TBMM'de Çerkeslerin Sorunlarına İlişkin Önerge...

Cuma, 27 Mart 2015 21:39

Çerkeslerin sorunlarının araştırılmasına yönelik TBMM'ne verilen önerge, üç siyasi parti temsilcilsi tarafından olumlu karşılanmasına karşın, "Meclisin çalışması için yeterli zaman olmadığı" gerekçesiyle red edildi.

Iğdır Milletvekili ve HDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan tarafından (3414 sıra no.lu), "Çerkes halkının yaşadığı sorunların araştırılması" amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne iki yıl önce verilmiş olan araştırması önergesi, 26 Mart günü Genel Kurul'da görüşüldü. Ak Parti, CHP ve HDP milletvekillerinin olumlu görüş bildirmesine karşın önerge, Meclis çalışmaları için yeterli süre kalmadığı gerekçesiyle oy çokluğu ile red edildi.

HDP tarafından hazırlanan önerge konusunda Danışma Kurulu'nda siyasi partiler arasında oybirliği sağlanamadı. Bunun üzerine önerge TBMM Genel Kurulu'na sunuldu. Önerge lehine söz alan Mardin Milletvekili Erol Dora (HDP) Çerkeslerin yaşadıkları soykırım ve sürgün konusunda bilgi verdikten sonra, Çerkeslerin diasporada yaşadıkları sorunlara ve demokratik taleplerine değindi ve "Türkiye'de yaşayan Çerkezlerin toplumsal ve sosyal yaşamda karşılaştıkları zorlukların araştırılması ve alınacak tedbirlerin tespit edilmesi için" verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin bütün siyasi partiler tarafından desteklenmesini talep etti.

Önerge hakkında söz alan Isparta Milletvekili Recep Özel (Ak Parti) konuşmasına "HDP Grup sözcüsünün konuşmuş olduğu konulara katılmamak mümkün değil" diyerek başladı. Rus-Kafkas Savaşları'nda bir milyon insanın soykırıma uğradığını ve Osmanlı topraklarına sürgün edildiğini vurguladıktan sonra "Ülkemizde ve dünyada çeşitli Kafkas soydaşlarımız ve kuruluşları, her yıl 21 Mayısta bu soykırım ve sürgün gününü anmakta ve insanlığa ve tarihe unutturmamaya çalışmaktadır." diyen Sayın Özel, kimsenin "Biz bu konulara, Türkiye’de yaşayan Çerkezlerin sorunlarına duyarsız kalalım" demediğini, Meclis çatısı altında hiç kimsenin Meclis araştırması önergesi aleyhine olmasının mümkün olmadığını, fakat bir hafta sonra Meclis çalışmalarının nihayete ereceğini, bu nedenle önergenin kabul edilmesine karşı olduklarını belirtti.

Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk (CHP) 1.5 milyon Çerkesin anavatanından sürgün edildiğini, fakat "21 Mayıs Çerkez halkının yaşama direncinin ifadesi. Yani Çerkezler için aslında bir direniş, bir başkaldırı, bir diriliş, tüm zalimlere inat Çerkesya’nın yeniden var olma mücadelesi" olduğunu, Çerkeslerin yerleştikleri ülkelerde sıkıntı ve zorluk çektiklerini, fakat "bütün bu sıkıntılarını yüreklerine gömerek bu ülkede iyi insanlar, iyi vatandaşlarımız olarak yaşamlarını" sürdürdüklerini, "demokrasi ve özgürlüğün egemen olduğu bir toplum yaratmanın ve bireyleri gerçekten özgür ve korkusuz vatandaşlar olarak yaşatmanın" herkesin görevi olduğunu ve bu dileklerle önergedeki düşüncelere katıldığını ifade etti.

Daha sonra söz alan Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin (Ak Parti) "önergenin içeriğine katılmakla birlikte, gündemin yoğunluğu sebebiyle gündemin belirlenen şekilde devam etmesi arzusuyla grup önerisinin aleyhinde" olduklarını açıkladı. Sayın Bilgin "Bu önerge içinde bahsedilen hususlar da haklı taleplerdir. İnşallah, önümüzdeki dönemde, Meclisin geniş çalışma ortamında da değerlendirilir." diyerek benzer bir önergenin önümüzdeki dönemde tekrar gündeme gelmesi durumunda Ak Parti olarak destekleyebileceklerini ifade etti.

İkinci oturumda yapılan oylamada önerge oyçokluğu ile red edildi.

Ak Parti, CHP ve HDP temsilcilerinin yaptıkları konuşmalarda Çerkeslerin sorunlarına açıklıkla değinmeleri ve ilk kez Çerkeslerin demokratik taleplerine bu kadar net bir şekilde sahip çıkmaları olumlu bir gelişmedir. Önergenin önümüzdeki dönem Meclis gündemine tekrar geleceğini ve tüm siyasi partiler tarafından kabul edileceğini umuyoruz.

Konuyla ilgili Meclis tutanaklarını okuyucularımızın bilgisine sunuyoruz.


26 Mart 2015 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Bilal MACİT (İstanbul)

...

BAŞKAN – ... Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır. Okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 26/3/2015 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisini, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                               İdris Baluken

                                                                                   Bingöl

                                                                        Grup Başkan Vekili

Öneri:

22 Mayıs 2013 tarihinde, Iğdır Milletvekili Grup Başkan Vekili Pervin Buldan tarafından verilen (3414 sıra no.lu), "Çerkes halkının yaşadığı sorunların araştırılması" amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 26/3/2015 Perşembe günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Halkların Demokratik Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen, Erol Dora, Mardin Milletvekili.

Buyurun Sayın Dora. (HDP sıralarından alkışlar)

EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çerkezlerin yaşadığı sorunların araştırılması ve bu sorunların çözümlerine dair çalışmalar yapılması gayesiyle Meclis araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin Halkların Demokratik Partisi olarak vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Çerkezler, Kafkas coğrafyasının yerli haklarından biri olup uzun tarihler boyunca bu topraklarda yaşamışlardır. Buna karşın, Çerkezler, tarihleri boyunca acımasız saldırılara karşı ülkelerini ve bağımsızlıklarını korumak zorunda kalmışlardır. Çarlık Rusyası’nın 18’inci yüzyıl da başlattığı saldırılara kadar tüm istilacılara karşı direnen Çerkezler, kendi ülkelerinde tarihsel kültürlerini koruyabilmişlerdir. Ancak, 19’uncu yüzyıl ortalarındaki yenilgilerinden sonra, bu halk, büyük kitleler hâlinde yabancı topraklara sürgün edilmiştir. Çerkez halkının sürgünü modern zamanların en büyük sürgünlerinde birisidir.

Değerli milletvekilleri, nüfusunun büyük çoğunluğu sürgün edilmiş ve sürgün edilenlerin önemli bir bölümü de sürgünde açlık ve hastalıktan yok olmuştur. Sürgünde sağ kalanlar farklı ülkelere dağıtılmıştır. Tüm acılara ve güçlüklere rağmen, Çerkezler bir topluluk olarak hayatta kalmayı başarmışlardır. Günümüzde Çerkezler ana vatanları ile diaspora arasında yakın bağların kurulması ve geliştirilmesi için çalışırken sadece kültürlerini korumayı, dillerini konuşmayı, özgün biçimde ve barış içinde yaşamayı istemektedirler.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çerkezler, 21 Mayıs 1864 günü Kafkas-Rus savaşının akabinde insanlık tarihinin en trajik, en acımasız sonuyla karşı karşıya kalmışlardır. Her ne kadar yaşananlar sürgün olarak tanımlansa da yarattığı sonuçlar bakımından bir soykırımdır. Zira, 500 bin insanını Rus savaşında yitiren bu halk, savaşın ardından Osmanlı topraklarına sürgün edilmiştir. Tarihî kayıtlara göre 1,5 milyon insan ana vatanından koparılıp neredeyse dört bir kıtaya gönderilmişlerdir.

Kıtalararası bir sürgüne tabi tutulan Çerkezler, Osmanlı topraklarına adım attıkları andan itibaren anavatan hasretiyle yanıp tutuşmuşlardır. Üstelik sürgün ve yer değiştirme politikaları uzun süre devam etmiştir.

Değerli milletvekilleri, Ürdün'e, Suriye'ye, Mısır'a, Filistin'e, Lübnan'a, Balkanlara dağılan Çerkezler tarihin büyük acılar çekmiş halklarından biridir. Nitekim, bu halk topraklarını terke zorlanırken sadece toprağını evini barkını değil, dilini, inancını, kültürünü de terke zorlanmış oluyor çünkü halkın sürgün edildiği topraklar, sürgün halkını ancak kendine benzemesi hâlinde kabulleneceğini, bu vesileyle de dilini, kültürünü, inancını dayatıyor.

İşte bu dayatma neticesinde, yüzyıllardır ilmek ilmek örülerek oluşturulan Ubıh dilini tek bir konuşan insan dahi kalmadığından, daha doğrusu öğretilip yaygınlaştırılması bir yana, konuşulması dahi yasaklandığından ölü diller arasına girmiştir. Yine birçok Kafkas dili bu dayatma sonucu can çekişir haldedir.

Dillerini, geleneklerini kısacası vatanlarında sahip oldukları ve ürettikleri, biriktirdikleri her şeyi bırakıp başka topraklarda tutunmaya çalışan bu halkın acısı ve özlemleri kuşkusuz çok derindir. Ancak başka inanca, dile, kültüre sahip bir halk ile kardeşçe ve eşitçe yaşam hakkı tanımak yerine, ona kimliğinden ari biçimde yaşamasına yönelik bir dayatma halkın çektiği acı ve özlemi perçinlemektedir.

Gittikleri her sürgün coğrafyasında gücü elinde bulunduran iktidarların uyguladıkları baskı politikası bir halkla birlikte tüm değerlerini de yok etmektedir. Bu nedenle, Kafkas halklarının taleplerini duymak ve bu taleplere çare olmak demokrasinin zorunlu bir koşuludur.

Değerli milletvekilleri, cumhuriyetin kuruluş aşamasında Anadolu'daki diğer halklarla birlikte eşit ve özgür bir yaşam için mücadele eden Çerkezler eşit ve özgür yaşamdan pay alamamış, dillerini, isimlerini, kimliklerini unutmaya zorlanmışlardır. Üstelik cumhuriyetin kurulması sürecinde her türlü katkıyı sağlayan ve halkının tüm gücünü bu savaşa yönlendiren Çerkez Ethem hainlik yaftasıyla itibarsızlaştırılarak hâlen birçok tarih kitabında, ders kitaplarında yer almaya devam etmektedir. Cumhuriyet tarihi boyunca da Çerkezlere dönük asimilasyon politikaları devam etmiş, Çerkezler okullarda öğrencilere Türklerin bir kolu olarak anlatılmıştır.

Değerli milletvekilleri, Çerkezler şimdi dünyanın 40 civarında ülkesinde yaşamlarını sürdürüyor. Ubıh, Abaza ve Adıgelerin Türkiye'deki nüfusu, kadim topraklarında yaşayanlardan çok daha fazla. Bugün Çerkezlerin en büyük bölümü Türkiye'de yaşamaktadır. Çerkezlerin 1908'de İkinci Meşrutiyet'in ilanıyla İstanbul'da kurdukları derneklerin ve okulun cumhuriyet döneminde kapatılması, Çerkez Ethem'e hain damgası vurulması, 1922 yılı Aralık ayında başlayan Gönen Manyas'taki Çerkez köylerinin doğuya sürgünü, köylerde yürütülen "Yurttaş Türkçe konuş." faaliyetleri, Katıksız Türkçe Soyadı Kanunu ve benzeri girişimlerle inkâr ve asimilasyon politikaları uygulanmıştır. Türkiye'deki diğer halklar gibi Çerkezler de inkâr ve asimilasyon politikalarının kurbanı olmuşlardır. Toplumsal barışın inşası için Türkiye'de yaşayan tüm farklı kimliklerle beraber Çerkezlerin de dillerini, kültürlerini, kimliklerini yaşayabilmesi ve yaşatabilmesi adına tüm kolektif hakları tanınmalı ve var olan yasal engeller kaldırılmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de yaşayan Çerkezler, yeryüzündeki tüm toplumlar gibi kültürlerini yaşatmak ve kimliklerini korumak istemektedirler. Çerkez toplumunun ve kültürünün Türkiye kültürüne önemli katkıları olmuştur ve bundan sonra da olmaya devam edecektir. Kimliği ve kültürü korunan, Kafkasya ile ilişkilerini devam ettiren Çerkez halkının gelişiminin Türkiye'nin kültürel, ekonomik, toplumsal ve siyasi gelişimine önemli katkıları olacağı aşikârdır. Ayrıca, Türkiye Çerkezlerinin, kimlik ve kültürünün yaşatılması, demokrasi ve insan haklarının bir gereğidir ve bunu sağlamak da, devletin vatandaşlarına karşı temel sorumluluklarından biridir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de yaşayan diğer halklarla birlikte Çerkezlerin de sorunlarının giderilmesi için temel hak ve özgürlükleri temel alan, evrensel normlara uygun, sivil, çağdaş bir anayasa hazırlanmalı; yurttaşların dillerini, dinlerini ve kültürlerini istedikleri gibi yaşamalarını engelleyen tüm yasaklar kaldırılmalıdır. İnsan hakları ile dil ve kültürel hakların geliştirilmesini güvence altına alan tüm uluslararası sözleşmeler hiçbir çekince konulmadan onaylanmalı ve uygulanmalıdır. Çerkez kimliğinin ifadesi ve yaşatılmasına ilişkin her türlü engel ortadan kaldırılmalı, bir toplum ve kültür olarak Çerkezlerin varlığı kabul edilmelidir. Çerkezler yaşadıkları yerleşim birimlerine istedikleri isimleri koyabilmeli, Çerkez köylerine eski isimleri geri verilmelidir. Ayrımcılık ve her türlü ırkçılıkla aktif bir şekilde mücadele edilmeli, özellikle ders kitaplarından dil, din, etnisite farklılığı temelinde ayrımcılığı ve nefreti körükleyen tüm ifadeler çıkarılmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; devlet, yurttaşların dillerini ve kültürlerini korumaları için sadece izin veren değil destekleyen bir konumda olmalıdır. Bu bağlamda, Çerkez kültürünün korunması ve geliştirilmesine yönelik faaliyet gösteren tüm sivil toplum kuruluşlarına destek sağlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, 21 Mayıs Çerkezlerin soykırım ve sürgününün simgesel tarihi olarak kabul edilmeli ve bu tarihsel gerçek tanınmalıdır. Çerkezler, ana yurtlarından sürgün edilerek zorla çıkarıldıkları için tarihsel olarak ana yurtlarına dönüş hakkına sahiptir. Rusya’yla gerekli anlaşmalar yapılarak Türkiye Çerkezlerinin ana yurtlarıyla olan bağları yasal olarak da sağlanmalıdır. Türkiye'de yaşayan Çerkezlerin akrabalarının bulunduğu Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri, özellikle Adigey, Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar Cumhuriyetleriyle ekonomik ve kültürel ilişkiler geliştirilmeli, Kuzey Kafkasya'ya yerleşen veya iş kuran vatandaşlarımız bu anlamda desteklenmelidir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'de yaşayan Çerkezlerin toplumsal ve sosyal yaşamda karşılaştıkları zorlukların araştırılması ve alınacak tedbirlerin tespit edilmesi için vermiş olduğumuz Meclis araştırması önergemize bütün siyasi partilerden destek bekliyor, tekrar Genel Kurula saygılar sunuyor, iyi günler diliyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneri aleyhinde söz isteyen Recep Özel, Isparta Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Özel.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Halkların Demokratik Partisinin vermiş olduğu, Türkiye'ye 21 Mayıs 1864 yılında sürgün edilen Çerkez halkının yaşadığı sorunlar ile bu sorunlara dair gerekli çözümlerin tespiti amacıyla Anayasa’nın 98 ile İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılması hakkındaki araştırma önergesi üzerine söz aldım.

Tabii ki biraz önce HDP Grup sözcüsünün konuşmuş olduğu konulara katılmamak mümkün değil, hepsine büyük bir oranda katılıyoruz. Gerçekten, o dönemde, Ruslar adına “göç” demişler ama soykırıma varacak derecede, neredeyse 1 milyon insanın göç ettiği bir tarihî olaya tanıklık edildi, tarihlere böyle not düşüldü.

21 Mayıs 1864 tarihi, Kafkaslıların yıllarca süren onurlu bir direniş sonucunda Çarlık Rusya’sına yenildiği gündür. Bu savaş sonucunda 1 milyon insan soykırıma uğramış, Osmanlı topraklarına sürgün edilmiştir. Tarihin en kanlı savaşları yaşanmış, Kafkas kartalı Şeyh Şamil elindeki kısıtlı imkânlara rağmen, yıllarca Ruslara karşı en şerefli direnişi gerçekleştirmiştir.

Ülkemizde ve dünyada çeşitli Kafkas soydaşlarımız ve kuruluşları, her yıl 21 Mayısta bu soykırım ve sürgün gününü anmakta ve insanlığa ve tarihe unutturmamaya çalışmaktadır.

HDP’nin vermiş olduğu bu önerge, 22 Mayıs 2013 tarihli, iki yıla yakın bir zaman geçti. Gerekçesinde, 2014 yılında Rusya Soçi’de yapılacak olan olimpiyatlara karşı, Olimpiyat Komitesi nezdinde girişimlerde bulunulması talep edilmiş, gerekçesinde onlar da yapılması istenmiş; iki yıl geçmiş ve bu arada da Soçi’de bu olimpiyatlar maalesef gerçekleşti, yeterli tepki herhâlde o zamanlar gösterilmedi. Çerkez halkının orada büyük bir ıstırap duyduğunu biliyoruz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Siz takip etmemişsiniz, HDP yeterli tepkiyi gösterdi, siz desteklediniz.

RECEP ÖZEL (Devamla) – O topraklarda, Soçi deyince kendi geçmiş tarihlerini anımsıyorlar, hatırlıyorlar. Bir de orada barışın simgesi olan olimpiyatların yapılması, gerçekten onlar için bir acı olmuştur. Bu, iki yıl öncesinde belki gündeme alınabilirdi ama bugün alındı.

Şurada, önümüzdeki hafta Meclisi nihayete erdireceğiz inşallah, el birliğiyle, tamamlama aşamasına geleceğiz. “Biz bu konulara, Türkiye’de yaşayan Çerkezlerin sorunlarına duyarsız kalalım.” diye bir şey yok. Nasıl bir Türk, bir Kürt, Çerkez, Tatar eşit yurttaş haklarına sahipse onlar da, Çerkez vatandaşlarımız da aynı yurttaşlık haklarına, vatandaşlık haklarına sahiptir. Ama bir eksiklik gediklik varsa da onları gidermek en öncelikli görevimizdir diyorum.

Burada, Meclis çatısı altında hiç kimsenin Meclis araştırması önergesi aleyhine olması mümkün değildir.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) –O zaman destek verin.

RECEP ÖZEL (Devamla) – Ama önümüzdeki süreç, bir hafta sonra nihayete erdireceğimiz Meclis çalışmaları, benim de bu kadar konuşmamı gerektiriyor, bu Meclis araştırması önergesi üzerinde bu kadar konuşmamı gerektiriyor.

Ondan dolayı, gündeme getirdiğiniz için teşekkür ediyor, Meclisin yüksek takdirlerine arz ediyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın hatip konuşması sırasında 2013 yılında gündeme getirdiğimiz bir önergenin bugün buraya, Genel Kurula getirilmiş olmasını, biraz, zamanlama açısından bilinçli bir şey olarak değerlendirdi.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Olimpiyat oldu diye şey ettim.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sataşıyorsun Recep şimdi, konuşuyorsun.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Ya, hiç mi bir şey demeyecek?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Aynı zamanda, Soçi Olimpiyatlarıyla, gerekçede yazdığımız olimpiyatlarla ilgili, parti olarak yeterli tavrı göstermediğimizi ifade etti, sataştı.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Hiç öyle bir şey demedi.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Hayır, hiç öyle bir şey demedim.

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Aksine “Katılıyorum.” dedi.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Hayır, hayır, olimpiyatlarla ilgili.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Katılıyorum dedim ya.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken. İki dakika söz veriyorum sataşma nedeniyle.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Son bir ayda bu Meclise getirdiğimiz grup önerileriyle ilgili AK PARTİ Grubu bir tiyatral yaklaşım sergilemeye başladı. Yani “Önerge haklıdır, içeriğindeki bütün her şey doğrudur, biz de katılıyoruz ama zamanımız kalmadığı için, Genel Kurulda önemli işler olduğu için de katılamıyoruz.” gibi bir ifade oluyor. Bir kere, bu ayıptır yani muhalefet partilerine karşı göstermiş olduğunuz bu tutum ciddiyetten uzaktır. Siz on üç yıldır iktidarda olduğunuzun farkında değilsiniz herhâlde. Biz Çerkez dilinin tanınmasını, anayasal güvence altına alınmasını, Çerkez halkları üzerindeki asimilasyonun bitirilmesini buraya önerirken aslında sizin on üç yılda hiçbir şey yapmamanızla ilgili politikaları da teşhir ediyoruz. Eğer bu politikalardan vazgeçmişseniz, buraya gelir, yeni dönemde anayasal güvence alınması noktasında, dillerin ve kültürlerin yaşatılması noktasında neler yapılabileceğini açık bir şekilde Meclis tutanaklarına geçirirsiniz; bu birincisi.

İkincisi de: Bu Soçi olimpiyatlarıyla ilgili sayın hatibin ifade ettiği eleştiriler son derece yersizdir. Biz o tarihlerde hem Meclis Genel Kuruluna araştırma önergesi verdik hem grup konuşmamızda Eş Genel Başkanımız açık çağrı yaptı, Türkiye’yi de bu olimpiyatları boykot etmeye, hatta Dışişleri Bakanlığını da bunlara karşı aktif bir şekilde bir açıklamaya da davet ettik. Milyonlarca insanın âdeta soykırıma tabi tutulduğu topraklarda bütün insanlığı buluşturan bir etkinliğin yapılmasının Çerkez halkını ve bütün Kafkas halklarını ne kadar rencide ettiğini defalarca ifade ettik. Keşke o gün Dışişleri Bakanlığı olarak yeterli tavrı gösterip bugün gelip böyle haksız ithamlarda bulunmasaydınız diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Öneri lehinde söz isteyen Ali Rıza Öztürk, Mersin Milletvekili.

Buyurun Sayın Öztürk. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan tam yüz elli yıl on ay ve beş gün önce, 21 Mayıs 1864 yılında yaşanmış bir olay nedeniyle HDP Grubunun verdiği, Çerkezlerin yaşadığı soykırımın tanınması, Çerkez Ethem’in itibarının iade edilmesi, Çerkezlerin ana yurda dönme isteklerinin yerine getirilmesi, Olimpiyat Komitesi kararının 2014 Kış Olimpiyatlarının Soçi’de yapılmasına yönelik girişimin önlenmesi, Çerkezlerin yaşadığı sorunların çözümüne dair girişimlerin yapılmasına ilişkin bir önerge. Şimdi, tabii, Olimpiyat Komitesinin kararında sözü edilen 2014 Kış Olimpiyatları geçti. Önerge, sanıyorum, 2013 yılında verildiği için bundan söz ediyor.

Burada, her şeyden önce, sözlerime başlarken şunu söylemek istiyorum: Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, tarihte yaşanmış ve tarihselleşmiş, tarihçilerin araştırma ve soruşturma konusu hâline gelmiş olayların siyasi istismar konusu yapılarak siyasetçiler tarafından bunun kesin hükümle sonuçlandırılmasına kim olursa olsun karşı olduğumuzu açıkça söylüyoruz. Mesele, tarihte yaşanmış olayların haklılığı ya da haksızlığı, o çerçevedeki koşullarla değerlendirilmelidir. Bu, her şeyden önce tabii ki tarihçilerin görevidir. Yüz elli yıl sonra bugün yaşanılan sorunlar vardır, bundan önce de sorunlar vardır.

Değerli milletvekilleri, şimdi, buraya baktığımız zaman, yani örneğin Amerikalıların Kızılderilileri yok etmesi de bir sorun; Fransızlar 2 milyon Cezayirliyi öldürdü, hiç özür dilemedi. Bunlar da bence önemli konular.

Şimdi, burada mesele ne? Mesele şu: 1827-1829 Osmanlı-Rus Savaşları, 1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşları sonunda, bu savaşta Osmanlıdan yana olan Çerkezlerin kaderi değişiyor aslında ve radikal biçimde politikalarını değiştiriyorlar, Edirne Anlaşması’yla Çerkesya Rusya’ya bırakılıyor. Çar I. Nikola, Özel Kafkasya Kolordu Komutanı Kont Paskeviç “dağlılar” dediği bölge halkları için sadece iki seçenek olduğunu söylüyor: Bunlardan biri, dağlı halkları ebediyen itaat altına almak. Diğeri de, ikincisi itaat etmeyenleri yok etmek.

1837-1839 arasında Kuban Nehri ve kolları boyunca kale ve karakollar inşa edildikten sonra Batı Adigelerin dış dünyayla irtibatı kesiliyor. Bu nedenle, 1839 kıtlığında bölge halkları gerçekten büyük zarar görüyor ve 1840’larda baltalı Rus askerleri dağlıların bütün bağ ve bahçelerini yok ediyor. Çerkezler, 1853-1856 Kırım Savaşı sırasında topraklarını kaptırmamak için Osmanlılardan ve İngilizlerden yardım almaya çalışınca Rusların buna tepkisi iyice sertleşiyor. 1850 yılının kışında Adagum Rus birliği Natukhay avlullarını yakıp yıkıyor; dağlıların mallarını, hayvanlarını yağmalıyor, köyleri harabeye çeviriyor ve binlerce dağlı esir ediliyor. Şeyh Şamil esir düşüyor ve en sonunda da, efsanevi ve siyasi lider, gerçekten Çerkezlerin lideri, Şeyh Şamil’in esir alınmasından sonra Rusya bütün dikkatini Adige, Abazya, Ubıhlar’a çeviriyor. İlk adım General Melikov’un 1860’ta İstanbul’a gönderilmesi oluyor. Abdülmecid’le yapılan anlaşma sonucunda Müslüman Kafkasyalıların küçük grup ve partiler hâlinde Osmanlı topraklarına göç etmelerine ilişkin mutabakat belgesi imzalanıyor. Bu anlaşma ileriki yıllarda Çerkezlerin ülkelerinden Rusya’nın zorlamasıyla değil, gönüllü olarak ayrıldıkları yönündeki Rus tezine dayanak yapılmak için kullanılıyor. 1861’de ikinci adım atılıyor. Çar II. Aleksandr Çerkesya’ya geliyor ve Çerkezlere iki seçenek sunuyor: Ya silahları bırakarak Kuban Nehri’nin sol kıyısında bataklık Don bölgesine yerleşecekler ya da Osmanlı topraklarına sürgün edilecekler. Onlardan boşalan yerlere de Ruslar ve Kafkaslar iskân edilecekler.

Değerli milletvekilleri, aslında Kefken ve Babalı sahilleri Çerkezlerin ana yurdu. Tarihte yaşanan olayların esiri olmadan bu olaylara baktığımızda, gerçekten Çerkezlerin mal varlıklarının yükte ağır kısmını, asıl olarak da sürülerini yanlarında götürmemeleri için dağlıların kara yoluyla göçleri yasaklanıyor, dolayısıyla sürgünler Karadeniz kıyılarına karşı yöneliyorlar.

Bu anlamda olaya baktığımızda “21 Mayıs” Çerkez halkının yaşama direncinin ifadesi. Yani Çerkezler için aslında bir direniş, bir başkaldırı, bir diriliş, tüm zalimlere inat Çerkesya’nın yeniden var olma mücadelesi.

Değerli milletvekilleri, yalnız, baktığımız zaman, ata topraklarını yabancı istilasından korumak için gerçekten kahramanca savaş veren 1,5 milyon Çerkez, hiçbir kusurları olmadığı hâlde doğduğu toprakları terk etmek zorunda bırakılıyor. Bunların yaklaşık üçte 1’i Karadeniz’in hırçın sularında kayboluyor ve güç koşullarda sahile çıktıktan sonra hayatını kaybediyor. Sahillerimize çıkıp da hayatta kalabilenleri de büyük güçlükler, zorluklar bekliyor. Ama onlar bütün güçlükleri aşarak önce bu sahillerde tutunuyor, varlıklarını sürdürüyorlar. Daha sonra da Anadolu’nun çeşitli bölgelerine yerleşerek oraları yeni vatanları yapıyorlar, orada kökleşiyorlar ve Türk milletinin saygın bir parçası hâline geliyorlar.

Yerleştikleri yeni ülkelerde sıkıntı çekmiyor mu Çerkezler? Evet, çekiyorlar. Zorluklarla karşılaşmıyorlar mı? Evet, karşılaşıyorlar. Maalesef, büyük sıkıntılar yaşıyorlar, büyük zorluklar çekiyorlar, hak etmedikleri muamelelere maruz kalıyorlar ama onlar bütün bu sıkıntılarını yüreklerine gömerek bu ülkede iyi insanlar, iyi vatandaşlarımız olarak yaşamlarını sürdürüyorlar.

Millî Mücadele’de ve cumhuriyetin kuruluşunda Atatürk’e destek olan Çerkezlerin yaptıkları katkıları unutmamalıyız. Tarihimizde bazı üzücü olaylar da oldu. Örneğin, Çerkez Ethem olayını bütün Çerkez kardeşlerimiz hatırlar. O olayla ilgili olarak okul kitaplarında yer alan bazı ifadeler elbette ki Çerkez toplumunu üzmektedir, incitmektedir. Ama, o dönemde yaşanan sıkıntıları Çerkez kardeşlerimiz içlerine atma olgunluğunu gösterdiler ve cumhuriyetin iyi birer örnek vatandaşları olma hedeflerinden hiç sapmadılar. Tarihte yaşanan bazı olayların esiri olmadılar. Tarihi tarihçilere bırakarak daima ileriye baktılar. Kin ve nefret duyguları beslemediler. Hiçbir koşulda şiddete başvurmadılar. Haklarını elde etmek için zora başvurma, silaha başvurma yolunu hiç seçmediler. Onlar barış insanlarıydı. Silahlı mücadele onların lügatinde yoktu. Barış yoluyla, düşünce yoluyla, ikna yoluyla, demokrasi yoluyla sorunlarına çare aradılar.

Bizim dileğimiz, beklentimiz ülkemizde hiç kimsenin silah yoluyla çözüm arama yoluna gitmemesidir, silah yoluyla devlete çözümlerini dayatmaya çalışmamasıdır. Medeni ülkelerden hiçbirisi silahla çözüm arayanları hoşgörüyle karşılamıyor. Çare, demokrasi yoludur. Çare, özgürlükleri daha da geliştirme yoludur. Çare, eşitliği artırmaktır. Çare, barış yoludur, silahla değil düşünceyle mücadele etme yoludur. Muhalefetiyle iktidarıyla herkesin, bu ülkeyi yönetenlerin bu ülkede yaşayan kişilerin etnik kökenlerine bakmaksızın herkesin özgür bir birey, vatandaş olmalarını sağlama görevleri vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Bu çerçevede demokrasi ve özgürlüğün egemen olduğu bir toplum yaratmak ve bireyleri gerçekten özgür ve korkusuz vatandaşlar olarak yaşatmak hepimizin görevidir. Ben bu dileklerimle önergedeki düşüncelere katıldığımı ifade etmek istiyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

RECEP ÖZEL (Isparta) - Daha konuşmacı var.

BAŞKAN – Bir konuşmacı daha var.

Öneri aleyhinde söz isteyen Hilmi Bilgin, Sivas Milletvekili.

Buyurun Sayın Bilgin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri, Halkların Demokratik Partisi Grubu tarafından verilen, Çerkezlerin yaşadığı soykırımın tanınması, Çerkez Ethem’in itibarının iadesinin sağlanması başta olmak üzere, Çerkezlerin ana yurduna dönme istemlerine kulak verilerek devlet desteğinin sağlanması ve Olimpiyat Komitesinin kararına yönelik girişimlerde bulunularak acılarına ortak olunması yönünde Meclis araştırma önergesinin görüşülmesine yönelik grup önerisi hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, öncelikle, dün ölüm yıl dönümünde andığımız rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nu bir kez daha rahmetle anıyoruz. Kendisi, her zaman, hayatı boyunca milletinin yanında olmuş, millî iradeye saygı göstermiş, millî iradenin devamı noktasına mücadele etmiş bir dava adamıdır. Kendisini tekrar rahmetle anıyoruz, Allah mekânını cennet etsin diyoruz.

Halkların Demokratik Partisi tarafından verilen grup önerisinin içeriğine katılmamak mümkün değil. Biz, bu konunun -her zaman söylediğimiz gibi- gerek ülkemizdeki arşivlere girerek gerekse uluslararası arşivleri inceleyerek tarihçilerin araştırması gereken, tarihçilerin karar vermesi gereken bir konu olduğuna inanıyoruz. Bizce tüm halkların kendi vatanlarında yaşaması aslolandır. Bu noktada, milletlerin verdiği mücadeleyi desteklemek, milletlerin kendi doğdukları, doğup büyüdükleri vatanı vatan olarak bilip devam ettirmeleri aslolandır.

Tabii, bu olayda önergenin içeriğine baktığımız zaman, 21 Mayıs 1864’te başlayan Çerkezlerin Ruslar tarafından ülke dışına sürülmesi sonucu yaşanan acılar cidden hepimizi üzmektedir. Bugün, ülkemizin de dört bir tarafında -kendi seçim bölgemiz olan Sivas da dâhil olmak üzere- Çerkez vatandaşlarımız ile her kesimin birlik, beraberlik içerisinde kardeşçe yaşamı devam etmektedir.

Bu önerge içinde bahsedilen hususlar da haklı taleplerdir. İnşallah, önümüzdeki dönemde, Meclisin geniş çalışma ortamında da değerlendirilir. Tarihçiler bu konuları, tarihî gerçeklere, arşivlere dayanarak araştırırlar.

Ben, bu vesileyle, önergenin içeriğine katılmakla birlikte, gündemin yoğunluğu sebebiyle gündemin belirlenen şekilde devam etmesi arzusuyla grup önerisinin aleyhinde olduğumuzu bildiriyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Karar yeter sayısı...

BAŞKAN – Oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.30

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.41

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 84’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Halkların Demokratik Partisi Grubu önerisinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

Kaynak: TBMM Tutanakları

Haberler

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele