"Yaşayan Efsane Xabze" Konulu Söyleşi

Pazartesi, 25 Mart 2013 09:24

Camiamızda adını sıkça duyduğumuz değerli büyüğümüz Nahit Serbes’in 2011 yılı Ocak ayında çıkarmış olduğu “Yaşayan Efsane Xabze” adlı kitabı 2.000 adet sattıktan sonra ilaveleri ile 2. Baskısını yaptı. Oldukça ilgi gören bu kitabıyla ilgili Sayın Serbes ile bir söyleşi yaptık.   

 

- Nahit Bey, sizi tanıyan okurlarımız olduğu gibi, ilk defa tanıyacak olan okurlarımıza da kendinizi tanıtır mısınız?
Öncelikle tüm okuyucularımızı ve sizleri en içten duygularımla selamlıyorum. 1945 yılında Adapazarı’nın Çaybaşı Fuadiye köyünde dünyaya geldim. Biz 8 kardeşiz, ailenin beşinci çocuğuyum. İlkokuldan sonra, ortaokula devam etmek için Adapazarı’na geldim. Babam çiftçilik yapar, yarış atları bakardı. Okumak için geldiğim kentte bir yıl ortaokula devam ettikten sonra, çalışmaya başladım. Ortaokulu ve liseyi dışarıdan bitirdim, daha doğrusu kendi kendimi yetiştirdim. Sakarya’da 40 yıl önce kurduğum ve halen devam etmekte olan kuyumculuk, pırlanta ve döviz işletmelerim var. Doğal olarak yaşımın gereği; artık daha arka planda duruyorum ama oğullarım, kızlarım ve damadım işlerimi yakından takip ediyorlar.
 
- Nahit Bey sizin bazı internet sitelerine ve kişisel sitenize yazdığınız kısa makaleler ile ilgi çekici konuları işlediğiniz biliniyor. Özellikle en son yazdığınız “Ya­şayan Efsane Xabze” kitabının ilk baskısı kısa za­manda tükendi 2. baskısının çıktığını öğrendik. Sizi Xabze hakkında yazmaya sevk eden sebep ne oldu ve kitabınızın ilgi görmesindeki hikmet nedir? Bu konuda bizi bilgilendirebilir misiniz?
Çocukluğum, Xabze  kültürünün Kafkasya’daki köklerine yakın şekliyle yaşandığı bir ortamda geçti. Hayatımın her döneminde bana rehber olan bu kültürün; akıp giden zaman sürecinin içinde, değişim geçirdiğine tanıklık ettim. Bu nedenle böyle kalıcı bir kitaba ihtiyacımız olduğuna karar verdim ve bu konuya odaklanmayı kendime görev edindim. Alın terim, göz nurum diye ifade edebileceğim araştırmalarımı, bilgi ve deneyimlerimin süzgecinden geçirdim. Kültürümüzün geçmişini, bugünkü halini ve geleceği konusunu detayları ile bizzat kültürün çıktığı ve yaşadığı topraklarda inceledim. Yıllar süren bu araştırmalarımda özellikle camiamızda merak edilen konuları öğrenmek için hangi ülkeye gitmem gerektiyse çekinmeden, üşenmeden gittim. Yaşayan değerli bilim adamlarımız ve camiamızın önde gelenleri ile bizzat görüşüp konuşarak, öğrendiklerimi yazmaya başladım. 
 
- Xabze’yi ele alırken ‘Yukurer Xabze” deyişinden hareket ediyorsunuz. Bu kavramı okuyucularımız için biraz açar mısınız?
Xabze kuralları, insani ilkeler içermektedir. Hayatlarını bu normlara göre sürdürenler, koşullar farklılaştıkça nelerin aksadığını ve nelerin değişmesi gerektiğini fark edecek bilinç düzeyine erişirler, öğretileri olabildiğince çağdaş yaşama uyarlayarak başkalarına örnek olurlar. Xabze za­man içinde bilginin edinilme hızı ve bilgi kaynaklarının artmasına bağlı olarak evrime uğrar, çağın gerektirdiği biçimlere bürünür. Bu bakımdan Xabze kültürünü yaşayanlar bulundukları yer, zaman ve konuma göre pozitif davranış biçimleri geliştirirler ve sergilerler. Bu nedenle Büyük Üstadımız olan Kazanuko Jabağı Yukurer Xabze, yani değişen zamana uyun demiş. Ben de işte öyle yaptım.
 
- Bu çalışmayı yaparken nasıl bir yöntem uyguladınız?
“Xabze” benim için her zaman ana unsur oldu. O’nun akla ve hayatın gerçeklerine kendini uyarlayan dinamik yapısı, özellikle gençlerimizin bundan kayda değer dersler çıkarabilecek olmaları beni Xabze konusunda daha derinden araştırmalar yapmaya motive etti. Bizi ileriye götürecek gerçekçi yol, bizi daha güçlü ve daha bütün yapacak olan yoldur. Hedeflerimizi ancak karşımızdaki güçlükleri yenerek tutturabiliriz. Başta Türkiye, Amerika, Ürdün, İsrail, Suriye ve benzeri ülkelerde yaşayan ve kendilerinin Çerkes olduklarını bilmelerine rağmen; Çerkes kültüründen uzak kalmış hemşerilerimizin, Xabze kitabı sayesinde, Xabze’nin evrensel değerler içeren inceliklerini öğrenmelerine fırsat sunmaya çalıştım. 
 
- Eski Xabze kurallarımızın günümüze uyarlanması konusunda ne düşünüyorsunuz? Bunun için neler yapılabilir?
Bu güne kadar yazılmış değerli yazarlarımızın bütün kitaplarını okudum, geçmişte var olan kuralları araştırdım, bugün yaşanan şeklini tanımladım ve en önemlisi; temel kuralları ihlal etmeden kültürümüzün yarın olması gereken şekline de ışık tutmaya çalıştım. Buna bir örnek vermek gerekirse: Son yıllarda teknoloji o kadar hızlı gelişti ki hayatımıza giren cep telefonu ve bilgisayarların değiştirdiği davranışlarımızın hangisinin Xabze kuralları içinde hangisinin dışında olduğunu bile fark edemedik. Bence artık yeni dönemin Xabze kurallarını tartışma zamanı gelmişti.
 
- Kitap yayınlandıktan sonra okuyucularınızdan ne tür dönüşler aldınız?
İnternet birçoğumuzun hayatına baskın bir şekilde girdi ve yer edindi. Kitabın adının sosyal paylaşım sitelerinde dolaşması, internet üzerinden satışa sunulması ve Türkiye’nin önde gelen kitapevlerinde satılıyor olması, kitaba olan ilgiyi kısa zamanda arttırdı. Okuyucularımdan ve özellikle Çerkes Aydınlarından aldığım olumlu tepkiler bana ne kadar doğru bir iş yaptığımı ve toplumumuzun bu bilgileri ne kadar özümsediğini gösterdi. İkinci baskıya daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış ve tarihi öneme sahip olan bazı bilgiler ilave ettim. 
Örneğin; “Çerkes Ethem’in Lut gölü kenarındaki Cebel Zey tepesinden dürbün ile 1948 Arap İsrail savaşını canlı olarak izlerken, yanındaki arkadaşı Mecacıko İdris Şapsug’a savaşın gidişatı hakkında neler söylediği?” gibi.
Kitaba ilgi ilk çıktığı günkü gibi artarak devam ediyor. Şayet bu kitabın okuyucularımın hayatına olumlu bir katkısı oluyor ise, bu beni ziyadesi ile hoşnut eder. 

- Buradan sizi tanıma fırsatı bulan okuyucularımıza ve hemşerilerimize vermek istediğiniz mesajınız varsa onu da rica ediyoruz.
İnsan “oluş” süreci hiçbir zaman sonlanmayan bir varlıktır. Bu nedenle, birey ancak bir süreç içerisinde insan olmayı gerçekleştirebilmektedir. Bu kendini inşa süreci, başkalarıyla birlikte hoşgörü ve diyalog ile yürünen bir yolda mümkündür. Xabze düşünce yapısından hareket eden her birey şunu bilmelidir; Bir Çerkes özdeyişi, Xabze’nin dört prensip üzerine bina edildiğine dikkati çeker. Bunlar; “üretmek”, “sabretmek”, “kıyabilmek” ve “utanmaktır”. Bu ifadeler, her dönemde Xabze’nin diri tutulması için gerekli, temel altyapının neler olduğuna dair ipuçları vermektedir. Asıl olan davranışlardan ziyade, onların dayandığı bu temel değerlerdir. Bu değerlerin en başında üretimin yer alması ise Xabze’nin dünyayı nasıl kökten kavradığının bir göstergesidir.  
Çerkes dilinde “kıyabilmek” anlamındaki kelimeyle kastedilen şey de her Çerkes’in yapmakla yükümlü olduğu bir keyfiyettir. Xabze, sahip olunan her şeyi yeri geldiğinde toplumun diğer bireyleri için gözden çıkarabilmeyi, paylaşabilmeyi en önemli erdemlerden sayar. Bu anlamda; Xabze kurallarına önce kendimiz, sonra ailemiz olmak üzere sahip çıkmalıyız. 
 
- Üzerinde çalıştığınız başka projeleriniz var mı?
Beş yıldan bu yana Sakarya’nın Maksudiye köyünde Çerkes kültür evi ve bu kapsamda oluşturmakta olduğum Kültür Müzesi çalışmalarım devam ediyor. Kalıcı ve kültürümüze yakışır bir bina yaptırmaya çalışıyorum. Bitim aşamasına gelen bu projem hakkında detaylı açıklamayı daha sonra yine sizinle yapacağım.
 
- Duruşunuz ve toplumumuz için olan gayretleriniz ile camiamızın her kesiminden saygı ve sevgi görüyorsunuz. Sizi bu faaliyetlerinizden dolayı tebrik ediyoruz. Bize zaman ayırdığınız için ayrıca teşekkür ediyor, anlamlı çalışmalarınızın devamını diliyoruz.
Asıl ben bu güzel kültürümüzü ayakta tutmaya ve geliştirmeye gayret eden başta Federasyonumuz olmak üzere tüm Deneklerimize ve kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Ayrıca size de gösterdiğiniz ilgi ve destek için teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. 
 
Röportaj: Filiz Kaplan
© NART Dergisi 85. sayı
 

Yazarın Diğer Yazıları

BİLGİ / BELGE

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele