Dünya Abhaz Gençlik Kongresi İzlenimlerim

Perşembe, 08 Kasım 2012 07:18

Babamdan ve büyüklerimden dinlediğim kadarıyla, benim için hayal ülkesi olan dedelerimin sürgün edildiği Ata vatanımda gerçekleştirilen bir kongreye KAFFED adına davet edilen 4 kişiden biri olmak inanılmaz bir olaydı. Her zaman görmeyi düşündüğüm hayal ülkeme gidiyor olmanın verdiği uykusuz geceler ve yol hazırlıklarından sonra, Adapazarı terminalinde yol arkadaşlarım Özlem abla ve Özhan’la buluştuk. Bizi uğurlamaya gelen ailelerimizin yanında Sakarya dernek başkanı Muharrem Saran ve AÇG ve KAFFED yönetim kurulu üyesi Özkan Çoklar’ın oluşu, bizleri ziyadesiyle onurlandırmıştı. İstanbul’a vardığımızda yol arkadaşımız Yasemin abla, Sezai Babakuş ve bize gezi boyunca kılavuzluk yapan Andrey karşıladı. Sezai abinin moral verici konuşma ve bilgilendirmeleri ayrıca hepimize verdiği beyaz güllerle uğurlaması çok anlamlıydı.

İstanbul Moskova, Moskova’dan bize katılan akademisyenleri alarak Abhazya‘ya yola çıktık. Heyecanım mesafeler azaldıkça artıyordu. Moskova’dan Soçi ve ordan kara yolu ile Sohum‘a kalacağımız Aytar oteline 14:30 ‘da yerleştik. Yol boyunca hiçbir manzarayı kaçırmamak için uyumadım ve Abhazya’nın söylendiği kadar güzel olduğuna şahit oldum. Artık Abhazya’dayım.

Hepimiz o kadar heyecanlıyız ki uyuma seçeneğini hiç düşünmeden valizlerimizi odalarımıza yerleştirip, otelde yemek yiyip, otelimizden bize özel arabayla Andrey eşliğinde ve diğer Türkiye’den arkadaşlarımızla, maalesef ki bir Rus arkadaşın Rusça rehberliği ile Sohum turuna başladık. Andrey İngilizce çeviri yapıyordu bize. Her şey mükemmeldi. Hava pırıl pırıldı. Otele döndüğümüzde akşam kaynaşma etkinlikleri için otelde bulunan Rusya’dan katılan öğrenciler ve bizler karma küçük gruplara ayrıldık. Tanışma oyunlarıydı etkinliklerimiz. Konuşulan dilin Rusça olması bizim için sıkıntıydı. Ama her şey hala güzeldi, hepimiz tüm dillerle inat kaynaşıyorduk ve bir şekilde anlaşıyorduk. Hepimize bir tişört bir kalem ve bir defter verildi. İlk gün bitti ve Abhazya ‘da huzurla uyuduk.

Güzel bir güne uyandık. Abhaz pasaportu için demografyaya gittik. Demografyada çok sıcak karşılandık. İşlemler başladı. O gün Yasemin abla ve Özlem abla dışişlerine gittiler. Akşam hepimiz otelde toplandık ve büyük 3 otobüsle gruplarımızla Filarmoni‘ye gittik. Konuşmacıların konuşmaları oldu. Çeşitli dans gösterileri ve şarkılar eşliğinde devam etti. Bu kongrenin bu sene 5.siymiş. Önceki yıllarda yapılan kongrelerde yapılanların fotoğraflarının olduğu gösterimler yapıldı. Dilin hala Rusça olması çevirinin olmaması bu gece içinde sıkıntıydı bizim için ama izlediklerimiz oldukça güzeldi. Kongrenin açılışıyla bir günü daha bitirmiş olduk.

Üçüncü günümüzde Abhazya Devlet Üniversitesi’nde yapılacak kongre vardı programımızda. Üniversiteye biz Türkiye‘den gelen arkadaşlar ve Rus öğrencilerden bölümleri kongreyle alakalı olanlar ve akademik kişiler katıldık. Kongrede 7 kişi konuştu. Yapılan konuşmalardan bir tanesi Yasemin ablaya aitti. Çeviri bugünde yoktu. Üniversite koridorlarındaki manzara insanı büyüler derecede güzeldi. Üniversitede dersler devam ediyordu. Konferanstan çıktığımızda öğrenciler içindeydik. Üniversitedeki konferans sonrası otelimizde öğlen yemeğini yiyip, yuvarlak masa toplantılarından Özlem ablanın konuşmasını yapacağı toplantıya katıldık. Ve pasaport işleri için tekrar demorafyaya gittik. Astamur Lagua bize bütün demografya işlerinde yardımcı oldu. Parmak izlerimiz alınıp çeşitli işlemler yapıldı.

Vee bir sonraki gün Afon’un ve Ritsa Gölü’nün yanında birkaç yeri daha gezeceğimizi öğrendik, bunun için hepimiz sabırsızlanıyorduk. Ve büyük otobüslerle harika yolculuğumuz başladı. Önce Afon’daki Mavi Göl’e, şelaleye ve kiliseye gittik. Ardından Ritsa ‘ya olan yolculuğumuz başladı. Yol üzerindeki balcıya uğradık. Ve en sonunda insana kendini masal da hissettiren o eşsiz manzara Ritsa’ya geldik. Her şey fotoğraf karesi gibiydi. Bütün görüntüleri fotoğraf makinelerimize sığdırmaya çalışıyorduk. Bütün kareler kalbimize yazıldı. Ritsa’ya karşı Abaza yemekleri yedik. Hayatımda yediğim en anlamlı yemeklerden biriydi. Kendi anavatanımızda kendi yemeklerimizi yiyorduk. Yemekler çok güzeldi. Orda bize ayrılan süre oraya veda etmek için hiç de yeterli değildi. Gözümüz arkada, oralara özlem kalbimizde dönüşe başladık. Otele döndüğümüzde hepimizin suratında yorgun, mutlu, rüyadan uyanmışlık vardı. Gezi oldukça keyifliydi Rus ve Abhaz arkadaşlarımız gezi esnasında bize yardımcı oldular. Akşam Türkiye’den gelen bir arkadaşımızın Abhazya’da yaşayan bir amcasının misafiriydim birkaç arkadaşımla. Önce Amra sonra Apra isimli kafelerde oturduk. Abhazya’dan çeşitli insanlar tanıdık. Hep beraber şarkılı danslı hoş sohbetli güzel bir akşam yaşadık.

Son güne uyanmıştık artık. Bugün artık vatandaşlık işlemlerimizin sonundaydık. Pasaportlarımızı ve kimliklerimizi aldık. Hepimiz Abhaz vatandaşıydık artık. Bugün hepimiz için serbest zaman bırakılmıştı. Biz öncelikli halk pazarına gittik. Ardından Türkiye’den tanıdıklarımızla görüşmeye gittik. Sunay Ömür ve Adnan Agos’la görüştük. Adnan amcayla birer kahve içtik. Ve Yasemin ablanın Vatırba akrabalarının daveti üzerine bir Abhaz düğününe katıldık. Bir masaya oturtulduk. Herkes oldukça samimiydi. Masalar dolup taşıyordu. Abaza yemekleri mükemmeldi. 6 /7 erkek dansçıdan oluşan gösteriler oldu. Sıcacık bir uğurlamayla otele geri döndük. Akşam yemeği için tekrar Sunay teyze ve onun tanıştırdığı Türkiye’den Abhazya’ya yerleşmiş iki arkadaşla otelin karşısında bir restorantta buluştuk. Yemeye ilerleyen saatlerde Yasemin ablanın akrabalarından iki abi katıldı. Ve onların ardından Abhaz ve Rus arkadaşlarımızda oraya geldiler. Masamız kocaman bir aile oldu. Çeşitli dillerin konuşulduğu bir masa ve gülen suratlar vardı. (Türkçe, Rusça, Abazaca, İngilizce.) Bu son gecemizdi. Hepimizde bunun burukluğu vardı. Otele döndüğümüzde kimse odasına geçmek istemiyordu. Geç saatlere kadar hep birlikte oturduk.

Sabah 7:30’da otelimizden Andrey ve Moskova’ya dönecek birkaç kişiyle önce Soçi’ye yola çıktık. Yol boyunca çeşitli yerlerde durup manzaranın tadını çıkardık. Gümrükten yürüyerek geçme heyecanını yaşadık beraber. Soçi’den kalkacak uçağımızda çıkan arıza sebebiyle yaklaşık 6 saat havalında beklemek zorunda kaldık. Abhazya bizi bırakmak istemiyordu adeta, biz de ondan ayrılmak istemiyorduk. Ardından Moskova ve ordan da İstanbul‘a kalkan uçağımızla gece 1:30’da Türkiye’deydik.

Edindiğimiz dostluklar, gördüğümüz o yerler… İçimde Abhazya aşkıyla geldim. Giderken Abhazya’ya duyduğum özlem hiç azalmadan katlanarak geri döndüm. Tekrar tekrar gitmek istiyorum oraya. Orda daha çok vakit geçirmeliyim. Daha gezilecek bir sürü toprağım, tanıyacak bir sürü kardeşim var. Bana yol arkadaşlığı yapan Vatırıpha Yasemin Oral, Babalıpha Özlem Aksoy ve Hılpahça Özhan Kesikbaş’ a ve beni anavatanıma kavuşturduğu için tekrar tekrar Sakarya Kafkas Kültür Derneği’ne teşekkür ederim.

 

 


 

 

 

Haberler

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele