2015 Seçimleri ve Çerkesler Konferansı Yapıldı

Pazartesi, 09 Mart 2015 15:21

Kafkas Dernekleri Federasyonu-Kaffed tarafından düzenlenen ve çeşitli siyasi parti temsilcileri ile milletvekili aday adaylarının katıldığı “2015 Genel Seçimleri ve Çerkesler” konferansı 7 Mart 2015 tarihinde, Ankara’da Türk-İş Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Konferans Kaffed Genel Başkanı Yaşar Aslankaya’nın açılış konuşması ile başladı. Daha sonra TBMM'de grubu bulunan siyasi parti temsilcilerinin genel seçimler ve Çerkeslere ilişkin partilerinin görüş ve yaklaşımlarını sundukları birinci panele geçildi.

Oturum Başkanı Sayın Vacit Kadıoğlu panel açılış konuşmasında son zamanlarda kadınlara karşı şiddet konusuna dikkat çekti ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününü kutladı. Sayın Kadıoğlu, konferans çağrı yöntemi hakkında bilgi verdi. Konferansa, TBMM’de grubu bulunan partilere özel çağrı, diğer parti veya aday adaylarına ise Federasyon WEB sayfasından genel çağrı yapıldığını belirtti.

Panelin ilk konuşmacısı CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Murat Özçelik sözlerine CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisini, Çerkeslere selamlarını iletmek üzere görevlendirdiğini belirterek başladı. Çerkeslerin ikinci vatanlarında, vatan duygusuna vakıf kişiler olarak vatandaşlık görevlerini yerine getirdiğini belirterek, Çerkes halkının özgün gelenek ve görenekleriyle diğer birçok halk tarafından kıskançlıkla takip edildiğini söyledi. Türkiye’de Çerkeslerin özgün dilini kullanması veya kültürünü yaşayabilmesi  konularında yeterince adım atılmadığını vurguladı. Çerkes halkının bazı taleplerinin Türkiye Cumhuriyetinin dış politakasının ana unsurlarından olamadığını, söz konusu taleplerin ancak dış politikaya belli bir konseptin unsurları olarak yerleştirildiğinde anlamı olabileceğini söyledi.

Türkiye’nin her geçen gün diktatoryal bir yapıya doğru evrildiğini belirterek bu amaçla çıkarılmak istenen yasanın görüşmelerinin TBMM’inde devam ettiğine dikkat çekti. 2015 seçimlerinin ana gündem maddelerinin ekonomik sorunlar ve özgürlükler olduğunu belirtti.

CHP’nin Türkiye’deki eski imajını düzeltmeye çalıştığını ve partinin özellikle dış politikada ağırlığı olacağını vurgulayarak, resmi dış politikada kavramlarının içerisine K.Kafkasya ile ilişkiler bölümünün konularak görüşmelere açılması gerektiğini söyledi. Türkiye ve Rusya arasında yapılan ikili anlaşmalarda, Çerkeslerin taleplerinin ve  K.Kafkasya ile ilişkilerinin, dış politikanın ana unsuru haline gelmesini sağlamak için gerekli girişimlerde bulunacaklarını belirtti.

CHP’nin Çerkeslerin talepleri konusunda çalışacağını ve özgür bir ülkede kültürel haklarını yaşayacakları, kendi kültürlerini dünyaya tanıtacakları siyasi koşulların yaratılması dileğiyle konuşmasını tamamladı.

Sayın Özçelik’in konuşması sonrasında soru-cevap bölümüne geçildi. Bu bölümde izleyiciler tarafından Sayın Özçelik’e; Anadil eğitimi, bazı partililer tarafından daha önce dile getirilmiş söylemler, Gürcistan ile ilişkiler, Abhazya ve G.Osetya’nın bağımsızlığı ve Kaffed Demokratik Talepleri konularındaki görüşleri soruldu.

CHP MYK adına konuştuğunu belirten Sayın Özçelik sorulara şu cevapları verdi:

“…CHP’nin hedefleri Çerkes toplumunun taleplerinden farklı değildir. Kreşlerden, anaokullarından başlanarak çocuklara, anadil eğitimini resmi dil ile birlikte verilmelidir. Evrensel hukuka uygun olarak, Türkiye’deki tüm halklara bu haklar uygulanmalıdır.

CHP içinde farklı gruplar vardır. Aday adaylarının örgüt içinden gelmesi önemlidir. Partinin herhangi bir etnik gruba karşı politika yürütmesine izin verilmemektedir. Evrensel hukuka uygun etnik kimlik politika anlayışı söz konusudur.

Diplomatik çözüm için yeterince girişimlerde bulunulmadığından Abhazya veya G.Osetya Türkiye dış politikasında yer alamamıştır. İktidara geldiğimiz taktirde belli aşamalar halinde, TC-RF-Gürcistan nezdinde gereği yapılacaktır. Çerkesler gerekli siyasi güce ulaşamamıştır bunu sağlamak için sadece Çerkesler ile değil, Çerkesleri seven diğer halklar ile birlikte çalışılması ve işbirliği içinde olunması gerekmektedir…”

Panelin ikinci konuşmacısı HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Sayın Alp Altınörs konuşmasına Kaffed tarafından gündeme getirilen demokratik taleplerin HDP parti programına uygun olduğunu söyleyerek başladı. Partisinin demokratik ulus anlayışından yana olduğunu, bu anlayışın etnik bir kökeni referans almayan eşit yurttaşlık temeline dayandığını söyledi. Ulus olmanın tasada ve sevinçte bir olmak olduğunu vurgulayarak, demokratik ulus siteminin etnik ve dinsel ayrım yapılmaksızın, herkesin kendisini bir parçası olarak hissedeceği bir sistem olduğunu belirtti.

Türkiye Cumhuriyetinde tek millet anlayışına dayanan 90 yıllık paradigmanın çöktüğünü söyleyerek, günümüzde artık asimilasyon veya tekçi anlayışlarla ülkenin yönetilemeyeceğini, ancak demokratik ulus ve eşit yurttaşlık temelinde bir birlik sağlanabileceğini vurguladı. Partisinin anadil eğitimini Türkiye’deki tüm halklar için genelleştirileceğini vurguladı. Bölgemizde ciddi çatışmalar olduğunu ve bölge halklarının barış içinde bir arada yaşayabilmesine imkan  sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Müzakere sürecinin kapalı kapılar ardında yürütülmesinin AKP zihniyeti olduğunu belirterek HDP’nin bu görüşmelerin toplumsallaştırılmasını istediğini belirtti. Müzakere sürecinde açıklanan 10 madde konusunda AKP nin söylediği fazla bir şey olmadığını belirterek  AKP’nin başkanlık sitemine uygun bir anayasa yapılmasını istediğini vurguladı. Ve parti olarak Çerkesler  ile talepleri konusunda omuz omuza çalışacaklarını söyledi.

Sayın Altınörs’ün konuşması sonrasında soru-cevap bölümüne geçildi. Bu bölümde izleyiciler tarafından Sayın Altınörs’e; Seçim barajı, HDP’nin Türkiye partisi olma yolundaki çalışmaları ve yerel yönetim modelleri konularında sorular yöneltildi.  Söz konusu sorulara Sayın Altınörs şu cevapları verdi: “…HDP barajı aşmadıkça başka partiler bunu indirmeyecektir. Baraj aşılamaması durumu dünyanın sonu değildir. HDP Türkiye’de ezilen tüm halklara elini uzatmış durumdadır ve ne yapacaklarsa Çerkeslerin yanında olacaktır. Partimizin yerel yönetim anlayışı, yerinden yönetimdir. Belediye Başkanlığı ve Valilik kaldırılacaktır. Yerel yönetimin temsilcisi seçilmiş bir kent yöneticisi olacaktır. Mahalle, köy, kasaba vb halk meclisleri kurulacaktır…”

Oturum Başkanlığını Sayın Filiz Çelik’in üstlendiği ikinci panale, Tamer Apiş (Hatay-CHP), Yalçın Karadaş (İstanbul 2. Bölge Bağımsız), Mehmet Oğur (Hatay-HDP), Levent Turgut (Bursa-AKP) katıldılar.

Panelde ilk olarak Sayın Tamer Apiş konuşma yaptı. Derneklerde aldığı görevler ve CHP içindeki siyasi yaşamı hakkında bilgi verdi. Mevcut siyasi durum ve sorunlar konusunda açıklamalar yaptı ve mevcut siyasi iktidar ile ilgili eleştirilerde bulundu. Seçildiği taktirde Çerkes toplumu için çalışacağını belirtti.

İkinci konuşmacı Sayın Yalçın Karadaş yaptığı konuşmada; Türkiyede siyasetin olması gerektiği gibi yapılmadığını belirtti. Aday olma sürecinin toplumsal bir ihtiyaçtan ortaya çıktığını söyledi. Bu tip toplantıların yapılmasını kendisininde düşündüğünü ve önemsediğini vurguladı. Mecliste grubu bulunan iki partinin ve ÇDP’nin konferansa katılmamalarının çok büyük eksiklik olduğunu söyledi. TBMM’ne tam bağımsız olarak girmek istediğini belirtti. Adaylık süreci ile bazı haksız eleştiriler yapıldığını, çalışmalarına hiçbir kurum veya kuruluştan destek almadan devam ettiğini vurguladı. HDP’nin eğer seçim barajını aşamazsa, ne yapacağını dair net bir açıklama yapmaktan kaçındığını söyledi.

Üçüncü konuşmacı  Sayın Mehmet Oğur yaptığı konuşmada; Türkiye Cumhuriyetinin tek uluscu diğer milletlere saygı duymayan bir devlet anlayışına sahip olduğunu belirtti. Buna rağmen Çerkeslerin devletçi düzen partilerini desteklemeye devam ettiğini vurguladı. Eşit vatandaşlık gibi siyasi taleplerin sadece dernekler vasıtasıyla yürütülmesi mümkün olmadığını, örgütlerimizin siyasi partilerle yakın ilişkiler içinde olması gerektiğini söyledi. Aynı zamanda sorunlarımızın tüm diğer siyasi hareketlerin de gündemine alınması yolunda çalışılmasını önerdi. Dilimizin ve kültürümüzün yaşatılmasının yerel yönetimlerle mümkün olabileceğini belirtti. HDP’nin tüm halkları kucaklayan bir şemsiye parti olduğunu belirterek etnik halkların kendi taleplerinin yanı sıra barış, istikrar ve huzur istediğini vurguladı.

Dördüncü konuşmacı Sayın Levent Turgut, dernek yönetimlerinde yaptığı çalışmalardan söz etti. Kaffed ilkeleri doğrultusunda çalışacağını belirtti. Profesyonel  siyasetçi olmadığını ancak seçimlere bir Çerkes olarak katılmak istediğini söyledi. Siyasi partiler ve yerel yönetimlerde Çerkeslerin yer alması halkımızın temsiliyeti açısından önemli olduğunu vurguladı. Özellikle yerel kaynaklardan faydalanmanın derneklerimizin işlerini kolaylaştırdığını belirterek bu destekleri alabilmek için siyasetin içinde olunması gerektiğini söyledi.

Konuşmalar tamamlandıktan sonra Ak Parti Kayseri aday adayı Sayın Seyfullah Kaplan ve Demokrat Partiden Sayın Burhanettin Şen, talepleri üzerine, siyaset, seçimler ve Çerkesler için önemi konusunda birer konuşma yaptılar. Daha sonra soru cevap bölümüne geçildi.

Konferans soru cevap bölümünden sonra Genel Başkan Y. Aslankaya’nın katılımcılara teşekkür ettiği ve başarılar dilediği konuşmasıyla sona erdi.

Konferansta yapılan tüm sunumlar en kısa zamanda sitemize yüklenecektir.



Kaffed Genel Başkanı Yaşar Aslankaya'nın konuşmasını okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz:

Sayın Siyasi Parti temsilcileri,

Saygıdeğer büyüklerim,

Değerli katılımcılar, sevgili dostlar,

Kafkas Dernekleri Federasyonu tarafından düzenlenen “2015 Genel Seçimleri ve Çerkesler” konferansına hepiniz hoş geldiniz.

Son yıllarda Türkiye'de, bölgemizde ve dünyada, gerekli adımlar atılmadığı taktirde, Çerkesler açısından son derece olumsuz sonuçlara yol açma potansiyeline sahip gelişmeler yaşanmaktadır.

Orta Doğu'daki savaşlar, tüm bölge halkları gibi Çerkeslerin de büyük acılar yaşamasına neden oluyor. Suriye’de Çerkeslerde ölüyor ve binlercesi şimdiden evini terk etmek zorunda kaldı.

Ne zaman sona ereceği öngörülemeyen bu savaştan dolayı Ürdün ve İsrail Çerkeslerinin gelecek kaygılar artıyor.

Ukrayna Savaşı ile birlikte Batı ve Rusya arasında yeni “Soğuk Savaş” döneminin başladığı iddia ediliyor.

Kafkasya'da özlenen istikrar ve barış ortamı bir türlü kurulamıyor.

Rusya'da merkeziyetçi ve  milliyetçi eğilimler güç kazanıyor.

Türkiye’de demokratikleşme süreci, giderek artan siyasal ve toplumsal kutuplaşmanın baskısı altında tökezlerken, dünya ekonomisinde 2008'den beri yaşanan krizin de etkisiyle ülkedeki belirsizlikler ve kırılganlıklar artıyor.

Haziran 2015 Genel Seçimleri, böylesine sıcak bir ortamda ve kritik bir zamanda yapılacak. Ülkenin geleceği açısından çok önemli olan bu seçime katılacak siyasi partilerin ve adayların çalışmaları olanca hızıyla başladı bile.

Yapılan çeşitli açıklamalarda, seçimin muhtemel sonuçlarının, ülkenin siyasi sistemini değiştirme potansiyeline sahip olduğu, özellikle, vurgulanmaktadır. Herkesin bu denli önem atfettiği seçimler, doğaldır ki, ulusal varoluş mücadelesi veren biz Çerkesler içinde önemli olacaktır. Nitekim Çerkesler arasında seçim tartışmaları yoğun bir şekilde başlamış durumdadır.  

Kafkas Dernekleri Federasyonu olarak böylesine önemli bir seçimin arefesinde;

*Çerkeslerin demokratik taleplerinin gündeme gelmesini sağlamak,

*Seçim sürecinde yer alacak siyasi parti ve adayların seçim programlarını ve Çerkeslere dair plan ve projelerini bizzat kendilerinden dinlemek,

*Bu ülkenin ve Çerkeslerin sorunlarına duyarlı dostlarımızın, kendilerini mecliste temsil edecek vekil adaylarıyla yüz yüze konuşabilmelerine ortam sağlamak üzere,  bu konferansı düzenlemiş bulunuyoruz.

Kaffed ilkeleri arasında, “Kaffed, hükümet dışı, gönüllü üyelik temelinde etkinlik gösteren bir sivil toplum kuruluşudur. Herhangi bir parti veya siyasal gruba bağlı değildir” maddesi yer almaktadır. Bu ilke çerçevesinde federasyon genel merkezi veya üye derneklerimiz, siyasete dair  çalışmalarında her partiye eşit mesafede durmaktadır.

Kaffed veya benzer sivil toplum kuruluşları, bir ülkede demokrasiye yaptıkları katkının yanında sosyal alanlarda da yaşamsal bir misyonu yerine getirmektedir.

Sivil toplum kuruluşları kamuoyu oluşturarak, siyasal ve sosyo-kültürel taleplerini dile getirmekte ve bu taleplerin dikkate alınması yolunda çalışmalar yapmaktadır. 

Ancak Türkiye gibi mutlak çoğunluk sistemine dayalı seçim sistemlerinin bulunduğu ve partilerde liderlik sultasının olduğu ülkelerde, sivil toplum kuruluşlarının partiler ve adayları üzerindeki etkisi sınırlı kalmaktadır.

Kaffed, 2015 seçim sürecini iki temel hedef doğrultusunda yürütmektedir:

1) Daha önce çeşitli ortamlarda gündeme getirdiğimiz, Türkiye Çerkeslerinin Demokratik Taleplerinin yeniden dile getirilmesi, savunulması ve siyaset kurumlarının programlarına dahil edilmesi,
2) Bu demokratik taleplerimizi benimseyerek , hayata geçirilmesi yolunda çalışacak, samimiyetine inandığımız adayların TBMM’ne seçilmesinin sağlanması.

Bu amaçla Kaffed Genel Merkezinin ve Derneklerimizin, siyasi parti temsilcileri ve adaylar ile görüşmeleri devam etmektedir. Ayrıca en kısa zamanda, daha önce çeşitli etkinliklerde birlikte olduğumuz sivil toplum kuruluşlarıyla görüşerek, birlikte hareket etmenin yollarını aracağız.

Bir rejimin temeli anayasasıdır ve maalesef  Türkiye’de bir anayasa sorunu vardır. Türk siyasal sisteminin anayasa dışındaki bir diğer önemli sorunu siyasal partiler kanunudur. Siyasi partiler kanunu demokratik değildir ve partilerin yapısı lider odaklıdır. Ayrıca seçim sistemindeki % 10 seçim barajı nedeniyle belli orandaki oylar mecliste temsil edilmemektedir.

Türkiye’de demokratikleşmenin önünde engel teşkil eden önemli sorunlardan birisi de, farklı kimliklerin tanınmaması ve bunların taleplerinin dikkate alınmamasıdır.

Bu sorun ancak farklı kimliklere yer açan, ulus ötesi anayasal vatandaşlık temelinde çözülebilir. Eşit yurttaşlık anlayışına dayanan böylesi bir çözüm hayata geçerse, farklı kimlik taleplerinin, anti-demokratik ve etnik-milliyetçi söylemlere bürünmesi de engellenmiş olacaktır.

Türkiye Çerkesleri, kimlik ve kültürlerinin yaşatılabilmesi için Türkiye Cumhuriyeti'ndeki siyasi hareketlerden 8 başlıkta özetlenen taleplerinin karşılanmasını beklemektedir:

1. İnsana saygılı yeni bir anayasanın hazırlanması

2. Kimlik ve kültürel hakların güvence altına alınması

3. Anadili eğitiminin yaygınlaştırılması ve Anadilde eğitimin hayata geçmesi

4. Çerkesce televizyon ve radyo yayınlarının yapılması

5. Çerkes kültürüne yönelik sivil toplum kuruluşlarının desteklenmesi

6. Dönüş hakkının tanınması

7. Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri ile ilişkilerin güçlendirilmesi

8. Abhazya ve Güney Osetya'nın tanınması

Türkiye siyaset sahnesinde, kendi özgün kimlikleriyle yeterince yer alamayan biz Çerkeslerin bu talepleri, ülkenin kalabalık gündeminde, hakettiği ilgiyi maalesef görmüyor.

Çeşitli dönemlerde, farklı isimlerle başlatılan “Süreçler  ve Çalıştaylar” ile toplumun bazı kesimlerinin sorunları dile getirilirken, Çerkeslerin yaşamsal sorunları göz ardı ediliyor.

Tam bu noktada Çerkes ulusal bilincine sahip, kendi bireysel dünya görüşü ve siyasi anlayışına göre oy kullanacak seçmen kardeşlerimize önemli bir görev düşmektedir. Bu ülkenin yurttaşı olarak daha demokratik ve daha müreffeh bir Türkiye için oy kullanırken, seçime katılan parti veya adayları;

Çerkes ulusal sorununa bakış açıları ve yaklaşımları,

bu sorunların çözümüne dair plan, program ve projeleri,

bu plan, program ve projeleri yerine getirme iradeleri açısından da değerlendirmesi gerekecektir.

Siyaset sadece seçim dönemlerinde değil, her daim  siyasi yaşamın içinde fiilen yer alarak yapılmalıdır. Çerkesler arasında siyaset ile ilgilenen veya bu alanda akademik çalışmalar yapan gençlerimizin, yerelden başlayarak siyaset kurumlarına katılmaları ve aktif siyasi kadrolarda yer almalarını sağlamak için  özel çaba gösterilmelidir.

Ayrıca halen siyaset içinde yer alan veya bu alana girmek isteyen gençlerimizin, temel siyasi konularda kendilerini geliştirirken, Çerkeslerin siyasi talepleri ve bunların takip yöntemleri konusunda da bilinçlenmelerini sağlamak zorundayız. Bu şekilde, Çerkes toplumundan siyaset yapanların, kendi siyasi hareketleri içinde Çerkes Kimliği ile de siyaset yapmasının altyapısı hazırlanabilecektir.

Kaffed olarak bu seçim sürecini;

yerelden başlayarak tüm ülkede vatandaşların verilen kararlarda söz sahibi olduğu,

yetkililerin hesap verdiği, herkesin kendi olarak kabul ve saygı gördüğü,

farklı düşünce, yaşam tarzı ve inanca sahip herkesle bir arada barış içinde yaşanacak demokratik bir kültürün geliştirilmesi açısından önemli görüyoruz.

Kaffed, tüm derneklerimiz ve üyelerimiz ile birlikte Türkiye'de demokratik bir kültürün yerleşmesi için üzerine düşeni yapacaktır.

Çerkes halkının varoluş mücadelesine destek veren, “bu çorbada benim de bir tutam tuzum olsun” diyerek konferansa katılan herkese tekrar teşekkür ediyor, bugünün yeni düşüncelerin geliştirilmesi ve yeni dostlukların kurulmasına vesile olmasını diliyorum.

Hepinize saygılarımı sunuyorum…


Konferanska ilgili basında çıkan haberler için aşağıdaki linkleri tıklayınız...

Haberler

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele