Kentleşmenin Xabzemiz Üzerine Etkisi

Çarşamba, 15 Haziran 2005 12:00

Geleneklerimiz ne yönde nasıl değişti? Geleneklerimizin şimdiki hali nedir? Sonrası için öngörüler?


Cankat Devrim

Cankat Devrim'in el sanatlar atelyesinden


Xabze'nin, rasgele bir gelenek yapısından çok farklı bir hali var. Xabze eski Çerkes yaşantısında, hayatın bütün anlarını kapsayan bir kılavuz, doğru olduğu için de, herkesin uyduğu bir kılavuzdur. Ama yerinde doğru. Çerkes vatanında, Çerkes gibi düşünen insanların vatanında doğru. Ama Xabze, olduğu gibi kalmıyor, çünkü o, birtakım beklentilere çözüm getiren bir çok anahtardan oluşuyor. O gerekler ortadan kalktığı zaman, doğal olarak yok oluyor. Kilitlenecek bir kapı artık yoksa, o anahtar da ortadan kendi kendine kalkıyor, evvela bir rafta duruyor; unutuluyor, orda bekliyor, sonra da kaybolup gidiyor. Xabze, Kafkasya'dan geldikten sonrada köylerimizdeki yaşamda zamanla, artık bazı etkenlerin tesiriyle, azalmakla birlikte sıkı bir şekilde devam etti. Ama orada da, devreye radyonun, sonra televizyonun girmesiyle, köylere kahve hanelerin açılmasıyla şekil değiştirdi. Yaşlılar da gençler gibi televizyon seyretmek istiyorlardı. Ayrı ayrı binalar yapılamadığı için, gençler ve yaşlılar aynı ortamda, bir arada olmaya başladılar. Dolayısıyla kendi aralarındaki münasebetlerde değişimler başladı. Şehirde bu, daha çok, daha etkili. Eskiden mesela, gelen misafire bir kurban kesmek, bir hayvan kesmek adeti vardı. Bu adeti nasıl yerine getiriyorsunuz; hayvanı kesiyorsunuz ve misafire, o hayvanın, kendisi için kesildiğini gösteriyorsunuz. Onun için de, hayvanın kesilmiş olan kafası, pişirildikten sonra, kulaklarıyla beraber sofraya konuyordu. Bunun daha başka merasimleri de var. Şimdi; şehirdeki yaşam ile köydeki yaşam arasındaki farkı henüz kavrayamamış olan bazı hemşehrilerimiz, şehre geldiklerinde, "bana niye gerekli saygıyı göstermedi, niye hayvan kesmedi" diye sızlandılar, onları biliyorum. Bir hemşehrimiz de, ismini bilmiyorum ama olayı duydum, Derince'de yaşıyormuş. Yer yok-apartman-, ama o, kendine bir şey söyletmemek için misafirine balkonda hayvan kesmiş.

Peki geleneklerimizde kadın erkek ilişkilerine bakış açımıza gelirsek?...

Kadın erkek ilişkileri Çerkesler'de çok değişik. Çoğu zaman resmi.


Cankat Devrim'in el sanatları çalışmalarından bir örnek


Köylerde tabi, büyük aile tipi oluyor, o zaman büyüklerimiz de oluyor, avluda, büyüklerin gölgesinde, büyüklerden sakınarak yaşam sürdürülüyor. Şehre geldiğinizde ne yapıyorsunuz, bir apartman dairesine sıkışıp kalıyorsunuz. Karşılaşmamak imkansız. (Bir Çerkes evinde, böyle büyük babalar varsa, evin oğlu, eşiyle birlikte, babasının yanında, ortalıkta gözükmez. Aynı sofraya oturmaz.) Aile, bir sebeple köyden ayrılıp şehre geliyor, bu sefer ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Küçücük bir apartman dairesi, nasıl olacak şimdi? Bir müddet, balkonda, şurda burda idare edilmeye çalışılıyor. Artık evin reisi bakıyor ki; şartlar çok değiştirmiş, çok zorluyor, ondan sonra "gelin şuraya oturun" diyor, emri vaki yapıyor. O andan itibaren o davranış şekli, Xabze'nin o şekli o mekanda değişmiş oluyor. Bazıları biraz daha gayret ediyorlar, bir süre daha sürdürüyorlar onu, Mesela benim, geçen oturduğum evde apartman dört kardeşe ait idi. Büyük kardeşlerin olduğu yerde gelinlerin konuşmadıklarını gördüm. Seslerini onlara duyurmuyorlardı. Bunlar, çok varlıklı ailelerdi. Ama şımarmamışlardı. O, onların görgüsüydü ve onu sürdürdüler. Günümüz insanlarına bir bakın, arada bir sınır bırakmıyorsanız karşınızdaki insanla, bazen onur kırıcı, rencide edici davranışlarla karşılaşabiliyorsunuz. Artık, karşılıklı alışkanlıktan doğan bir sonuçla, birbirine karşı dikkat ortadan kalkıyor, birbirlerini kırmaya başlıyorlar. Bu gibi şeyler oluyor. Ama o aile diretti, o ailenin büyükleri hayatta olduğu sürece, Xabze o evde devam etti. Onlardan sonra gelen nesilde, -onlar köy kökenli insanlardı- onların çocuklarında artık böyle şeyler yok. En sonunda, elimizde ne kaldı şimdi, şehirde yaşamla? Eski yaşamın problemlerine cevap verecek olan anahtarlar, artık onlara hayatta gerek kalmadığı için yalnızca hatıra olarak kaldılar. Xabze'den şehirde sadece görgüye dayalı, insanların toplumla ilişkileri, karşılıklı bireysel ilişkileri seviyesindeki kısmı kaldı. Şimdi şehir hayatında geçerli olanlar onlar. Atımız yok, artık atla ilgili Xabze – ki onların her birinin bir sebebi vardı- ortadan kalktı. Eskiden karşınızdan gelen adamın dostunuz mu, düşmanınız mı olduğunu kestiremiyordunuz, ona göre tedbir alıyordunuz. İnsanın silahını en rahat kullanabileceği yer sol taraftır. Tüfeğinizi oraya çeviriyordunuz. Ok ve yay kullanırken de en rahat, oku o tarafa atıyorlardı. Onun için, karşıdan gelen erkekse, onu hep sol taraflarına alıyorlardı. (Yalnız bizde değil, mesela; zeybeklerde de var bu. Hiç güvenmedikleri adamı sağ taraflarına geçirmezlerdi.) Yani her davranışın bir sebebi var, Xabze'yi özel kılan şey de bu belki... Şehir hayatında bunlara yer kalmadığı için, bunlar ortadan kalktı ama, "yüksek insanlık prensipleri" diyebileceğimiz, toplumsal ilişkilerdeki görgü kuralları; işte bunlar yaşamak zorunda. Bunların ortadan kalkmasını gerektirecek bir mazeret yok. Şehirde kala kala elimizde kalanlar bunlardır. Değişmelerin sebepleri malum, işte demin bahsettik, köydeki büyük aile ortamından, dolayısıyla daha büyük bir çevreden, (o köy bir aile sayılıyordu.) şehre gelince ister istemez bir apartman dairesine veya bir gecekonduya sığındığımızda otomatik olarak, eskiden lazım olan anahtarlar çalışmaz oluyor. Bu, insanın içinde yaralar bırakıyor, eskiler birden bire terk etmiyor bunları, çaresiz kaldıkları ana kadar mücadele ediyorlar, sonra da iş bitiyor. Ben de şehirde yetiştim, köyde büyümedim ama; Çerkesliğimin farkına vardığım zamandan beri bir şeyler öğrenmeye çalıştım, bir şeyler görmeye çalıştım. Aklımı kullanmaya çalıştım, çünkü Xabze'nin insanlara verdiği bir kolaylık var. Xabze'yi hazır olarak birisinden öğrenirseniz, o zaman Çerkes toplumu içerisinde zahmet çekmiyorsunuz, sırıtmıyorsunuz. Zor duruma düşmüyorsunuz. Her duruma uyan bir anahtar var orda da. Şimdi günümüz hızlı yaşantısına bir bakın. Eskiden çocukları; büyük anneler, büyük babalar büyütürlerdi, artık bunlar yok. Tek tek ayrılmış insanlar, genellikle, anne çalışıyor, baba çalışıyor. Dolayısıyla çocuk, öğrenmesi gereken o kurallardan habersiz büyüyor. Kreşte yetişiyor. Bu da şehir hayatının bir sonucu, eskiden bir kadının çalışması gerekiyorsa büyük anne bakıyordu çocuklara, şehirde bunlar yok.

Xabze'de değişmesi kaçınılmaz olan kurallar var. Ama toplumsal ilişkileri düzenleyen kuralların mazereti yok. Kentleşmenin bunlara olumsuz etkileri var mı, bu değişim hakkında neler düşünüyorsunuz?

Etkileri çok. Bu anlatmaya çalıştığım şartlar içinde yetişen gençlerin, buraya (derneğe) gelenlerini görüyoruz. Pırıl pırıl gençler. Ama, Çerkes inceliğini herkeste görmek ihtiyacındayım. Şimdi, gördüğüm Çerkes görgüsü üzerine davranırsam; hanımlarla karşılaştığım zaman onlara öncelik tanırım. Özellikle kendi adıma değil, bir Çerkes olarak, bir insan olarak. Benden yaşça büyüğümle karşılaştığım zaman, gereken saygıyı gösteririm. Ben bunları öğrendim. Bu da, Çerkes görgü kurallarından tabi. Onların olduğu yerde her zaman, önceliği onlara tanırım. Bir kişi konuşuyorsa bir camiada- tabi söz hakkı tanınmışsa o kişiye- ben susarım, ötekiler susar. Ama gelen gençlerin kimisi bunlardan bihaber.


Cankat Devrim'in el sanatları çalışmalarından bir örnek


Yaşadıkları toplumda hangi değerler yoksa, o değerler açısından eksik geliyorlar buraya. Kimi gençler ne büyük biliyor, ne küçük biliyor... Şimdi siz benden yaşça küçüksünüz diye lakayt otursam olur mu? Olmaz. Askerlerde de böyle mesela disiplin gereği olarak uygulanmaya konmuş. Ama bizim geleneğimizde bunlar doğal olarak var. Yanlış yapmamaya çalışırım, niye? Çünkü toplumumuz içerisinde, bizim toplumumuzun değer yargılarına göre hareket etmek gerektiğini ben biliyorum. Bilmediğim bir şeyler varsa, aklımı kullanıyorum. Büyüğümün önüne geçmiyorum, onun sözünü kesmiyorum. Ama davranış olarak bu gibi şeylerden habersizseniz, sadece ana-babası Çerkes olmak yetmiyor. Bir Çerkes'in aldığı terbiye gösteriyor ki; en azgın Çerkes bile, yanlış bir hareket yaptığında utanabiliyor, korktuğu tek şey o, fakat bir kısım gençlerde bunlar yok artık. Bir Çerkes İngiltere'de yaşıyorsa; bir İngiliz nasılsa öyle davranacaktır. Arabistan'da yaşıyorsa, bir Arap nasıl davranıyorsa o şekilde davranacaktır. Yani o ölçülere göre düşünüp, o ölçülere göre davranacaktır. Çerkes ölçülerine göre değil. Gençlerden bir kısmı gerçekten çok iyi niyetlidir, kendilerine, yoluyla izah ederseniz, uyum sağlıyorlar. Çünkü bizim milletimizde çocuk, sadece kendi ailesine ait değildir. Önce bütün akrabalarına, sonra köye, sonra da bütün millete aittir. Büyüklerinizin sizi ikaz etme hakkı ve görevi var, bunu bu gençlerin bir kısmı bilmiyor. Bir kısmı da söylediğinizde "özür dilerim ben bunu bilmiyordum" diyor. Önümüzdeki zamanlarda nesil öylesine değişecek ki artık, bu konuştuğumuz her şey raflarda kalmış bir hatıra olacak. Dediğim gibi, İngiltere'de yaşıyorsak tamamen İngiliz gibi davranacağız şimdi, sağda solda, vaktiyle babaları Kafkasya'dan gelmiş, Avrupa ülkelerinde kalmış insanlara rastlıyoruz. Hiç umurlarında değil birçoğunun.

Kentleştik evet, ama güzel değişen geleneklerimiz var mı? Kentleşmeye ayak uyduran geleneklerimiz oldu mu?

Kent yaşamına ayak uyduran... Demin söylediğim görgü kuralları, kent yaşamında da geçerli, insanın hayatının her safhasında geçerli. Dolayısıyla onlar her yere uyum sağlıyor. Ama, dağdaki yaşamın şekli de Xabze olmuş, ormandaki yaşamın şekli de. Her şey bir Xabze olmuş. Sadece gelenek değil onların her birinin birer fonksiyonu var. Çünkü gelenek, yıllarca yapıla gelmiştir, ama ortalıkta bir faydası, fonksiyonu görülmemiştir. Xabze öyle değil. Xabze'de her şeyin bir sebebi var, yani bir problem var ise o probleme çözüm bulunmuş. En uygun çözüm bulunduğu için de hiç bir itirazla karşılanmıyor. Dağdaki, ormandaki Xabzenin terkedilmiş kısmını da biz terk etmedik. Buradaki hayatın farklı oluşu, zorlukları, o değişimi kaçınılmaz kıldı. Ama köylerde, oranın şartları halen eskiye uyumluysa bunlar devam ediyor. Atla ilgili kurallar bugün burada uygulanmıyor, çünkü at yok. Eskiden silah kullanmayla ilgili Xabze'ler vardı, ismi Xabze ama bu bir teknik, nasıl kullanılır? Artık elimizde kalan şey, nezaket. Nezaketin fuzuli olduğu bir yer olmaz. İnsanlığın fuzuli olduğu bir yer olmaz. Onun için her yerde geçerli. Değişime düğünler konusunda örnek vereyim. Çerkes düğünleri kırlarda yapılıyordu, orada evlenen adam, hiç bir şekilde, kendi düğününe gelmez. Çünkü büyüklerden bir sakınma adeti var. Gelini getirirler. Ama bakıyorsunuz, günümüzde, o şekilde ki düğün masrafları çok fazla, o zaman ne yapılıyor, şehirde bir salon tutuyorlar. Böylece düğüne katılacak olanlar oraya geliyor. Ama çevreye bakıyorlar ve onlara ayak uydurmak için, bizden olup, zamanla onlara katılmış olanların da etkisiyle, evlenen adam da düğüne getiriliyor. Şehirde olan "diğerleri" (Bir çoğunun kökleri bize dayansa da aslında artık onlara böyle demek durumundayız) , Xabze ile ilgili olumsuz dedikodulara başlıyorlar. Bundan rahatsız olunuyor, "geçmişte kaldı bunlar" denip onlara uyuluyor. Salon düğününün sonucunda, o köydeki Çerkes düğünü görgüsü yer değiştirmiş, kaybedilmiş olunuyor. Her şey alt üst oluyor. Çerkes müziğinin çalındığı, çoğunlukla Çerkesler'in katıldığı ama Çerkes görgüsünün bilerek çiğnendiği bir olay oluyor. Halbuki Düğün Xabze çiğnenmeden de yapılabilir, ha kırda, ha şehirde. Çerkes Xabzesi varsa ben kendi düğünüme niye gideyim? Çerkeslerde kız tarafı, kızın annesi, babası düğüne gitmezler konumlarını korurlar. Karşıdaki insanlara sıkıntı vermezler, her şeyin belli bir yolu yordamı var, ama hepsi beraber olunca doğru bunlar. İşte bu da yavaş yavaş nitelik değiştiriyor. Şimdi kendilerinin olmayan müziklerin eğilimi ile göbek atan Çerkesler var düğünlerde. Buna karşılık, şehir hayatında, gerekli şartlara sahipseniz, yaşam daha kolay, tarlada çalışmıyorsunuz, odun kesmiyorsunuz, böyle kolaylıklar var. başka büyüklerimizle de konuşun, köy hayatını da yaşamış büyüklerimiz, onlar burada kendilerini nasıl hissediyor? Şimdi ben annemi buraya getiremiyorum. Geldiği zaman biraz kalıyor, derhal buradan kaçıyor. Apartmanda hapis, halbuki memleketinde dostları var, onun dilinden anlayan insanlar var, burada yapa yalnız bir yaşlı olacak, o da çok çabuk çökecek, akranı yok dostu yok burada.

Hocam biraz da Amerika işinizle ilgili bilgi alabilir miyiz?

Benim Amerika'da bir arkadaşım var. Bana Amerika'da bir iş bulmak istedi. Kanada'da Adıge Xabze ile ilgili bir vakıf var. Bu bir hemşehrimizin, Murat Yağan Bey'in yol göstermesiyle kurulan bir vakıf. "Yaşamda ancak Adıge Xabze ile mutlu olabiliyoruz" diyen insanlardan kurulu. Çerkes kültürünü öğrenmek istiyor oradaki Kanadalılar. Arkadaşım da benden bahsetmiş. Bana mektup yazıldı. Onlara kültürümüzle ilgili bir dosya hazırladım, gönderdim. Vakıf'ın çok dikkatini çekmiş. Amerika'daki kolu benim her türlü masrafımı yüklenerek, beni oraya davet etti. Benden, Çerkes kültürüne dair yaşantımla ilgili yardım istiyorlar. Orada bir Çerkes köyü kurmak için vakıf, bir arazi almış. Çerkes kültürüne bu kadar ilgi duyduklarına göre, benden de, ne varsa, hepsinden yararlanmak isteyeceklerdir. Burada yaptıklarımız, kafamdaki işler... Bunun dışında fazla bir şey bilmiyorum, gidince göreceğim. Şubat ayının başında gideceğim, oraya çalışmaya gidiyorum yani. Yazın buraya gelebilmeyi umut ediyorum .

Bir kaç insanımızı bile olsa, kültürümüze kazandırabileceksek, herhalde bu da bir kazançtır.


Cankat Devrim'in el sanatları çalışmalarından bir örnek


[Röportaj: Ömür Enes, Kansu Dinçer, Ziya Mis]

Yazarın Diğer Yazıları

BİLGİ / BELGE

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele