başlamış ve 7 gün devam etmiştir. Anavatandan, Suriye'den, Ürdün'den, Amerika'dan, Almanya'dan, Türkiye'nin farklı illerinden gelen temsilciler toplantıyı şu sözlerle açmışlardır:

Kuzey Kafkas Kültür Derneği adına bütün dünya devlet yöneticilerine, politikacılara, bilim adamlarına, yazarlarına, gazetecilerine, sürgünün 125. yılı dolayısıyla düzenlenen kültür haftasından sesleniyoruz;

Bir dünya oluşturalım, bu dünyada halklar arasındaki barış ve kardeşlikler sağlamlaşsın, barış rüzgarları "savaş" sözcüğünü bütün dillerden silsin.

Bu dünyada hiçbir insan düşüncesinden ve inancından dolayı suçlanmasın,

Bu dünyada dilini ve kültürünü korumak için çalışanlara engel olunmasın,

Bu dünyada halkalara bahaneleri ne olursa olsun Anavatanlarını terk etmeleri için zorlanmasın

İnsanlığa ve barışa değer veren insanlar; size sesleniyoruz gelin hep beraber dünyayı sevgi ile süsleyelim.

Farklı ülkelerden gelen delegeler dışında binlerce insanın emek verdiği bu oturumlara; Dünya Çerkes Birliği'nin temeli diyen, ilk adım diyenler az değil. Bu toplantıda toplumumuzla ilgili bütün sorunların konuşulması ile birlikte en önemli konu, Muhaceretin Anavatanına kavuşturulması idi. Bu toplantının sonuç bildirgesinin ana temasını da bu düşünce oluşturmuştu.

İkinci toplantı Hollanda Adığe derneğinin ev sahipliği yaptığı 4-5-6- Mayıs 1990 tarihinde gerçekleşti. Toplantıya, Kabardey Adığe derneğinden Kabardey-Balkar Rodina derneğinden, Türkiye'de ve Almanya'da bulunan derneklerden, 61 kişi katıldı ve 19 Mayıs 1991 tarihinde Dünya Çerkes Birliğinin kurulması kararı alındı.

Halkın temsilcileri, 19-20 Mayıs 1991 tarihinde üçüncü toplantılarında, Kabardey-Balkar Adığe Derneği ve Rodina'nın ev sahipliğinde ilk Dünya Çerkes Birliği kongresi yapıldı ve DÇB kuruldu. DÇB'yi kuranlar kuruluş amaçlarını şu şekilde yazdılar:

19. yy'da uzun yıllar Kafkasya'da yaşanan kanlı savaşlar sonucu Adığe ve Abhazların büyük bir çoğunluğu zorla Anavatanlarından çıkarıldılar, halk dünyanın her bir tarafında dağıtıldı. Halkın tamamen yok olmasından, dilini, tarihini, geleneğini, kültürünü tamamen kaybedeceği endişesiyle Adığey Adığe Derneği, Kabardey Adığe Derneği, Kabardey-Balkar Rodinası, Karaçay-Çerkesk Adığe Derneği, Şapsığ Derneği, Moskova Krasnodar Adığe Dernekleri, Aphaz-Abaza Dernekleri, Ürdün, İsrail, Amerika, Hollanda Adığe dernekleri, Almanya Çerkes Kültür Grupları, Türkiye'de bulunan derneklerin ortak toplantılarında seçtikleri Kaf-Kur temsilcileri, Yugoslavya'da yaşayan soydaşlarımızın temsilcileri, 19-20 Mayıs'ta Kabardey-Balkar Cumhuriyeti'nin başkenti Nalçik'te toplandılar. Halk olarak var olabilmek için halkın kendi kararlarını alabilmesi gerektiği düşüncesinde mutabık kaldılar. DÇB'yi kurarak tüzüğünü kabul ettiler. Katılım talebi olmasına rağmen Suriye delegasyonu izin alamadığı için fiilen katılamadı.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Kaffed'den

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele