Çeçenistan Paneli Açış Konuşması

Çarşamba, 15 Haziran 2005 12:00

27 Şubat 2000 tarihinde Ankara'da Kafkas Derneği'nin düzenlediği "Çeçenistan" konulu panelde, Kafkas Derneği Genel Başkanımız Sayın Muhittin Ünal'ın yaptığı açış konuşmasını bilgilerinize sunarız.

Saygıdeğer basın mensupları, muhterem konuklarımız ve değerli hemşehrilerim,

Çeçenistan konulu panelimize gelmiş olmanız nedeniyle Genel Merkezimiz ve 33 şubemiz adına hepinize hoş geldiniz diyor, teşekkürlerimi sunuyorum.



Asırlarca, sıcak denizlere ulaşabilme amacı ile Kafkasya'yı ve özellikle de Karadeniz sahilini ele geçirmeyi hayal eden Çarlar ve Orduları ile Kuzey Kafkasyalılar arasında uzun yıllar koşulları eşit olmayan savaşların sürdüğünü bilmeyen yoktur. Özellikle Şeyh Şamil'in teslim olduğu 1859 yılından sonraki son 5 yılda Kuzeybatı Kafkasya'nın hakiki sahipleri olan Adığe Boyları, Abazalar ve Ubıhlar büyük bir soykırıma maruz kaldıkları ve 1864 yılında da % 85-90'lar düzeyinde tarihi topraklarından sürüldükleri için bu gün Adığey, Abhazya, Karaçay-Çerkes Cumhuriyetleri ile Kıyıboyu Şapsığ Bölgesinde bu halkların azınlık durumunda oldukları malumunuzdur.

Kuzeybatı Kafkasya'daki Cumhuriyetlerin, bu gün itibariyle en hayati sorunu; halen diasporada yaşayan Kuzey Kafkasyalıların % 80'ini oluşturan Adığe Boyları, Abazalar ve Ubıh Halkları'ndan bir bölümünün tarihi topraklarına geri götürülmesi suretiyle varolma mücadelesi vermek iken nüfus sorunu olmayan Dağıstan ve Çeçenistan gibi Kuzeydoğu Cumhuriyetleri'nde ise sorun, fiilen sahip olunan nüfus çoğunluğundan, yasaların tanıdığı haklardan ve konjonktürel gelişmelerden istifade ile birer bağımsız devlet olmaktır. Bu önemli farkı doğru algılamadığımız içindir ki oradaki cumhuriyetler hakkında yanlış değerlendirmeler yapabiliyoruz.

1991 yılında Nalçık kentinde kurulan Dünya Çerkes Birliği (DÇB)'nin kuruluş ve varlık nedeni de Adığe-Abhaz Boyları'nın tarihi ata topraklarında nüfus yeterliliğine ulaşmasına ve diasporada gün ve gün kaybolmakta olan geleneksel kültür değerlerimizin ebediyen öz vatanında yaşatılmasına katkıda bulunmaktır.

DÇB'nin kuruluşuna katkıda bulunan Kaf-Kur'u nüve olarak kurulan ve bugün 33 şubesiyle ülke çapında faaliyet gösteren laik, demokrat ve bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne saygılı bir çizgide yürüyen Kafkas Derneği topluluğu olarak bir taraftan kültürümüzü yaşatma mücadelesi verirken diğer taraftan da 1864 yılında iradeleri dışında topraklarından sürülen Adığe, Abhaz Boyları ve Ubıhlar'ın uluslararası hukuk kurallarının tanıdığı ve alt yapısı kısmen oluşan geri dönüş haklarının kullanılmasına olabildiğince katkıda bulunarak, Kafkas kökenli diğer kardeş halklarımızla elele Türkiyemiz ve Kafkasya'mız arasında sağlam bir ekonomi ve kültür köprüsü kurulmasına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu amaçlar doğrultusunda çalışırken de hem Türkiye'nin hem de Kuzey Kafkasya'nın aleyhine yanlış yorumlanabilecek söylemlerden ısrarla ve bilinçli olarak sakınıyoruz. Zira hangi tür söylemlerin hangi amaçla ve nasıl saptırıldığının örneklerini yakinen biliyoruz.

Bizler; Tarihi ve kültürel bağlarımız dışında, bölünmüş ailelerin çocukları olarak, kan bağımız bulunan Kuzey Kafkasya'nın sorunlarından, üzüntülerinden ve sevinçlerinden istesek de istemesek de kendimizi soyutlayamayız. Prensip olarak sadece Kafkasya'da değil Dünyanın her yerinde savaşlara karşıyız. Çünkü savaşlar yüzünden Güney Osetya, Abhazya ve Çeçenistan örneklerinde olduğu gibi arzu etmediğimiz nüfus kayıplarını ve yıkımları hep yaşadık. Bu da yetmiyormuş gibi son günlerde toplu mezarlarla karşı karşıya kaldık.



Çeçenistan konusunda söyleyeceğimiz çok şey var. Ancak, konuşmacılarımızın alanına girmemeye özen göstererek, birkaç hususu vurgulayarak sözlerimi tamamlamak istiyorum.

Söylem ve yöntem farklılıklarımız olsa da, ayrı adlar taşısak da, Kafkasya önceliklerimizin sıralaması değişik olsa da, dışımızdaki herkes şunu çok iyi bilsin ki, Kuzey Kafkasyalılar bir bütündür. Bu itibarla Abhazya da, Güney Osetya da, Çeçenistan da asla yalnız ve sahipsiz değildir.

Yakın geçmişte Irak'tan, Bulgaristan'dan ve Kosova'dan gelen binlerce savaş mağdurlarına kapısını açan devletimiz yaklaşık 330 çocuk ve kadından oluşan savaş mağduru Çeçenlerin sorununa deva olamıyorsa bunu iyi düşünmek ve nedenlerini irdelemek zorundayız. Kuruluşlarına katılıp destek verdiğimiz Çeçen Dayanışma Komitelerimiz konuyu her işe tercihen ele almalı ve ne yapılması gerektiğini saptamalıdır. O insanlara sahip çıkmak, hem insan olarak, hem Kuzey Kafkasyalı olarak boynumuzun borcudur.

Yugoslavya Federasyonu dağıldığı zaman Batılı büyüklerin bağımsızlığını ilan eden Cumhuriyetlere nasıl destek verdiklerini ve insan hakları ihlallerine bir noktadan sonra müsaade etmediklerini biliyoruz. Yugoslavya'daki Cumhuriyetlere nazaran konumu daha sağlam ve hukuki olan Çeçenistan'ın bağımsızlığı söz konusu olunca göstermelik çıkışlar dışında bir varlık göstermeyen Batılıların çifte standardı Çeçen soykırımının bugün ulaştığı uygulamalarda önemli bir payın sahibidir.

Sivil toplum örgütlerinin gücü, o topluma ait aynı amaçlı kuruluşların birlikteliklerini tamamlayıp tamamlamadıkları ve seslerinin bir ve gür çıkıp çıkmadığı ile ölçülür. Ona göre de itibar görürler. Çerkes toplumu olarak örgütsel yapımıza bakınca, olmamız gereken noktanın çok gerisinde olduğumuz ve dolayısıyla sesimizin de etkimizin de giderek cılızlaştığı açıkça görülmektedir. O itibarla Vakıflar, Dernekler ve Komiteler olarak önyargılarımızdan uzaklaşarak, sorumlu ve bilinçli adımlar atarak, farklı misyonlar taşısak bile Kuzey Kafkasya'ya yönelik ortak politikalar belirleyip, örgütsel birlikteliğimizi en kısa zamanda sağlamak zorundayız.

Panelimizden hemen sonra, Çerkes katılımı ile ilgili ortak deklarasyonunun neşredilmesi doğrultusundaki Çeçen Komiteleri'nin önerisi olumlu karşılanmış ve keyfiyet Vakıf, Dernek ve Komitelere istisnasız olarak bildirilmiştir. Bizzat gelip destek verenlere teşekkür ediyorum. Ankara'da olmamız nedeniyle Yabancı Misyon Şeflikleri nezdinde yapabileceklerimiz vardır. Deklarasyonun imzalanmasını takiben onları da bir bir yapacağız. Kafkas Derneği dışından katılan tüm kuruluşlarımızın da sivil toplum örgütlerinin harekete geçirilmesinde aynı hassasiyeti göstereceklerinden emin olarak hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ankara, 27.02.2000

Muhittin ÜNAL

Kafkas Derneği Genel Başkanı

 

Haberler

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele