Depremzedelerin Yardım Meleği: Rita De Cassia Unger

Çarşamba, 15 Haziran 2005 12:00

İzmir'den dostumuz ve hemşehrimiz Aykut GÜSAR, Ekim ayı ortalarında telefonla arayıp, Ankara Rotary Kulüplerince 30 Ekim 2000 tarihinde Ankara SHERATON otelinde, Rita UNGER onuruna düzenlenen toplantıya beni Kafkas Derneği Genel Başkanı sıfatıyla davet ettiğinde doğrusu çok şaşırmıştım.

Rita Unger ismiyle Derneğimizin ne ilgisi olabilirdi? Bir taraftan konuşuyor bir taraftan da hafızamı yokluyordum. Ancak cevap bulamadım ve dostumuz Güsar'a sordum. Kim bu Rita UNGER ve ödül töreninin mahiyeti nedir? Aykut beyin cevabı çok kısa ve aynı zamanda bir bilmece gibiydi? Eşinizle birlikte sizi kendisiyle bizzat tanıştıracağım. Sizin ve Kafder'li gençlerin Düzce depremi sırasında neler yapmaya çırpındığınızı biliyorum. O nedenle tanıştırmak istedim, göreceksiniz ve çok seveceksiniz. Sadece şu kadarını söyleyeyim. O İzmir Almanya Başkonsolosu'nun eşi, Güney Amerika doğumlu ve depremzedelerin iyilik meleğidir, şimdilik bu kadarıyla yetinmek zorundasın. Ankara'da buluşmak üzere...



Ankara Rotary Kulüplerinin bazı yöneticileriyle Düzce'ye yardım ulaştırılması sırasında güzel bir işbirliği yapmıştık. Kulüp olarak önemli katkıları olmuştu. O nedenle kendilerini tanıyordum. Almanya'dan önemli boyutta yardım organizasyonu yapıldığını ve bu işin öncülüğünü de bir bayanın yürüttüğünü biliyordum ama o kişinin Rita UNGER olduğunu bilmediğin için ön bilgileri toplamak üzere Otele biraz erken gittik. Kokteyl salonunun girişinde ve içeride ilan panolarında bir çok günlük gazetenin manşetlerinden güler yüzlü ve gerçekten de insanı etkileyen sempatik resimleriyle konuğumuzu tanıma fırsatı hazırlanmıştı. Kısa sürede tüm başlıklara göz attık. Etkilenmemek mümkün değildi. Ayrılırken bu gazete kupürlerinden bir takım istedim, sağ olsun Rita Unger'e rehberlik edip önemli bir destek sağlayan SİMENS Bölge Müdürü Aykut Bey derhal temin ettiler. Haberlerin tümünü değilse bile bazı başlıkları NART sütunlarına alarak tüm hemşehrilerimizin bilmesini istedim. İşte o başlıklardan bazıları:

MİLLİYET – EGE 14.12.1999-MELEĞE TAKDİR

Almanya'nın İzmir Başkonsolosunun eşi Rita UNGER'e, Dışişleri Bakanı sayın İsmail CEM tarafından gönderilen takdir yazısında:"17 Ağustos 1999 günü Marmara bölgesinde meydana gelen deprem felaketi ertesinde yardım çalışmalarına katkılarından dolayı derin takdir ve şükran duygularımı sunarım" deniliyordu.

Dışişleri Bakanı Sayın CEM'in takdirnamesini konu edinen AVRUPA GÜNDEMİ'nde de şu satırlar göze çarpıyordu. Rita UNGER Türkiye ve Almanya'da başlattığı yardım kampanyalarından topladığı 3 milyon 200 bin Mark değerindeki nakdi ve ayni yardımlarla Düzce'nin AZİZİYE Mahallesinde 3000 kişilik Çadırkentle bir Anaokulu yaptırarak vatandaşlarımızın gönlünde taht kurdu. Ayrıca, 71 çocuğu Düzce ODAYERİ yaylasına tatile götürerek onların psikolojik olarak tedavilerine katkılarda bulundu".

HÜRRİYET - EGE: 2.4.2000-ALMANYA'DAN MELEK GELDİ

Almanyanın İzmir Başkonsolosu Manfred UNGER'in Brezilyalı eşi Rita UNGER, felaketzedelerin en büyük yardımcısı ve dert ortağı alt başlığıyla verilen Pazar sohbetinde iki soruya verdiği cevaplar şöyleydi:

"İlk etaptaki yardımlarımız, insanların hayatta kalmasına yönelikti. İkinci etapta ise yıkılan bölgenin inşasına katkıyı hedefledik. Şimdi Hastahane ve Eğitim Merkezleri acil ihtiyaç"

"Beş aydır deprem bölgesindeyim. Hayatımın bir parçası oldu. Haftanın dört günü oradayım. Düzce'de 1000 çadırdan oluşan Çadırkentte onlarla birlikte kalıyorum. Topladığım yardım miktarı 3 milyon Mark seviyesine ulaştı."

MİLLİYET-Yaşam, 15.04.2000 -DÜZCE'NİN RİTA TEYZESİ

Rita Unger, İzmir ile Düzce arasında mekik dokuyarak üç milyon marklık yardım topladı. Yardımın toplanması kadar, bürokratik izinlerin alınması ve yardımın yerine ulaştırılması da zordur diyen ve 12 Kasım depremini Düzce'de yaşayan UNGER'in Düzce'ye bağlılık ifadeleri şöyledir:

"Çadırdaydık. Bir anda yer gürültüyle sarsıldı. Kimin ölüp, kimin sağ kalacağının bilinmediği saniyeleri paylaştık. Bu saniyeler Düzcelilerle bizi birbirimize bağladı. Düzce'de kendimi evimde hissediyorum. Eşim emekli olunca Akdeniz sahiline yerleşmek istiyoruz. Türk insanlarının sıcaklığı tıpkı bizim Brezillyalılar gibidir."

TÜRKİYE, 17.4.2000-TEŞEKKÜRLER YARDIMSEVER RİTA

Almanya İzmir Başkonsolosunun eşi Rita UNGER, kişisel gayretiyle 8 Derslik yaptırdı. Avni Akyol İlköğretim Okulunun bahçesine yaptırılan sınıflar törenle hizmete girdi. Bayan UNGER'in girişimleriyle VAİLLANT firması tarafından Almanya'da monte ettirilen konteyner banyo ve duş üniteleri Düzce'de yapılan bir törenle hizmete sunuldu.

SABAH 17.8.2000-DÜZCE'DE BİR KONSOLOS EŞİ

Türklerin yapamadığını o yaptı. Rita Unger, depremden sonra önce ADAPAZARI'na ardından da DÜZCE' ye yardıma koştu. Aradan bir yıl geçti. O yine de Düzce'yi bırakmadı. Yörenin tek prefabrik okulunda da 1400 konutlu koskoca mahallenin ihya edilmesinde de tek başına o vardır.

YENİ ASIR 19.8.2000-DÜZCE'NİN MELEĞİ RİTA

Rita Uner, deprem bölgesinde yardım çalışmalarını aylardır sürdürüyor. Rita, depremin hemen ardından Almanya'daki ilgili Bakanlıklar ve okul arkadaşlarını harekete geçirerek topladığı paralarla DÜZCE Aziziye mahallesine, kendi adı verilen bir Çadırkent yaptırmıştı. Bununla yetinmedi, bir İlköğretim Okulu ve bir de Kreş yaptırdı. Şimdi de öğrencilerin ve okulların ihtiyaçlarını gidermek için çırpınıyor.

YENİ ASIR - 5.1.2000-TÜRK GİBİ

Rita UNGER... Kamuoyu O'nu yardım meleği olarak tanıyor. Eşinin görevi nedeniyle Türkiye'de ama depremzedelere öyle sahip çıktı ki adını bilmeyenler O'nu Türk sanıyor. Depremi takiben Onbin kişilik Çadırkent, 850 kişilik İlköğretim Okulu ve 70 çocuk kapasiteli Kreş yaptırmış olan RİTA UNGER; şimdi de 1500 kapasiteli Okul ve 150 kişi kapasiteli kreş için kollarını sıvadı.

SABAH-YENİ ASIR-29.11.2000-GELİRİ DÜZCE'YE KERMES

Eşi sürekli Düzce'de çalışmaları organize etmekte olan Almanya'nın İzmir Başkonsolosu Manfred UNGER, eşine İzmir'den destek olmak üzere Alman Kadınlar Birliği ile birlikte kermes düzenledi. Hedef 15.000 Mark. İlaveten Almanya'ya sipariş edilmiş olan 300 sobayla birlikte bu yardımları Düzce'de ve özellikle çocuklara ulaştırmaya çalışıyor.

Diğer gazete manşetlerini ve bayan UNGER'in yaptıklarının devamını bir tarafa bırakıp Sheraton'daki yemekli törene dönüyorum.

Tanışma kokteyli başlar başlamaz, Ege Rotari kulüplerinin kıdemlilerinden olduğunu o gece öğrendiğimiz sayın GÜSAR ve değerli eşleri eşimle beni bayan RİTA UNGER ile tanıştırmak üzere O'nun bulunduğu yöne doğru götürdüler.

Size, çok sevdiğiniz Çerkeslerin değişik kentlerde kurulu Kafkas Derneklerinin bağlı olduğu Genel Merkezin başkanını ve eşini tanıtmak istiyorum. Size daha önce bahsetmiştim. Düzce ile ilgili ortak taraflarınız da var.

Sanki ilk kez tanışmıyorduk, yıllardır görüşememiş de yeniden bir araya gelmiştik.

Sizi ve eşinizi tanıdığıma çok memnun oldum. Ortak dostumuz Aykut Bey'den adınızı duymuştum. Hem sonra artık ben de yarı Çerkesim.

Bayan UNGER'in neler yaptığını artık bildiğimiz için çalışmalarından dolayı Çerkes toplumu adına kendisine teşekkür ederek merak ettiğim bir soruyu sordum.

Bir diplomat eşi olmanız nedeniyle çok yerler gezip çok sayıda halklar tanıdınız. Uzun süredir de aralarındasınız o nedenle Çerkesler hakkındaki intibalarınızı öğrenebilir miyim?

Mükemmel bir halk, medeni, insancıl, tok gözlü, güvenilir, başkalarının hakkında gözü olmayan ve becerikli insanlardır. Onlarla güzel işler yaptık. Ben kendimi artık onlardan sayıyorum. Böyle bir halkınız olduğu için gurur duymalısınız.

Genelde tüm depremzedelere, özelde bizim Çerkeslere yaptıklarınızı onlar da bizler de unutmayacağız. Lütfen bize bir gün bile olsa zaman ayırın sizi Derneğimize ve evimize götürmek ve konuk etmek istiyoruz. Ayrıca, yazın en uygun zamanda sizi Kuzey Kafkasya'ya Çerkeslerin Atayurduna götürmek ve Cennet misali o toprakları ve oradaki insanlarımızla tanıştırmak istiyorum. Çok beğeneceğinizden eminim.

Tekliflerinizin samimiyetinden kesinlikle eminim ve çok teşekkür ediyorum. Kafkasya'ya gitmeyi ne kadar isterdim. Kim bilir ne kadar romantik ve güzeldir. Ancak çok yoğunum ve yarın da İzmir'e Aykut Bey ve eşi ile birlikte dönmek zorundayız. Kısmetimizde varsa ileride inşallah.

Güzel sohbetimizi, yemek salonuna davet anonsu ile kesip hep birlikte salona geçtik. Yemeğin sonuna doğru Rotary kulüplerine has törenler başladı. 1953 Brezilya doğumlu ve Almanya'da tıp öğreniminde iken 1973 yılında Manfred UNGER ile evlenmiş olan Rita'nın özgeçmişi ve yaptıkları hakkında bilgiler verildikten sonra o tarihe kadar almış olduğu; Sayın İsmail Cem tarafından verilen Berat Belgesi, Tülay Aktaş Gönüllü Kuruluşlar İşbirliği plaketi, Almanya Cumhurbaşkanı'nın vermiş olduğu Liyakat Nişanı ve 12 Kasımda verileceğini öğrendiğimiz DÜZCE Hemşehrilik Beratına ilaveten Uluslar arası Rotari Kulübü adına "Dünya'yı Anlama ve Barış Ödülüne Aday gösterilmesi"ne ilişkin beratın takdimi sırasında ayakta alkışlanan Bayan Rita UNGER'in yapmış olduğu ve sözcüklerin boğazında düğümlendiği konuşmasını aşağıya aynen alıyorum:

Sayın Hanımefendiler ve Beyefendiler,

Bugün burada bir konuşma yapma onuru bana verildiği için çok teşekkür ederim.

Beni tanıyanlar benim için ödüllerin ve medyada fazla görünmenin çok önemli olmadığını bilirler.

Benim için tek önemli olan şey deprem bölgesindeki insanlardır.

Depremzedelere yardım uyuşturucu bağımlılığı gibi bir şeydir. Bu işe bir başladınız mı, artık bir daha kendinizi kurtaramazsınız, çünkü zorluk içinde olan insanlar gece ve gündüz kafanızdan çıkmazlar.

Geçen sene Ağustos ayındaki ilk depremden sonra Marmara bölgesindeki insanlara yardımcı olma kararım kendiliğinden oluşmuştu ve çevremdekiler bu kararı şüpheyle karşılamışlardı. Çünkü bu alanda hiçbir deneyime sahip değildim.

Eşime ve özellikle Hügo Boss şirketine bana verdikleri güven ve ayrıca başlangıçta ihtiyacım olan maddi destek için çok teşekkür etmek istiyorum.

Önce Adapazarı'nda faaliyet gösterdim. Oradaki askeri komutan Sn. Engin Sert'in mükemmel desteği sayesinde ilk çadırları kurdurabildim ve depremzedelere hayatta kalabilmelerini sağlayacak temel ihtiyaç malzemelerini verebildim.

Tabii ki bu konuda daha yeni olduğum için, bazen tecrübelerim pahalıya da mal oldu.

12.11.1999 tarihinde merkez üssü Düzce olan deprem meydana geldiğinde artık çok şey öğrenmiş bulunuyordum ve hemen o gece Adapazarı'ndan Düzce'ye hareket ettim.

Cesetlerle, sakat kalmış ve travmalı insanlarla sürekli karşılaşmanın ne demek olduğunu size ayrıntılarıyla açıklamak istemiyorum. Bu bir diplomat eşinin hayatında olması pek beklenmeyen dramatik bir deneyimdir.

Düzce'de bir çadır kentine benim adımın verilmiş olması beni tabii ki gururlandırmıştır, ancak ben bunu daha çok yaklaşık 10.000 korunmaya muhtaç insana hayatta kalmaları için gerekli en temel malzemeleri sağlama yükümlülüğü olarak gördüm. Eşimin desteği ile 800.000 DM nakit para ve 3 milyon DM değerinde yardım malzemesi toplayabildim.

Bu vesileyle beni desteklemiş olan tüm firmalara, özel kişilere ve Ankara Büyükelçiliğine teşekkür etmek istiyorum. Bugün burada bulunan Sn. Aykut Güsür'a, Sn. Ülkü Caner'e ve Sn. Büyükelçi Dr. Schmidt'e özellikle teşekkür etmek istiyorum.

Bağımlılık yaratan bir ilaç gibi olan "deprem yardımı" tüm bu felaketlerden sonra da beni bırakmadı. 1999 Ağustos ortasından bu güne kadar yaklaşık 30 defa İzmir'den Düzce'ye yardım malzemeleri taşıdım ve toplam olarak 100 gün deprem bölgesinde geçirdim. Depremzedelerle birlikte üşüdüm, ağladım ve mümkün olduğunda güldüm bile. Bu yaptığım iş kadar hayatımı dolduran ve beni mutlu eden bir şey yaşamımda çok nadir olmuştur.

Şimdi ilk yardımın yerini artık yeniden yapılandırma görevi almıştır. "Köprü" adlı İstanbul kadın örgütü ve İstanbul'daki St.-Pauls-Kilise cemaati ile birlikte Düzce'de bir okul ve çocuk yuvasının yeni inşaatını ve döşenmesini sağlayabildik. Başka bir okulun donatımı ve travmalı çocukların bakımı benim için şu anda ön planda olan görevlerdir.

Sanırım Düzce ile olaş ilişkim eşim beni uçağa zorla oturtup bundan sonraki tayin olduğumuz yere götürene kadar sürecektir. Bunun ne zaman olacağını ise henüz bilmiyoruz.

Almanya Cumhurbaşkanı beni çalışmalarımdan dolayı Federal Liyakat Madalyası ile onurlandırmıştır. Türkiye Dışişleri Bakanından bir teşekkür belgesi ve çeşitli kuruluşlardan ise çok sayıda plaket ve sertifika almış bulunuyorum. Tüm bunları evimin baş köşesine yerleştirdim.

Benim için tüm bu ödüllerden daha da önemli olan şey ise Düzce'deki çocukların bana duygularını ifade ettikleri mektuplar olmuştur.

Sonuç olarak kendi kendime soruyorum, acaba ben kendim verdiğimden çok daha fazlasını aldım mı diye.

Deprem bölgesindeki faaliyetlerimden dolayı beni ödüllendirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Ancak, Düzce'deki çocukların bakışlarındaki mutluluğun benim için en büyük ödül olduğunu söylemeden edemeyeceğim.

Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim ve görevimi daha uzun süre devam ettirmeyi ümit ederim.

BİLGİ / BELGE

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele