Savaşın Nedenleri: Jeopolitik Çıkarlar, Ordunun Tutkuları ve Dar-Görüşlülük

Çarşamba, 15 Haziran 2005 12:00

L. Alkhazurov tarafından yapılan bu söyleşi İnguşetya'nın başkenti Nazran'da yayım yaşamını sürdüren Groznensky rabochiy gazetesinden alınmıştır.

Çeçen Meclisi Sözcüsü Ruslan Alihacıyev, yeni savaş arefesinde Çeçenya'da oluşan karmaşık ve çelişkili süreçlere ilişkin olarak hep oldukça dengeli ve ciddi bir yaklaşım gösterdi. Bu söyleşi, Alihacıyev Şali'deki evine isabet eden bomba ile yaralandıktan bir kaç gün sonra yapılmıştır. Söyleşide son Rus-Çeçen Savaşı'nın kökenlerini tartıştık: kim sorumlu, savaşın nedeni nedir?

Alkhazurov: Taraflar arasında herhangi bir sorunun çözümüne yönelik olarak zor kullanılmayacağını belirten 1997 Barış Anlaşması'na rağmen Çeçenya'da tekrar savaş başladı. Niçin?

Alihacıyev: Son savaşın bitmesinden sonra, uluslararası gözlemcilerin gözetiminde Devlet Başkanlığı ve Meclis seçimleri yapıldı. Meşru bir hükümet seçildi. Çeçenya'da durum, her yönden istikrara kavuşmaya başladı. Ekonomik canlanma belirtileri bile vardı. 1997'de 6 ay içerisinde bütçe için 40 milyar ruble toplandı. Askeri faaliyetler sırasında acı çekmiş olan halka yardım edilmesinin mümkün olduğu görüldü.

Fakat bu durum Moskova ve Çeçenya'daki bazı siyasi çevrelerin işine gelmedi. 1998'deki hükümet-karşıtı gösterileri ve bazı liderlerin kışkırtıcı konuşmalarını hatırlarsınız. Sonra Şamil Basayev, başbakanın tüm yetkilerine sahip olacak şekilde "Başbakan Vekili" olarak atandı. Birkaç ay içerisinde bütçe gelirleri 40 milyar rubleden 5 milyar rubleye düştü. Basyaev daha sonra istifa etti, fakat ekonomideki yıkıcı süreçler devam etti. Durumu daha da kötüleştirmek için Rusya bir ekonomik ambargo başlattı. Örneğin 1998'de bir damla petrol bile boru hattından geçmedi. Kendimiz de tüm sosyo-ekonomik altyapımızı çarçur etmeye başladık: utanç verici bir olgu olan adam kaçırmalar yaygınlaştı, suç büyük adımlarla büyüdü. Üstüne üstlük Çeçen mentalitesine yabancı bir ideoloji yaygınlaştı, halkın en değerli varlığına, moral değerlerine karşı bir saldırı başlatıldı. Şüphesiz bu saldırının ardında gizli servisler vardı. Bütün bunlardan kimin kazançlı çıktığını görmek zor değil. Hasavyurt anlaşmasının imzalanmasından hemen sonra Rusya delegasyonundaki pek çok kişi, yeniden güçlendikten sonra Çeçenya'ya tekrar gelmeyi planladıklarını açıkca ifade etmişti.

İçkerya'da çıkarı olan sadece Rusya değil, Batı ve Doğu'nun da çıkarları var. Bir anlamda Çeçenya'nın Kafkasya'nın anahtarı olduğu gerçeği ve Hazar petrolü önemli faktörlerdir. Gizli servisler bu yıkıcı faaliyetlerine bazı Çeçen liderleri de bulaştırmakta başarılı oldular. Bu liderlerin bazıları satılmıştı, bazıları da kandırılmış.

Tabii ki Çeçenya'nın işgali çok önceden planlanmıştı. Vladimir Putin Güvenlik Konseyi Sekreteri olduğu zaman bu planların yapılmasında çalışmıştı. Fakat Moskova operasyonu daha geç bir tarihte başlatmayı planlıyordu. Bizim yerli "liderler"imiz bu süreci biraz hızlandırdı. Stepaşin'in, Rusya'nın Dağıstan'ı kaybettiği şeklindeki yorumunu hatırlayın. Stepaşin Rusya yöneticilerinin gizli planlarını bilmeseydi böyle bir açıklama yapmazdı. Stepaşin planı desteklemiş ve daha sonra görevden alınmış olabilir. Veya böyle haşin bir görevi yerine getirebilecek bir kişi olarak görülmemiştir.

Savaşı engellemek mümkün müydü, savaş kaçınılmaz mıydı?

Rusya'yı parçalara ayırmak isteyenlerin Basayev'in Dağıstan baskınında maddi çıkarı vardı. Ve bunu yoğun bir şekilde finanse ettiler. Şüphesiz Berezovsky Batı'nın adamlarından biridir.

Kafkasya'da istikrarı bozma politikasının finansmanı ve yönlendirilmesine, Wahhabizmi bölgede etkinlik sağlamak için kullanan Doğu'lu yıkıcı güçler de katılmıştır. Sonuç olarak [Doğu ve Batı'ya] hizmet eden kendi liderlerimiz tüm dünyada kötü bir Çeçen ve Çeçenya imajı yaratmışlardır ve gizli servisler tarafından kontrol edilen Rusya medyası halkın bu imajı benimsemesini sağlamıştır.

1997'de Basayev'in Dağıstan'da eylem yapmayı planladığı haberini duymuştum. Planın özü, Şamil'in bir yerel zafer kazanması, daha sonra belirli bir bölgeyi kontrol etmesi ve daha sonra Çeçenya ve Dağıstan İmamı olarak ilan edilmesine dayanıyordu. Böyle bir senaryonun hazırlandığı düşünülebilir. Çünkü, her şeyden önce, bu, bazı Çeçen liderlerin yapmak istediği gibi, Meşhadov'u yönetimden uzaklaştırmak için tek yoldu.

Diğer yandan, dünyanın gözü önünde Çeçenya'ya karşı gerçekleştirilen askeri rövanşı, saldırganlara ve teröristlere karşı operasyon maskesi altında meşrulaştırmak için gizli servislerin Basayev'i Dağıstan macerasına zekice çektiği düşünülebilir. Bu durum, Rusya'da apartmanların bombalanmasına kimin ihtiyacı olduğunu da açıklayabilir. Hatırlayın, Çeçenya'da askeri harekat başlatılırken teröristleri kontrol altında tutmak için bir güvenlik bölgesinin oluşturulmasından bahsediliyordu, fakat şimdi bütün dünya barışçı nüfusun katledildiğini görüyor ve Moskova'daki politikacılar ve askerler Rusya'nın bölgesel bütünlüğünden bahsediyorlar. Teröristler işgal için zorunlu bir bahaneydi. Fakat Rusya'nın amaçları çok farklıdır: amaçları Çeçenya'nın bağımsızlık hareketini kırmaktır.

Rus generalleri arasında rövanşist duygu yaygın olmasına karşın bence savaş engellenebilirdi, eğer biz daha dengeli ve tutarlı davransaydık, eğer iç ve dış politikalarımız konusunda ciddi hatalar yapmasaydık.

Rus-Çeçen ilişkileri tarihinde ne kadar trajik sayfalar olursa olsun, bizler yan yana yaşamak zorundayız. Bizler komşuyuz ve komşusuyla insan sonsuza kadar düşman olarak yaşayamaz. Ne Çeçenya'yı, ne de Rusya'yı başka bir yere taşıyamayız. Yan yana yaşamayı öğrenmemiz gerekir. Ne kadar zor olursa olsun.

Barış Anlaşması imzalandı. Fakat anlaşmayı somut anlaşmalar, belki bir kaç taviz pahasına ilişkilerin iyileşmesi izlemedi. Moskova'nın engeller çıkardığının farkındayım, fakat biz bu engelleri aşmak için gerekli her şeyi yaptık mı? Sanırım yapmadık. Rusya ile ilişkilerimizde belirli bir sorunu çözmek için meşru hükümet ne zaman bir girişimde bulunsa, bizim "yurtsever"lerimiz protesto ettiler: işte Başkan ve Meclis kendilerini Rusya'ya sattılar, ve benzeri şeyler. Böyle pek çok örnek verilebilir. Sadece birine bakalım: Raduyev'in sürekli gösterilerinde iki yıl boyunca Meşhadov'un Moskova-yanlısı konumundan yakındılar. "Kadro" katılımcıların talepleri tamamen saçmaydı: Rusya ile hiçbir anlaşma yok; Rusya'nın tam yıkılışına kadar savaş. Bunun provokasyondan başka bir şey olmadığı açık. Bizim bilinen pek çok liderimiz benzer şeyler yaptılar.

Bütün komşularımız ile, hatta komşu Rus bölgeleri ile, bizim konumumuz onlardan daha yüksekmiş gibi bir tutum takınmadan, siyasi ve diplomatik bağlar kurulmalıdır.

Fakat Meclis de sık sık hükümeti eleştirdi ve hükümetin devlet yapısında bazı reform önerilerini onaylamadı.

Kendi yanlış hesaplarımızın mevcut sorunlarımızın pek çoğuna neden olduğunu kabul etmeliyiz. Devlet Başkanı'nın [Aslan Meşhadov'un] en büyük hatası İçkerya Cumhuriyeti Anayasası'nı çiğnemek olmuştur. Bütün devlet yapısı düzensizlik içindeydi. Hükümet, bazen devletin mevcut temel yasasına aykırı olarak, devlet yapısının şurasına burasına yama yapmaya çalıştı. Örneğin, şeriata dayalı devlet, nitelikli tavsiye alınmadan, yeterli istişare yapılmadan ilan edildi.

Meclis mevcut Anayasa'yı tanınmış alimlere, bilgili teologlara verdi ve görüşlerini sordu. Bu alimlerin hiç biri, anayasamızda İslami normlara aykırı tek bir madde bile bulmadı.

Şeriat konusunda en yüksek sesle bağıranların kafalarında başka amaçların olduğu açıktır. Onlar kendi ideolojilerini yayıyorlar ve amaçları yönetimi ele geçirmektir. Çeçenya'yı kendi deneyleri için bir deneme tahtası haline geitmek isteyen güçlerin bulunduğu bazı İslami devletler ile ilişkileri var. Ve burada, gerçek Müslüman olarak görmediğim, adamları var. Bir Müslüman başka bir Müslüman'ı ezer mi, döver veya öldürür mü, rehin alır mı, fidye ister mi, soyar mı? Ve tam bu tip insanlar şu ya da bu nedenle burada bir İslami devlet kurmak istiyorlar!

Tabii hükümet pek çok hata yaptı. Fakat hükümeti kenara, uçurumdan aşağı itmeye çalışan da pek çok insan vardı. Kendi sınai işletmelerimize, kendi sosyo-kültürel kurumlarımıza, kendi sosyal destek sistemimize ne yaptığımıza bakın. Kendi sosyo-ekonomik yapımızın tamamını kendi ellerimizle yıktık! Saldırı karşısında devletin iflas etmesinin nedeni budur.

Şimdi savaş içerisindeyiz, meclis herhalde şimdi farklı önceliklere sahiptir.

Şüphesizki, savaş hepimizi farklı davranmaya zorladı. Meclis askeri duruma ilişkin bir yasayı onayladı. Mevcut durum yetkilerin, özellikle içi ilişkiler konusunda, Devlet Savunma Komitesi ve hükümetin elinde toplanmasını gerektirmektedir.

Meclis çalışmalarını uluslararası alanda yoğunlaştırdı. Savaş öncesi dönemde sadece ilgili komite dış politika sorunlarıyla ilgileniyordu, şimdi hemen hemen tüm milletvekilleri bu konuda çalışıyor. Rusya'nın enformasyon ambargosu nedeniyle Çeçenya hakkında gerçekler dünya kamuoyuna ulaşamıyor. Bu ambargoyu delmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Pek çok delegasyon şu anda yurt dışında. Meclis sözcü yardımcısı Selim Bishayev başkanlığında bir delegasyon şimdiden onlarca devleti ziyaret etti. Politikacı ve diplomatlarla toplantılarında ve basın konferanslarında, Çeçenya'da şahit olduğumuz şeyin bir anti-terörist operasyon olmadığını, haLka karşı bir savaş yürütüldüğünü söylüyorlar. Milletvekilleri Akhyad Idigov and Abubekir Magomadov Tanınmayan Halklar Örgütü [UNPO] merkezinde bir konuşma yaptılar ve bazı Avrupa devletlerini ziyaret ediyorlar. Vagap Tupakov başkanlığında üçüncü bir delegasyon İstanbul'daki AGİT Zirvesi için hazırlanıyor.

Milletvekillerimizin faaliyetleri sayesinde dünya kamuoyu, Rusya'nın Çeçenya'daki eylemlerine ilişkin daha dengeli bir tutum takındı ve barbar bombardımanları kınadı. Çeçen halkı dünya kamuoyuna umut ile bakıyor.

Savaş bir gün sona erecek. Sonra ne olacak? Bizi aynı kaos ve yasatanımazlık mı bekliyor?

Doğru, halkı yeni bir yıkıcı savaşa sürükleyenler, üç yıldır devleti içeriden yıkanlar herhalde aynı şeyi yapmaya çalışacaklar. Fakat halkı tekrar bu eşkiyalara teslim edemeyiz. Son adama kadar hepimiz yasatanımazlığa karşı durmalıyız.

Savaştan sonra Devlet Başkanı, Meclis ve tüm bakanların halka hesap vermesi gerektiğine inanıyorum. Bırakalım halk bizim hakkımızda karar versin. Devlet Başkanı'na yasa ve düzeni sağlamak için üç aylık bir süre verilmelidir. Üç ay içinde yasa ve düzeni sağlayamazsa istifa etmelidir. Halk isterse ben de öyle yapmaya hazırım. Fakat ne olursa olsun, rolüm ne olursa olsun, yasa ve düzeni sağlamak isteyenlerle birlikte çalışacağım.

 

BİLGİ / BELGE

  • Son Eklenenler
  • Çok Okunanlar
  • Rastgele