Osmanlı İmparatorluğu Sağlık Kurulu’na Rapor. Samsun, 20 Mayıs 1864

Cuma, 10 May 2013 07:18

 

Osmanlı İmparatorluğu 
Sağlık Kurulu’na Rapor.

Samsun, 20 Mayıs 1864

Baylar, Samsun’a 6 gün önce geldim. Kentin ve talihsiz göçmenlerin içinde bulundukları durumu tarif etmeye sözcükler yeterli değil. Kentin hanlarında, harabe binalarında ve ahırlarında yığılan Çerkeslerden  (8.000 ila 10.000 kadar) gayri, Irmak ve Dervent’teki kamptan gelen 30.000’i aşkın insan meydanları doldurmakta, caddeleri tıkamakta, sahipli arazilere girmekte, her yeri işgal etmekte ve gün boyu buralarda kaldıktan sonra ancak gün batımından sonra ortalıktan çekilmektedir. Kapı eşiklerinde, dükkân önlerinde, yolların-meydanların orta yerlerinde, bahçelerde, ağaç diplerinde, her yerde, hasta, ölmek üzere ve ölmüş insanlar dolu. Göçmenlerin bulunduğu her yer, her sokak köşesi, uğradıkları her bir nokta bir enfeksiyon yatağı haline gelmiştir. Karantina bürosunun birkaç adım ötesindeki ancak 30 kişi alabilecek bir depo binası önceki güne kadar hepsi hasta veya ölmek üzere olan 207 kişiyi barındırıyordu. Ben bu bulaşıcı hastalık yuvasını boşaltmayı üstlendim. Bu korkunç izbenin içine girmeyi hamallar bile reddetti. Oradan, değerli iş arkadaşım Ali Efendi’nin yardımı ile çürüme halinde birçok ceset çıkarttım. Bu olay kentte kalmalarına izin verilen göçmenlerin acıklı durumu hakkında bir nebze fikir verebilir. Trabzon’da gördüklerim Samsun kentinin sergilediği ürkünç manzara ile kıyas kabul etmez.

Kamplar ise bundan daha az iğrenç bir manzara sergilemiyor. 40.000 ila 50.000 kişi, kesin bir yoksulluk içinde, hastalıkların saldırısı altında, büyük kısmı ölüp giderek, başlarının üzerinde bir çatıdan, ekmekten ve mezardan bile mahrum, buraya atılmış durumdadır.

Mutasarrıfı, donup kalmış ve böylesi bir acil durumda ne yapacağını bilemez durumda buldum. Ata Bey’in ne parası var ne de kredisi. Ölüleri kaldıran adamlara ödeyecek parası bile yok. Pazarda ona peşin parasız hiçbir şey verilmiyor. Kefen için birkaç metre kaput bezi bile. Göçmenlerle ilgilenecek hiç kimse yok. Ölüleri gömmek için bir düzenleme yok. At yok, araba yok, tekne yok, hiçbir şey yok.

Büyük çoğunluğu günlerdir bir şey yememiş olan göçmenleri beslemek için derhal çare bulmak gerekiyordu. Birçok mısır tüccarına ve özellikle de Bay Serkis Kirorkyan’a başvurdum. Onları Mutasarrıfla bir araya getirdim. Şimdi onların sağladığı unu kullanmaktayız. Benimle birlikte buraya gelen İsmail Bey her bir göçmene günde 50 Dram (yaklaşık 200 gr. Ç.N ) ekmek verilmesini gözetiyor. Ayrıca, bir miktar da hint mısır unu buldum ve bu kısıtlı olanaklarla 70.000 ila 80.000 sürgüne biraz rahatlık sağlayabildik.

İkinci sorumluluğum ölülerin kaldırılması için bir düzenleme yapmaktı. Bunun için karantina bürosunun sandığına başvurmam gerekti. Orada birkaç yüz lira buldum. Sonra kentin boşaltılması ve limandaki 11 gemi ve 7 büyük sandalda bekletmekte olduğum Çerkeslerin karaya çıkarılması için girişimde bulundum. Yolcular kentten birkaç mil uzaktaki Kumcuca’da karaya çıktılar. Buraya son üç günde kentteki kovuklardan çıkardığım 3.000 ila 4.000 kişiyi yolladım. Kentin boşaltılmasına devam ediliyor, ancak sandığın kaynakları da tükenmek üzeredir.

Çözmek zorunda olduğumuz sorun mutlak para ve polis gücü yokluğudur. Hükümet kargaşayı önlemek için parasal desteği ve bir polis gücünü sağlamakta acele etmelidir. Şu an burada, yiyecek ekmeği olmayan 70.000 ila 80.000 kişi bulunmaktadır ve bunların kargaşa yaratabilecek davranışlarını denetim altına alabilecek hiç kimse yoktur. Keşke Ekselans Büyük Vezir buraya gelip bu kadersiz kentin ve kampların sergilediği manzarayı görebilseydi.

Türk Hükümetinin bu kadar büyük bir nüfusu başka bir yere çabucak taşımasının kolay olmadığının bilincindeyim. Ne var ki, göçmenler için gerekli para miktarını yollayarak Mutasarrıfa yardımcı olabilecek de yalnızca Hükümettir. Parayla kent ve Irmak boşaltılır, göçmenler Kumcuca veya Dervent’te sağlıklı kamplara yerleştirilebilir, giyecek, çamaşır, sabun hemen satın alınabilir, erzak temini garanti edilebilir. Bir kez daha yineliyorum: Burada 70.000 ila 80.000 göçmen var. Birkaç güne kadar bu sayı ikiye katlanacaktır. Böylesine büyük bir insan kitlesi nasıl denetlenebilir? Nasıl beslenir ve gereksinmeleri nasıl karşılanabilir? Bu göçün bu şekilde kendi haline bırakılması gerçek bir felaket olacaktır.

Limanda,10.000 Çerkes’i İstanbul Boğazı ağzındaki büyük limana taşıtmak amacıyla kiralamaya teşebbüs ettiğim 10 ila 20 büyük tekne var. Kaynak yetersizliği nedeniyle yola çıkmalarını ertelemek zorunda kaldım.

Sonuç olarak, Mutasarrıfın hiç parasının olmadığını belirtiyorum. Burada günlük ekmeğe gereksinimi olan 70.000 ila 80.000 kişi vardır ve burada yeterli unumuz olsa bile mevcut fırınlar yeterli olmayacaktır; peksimete gereksinimiz vardır. Açlıktan ölenler vardır ve dört gündür günlük tayınlarını alamayanların sayısı da çok fazladır.

Görevli sağlık müfettişi, Barozzi , 
Çerkes Göçü”, The Times, 13 Haziran 1864, Sayfa 10

 

Report to the Board of Health of the Ottoman Empire, Samsun, May 20, 1864

http://www.circassianworld.com/Circassian_Emigrants.html

BİLGİ / BELGE

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele