Adığe Yazar Nalbiy Kuyok’un Sanat Hayatı

Pazar, 16 Aralık 2012 13:24

Ünlü Adığe yazarı Nalbiy Yunusoviç Kuyok sadece Adıgey'de degil, tüm Kuzey Kafkasya'da ve Adığe dünyasında çok iyi tanınır. Sanatçı, yaşamını ve sanatını sınırsız bir aşkla bağlı olduğu Adığe halkına adamıştır. Sanatı adeta halkının kültür ve dünya görüşüne adanmış bir şarkıdır.

 

Yazar, yeteneğini edebiyatın çok farklı alanlarında sergilemistir. Kendisi şair, yazar, dramaturg, çevirmen ve en nihayetinde cok önemli bir düşünür, filozoftur. Maykop, Krasnodar, Kiev, Moskova ve Prag'da yayınlanmış onlarca şiir ve düzyazı kitabına sahiptir. 

Nalbiy'in çok zor ve zengin bir sanat yaşamı olmuştur. Okuyucularını şaşırtmayı her zaman başaran sanatçı, bu yolda kimi zaman alışılagelmiş gelenekleri yıkmış kimi zaman da yeni metodlar denemekten kaçınmamıştır. Şiirsel üslubunu bir başkasıyla karıştırmak hemen hemen imkansızdır. 

N.Kuyok, 20 Temmuz 1938 tarihinde Adıgey'in doğa harikası köylerinden Pşiş nehri kenarındaki Kunçukohable köyünde dünyaya gelmiştir. Yazar doğduğu bölgeden şöyle bahseder: "Bjedug diyarı Adıgey'in söylenceleri, masal ve efsaneleriyle en zengin bölgesidir. Gençliğimde köyümüzde öyle ihtiyarlar yaşardı ki anlattıkları hikayeler on gün sürer, onları dinlemeye en saygıdeğer insanlar gelirdi. Biz çocuklar bu hikayeleri misafirhanelerin kıyısında köşesinde saklanarak dinlerdik."

Pedagoji kolejindeki eğitiminin ardından bölgesel ve yerel gazetelerin yazı işlerinde, bölgesel radyo ve televizyon kurumlarında gazeteci olarak çalışmıştır. 1998 yılından, yaşamının son günlerine kadar Adığey Cumhuriyet Yayınevi baş editörü olarak hizmet vermiştir. 

Edebiyat hayatına 60'lı yıllarda adım atan sanatçı ilk olarak şiirlerini yayınlamış, bir şair olarak kimseyi taklit etmeyip, kimseye benzemediğini hemen kanıtlamıştır. Şiirlerini yazarken sözlü halk edebiyatından ilham alan sanatçı; memleketinin güzelliğini, halkının gelenek ve göreneklerini, milli kıyafetlerini, danslarını ve Adığeceyi konu almıştır. Altını çizmek gerekir ki Nalbiy, ana dilini çok iyi bilen, dilin inceliklerine hakim bir yazardır.

Yazar, öykü, roman ve hikayelerinde XX. yüzyılın, insan ve tarih, insan ve doğa, savaş ve barış gibi global problemlerine de değinmiştir. Bu eserlerin arasında öyküleri "Muhteşem At Beçkan, Kara Dağ, Yanlızlık Ormanı" ve ünlü romanı "Ölülerin  Şarabı" yer almaktadır. Adı geçen eserlerde yazar, Adığe halkının acılarla dolu tarihini anlatmış, bütün dünyaya dağılmış olarak yaşayan halkının herşeye rağmen küllerinden doğduğuna değinmiş ve halen güzelliği, dünya görüşü ve yaşam tarzında saklı bilgeliği ile dünyayı şaşırtmaya devam ettiğini anlatmıştır.

 "Abzehlerin Annesi" hikayesi sanatçının öne çıkan eserlerinden biridir. Olaylar bütün oğullarını savaşta kaybetmiş bir anne ile ilgili eski bir halk söylencesine dayanır. Nalbiy bu hikayesinde kısa ama derin cümlelerle Abzeh bir kadının kaderini kaleme alır. Bu annenin özelinde, bitmek tükenmek bilmeyen özgürlük savaşlarında oğullarını ve eşlerini kaybeden binlerce kadının trajik hikayesini anlatır yazar. Geleneksel destansı halk sanatı tarzında yazılan eser, Adığe dilinin gizli kalmış imkanlarını ve kaynaklarını göz önüne sermiş, yazar için şüphesiz çok önemli bir başarı olarak edebiyatta yerini almıştır. 

1997 yılında yayınlanan uzun öyküsü "Kara Dağ" bütün dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. Kitabın önsözünde yazar, halkını kastederek şu cümleyi kullanmıştır: "Ben onun oğluyum, ben onun babasıyım". Ardından Adığe tarihinin en trajik ve zor dönemlerinden, halk olarak neredeyse dünya yüzünden silindikleri o zamanlardan bahseder. Bu kısa kitap çok derin felsefi düşüncelerle doludur. Yazar, sadece insanların yangın içindeki köylerini terk edip Osmanlı'ya sürüldüğü günleri anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda böyle birşeyin nasıl mümkün olduğunu da sorgular. "Kötülük" nedir ve onunla nasıl başa çıkılır sorularına yanıt arar. Roman kahramanları, iki yüz yaşındaki bilge ihtiyar Mazağ, güçlü ve akıllı adam Narıç ve onaltı yaşındaki oğlu Neşar'dır. Ata topraklarında kalmayı başaran çok az Adığe'den biri olan Neşar'ın  Adığe soyunu devam ettireceğine inanılır. Neşar Adığe halk masallarında doğaüstü güçlere sahip kahramanları anımsatır; rüzgarla birlikte uçar, akıntıyla beraber yüzer, en önemlisi insanların geçmişini görebilen; insanların, hayvanların ve bitkilerin düşüncelerini ve hislerini okuyabilen biridir. RusKafkas savaşlarında anne ve babasını kaybeden kahraman, diğerleriyle beraber Türk topraklarına göç etmeye karar verir ve Karadeniz kıyılarına yönelir. Ancak bir zamanlar Adığe köylerinin yeşerdiği topraklarda sadece "kan, gözyaşı, ceset, siyah ağaçlar ve siyah gökyüzü" ile karşılaşır. Dehşet içindeki delikanlı doğru düşünme yeteneğini kaybeder, kalbi kör ve sağır olur. 

Yazar, Neşar'ın küller içinden denize doğru yaptığı zor yolculuğu anlatır. Farklı insanlara ve çeşitli soyut imgelere de rastlar Neşar, mesela herşeyi yutup içine alan Kara Dağ gibi.

Rus askerleri tarafından iple ata bağlanarak yerlerde sürüklenen ve eğlence malzemesi edilen 7 yaşında bir kız çocuğuna  rastlayana kadar Neşar, birçok imtihan ve acı olay daha yaşar. Yaşadığı tüm acı deneyimlere rağmen bu küçük kız temizliğini ve iyi başlangıçlara olan inancını yitirmemiştir. İşte bu küçük kız çocuğu Neşar'in yeniden görebilmesini ve hayat sevincine kavuşmasını sağlar. 

Nalbiy Kuyok'un bir sonraki romanı "Ölüler Şarabı" Adığe Edebiyatı için çok önemli bir dönüm noktasıdır. Roman, Adığe tarihini Nartların yaşadığı antik dönemlerden günümüze kadar geniş bir yelpazede ele alır. Yazar eserine neden "Ölülerin Şarabı" ismini vermiştir. Çünkü sanatçıya göre insan ölünce hiçbir iz bırakmadan yok olmaz, ardından fikirleri, düşünceleri ve hislerinden oluşan bir pıhtı kalır. Yıllar içinde eskimeyen, sadece yıllanan ve keskinleşen bir şarap gibi bu pıhtı da insanları ısıtmaya devam eder.

17 ayrı bölümden oluşan roman, Hatların torunları Hatkoyes sülalesinden kahramanların hikayelerini anlatır. Bütün bu hikayeler tek bir ortak noktada buluşur, Adığelerin bu topraklar üzerinde varoldukları günlerden günümüze kadar olan tarihlerini anlatır: Nartlar, Memlüklerin Mısır'da hüküm sürdüğü yıllar, feodal Çerkesya, 19. yüzyıl RusKafkas savaşları, Egemenlik Savaşı, 2. Dünya Savaşı ve modern dönem. Roman kahramanları hem geçmişte hem bugün hem de gelecekte yaşar, olaylar bu zaman dilimlerinin hepsinde birden geçer. 

Yazar hikayesinde güçlü, cesur, korku nedir bilmez savasçı kahramanlar kullanır. Bu kahramanlar, işlerine, vatanlarına ve ata topraklarına ölesiye bağlıdırlar. Nart Kuntabeş (Şebatnıko isminin tersten yazılmış hali), Memlüklü Deder ve Kangur, lider, Redad, Çetav, Tepsav kardeşler ve diğerleri. Hayatlarını savaşmaya ve topraklarını korumaya adamış bu kahramanların sonu hemen her seferinde bu uğurda can vermekle sonuçlanıyor. 

Bu kahramanlar arasında Şair Laşın, Bilge Fenes (Senef aydınlık şarap isminin tersten yazılmış hali), Üç Nene (Neniş büyük büyük anne anlamında) gibi çok ilginç kişiliklere rastlamak da mümkündür. Romanın her aşamasında varolan bu karakterler ölümsüzdürler her daim yaşarlar. Hatkoyes sülalesinin büyük büyük annesi bilge Üç Nene, sülalesinin temsilcilerinin rüyalarına giriyor ve hayatlarının zor anlarında onlara öğütler verir. Hatkoyes sülalesinin hikayesine paralel olarak yazar, Adığe kültürü, gelenekleri ve dünya görüşlerine de değinir. Mesela Adığe dansları İslamey, Zefak ve Zeğatlat'ın güzelliğini tasvir eder. Sadece dansların kurulumunu ve oynanış şeklini anlatmaz, aynı zamanda bu dansların felsefesini ve diğer dünya danslarından onları ayıran yönlerini de gözler önüne serer. Danslarda kadın ve erkeğin; eşit şartlara sahip olduğunu, birbirlerine saygıyla yaklaştıklarını, sırtlarının ne kadar dik olduğunu, parmaklarının uçlarında sanki bir kuş gibi gökyüzüne yükselmek, tanrıya ulaşmak için dans ettiklerini söyler. İslamey dansının tüm Kafkas halkları arasında sadece Adığelerde olduğu söylenir. Dansta, gökyüzünde halkalar çizerek süzülen iki kartalın hareketleri resmedilir. Nalbiy bu romanında baş döndürücü bir dünya yaratmıştır. Burada bilge ihtiyarlar yaşar, korkusuz kahramanlar, güzeller güzeli kadın kahramanlar için gözlerini kırpmadan fedakarlıklar yapar, cesaretlerini gösterirler. 

Yazar, çocuk okurları için de sayısız eser bırakmıştır. Adığe Khabze dersi için hazırlanmış okul müfredat kitabının yazarıdır. 

Kuyok Nalbiy'in piyesleri ve senaryoları  günümüzde halen sahneye konmaya devam etmektedir. Bu piyeslerden; "Yalvarırım Beni Gömün", "Biziyuko Savaşı", "Atalarımızın Şarkısı" en önemlileri olarak gösterilebilir .

“Ölülerin Şarabı” romanı için yazar, Adıgey Cumhuriyeti Devlet Nişanı’na layık görülmüştür. Yazar aynı zamanda “Muhadin Kandur” ödülüne de sahiptir. Kuyok, Adıgey Cumhuriyeti Saygıdeğer Sanat Çalışanı, Rusya Federasyonu Yazarlar Birliği Üyesi, Uluslararası Adığe Akademisi'nin (AMAN) saygıdeğer üyesidir. Nalbiy'in eserleri bir çok dünya diline çevirilmiştir: Gürcüce, Bulgarca, Çekce, Almanca, Arapça ve diğerleri. 

Nalbiy Kuyok 70 yaşına çok az bir zaman kala aramızdan ayrılmıştır. Kuşkusuz, ruhunun bıraktığı aydınlık, ömrü boyunca özveriyle hizmet ettiği ve ona layık bir oğul olmayı başardığı Adığe dünyasını ısıtmaya devam edecektir.

 

KUTAS PARANUK*
Çev.Çetao Denef Kayhan
NART Dergisi 84. Sayı

BİLGİ / BELGE

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele