Kafkas Halkları'nın Özgürlük Savaşı

Çarşamba, 15 Haziran 2005 12:00

"Bizimle doğrudan doğruya savaş alanında karşılaşın.", dedi General. "İşte o zaman, sayınız ne kadar fazla olursa olsun sizi yeniriz. Fakat şimdi bir arı sürüsü gibi çevremizde uçuşarak bizi taciz ediyorsunuz ve biz de, karşılık vermek üzere etrafa baktığımızda kimseyi göremiyoruz." diye ekledi, gülerek. Ve ardından bir avuç barutu havaya saçarak, "işte otlardaki bu taneler kadar bulunmaz oluyorsunuz." dedi.

19.Yüzyıl'ın Kafkas-Rus Savaşları'nda tarih sahnesine ismini yazdırmış ünlü Rus komutanlardan General Velyaminof, o dönemdeki tükenmek bilmez sıcak çatışmalardaki çaresizliği işte bu şekilde dile getiriyor Ruslar adına. Kimliği üzerine bir takım kuşkular da olsa, "Kafkas Halkları'nın Özgürlük Savaşı" adlı biyografik yapıtın sunumunda kitabın ve aynı zamanda Velyaminof'a ait bu ve bunu gibi bir çok anektodun yazarı John Longworth'un, İngiltere'de serbest gazetecilik ile uğraşmış aristokrat kökenli ve varlıklı bir İngiliz vatandaşı olduğu ifade ediliyor. Gene kitabın Türkçe çevirisini de yapmış olan Sedat Özden'in kaleminden çıkma sunumdan öğrendiğimiz kadarıyla Longworth, 1837-1838 yıllarında Kuzey Kafkasya topraklarında bulunmuş. Kitabın bazı kısımlarında ısrarla vurgulandığı üzere, o dönemde Rusya'nın kendi topraklarına sürekli olarak dahil etmek üzere uğraşı verdiği halklara desteğini her fırsatta göstermekten diplomatik bir kurnazlıkla çekinmeyen Osmanlı ve İngiltere hükümetleri ile yazarın resmi anlamda herhangi bir ilişkisi yok. Ancak Longworth'un, sıcak savaşın tam beşiğinde olan özgürlükçü Kuzey Kafkasyalılar'ın dindaşları Osmanlı ve Avrupa'da büyük prestij sahibi İngiltere Devleti'nden ısrarla ve kusursuz donanımlı Rus ordusuna karşı şiddetlenen bir çaresizlikle askeri ve politik yardım beklediği sırada bu savaş topraklarına ayağını basması, Çerkes insanına hiçbir hükümeti temsilen değil, yalnızca seyahat ve bireysel yardımda bulunma amaçlı gelmiş olduğunu anlatmakta bir hayli güçlük çekmesine neden oluyor. Yine de Longworth'un bu iddiasına bir okuyucu olarak tam anlamıyla inanmanız zor olabilir.

Kitapta sürgün öncesi Kuzey Kafkasya kültürü ve Çerkes genel karakterine dair çok ilgi çekici ayrıntılara rastlamak mümkün. Örneğin Savaş döneminde General Velyaminof tarafından yazılmış, tehdit ve hakaret boyutuna varan söylemler içeren bir mektubun Çerkes elçilerince, savaş bölgesinde kabile thamadelerine getiriliş olayı söz konusu. Velyaminof'un tehdit dolu bu "son uyarı" mektubuna Çerkesler'in ne denli alaycı ve küçümseyici bir ifadeyle yaklaşmış oldukları, Çerkes yapısındaki belirgin özelliklerin okuyucuya neredeyse "koklatıldığı" satırlarla dile getirilmiş. Bakın, Longworth bizlere bu karakteri nasıl aktarmış: "... bu bildiri ... abartılı küfürler ve tehditler ile sadece Çerkesler'in kalplerine korku ve dehşet saçma amacını taşımaktadır. Eğer General de bizim gibi, mektubunun Meclis'e (Xase) okunması sırasında sık sık yükselen aşağılayıcı kahkahaları duysaydı sanırım ki o da, bu yazdıklarından dolayı büyük bir utanca kapılırdı." (s.94). Yine yazardan, tarihçi Pallas'ın Çerkes Pşıları'nın davranışlarının, Avrupa'daki şövalye tavırlarına çok benzemekte olduğundan Kabardeyler'in Töton şövalyelerinin kurduğu bir koloniden geldikleri gibi ilginç bir savı ileri sürdüğünü öğreniyoruz. Yazar kitabın çoğu kısmında İslam öncesi ve sonrası Çerkes kültürünün ve Çerkes kabilelerindeki adalet sisteminin çok doyurucu değerlendirmelerini yapıyor. Yönetimdeki resmiyet yoksunluğuna karşın kabileler arası hukuk düzeninin kusursuz işleyişine Longworth'un gözlemleriyle tanık olacaksınız. Henüz on altı yaşında "tley" olmayı seçmiş bir gencin cansız bedeninin köyüne getirilişindeki seremoniler, Kuzey Kafkasya'nın dağlık ve ormanlık alanlarına daha hakim olabilmek amacıyla Ruslarca kurulmuş, ancak bir hapishane halini almaktan fazlası olamamış soğuk duvarlı kaleler, yemek sonunda tüketilen hayvanın kürek kemiğine thamadelerce bakılarak yapılan kehanetler, Kafkasya'da düzenli ordu kurulamamış olmasının ardında yatanlar ve hatta Wuig'in çoğumuzca bilindiği şekilde ayaklarla yapılan figürlerin öne çıktığı değil, gövdenin bir takım dalgalanmalarının temelini oluşturduğu bir dans olduğu savı ve daha nice ilginç sürgün öncesi savaş izlenimlerini İngiliz yazarın kaleminden çıkan bu satırlardan okuma fırsatı bulacaksınız. Rey Yayıncılık'ın yayınladığı kitabı bulunduğunuz ildeki derneklerden ve www.kafder.org.tr yoluyla temin edebilmeniz mümkün.

 

BİLGİ / BELGE

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele