Başbakanlık Arşivinde Sürgünün Gözyaşları

Çarşamba, 15 Haziran 2005 12:00

Sürgün yollarında ölen yığınların varoluş umutlarının yeşereceği günlerin anısına...

Bir zelzelenin içerisindeydik.

Ne yaşama umudumuz kalmıştı. Ne de mukavemet gücümüz.

Takvimler 1800'lü yılları gösteriyordu. Kuzey Kafkasya'da kan durmak bilmiyordu. Karadeniz'in azgın suları kötü kaderin habercisi gibi çıldırmışçasına dalgalanıyor, görenlere korku salıyordu.

Bir kavim bilinmezliğe doğru yola çıkmıştı. Ne gidecekleri yer belliydi, ne de konaklayacakları yer. Önderlerinin ardı sıra karmaşık bir meçhule doğru yol alıyorlardı

Yol aldılar. Ya yolları bitince durdular ya da kendileri bitince. Gittiler ve büyük bir eve girdiler. Ev sahibi, çaresizlik içindeki konuklarını bol odalı köşkünün, gönlünün el verdiği her hangi birine, her hangi bir şekilde yerleştirdi. Kimsenin yerleştirildiği odadan şikayet etme lüksü yoktu. Kimse itiraz etmedi. Bir şekilde hayatta kalmak gerekiyordu.

Göçmenler Komisyonuna üye katipler dur durak bilmeden yazdılar. İsimler, kardeşler, kerimeler, cariyeler, oğullar ve bunlardan ayrı bir sürü karmaşık şey. Ölenler için mezarlar hazırlandı. Mezar masrafları belirlendi. Tek tek notlar alındı, eşkaller tespit edildi ve tezkereler Maliye Nezaretine gönderildi. İskan senaryoları üretildi. Çarlık Rusya'sının himaye iddiasında bulunamaması amacıyla muhacirlerinin ellerinden Osmanlı tâbiiyetine giriş senetleri istendi. Sanki Kafkasyalılar Rus himayesini kabul etmişlermiş gibi.

Başbakanlık arşivindeki belge, "Arslan Bey riyasetindeki 101 hanenin Aziziye Sancağına bağlı Karaboğaz Kışlasına iskanından" dem vuruyordu. Büyük bir kısmı yollarda ölen muhacirlerden kalanların, derme çatma iskanından...

Bir zelzelenin içerisindeydik. Ne yaşama umudumuz kalmıştı. Ne de mukavemet gücümüz. Ya yok oluş başlıyordu ya da var olmak/var kalmak mücadelesine yeni giriyorduk. İkisi de zorluydu. İkisi de can sıkıyor ve ikisi de korkutuyordu yürekleri.

Samsun kasabasında ve sahilde misafireten iskan olunan Çerkes muhacirlerinden vefat edenlerin defni için yapılan masrafların miktarını gösterir vesika" . "Kılıçdede Tekkesinde bulunup vefat eden muhacirlerin kefen parasını havi defter" Okuyorum lakin ne okuma. Yüreğim ağlıyor. Muhacir ya ölmüş ya da ölmek üzere can çekişiyor. Biri harcadığı kefen ve sabunun maliye masarifatındaki uzantısını düşünüyor. Biri ölüyor ve yok oluyor.

"Kurupelit mevkiinde toplanan Çerkes muhacirlerinden vefat edenlerin yaş ve isimleri ile kefen masraflarını gösterir defter." Göz yaşlarım döküldü deftere. Bir ırkın, bir kültürün, bir dünyanın, bir rüyanın yok oluşu böyle olmamalıydı. Hissettiğim acı karşısında bütün varlığım yok oluşa karşı müthiş bir direnç geliştirmişti. Artık üzülmüyordum. Ümit kaplamıştı yüreğimi. Eğer bir şeylerin bedelini ödemişlerse ölen insanlar. Beklenen güzel günler gelecekteydi. Filozof haklıydı, "Beklenen güzel günler gelecekse çekilen ıstıraplar kutsaldır."

Başbakanlık Arşivi bu ve benzeri belgelerle dolu, himmet bekliyor. Bu belgeler gün yüzüne çıkmalı. Bir kaç eksik çalışma dışında bu belgeler hiç değerlendirilmedi. Bu konuya diaspora aydınları el atmak zorundadır.

Düşünsenize...

Derbent'de hastalıklar yüzünden vefat edenlerin isimleri ve künyeleri.... (17440)

Dereköy'de vefat eden Çerkes muhacirleri... (17439)

Terme kazası ve Akçay kazasında vefat eden muhacirler ve isimleri..... (17448)

Batum kazası ve civarında iskan olunan Çerkeslerden çiçek hastalığı ile ölenler..... (17459)

Çarşamba kazasında vefat eden Çerkeslerin isim, künye ve kabile isimleri... (17470)

Kılıçdere'de vefat eden Çerkes muhacirlerin isimleri ve vefat yaşları.... (17581)

Bunların dışında iskanın gelişimi, iç göçler, gelen insanların listeleri, Çarlık Rusya'sının sürgün baskıları, Osmanlı Devletinden yardım talepleri gibi bir sürü karanlık noktayı Başbakanlık arşivindeki belgelerle aydınlatmak mümkündür.

Sonuç olarak yüzlerce defter araştırmacı tarihçileri bekliyor. Acıya dayanmasını bilen,

sabırlı ve iradeli araştırmacıları. "Sürgünün Karanlık Tarihi" Başbakanlık arşivinde aydınlatılmayı bekliyor.

Varolmak için sürgünün adını koymalıyız. Nereden geldiğimizi bilmek zorundayız. "Nereden geldiğini bilmeyen nereye gideceğini de bilemez" Kuzey Kafkasyalılar, kültürlerini öğrenmek, bunu yaşamak ve geliştirmek, özünden ayırmadan dünyadaki gelişmelere uyarlamak ve köklerine bağlı gelişmelere açık bir hassasiyetle yeni nesillere aktarmak durumundadırlar.

Bütün bunlara rağmen yorumlar yok oluş üzerineydi. İnsanlar umutlarını yitirmişlerdi.

Soru acımasızdı: Gelecekten dava adına ne devraldık ki? Hangi davayı nereye götüreceğiz.

Aynen sürgünün başlangıcındaki gibiyiz. Ne gideceğimiz yer belli ne de hedeflerimiz.

Derme çatma bir iskan, derme çatma hedefler, derme çatma fikirler. Fikirlerimiz kök salmadı toprağa. Bir tarafımız hep eksik kaldı. Hiçbir zaman tam anlamıyla benimsemedik bizim olmayan şeyleri ve ayakta kaldık ama nasıl ayakta kalma. Yarım yamalak ve derme çatma.

Hangi malzemeden hangi kurtuluş çaresini çıkartacak aydınımız. Kafkas intelijansiyası diyebileceğimiz neyimiz var. Aydınlandık mı ki aydınlatalım. Aydınlanmadan aydınlatmaya kanat çırpmak boşa kürek çekmek değil mi? Hangi fikir üzerine inşa edeceğiz kurtuluş çaresini. Hangi zemin üzerinde yeşerecek umut?

Fırtınaya tutulan, yok oluşun eşiğindeki bir halkın son kurtuluş çaresi nedir? Bu soruyu bu halkın çocukları kendi kendilerine sormayacaklarsa kim kime soracak?

O halde!

"Ya ölüm şarkılarımızı yarıda keser, ya da elimizden alınan dünyadan daha muhteşemini kurarız kendimize." Yok oluşa meydan okuyoruz. Direniyoruz. Bugün güzel şeyler olsun için dün acı çekti halkımız. Ve öldü. Kurupelit'te, Derbent'te, Samsun'da, Kılıçdere'de, Harput'ta, Terme'de ve Akçay'da . Ve daha nice yerde.

Kimse unutmasın!

Sürgün nesliyiz biz. 21 Mayıs'da sürgünün yıl dönümü Buna asla hafızamızdan çıkartmamalıyız. Sürgün nesli her an direnç içinde olmalıdır. Sürgün nesli yok oluşa karşı bütün varlığı ile direnmelidir.

Unutulmasın ki her şey köklerdedir. Ve umut bir gün geçmişten aldığı güçle yeniden yeşerecektir.

Başbakanlık Arşivi, Maliye Nezareti Masarifat Defteri Katoloğu, Cilt IX, (17110) 5.12.1281 – 8.18.1281

Başbakanlık Arşivi, Maliye Nezareti Masarifat Defteri Katoloğu, Cilt IX, (17330) 12.6.1281 – 12.2.1281

Başbakanlık Arşivi, Maliye Nezareti Masarifat Defteri Katoloğu, Cilt IX, (17336) 12.13.1280 – 12.25.1280

Yazarın Diğer Yazıları

BİLGİ / BELGE

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele