"Manto" ile Gelen Kuşatma!

Pazar, 16 Aralık 2012 17:31

Kuzey Kafkasya bölgesinde kadınların sosyal eşitlikleri için yürütülen mücadele bazen beklenmeyen şekillerde gelişiyordu. 

Bu mücadele kapsamında "Kafkaslı her kadına manto" adı altında büyük bir kampanya dahi başlatılmıştı. Günlük yaşamın basit bir giysi parçası olan "manto"ya çok geniş bir "siyasi anlam" yüklenmişti.

 

 

1927 yılında KabardeyBalkar bölgesinin uygulama komitesi, yerli danışma kurullarına haber göndererek, seçim tarihlerinin kış aylarından bahar aylarına alınması konusunda yetkililerden talepte bulunmuştu. Bunun nedeni ise kış mevsiminde yapılan toplantılara çok az sayıda insanın katılmasıydı. Özellikle Çerkes kadınlarının kışlık giysileri olmadığı için ve çok sayıda insanın katılabileceği kapalı toplantı mekanları olmamasından dolayı bu talepte bulunulmuştu. 

Kadınların günlük aktiviteleri toplumsal bir nitelik taşımadığı için ve toplumsal iletişim konusunda da zayıf kaldıkları için, giysilerinin üstüne giyecekleri kışlık kıyafetlerini temin etme sorununu bir türlü aşamıyorlardı. 

Parti organları, kadınların "manto" eksikliğini sosyal hayata katılmaları için ciddi bir engel olarak değerlendiriyordu. Soğuk havada okula gidemezler, toplantılara katılamazlar veya çeşitli üretim birimlerinde görev alamazlardı. 

Siyasi hareketlerin güçlenmesiyle ve Kafkas kadınlarının ekonomik aktivitelerinin genişlemesi ve çeşitlenmesiyle kışlık giysilerin de alınma ihtiyacı doğdu. 

KabardeyBalkar bölgesinde 21 Kasım 1928 tarihinde, Bölge Komitesi "kadınların kışlık giysi ile donatılması" için 25. 000 rublelik bir fon ile bu konuda bir "Denetleme Kurulu" oluşturulmasını da karara bağlayarak "Kafkaslı her kadına manto" kampanyasını başlattı. 

Bu denetleme kurulları köy ve kasabalarda oluşturuldu, amacı "manto" ihtiyaçlarını ve tamamlama olanaklarını belirlemekti. Öncelikle tüm komünistler ve komsomol üyeleri , eşleri ile kız kardeşleri için manto almakla görevlendirildiler. Bu giyim tarzı geleneksel giysilerden farklı ve alışılmamış olmasından dolayı toplum içinde bir türlü benimsenemiyordu. Üstelik kadınların eşitliğine karşı olanlar bu giyim tarzını "yabancılaşma" ile bağdaştırarak şehirleşme ve Ruslaşma ile eşdeğer görüyorlardı. 

Altud köyünde kadın organizatörü olarak görev yapan Romenskaya Galina durumu şöyle değerlendiriyordu:"Aktif ve verimli çalıştıkları için, Krupskaya (V. İ. Lenin'in eşi), hiç manto giymemiş ve geleneğe göre giymesi yasak olan, cahil, geri kalmış Kafkas kadınlarına giydirilmek üzere 29 adet kürk yakalı manto göndermiştir. . . Yapılan toplantıda, manto giymek isteyen aktif, sosyal kadınlar Kafkas Kadın Kulübünden ücretsiz olarak yararlanabilirler". Bu cümleden sonra erkekler söze girerek "...bu asla olamaz, olmayacak!", "Çerkes kadınının manto giydiği hiç görülmüş müdür? Kimse atalarımızın khabzesinin önüne geçemez!" diye itiraz etmişlerdi. 

İlk mantoyu, Köy Dayanışma Kurulu yönetici yardımcısı olan Hapaji Hazizet giyerek toplantıya katılmıştı. Toplantıdaki erkekler tükürerek, Çerkes kadınını rezil ettiğini ve bir daha giymemesini söyleyerek tepki göstermişlerdi. İkinci gün ise bir başka kadın manto giyerek katıldığı toplantıda şöyle demişti: "... Erkekler birçok kışlık kıyafet giyiyorlar ve üşümüyorlar, biz kadınlar ise elbise veya şalla soğuktan titriyoruz. Benim başka sıcak tutacak kıyafetim yok... Erkekleri dinlemeyin, manto hem sıcak hem de rahat." Bu şekilde kadınları manto almaları için uyardı. 

29 tane ücretsiz mantonun dağıtılması süreci 6 aya kadar uzamıştı. 

Toplumun kışlık kıyafete yaklaşımını değiştirmek amacıyla, kadınların manto almalarını engelleyen ve eski yaşam şekillerini savunan komünist üyelerden "parti cezası" kesmek gibi uygulamalara da başvurulmuştu. Bu süreçte denetleme kurulu "sınıf" prensibiyle çalışıyordu. Bazı fakir ailelere ve okula giden kız çocuklarına mantolar ücretsiz verilirken, köy danışma kurulu, Kafkas kadın derneği, kooperatif birlikleri, toplumsal yardımlaşma komitelerinin üyesi olan kadınlara da indirimli olarak satılıyordu. 

Romenskaya'nın anılarında, bu kampanyada ortaya çıkan yaş farklılığının getirdiği sınıflandırmanın olumsuz etkileri vurgulanmıştı. Öncelikle sosyal yönden aktif olan genç kadınlar arasında dağıtılması gerektiği vurgulanmasına rağmen, genç kadınlara aileleri izin vermediği için ücretsiz manto uygulamasından yaşlı kadınlar yararlanarak kendilerine almışlardı. "Öncelikle giydirmemiz gereken genç kadınlar iken, önce yaşlı kadınları ancak ondan sonra gençleri giydirmek zorunda kaldık!" diyor Romenskaya. 

Bu durum, Avrupa tarzı kışlık giysilerin toplum tarafından benimsenmesini sağlamıştır. Yaşlı kadınlar toplum içinde manto ile görünerek bu özelliği diğer kuşaklara da aktarmışlardır.

19281929 yılları arasında 1000' e yakın manto dağıtılmıştır. Manto bedellerinin ürün ile ödeme kolaylığı sağlandığı için sayı artmıştır. Kampanyanın başlamasından sonraki ilk kış aylarında yapılan seçimde katılımcıların arttığı ve hatta kadın katılımcıların sayısının iki kat daha fazla olduğu belirlenmiştir. 

Bu kampanya ve onun başarısı geniş bir ideolojik çerçevede "geçmişin zararlı etkisiyle mücadele" hareketine yol açmıştır. Kafkas kadınlarının yaşam ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi ile ilgili komitede vurgulandığı üzere: uzun süreli manto kampanyasının yürütülmesi, Kafkas kadınlarını ezen eski geleneklerin ortadan kaldırılması çalışmalarının başlangıcı olacaktır. Bu kampanya, Kafkas halklarına Sovyetler Birliği hukuk sisteminin belirlediği kadın haklarının kazandırılması ve aile içi suçlarla mücadele yollarını topluluklara bildirmede yardımcı olacaktır. 1928 yılında bölgesel bir kadın toplantısında şöyle denmişti:"Geçmişin kalıntısı bir düşünce olan ve kadın bedeninin zayıflığına yol açan manto eksikliğine karşı ciddi bir mücadele verilmelidir. Bir sonraki toplantıya kadar her Kafkas kadını bir mantoya sahip olmalıdır. " Bu kampanya sürecinde geleneksel kıyafetlerden, daha çağdaş ve rahat olan avrupai (şehir yaşamına uyan, fabrikasyon) kıyafetlere geçiş düşüncesi yapılandırılıyordu. Siyasi propaganda toplantılarında gümüş göğüslüğün (geleneksel kadın aksesuarı) zararları gibi konular da ele alınıyordu.

1927 yılında Nalçik'te yapılan ve sosyal kadınların katıldıkları bir toplantıda geleneksel kıyafetler için "burjuva toplumunun simgesi"olarak mücadele başlatılması gerektiği söylenmiştir. Bütün bunlar maddi ve manevi olarak bir kültüre karşı başlatılan mücadeleydi ve yerli halk tarafından Adığe kültürünün yıkılması olarak kabul ediliyordu. 

Çerkes kadın hakları için mücadele süreci ve erkekle eşit hukuki ve sosyal haklar tanıma girişiminde, parti organları, yeni tarz giyim şeklinin provasını yaparken, dış görünüşü eşitleyerek kültüre karşı bir mücadele de başlatmış oluyordu.

 

 

Prof. TEK’UY MADİNA*
Rusça'dan çev. : HAŞHOJ VİKTORYA

 

BİLGİ / BELGE

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele