Erol Bilbilik'e Cevap

Çarşamba, 15 Haziran 2005 12:00

DEMOKRATİK ÇERKES PLATFORMU'NUN KAREN FOGG İLE DERİN İLİŞKİSİ

AB'nin Çerkes sürgününü anma oyunu

Karen Fogg' la derin ilişki içindeki Demokratik Çerkes Platformu, 19 Mayıs'ı "Sürgünü anma günü" ilan etti. 21 Mayıs 1864'te sona eren Rus-Kafkas Savaşı'ndan 138 yıl sonra, Çerkes sürgünü anma gününün gündeme getirilmesi, AB'nin Türkiye'yi Yugoslavya gibi bölme çabasının bir parçasıdır.

EROL BİLBİLİK (E. Deniz Binbaşı)

Demokratik Çerkes Platformu'nun 19 Mayıs 2002 tarihli Milliyet'te, "Sürgünde Yas" başlıklı bir ilanı yayınlandı. Bu ilan büyük boy olarak sokaklardaki panolarda da sergilendi. İlanda, "1864 Çerkes Sürgünü'nü ve sürgün yollarında ölen sevdiklerimizi anmak üzere 19 Mayıs 2002 Pazar günü saat 20.00'de İstanbul/Üsküdar'da Kız Kulesi karşısında denize çiçek bırakacağız" deniyor.21 Mayıs 1864'te sona eren Rus-Kafkas Savaşından 138 yıl sonra Çerkes sürgünü anma gününün gündeme getirilmesi ve bunun her yıl kutlanmasının yolunun açılmış olması, menhus bir planın parçasıdır.

Çerkes sürgün gününün anılması Demokratik Çerkes Platformu'nun (DÇP) 138 yıl sonra mı aklına gelmiştir?

Rus Kafkas Savaşı 21 Mayıs günü sona ermişti. Sürgün günü olarak 21 Mayıs yerine neden 19 Mayıs seçilmiştir?

Çerkesler, 138 yıldan bu yana Türkiye, Suriye, Ürdün, İsrail, Rusya, Yugoslavya, Almanya, İngiltere, Fransa ve ABD'de yaşadıklarına göre DÇP, o ülkeler adına da bir sürgünü anma günü kampanyası başlatmakta mıdır?

"Sürgünü anma günü"nün gündeme getirilişinin, Türkiye, Rusya, Irak, İran, Suriye ve Orta Asya Cumhuriyetleri arasındaki ilişkilerin en iyi olduğu bir döneme rastlaması bir tesadüf müdür?

Sonuç olarak, Sürgünü anma gününün ilerde "Çerkes soykırımını anma günü"ne dönüştürülmesi ve Rusya'ya karşı bir koz olarak kullanılması veya ABD ve AB'nin Kürtler için dayattığı "özgürlükler"in Çerkesler için de gündeme getirilmesi planlanmaktadır.

FOGG-DÇP BULUŞMASI

DÇP'nin AB Temsilcisi Karen Fogg'la yaptığı görüşmeler bilinmese söz konusu değerlendirmelerin gerçekçi olmadığı kanısına varılabilir. Ne var ki, DÇP, Karen Fogg ile derin ilişkiler içindedir."DÇP Çalışma Grubu" üyeleri ve Kaf-Der yöneticilerinin talebi üzerine 6 Kasım 2001'de Karen Fogg'la AB Büyükelçiliği binasında bir toplantı yapıldı. Toplantıya DÇP'den Fuat Uğur, ODTÜ Ekonomi Bölümü Başkanı Erol Taymaz, Kaf-Der Başkanı Muhittin Ünal ve Doç. Dr. Ayhan Kaya katıldı.

Fuat Uğur, Fogg'a Çerkes faaliyetleriyle ve sivil toplum örgütü olarak tanıttığı DÇP'yle ilgili detaylı bilgi verdi. DÇP'nin bin denekli "Türkiye'de Çerkes kimliği" başlıklı sosyolojik araştırmasını anlattı ve araştırmanın anket broşürüyle DÇP'nin yayınladığı deklarasyonun İngilizce çevirisini takdim etti.

Kaf-Der Başkanı Muhittin Ünal, Dernekler Yasası ile getirilen sınırlamalardan şikâyet etti. 2002 yılında gerçekleştirilmesi düşünülen uluslararası bir sempozyum projesini aktaran Muhittin Ünal, Fogg'dan destek talebinde bulundu.

FOGG: ÇERKESLERİ ÇOK ÖNEMSİYORUZ

Konuşmaları dinledikten sonra Fogg şu açıklamalarda bulundu: "Çerkesler'i çok önemsiyoruz, Çerkesler ve Balkan göçmenleri Türkiye'nin en önemli reformist güçleridirler. Türkiye'deki etnik gruplar için azınlık tanımının kullanılması doğru değildir. Bu tanım Avrupa'da terk edilmeye başlanmıştır, günümüzde Avrupa'da 'çok kültürlülük' kavramı da yerini, 'kültürel çoğulculuk' kavramına terk etmiş bulunmaktadır. Etnisitenin yaşadığı sorunlar AB'nin ilgi alanındadır ve biz sizlere bu çalışmalar doğrultusunda elimizden gelen desteği sunmaya hazırız. Avrupa'nın kültürel ve dilsel çeşitliliği bir zenginlik ve yaratıcılık kaynağı olarak görülmektedir. Çeşitliliği korumak AB için önemli bir görevdir."Her anadil, ister 1000 kişi, ister 100 milyon kişi tarafından konuşulsun aynı derecede önemlidir. Nispeten daha az kullanılan dil, Avrupa için bir zenginleşmedir. Sarddinyla, Sorb, Sami, Gal, Galiçya, Katalan, Greko dilleri vardır ve 40 milyondan fazla insan bu dilleri konuşmaktadır. Az sayıda insanın konuştuğu bu dillerle bilgi ve eğitimi desteklemeye yönelik MERCATOR adlı bir özel AB programı vardır. Kırktan fazla bu türden dil vardır ve AB'nin genişlemesiyle bunların sayısı hızla artacaktır. Türkiye Avrupa Birliği'ne katıldığında Lazcadan, Süryanice'ye, Çerkesçe'den Kürçe'ye kadar ve eğer yaşamaya devam ederse başka pek çok dil bunların arasına girecektir.

"Avrupa Komisyonu 2001 yılının 'Avrupa Diller yılı: Birlik = Çeşitlilik' olarak ilan edilmesi doğrultusunda bir öneri sunmuştur. Oysa halen Türkiye'de Anayasa'nın 26 ve 28. maddeleri dilde yasaklamayı öngörmektedir. Bu konuda bir an önce yapıcı bir tartışmaya girilmesi gereklidir. Hem Demokratik Çerkes Platformu'na hem de Kaf-Der'e yapacakları somut çalışmalarda destek vereceğiz, kültürel çalışmalar ve dil üzerine geliştirilecek tüm projelerin bütçeleriyle birlikte bana sunulması gerekmektedir."

Sayın Erol BİLBİLİK

"AB'nin Çerkes Sürgününü anma oyunu" başlıklı yazınız hk.

AYDINLIK dergisinin 2 Haziran tarihli nüshasında yer alan yazınızı hayretler içerisinde okudum. İki sene önce Ankara'da Milli Kütüphanede düzenlenen panelinizi izlemiş ve farklı şeyler düşünmüştüm. Yazınız "demek ki yanılmışım" dedirtti. Teşekkür ederim. Bu konuyu işlemeden önce sorma ve araştırma gereği duysaydınız Çerkes Sürgünü konusunu ve tarihini öğrenmiş olur ve böylelikle okurlarınıza da yarar sağlardınız. Demokratik Çerkes Platformu adına İstanbul'dan gelen arkadaşlarla birlikte sayın Karen FOGG'u bürosunda ziyaret edip ilk ve son kez görüştüm. Görüşme sırasında konu olan Dernekler Yasası değişikliği, bir sır değildir ve aynı konuyu çok daha detaylı olarak Meclis'teki tüm parti ileri gelenlerine ve 50 'den fazla parlamentere de iletmiş bulunmaktayım. Kültürel çalışmalara destek konusu ise, evrensel kültürün önemli bir parçası olan ve günümüzden 5000 yıl önce Maykop'ta maden çağına imzasını atan ve Anadolu arkeolojisinde önemli payının bulunduğu bir çok bilim adamınca kabul edilen bir halkın kültürünün layık olduğu şekliyle tanıtılabilmesi adına, tüm kültürlerin yaşaması gerektiğine inanan her merci ile konuşulabilir bir konudur. Kaldı ki, Avrupalıların desteğini almak için ille de Karen Fogg'dan yardım istemek gerekmiyor. Bu gün Avrupa'nın çok sayıda kentinde bizim gibi Dünya Çerkes Birliği'nin kurucusu olan kardeş kültür derneklerimiz vardır. Onlar kanalıyla da aynı konular görüşme konusu edilebilirdi. Ama biz öküzün altında buzağı aramadığımız için, gizlimiz saklımız olmadığı için görüşmekte hiçbir sakınca görmedik. Bundan sonra da görüşmek gerekirse, demokrat ve laik görüşlü diyaloglardan yana bir kişi olarak yine görüşmekte sakınca görmem.

Gelelim öğrenmek istediklerinize,

1- Çerkes Sürgünü anma törenlerine, Karen Fogg'dan çok önceleri 1978'li yıllarda başladık ve 1991 yılından beri düzenli olarak her yıl panel, açık oturum, konferans ve anma törenleri düzenleyerek devam ediyoruz. Tümü de devletimizin malumudur. Bu konuda yayınlanmış dergi ve kitapları biraz karıştırsaydınız, birlikte yaşadığınız 5 milyonu aşkın bir halkın tarihi sorunlarına birazcık duyarlılıkla yaklaşsaydınız böyle yanılgılara düşmezdiniz.

2- Geçmiş yıllardaki örneklerine bakarsanız, etkinliklerin, 21 Mayıs tarihine en yakın hafta sonunda yapıldığını kendiniz tespit eder ve 19 Mayıs'ın özel anlamıyla ilgilendirmezdiniz. Kaldı ki, 19 Mayıs tarihinin özel anlamı kimsenin tekelinde değildir. Ayrıca, bu ülkenin vatandaşları olarak o günlerde yollara çıkan, cephelere koşan kadroları ve Kurtuluş Savaşı'nın hazırlık dönemini iyi incelemiş olsaydınız bunları yazmanızın ne kadar gereksiz olduğunu kendiniz de takdir ederdiniz.

3- Saydığınız ülkelerdeki derneklerimizde aynı gün ve aynı saatlerde değişik boyutlarda sürgünü anma törenleri yıllardan beri yapılmaktadır. Zira, o gün dünyada yaşayan tüm Çerkeslerin kara günüdür.

4- Çerkes Sürgününü anmanın bir çok ülkenin ilişkisini neden bozacağını anlamak kabil değildir. Yapılan söz konusu törenlere, saydığınız devletler üst düzey temsilcilerle katılmakta hiçbir sakınca görmemektedirler.

5- Türkiye'nin Rusya Federasyonu ile ilişkilerini zedeleme ihtimalini ima ediyorsunuz. Siz müsterih olun. Rusya Federasyonu bu konuda sizden çok daha rahat. Bir çok Rus tarihçisi ve aydını sayısız eserler verdiler ve eserlerinde Çerkes halklarına uygulanan soykırım ve sürgünü net bir şekilde ortaya koydular. Ayrıca, Rusya Federasyonu içerisindeki Cumhuriyetlerimizde 21 Mayıs günü anma tarihi olarak belirlenmiş olup o gün zorunlu iş günü değildir, dileyen törenlere katılır dileyen işine gider.

6- Bilmediğiniz bir başka konuyu daha belirtmek isterim. Dünyada mevcut Adıge-Abhaz halklarınca kurulmuş olan Çerkes Kültür derneklerinin ortak kuruluşu olan ve merkezi halen, Rusya Federasyonuna bağlı Kabartay-Balkar Cumhuriyeti'nin başkenti, NALÇIK'da bulunan DÜNYA ÇERKES BİRLİGİ' nin girişimi ile UNPO 'nun 15 Temmuz 1997 tarihli 5. Genel Kurulunda ; "19.Yy.da Çerkes ulusuna soykırım ve sürgün uygulandığını, çıkarılacak bir yasayla Çerkesler'e sürgünde yasayan halk statüsü, çifte pasaport - çifte vatandaşlık hakkı ile Anavatanlarına özgürce geri dönüş hakkı tanınmasını" isteyen bir karar alınmış ve Rusya Federasyonu Devlet Başkanlığına tebliğ edilmiştir.

DÇB'nin Genel Kurullarında 1991'den itibaren alınan benzeri kararlardan birisi kendisine tebliğ edildiğinde, o zamanın Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Yeltsin, sürgünün 130. yıldönümünde yayınladığı bir bildiriyle " Çerkes halklarının Çarlık rejimi tarafından mağdur edildiğini, uğranılan haksızlığın uluslararası kurallara göre giderilmesi gerektiğini" dünya kamuoyuna ilan etmiş ve ardından da dönüş yasaları yürürlüğe konulmuştur.

Sonuç olarak AB ve Karen Fogg ile sizin kavganız olabilir ve bunu anlarım. Ama uzaktan yakından ilgisi olmayan, 138 yıldır süren bir sorunumuzu ille de Avrupalıların tezgahı imiş gibi göstermeye hakkınız yoktur. Basın ahlak yasası, asgarisinden hakkaniyet ve asker mertliği, cevabımın ayniyle neşrini gerektirir. İyi günler dileğiyle. Ankara, 18.06.2002

Muhittin ÜNAL

Kaf-Der Genel Başkanı

Kaynaklar :

http://www.aydinlik.com.tr/arsiv/2002/06/09/anasayfa.html

Kaffed'den

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele