Güney Osetya Sorunu

Çarşamba, 15 Haziran 2005 12:00

Sovyet yönetimi altında, Kuzey Osetya ile Güney Osetya birbirinden ayrı iki statü ile yönetilmişlerdir. Kuzey Osetya Rusya Federasyonu içerisinde önceleri özerk bölge statüsü taşırken, sonra 1936 yılında Özerk Cumhuriyet statüsü kazanmıştır. Güney Osetya'ya ise 1922 yılında, Gürcistan Özerk Cumhuriyeti içerisinde Özerk Bölge Statüsü verilmiştir. Ancak Sovyet Yönetimi süresince Gürcistan sınırları içerisinde yaşayan Osetler tıpkı Abhazlar gibi "Gürcüleştirme" politikasına maruz bırakılmışlardır.

1989 yılında, Sovyet Yönetiminin sonlarına doğru ise bu politikaya yeniden hız verilmiş, örneğin Gürcü Hükümeti kamusal alanda, okullarda ve üniversitelerde Gürcü dilinden başka dillerin kullanılmasını yasaklamıştır. 1991 yılında bağımsız devlet olarak seçimlere giden Gürcistan'ın ilk Cumhurbaşkanı Gamzahurdia'nın ilk işi ise, Gürcistan'ın "Gürcülerin devleti" olduğunu ilan etmek olmuştur. Bunun anlamı Gürcistan toprakları üzerinde hiç bir özerk statüye izin verilmemesidir. Böylelikle Güney Osetya'nın özerklik statüsüne son verilmiş, Gürcüler ülkenin sahipleri, Abhaz ve Osetler ise "misafirleri" ya da ayrı millet olma taleplerini sürdürdükleri takdirde "düşmanları" olarak ilan edilmişlerdir. Diğer yandan 1991 yılında Gürcistan'ın bağımsız devlet statüsü elde etmesiyle birlikte dünyanın bölünmüş halklarından birisi olan Güney Osetler için eskiden mevcut -ve ehven-i şer olan durum- yeni bir boyut kazanmıştır. Kuzey ve Güney Osetler eskiden aynı devlet içerisinde yönetsel olarak ayrı yaşıyorlarken, bu defa iki devletin sınırlarıyla birbirlerinden ayrı düşmüşlerdir. Bu durum Güney Osetya'da yaşayan Osetleri Rusya Federasyonu sınırları içerisinde kalan Kuzey ile bağlarını yitirip, Gürcistan toprakları içerisinde büsbütün içlerine kapanıp, yalnızlaşmak durumunda bırakmıştır.

Gürcistan'ın Gürcüleştirilmesi politikasında Osetler'e düşen ilk pay, 1989 Kasım ayının 23'ünde Gamsakhurdia'nın 40.000 askerinin Güney Osetya'nın Başkenti Tskhival'i işgale girişmesi olmuştur. Bu durumda Güney Osetya için iki seçenek kalmıştır. Ya Gürcistan'dan eski Özerk Cumhuriyet statüsünün yeniden tanınmasını istemek ya da Kuzey Osetya ile birleşmek. Birinci seçeneğin önü, 1990 Mart ve Haziran aylarında Gürcistan Yüce Sovyeti'nin aldığı kararlarla kapanmış, Güney Osetya'nın siyasal özerkliğinin teminatı olan anayasa maddeleri askıya alınmıştır. Ancak Güney Oset Özerk yönetimini temsil eden kurumların çalışmasına engel olunamamış, sadece Osetler'in yeni koşullara uygun biçimde yeniden siyasal yapılanmaları engellenmiştir. Bu baskılar karşısında ise Osetler Güney Osetya Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan etmek durumunda kalmışlardır. 9 Aralık 1990 tarihinde seçimlere gidilmiş, 11 Aralık tarihinde ise Gürcistan parlamentosu Güney Osetya'nın özerkliğine son vererek, Osetler'in yaşadığı bölgelerde sıkıyönetim ilan etmiştir.

6 Ocak 1991 tarihinde ise Gürcistan Ordusunun askerleri ile çeşitli aşırı milliyetçi partilerin destek verdiği milis güçler, Tskhival'i işgal ederler. Oset Halk Cephesi, Ademon Nykhas Güney Osetya'nın verdiği mücadelenin başını çeker ve Osetlerin büyük kayıplar verdiği çatışmalar 1992 Haziran ayına kadar kısa aralıklarla devam eder. Bir çok Oset köyü yakılıp, yıkılır, katliamlar yapılır. 100.000 kadar Oset Kuzeye ve Rusya'nın diğer bölgelerine göç etmek zorunda kalır. Gürcü kuvvetleri Tskhivali'yi terk ederken, kenti abluka altına alırlar. Her alanda tam bir ambargo uygulayarak, Güney Osetya'nın Kuzey ile ilişkisini büsbütün kesmek üzere, Rouk tünelini kapatırlar. Böylelikle bölgenin elektriksiz, yiyeceksiz, ilaçsız kısacası her türlü gereksinimden yoksun bırakılması hedeflenir. Güney Osetya'nın ambargo altındaki durumu, 28 Nisan 1991 tarihinde bir çok evi, yolu, işletmeyi tahrip eden depremden sonra daha da kötüleşir. Gamsakhurdia rejiminin 1992 Ocak ayında düşürülmesiyle birlikte Osetler'in durumunun iyileşmesi umutları yeşermeye başlarsa da beklenenin tam tersi gelişmeler olur.

Osetler üzerindeki baskılar uluslararası camiada "demokrat" olarak ünlenmiş, Shevardnadze'nin iktidara gelip de, Gürcistan'ın bağımsız devlet statüsünün tanındığı dönemde daha da artmıştır. Yeni yönetim de "askeri çözümü" tek yol olarak görmektedir. 1992 Nisan ve Mayısında Tskhinval yeniden ateşe tutuldu ve kentin doğusu işgal edildi. 20 Mayısta Rouk tüneline doğru yola çıkmış olan Oset göçmenlere saldırılarak, yapılan katliamlara bir yenisi eklendi. (Çoğu kadınlardan oluşan 36 kişi öldürülür). Bu arada Kuzey Osetya'ya göçedenlerin sayısı 80.000'i bulmuştur. Göçmenlerin çoğu Vladikavkas'a yerleştirilmiştir. Göçmenlerin gelişi ile birlikte Kuzey Osetya'nın ekonomik durumu kötüleşmiştir. Buna rağmen, Kuzey, Rusya'dan aldığı elektriği Güneye ileterek, ambargonun yarattığı sorunları bir ölçüde hafifletmeye çalışmıştır. Bu arada da Gürcüstan'a giden doğal gaz hattını kapattığı için Kuzey Osetya Gürcistan ile bir savaşın eşiğine gelmiştir. Rusya arabulucu olarak araya girmek zorunda kalmıştır. Üzerindeki ekonomik baskılar ve uluslararası alanda prestij kaybına uğramak tehlikesi nedeniyle Gürcistan Rusya'nın da araya girmesiyle 26 Haziran 1992'de ateşkes ilan etmek durumunda kalmış ve müzakereler başlamıştır. Ancak müzakerelerin tarafları Gürcüler ve Osetler değil, Gürcüler ve Ruslar olur. Böylelikle temeldeki sorunlara hiç bir siyasal çözüm getirmeyerek, fiili durum üzerinden çözümler arayan bir süreç başlatılmıştır. Oset, Gürcü ve Rus askerlerinden oluşan bir barış gücü oluşturulmasına da karar verilmiştir ve uygulamasına başlanmıştır. Güney Osetya'da çatışmalar durmuş, ama hiç vakit geçirmeyen Gürcü ordusu 1992 Ağustos ayına gelindiğinde Abhazya üzerine yürüneceğinin sinyallerini vermeye başlamıştır.

Söz konusu yeni dönemde Güney Osetler bir yandan 3 yıl süren ambargo koşullarına direnirlerken, diğer yandan Kuzey ile daha yakınlaşmanın yollarını araştırmışlardır. Bu arada da Kuzey Kafkas Halkları ve Cumhuriyetleriyle daha yoğun bir ilişki içerisine girmiş. 1993-1994 özellikle belirginleşen bu gelişmede, başlıca itkiyi Güney Osetya'daki yeni yönetim ile, Moskova'dan beklenen desteğin alınamaması oluşturmuştur. Güney Osetya'nın Kafkas Halkları Federasyonu ile yakınlaşmasına Kuzey Osetya da destek vermiştir.** Kafkas Halkları Federasyonu ise, özellikle Abhazya'da elde edilen başarıdan sonra, Gürcistan'ı, Güney Osetya'ya askeri bir müdahalede bulunmaması konusunda uyarmıştır.

1994 yılı Şubat ayında Gürcistan ile Rusya Federasyonu aralarında bir anlaşma imzalamışlardır. Bu anlaşma ile Rusya, Gürcistan'ın "toprak bütünlüğünü" kabul etme karşılığında kendisi için geopolitik açıdan çok önemli olan Gürcistan'daki askeri varlığına meşruiyet kazandırmıştır. Söz konusu anlaşmanın Abhaz ve Güney Osetlerin verdikleri mücadele üzerinde ileride nasıl etkiler yaratacağı henüz bilinmemektedir.. Ancak bütün Kuzey Kafkas Halkları ile Diyaspora Çerkesleri, Güney Osetya ile Abhazya'da olup bitenleri yakından izlemeye devam etmektedir.

BİLGİ / BELGE

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele