İkinci Gençlik Toplantısının Ardından

Çarşamba, 15 Haziran 2005 12:00

Öncelikle özelde toplantının düşünsel ve fiziksel yükünü çeken Hicran, Ayşe, Filiz, Nefin, Ömür ve İstanbul'da olsa da organizasyon konusunda Ankara'daki arkadaşlara desteğini esirgemeyen Yüksel'e, genelde ise toplantıya ev sahipliği yapan Ankaralı dostlara ve gençlere bu olanakları sağlayan Kafkas Derneği yönetimine teşekkür ediyorum.



Toplantının ardından genel kanı, geçen seneki toplantının daha heyecanlı geçtiği yönündeydi. Bence bu toplantının geçen seneden daha yavan geçtiğine ait bir kanının oluşmasının en önemli nedeni; gün boyunca aynı konunun işlenmesiydi. Öğleden sonraki oturumlarda sabah konuşulan konular üzerine benzer söylemlerin yapılmasının kopmalara ve ilginin azalmasına sebep olduğunu düşünüyorum. Bir diğer neden ise bu sene bildirilerin sonundaki tartışmalar bölümünün, geçen seneki kadar ateşli geçmemesi olabilir.

Organizasyon komitesindeki arkadaşların gelecek sene formatın değiştirilmesi konusunda hemfikir olduklarını görünce bu konuya biraz kafa yordum ve önerilerimi geliştirilmek üzere paylaşmak istiyorum.

Sabah oturumlarının benzer bir formatta, yani belirlenmiş bir konuda seçilmiş iki veya üç bildirinin sunulması şeklinde, devam etmesi gerektiğine inanıyorum. Böylece organizasyon komitesinin bildirilerde seçici olma şansı doğar ve temenni bildirmekten öteye gitmeyecek konuşmalar elenirken, olaya farklı açılardan bakabilen; bilgi ağırlıklı bildiriler sunulmak üzere seçilir. Bildiri sonrasında yapılan tartışmaların da, konuşulan konularda fazla bilgisi olmayan bir grup genç tarafından yapıldığı için, iyi niyetli de olsa insanları sonuca götürmekten çok uzak olduğunu düşünüyorum. Zaten konuşanların bir kısmı, kendinden önceki arkadaşın hatalarını düzeltmek için söz alıyor. Bence konu hakkında birikimi olan bir büyüğün de ortamda olup, konuyu toparlayıcı benzer bir sunuş yapması, gelebilecek sorulara muhatap olması ve yanlış bilgilendirmelere engel olması gerekli. Zira konuyla ilgili ince bir soruya, bildirisini sunan arkadaşın doğru cevap verememesi kuvvetle muhtemel bir durum. Böylece sabah oturumu üç bildiri ve bir büyüğün sunumu ardından soru cevap bölümüyle sonlanır. Diğer şehirlerden gelen büyüklerimizin oturum başkanlığı için görevlendirilmesi katılımcı bir etki yaratsa da, oturum başkanlığı işi her iki gün de bu misyonu hakkıyla yerine getirebilecek tek bir kişi tarafından yerine getirilmeli diye düşünüyorum.

Öğleden sonraki oturumda, altyapısı düşünülmüş somut proje önerileri veya çalışmaları sunulmalıdır. Mesela bu oturumda "Sözlü Tarih" gibi halihazırda yürüyen bir proje tanıtılıp tabana yayılması sağlanabilirken, toplumumuzun ekonomik olarak güçlenmesini sağlayacak bir ticari kooperatifin veya insan kaynakları konusunda koordinasyonu sağlayabilecek bir oluşumun fizibilitesi ile ilgili bir tanıtım da yapılabilir. Yani sunulacak projeleri, sadece toplumsal ve kültürel konularda gençlere yönelik olmalı şeklinde sınırlandırmamalıyız. Nart Card gibi bir projenin faydasının hepimiz farkındayız ama gençlerin tek başlarına bunları hayata geçirebileceklerini sanmıyorum. Fakat benzer bir projenin fikri; büyük düşünen ama bunu gerçekleştirmeye gücü yetmeyecek gençler tarafından geliştirilip, onlara inanan büyüklerin desteğiyle hayata geçirilebilir. Projenin sunumlarında, iş dünyasından veya akademik alandan konuya eğilebilecek büyükler ve projeyi finanse veya koordine edebilecek dernek yöneticileri bulunmalısı gerektiğini düşünüyorum.

Toplantının ilk günü olan ve heyecanın dorukta olduğu cumartesi gününün en efektif şekilde kullanılması gerektiğine ve prime-time denebilecek bir zaman diliminin, kendi yöremizde her hafta benzerlerini yaptığımız, bir düğünle harcanmaması gerektiğine inanıyorum. Bunun yerine yemekten sonra -mümkünse camiamızın dışından- popülaritesi yüksek bir konuşmacının konferansının olmasını öneriyorum. Mesela Ankara'daki toplantıdan sonraki hafta İstanbul'da Kalder Kongresi'nde "Sivil Toplum Kuruluşlarının Yönetimi" konusunda sunumlar yapılacaktı. Keşke ilk günkü oturumların sonunda, STK'lerin misyonu ve vizyonu konusunda, Kalder Kongresi'nde sunum yapacak bir profesyonel de aramızda olup deneyimlerini ve sunumunu bizimle paylaşsaydı. Cumartesi gecesi için en güzel finalin ise, gençleri hem düşündüren hem eğlendiren, Nibjeug Topluluğu'nun bir performansı ile olacağını düşünüyorum.

Pazar sabah oturumu da Cumartesi günkü gibi bildiri sunumu şeklinde olmalı fakat öğleden sonra oturumu daha hafif olmalıdır. Gençler serbest kürsü formatında konuşurlar, kendi derneklerini ve faaliyetlerini anlatırlar, yorum yaparlar böylece bir buçuk gün daha ziyade dinlemenin acısını çıkarabilirler.

Toplantının formatıyla ilgili önerilerim bunlardan ibaret. Bir de "Gençlik Toplantısı"ndaki "Gençlik" lafına fazla vurgu yapılmaması gerektiğini, zira gönlü gençlerin ve projelere profesyonel destek verebilecek büyüklerin de katılımına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Bunların yanısıra Marje'den gelen eleştirilerden yapıcı olanların dikkate alınmasının, yıkıcı olanların ise kulak arkası edilmesinin gerektiğine inanıyorum. İş olunca laf da oluyor maalesef. Böylesine büyük bir organizasyonda aksayan yönlerin de olabileceği, ama bu organizasyonun her sene yapılıyor olmasının bile umut verici olduğu, eminim aklı selim kimselerin gözünden kaçmıyordur.

Benzer bir organizasyonun yılda bir değil de, iki defa yapılması gerektiğine inanan arkadaşlarıma katılmıyor, henüz böyle bir potansiyelimiz olmadığını düşünüyorum. Zira içerik olarak zayıf kalacak tek bir toplantının bile bu organizasyonun prestijine zarar vereceği kanaatindeyim. Fakat son toplantıda gündeme gelen, icra komitesi şeklinde daha küçük bir oluşumun, projelerin takibiyle ve bir sonraki organizasyonla ilgilenmesi faydalı olacaktır.

Son olarak, Anadolu derneklerinden benzer bir organizasyon düzenlemek isteyen arkadaşlarımıza önerim, öncelikle kendi yörelerindeki dernekleri kapsayacak lokal organizasyonlar yapmaları yönünde olacak. Yakın zamanda böyle bir organizasyonu layıkıyla düzenleyebilecek tek şehir olarak İstanbul'u görüyorum. İstanbul Kafkas Kültür (Bağlarbaşı) Derneği'nin 50. yılı olması sebebiyle bu sene değil ama gelecek sene, İstanbul'daki potansiyeli devreye sokarak, Ankara'daki arkadaşların tecrübeleriyle formatı daha efektif hale getirilmiş bir toplantının organize edilmesi konusunda, İstanbul gençleri olarak elimizden geleni yapacağımızı taahhüt ediyoruz.

Haberler

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele